CİNSELLİK VE SEX REHBERİ I

1 CİNSELLİK VE SEX REHBERİ ISağlık Slaytları ...
Author: Batur Eriş
0 downloads 540 Views

1 CİNSELLİK VE SEX REHBERİ ISağlık Slaytları

2 Cinsellik ve Sex Rehberi sadece eğitim amaçlı olarak düzenlenmiştirCinsellik ve Sex Rehberi sadece eğitim amaçlı olarak düzenlenmiştir. Burada verilen bilgiler tıbbi tanı ve tedavi yerine geçmez. Kendinizin ya da çevrenizde rastladığınız Cinsel Soru ve Sorunlar için , lütfen en yakınınızda bulunan konunun uzmanı doktorunuza danışınız. Cinsellik ve Sex Rehberi Tüm kullanıcılar için ücretsiz olarak hazırlanmış bir kaynaktır Cinsellik ve Sex Rehberi hakkındaki görüş eleştiri ve temenniler için mail adresini kullanabilirsiniz. Sizlerden gelecek olan mailler doğrultusunda 2. Bölüm hazırlanacaktır

3 KADIN VE ERKEKTE CİNSEL ORGANLAR VE ÜREME

4 [email protected] KADIN VE ERKEKTE CİNSEL ORGANLAR VE ÜREMEKadın ve erkeğin kendi vücudunu ve eşinin vücudunu bilmesi, sağlıklı cinsellik açısından da önemlidir. 1. Kadın Üreme Organları Pelvis Kadın bedeninde cinsel organların büyük kısmı vücudun içinde bulunur ve leğen kemiği (pelvis) adı verilen kemik bir yüzeyin üzerinde bağlar, karın zarı ve kaslarla örtülüdür. Sağlık Slaytları sağlık

5 [email protected] Dış OrganlarKadınlarda dış cinsel organlar doğum kanalının girişini çevreleyen kalın ve ince dudaklar olarak isimlendirilen yumuşak dokulardır. Dudaklar üst üste birleşirler ve ön tarafta bulunan “klitoris” adı verilen oluşumu korurlar. Klitoris ve çevresi cinsel uyarılma açısından en duyarlı bölgelerdendir. Kadınlarda üreme kanalının (vajina) girişi yakınlarında iki açıklık daha vardır. Bunlardan öndeki idrar, arkadaki ise dışkı çıkışının olduğu (makat, anüs) açıklıklardır.  Vajina Vajina 7-8 cm. uzunluğunda, kaslı, üst ucu rahimle bağlantılı, alt ucu dışarıya açılan esnek bir kanaldır. Vajina rahime geçmek üzere erkek tohum hücrelerinin döküldüğü kanaldır. Üreme için gerekli olan cinsel ilişki vajina yoluyla olur. Vajina cinsel uyarı sonucunda kendiliğinden ıslanır, genişler ve cinsel ilişki sırasında organların sürtünmelerini acısız hale getirip, kolaylaştırır. Vajinanın alt bölümünde kanal girişini kısmen kapayan ince ve esnek zara kızlık zarı (himen) adı verilir. Kızlık zarı penisin vajinaya girdiği ilk cinsel ilişki sırasında genellikle kolayca yırtılır. Görülebilen hafif kanama kısa sürede kendiliğinden durur. Ancak ani zorlamalarda oluşan yırtıklar fazla kanama yapabilir, ender olarak doktor yardımı gerekebilir. Bazen cinsel ilişki sırasında yırtılmayan esnek zarlar da vardır. Bu durumda ilişki sırasında kanama olmaz. Daha önce cinsel ilişkisi olmamış çiftler ilk kez birlikte olduklarında, cinsel ilişkiye giremeyebilirler. Bu endişe edilecek bir durum değildir. Cinsel ilişki daha sonra, kadın ve erkeğin karşılıklı olarak istek duyduğu ve kendilerini rahat hissettiği ortamlarda tekrar denenebilir.

6 Bu konudaki acelecilik ve zorlamalar bir takım sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Çift, ruhsal ve yapısal bazı özelliklerin ilişkiyi engellediğini düşünürse, bu konunun danışabileceği bir merkeze başvurabilir. Rahim Rahim, mesane ile kalın barsak ucu arasında kaslardan yapılmış, içi boş, biçim olarak ters duran armuda benzeyen bir iç üreme organıdır. İç yüzeyi gebelikte bebeğin yerleşmesi ve gelişmesine uygun kan damarları ile dolu bir tabakayla kaplıdır. Rahmin asıl işlevi bebeğe anne karnında yaşama ortamı sağlamaktır. İç tabaka her ay hormonların etkisiyle gebeliğe hazırlanır. Ancak gebelik oluşmadığında, bu doku adet kanaması olarak dışarıya atılır. Bu süreç ergenlikte kadının ilk adet gördüğü yaştan,  menopoza girene kadar her ay, bir düzen içinde tekrarlanır. Rahmin alt bölümündeki dar kısma rahim ağzı (serviks) adı verilir. Rahmin üst iki yanında, her biri yaklaşık 10 cm. uzunluğunda, saçak şeklinde uzantıları olan iki tüp (fallop tüpleri) vardır. Bu tüpler yumurtalığın çevresini sararak sonlanır ve yumurtalıkta her ay oluşan yumurtayı rahme iletmekle görevlidirler. Ayrıca yumurtanın erkeğin spermi ile döllenmesi de tüplerde gerçekleşir. Yumurtalıklar Rahmin iki yanında 1-2 cm büyüklüğünde, badem şeklindeki organlardır. Her yumurtalık, ergenlik başlangıcında yüzbinlerce olgunlaşmamış yumurta hücresi içerir.

7 [email protected] . Adet GörmeKadınlar, ergenlik çağında cinsel olgunluğa ulaştıktan ve doğal gelişimlerine eriştikten sonra, ortalama her 28 günde bir vajinal kanama görürler. Her kadın aynı aralıklarla ya da aynı sürede adet olmayabilir. Ancak, gün aralıklarla adet görülmesi doğal sayılır. Adet süresinin uzunluğu da 2-7 gün arasında değişebilir. Önemli olan, kanamanın başlangıçta az olması, sonra çoğalarak bir tepe noktaya varması ve sonunda tekrar azalarak bitmesidir. Her ay yumurtalıklarda bir çok yumurta taslağı olgunlaşmaya başlar. Bu sürede rahim içi dokusu da kalınlaşarak kanlanmaya başlar. Olgunlaşan yumurta taslaklarından en gelişmiş olanı yuvasını çatlatıp yumurtalıktan çıkar. Yumurta, tüplerin ucunda bulunan ince uzantılar tarafından içeriye çekilir. Kadın yumurtası 24 saat canlı kalır, bu sürede tüp içindeyken spermle karşılaşırsa, döllenme gerçekleşir. Döllenmiş yumurta daha sonra tüplerden rahim içine aktarılır ve rahim duvarına yerleşir.  Döllenme olmadığında yumurtanın yerleşmesi için gelişmiş olan rahim dokusu kanamayla birlikte dışarı atılır. Kadınlarda adet görme denen bu durum ortalama 28 günde bir olur. Ancak bu süre, kadından kadına 21 gün ile 35 gün arasında değişebilir. Her ay birkaç günlük değişiklikler normaldir. Bu süre değişse bile yumurtlama her zaman adetten yaklaşık iki hafta önce olur. Yumurtlamadan önceki ve sonraki birkaç gün gebelik için en uygun dönemdir, çünkü spermler kadın vücudunda 5-7 gün canlı kalabilirler. Adet kanaması kirli kanın atılması (kirlenme) ya da gerçek bir kanama değildir. Aynı zamanda, bu kanama her hangi bir kesik ya da yaralanma sonucunda oluşmadığından adet görmek, bir hastalık ya da sakatlık olarak algılanmamalıdır..

8 2. ERKEK ÜREME ORGANLARI. [email protected]Erkek üreme organlarının büyük bölümü vücudun dışından görülür. Penis; idrar ve üreme salgısı kanalının çevresini saran süngersi bir yapıda kan damarlarından zengin bir organdır. Penisin ucunda yer alan açıklıktan hem idrar hem de meni ayrı zamanlarda dışarıya atılır. Penis uyarıldığında damarların kanla dolmasıyla büyür ve sertleşir. Buna sertleşme (ereksiyon) denir. Penis kökünün altında yer alan testisler (erkek yumurtalığı, hayalar, erbezi) deri ile kaplı torba şeklinde bir yapının (skrotum) içinde korunurlar. Organı kaplayan deri ergenliğin başlamasıyla koyulaşıp kalınlaşır.

9 Bu torba içindeki erbezleri (testis) ergenlik öncesinde küçük, erişkinde ise gr. ağırlığında, cm uzunluğunda, 2.5 cm. genişliğinde yumurtaya benzer şekildedir. Testisler üreme hücreleri (sperm) üretirler, ayrıca erkeklik hormonu testosteron salgılarlar. Spermler gözle görülmeyecek kadar küçük, hareketli hücrelerdir. Sperm kanalları yoluyla vücut dışına atılırlar. Testislerden çıkarak idrar yoluna doğru uzanan iki uzun sperm kanalı, idrar kesesinin altından geçer ve penis içinde dış idrar açıklığına dek uzanır. İdrar kesesinin altında yer alan prostat bir salgı bezidir. Spermlerin içinde yüzdüğü sıvı bu küçük organın salgısıdır (meni). Sıvı vajinanın kimyasal ortamını sperm hareketine uygun hale getirir. Spermlerin dışarı atılmadan önce biriktikleri iki küçük kesecik de (seminal kese) mesanenin iki yanında yer alır. .

10 ERKEK CİNSEL ORGANLARI

11 ERKEK CİNSEL ORGANLARICinsel açıdan erkeğin üremedeki rolü kadına göre daha basittir. Erkek sperm üretir ve döllenmenin gerçekleşebilmesi için bu spermleri kadının dölyoluna ( vajina ) boşaltır. Erkeğin cinsel organları bu işlevi yerine getirecek biçimde oluşmuşlardır. Sperm üretme sistemi iki erbezinden (testis ) oluşur. Bu bezler aynı zamanda ergenlikte çeşitli bedensel değişikliklere yol açan hormonları da üretirler. Spermi kadının dölyatağına ( uterus ) ulaştıran organa penis denir. Penis aynı zamanda idrarın boşaltılmasını sağlar. Spermi erbezlerinden penise taşıyan bir kanal sistemi vardır. Bu sistem depolama bölgeleri içerir. Bu yüzden erbezleri, yalnızca spermin boşaltıldığı orgazm anında değil, sürekli olarak sperm üretebilir. Erkeğin cinsel organlarında spermlerin içinde yaşadıkları ve yüzdükleri sıvıyı üreten bir dizi salgı bezi daha vardır. Bütün bu organların üreme için en önemlileri erbezleridir. Erbezleri, gövdenin dışında derisi kırışık bir torbanın içinde yer alır. Erbezleri önce gövdenin içinde oluşur, daha sonra doğumdan kısa bir süre önce torbanın içine inerler.

12 . Eğer bu gerçekleşmez ve zamanında tıbbi müdahale yapılmazsa erkek yaşamı boyunca kısır kalabilir. Hayvan türlerinin önemli bir bölümünde, erbezleri, insanlarınkinden farklı olarak gövdenin içindedirSadece memelilerin bazı türlerinde erbezleri doğumdan belli bir süre önce, başlangıçta bulunduğu böbrekler yakınındaki bölgeden gövdenin dışına, erbezi torbalarının içine iner. Bazı türlerde erbezleri yine aşağıya iner ama gövdenin dışına çıkmaz, karın boşluğunun alt kısmında kalır. Bazılarındaysa daha değişik bir düzen görülür: erbezleri mevsimlerle birlikte yer değiştirirler. Çiftleşme döneminde gövdenin dışına çıkarlar, dönemin kapanmasıyla da yine karın boşluğunun içine çekilirler. Bu mevsimlik hareket de göstermektedir ki, canlıların çoğunda erbezlerinin etkinliği, gövdenin dışına çıkmalarıyla sağlanmaktadır. Başka bir deyişle insanlarda olduğu gibi hayvanların çoğunda da sperm üretimi ancak gövdenin dışında bulunan ve dolayısıyla sıcaklığı gövde sıcaklığının biraz altında kalan erbezleri tarafindan gerçeleştirilebilmektedir. Erbezi torbaları yün kumaşla sarmalanan erkek farelerin kısırlaştığı deneylerle saptanmıştır. Buna karşılık ancak vücut sıcaklığındaki bir erbezinde sperm üretebilen türlerin sayısı da çoktur. Üstelik, bunlar, erbezleri gövde dışında kalan türlere çok benzeyen, akraba türlerdir. Birbirine çok yakın türlerin oldukça farklı ısı düzeylerinde üreme faaliyetini yürütebilmelerinin nedeni henüz anlaşılmış değildir. Erbezi torbasına sahip türlerde bu organın yeri de oldukça değişiktir. İnsanlarda torbalar penisin arkasındadır; buna karşılık bazı keseli hayvanlarda penisin önünde ve şebeklerde de penisin yanında bulunur.

13 Torba, birer erbezi içeren iki bölüme ayrılırTorba, birer erbezi içeren iki bölüme ayrılır. Torbanın dışındaki ince çizgi bu ayrılma sınırını gösterir. Erkeklerin çoğunda sol erbezi sağdakine göre biraz daha aşağıdadır. Ancak her ikisi de küçük kaslar sistemiyle yukarı ve aşağı doğru hareket ederler. Torbanın derisine bağlı olan bu kaslara dartos, erbezlerine bağlı olan kaslara ise kremaster denir. Soğukta bu kaslar erbezlerini gövdeye doğru çeker. Sıcakta ise kaslar gevşer ve erbezleri aşağıya sarkar. Bu karmaşık düzen gereklilikten doğmuştur. Çünkü erbezleri yeterli ölçüde spermi, gövde sıcaklığının biraz altında, 35 °C'de üretirler. Eğer sıcaklık yüksekse sperm üretilemez, hatta baba olma yeteneği bütünüyle ortadan kalkabilir. Uzun süre bisiklet sürmenin, sıkı kilotlann sperm üretimi üzerinde olumsuz etki yaptığı söylenmektedir. Buna karşılık İskoçya türü etekliğin verimliliği artırdığı öne sürülmektedir. Her bir erbezi 250 kadar bölmeden oluşur. Bu küçük, sıkı sıkıya birbirine geçmiş borular ersuyu üreten kanalcıklardır. 800 kadar kanalcıkta her gün yüzmilyonlarca sperm üretilir. Kanalcıklar birbirlerine bağlıdırlar ve hepsi birden daha geniş bir toplama kanalına açılırlar. Erbezinin üstünde sarılmış biçimde bulunan bu toplama kanalına "epididimis" adı verilir. Yaklaşık 6 metre uzunluğundaki epididimis içinde spermler hareket etmeye alışırlar. Kanalcıklarda yeni spermaların üretilmesiyle birlikte daha önceden üretilmiş spermler, epididimis'e itilir. Eski spermler burada bir süre beklerler. Boşaltım için on-on beş gün kadar bekleyen spermler boşaltım olmazsa ölürler. Epididimis, "vas deferens" (sperm kanalı) adı verilen ve kalın kas duvarlarıyla çevrili bir başka kanalla bağıntılıdır. Kan damarları ve sinirlerle birlikte bu kanal sperma kordonunu oluşturur. Her bir erbezinden çıkan sperma kordonu bir kavis çizerek penisin tabanına kadar gelir. Kasık kemiğinin ön ve üst tarafindan dolanan kordon böbreklerden idrar torbasına giden idrar yolunu çevreler, döner ve sonunda, idrar torbasının arkasından aşağıya doğru iner.

14 İki sperm kanalının son bölümleri diğer bölümlere göre daha geniştirİki sperm kanalının son bölümleri diğer bölümlere göre daha geniştir. Buralarda spermler depolanır. sperm keseleri adı verilen iki küçük bezden gelen kanalları birleştiren sperm kanalı ; prostat bezinin çevresine ulaşır. Burada iki kanal birleşir ve idrar yoluna girerler. İdrar kanalı, penis boyunca idrar torbasında uzayan kanaldır. Prostatın altında bazı bezler idrar yoluna salgı yapar. Bunlara Cowper ve Littre bezleri adı verilir. Bu bezler cinsel birleşme sırasında penisin ucunun ıslanmasını sağlarlar; ayrıca spermin içinde yüzdüğü sıvıyı da salgılarlar. Bu sıvı sperm için gerekli olan oksijen ve besini verir. Sıvının içinde bir pervane görevini yapan kuyruk hareketleri yoluyla yüzen spermler bu sıvılarla birlikte meniyi oluşturur. Bezlerden gelen salgıların kimyasal bileşimleri o kadar belirgindir ki, giysilere bulaşmış olan meni üzerinde yapılan kimyasal deneyler, tecavüz suçlarında kanıt olarak gösterilebilmektedir. Prostat bezinin ürettiği kimyasal maddeler arasında bulunan bir dizi maddeye prostaglandinler denir. Bu maddeler kadının dölyatağında birleşme sırasında görülen kasılmaları kolaylaştırır ve spermin kadının üreme organlarına doğru yol almasına yardımcı olabilir.Penis idrarın dışarıya atılmasını sağlar..İdrarın boşaltılması sırasında penisin inik ve yumuşak olması en uygunudur. Ama yumuşak bir penis spermleri kadının dölyatağının derinlerine taşımak açısından hiç elverişli değildir. Bu yüzden bir erkek cinsel açıdan uyarıldığında penisi de sertleşir ve dikleşir. Bu yolla cinsel ilişki daha kolaylaşır. Peniste gözenekli dokulardan oluşan üç sütun yer alır. Üstte ve yanlarda iki Korpora kavernoza bulunur. Bu tabakalar tabanda kasık kemiğine bağlıdırlar. Alt tarafta ise daha küçük olan Korpus spongiozum tabakası yer alır. Bu tabaka penis başındaki dokuları da oluşturur.

15 Her üç sütuna da kan damarları bağlıdırHer üç sütuna da kan damarları bağlıdır. Bir erkek cinsel açıdan uyarıldığında kan hızla bu dokulara dolar. Mantar biçimindeki dokular kanı çabucak emerler ve şişerler. Penisin sertleşme olayı da buna bağlıdır. Sertleşme omurilikten gelen sinirsel uyarılar aracılığıyla meydana gelen otomatik bir olaydır. Sertleşmeye pekçok şey yol açabilir. Karşı cinse hiç dokunulmaksızın bir koklama ya da görme de penisin sertleşmesini sağlayabilir. Öte yandan, beyinden gelen mesajlar sertleşmeyi engelleyebilir. Penisin başında çok duygun sinirler vardır. Dölyatağının içindeki penisin sürtünmesi sonucunda baştaki sinirlerin uyarıcı etkileri erkekte orgazmı sağlar. Hayvanlarının çoğunun penisinde, os penis adı verilen bir kemik (veya kıkırdak) bulunmasına rağmen, insanda böyle bir şeye rastlanmaz. Hayvanlarda bu kemiğin işlevi, penisin sertliğini sağlamaktır. Bütün etoburlar (köpekler, kediler, fokbalıkları, ayılar), yarasalar ve maymunlarda bir os penis vardır. Buna karşılık toynaklılarda(at ve inek gibi hayvanlar), kanguru gibi keseli hayvanlarda ve balinalarda böyle bir kemik yoktur. İnsanda koni biçiminde olan penis başı ( glans ) da çeşitli hayvan türlerinde çok farklı biçimler almıştır. Bazı keselilerde olduğu gibi iki parçalı veya çatallaşmış da olabilir, bütün diğer memelilerdeki gibi tek parçalı da olabilir. Bazı maymun türlerinde penis başı çok küçüktür. Buna karşılık insanda oldukça büyüktür ; penisin toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır ve penisin en duyarlı kısmıdır. Orgazm aşamasına ulaşılmadan önce Cowper ve Littre Bezleri'nden belirli ölçüde sıvı salgılanır. Bu sıvı penisin başını ıslatır ve uyarıcı etkileri artırır. Sıvının bir başka önemli görevi de idrar yolunda spermlere zararı dokunacak maddeleri işe yaramaz hale sokarak spermin idrar yolundan geçişini sağlamaktır. Bundan sonra, sinirsel uyarılar meni kanalı, meni bezleri ve prostat bezi çevresindeki kasları harekete geçirirler. Bu hareketler bir pompa işlevini görerek spermlerin ve öteki bezlerden gelen sıvıların idrar yoluna boşalmasını sağlar.

16 Penisin süngerimsi dokularının çevresindeki bir dizi kasın kasılmasıyla birlikte meni idrar yolunda ilerler ve dışarıya atılır. Bu arada kaslar idrar torbasına giden kanalı kapatırlar. Böylece idrarın meniye karışması önlenmiş olur. Sünnet, yani penisin başındaki derinin alınması dünyanın en eski adetlerinden birisidir. Özellikle müslüman ülkelerde uygulanan sünnet sağlık açısından yararlı bir işlemdir. Çünkü sünnetsiz kişilerin sürekli yıkanmamaları durumunda, baş derisinin altında smegma adı verilen bir salgı birikebilir. Görülen bir başka durumda sünnetli kişilerde ya da eşlerinde penis ve rahim kanserlerine çok az rastlanmasıdır. Bu elverişli durumların bir sonucu olarak sünnet çeşitli ülkelerde giderek yaygınlaşan bir olay haline gelmektedir. Sünnetli erkeklerin cinsel açıdan doyuma daha çok ulaştıkları inancı ise yanlıştır. Bir görüş, açıkta kalan penis başının bütün gün pantolona sürtünmesinin cinsel duyarlığı azalttığı yolundadır. Bu yüzden erkekler orgazma ulaşmak için uzun sürelere gereksinim duymaktadırlar. Ne var ki yapılan araştırmalar sünnetli ve sünnetsiz kimseler arasında orgazma ulaşma açısından bir fark olmadığını ortaya koymuştur. Penisin boyutları üzerine pekçok yanlış kanı yaygındır. Kimi erkekler penislerinin kısalığından dolayı çeşitli karmaşık ruhsal durumlara girmektedirler. Oysa penisin büyüklüğü ya da küçüklüğüyle cinsel ilişkide başarı arasında bir ilişki yoktur. Penisin büyük olması kişinin "daha erkek" olmasını gerektirmez. Cinsel ilişkide doyuma ulaşma penisin büyüklüğü ya da küçüklüğüyle değil, cinsel teknikle ve esas olarak da psikolojik uyumla ilgilidir. Erkeğin sertleşme ve sperm üretme yeteneği, kadının menapoz dönemini tamamlamasından çok sonra da devam eder. .

17 ERKEK ÜREME ORGANLARININ YAPISI

18 ERKEK ÜREME ORGANLARININ YAPISI.Erkek üreme organları da aynen kadınlarda olduğu gibi dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Erkeğin dış genital organlarını penis ve içinde erbezlerini (testisleri) barındıran torba (skrotum) adı verilen yapı oluşturur. Penis Penis, erişkin bir erkekte 5-9 santimetre uzunluğunda, 3-5 santimetre çapında silindir şeklinde bir organdır. Cinsel uyaranlara bağlı olarak sertleştiğinde boyu yaklaşık iki kat uzar ve çapı artar. Penis boyutlarındaki artışı sağlayan mekanizma penisin iç yapısında bulunan boşluk ve gözeneklerin içinin kan ile dolmasıdır. Uyaran bittiğinde penis kısa sürede eski boyutlarına geri döner.

19 . Erkek uretrası (sağda yer alan şekil) kadın uretrasına göre çok daha uzundur. Kadın uretrasının nispeten kısa olması kadınlarda idrar yolları enfeksiyonlarının kolaylıkla oluşmasına zemin hazırlar.

20 Penis uzunluğu çok değişken olabilir ve penisin cinsel işleviyle boyutları arasında bilinen bir ilişki yoktur. Penisin gövde ve baş olmak üzere iki kısmı vardır. Baş kısmı sünnet derisiyle kaplıdır ve erkek sünnet olduktan sonra bu kısım açıkta kalır. Sünnet olmamış erkeklerde sünnet derisinin içindeki baş kısmı sertleşmeyle birlikte ortaya çıkar, sonra eski boyutlarına döndüğünde tekrar deri tarafından örtülür. Penisin baş kısmı sünnet olmamış erkeklerde elle sıyrılarak da ortaya çıkarılabilir. Penis başı erkeğin en hassas bölgelerinden biridir ve içerdiği çok sayıda sinir ucu sayesinde erkek orgazmında en önemli rolü oynar. Penisin ortasından uretra adı verilen idrar borusu geçer. Mesaneyle bağlantılı olan bu boru, penis başının uç kısmında bulunan uretra ağzına açılır. Uretra hem meninin hem de idrarın dışarıya boşaltılmasını sağlar. Torba (skrotum) Skrotum içinde sağlı sollu yer alan iki testis, sperm kanallarının bir kısmı ve çok sayıda damar yapısı içeren bir yapıdır. Skrotumun sperm işlevlerini korumak açısından çok önemli bir özelliği vardır: · Sperm hücreleri ısı değişikliklerinden olumsuz etkilenirler ve işlevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için vücut ısısından yaklaşık 2 derece daha düşük bir ortamda bulunmaları gerekir. Torbanın vücut dışında bulunmasının nedeni budur.

21 · Torbanın içindeki ısı vücut ısısından daha düşüktür ve soğukta büzüşerek ısı kaybını önler. Sıcakta ise aksine sperm hücrelerinin aşırı ısıya maruz kalmalarını önlemek için gevşer. Testisler Torbanın içinde sağlı sollu yer alan iki adet testis, sperm hücrelerinin üretildiği ve testosteron adı verilen erkeklik hormonunun salgılandığı yapılardır. Testislerin büyüklükleri kişiden kişiye değişmekle beraber, her biri ortalama gram ağırlığında, 4-5 santimetre uzunluğunda ve 2-2,5 santimetre kalınlıktadırlar. Testisler yaklaşık aynı büyüklükte olmalarına karşın yapısal olarak sol testis sağdakine göre biraz daha aşağıda yer alır. Her testis içinde küçük ve oldukça kıvrımlı sperm kanalcıkları bulunur. Bu kanalcıklar beyindeki hipofiz bezinin salgıladığı FSH hormonunun verdiği emirle sperm hücreleri üretirler. Testisler yine hipofiz bezinden salgılanan ve LH adı verilen hormonun etkisiyle testosteron hormonu üretirler. Erkek çocukta ergenlik dönemine girene kadar nispeten düşük miktarlarda salgılanan testosteron hormonu ergenlikle birlikte daha hızlı salgılanmaya başlar ve erkek çocukta ses kalınlaşması, sakal-bıyık çıkması, vücut kaslarının gelişmesi, vücutta erkek tipi kıllanmanın ortaya çıkması gibi erkeksi özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Sperm üretimi de ergenliğin başlamasıyla kısa sürede başlar. Erişkin bir erkekte de testosteron erkek cinsiyete özgü özelliklerin devamını ve sürekli olarak sperm üretimini sağlar..

22 SPERM HÜCRESİNİN YAPISI. SPERM HÜCRESİNİN YAPISI Sperm hücresi yaklaşık santimetrenin 250'de bir kadar uzunlukta çıplak gözle görülemeyecek kadar ufak bir hücredir. Hücrenin baş, gövde ve kuyruk olmak üzere üç ayrı kısmı vardır. Baş kısmı sperm hücresinin yumurta hücresi içine girme işlevini yürütür. Bu amaçla bu kısımda yumurta hücresinin dış tabakasını eritip delebilen maddeler bulunur Gövde kısmı sperm hücresinin 23 kromozomdan oluşan genetik materyalini içerir. Burada ayrıca sperm hücresinin canlı kalması ve hareket etmesi için gerekli olan enerji sağlayıcı maddeler depolanmıştır. Kuyruk kısmı sperm hücresinin hareketli olmasını sağlar. Kırbaç hareketleriyle ilerleyen sperm hücresi bu şekilde yumurta hücresini bulmaya çalışır.

23 SPERM ÜRETİMİ [email protected]Her testis içinde çok ince ve birbiri üzerine katlanmış çok sayıda kılcal boru vardır. Sperm hücreleri bu borular içerisinde oluşur ve olgunlaşırlar. Sperm hücrelerinin üretimi ve olgunlaşması yaklaşık 74 gün kadar sürer. Sperm hücresi üretimi aynen yumurta hücresi üretiminde olduğu gibi esas olarak 46 kromozom taşıyan bir hücrenin tam yarıdan ikiye bölünmesiyle gerçekleşir. Erkeklerin hücrelerinde cinsiyet kromozomu olarak bir X bir de Y kromozomu bulunur. Kadında ise cinsiyet kromozomlarının ikisi de X yapısındadır. Sperm hücreleri oluşum aşamasında böylece cinsiyet kromozomlarından ya X veya Y kromozomunu alırlar. Yumurta hücresini dölleyen sperm hücresi Y kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti erkek, X kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti kız olur. Yani bebeğin cinsiyetini daima babadan gelen spermin cinsiyet kromozomu belirler. .

24 . Testis içindeki kanalcıklar testisin hemen tepesinde yerleşmiş olan epididim adlı yapıyla devam ederler. Epididim sperm hücrelerinin olgunlaşmasının devam ettiği bölgedir ve hücreler için bir depo görevi üstlenir. Epididim vaz deferens adı verilen ana sperm iletim kanalıyla devam eder. Ana sperm kanalının içine seminal vezikülleri, prostat bezi ve Cowper ("kovper" okunur) salgı bezleri kendi salgılarını boşaltarak meninin son şeklini almasını sağlarlar. Bu salgıların sperm hücreleri üzerinde besleyici ve hareket artırıcı özellikleri vardır. Sperm hücrelerinin bu salgılarla birleşmesi neticesinde oluşan sıvıya meni adı verilir. Yaklaşık 4 ml. hacmindeki meninin hacmen %60'ı seminal vezikül tarafından, %20'si prostat tarafından oluşturulur. Prostat en dış kısımda yer alan organ olduğundan ejakulasyonda ilk boşalan sıvı prostat sıvısıdır ve en canlı spermler bu sıvı içinde yer alırlar. Sperm üretimi devamlıdır, üretilen sperm depolanır ve boşaltılmaya hazır bekler. Meninin salgılanması ve özellikleri Meni erkeğin orgazm olmasıyla birlikte dışarı fışkırma tarzında boşalır. Meni yaklaşık mililitre miktarında opak-gri renkte, kuruduğunda sarı bir renk alan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan ve kıvamlı bir sıvıdır. Vücuttan atıldıktan sonra 5 ila 20 dakika arasında yapışkan halini kaybederek sıvılaşır, 30 dakikada tamamen su halini alır. Bir boşalmada erkek ortalama 150 milyon sperm hücresi boşaltır. Yumurta hücresinin döllenmesinde sperm sayısı kadar spermlerin kalitesi de önemlidir. Meninin çeşitli özelliklerinin laboratuar koşullarında incelenmesine spermiyogram adı verilir

25 KADININ ANATOMİK YAPISI

26 KADININ ANATOMİK YAPISI.Kadın üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İç genital organlar kadın iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (latince pelvis) içinde koruma altına alınmışlardır. Yandaki resimde kadın genital organları önden bakışta şematik olarak görülmektedir.

27 KEMİK ÇATI . Kadın doğası gebe kalmaya, rahim içinde gelişmekte olan bebeği büyütmeye ve nihayet olgunlaşmış bebeği dünyaya getirmeye göre düzenlenmiştir. Bu görevleri yerine getirmek amacına yönelik olarak kadının kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir: Yukarıdaki resimde solda alt alta yer alan iki resimde erkeğin kemik çatısı üstten ve önden bakışta, sağda alt alta yer alan iki resimde ise kadının kemik çatısı üstten ve önden bakışta görülmektedir. Dikkatlice bakıldığında erkeğin üstten bakışta kemik çatı açıklığının kalp şeklinde, kadının kemik çatı açıklığının ise yuvarlak olduğu görülebilir. Bu farklılık erkeğin leğen kemiklerinin yapısının daha çok ağır yük taşımaya yönelik, kadının leğen kemiklerinin yapısının ise bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yönelik yapılanmasından kaynaklanmaktadır.

28 Yine benzer bir şekilde önden bakışta erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, kadının leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak tanımak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır. Kadının kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar ve bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar ve bağlar çok fazla gevşeme göstermezler. Kadınlarda bel ağrısının erkeklere göre daha sık görülmesinin en muhtemel nedeni budur.

29 Resim: dış genital organların karşıdan bakıldığında görüntüsüKadın dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır ve kadın iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu "doğum kanalından" çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir. Resim: dış genital organların karşıdan bakıldığında görüntüsü

30 [email protected] Kadın dış genital bölgesinin genel yapısıVulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte "çatıyı" oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs ve yanlarda büyük (dış) dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir. Pubis tepesi cilt ve altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir. Dış (büyük) dudaklar Dölyolu (vajina) girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alanlarıdır. Dış dudaklar önde genital kılların olduğu pubis tepesinde, arkada ise anüsün hemen üstünde birleşirler. Üzerleri genital kıllarla kaplıdır ve cilt altında yağdokusu içerirler. İç (küçük) dudaklar Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ve ciltaltı yağdokusu içermezler. Vajina girişi İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir.

31 [email protected] . Kızlık zarıLatince'de hymen ("himen" okunur) olarak adlandırılan bu yapı, ince olmasına karşın nispeten esnektir ve ortasında bir veya daha fazla sayıda delik içerir. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar. Kızlık zarının kadın genital organlarını enfeksiyondan koruduğu söylense de, ortasında adet kanamasının akmasını sağlayacak deliği veya delikleri olan bu yapının bakterilerin geçişini nasıl engellediği açıklanamadığından, bu işlevi tartışmalıdır. Klitoris Erkekteki penis başının kadındaki karşılığıdır. Klitoris hemen pubis tepesi altında yer alan bir yapıdır ve üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur. . Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır ve bu haliyle klitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır.

32 Klitoris cinsel ilişki esnasında aynen erkeğin penisi gibi sertleşebilme özelliğine sahiptir. Kan damarlarından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında önemli görevler üstlenir. İdrar Deliği (uretra ağzı) Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunan ve idrarın dışarı boşaltılmasını sağlayan idrar deliği aşağıda anlatılacak olan uretra adlı yapının son kısmını oluşturur. Perine Perine dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge ciltaltında idrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler. Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi (doğum kesisi) adı verilir. Bu kesinin amacı bebek doğarken bu bölgenin yırtılmasını ve altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir. Vulvada bulunan salgı bezleri Dış genital bölgenin kurumasını önlemek ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç adet salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin ("bartolin" okunur) bezleridir.

33 [email protected] Makat (anüs)Makat kalın bağırsağın son kısmıdır ve depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar. Bu yapının vajinaya ne kadar yakın olduğuna dikkat edin. Bu anatomik yakınlık nedeniyle kalın bağırsaktan dışkılama esnasında gelen bakteriler vajinayla yakın temasta olurlar ve enfeksiyon tehlikesi oluştururlar. Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır: Temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya ve buradan da uretra ağzına bulaşmasına ve bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir. Kızınıza tuvalet eğitimi verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.

34 İÇ GENİTAL ORGANLAR .

35 İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan ve aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahimağzıyla , bebeğin büyüyerek geliştiği ve gebe olunmayan dönemlerde adet kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır ve her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder. Vajina Vajina, vajina girişiyle başlayan ve uç kısmında rahimağzının yer aldığı boru şeklinde ve yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda bir yapıdır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki esnasında vajina girişi ve vajinanın kayganlaşmasını sağlar. Normalde ön-arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır ve bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner. Uretra İdrarın depolandığı mesanenin devamında yer alan bu boru şeklindeki yapı idrar boşaltım sisteminin son basamağını teşkil eder. Uretra kadında erkekten çok daha kısadır. Bu kısalık ve genital sistemin vajina ve anüse yakınlığı, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşanmasına neden olur. Yine ilk cinsel deneyimlerini yaşayan kadınlarda ilişkinin verdiği "tahriş", ilişki sonrasında sık idrara çıkma, idrarı zor yapma, idrarı boşaltamamış olma hissinin yaşanmasına neden olabilir.

36 RAHİMAĞZI [email protected]Rahimağzı spermler için rahim içine giriş ve doğumda bebek için rahimden çıkış kapısıdır. Vajinanın devamında yer alır. Rahimağzı kanalında yer alan salgı bezleri gebeliğe elverişli günlerde spermlerin geçişini kolaylaştıran, gebeliğe elverişli olmayan günlerde bu geçişi zorlaştıran salgılar üretir. Rahimağzı salgıları ayrıca vajinadan rahim içine bakterilerin girişini engeller. Normal şartlarda sert bir koni biçiminde ve birkaç milimetre açıklığında olan bu yapı doğum eylemi esnasında yumuşar, RAHİMAĞZI incelir (bu incelmeye "silinme" denir) ve yaklaşık 10 santimetre açılarak bebeğin çıkmasına izin verir.

37 RAHİM. [email protected]Rahim (uterus), ucunda rahimağzı bulunan, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop tüpleri yer alan, kasılma yeteneği güçlü kaslardan oluşan armut şeklinde bir yapıdır. Rahim içindeki boşlukta rahim iç tabakası (endometrium) yer alır. Rahim gebe olunmayan dönemde mandalina büyüklüğünde sert bir yapıdır ve ağırlığı yaklaşık 60 gramdır. Gebelikte rahim yaklaşık 3 kilogramlık bir bebeği içinde taşıyacak şekilde büyür ve doğum eylemi başladığında güçlü kaslarının kasılmasıyla, rahimağzının da gevşeyerek açılmasıyla bebeğin doğması sağlanır Rahimin bilinen tek işlevi doğmamış bebeğin gelişmesini sağlayacak ortamı oluşturmak, bebeği dıştan gelebilecek darbelerden korumak (bu işlevi amniyos sıvısıyla elele yürütür) ve doğum eyleminde kasılarak bebeği dış dünyaya çıkarmak için anne adayının ıkınmalarıyla birlikte gerekli itici gücü oluşturmaktır. Menopoza giren bir kadında rahimin görevi de tamamlanmıştır ve boyutları giderek ufalır.

38 RAHİM BOŞLUĞU VE RAHİM İÇ TABAKASI (ENDOMETRİUM)Rahimin içinde yer alan boşluk rahim iç tabakasıyla kaplanmış durumdadır. Döllenmiş yumurta hücresi Fallop tüplerinden geçerek endometriuma ulaştığında burada en "verimli" bulduğu bölgeye yerleşir ve çoğalmaya ve gelişmeye başlar. Rahim iç tabakası her adet döngüsünde yenilenir ve gebelik oluştuğunda embriyo rahim boşluğunda gelişimini sürdürür. Gebelik gerçekleşmediğinde bu tabaka yeniden oluşturulmak üzere rahimağzı yoluyla vajinaya, buradan da dış ortama atılır. Kanamayla beraber olan bu sürece adet kanaması adı verilir.

39 HÜCRESEL FARKLILIKLAR.Rahim iç tabakası, rahimağzı kanalı ve vajina yakın komşulukta olmalarına rağmen mikroskopik özellikleri belirgin olarak birbirinden farklı yapılardır. Rahim iç tabakası ve rahimağzı kanalı hücreleri daha çok salgı yapıcı özellikler taşırlarken, vajina hücreleri daha çok sağlamlık ve travmalara dayanıklılık açısından gelişmiş ve çok katlı yapıya sahip hücrelerdir

40 KADIN İÇ VE DIŞ GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİSİ

41 KADIN İÇ VE DIŞ GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİSİ

42 Yukarıdaki resimde kadın iç genital organlarının boyuna kesitinin bir resmi yer almaktadır.vagina dış cinsel organları içeride uterus(rahim)ile birleştiren 8-9 cm uzunluğunda esnek bir kanaldır.bu kanalın ön ve arka duvarları doğum yapmamışlarda temas halindedir.vagina yüzeyini örten hücre tabakası seks hormonlarına duyarlıdır.kendi salgısı yoktur ama cinsel uyarı sırasında hücreler arasından sızan sıvıyla ıslaklığı artar.vagina içinde normal halde yasayan,başka mikropların üremesini engelleyen bazı mikro organizmalar vardır.bunlara döderleine basilleri denir.vaginayı döşeyen hücreler bir zaman sonra dökülmektedir.bu hücrelerin dökülmesiyle içerdiği glikojen(bir çeşit şeker) bazı mikroorganizmalar(döderleine basilleri) tarafından gıda olarak kullanılır(parçalanır).basiller vagina ortamını bu sayede laktik asit üreterek asitleştirirler.bu da başka mikroorganizmaların üremesini engeller.(biyolojik savunma ortamı oluşur)vagina üst kısımda rahim ağzıyla birleşir.arka ve önde fornix dene cepler oluşturur.bu cepler cinsel ilişki sırasında meninin göllenip biriktiği yerlerdir.vagina adet kanının(menstruasyon) dışarı atılmasını,doğumda bebeğin geçmesini sağlayan bir organdır.ayrıca cinsel ilişki sırasında penisi içine alır.1/3 dış kısmının çevresi istemli kaslarla çevrilmiştir.rahim(uterus)kadın kalça kemiğinin ortasında baş aşağı duran armut biçimli bir organdır.önden arakaya yassıdır.duvarları kalın birkaç tabaka kastan oluşmuştur.içi boştur.iki kısımdan oluşmuştur.cervix denen boyun kısmı vagina içine girmiştir.cervix içinde kadınların doğal akıntılarının çoğunu oluşturan salgı yapan bezler bulunur.corpus denen gövdesi yukarıda öne eğilmiş biçimde idrar kesesine(mesane) yaslanır.8x6x4 cm boyutlarındadır.duvar kalınlığı 1-2 cm dir.ağırlığı grdır.rahmin içi endometrium denen her ay adet kanaması ile atılan bir hücre tabakası ile örtülüdür.yukarıda iki yanda ise fallop tüpleri denen kadında yumurtanın yumurtalıktan rahime taşınması ile görevli yapıyla birleşir.rahim sıkı bağlarla yerinde sabitlenmiş olmasına rağmen bir miktar hareket edebilir.

43 üstlenmiştir.iç yüzeyini döşeyen epitelin salgıladığı salgılar yumurtanın beslenmesinde önem taşır.tüplerin uç kısımları saçaklı yapıda olup(fimbria) yumurtanın yakalanmasında önemlidir.yumurtalıklar hem rahme hem de leğen kemiklerine asılı duran 3.5x2.5x1 cm ebadında iki organdır.ergenlik döneminden itibaren salgılanan seks hormonlarının etkisiyle her ay bir(genellikle bir)yumurta hücresinin olgunlaşıp atıldığı organlardır. . Fallop tüpleri cm uzunluğunda rahime üstten bağlanan sağlı sollu iki yapıdır.şekilde görüldüğü üzere 3 bölümden oluşmaktadır.içini döşeyen epitelin üzerindeki tüycükler ve kendi peristaltik kasılma hareketleri ile içine aldığı yumurtanın rahime ulaştırılma görevini

44 Sağ yandaki resimde kadın dış genital(cinsel) organının(=vulva) resmini görüyorsunuz.1-labium major(büyük dudaklar)2-labium minor(küçük dudaklar) 3-klitoris(bızır) 4-uretra(idrar deliği) 5-vagina(kılıf)girişi 6-hymen(kızlık zarı)7-perine 8-anüs(makat)/////mons pubis kasık kemiği(os pubis)üzerinde karnın alt kısmında toplanmış deri altı yağ dokusunun yaptığı kabarık kısımdır.ergenlik çağında kıllarla örtülür.tüylenme kadınlarda tabanı yukarıda olan üçgen şeklinde olur.büyük dudakların da dış kısımları kıllarla örtülüdür.iç kısımları tüysüz olup ter ve yağ salgısı yapan bezlerce zengindir.genç kızlar ve doğum yapmamışlard iç yüzleri birbirine değer.küçük dudaklar büyük dudakların arasında iki deri kıvrımı olup kıl içermezler.yukarıda ikiye ayrılıp üsttekiler klitorisin üstünü örter altta birleşenler ise klitorisin altını tesbit eder.alta doğru yeniden birleşip vagen girişini çevrelemiş olurlar.iç kısımlarında (1/3 arkaya doğru) bartholin bezleri dediğimiz gri beyaz yapışkan salgı yapan salgı bezleri . bulunur.buraları gonore ve trikomonas gibi mikroorganizmalar için istenmeyen bir sığınak yeri olabilir.klitoris,üstü ve altını küçük dudakların çevrelediği duyarlı sinir hücrelerinden zengin küçük bir organdır.cinsel uyarılma esnasında içindeki süngerimsi cisimciklerin kanla dolmasıyla sertleşir.erkekteki penisin benzeridir.küçük dudakların tabanı altında gene cinsel uyrıyla kanla dolan süngerimsi yapı içeren bulbus vestibuliler bulunur

45 Sol yandaki vulva resminde a-perine b-küçük dudakları c-üretra f-klitoris örtüsü g-klitoris başı k-vagina grişi l-kızlık zarı m-makat'ı göstermektedir.diğer harfler detaylı tıbbi bölgeleri göstermekte olduğu için isimleri verilmemiştir.////üretra idarın dışarıya atıldığı yerdir.klitorisin yaklaşık 1cm kadar altındadır.üretranın hemen yanlarında (iki yanında) skene bezleri denen küçük salgı bezlerinin dışa açılan ağızları bulunur.kızlık zarı küçük dudakları gerince dış idrar yolunun altında vagina girişini çevreleyen bir mukaza(ince deri gibi) kıvrımıdır.anatomik yapısı değişkendir.tam kapalı olanları bile olabilir.bu durumda adet kanamasının dışarı atılması engellenmiş olur ki bu durum tıbbi müdahale gerektirir.ilk cinsel ilişkiyle veya vaginaya sert,vagen grişinden daha büyük bir cismin sokulmasıyla yırtılır.(=deflorasyon).kızlık zarının esnek yapıda veya zar . kısmının az olduğu durumlarda yırtılma olmayabilir.kızlık zarını bir şeye benzetmek gerekirse=ağzınıza aynada bakınız.üst dudağınızı diş etlerinize bağlayan bir et kıvrımı göreceksiniz.işte kızlık zarı da buna benzer esneklik,kıvam ve inceliktedir.içinde ince kılcal damarlar bulunduğu için(bütün vücut yapıları gibi) yırtılınca az miktarda kanama olur.kanama olmaması kişinin bakire olmadığının delili olamaz.bakirelik(kızlık zarı muayenesi)yalnızca bunda uzmanlaşmış kişiler tarafından yapılır ve anlaşılır.

46 KIZLIK ZARI I

47 KIZLIK ZARI NEDİR?. [email protected] Kızlık zarı nedir?Kızlık zarı doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşumdur. Yapısı nedir? Kızlık zarı ,mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir. Herkesde kızlık zarı varmıdır? Bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir. Kızlık zarı nerededir? Kızlık zarı vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir. Herkesin kızlık zarı aynı mıdır? Hayır, kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı-yedi çeşide ayırabiliriz.

48 [email protected] . annuler kızlık zarı yani;HALKA ŞEKLİNDE KIZLIK ZARI en sık rastlananıdır.

49 [email protected] . semilunar kızlık zarı, yani; YARIM HALKA veya  ESNEK ZAR  olarak bilinen bilinen kızlık zarı. zarın dıştan içe kalınlığı fazla olmadığı için genelde ilişki sırasında yırtılmaz. Ancak doğum sırasında yırtılır.

50 PERDELİ veya BÖLMELİ KIZLIK ZARI. septalı kızlık zarı, yani; PERDELİ veya BÖLMELİ KIZLIK ZARI

51 [email protected] . cribriformis kızlık zarı, yani;DELİKLİ veya ELEK TARZINDA KIZLIK ZARI, bu tip kızlık zarlarının ilişki esnasında yırtılması biraz daha fazla acılı ve zordur.

52 SAÇAKLI AÇIKLIĞI OLAN KIZLIK ZARI. fimbriatus kızlık zarı, yani; SAÇAKLI AÇIKLIĞI OLAN KIZLIK ZARI

53 [email protected] . carnosus kızlık zarı, yani;ETLİ KIZLIK ZARI    ( kalınlığı fazla olan) bu kızlık zarı da ilişkide kolay kolay yırtılmayan ,bazen bizim ufak bir cerrahi müdehale yapmamızı gerektiren ,bazende kanaması çok fazla olabilen tipte kızlık zarıdır

54 imperfore kızlık zarı, yani;. imperfore kızlık zarı, yani; KAPALI KIZLIK ZARI, bu zarda hiç bir açıklık bulunmamaktadır. İlk adet görmeyle beraber problem başlayacak,adet kanı dışarı akamayacağı için şiddetli bir ağrı şikayeti olacak ve sonuçta bu zar üzerinde adet kanının dışarı akmasını sağlayacak kadar bazı delikler hekim tarafından açılacak ve kişi rahatlayacaktır. Bu yapılan işlem kişinin cinsel ilişkide kanamasına mani olmaz.

55 [email protected] Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?İlişki dışında bazen uzakdoğu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda, kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir. Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşirmi?Kapanırmı? Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman tekrar birleşmez. Masturbasyon yaparken yırtılabilirmi? Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapıyorsanız  yırtılmaz. Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görürmü? Bu kızlık zarının tipine bağlıdır,bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi,bazılarıda yırtılabilir. İlk ilişkide çok acı verirmi? Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipinede bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez. Ya yırtılmazsa? Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir şey hissettirilmeden açılabilir.

56 İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum,ne yapabilirim?Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz,o bunu uyuştururarak size hiç bir şey hissettirimeden açabilir. Çok kanarmı ? Hayır,pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır)  bir kaç damla kan gelebilir. Ya kanama durmazsa? Çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir,doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır. Kızlık zarı tamir edilir mi ? dikilir mi? Evet,kızlık zarı dikilir. Dikilen bir kızlık zarı yüzde yüz kanarmı? Evet dikilen bir zar yüzde yüz kanar.

57 Kızlık zarı dikilmesi için ilişki sayısının veya ne kadar süredir ilişkiye girildiğinin önemi varmıdır? Hayır yoktur,çocuk doğurmuş kadınlarda dahi bu kızlık zarı tamir edilir. Kızlık zarı dikişi acırmı? ne kadar sürer?nasıl bir ameliyattır? Hayır acımaz, siz uyutularak veya o bölge uyuşturularak yapılır,10 ila 30 dakika arasında sürer,operasyondan sonra rahatlıkla yürüyebilir veya çalışabilirsiniz.hiç kimse sizin böyle bir operasyon geçirdiğinizi anlamaz. Kızlık zarımı kendim kontrol edebilirmiyim? Hayır ,uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için yorum yapamazsınız. Kim kontrol edebilir? Bir kadın doğum uzmanı bu konuda size yardımcı olacaktır Kontrol sırasında acırmı? veya zarar gelebilirmi? Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi,hiç bir zararda gelmeyecektir. Bu sayfa içeriği Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Op Dr Cenk Kiper tarafından hazırlanmıştır...

58 KIZLIK ZARI II.

59 KIZLIK ZARI II.. [email protected]KIZLIK ZARI(=Hymen) Hemen hemen tüm kadınlarda varolan vagen girişini kısmen kapatan bir mukazal doku katlantısıdır. Eski yunanlılarda evlik yada düğün tanrısına HYMENAOUS DENİRDİ. Ayrıca düğün günü gelinin götürülmesi sırasında söylenen şarkılara da aynı isim verilmiştir. Evliliğin ilk gecesi kızlık zarı bu tanrıya adandığı için bu ismin verildiği söylenmektedir. Anatomi sayfalarında söylediğim gibi ağızda üst dudağın altında bulunan,üst dudakla üst dişlerin üst-ön kısmını birleştiren bağlantı dokusu gibi bir yapıdır.Dilinizle yoklayınca hissedebilirsiniz. Bu mukoza katlantısına Kızlık halkası, bekaret zarı, kızlık perdesi gibi isimler de verilmektedir.Ne işe yaradığı fizyolojik olarak tam anlaşılamamakla beraber bazı yazarlara göre erişkinlik dönemine kadar iç cinsel organları enfeksiyonlara karşı bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir

60 Sağdaki resimlerde ise ençok rastlanılan halka şeklindeki açıklığı olan annuler=yüzük şeklindeki hymen ve az görülen delikli yapıdaki hymen ile daha nadir rastlanılan hiç deliği olmayan hymen görülmektedir.Deliksiz olanları adet kanının dışarıya atılmasını engellediği için bazı rahatsızlıklara sebeb olur.Bu nedenle küçük bir cerrahi işlemle ufak bir delik açılması adet kanının boşalamamasına bağlı iç organların zarar görmesini engelleyici bir tedavi şeklidir.Böyle bir tedaviden sonra ilk gece kanaması gene oluşacaktır. . Kızlık zarı ilk cinsel ilişki esnasında veya vagene sert bir cismin sokulmasıyla serbest kenarlarından yırtılır.Ne ile yırtıldığının bilinmesi mümkün değildir.Jimnastik hareketleri,düşme ve çarpmalarla yırtılması kolay kolay mümkün değildir.Bu yırtığın serbest kenarları yeniden epitelize olmaz scar dokusu denilen bağ dokusu oluşumu ile kendilğinden iyileşir. Ancak serbest kenarlar ucuca getirilse de aynı şekilde birleşmediği için yırtık kalıcıdır.Geri dönüşü yoktur.kızlık zarının iyileşmesi 7-10 gün sürer.Bu esnada muayene yapılırsa yırtığın yeni olduğu söylenebilir.

61 Ama bundan sonra yani iyileşme tamamlandıktan sonra yapılan muayenelerde 7 gün mü? 70 gün mü? yada 7 yıl önce mi? yırtıldığını söylemek imkansızdır.Yapılan muayenelerde kızlık zarının yırtılan serbest kenarları bu bağ dokusu oluşumu nedeniyle gümüşi gri renkte gözükür.Halbuki sağlam hymende renk pembe-kırmızıdır.Kızlık zarı muayenesi bu konuda uzman bir doktor tarafından yapılabilir.Kişilerin kendi kendine bu durumu anlaması mümkün değildir. İçeriye birşey sokulmadan ovalama ya da sürtünme şeklinde yapılan masturbasyonla kızlık zarı bozulmaz.Parmak sokulmaya çalışılırsa zarın yapısı müsait değilse bozulabilir. Vücudun diğer yapılarında olduğu gibi bir mukoza yırtığı olması nedeniyle yırtılnca kanama olur.Bu yırtılma esnasında bir miktar acı hissedilse de bir tarafımızı hafifçe kestiğimiz zaman duyulan acıdan fazla değildir.Bu kanama kişiden kişye değişmekle beraber fazla değildir(birkaç damla).Fazla kanamalar söz konusu olursa uzman bir doktora göstermekte fayda vardır. RESİMLER F.NETTER M.D DEN ALINMIŞTIR. .

62 Kızlık zarı muayenesi birkaç dakika süren acısız bir işlemdirKızlık zarı muayenesi birkaç dakika süren acısız bir işlemdir.Yandaki resimde görüldüğü gibi çabuk bir şekilde ,görülerek yapılır. Kızlık zarı her ne şekilde olursa olsun tamir edilebilir.Yani dikilebilir.Bu işlem dk kadar süren lokal anestezi ile (sadece o kısmın uyuşturulduğu) yapılır.Doğum yapmış kadınlarda bile tamir yapmak mümkündür. Dikildikten sonra ilk ilişkide kanama olur. Nasıl bir yöntem kullanıldığına bağlı . olarak bu tamir işleminin ne zaman yapılması gerektiğine dıoktorunuz karar verir.(yani evlenmeden birkaç gün önce yada aylar önce gibi)Kızlık zarı dikildikten sonra bunu adli tıp uzmanları yada kadın doğum uzmanları bilebilir.Başka kimsenin anlaması mümkün değildir.Bu operasyon sonrası rahatça yürüyebilir ve işinizin başına dönüp hemen çalışabilirsiniz.Doktorunuzun vereceği birkaç basit tavsiye dışında başka bir şey yoktur

63 Yandaki resimde gerçek bir fotoğraf görülmektedirYandaki resimde gerçek bir fotoğraf görülmektedir.BU fotoğrafta küçük dudakların açılması ve hafifçe gerilmesi ile kızlık zarının vagen girişinde ortaya çıktığı görülmektedir.

64 CİNSEL YÖNELİM NEDİR ?

65 [email protected] CİNSEL YÖNELİM NEDİR ?Cinsel yönelim, cinselliği oluşturan dört unsurdan biridir. Diğer üçünden belli bir cinsiyetteki (gender) bireye karşı süregelen duygusal, romantik ve cinsel çekimle ayrılır. Cinsellikle ilgili diğer üç unsur da biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet (gender) kimliği (erkek ya da kadın olmaya ilişkin psikolojik duyum) ve sosyal cinsiyet rolü (eril ya da kadınsı davranışları belirleyen kültürel normlara uyum). Tanınmış üç cinsel yönelime göre; kişinin kendi cinsiyetinden birine yönelmesi eşcinsellik, kişinin karşı cinsiyetten birine yönelmesi karşıcinsellik, kişinin her iki cinsiyete de yönelmesi biseksüelliktir. Eşcinsel yönelimli bireyler kimi zaman “gay” (hem kadın hem erkekler için kullanılır) ya da “lezbiyen” (sadece kadınlar için) olarak adlandırılırlar. Cinsel yönelim, duyguları ve kendilik kavramını (self-concept) içerdiği için cinsel davranıştan farklıdır. Bireyler davranışlarıyla cinsel yönelimlerini ifade edebilecekleri gibi etmeyebilirler de. Bireyin Cinsel Yöneliminin Nedenleri Nelerdir ? Bilim insanları tarafından, bir bireyin cinsel yöneliminin nasıl geliştiği henüz anlaşılmamıştır. Farklı teoriler cinsel yönelimin nedenleri için farklı kaynaklar önermiştir; genetik ya da doğuştan gelen hormonal etkenler ve erken çocukluk döneminde yaşanılanlar gibi ... (Buna karşın birçok biliminsanı, cinsel yönelimin erken yaşlarda biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin etkileşimiyle şekillendiği düşüncesini paylaşırlar.)

66 [email protected] Cinsel Yönelim Bir Seçim midir ?Hayır. Çoğu insan için cinsel yönelim ergenlik döneminde (adolescence) hiçbir cinsel deneyim olmadan ortaya çıkmaktadır. Buna ek olarak, kimi bireyler cinsel yönelimlerini eşcinsellikten karşı cinselliğe çevirmek için yıllar boyunca hiçbir başarı elde edemeden uğraştıklarını ifade ederler. Bu nedenlerden dolayı psikologlar, cinsel yönelimi isteğe bağlı olarak değiştirilebilen bilinçli bir seçim olabileceğini düşünmezler. Eşcinsellik bir Zihinsel Hastalık mıdır ya da Duygusal bir Problem midir ? Hayır. Psikologlar, psikiyatristler ve diğer sağlık uzmanları, eşcinselliğin hastalık, zihinsel bozukluk ya da duygusal bir problem olmadığında hemfikirdirler. 35 yıldan beri yapılan yansız araştırmalar eşcinsel yönelimle duygusal ya da sosyal problemler arasında herhangi bir bağın olmadığını göstermiştir. Geçmişte eşcinsellik hakkında bilgi, terapi görmekte olan lezbiyen ve gaylerden elde edildiği için toplum ve zihinsel hastalık uzmanları eşcinsellik ile ilgili taraflı ve gerçekdışı düşünceleri savundular. Ne zaman ki araştırmacılar terapi görmeyen lezbiyen ve gaylerden gelen bilgileri değerlendirdiler, eşcinselliğin zihinsel bir hastalık olduğu görüşünün yanlış olduğunu anladılar. Amerikan Psikiyatri Birliği 1973 yılında yeni araştırmaların önemini tüm zihinsel ve ruhsal hastalıkları içeren resmi el kitabından “eşcinsellik” terimini çıkartarak onayladı yılında ise Amerikan Psikoloji Birliği bu değişikliği destekleyen bir karar çıkarttı. Kimi insanlar eşcinsel yönelim ile zihinsel hastalıklar arasında bir bağ kurarak onları hasta olarak damgalamaktadırlar. Bu iki birlik ise, tüm zihinsel ve ruhsal hastalıkları uzmanlarını, bunun gerçekdışı olduğunu ifade etmeleri konusunda zorlamaktadır.

67 . Eşcinselliğin bir zihinsel bozukluk olarak sınıflandırılmamasından bu yana, yapılan yeni araştırmaların bulgularıyla iki birlik tarafından bu düşünce güçlendirilmiştir. Lezbiyen ve Gayler iyi Ebeveyn Olabilirler mi ? Evet. Eşcinsel ve karşı cinsel ebeveynlerce yetiştirilen çocukların karşılaştırıldığı çalışmalar sonucunda iki guruptaki çocuklar arasında zeka, psikolojik uyum, sosyal uyum, arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kurma, toplumsal cinsiyet rol kimliklerin gelişimi ya da cinsel yönelimin gelişimi bakımından hiçbir fark bulunmamıştır. Eşcinsellikle ilgili bir diğer stereo tip de eşcinsel erkeklerin çocuklara cinsel taciz etme eğilimlerinin karşı cinsel erkeklerden daha fazla olduğu düşüncesidir. Eşcinsellerin, karşı cinsellerden daha çok, çocuklara cinsel tacizde bulundukları hakkında hiçbir kanıt yoktur. Neden kimi lezbiyen ve gayler cinsel yönelimlerini başkalarına açıklıyorlar? Çünkü bu yönlerini diğerleriyle paylaşmak, zihinsel sağlıkları için önemlidir. Lezbiyen ve gayler için açılma olarak tanımlanan kimlik gelişimi sürecinin psikolojik uyumla (adjustment) sıkı bir bağlantısı vardır. Gay ve lezbiyen kimliği ne kadar olumlu olursa, kişinin zihinsel sağlığı ve kendine güveni de o kadar iyi olacaktır. Kimi gay ve lezbiyenler için açılma (coming- out) süreci neden zordur ? Yanlış stereotipler ve önyargılar lezbiyen ve gayler için açılma sürecini duygusal problemlerin yaşanabildiği zorlu bir süreç haline getiriyor. Lezbiyen ve gayler, kendi cinslerinin çekiciliğinin farkına varmaya başladıklarında kendilerini farklı ve yalnız hissederler.

68 Ayrıca aile, arkadaşlar, çalışma arkadaşları ve dinsel kurumlar tarafından reddedilme olasılığı da korkutucudur. Bunlara ek olarak, eşcinseller ayrımcılığın ve şiddetin de daima hedefi olmuşlardır. Şiddetin ve ayrımcılığın tehdidi de gay ve lezbiyenlerin gelişiminin önünde önemli bir engeldir. 1989’ da yapılan bir ulusal araştırmada gaylerin %5’ inin, lezbiyenlerin ise %10’ unun gay ve lezbiyen olmalarıyla ilişkili olarak fiziksel saldırıya ve tecavüze uğradığı, %47’ sinin ise yaşamları sürecinde ayrımcılığa maruz kaldıkları saptandı. (Diğer araştırmalar da buna benzer yüksek oranda ayrımcılığı ve şiddeti saptamışlardır.) Lezbiyen ve gaylere karşılaştıkları önyargılar ve ayrımcılıkla mücadelelerinde yardım etmek için ne yapılabilir? Lezbiyen ve gaylere karşı olumlu bir tavrı benimseyenlerin çoğu bir ya da daha çok gay ve lezbiyen tanıdıklarını söylerler. Bu yüzden, psikologlar bir grup olarak gay ve lezbiyenlere karşı olumsuz tavrın onlarla birebir yaşanılanlardan değil stereo tiplerden ve önyargılardan kaynaklandığını düşünürler. Bununla birlikte, diğer azınlık gruplarında olduğu gibi ayrımcılığa ve şiddete karşı korunma çok önemlidir. Bazı eyaletler kişinin cinsel yönelimini temel alan şiddeti farklı olana karşı duyulan nefretin doğurduğu suçlar olarak görürler ve sekiz Amerikan eyaletinde cinsel ayrımcılığa karşı yasalar uygulanmaktadır.

69 [email protected] . Terapi ile cinsel yönelim değiştirilebilir mi ?Hayır. Her ne kadar eşcinsel eğilim zihinsel bir hastalık olmasa ve lezbiyen ve gaylerin karşı cinselliğe dönüştürme çabasında herhangi bir bilimsel bulgu bulunmasa da, bazı bireyler kendi cinsel yönelimlerini ya da başka bireylerinkini (çocukları için terapi talepleri olan aileler gibi) değiştirmek isteyebilirler. Bu çeşit terapiyi üstlenen kimi terapistler danışanlarının cinsel yönelimlerini (eşcinsellikten karşı cinselliğe) değiştirdiklerini rapor etmişlerdir. Bu raporlarda yapılan inceleme sonucunda şüphe uyandıran faktörler bulunmuştur: Bu iddiaların birçoğu zihinsel sağlık araştırmacılarından değil, cinsel yönelime ideolojik açıdan bakan organizasyonlardan gelmiştir. Ayrıca tedavi süreci ve sonuçlarının da belgelendirilmesi yetersizdir. Bunun yanında danışanın tedavi sonrası durumunun gözlem süresi de çok kısadır. 1990 yılında Amerikan Psikoloji Birliği dönüşüm terapilerinin sonuç vermediğini tam aksine yarardan çok zarar verdiğini bilimsel kanıtlarla bildirmiştir. Bireyin cinsel eğiliminin değiştirilmesi, cinsel davranışlarının değiştirilmesinden ibaret değildir. Çünkü, bu tür bir terapi kişinin duygusal ve cinsel dünyasını, duygularını değiştirmeyi, kişinin kendilik kavramını ve sosyal kimliğinin tekrar yapılandırılmasını gerektirecektir. Bazı zihinsel sağlık uzmanlarının cinsel yönelimi dönüştürme çabasında olmalarına karşın; diğerleri, hastalık olmayan ve kişinin kimliği için çok önemli olan bu kişisel özelliği değiştirme çabasının etiğini sorgulamaktadırlar. Terapi talebinde bulunan her gay ve lezbiyen cinsel yönelimlerini değiştirmek istememektedir. Gay ve lezbiyenler açılmak ve önyargılar, ayrımcılık ve şiddetle baş etmek için psikolojik yardım talebinde bulunuyorlar.

70 CİNSEL ROL VE KİMLİK

71 CİNSEL ROL VE KİMLİK [email protected]Cinsel Istek Toplumumuzda erkeklerin seks pesinde kostuklari kabul edilir. Arkadasligi baslatmanin, kur yapmanin, hatta cinsel iliski kurma istegi içinde saldirganlasmanin, erkegin rolü olduguna inanilir. Ama örnegin New Meksiko'daki Zuni yerlileri için durum farklidir. Ilk hareket kadindan gelir. Geleneksel olarak Zuni erkegi, zifaf gecesini korku içinde titreyerek bekler. Trobriand Adalari'nda da kadin etkendir. Antropolog Bronizlaw Malinowski bu konuda söyle der: "Genel olarak, kaba ihtirastan söz edersek, kadinin daha etken oldugunu görürüz". Aile Toplumumuzda, kadini otomatik olarak anne olmaya hazirlayan kuvvetli bir annelik içgüdüsünün, kadinin içinde oldugu kabul edilir. Ama Güney Denizi'ndeki bazi adalarda çocuklarla sadece erkekler oynar. Trobriand Adalari'nda çocuk büyütme ile ilgili bütün isler, babadan beklenir. Bebegi yikamak, doyurmak, sefkat gösterip, kucaginda gezdirmek babanin görevidir. Avustralya yerlileri için baba öylesine önemlidir ki; hamilelik sirasinda baba ölmüsse, anne, yeni dogani ölüme terk eder.

72 Duygular Toplumumuzda erkegin duygularini kontrol altinda tutmasi beklenir. Erkekler, hislerini saklarlar; canlari aciyinca veya hüzünlenince aglayamazlar. Ama, Iran'da duygusuz, duyarsiz ve sezme yeteneginden yoksun erkekler, anormal ve güvenilmez olarak tanimlanirlar. Iran erkegi, geleneksel olarak, siiri mantiga yegler. Arkadaslar, toplum içinde birbirini kucaklayabilir, el ele tutusabilir (böyle bir yakinlik bizim toplumumuzda kadinlara yakistirilir), kadinlardan ise; pratik ve serinkanli olmalari beklenir. Güzellik Toplumumuzda kadinlar; makyaj malzemeleri, parfümler, mücevherat ve sik giysilerle erkege cazip görünmeye ugrasirlar. Güneybati Pasifik Okyanusu Adalari'nda ise; çiçekler takan, kokular süren erkektir. Yeni yetme delikanlar, tören giysilerini giyip süslendikleri, parfümler sürdükleri zaman, öylesine tahrik edici olduklarina inanilir ki, kadinlar onlari bastan çikartmasin diye, büyükleri tarafindan yalniz birakilmazlar. Is ve Meslek Toplumumuzda aileyi koruma ve ekmek parasini kazanma görevi, özellikle erkege verilmistir. Kadinlarin ise; örnegin, bir fizik laboratuvarinda çalismak için güçsüz ve narin oldugu is hayatinda, basarili olacak kadar kavgaci olmadiklari savunulur. Ama bazi Afrika ülkelerinde, örnegin Sengal, Gambia ve Kenya'da en agir çiftlik islerini kadinlar yapar. Hatta bu ülkelerde bir erkek, o gün agir bir is yapmissa, "Kadin gibi çalisti" denir.

73 Bati toplumlarinda, yakin zamanlara kadar kadinlarin bir meslekte basarili olmalari beklenmezdi, onlar için en iyi isin, evlenmek ve aile sahibi olmak oldugu düsünülürdü. Nijerya'da ise; bir kadinin bir sanat ögrenmesi veya ticaretle ugrasmasi olagandir. Yoruba Yerlileri'nde bir kiz, geçimini saglamadan evlenmeye hazir sayilmaz. Sonuç olarak dünyanin üçte ikisinde ticaret, kadinlarin yönetimindedir. Bu örnekler, is ve meslek konusunda kadin ve erkek arasinda kesin bir bölünmenin olmadigini gösteriyor Toplumumuzda çocuklar "kim" olacaklarini ve "neye" benzeyeceklerini çok çabuk ögreniyorlar. Dört yasindaki çocuklar üzerinde yapilan bir arastirmada, çocuklardan çogunun iki cinsiyet için yapilmis oyuncaklari dogru bir sekilde ayirabildikleri görülmüstür. Çocuklarin kiz veya erkek olarak sosyal rollerini ögrendikleri ilk yer yuvalaridir. Sonra okul, bu ilk bilgileri kuvvetlendirir. Yillardir, okutulan ders kitaplari, kadin ve erkegi kaliplastirmistir. 1970'lerde Kaliforniya'da okutulan bir kitapta, yuva ile ilgili 18 öyküden 12'sinde, anne önlüklü resmedilmistir ve görevlerinin yemek pisirmek, dikis dikmek, bulasik yikamak veya ütü yapmak oldugu belirtilmistir. Baba ise genelde isten eve dönerken resmedilmistir. Daha büyük ögrenciler için hazirlanan ders kitaplarinda da durum farkli degil. Kadinlarin çalistigi belirtilse bile, bu; sekreterlik, ögretmenlik, garsonluk veya kütüphane memurlugu gibi geleneksel mesleklerle sinirlandirilmistir. Buna karsin erkeklerin, her tür isi yapmaya uygun oldugu izlenimi verilmektedir. Kizlarin, okulda erkeklere oranla daha basarili oldugu, genel olarak bilinir. Bunun bir nedeni, bulug çagindan sonra hormonlarinda meydana gelen degisiklikler olabilir. Ama, Ann Oakley, bunu baska türlü açikliyor:

74 "Bu, büyüyünce oynayacaklari role alismaya basladiklari çagdir"Bu, büyüyünce oynayacaklari role alismaya basladiklari çagdir. Erkek rolünde basari, kadin rolünde ise rahatlik hedeflenmistir". Yapilan arastirmalarin sonucunda kizlarin, erkeklerle yarisarak egitimlerine devam ederlerse, disiliklerini ve sevimliliklerini yitirmekten korktuklari anlasilmistir. Ayrica, yüksek kisisel basarinin, geleneksel ev kadini imaji ile ters düstügüne inanilir. Toplumumuzdaki delikanlilar da cinsel kimlikleri kaliplasarak büyürler. Birçok erkek çocugu, ev ortaminda saldirgan davranislara ve oyunlara yüreklendirilir. Futbol ve hokey gibi sporlar, siddet duygusunu güçlendirir. Ergenlik çagindaki erkek çocuklari, tehlikeli ve toplum disi olaylara cesaretle girebilirler. Bu nedenle, genç erkekler arasinda cinayet ve yaralama orani yüksektir. 21 yasinda ölen gençlerin %68'i erkektir. Daha ileri yaslarda da ne pahasina olursa olsun, basarma zorunlulugunun getirdigi stres yüzünden, kalp krizi ve felç riski erkeklerde, kadinlarin iki katidir. Özellikle maço erkekler, her türlü insani iliskiyi bir yarisa çevirirler. Is, oyun ve seks hayati daha yüksek puanlar alabilecekleri ortamlardir. Hatta daha kötüsü, adeta savas alanlaridir: "Cinsel iliski sadece sahane ve mükemmel bir sey degil, ayni zamanda öldüren bir seydir. Insanlar yatakta birbirlerini öldürürler"

75 Güney Denizleri'ndeki adalara ilk gelen Hiristiyan misyonerler, buradaki yerli halkin nasil cinsel iliskiye gireceklerini tam olarak bilmediklerini gördüler. Sabirli misyonerler, Amerikan yerlilerine, cinsel birlesme için en dogru pozisyon olarak, erkegin yukarida, kadinin ise altta oldugu pozisyonu ögrettiler. Bu, hem görüntü olarak erkegin üstün oldugu fikrini yansitmaktadir, hem de ancak üreme faaliyetine yetecek kadar az cinsel tahrike yol açmaktadir. Cinsel davranislar, bir toplumun genel yapisi ve digerleri hakkinda iyi bir fikir verir. Örnegin; Samoa halki, misyoner pozisyonunu kullanmaz. Onlarin kültüründe, kadin ve erkek, Avrupali hemcinslerine oranla daha esittir. Esitlige inaniyorlarsa, kadin niye hep altta kalsin? Bu pozisyonda, kadin, erkegin agirligi altinda ezilirken rahat hareket edemez. Iki cins de serbestçe aktif olabilse ve daha çok zevk alip, daha çok zevk verebilse daha iyi olmaz mi? Ayrica cinsel iliski kurmanin asil maksadi bu degil mi? Bu, nerede oldugunuza baglidir. Cinsel iliskiler, sosyal iliskilerle sekillenmistir. Erkek ve kadinin karsit olarak kabul edildigi kültürlerde genellikle iki cinsel kod vardir. Bu çifte standart, iki cins arasindaki güç dengesinin hangi yönde agir bastigini göstermektedir. Arap dünyasinda, erkek tarafi agir basmaktadir. Araplar, kadinlarin cinsel yönlerinin daha kuvvetli olduguna inanmalarina karsin, zengin bir erkegin dört kadinla evlenmesine izin verirler. Böylece, birçok toplumsal gerginlik meydana gelmis olur.

76 Erkekler, kadinin cinselligi kontrol altinda tutulmazsa, olusturduklari toplumun ve aile yapilarinin bozulacagindan korkmaktadirlar. Sonuç olarak, Arap kadini tamamen tecrit edilir. Hatta, yer yer amaçla bazi yollar kullanilmaktadir: Klitorektomi: Kadin sünneti. Bu uygulamada genç kizlarin klitorisi kismen veya tamamen yapilan bir ameliyatla alinir. Infibulasyon: Kadin cinsel organindaki dis dudaklar birbirine dikilmekte, böylece mesru olmayan cinsel iliskiye engel olunmaktadir. Yakin tarihlere kadar, Arap kadinlarinin tahminen %90'i, cinsel duyarliliklarini yitirmeleri için sünnet edilirdi. Bir Sudan kaynagindan, bu islemin faziletleri söyle açiklanmistir: "Kadin sünneti, kadinlari seksin kölesi olmaktan kurtarir, onlarin asil kaderi ve görevi olan anneligi tam olarak yerine getirmelerini saglar". Cinsel bir organin köreltilmesinin psikolojik etkileri de görülür. Ingiltere'de Viktorya çaginda kadinlar, cinsel yasantilarina karisilmasina tepki olarak, ülke çapinda sekse karsi ilgisizlestirler. Zamanimizin ünlü doktorlarindan William Acton'un bu konudaki fikri söyle:

77 "Kadinlarin çogu cinsel konularla fazla ilgili degillerdir"Kadinlarin çogu cinsel konularla fazla ilgili degillerdir. Erkekler bu konuya daima düskündür, kadinlar ise ara sira... Yuva sevgisi, çocuk sevgisi ve ev isleri onlarin tek heyecanlaridir...". Bu tepki kampanyasinin sonunda, seks konusundaki cehalet, öylesine inanilmaz boyutlara ulasti ki, dört Ingiliz kadinindan ancak biri, bir klitorisinin oldugunu ve klitorisin seksten alinan zevki artirdigini biliyordu. Bilgisizligin yani sira korku ve suçluluk duygusu da yaratiliyordu. Viktorya döneminde Ingiliz tip dünyasi, arkasina hükümeti ve kiliseyi alarak, kadinlari, seksten aldiklari zevki pahaliya ödeyecekleri konusunda uyariyordu. Doktorlar, cinsel iliski sirasinda hareket ederse kadinin çocugu olmayacagini, kuvvetli cinsel tahrigin hayati kisalttigini, kadinlarin mastürbasyon yapmasinin sagliksiz oldugunu ve oral seksin agizda kansere neden oldugunu iddia ediyorlardi.

78 CİNSEL ŞİDDET

79 CİNSEL ŞİDDET [email protected]Fiziksel siddete ugrayan kadinlarin büyük bölümü cinsel siddete de ugruyor. Kadinlarin çogu dayaktan sonra zorla cinsel iliski ve ters iliski kurmaya zorlaniyor, itiraz ettiklerinde ise, tecavüz ediliyorlar. Herhangi bir cisimle, kadinin cinsel organina saldirida bulunmak da kadina yönelik cinsel siddet türlerinden. Siddet uygulayan bazi erkekler süpürge sapi, misir, salatalik, sise vb. cisimleri vajinaya sokmak yoluyla kadina iskence yapiyorlar. Evlilikte Tecavüz - Dayaktan sonra her üç kadindan ikisine koca tarafindan tecavüz ediliyor, her alti kadindan biriyle zorla (anal iliski) ters iliskide bulunuluyor. Kadinlar, kocanin ters iliski teklifini kabul etmediklerinde, çok yogun bir biçimde siddete ugruyorlar. Fuhusa Zorlamak - Kocalarin kendi seçtikleri baska erkeklerle karilarinin cinsel iliskiye girme talebi ve talepleri kabul edilmediginde, dayaktan sonra erkeklerin tecavüzüne ugramasi da sanildigi kadar nadir rastlanan durum degildir. Tecavüz Sonucu Evlilikler - Kaçirilarak tecavüze ugrayan ve ailesinin zoruyla evlendirilen kadinlar da var. Bu da kisacasi ömür boyu cinsel tacize yol açmaktadir. Aileler, "bekareti bozulan", baskasina "satamayacaklarini" düsündükleri kizlarini zorla, hatta döverek, eve kilitleyerek tecavüzcü ile evlenmeye zorluyorlar. Tecavüzün travmasiyla cinsel isteksizlik duyan esine, fiziksel siddet uygulayarak tecavüz etmeye devam ediyor.

80 Tecavüzcü erkek, cezalandirilmak yerine, ailenin zoruyla magdur durumdaki kizla evlendirilerek ödüllendiriliyor ve bu kadina ömür boyu, dayakla tecavüz etme hakkini elde ediyor. Siddete Ugrayan Kadinlarin Ruhsal Durumlari Had safhada korku. Ürkeklik, sessizlik ve çekingenlik. Esinden korktugunda baslayan titreme krizi. Uykusuzluk. Bitkinlik, halsizlik, seslere karsi asiri tepki. Bas dönmesi, ayakta duramama. Unutkanlik. Irkilme, çarpinti, öfke patlamalari. Asiri yorgunluk. Umutsuzluk. Sik sik çarpinti hissi. Kendini suçlama. Perdeleri açma korkusu. Yalniz sokaga çikamama. Gelecege yönelik plan yapamama. Güvensizlik, düzgün cümleler kurmakta zorlanma. Yalnizlik hissine kapilma. Konusurken gözle iletisim kuramama. Solgunluk, bezginlik. Sik sik aglama krizleri. Hayata karsi ümitsizlik.

81 Siddet Uygulayanlar Nasil Erkekler Siddet uygulayan erkeklerin, yalnizca, "hasta ruhlu ve alkolik" oldugunu düsünenler büyük hata yapmis olurlar. Hepsi normal, bildik, tanidik biçimde davranan erkekler. Çogunlukla kadinlar siddet uygulayan kocalarini "disarida melek" olarak tanimliyorlar. Hatta bazilari, bu nedenle ailesine ve dostlarina, siddete ugradigini söyleyemedigini, kendisine inanmayacaklarindan emin oldugunu ifade ederler. Alkol kullanimi siddeti iki yönlü etkiliyor. Alkollü olduklarinda erkekler, daha "rahat ve fütursuzca" siddet uygulayabiliyorlar ve siddeti alkolün arkasina siginarak açiklayabiliyorlar. Ancak, alkol siddetin kaynagi degil erkeklerin kullandigi bir araçtir. Siddet uygulayan erkeklerin yaslari, arasinda degisiyor. Bu tarz erkeklerin büyük bölümünün gelir getiren bir isi var. Gelir getiren faaliyetleri olanlarin büyük bir grup olusturmasi, toplumun siddet uygulayanlarin "issiz, bir baltaya sap olamamis" erkekler olduguna dair ön yargisini geçersiz kiliyor. Siddet uygulayanlar mühendis, doktor, mali müsavir ve sanatçilar; döviz bürosundan lokantaya, pazarciliktan market isletmeciligine, tesisatçiliktan marangozluga, küçük imalatçiya kadar çok degisik iste çalisan, esnaflar, polis, bekçi, zabita gibi kamu kesiminde çalisanlar, büro elemanlari, insaatçilar, muhasebeciler; her meslek grubundan ve her kesimden erkekler.

82 CİNSIYET VE BEYİN FONKSIYONLARI

83 CİNSIYET VE BEYİN FONKSIYONLARIBeyin yapisinin ve fonksiyonlarinin cinsiyete bagli degisiklikler gösterdigi, özellikle son yillarda yogun arastirmalara konu olmustur. Çünkü beyin morfolojisinde ve fizyolojisindeki bu farkliliklar hem kadin-erkek davranislarinda önemli farkliliklari meydana getirmekte, hem de özellikle psikiyatride pek çok hastaliklarin patogenezinde ve tedavisinde önemli role sahip görünmektedir. Kadin erkek arasindaki bu morfolojik ve fizyolojik farkliliklari asagidaki gruplar halinde özetlemek mümkündür. Kadin ve Erkek Beynindeki Yapisal Farkliliklar Kadin erkek arasinda beyin agirligi yönünden farklilik oldugu ve erkek beyninin kadinlarin beyninden ortalama % 9 daha fazla volume sahip oldugu bilinmektedir. MRI ile saglikli kisilerde yapilan arastirmada erkeklerin kadinlardan 91 ml. daha fazla beyin volume ve 20 ml. daha fazla beyin omurlilik sivisi ihtiva ettikleri gösterilmistir. Fakat beyin agirligini vücut agriligina oranladigimiz zaman, kadin erkek arasindaki bu fark ortadan kalkmaktadir. Erkekler de sag korteks daha kalin ve interhemisferlik asimetride daha belirgindir. Disilerde ise nukleus kaudatus daha büyük, diger bir deyimle kaudat ve hipokampus bölgelerinin total beyne orani disilerde daha fazladir. Beyin morfolojisinin cinsiyetle iliskisini sizofrenik hastalarda arastiran Nopoulus ve ark. 40 kadin-40 erkek sizofrenik hastada yaptiklari arastirmada; sizofrenik erkeklerin ventriküler volümlerinin, normal erkeklerin ventriküler volümlerinden önemli ölçüde genis oldugunu tespit etmislerdir. Fakat ayni bulgu, sizofrenik kadinlar ile ayni yasta saglikli kadinlar karsilastirildigi zaman bulunmamistir. Kadin ve erkek beynindeki farkli morfolojik degisiklikler, beyin yaslanmasinda ortaya çikmaktadir.

84 Gar ve ark. Yaslari arasinda degisen 69 saglikli kiside MRI ile yaptiklari arastirmada, yasla beyin volumunun negatif, beyin omurlilik sivisinin pozitif korelasyon gösterdigi ve erkeklerdeki yasa bagli beyin atrofisinin kadinlardan çok fazla oldugunu tespit etmislerdir. Ayni arastirmada beyin yaslanmasinin kadinlarda sag ve sol hemisferde simetrik gelistigi halde, erkeklerde yaslanmanin asimetrik oldugu ve en fazla atrofi olan bölgenin yasli erkeklerin sol hemisferi oldugu vurgulanmistir. Bu gelismelere bagli olarak da, kadinin yasliliktaki mental fonsksiyonlarinin erkeklerden daha az etkilendigi ve yaslanmanin erkeklerde sol hemisferik fonksiyonlari daha fazla bozabilecegi gerçegi ortaya çikmistir. Agartz ve ark. nin yaptiklar MR ölçümlerinde de, 60 yasin üstündeki erkeklerin beyindeki lateral ventriküler alanin kadinlardan daha genis ve beyninin ise ayni yas kadinlardan daha atrofik oldugu gösterilmistir. Yaslanan beyinde en büyük atrofinin frontal ve temporal loplarda oldugunu gösteren arastirmada da, bu iki bölgedeki atrofinin erkeklerde kadinlardan önemli ölçüde fazla oldugu vurgulanmistir. Sonuçta yapilan çok sayidaki arastirmalarda gösterildigi gibi, erkek beyni kadin beyninden daha hizli yaslanmaktadir. Cinsiyet ile korpus kallosum boyu arasindaki iliskide çesitli arastirmalara konu olmustur. Fakat bu konudaki arastirma çeliskilidir. Bazi arastirmalarda korpus kallosum kalinligi erkeklerde daha fazla oldugu gösterildigi halde, bazi arastirmalarda kadin erkek arasinda önemli bir fark tespit edilememistir. Elster ve ark.'larinin sag elini kullanan saglikli 60 kadin ve 60 erkekte MR ile yaptiklari arastirmada; korpus kallosumun anteroposterior uzunlugunun erkeklerde, kadinlardan genis oldugu ölçülmüstür.

85 Allen ve Gorski de yaptiklari arastirmalarda anterior commissura ve massa intermedianin kadin ve erkekte farkliliklarini 100posmortem kadin ve erkek beyninde incelemisler ve kadinlarin ortalama % 53 daha genis massa intermedia ya sahip olduklarini tespit etmislerdir. Beyin Metabolizmasi ve Cinsiyet Beyin, organizmada metabolik aktif organlardan biridir. Agirligi vücut agirliginin % 2'si olmasina ragmen, bazal sartlarda bir dakikada organizmanin kullandigi 25 ml 02'nin 50 ml'sini kullanir. Dakikada beyne ortalama 800 ml kan gider ve 77 mg glikoz bir dakikada kandan beyne geçer ve ATP'ye çevrilerek kullanilir. Beynin glikojen deposu yok denecek kadar azdir. Onun için hipoglisemiden en fazla etkilenen organlarin basinda beyin gelir. Erkek ve kadin beyninde metabolizma yönünden önemli farkliliklar vardir (21). Yapilan arastirmalarda beyin kan akiminin, erkeklerden daha fazla oldugu tespit edilmistir. Mathew ve ark. 140 saglikli kiside erkek ve kadin beyninde sag hemisfer, sol hemisfer beyin kan akimlarini ölçerek karsilastirmislar ve her iki hemisferde de kadinlarin beyin kan akimi erkeklerin beyin kan akimindan önemli ölçüde yüksek oldugunu bulmuslardir (p<0.001). Bu konuda 106 saglikli kiside yapilan arastirmada da, frontal sentral, temporal, paryetal, oksipital kortekste beyin kan akimi ölçülerek, erkeklerin ayni beyin bölgeleri ile karsilastirilmalari yapilmis ve bütün beyin bölgelerinde kadinlarin beyin kan akiminin erkeklerden yüksek oldugu ve en fazla farkin frontal kortekste oldugu tespit edilmistir. Daha sonra yapilan çok çesitli arastirmalarda da, hem total hem de bölgesel beyin kan akimi, kadinlarda erkeklerden yüksek oldugu vurgulanmistir. Neden kadinlarin beyin kan akimi erkeklerden yüksektir? Bu gün bu sorunu cevabini tam olarak bilemiyoruz.

86 Arastirmacilar kadinlarin hematokrit degerinin erkeklerden daha az oldugunu ve periferik direncin düsük oldugunu dolayisiyla, kompansasyon için kadin beyin kan akiminin fazla oldugunu ileri sürmüslerdir. Fakat hematokrit degerleri ve kan PCO2 degerleri esitlenen kadin ve erkek arasinda ayni farkin devam etmesi, bu hipotezi çürütmüstür. Diger ileri sürülen bir görüs de, kadin beyninin erkek beyninden % 9 daha küçük olmasi, dolayisiyle beyne fazla kan giderek bu farki kompanse etmeye çalismasidir. Fakat kadin ve erkek beyninin vücut agirligina orani arasinda fark bulunmamasi bu görüsü de zayiflatmistir. Burada çok ilginç olan nokta, 38 yasinda kadin ve erkegin beyin kan akimlari arasindaki farkin, 58 yasindaki erkek ve kadin arasinda da devam etmesidir. Diger bir deyimle yaslanma ile kadin erkek arasindaki beyin kan akimi farki ortadan kalkmamaktadir. Beyin kan akiminin yaninda, beyin glikoz kullanimi da kadin beyninde erkek beyninden yüksektir Baxter ve arkadaslarinin, 7 erkek 7 kadin üzerinde beyin glikoz kullanimi ölçtükleri arastirmada; kadinin bütün beyninin glikoz kullanim hizinin, erkekten % 19 daha fazla oldugu gösterilmistir. Arastiricilara göre kadin beyninin glikoz kullanim hizinin erkekten fazla olmasi ostrojen hormonundan kaynaklanmaktadir. Mensturyal siklusa bagli olarak yapilan ölçümlerde östrojen hormonunun düzeyinin en yüksek oldugu dönemde, kadin beyninin glikoz utilizasyonu en yüksektir. Kadin yaslandigi zaman bu farkin ortadan kalkmasi, bu hipotezi destekler görünmektedir. Beyin glikoz kullaniminin disilerde fazla oldugu deneysel olarak da gösterilmistir. 14C-desoksiglikoz kullanilarak siçanlarin östrus siklusundaki günlerde ayri ayri beyin glikoz kullanimlari ölçülmüs ve östrus siklusunun her basamaginda, disi siçan beyninin glikoz kullanimi, erkek beyninden anlamli sekilde yüksek çikmistir.

87 Cinsiyet ve Kan-Beyin Bariyeri Beyin kapiller endotel hücreleri, periferik kapillerlerden farkli olarak birbirlerine tight-junction denilen siki baglantilarla baglanmis ve pinositotik aktivitede, yok denecek kadar azdir. Devamli bir bazal membran içeren bu endotel hücreleri, kan ile beyin arasinda özel bir bariyer olustururlar. Kan beyin bariyeri permeabilitesinin artmasi, vazojenik beyin ödemi gelismesine neden oldugu için, klinikte önemlidir. Fizyolojik kosullarda nöronlarin homeostasisini saglayan kan-beyin bariyeri hipertansiyon, konvulziyon, iskemi gibi pek çok patolojik kosulda permeabilitesini artirir (diger bir deyimle, kan-beyin bariyeri yikilir) ve istenmeyen nöronal hasarlar ortaya çikabilir. Alzheimer hastaligi, sifrozen gibi pek çok psikiyatrik bozukluklarin patogenezinde de kan-beyin bariyerinin yikilmasinin önemli oldugu vurgulanmistir. Özellikle Alzheimer hastaliginda nöron ölümünden ve nöritik plak olusumunun artmasindan kan-beyin bariyerinin yikilmasinin önemli oldugunu gösteren pek çok arastirma yapilmistir. Disi ve erkekte kan-beyin bariyeri permeabilitesinin fizyolojik kosullarda farkli oldugu, siçanlarda yapilan arastirmalarla ortaya koyulmustur. Bu arastirmaya göre bazi siçan türlerinde, bariyer permeabilitesi disilerde erkeklerden daha fazladir. Daha sonra Öztas ve ark.'larinin yaptiklari arastirmalarda, bu farkin hipertansiyon, kolvulziyon gibi patolojik kosullarda da oldugu deneysel olarak gösterilmistir. Ayni doz bikukullin ile olusturulan konvulziyonlarda disilerde daha fazla kan-beyin bariyeri yikilmakta ve daha fazla vazojenik ödem olusmaktadir. Patolojik kosullarda erkeklerin kan-beyin bariyeri permeabilitesi daha az yikilmaktadir. Diger deneysel arastirmalarin çogunda oldugu gibi kan-beyin bariyeri konusundaki arastirmalar da erkek deney hayvanlarinda yapilmakta, disideki mensturyal siklusun deneyleri bozacagi görüsü buna neden olmaktadir.

88 Oysa dünya nüfusunun yarisi kadin, yarisi erkek ve mensturyal siklusta fizyolojik bir olay olduguna göre erkek deney hayvanlarindan elde edilen sonuçlara göre, disileri yorumlamak pek çok bilimsel hataya neden olabilir. Çünkü, kadin ve erkek beyni kan-beyin bariyeri permeabilitesindeki farklilik gibi, pek çok yönden erkekten farklidir. Hem fizyolojik, hem de patolojik kosulda kadin ve erkek beyninin farkli olmasi tedavi açisindan da önemlidir. Kadin ve Erkek Beyninde Seratonin Metabolizmasi Seratonin (5-hidroksitriptamin-5HT) merkez sinir sisteminin en önemli nörotransmiterlerinden biridir. Beyin serotonin metabolizmasi, serotonin reseptörleri ve serotonin miktarlari ile çesitli hastaliklar arasinda siki baglantilar oldugu ileri sürülmüstür. Serotonin metabolizmasi ile ilgili oldugu ileri sürülen hastaliklar: Affektif hastaliklar Anksiyete Obsesif-kompulsif hastaliklar Sizofreni Uyku bozukluklari Beyin yaslanmasi ve nörodejeneratif hastaliklar Ilaç bagimliligi Agri duyarligi Stres hastaliklari Obesite Bu hastaliklari tek bir serotonin metabolizmasinin bozulmasi ile izah etmek çok zor olmakla birlikte, serotonin beyinde miktarinin degismesinin bu hastaliklarin olusumunda çok önemli bir rol oynadigini ileri sürmek mümkündür. Bunlara ek olarak intihar ve beyin serotonin metabolizmasi üzerinde de pek çok arastirma yapilmis ve intihar girisiminde beyin serotonin miktarinin azalmasinin önemi vurgulanmistir.

89 Intihara tesebbüs eden 12 kisinin beyin omurilik sivisi 5-HIAA miktari 19 ng/ml bulunurken, intihara tesebbüs etmeyen 9 kiside bu miktar, 25 ng/ml olarak tespit edilmistir. Psikiyatrik bozukluklara bu kadar yakin iliskisi olan serotonin, kadin ve erkek beyninde farkli dagilimi oldugu gösterilmistir. Ayni yas grubunda kadin ve erkekten elde edilen beyin omurilik sivisinda, serotonin yikim ürünü olan 5-hidroksi indolasetik asit (5-HIAA) miktarlari ölçülmüs ve kadinlarin beyin omurilik sivisinda, 5-HIAA miktarlarinin erkeklerin beyninden önemli oranda yüksek oldugu tespit edilmistir. 176 erkek beyninden alinan beyin omurilik sivisinda S-HIAA konsantrasyonu nmol/L oldugu halde, 124 kadin beyninden alinan sivida bu miktar nmol/L olarak ölçülmüstür. Bu fark, istatistiksel bakimdan anlamlidir (p<0.005). Kadin ve erkek beyninde serotonin miktarlarinin farkliligi yaninda, serotonin sag ve sol hemisferde farkli sekilde dagildigi da gösterilmistir. Postmortem yapilan arastirmada, serotonerjik mekanizmayi gösteren imipramin baglama bölgelerinin, kadin sag orbital frontal korteksine erkekten daha fazla oldugu gösterilmistir. Serotonin mekanizmasinin kadinda hemisferler arasinda asimetrik olmasi, sag ve sol hemisferler arasindaki asimetride rol oynayabilir mi? Bilindigi gibi sag hemisfer; sözel olmayan, sentetik, spasyal, algisal fonksiyonlari, sol hemisfer; sözel, analitik sirali zamana bagli fonksiyonlari üstlenmektedir. Erkeklerde kadinlara göre interhemisferik asimetri daha belirgindir. Bu asimetride kadin ve erkekteki nörotransmiter muhtevalarinin farkliligi önemli rol oynayabilir. .

90 Diger taraftan cinsiyet ve psikopatoloji arasinda da yakin iliski vardir. Erkekler otizm, çoçukluk davranis bozukluklari, psikopati, cinsel sapmalar, erken baslayan kronik gelisim gösteren sizofrene yatkin olduklari halde, kadinlar depresyon (nörotik ve psikiyatrik formlari) özellikle unipolar depresyon, anksiyete, fobiler histeri ve aneroksiya bulimia gibi hastaliklara çok daha fazla yatkindirlar. Bu hastaliklarin patogenezinde diger nörotransmiterler yaninda serotonin de önemli bir yere sahiptir. Kadinlarda daha fazla görülen migren türü bas agrilarinda da serotonin nörotransmiteri önemli bir yere sahiptir. Migrenin aura fazinda salgilanan nörotransmiter, serebral vazokonstriksiyona ve beyin kan akiminin azalmasina neden olabilmektedir. Dolayisiyla serotonine fizyolojik, patolojik pekçok fonksiyonlari yönlendirdigi için, salinmasini artiran, azaltan, reseptörlerini bloke eden, metabolizmasini düzenleyen pek çok ilaç ile merkez sinir sistemindeki fonksiyonlari regüle edilmektedir. Bu ilaçlari kullanirken de kadin ve erkek beyninde serotonin muhtevasinin farkli oldugunu bilmek önemli bir ipucu olarak görülmektedir. Seratonin kadin ve erkek beyninde farkli dagiliminin yaninda GABA, Dopamin, Noradrenalin, Asetilkolin gibi nörotransmiterlerin miktari da her iki cinsin beyninde farklilik göstermektedir. Merkez sinir sisteminin en önemli inhibitör nörotransmiteri olan GABA (Gamma aminobutirik asit) erkek ve disi beyninde farklidir. Yapilan arastirmalarda, GABA-T aktivitesinin, erkeklerin beyninde disilerin beyninden daha yüksek oldugu tespit eilmistir. Sonuç olarak, hem fizyolojik, hem yapisal, hem de biyokimyasal yönden kadin ve erkek beyinleri arasinda çok önemli farkliliklar vardir. Yapilan son arastirmalarla da bu farkliliklar daha da büyük önem kazanmaktadir. Hem fiyolojik davranislarda, hem psikiyatrik ve nörolojik bozukluklarda bu farki göz önüne almak son derece önemli görünmektedir.

91 GENÇLİKTE SEKS HORMONLARI.

92 GENÇLİKTE SEKS HORMONLARI.Genelde kadınların hormonlarla ilgili bilgisi, menopoz dönemine gelinceye kadar oldukça eksik kalıyor. Erken yaşlarda hormonların işlevleri hakkında bilinçlenmek ise, kadının genç kalmasını sağlıyor. 20'Lİ YAŞLAR  Ergenlik çağındaki bir genç kızın östrojen artışıyla, göğüsleri büyür, kalçaları belirginleşir, erojen bölgelerinde tüylenme olur. Adet gördükten sonra her ay yumurtalıklar yumurta hücresi üretir. Yirmili yaşlara gelindiğinde östrojen ve progesteron hormonları, beyinle 25 yıl kadar sürecek bir işbirliğine girerler. Her ay adet gününden iki hafta önce yumurtalıklar artan miktarda östrojen hormonu salgılar. Östrojen miktarındaki bu artış aynı zamanda ruh halini de etkiler, araştırmalar östrojenin yükseldiği günlerde kadınların daha asabi, alıngan ve saldırgan olduğunu, azaldığı günlerde ise kendilerini daha iyimser, mutlu ve sağlıklı hissettiklerini gösteriyor. 14 gün sonra ise her bir yumurtalıktan bir yumurta hücresi rahime bırakılır. Bu günlerde progestoren miktarı artarken östrojen miktarı tekrar azalmaya başlar.  ÖSTROJEN SALDIRGAN YAPIYOR  Östrojen hormonu, vajinanın nemli ve kaygan olmasını sağlayarak kadını cinsel ilişkiye hazırlayan bir hormon. Dahası, ilişki sırasında kadının vajina duvarındaki damarlara daha fazla kan dolmasını sağlayarak , kadının uyarılmasını, ilişkiden zevk almasını sağlıyor. Kadınların cinsel isteğini artıranlar, testesteron hormonu ve her ay yumurtalıklar ve böbreküstü bezleri tarafından salgılanan testesteron (erkeklik) hormonu. Testesteron seviyeleri yumurtalama sürecinde yükselirken, araştırmalar bu dönemde kadınların cinsel isteğinin arttığını gösteriyor.

93 Psikologlar insanın cinsel dürtülerinin oldukça karmaşık olduğunu, cinsel arzuların hormonlar dahil pek çok faktöre bağlı olarak artabileceğini söylüyorlar. Duyguların yoğunluğu, maddi sorunlar , eşlerin birbirlerine anlayışlı olup olmaması da cinsel arzuyu belirliyen etkenlerden.            ADET DÖNEMİ TUZU, KAFEİNİ KESİN      Kadınların hemen hemen % 90'ı adet öncesi dönemde göğüslerde gerginlik, vücutta şişkinlik, aşırı yeme, başağrıları, tahammülsüzlük gibi durumlarla karşı karşıya kalıyorlar. Kadınların % 20'lik bir kısmı ise adet dönemini ağrılı bir şekilde geçiriyor. Araştırmalar adet öncesi dönemdeki semptomların , kadının sex hormonları üzerinde rol oynamasına karşın, bu etkilerin hamilelik ve menopoz dönemindeki kadar yoğun olmadığını gösteriyor. Bazı uzmanlar sex hormonlarının, adet dönemi öncesi rahatsızlıklarından çok, depresyon ve tiroid bozukluklarına bağlı olarak etkilendiğini iddia ediyorlar. Eğer her ay adet öncesi rahatsızlıklarınız fazla ise, bu dönemde tuzu, şekeri ve kafeinli içecekleri kesin. Alkolden kaçının, daha sık ve azar azar yemek yiyin. Ağır, yağlı yiyecekler yerine hafif, sebzeli yemekleri tercih edin. Ayrıca bugünlerdeki stresinizi azaltmaya, her gün yapacağınız yarım saatlik bir jimnastik de yardımcı olacaktır.            SPERMLER 3 GÜN YAŞAYABİLİYOR      Henüz yirmili yaşlarda iken kadınların % 90'ı herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan, doğal yollarla çocuk sahibi olabiliyor. Yumurtalıklardan her ay salınan yumurta hücresi, sağlıklı bir sperm hücresiyle, ilişkiden sonraki saat içerisinde kolayca döllebilir. Sperm hücrelerinin kadın vücudunda canlı kalma süresi 3 gün kadar, bu aynı zamanda, ilişkiden sonraki 2 gün içinde ,kadının hamile kalma şansının devam ettiğini gösterir.

94 . Eğer düzenli bir sex hayatınız yoksa, ve de adet döneminizin tam ortasındaki yumurtalama tarihinizi belirlemek istiyorsanız, ovulasyon belirtici araçlardan kullanabilirsiniz. Vücut ısısının günlere göre değişimini ölçen bu aletlerle, vücuttaki ısının en çok yükseldiği gün olan yumurtalama günlerinizi takip edebilirsiniz.            30'LU YAŞLAR      Hayatın en yoğun tempolu yaşandığı 30'lu yaşlarda , vücut daha fazla yorulmaya başlar ve buna bağlı olarak sex hormonları da düzensiz salgılanmaya başlar. Örneğin adet öncesi dönem bazı kadınlar için, 20'li yaşlarda ağrısız geçerken, 30'lu yaşlara gelindiğinde fazla stresli bir iş veya ev hayatı yüzünden, ağrılı geçebilir. Bu dönemde her zamankinden daha fazla sağlıklı olmaya, düzenli beslenmeye ve egzersiz yapmaya ihtiyacınız vardır. Bu yaşlarda cinsel arzularınız testesteron hormonunun kontrolü altında olmasına rağmen, östrojen cinsel ilişki sırasında kadının en çok ihtiyaç duyduğu hormondur. Bu yaşlarda kadınlar cinselliği doyasıya ve özgürce yaşamanın tadına varırlar, düzenli bir sex hayatları vardır. İstatistikler haftada bir cinsel ilişkide bulunan kadınların kandaki östrojen seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. Bu durumun da, kalp- damar dolaşım sistemini düzene sokmaktan tutun da ,baş ağrılarının giderilmesine kadar pek çok faydası bulunuyor.      30'lu yaşların ortalarından sonlarına doğru hormonların düzensizleşmesi nedeniyle, adet dönemi öncesi sıkıntıları artar. Başağrıları, sinirlilik , huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide artan dozajlarda görülmeye başlar. Migreni bulunan kadınların % 60'ı bu dönemde migren krizine tutuluyorlar.      

95 Başağrılarından şikayetçiyseniz bu dönemde alkol almamaya dikkat etmelisiniz. Bazı kadınlarda, adet dönemi baş ağrılarını önlemede, östrojen ve doğum kontrol hapları faydalı olabiliyor.            40'LI YAŞLAR      35 yaşından 40'lı yılların başlarına kadar kadınlar sex hayatlarının doruğunu yaşarlar. Ancak 40 yaşından itibaren , menopoz öncesi dönemine girilmesiyle hormonlarda hızlı bir değişim olur. Bu hızlı değişimle östrojen hormonu azalır, ateş basması, terleme, geceleri uyuyamama kadınların sık sık şikayet ettiği durumlardır. Adet zamanları düzensizleşmeye başlar. Bazı aylar yumurtalıklardan yumurta salınmaz ve sonunda kadınlar adetten kesilir. Adetten kesildikten yaklaşık 1 yıl sonra da kadınlar menopoza girerler. Artık yumurtalıklardan projestoren ve östrojen üretilmemeye başlar.      Östrojen hormonunun azalması kadınların sex arzusunun tamamen kaybolmasına neden olmaz, hatta çoğu kadında yumurtalıklar, sex arzusunun en büyük kamçılayıcısı olan testesteronu üretmeye devam eder. Araştırmalar kadınların menopoz öncesi dönemde , sexe olan arzularının, eşleriyle bir problem yaşamadıkça aynen devam ettiğini gösteriyor. Ancak östrojen üretiminin durmasıyla birlikte, kadının vajinal duvarları kurulaşır, elastikiyetini kaybeder ki bu da, sexi kadın için zor ve acılı bir hale getirir. Günümüzde üretilen östrojen kremleri bu soruna çözüm getiriyor gibi görünsede, doktorlar her kadının vajinal emme kapasitesi farklı olduğu için, ne kadar östrojenin kan dolaşımına katılacağı konusunda hemfikir olamıyorlar.      

96 Hormon Takviyesi      Menopozdan sonra kadınların yumurtalıkları östrojen üretemez hale gelir, artık kadının tek doğal östrojen kaynağı yağ hücrelerindeki adrenal bezleridir. Fazla kilolu olmak genel sağlık için zararlı olmasına rağmen , bir diğer gerçek kilolu kadınların, menopoz sonrası rahatsızlıklardan en az şikayetçi olduğudur. Östrojen kaybıyla vajina kuruluğunu ve elastikiyetini kaybetmenin yanısıra, idrar yollarının enfeksiyona yatkınlığı da artar. Bunların yanında östrojen azalması kalp hastalıkları riskini arttırır ve kemik erimesini hızlandırır. Pek çok doktor günümüzde, kadınlara östrojen hormonu takviyesini tavsiye ediyor. Ancak tıp dünyasında östrojen ve progestorenin etkileri tam olarak kanıtlanmış değil. Örneğin progestoren hormonu östrojenle birlikte alındığında rahim kanserini önler mi, veya tam tersi ikisi birlikte alındığında göğüs kanseri riskini arttırır mı, ya da östrojen takviyesi kalp hastalıklarını önler mi, gibi sorular halen gündemde.      Bu sorular halen gündemde ola dursun, bir başka gerçek var ki, o da kadınların menopozdan sonra yıl kadar daha yaşadıkları. Durum böyle iken , sex hormonları takviyesi konusunda karar verebilmek için yapılacak en doğru şey araştırmaların bir an önce sonuçlanmasını beklemek.           

97  HORMONLARINIZ YOLDAN ÇIKARSA      Yetişkin bir kadının sex hormonları, her ay sistemli bir şekilde salgılanır. Ancak fizyolojik ve psikolojik nedenlerden dolayı hormonlarınız dengesiz salgılanabilir. İşte bu zamanlarda neler oluyor gelin görelim ;   Yüzde aşırı kıllanma, sivilceler, düzensiz adet görme ve hamile kalamama durumu androjenlerin fazla miktarda çalıştığının göstergesidir.   Normalde her ay rahim etrafını çevreleyen zar dokusu, beyinden gelen hormonal sinyallerle faaliyete geçer. Hormonlardaki değişimler, rahim zarının iltihaplanmasına neden olabilir.   Östrojen hormonunun uzun süre ile vücutta faaliyet göstermesi, göğüs kanserine davetiye çıkarabilir. Araştırmalar 12 yaşından önce adet görmeye başlayan, menopoza 50'lili yaşlardan sonra giren, geç doğum yapan veya hiç doğurmayan kadınların, vücutlarında uzun müddet östrojen salgılanması nedeniyle, göğüs kanseri risk grubuna dahil olduğunu gösteriyor.   Depresyon, hızlı kilo verdiren rejimler, tiroid bozuklukları hormon dengenizi bozar. Hormon dengesi bozulan kadınlar düzensiz adet görmeye başlar. Böyle zamanlarda her ay düzenli olarak vücut dışarısına atılmayı bekleyen kan, menstural kanama olmayınca, yumurtalıklardaki ufak keseciklere dolar. Bunun sonucu polikistik over sendromu denilen, yumurtalık kistleri oluşur.            .

98 TESTİSLER VE SPERM

99 TESTİSLER VE SPERM [email protected]Testisler ve Sperm Erkeğin bir cinsel organı olup,meni(sperm-ersuyu) ve seks hormonu üremesini sağlarlar.Penisin altında skrotum denilen bir torba içindedirler.Testisler daha bebek anne karnında iken bebeğin karnında oluşur ve doğumdan öncede normal olarak torbaya inerler.Testisler çift olarak bulunurlar. Testisler(yumurtalıklar veya erbezleri): Erkeğin bir cinsel organı olup,meni(sperm-ersuyu) ve seks hormonu üremesini sağlarlar.Penisin altında skrotum denilen bir torba içindedirler.Testisler daha bebek anne karnında iken bebeğin karnında oluşur ve doğumdan öncede normal olarak torbaya inerler.Testisler çift olarak bulunurlar.Çift olmasının amacı eğer bir tanesine bir şey olur ve çalışamaz hale gelirse diğeri ile kişinin üreme ve hormonal faaliyetinin devam etmesi içindir.Yumurta şeklinde ve hafifçe basıktırlar.Büyüklükleri kişiden kişiye değişmekle beraber ,herbiri ortalama gr ağırlığında,4-5 cm uzunluğunda ve 2-2,5 cm kalınlıktadırlar.İkiside yaklaşık aynı büyüklüğe sahiptir ama sol taraftaki biraz daha aşşağıdadır. --Üreme kanallarından boşaltılan meniyi üretirler --Direk olarak kan damarlarına gönderilen hormonları üretirler. Testisler neden torba içinde ve vücut dışındadır?: Torbanın amacı hem testisleri darbelerden korumak ve de esas olarak vücut ısısından daha düşük ısıda tutmaktır.Bildiğimiz gibi vücut ısımız ortalama 36.6 C° olup, testislerin sağlıklı sperm üretebilmesi için bu ısıdan yaklaşık C°daha düşük ısıda çalışmaları gerekir.

100 Testisin tek olması kısırlık veya hormonal eksiklik yaparmıTestisin tek olması kısırlık veya hormonal eksiklik yaparmı? Hayır bir tane olması bile yeterlidir. Sperm ve Üretimi Her testis içinde kılcal borular vardır,kabaca içi boş incecik bir tüpü yün yumağı gibi sardığımızı farz edelim,işte testis böyle bir yapıya sahiptir ve meni(sperm ) oluşumu bu boruların içinde olur. Erginlik çağına yaklaşıldığında başlar ve yaşam boyu kesilmeden devam eder. Bir spermin üretimi yaklaşık 74 gün kadar sürer. Spermler iki farklı karakterde olup X ve Y diye taşıdıkları dişilik veya erkeklik kromozonuna göre ikiye ayrılırlar,yani oluşacak bebeğin cinsiyetini erkekten giden sperm belirler. Eğer X spermi giderse ve annenin yumurtası(annedeki yumurta daima X tir) ile birleşirse XX olurki bu bayandır. Eğer Y spermi giderse ve annenin yumurtası(annedeki yumurta daima X idi) ile birleşirse XY olurki buda erkek bebek oluşumuna sebep olur. Yani bebeğin cinsiyetini daima baba belirler. Sperm üretimi devamlıdır ve hiç durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler,arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır ,bu kesenin bir hacmi,bir kapasitesi vardır bu hacim dolunca cinsel istek artar,yoğunlaşır eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı ,aşırı cinsel istek başlar,bazen kese o kadar dolmuşturki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar). Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir(4 ila 10 gün),erkek uykuda boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir.

101 Erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun boşaltılması isteği sonucu olup bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır. Tek bir sperm hücresi üç kısımdan oluşur,bunlar baş,gövde ve kuyruktur. Baş resimde siyah olan kısım,gövde onun altındaki kahverengi kısımdır. Baş kısmı spermin yumurta içine girmesini sağlayacak yumurtanın dış kısmını eritici maddeler içerir. Gövde kısmında ise bebeğin oluşumu için gerekli kromozon şifreleri bulunmaktadır. Kuyruk kısmı ise kırbaç hareketi dediğimiz sağa sola hareketi yaparak spermin ilerliyerek dişideki yumurtaya gitmesini sağlar. Spermin kendi içinde belirli bir süre yaşamasını ve hareket etmesini sağlayacak enerjisi vardır,buda gövde kısmında depolanmıştır. Sperm çok küçük olup yanlız başına çıplak gözle görülmez,yaklaşık uzunluğu 1 cm'nin 250 de biri kadardır. Normal bir sperm nasıl olmalıdır? Volümü yani miktarı-2 ila 5 cc arasındadır. Rengi opak ve grimsidir. Kokusu kendine özgü olup kestane çiçeği kokusuna benzer. Yapışkan kıvamda olup bu yapışkanlığın azalması veya artması boşalma sıklığı ile ilgilidir. Sıvılaşması:sperm vücuttan atıldıktan 5 ila 20 dakika arasında o yapışkan halini kaybederek sıvılaşır,30 dakikadada tamamen su halini alır. Bir boşalmada erkek ortalama 150 milyon sperm hücresi boşaltır. Normalinde en azı 20 milyon,en fazlası ise 250 milyondur. Döllemede sperm miktarı önemli olduğu kadar daha da önemlisi spermlerin kalitesidir (hareketliliği,kuyruk yapıları,baştaki eritici maddeler,gövde şekli gibi). Sperm sayımı mikroskop altında yapılır. İdeal bir sayım için 4-5 günlük cinsel rejim yani boşalmamak gerekir

102 EVLİLİK, GEÇİMSİZLİK VE AİLE PLANLAMASI

103 AİLE GEÇİMSİZLİĞİ VE CİNSELLİK

104 AİLE GEÇİMSİZLİĞİ VE CİNSELLİK:Aile geçimsizliğinin bir nedeni de cinsel mutsuzluktan kaynaklanmaktadır. Toplumumuzda kadınlar ve erkekler cinsel yaşam konusunda birbirlerinden sürekli yakınıyorlar. Dünyanın en zevkli işi bir kabusa dönüşüyor, soğuk kadın, iktidarsız erkek suçlamaları her iki tarafta da ne zevk ne istek bırakıyor. Bir çözüm yolu bulunamıyor, cinselliğin keyfini iki cins bir arada yaşayamıyor, karı kocanın ikisi de yaptıklarından tam anlamıyla zevk alamıyor. Bir çift arasında kavgaya, anlaşmazlığa neden olan cinsel uyumsuzluğa giden olaylar, bir zincirin halkalarını oluşturuyor. Eskiden bu sorunlar üzerine pek inilmiyordu. Bugün şiddetli geçimsizlik nedeniyle ayrılanların sayısının artmış olması ve gerçek nedenin cinsel sorunlar olması, toplumumuzda bu konulara yapıcı bir şekilde değinmek gerektiğini göstermektedir. Bu sorunlar, çiftlerin birbirlerini tanımamasından, cinsellikle ilgili sorunlarını, korkularını ve beklentilerini konuşamamasından kaynaklanıyor. Bunun altında toplumsal nedenler ve bazı gelenekler yatmaktadır. Bu arada tabii cinsel uyumsuzluğa neden olabilecek organik nedenleri unutmamalıyız. Örneğin erkekte prostat veya idrar yolları iltihabı, omurilik zedelenmeleri, şeker ve kalp hastalığı gibi. Kadınlarda zarın yapısı, makat ve cinsel organ arasındaki kazalar sonucu oluşan nedbe dokusu, iltihaplar, vajinanın iltihapları da normal bir cinsel ilişkiye imkan vermez. Genelde kadınlar ve erkekler evli olsalar dahi boş zamanlarını kendi hemcinsleri arasında geçiriyorlar. Hele kırsal kesimde erkekler kahvede, kadınlar komşu kadınlar arasında boş vakitlerini geçiriyorlar. Beraberlikleri uyumadan önceki cinsel birleşmeyi içeriyor. Cinsel bilgisizlik, çiftlerde, erkek ve kadın arasında iletişim kopukluğu, cinsel doyumsuzluklara ve sorunlara neden olmaktadır.

105 Ailede Mutluluğun Yolu, Cinsel Uyumdadır: Eşlerin cinsel yaşamında birbirlerini olumsuz yönde etkileyebilecek bir çok faktörler vardır. Erkekte ve kadında orgazma (cinsel doyuma) ulaşma süresi farklı olabilir... Eşler duygusallık bakımından aynı yapıya sahip olmayabilirler... Erkek ve kadın arasında büyük yaş farkı bulunabilir... Bütün bunların ötesinde incir çekirdeğini doldurmayan ancak zaman zaman eşler arasında sürtüşmeye sebep olabilecek değişik özelliklere sahip olabilirler... Şunu söylemek gerekir ki cinsel uyum sağlandığı takdirde sorunlar çoğu kolayca çözülebilir. Evlilikte cinsel doyum, yalnız ilahi kudretin bize lütfettiği tabii bir olgudan ibaret değildir. Zira aynı zamanda eğitime ve alıştırmaya bağlı olan, iyi anlaşılması ve uygulanması gereken bir sanattır bu. Diğer sanatlar gibi sonradan kazanılan bir sanat. İşte bu nedenle eşler zaman içerisinde daha uyumlu bir cinsel hayat için çaba sarfetmelidir. Birbirini çok seven karı koca, eğer aile mutluluğunu oluşturan öğeleri ve kendilerine düşen görevleri bilmez, bu görevlerin gereklerini yerine getirmezse, bu sevgileri mutlu olmalarına kafi gelmez. Aile mutluluğu ve cinsel eğitim alanında bireyler üzerlerine düşen görevleri öğrenmeli ve yerine getirmelidir. Evlenecek veya evli çiftler, cinsel bilgilerini arttırarak birbirlerini bilimsel yönden tanımaları ve ona göre davranmaları bir çok aile geçimsizliklerini önler. Evlilikle, dişi ve erkek tamamlanır. Yani evlilik, iki vücudun, iki kalbin, iki ruhun ve daha doğrusu iki kişiliğin birleşmesidir. Evlilikte mutluluğu oluşturan öğeler bellidir. Biz de bu çalışmamızda, mutlu bir yuva kurabilmek için bireylere düşen görevleri göstermeye çalıştık. Ailede mutluluk ve cinsel eğitim, hemen her bireyi ve her aileyi ilgilendiren temel konulardan biridir. Dünya üzerinde her canlı en azından neslini devam ettirebilmek için kendi türlerine has bir cinsel yaşam içerisindedirler. Öyle ise cinsel yaşam hayatın ta kendisidir diyebiliriz.

106 Cinsel Uyumsuzluk ve Aile Kavgaları : Karı koca, birbirlerini oldukları gibi kabul edeceklerine, kendi hayallerinde canlandırdıkları kalıba uydurmaya çalışmaktadırlar. Onlara göre, kadın dediğin şöyle olur veya koca dediğin böyle olur gibi düşünceler, aile mutluluğunu engelleyen sebeplerden birisidir. Çocuklukta alınan yanlış eğitim veya gerekli doğru eğitimin alınamaması. Meşru cinsel ilişkinin ayıp sayılması gibi. Meşru, yani yasal normal ve de görev olan cinsel ilişkiyi eş, ayıp duygusuyla karşılayabilir. Belki de çoğu zaman bu konuda mutlu olabilmek için gerekli olan rahatlığı kendisinde bulamaz. Çocukluğundan beri (özellikle kadınlarda) hafızalarda cinsel ilişkinin kötü, adî, aşağı bir iş olarak yer etmesi, kadını cinsel ilişkiden soğutur. Böylelikle hem kadın cinsel ilişkiden soğuktur, mutsuzdur. Hem de eşini tatmin edemez. Gerek kendisi ve gerekse eşi, cinsel tatminsizliğin sonunda görülen sinir gerginliği, kavgacılık, tembellik gibi durumlarla karşılaşır. Dünya tarihi incelenirse görülür ki cinsel tatminsizlik, pekçok psiko-sosyal problemlerin temelinde genellikle bulunagelmiştir. Cinsel tatminsizlik, türlü problemlerin odağındaki rolünü çağlar boyu sürdürmüştür.

107 Kadında Orgazm'in Cinsel Mutluluğa Ve Aile Mutluluğuna Etkisi: Kadının cinsel ilişki esnasında orgazma ulaşmaması haliyle cinsel soğukluğu biribirine karıştırmamak gerekir. Cinsel soğuklukta, cinsel ilişkiye karşı tam bir isteksizlik bulunduğu halde burada ele alacağımız durumda cinsel arzu tamdır. Hatta bazı kadınlarda bu arzu çok şiddetli olabilir de yine orgazm olamazlar. Aşkın başlangıcında kadın hoşa giden bir hisle heyecanlanır ve bu his orgazm oluncaya kadar artarak sürer. İşte orgazm, bu erotizmin en yüksek düzeye ulaştığı ana denir. Kadın orgazma kadar devamlı olarak tahrik, orgazmı duyunca da tatmin olur. Aşk esnasında zevk duyan kadınlar orgazmı duymasalar bile az çok bir tatmine ulaşırlar fakat orgazmın verdiği rahatlık ve gevşemeye hiçbir zaman ulaşamazlar. Hatta bazı kadınlar birleşme sırasında duydukları zevki orgazm sanarlar ve cinsel ilişkinin fazla zevkli olmadığını iddia ederler. Burada erkeklerin eşlerine rehber olmaları gerekir. Kadının cinsel bilgisi zayıf olursa gerçek durumu anlayamaz, oysa erkek çoğunlukla kadınından daha bilgili olması gerekir. Ne var ki bazı erkekler, kadının cinsel yapısını ve yaşantısını bilemezler. Evlilik öncesini haram olduğu halde kiralık kadınlarla geçirmiş olan erkekler, kendi eşlerini de tanıyamazlar. Çünkü kiralık kadınlar, bir an önce işlerini bitirip para almak için duygusal hereket etmezler. İşin fiziksel yönünü acelece bitirip para aldıklarından erkekler, tüm ilişkileri böyle sanırlar ve eşlerine yeterli ilgi göstermeden hemen ilişkiye girerler. Böylece kadını doyurmazlar. Eşini gerçekten seven bir erkek bu durumda çok dikkatli olmalıdır. Unutmamalıdır ki orgazmla sonuçlanmayan bir birleşme kadında üzüntü yaratır. Kadınlar bile bazan gerçek huzursuzluklarının nedenini bilmezler.

108 Sinir krizleri geçirirler, her şeye çabucak kızarlar, bunların nedenini günlük olaylara bağlıyarak büsbütün mutsuz olurlar. Fazla erotik kadınlarda ise üzüntü daha şiddetli olabilir. Bu durum evlilikte anlaşmazlığın en önemli nedenlerinden biri olabilir. Orgazma ulaşamayan bir kadının psikolojik tedavi için gittiği doktora itirafı: "On cinsel ilişkinin ancak bir ikisinde orgazma ulaşabiliyorum... Kocam orgazm olduktan sonra, kontakt birdenbire kesiliyor. Ben tam orgazm olacağım sırada ilişki birden pat diye bitiyor. Kocam sırtını dönüp yatıyor. Bu da beni çileden çıkarıyor... Bu durumlarda çoğu kez ağlıyorum... hırçınlaşıyorum..." Cinsel arzuları güçlü olup da orgazmı tadamıyan kadın, eşinin her çeşit davranışına sinirlenmeye başlar. Evlilik hayatlarının dayanılmaz bir hal aldığını ileri sürer. Çocuklarından şikayetçidir, kazançlarının yetersizliğinden şikayetçidir, kısacası her şeyden şikayetçidir. Kocası da eşini yatıştırmak için boşuna uğraşır durur. Kavga elbette ki cinsel ilişki sorunlarından çıkmaz, ama geçimsizliğin altında yatan asıl hastalık kadının cinsel tatminsizliğidir. Kadın bazı hallerde gerçeği anlar, kocasının kendisini tatmin etmediğini görerek erkeğine diş bilemeye başlar. Hatta bu yüzden ihanete kadar gidebilir.

109 Birçok Boşanmaların Temel Sebebi, Cinsel Mutsuzluktur: Şiddetli geçimsizliğin temelinde yatan önemli etkenlerden biri olan cinsel uyumsuzluk, boşanmak isteyen eşler tarafından açıkça ortaya sürülmediği gibi kayıtlara da geçmiyor. Üstelik, diğer boşanma nedenleri arasında yer alan zina, cana kast ve fena muameleden ötürü evi terk gibi olayların da büyük ölçüde cinsel kaynaklı olduğunda hukukçular ve bilim adamları görüş birliği içindeler. Yapılan istatistiklere göre evli kadınların ancak üçte biri evliliklerinin birinci yılında orgazmı duymaktadırlar. Geri kalan çoğunluk ancak ileriki yıllarda tatmine varabilmektedirler. Erkeklerde olduğu gibi bazı kadınlarda da yanlış bir inanç vardır. Madem ki çocuk yapmak için orgazma ihtiyaç yoktur, o halde buna fazla önem vermek yersizdir. Fakat kadınlar sevişme sırasında orgazmı duymayacak olurlarsa sinirleri çok gergin hale gelir. Bu halde onlarda pek çok ruhsal bozukluklara yol açabilir. Nitekim yapılan anketler çok ilginç sonuçlar vermiştir. Orgazmı yaşamamış evli kadınların 1% 40'ında ağır psikonevrozlar tesbit edilmiştir. Buna karşılık orgazmı duyan kadınların ancak 10 da 2'sinde ağır psikonevroz haller müşahade edilmiştir. Orgazmın kadının genel sinir sistemi üzerindeki etkisini bu istatistiki rakamlar çok açık bir şekilde ortaya koymaktadırlar. Orgazm insan fiziki yapısının bir isteğidir. Kadının sinir sistemi bu duyguya göre kurulmuştur. Kadınını ve cinsel ilişkisini mutlu görmek isteyen erkek, kadının orgazmını mutlaka sık sık sağlamalıdır. Bu yolda her çareye başvurarak klitorisi ve vajinayı her türlü tahrikle, klitorisi elle de uyandırarak orgazm sağlama usulüne baş vurmalıdır.

110 CİNSEL ANLAŞMA

111 CİNSEL ANLAŞMA. [email protected]Anlaşma, bir düşünce ve duygu alışverişi olduğuna göre, karşılıklı yapıldığını varsaymak gerekir; yani anlaşabilmek için iki tarafın da aktif olarak bu eyleme katılması zorunludur. Bu karşılıklı alışveriş çerçevesinde, cinsel birleşmenin bir anlaşma biçimi olarak ayrı ve önemli bir yeri vardır. Çoğu insan, anlaşmanın yalnızca sözcüklere bağlı olduğunu düşünür. Zaten genellikle de üzerinde durulan, sözlü ya da yazılı anlaşmadır. Cinsel anlaşma, cinsel ilişkilere özgü mahremiyetten dolayı büyük ölçüde gözardı edilir. Cinselliğin doğallığı ve has cinsel arzunun herkes için geçerli olması, insanların cinselliğe özel olarak eğilmelerini gereksiz kılmıştır. Onun için cinsel birleşme, hala bir insanın başka bir insanla duygusal bir bağ içinde bulunduğunu ifade eden basit fiziksel bir eylem olarak görülmektedir. Birçok eş, ancak rastlantısal olarak cinsel birleşmenin gerçek anlamını kavrayabilmişdir. Bunların duygusal bağları, paylaştıkları cinsel eylemin, gerçek mahremiyetini algılamalarını mümkün kılacak düzeydedir. Bu şanslı insanlar, çözümlenmesi ya da açıklanması mümkün olmamakla birlikte, eşsiz olduğu hemen farkedilen bir anlaşma düzeyine geldiklerinin bilincindedir. Ancak bu kimseler geneli oluşturmazlar, istisnadırlar. Çoğu insanın cinsellik aracılığıyla anlaşma sanatını özel olarak geliştirmesi gerekir.

112 Doğru dürüst bir cinsel iletişim kurma yeteneği ile normal bir insan arasına dikilen büyük engel, toplumlarda fiziksel temasa karşı uygulanan katı yasaktır. Daha çocukken, insanlar cinsel temas konusunda kendiliğinden, doğal ve teklifsiz olmamayı öğrenirler. Toplumsal olarak kabul gören fiziksel temas biçimleri, el sıkışma örneğinde olduğu gibi, kasıtlı olarak törenselleştirilmişler; böylece formal bir kalıba sokularak her türlü duygusallıktan arındırılmışlardır. Eşlerin birbirine rahatlıkla izin verdiği vücut temasları, yabancılar arasında fiziksel saldırı olarak algılanır. Oysa küçük bir çocuk düşünüldüğünde, onun teması ve sarılmasındaki temel doğallık gözden kaçacak gibi değildir. Yaşamın ilk yıllarında hakim olan dil, vücut dilidir. Çocuk, sıcak bir kucaklama ile sert bir tokatın ilettiği anlamları kolayca birbirinden ayırabilir, Ne var ki, büyüdükçe içgüdüsel olarak vücut temasından kaçınmayı ve diğer insanlarla arasında hep bir mesafe tutmayı öğrenir. Aslında toplum içinde "uygun" yaşamanın kuralı bu olduğu halde, birey aşık olacak ve cinselliğini ifade edecek yaşa geldiğinde, kurtulması gereken bir sürü sınırlamalar oluşmuştur. Herşeyin ötesinde, o zamana kadar kendine yasakladığı ve bir tehdit olarak algıladığı fiziksel mahremiyeti, şimdi sevinerek benimsemesi gerekmektedir. Karşısındaki eşin hevesliliği ile kendi sinirliliği de işe karışınca, cinsel deneyin oldukça sevimsiz ve doyuruculuktan uzak gelişmesi, beklenebilecek bir sonuç olur. Bu durumda eşlerin, cinsel birleşmeden bekledikleri tek sonucun, orgazm olması şaşırtıcı gelmemelidir. Sevişme, cinsel boşalımın en alt düzeyde kaldığı mekanik bir eylem haline gelmiştir. Mahremiyet ve paylaşma duygusu, gönülden vermek arzusu gibi sıcak duyumlar bu ilişki içinde ortaya çıkmazlar. Böyle bir ilişkide, kadının seksten hoşlanmadığı yolunda yanlış ama görünürde haklı bir düşünceye kapılabilen erkeklerin kolayca bencilleşmesi ve cinselliği kendi hakları olarak görmesi çok olasıdır.

113 Eşsiz bir iletişim ya da anlaşma yolu olması gereken seks, bu durumda sinirli ve bencil bir erkeğin kadından talep ettiği bir görev haline gelir. Ayrıca seks konusunda sürekli olarak tetikte olmayı öğrenmiş bir kızın, evlilikle birlikte bu olaya alışıncaya kadar duyacağı aşırı endişe duygusundan dolayı cinsel temasın tadına varamayacağı açıktır. Tam bir cinsel anlaşmanın kurulabilmesi için her iki eşte de birbirine karşı tam bir güven duygusunun gelişmesi gerekir. Aşkın temelinin güven olduğu bir gerçektir. Gündelik ya da duygusal bunalımlarda eşinin kurtarıcı olacağını bilmek nasıl insanı rahatlatan bir duyguysa, cinsel ilişkide nazik ve açık olacağına güvenmek de o kadar huzur verici ve önemli bir duygudur. Ancak bu güven duygusu sayesinde sevmek ve sevilmek duyguları gerçeklik kazanabilir. Bir ilişki içinde sevginin bilincine varmanın yolu elbette tek değildir. Ancak cinsel birleşme sırasında çiftler arasında sözsüz bir anlaşmanın yeşermesi çok olasıdır. Bu şekilde, aşk, elle tutulur bir bağ haline gelir; eşlerin hareketleri, kucaklamaları ve sevişme teknikleri kendiliğindenlik kazanır. Böylece herhangi bir beceriksizlik ya da yalnızlık sorunu da ortadan kalkmış olur. Her eş, diğerine herhangi bir kayıt olmaksızın kendini verebileceği için, cinsel uyumun özü olan "tek vücut haline gelme" duygusu bütün yoğunluğuyla ilişkiye hakim olur. Bazı insanlar, bu uyum duygusuna fazla bir çaba harcamadan ulaşabilir. Karşılıklı anlayışları sayesinde aralarındaki her türlü fiziksel pürüz sorun haline gelmeden çözülmüştür. Ama başka bazı çiftler ise, böyle bir yakınlığın ne farkına ne de tadına varabilir. Ancak bu ilişkilerin mutlaka başarısız ve mutsuz olduğunu düşünmek yanlış olur. Çünkü günümüzde hala seksi, tamamen fiziksel bir eylem olarak gören insanlar bulunmaktadır. Dolayısıyla, bir çiftin birbirini sevmesi, günlük hareket ve düşüncelerinde pürüzsüz bir anlaşma içinde olması, ancak yine de seksi yalnızca bir fiziksel doyum kaynağı olarak görmesi mümkündür.

114 Bu bakış açısını her iki eş de paylaştığı sürece, cinsel birleşmede başka bir anlam aramalarına da gerçekten gerek olmayabilir. Aslında, ruhsal anlaşma kadar derin ve anlamlı olmamakla birlikte bu da bir tür anlaşma ya da iletişim tiirüdür. Oysa eşler arasında sorun, aralarındaki iletişimsizliği farketmeleriyle başlar. Yoğun ruhsal ya da karşılıklı fiziksel bir anlaşmadan yoksun olan seks, ister istemez soğuk olacaktır. Herhangi bir hayranlık ya da kapılma duygusu veya karşısındakiyle "tek vücut haline gelme" gibi heyecanlar bu ilişkide söz konusu değildir. Duyarlı bir eş, daha cinsel ilişkinin başlangıç aşamasında eşinin isteklerini tespit edebilir. Normal olarak bir insan, eşini memnun etmek isteyecek ve bunu yapabilmek için, onu özel olarak neyin sevindirdiğini, neyin tatmin ettiğini öğrenmeye çalışacaktır. Eşlerin birbirlerini keşfetmesi ancak  böyle mümkün olabilir. Eşlerin ilk tespit ettikleri doyurucu yönteme takılıp kalma tehlikesi her zaman için vardır. Oysa aynı yöntemin sürekli tekrarı eşlerin heves ve uyanıklığını körelterek, onları bir can sıkıntısı ve yeknesaklık devresine sokacaktır. Bu da aralarındaki iletişimi tıkayacak en önemli nedendir. Böyle bir gelişmeyi önleyebilmek için herşeyden önce çiftlerin, anlaşma için iki insanın aktif katkılarının gerektiğini görmesi gerekir. İletişim, karşılıklı bir süreçtir, bir duygu alışverişidir. Dolayısıyla her iki taraf da bencilliği ve tembelliği bir tarafa bırakmalıdır. Bu tutum ayrıca yeknesaklığa düşmemenin de ön koşuludur. Başarılı bir cinsel ve ruhsal iletişim için, eşlerin araştırıcı ve yenilikçi bir yaklaşımı sürekli korumaları gereklidir. Çoğu insan için cinsel anlaşma, tüm bir ilişkinin ödüllendiği doruktur. Aralarında kurulan güven ve aşk ilişkisi, bu cinsel ve ruhsal birleşme anında adeta kristalleşir. Oysa bazı insanlar bu gelişmenin tam tersini savunmaktadır ve cinsel anlaşmanın tam önemini vurgulaması açısından birtakım insanların böyle bir deneyi yaşamış olmaları son derece ilginçtir. Bunlara göre, cinsel anlaşma, gelişmiş bir ilişkinin anahtarıdır.

115 UYKU POZİSYONUNUZ İLİŞKİNİZİ ELE VERİYOR

116 UYKU POZİSYONUNUZ İLİŞKİNİZİ ELE VERİYORUyurken partnerinizle birlikte aldığınız pozisyon ilişkinizle ilgili ipuçları verebiliyor. Amerikalı araştırmacılar Dr. Mark Goulston ile Samuel Dunkeli uyku pozisyonlarına göre ilişki değerlendirmesi yapmak için uzun yıllar araştırma yapmışlar ve sonunda çeşitli sonuçlara ulaşmışlar. Sevgilinle birlikte uyurken, başınızı göğsüne koyup sıcak bir uykuya dalıyor olabilirsiniz, ama bu test için önemli olan uyurken tesadüfen değişen hareketlerimiz. Işte uyku pozisyonları ve anlamları: Terazi Biri sağ biri sol tarafa bakan çiftin, popo popoya, huzur içinde uyumasını anlatan bir pozisyon. Bu uyku şekli, ilişkide bağımsızlığın ön planda olduğunun önemli bir işareti. Partnerlerin birbirlerine sırtlarını dönmeleri de, tarafların kendilerine farklı bir yol çizdiklerini açıkça gösteriyor. Ama popoların birbirine değmesi, aynı zamanda aralarında tutkulu bir cinsel yaşam ve duygusal bir bağ olduğunu da ortaya koyuyor.

117 Sevgi düğümü Bundan daha yakın bir pozisyonda uyumak neredeyse mümkün değil. Birbiriyle kaynaşmak isteyen çiftler için en ideal uyku şekli aslında. Bu pozisyonun ardında yatan gerçek ise çiftlerin hislerini aktarmak için uyumadan önce partnerlerinin gözlerinin içine bakmak istemeleri. Dr. Goulston'a göre çiftler, bu pozisyonla, sevmenin ve sevilmenin keyfine varmak istiyorlar. Yani tutkulu bir ilişkinin kanıtı da denebilir bu uyku pozisyonu için. Ancak birbirine kenetlenmiş bir halde uyumak zamanla bedensel açıdan rahatsızlık verebilir. Kaçak Kaçışın tipik bir pozisyonu diyebiliriz. Bu kare, bize, taraflardan birinin partneriyle uyumaktan pek de keyif almadığını açıkça ortaya koyuyor. Yatağın kenarında uyumayı tercih eden kişi, aslında başka bir odada yatmayı istiyor, ancak bunu ifade edemiyor. Ya da egosu ağır basan taraf, rahat uyuyabilmek için yatakta kendisine daha fazla yer edinmek istiyor ve partnerine uyuyabilmesi için çok az bir yer bırakıyor da olabilir. Venüs Bu pozisyonda kadın, erkeğe arkadan kenetlenir. Amerikalı Psikiyatrist Dr, Dunkeli, bu resmin ardında yatan gerçeği şöyle açıklıyor: "Erkek sırtını döndüğünde ve yatağın kenarında uyuduğunda partnerini kendinden uzaklaştırmak istiyor olabilir. Bu durumda kadınlar genellikle yatakta partnerlerinin ardından gelerek onu yakın olmaya zorlarlar. Ancak erkeğin bu manevrası, aynı zamanda yakınlığa bir davet de olabilir. Öyle ki, erkek, partnerine şunu söylemek ister aslında: "Artık yakınlaşmayı senin ele alman gerekiyor, Çünkü ben pasif rolün de keyfini çıkarmak istiyorum." Dikkatli olmanız gerek.

118 Bacak makası Bu pozisyon, utangaç ya da çekingen çiftlerin benimsediği bir pozisyon. Partnerinin sadece ayak parmağına ya da dizine dokunması, hislerini henüz net olarak ortaya koymaktan çekindiğinin bir işareti. Öyle ki, yakın temasta bulunarak onu baskı altında tutmaktan korkuyor olabilir. Veya daha önce yaşadıkları ayrılık nedeniyle partnerinin özel yakınlaşmaya nasıl bir tepki verebileceğini bilmiyordur. Bu pozisyonun ne anlama geldiğine gelince... "Seninle yeniden yakınlaşmak istiyorum" Koruyucu melek Sevgi düğümü pozisyonunun bir sonraki aşamasını oluşturuyor. Partnerler daha rahat bir pozisyonda uyumayı isteseler de birbirlerine dokunmaktan asla vazgeçemiyor. Bu pozisyon, çiftler arasında rekabetin olmadığını açıkça gösteriyor. Aynı zamanda birbirlerine karşı yoğun güven duygusu taşıdıklarını da. Yatakta kimin kime sarıldığının ise bir önemi yok aslında. Çiftlerin yatakta verdikleri mesaj şöyle: "Biz birbirimize aidiz ve karşılıklı koruma içgüdüsünü taşıyoruz”. Denge Bu pozisyonda uyuyan çiftler için huzurlu bir uyku, cinsel yaşamdan daha ağır basıyor. Genelde “Tutku"dan "sevgiye" geçiş yapan çiftler tercih ediyor. Bu pozisyon, partnerler arasındaki güven ve sevgiyle, daha rahat bir ortamda uyuma arzusu arasındaki dengenin sağlandığına işaret ediyor. Erkeğin eliyle partnerinin beline hafifçe dokunması da bunun en önemli göstergesi.

119 TÜRKİYE'DE ANA SAĞLIĞI VE AİLE PLANLAMASI

120 TÜRKİYE'DE ANA SAĞLIĞI VE AİLE PLANLAMASI .Ana sağlığı hizmetleri gebelik, doğum ve loğusalık dönemlerinde anne adayının, gerek hastalıktan korunma ve bakım, gerek tedavi olma bağlamında gereksinim duyacağı tüm sağlık hizmetlerini kapsamaktadır. Günümüzde ülkelerin gelişmişlik düzeyi belirlenirken ekonomik göstergeler kadar önemli tutulan iki gösterge bulunmaktadır: Bebek ölüm hızı ve ana ölüm hızı. Ana ölümü Dünya Sağlık Örgütü tarafından; “gebeliğin başlangıcından doğumdan sonraki güne kadar geçen süre içinde gebelik süresi ve durumuna bakılmaksızın, doğrudan gebelikle ilgili ya da gebeliğin şiddetlendirdiği dolaylı nedenler sonucu ortaya çıkan ölümler” olarak anımlanmaktadır. Ana ölüm hızı, bir yıl içinde yukarıda verilen tanıma giren kadın ölümlerinin, o yıl gerçekleşen canlı doğum sayısına bölünmesi ile bulunur ve yüz bin canlı doğumdaki ölüm sayısı ile belirlenir. Ülkemiz en gelişmiş ekonomiler içinde 22. sırada bulunurken, dünyadaki ülkeler arasında beş yaş altı ölüm sıralamasında 77. sırada yer almaktadır. Bizimle aynı sağlık göstergelerine sahip ülkeler ise ekonomik gelişmişlikte daha alt sıralardadır. Özetle ekonomimiz sık sık girdiği krizlere karşın sağlığımıza göre daha iyi durumdadır. Ana Sağlığının Durumu Ana sağlığı hizmetlerinde hedef grup olan yaş kadın sayısı, nüfusun %27.4'ü olup, son nüfus verilerine göre yaklaşık 18 milyondur. Her yıl 1.5 milyon dolayında doğum olmaktadır.

121 Türkiye'deki 15-49 yaş grubundaki kadınların %69'u evlidirTürkiye'deki yaş grubundaki kadınların %69'u evlidir. Henüz ya da hiç evlenmeyen kadın oranı %27.7 olup, yaş grubu kadınlarda bu oran %1.7'dir. Bu rakamlar gebelik ve doğum açısından risk altında bulunan nüfusun büyüklüğünü ve hizmete gereksinim duyan grubun genişliğini göstermektedir. Türkiye’de ilk evlenme yaşında yükselme olduğu gözlenmektedir yaş grubunda 18.4 olan ortanca ilk evlenme yaşı yaş grubundaki kadınlarda 20.4'e çıkmaktadır. Genç yaştaki evlilikler; ile doğrudan ilgisi olan gebelik, doğum, loğusalık gibi anne sağlığına yönelik olayların erken yaşta ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Doğurganlık çağı boyunca kadınlar düzenli aralıklarla sağlık kontrolüne gitme alışkanlığı kazanamamışlardır. Bu durum sık görülen kadın hastalıklarında erken tanı olanaklarını kısıtlamaktadır. Gebelikte sağlık kontrolü yaptıranlar artmakla birlikte, her üç gebeden birisi hiç doğum öncesi bakım almamaktadır. Üreme çağındaki kadınların %68'inde gebelik açısından en az bir riskli durum vardır. Gebelikte   sık görülmektedir yılından beri her beş yılda bir yinelenmekte olan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları’nın (TNSA) 1988 ve 1993 yıllarındaki sonuçlarına göre; evde, sağlık personeli olmadan yapılan doğumların oranı %24'tür. Bu oran 1998 araştırmasında %19.4'e düşmüş olmakla birlikte kabul edilemez ölçüde yüksek düzeydedir. Yıllık 1.5 milyon doğum dikkate alındığında yaklaşık olarak anne ve bebek sağlık hizmeti almamakta, daha fazla oranda hastalık ve ölüm riski ile karşılaşmaktadır.

122 İsteyerek düşükler azalmaktadır. İsteyerek düşükler azalmaktadır TNSA'ya göre; ailelerin %76'sı çocuk istemiyor, aile planlaması yöntemi uygulayan ailelerin oranı toplam %63.7, çağdaş bir yöntem kullananların oranı ise %37.7'dir. Çocuk istemeyenlerle, etkili doğum kontrolü uygulayanlar arasındaki fark kadın sağlığını az ya da çok tehdit eden düşük işlemlerine ya da istenmeyen, yeterli ilgi ve sevgi görmeyen bebeklerin dünyaya gelmesine yol açmaktadır. Doğum Öncesi Bakım (DÖB) DÖB hizmetleri birinci basamak sağlıkkuruluşları, ikinci basamak sağlık kuruluşları, üniversite hastaneleri, özel sektör gibi çeşitli ve çok sayıda birim tarafından verilmektedir. Gebelerin sağlık personeli tarafından en az altı kez izlenmesi gerekir. Nitelik göz ardı edilerek DÖB'den yararlanma oranlarına bakıldığında bölgeler arasında, kır-kent yerleşimine göre farklılık vardır . Tablo 1. Temel özelliklere ve bakım alınan kişiye göre DÖB alma oranları (%)   Doktor  Ebe/Hemşire  Batı  79,5  6,0  Güney  63,4  8,8 Orta  61,0  12,7  Kuzey  61,5  5,2  Doğu  34,4  3,7  Kent  71,1  6,6  Kır  42,1  8,5 

123 [email protected] Eğitimi yok/ ilkokul bitirmedi 32,0 5,3 İlkokul mezunu  66,3  9,1 Ortaokul ve üzeri  93,4  2,5  Anne yaşı <20  54,4  9,1  Anne yaşı 20-34  62,6  7,2  Anne yaşı 35+  46,3  5,3  1. doğum  72,1  7,1  2-3. doğum  61,7  8,3 4-5. doğum  43,4  7,2  6+ doğum  33,1  3,5 Türkiye  60,2  7,3      Kaynak: TNSA (1998) Ayrıca eğitim durumu, yaş, gebelik sayısına göre de kadınlar son gebeliklerinde doğum öncesi bakım hizmetlerinden yararlanmada farklı eğilimler göstermektedir. Batıdan doğuya gidildikçe doğum öncesi bakım hizmeti alanlar azalmaktadır. Kentlerde yaşayanlar, köylerde yaşayanlardan daha fazla doğum öncesi bakım almaktadırlar. Sonuç olarak doğuda, kırsal alanda yaşayan; eğitimsiz, çok doğum yapmış ve yaşı 35'i aşan kadınlar doğum öncesi bakımdan en az yararlanan grubu oluşturmaktadır TNSA gebelerin ancak %67.5'inin en az bir kez sağlık personelinden doğum öncesi bakım aldığını göstermektedir.

124 Bu oran 1988 TNSA'daki %43 ve 1993 TNSA'daki %63'e göre gelişme sağlandığını göstermektedir. Doğumun Yapıldığı Yer Türkiye'de doğumların; döneminde %59.6'sı sağlık kuruluşunda, %40.2'si evde; döneminde ise %72.5'i sağlık kuruluşunda, %26.7'si evde gerçekleşmiştir. yılları arasında beş yıllık dönemde sağlık personeli tarafından yaptırılan doğumların tüm doğumlara oranı %80.6'dır. Sağlık personeli yardımıyla yapılan doğumlar, sağlık personelinden doğum öncesi bakım almış gebelerin oranından daha yüksektir. Bu durum toplumun doğumda sağlık hizmeti almak konusunda doğum öncesi döneme göre daha duyarlı ve daha istekli olduğunu göstermektedir. Doğumun Yapıldığı Yer Türkiye'de doğumların; döneminde %59.6'sı sağlık kuruluşunda, %40.2'si evde; döneminde ise %72.5'i sağlık kuruluşunda, %26.7'si evde gerçekleşmiştir. yılları arasında beş yıllık dönemde sağlık personeli tarafından yaptırılan doğumların tüm doğumlara oranı %80.6'dır. başka araştırmada 1981 yılı için anne ölüm hızının yüz binde olduğu belirlenmiştir. Sağlık personeli yardımıyla yapılan doğumlar, sağlık personelinden doğum öncesi bakım almış gebelerin oranından daha yüksektir. Bu durum toplumun doğumda sağlık hizmeti almak konusunda doğum öncesi döneme göre daha duyarlı ve daha istekli olduğunu göstermektedir. Doğum sonu bakım hizmetleri ülkemizde ana sağlığı hizmetleri içinde en az bilinenidir. Araştırmalarda doğum sonu bakım konusunda bilgi bulunmamaktadır.

125 Uygulanan kayıt bildirim sistemi de ülke çapında konunun değerlendirilebilmesine elvermemektedir. Bir ölçüde doğum sonu bakım fazla önemsenmeyen ana sağlığı hizmeti görünümündedir. Rutin sağlık hizmetleri içinde yaş üreme çağındaki kadınların sağlık personeli tarafından evlerinde yılda iki kez izlenmesi de bulunmaktadır. Gebelik öncesi bakım ve aile planlaması danışmanlığı olarak tanımlayabileceğimiz yaş kadın izlemleri kırsal alanda daha başarılı yürütülebilirken kentsel alanlarda pek uygulanmamaktadır. Ana Ölümleri Dünyada yılda ana ölümü olmaktadır. Ana ölümlerinin %99'u gelişmekte olan ülkelerdedir. Dünyada ana ölüm hızı yüz binde 430'dur. Afrika'da yüz binde 870, Japonya dışında Asya'da yüz binde 380 olan ana ölüm hızı, Avrupa'da yüz binde 36'dır. Türkiye'de ana ölüm hızı ve nedenleri ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından 1974 yılında yapılan araştırma sonucuna göre ana ölüm hızı yüz binde 208'dir. Aynı kuruluş tarafından 1989 yılında kız kardeş yöntemi kullanılarak yapılan bir başka araştırmada 1981 yılı için anne ölüm hızının yüz binde 132 olduğu belirlenmiştir. Sağlık Bakanlığı tarafından 'de, ülke genelini temsilen 53 ilin tüm hastanelerinde, bir yıl süreyle yürütülen çalışmanın sonucuna göre ana ölüm hızı yüz binde 49.2'dir. Hastane kayıtlarına dayalı olan bu çalışma sonucunda elde edilen ana ölüm hızında "hastaneye başvurmayan ya da getirilmeyen" ana ölümü olgularının eksik olduğu kestirilebilir. Bir yıl süren çalışmanın sonuçları özetle şöyledir: "12-55 yaş" grubunda kadınölümü saptanmıştır. Bunlardan 323'ü, "ana ölümü" olarak değerlendirilmiştir. Kadın ölümlerinde ilk 10 neden sıklık sırasına göre 'de verilmektedir.

126 [email protected] Tablo 2. Saptanan kadın ölüm nedenlerinin dağılımı. Sıra  Ölüm Nedeni  %  1.  Serebrovasküler hast.  16,4  2. Kanserler   11,1  3.  Kalp hast.  10.5  4. Trafik kazası  9.2 5. Ana ölümü   5.1 6. Böbrek yetmezliği 4.7 7. Kazalar, yanık  4.2  8. Lösemi  4.0  9. Solunum hast.  3.0  10. Peritonit  2.4  Söz konusu çalışmada ana ölümlerinin büyük çoğunluğunun doğumu izleyen günlerde olduğu bulunmuştur (). Aynı çalışma; ölen annelerin %34'ünün "19 yaş ve altı" ve "35 yaş ve üzeri" riskli yaş grubunda olduğunu, %62.5'inin kırsal ya da yarı-kırsal kesimde yaşadığını  göstermektedir. Doğum sırasına göre, her üç anne ölümünden birisi ilk gebelikte, diğer biri ise beşinci ya da daha sonraki gebeliklerde olmuştur.

127 Tablo 3. Ana ölümlerinin olduğu zamana göre dağılımı.  Ana Ölümü Zamanı %  Doğum sonrası 42 gün içinde  59.1  Gebelik süresinde  Doğum eyleminde    Düşük sonucu    Dış gebelik sonucu        Anne ölüm nedenlerinin dağılımına bakıldığında nitelikli bir doğum öncesi bakımla kanama, enfeksiyon ve toksemiye bağlı anne ölümlerinin kontrol altına alınabileceği, dolayısıyla her üç anne ölümünden ikisinin önlenebileceği görülmektedir (). Tablo 4. Ana ölümlerinin nedenlerine göre dağılımı. Ana Ölümü Nedeni % Doğumla doğrudan ilgili  83.0  Kanama    Enfeksiyon    Toksemi    Emboli    Doğumla dolaylı ilgili  14.5  Diğer 

128 . Aile Planlaması Ülkemizde Cumhuriyet’in kuruluşundan 1965 yılına kadar nüfus artış hızını destekleyici politikalar benimsenmiş ve uygulanmıştır yılında çıkartılan 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile aile planlaması yöntem kullanımı serbest bırakılarak, antinatalist politikaya geçilmiştir. Günümüzde aile planlaması hizmeti ülke genelinde sunulmaktadır. Hizmetin ulaşılabilirliği, yaygınlığı, çeşitliliğine göre modern yöntemlerin kullanım düzeyi düşüktür. Diğer ana sağlığı hizmet göstergelerinde olduğu gibi aile planlaması göstergelerinde de bölgeler arası, yerleşim biçimi, eğitim durumu gibi temel özelliklere göre farklılıklar önemini korumaktadır. 1983 yılında yürürlüğe giren, halen konusunda dünyadaki en kapsamlı ve liberal yasalar arasında bulunan, 2827 sayılı aile planlaması hizmetlerini düzenleyen ikinci yasada, getirdiği diğer yeniliklerin yanı sıra sektörler arası işbirliğinin gerekliliği vurgulanmıştır. Ancak günümüze kadar geniş katılımlı, verimli ve süreklilik gösteren sektörler arası işbirliği tam olarak gerçekleşmemiştir. 2827 sayılı yasa ile getirilen yenilikler: Kurs görmüş ebe ve hemşirelere uygulama yetkisi verilmesi, cerrahi kontrasepsiyonun yöntem seçenekleri içine alınması, 10 haftaya kadar gebeliklerin istek üzerine sonlandırılması ve yukarıda belirtilen sektörler arası işbirliğinin zorunlu hale getirilmesidir. Anne ve bebek ölümleri ile doğrudan ilişkilendirilen dört tip riskli gebelik vardır:

129 Anne adayının yaşının 18'in altında ya da 35'in üzerinde olması, gebelik aralığının 2-3 yıldan kısa olması, toplam dörtten fazla sayıda gebelik ya da doğum gerçekleşmiş olması TNSA, evli kadınların %64.7'sinin gebelik yönünden risk altında olduğunu göstermektedir. Türkiye'de yaygınlığı tam olarak belirlenememekle birlikte yukarıda sayılan dört tip riskli gebeliğin gecekondu bölgelerinde, doğuda ve kırsal alanda daha yoğun olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye'de kaba doğum hızı binde 23.4 olup her yıl yaklaşık 1.5 milyon doğum olmaktadır. Kaba doğum hızı kırsal yörelerde (binde 24.7) kentsel yörelere göre (binde 22.8) daha yüksektir. Kadınlar doğurganlık çağının sonuna geldiklerinde (40-49 yaş grubunda) ortalama 4.6 çocuk doğurmuş olmaktadır. Bu sayı kırda 5.6, kentte 4.0, Batı'da 3.5, Doğu'da ise 7.3'tür. Yaşa özel doğurganlık hızlarının durumunu korumasıyla, halen yaş gurubundaki kadınların doğurgan çağın sonuna geldiklerinde sahip olacakları çocuk sayısını gösteren toplam doğurganlık hızı, Türkiye'de 1983'teki düzeyine göre önemli oranlarda düşüş göstermiştir. Aile planlaması amacıyla kullanılan yöntemler evli kadınlar ve kocaları tarafından iyi düzeyde bilinmektedir TNSA'ya göre evli kadınların %98.7'si, kocalarının da %97.1'i en az bir etkili yöntemi bilmektedir. Kocaların bilgisi ilk kez 1998 TNSA'da araştırılmıştır. Evli kadınlar, TNSA'ya göre %86 oranında etkili bir yöntem bilirken, bu oran 1993 TNSA'da %99'a çıkmıştır. Ancak yöntem bilgisinin niteliği hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Evli kadınların %62'si sahip olduklarından başka yeni bir çocuk istemezken, etkili bir yöntemle korunanların oranı bu rakamın çok altındadır. Artık çocuk istemeyenler arasında büyük çoğunluğu "geri çekme" olmak üzere, geleneksel yöntemle korunma alışkanlığı yıllara göre azalmakla birlikte, en çok başvurulan yöntem olma özelliğini sürdürmektedir.

130 Son üç TNSA sonuçlarına göre aile planlaması yöntemlerinin kullanılma oranları 'te verilmektedir. Öte yandan isteyerek yapılan düşük hızları düşme eğilimine girmekle birlikte, yüksek düzeyini korumaktadır TNSA öncesinde son beş yılda 100 gebeliğin 23.2'sinde düşük gerçekleşmiş, bunların 14.5'i isteğe bağlı olmuştur araştırmasına göre toplam düşük %28, isteyerek düşük %18'dir yılında 100 gebeden 15.1'i isteğe bağlı düşük yaparken, bu oran 1988'de 23.6 olmuştur. Tablo 5. TNSA’lara göre AP yöntemi kullananların dağılımı (%).     Yöntemler     1993  1998  Herhangi bir yöntem    62.6  63.9  Herhangi bir modern yöntem    34.5  37.7  ___Hap    4.9  4.4  ___RİA    18.8  19.8 ___Kondom    6.6  8.2  ___Tüp ligasyonu    2.9  4.2  ___Diğer modern yöntem    1.3  1.1  Herhangi bir geleneksel yöntem  32.3  28.1  25.5  ___Cinsel perhiz   1.0  1.1 ___ Geri çekme    26.2  24.4  ___Diğer geleneksel yöntem   0.9  0.6  Yöntem Kullanmıyor    37.4  36.1

131 OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ). Sonuç Her ne kadar yukarıda bardağın boş kısmı hep ön planda tutulduysa da Türkiye'de ana sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinde yıllar içinde önemli gelişmeler sağlandığı yadsınamaz. Ancak bardağın dolu kısmının kimseyi doyurmadığı da açıktır. Kendi haline bırakıldığında genel gelişme içinde belirli bir süre geçtikten sonra ana sağlığı ve aile planlaması göstergelerinde de istenilen düzeye gelinecektir. Ancak hepimizin çabası bu sürenin olabildiğince öne çekilmesine yönelik olmalıdır. İçinde bulunduğumuz süreçte ana sağlığı ve aile planlaması hizmetleri, ergen, , hizmetleri ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla savaş konularıyla birlikte, yaşam boyu yaklaşım içinde üreme sağlığı kapsamında değerlendirilmelidir. OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) Hazırlayan: Dr. Şebnem Yıldırımoğlu Nedir ? Osteoporoz, kemik kütlesinin azalmasıdır. Özellikle kadınlarda menopozdan sonra görülür. Bunun nedeni sonra kadınlık hormonunun azalmasıdır. Kemik erimesi, başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir. Ancak ilerlediği zaman, bel ve sırt ağrıları, kamburlaşma görülür. Kemik erimesinin en önemli sonucu, en ufak bir darbede kırıkların görülmesidir. Osteoporoz sonucu kırılan kemiklerin kaynaması da güç olur. Bazen bu kırıklar yaşamsal tehlikeye yol açabilir.

132 Kemik erimeniz olup olmadığını anlamak için, bir doktorun önerisi ile “Kemik Dansitometrisi” denilen ölçümü yaptırmanız gerekmektedir.  Kemik erimesi en sık kimlerde görülür. Üçten fazla doğum yapanlar Süt, yoğurt, peynir gibi besinleri az tüketenler Açık renk göz, ten ve saçı olanlar Ufak tefek ince yapılı kadınlar Ailesinde kemik erimesi olan kimse bulunanlar Çok fazla kahve ve kolalı içecek tüketenler Hareketsiz bir yaşam sürenler Sigara ve alkol kullananlar Kırmızı eti fazla tüketenler  Neler yapılabilir? Kemik erimesini önlemek için beslenmenize özen göstermelisiniz. Özelikle süt, yoğurt, sebze, meyve gibi yiyecekleri almalısınız. Kahve ve kolalı içecekler tüketmemelisiniz. Tuzlu yememeli, proteini yüksek besinlerden uzak durmalısınız. Kemik erimesini önlemek için hareketli bir yaşam sürmelisiniz. Düzenli yürüyüşler, merdiven inip çıkma ve basit jimnastik hareketleri ile bunu sağlayabilirsiniz. Kemik erimeniz varsa kırıklardan korunmak için evin içinde düşmenizi önleyecek önlemler almalısınız.

133 İNFERTİLİTE [email protected]Hazırlayan: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi İNFERTİLİTE NE DEMEKTİR Çiftlerin bir yıllık süre içerisinde çocuk istemeleri ve korunma yöntemi kullanmamalarına rağmen gebeliğin olmamasına infertilite denir. Türkiye'de ve dünyadaki çiftlerde yaklaşık %15 oranında infertilite sorunu vardır. EN YAYGIN OLARAK GÖRÜLEN İNFERTİLİTE NEDENLERİ KADINA AİT NEDENLER Çiftlerin %40-50'sinde infertilite nedeni kadına aittir. a. Yumurtlamaya ait nedenler: Olgun yumurta hücresinin gelişmemesi, yumurtlama olmaması, yeterli kalitede yumurta üretilememesi. b. Rahim ağzına ait nedenler: Enfeksiyon, tümör, salgı yetersizliği. c. Rahime ait nedenler: Rahmin olmayışı, rahmin şekil bozukluğu ( rahim içinde perde olması) , bazı myomlar.

134 d. Tüplere ait nedenler: Tüplerin olmaması, doğuştan tıkanıklığı, geçirilmiş enfeksiyon, ameliyat, endometriozis gibi nedenlere bağlı yapışıklıklar sonucunda meydana gelen tıkanıklıklar gibi yumurta iletimini bozan nedenler. e. Diğer nedenler: Endometriozis olarak adlandırılan rahim içini döşeyen hücrelerin rahim dışında bulunması, bağışıklık problemleri, üreme organları bozuklukları, psikolojik ve cinsel problemler. ERKEĞE AİT NEDENLER: Çiftlerin %40-45'sinde infertilite nedeni erkeğe aittir. sperme ait bozukluklar : a. spermde sayı ve hareket azlığı, şekil bozukluğu ( sayı 20 milyonun, ileri hareket % 50'nin, normal yapıda sperı7ı % 14'ün üzerinde ise sperm normal kabul edilebilir) b. Erkek üreme sisteminde erkek tohum hücrelerinin  geçişini etkileyen bir tıkanıklık c. Varikosel, hidrosel, torbalara inmiş fıtık, inmemiş test.is. d. Diğer nedenler: Enfeksiyonlar, travmalar, hastalıklar, psikolojik ve cinsel problemler . HEM KADIN HEM ERKEĞE AİT NEDENLER: Çiftlerin %20-25'inde infertilite nedeni hem kadına hem erkeğe aittir. a. Yumurtlama sorunu & sperm sayısı azlığı b. Tüplerde enfeksiyon & spermin yapı bozukluğu ve benzeri durumlar.

135 . AÇIKLANAMAYAN İNFERTİLİTE: İnfertil çiftlerin yaklaşık %10-15'inde infertilite nedenini açıklayacak herhangi bir neden bulunmamaktadır. Kadın ve erkek araştırıldığında, gebeliğin oluşmasına engel olabilecek herhangi bir problemin saptanamadığı olgulardır . YARDIMCI ÜREME TEKNİKLERİ: Çocuk sahibi olma konusunda herhangi bir problemle karşılaşan çiftlerde çeşitli tetkikler ile bu olumsuzluğun nedeni araştırılır. Belirlenen nedene yönelik çeşitli ilaç tedavileri ya da cerrahi tedavi uygulanır. Bu girişimlerden sonuç alınamadığı taktirde, yardımcı üreme teknikleri olarak da bilinen Tüp Bebek mikroenjeksiyon veya TESE yöntemlerine başvurulur. Çiftlerin çoğu için bu yöntem en son ve en iyi ümit kaynağıdır.  İN VİTRO FERTİLİZASYON VE EMBRİYO TRANSFERİ (IVF-ET) NEDİR ? In vitro fertilizasyon; kadının yumurtalıklarından bir ya da daha çok sayıda olgun yumurta hücresinin alınarak, bunların kadının eşinden alınan sperm ile vücut dışında özel bir ortamda döllenmesidir. Embriyo transferi ise döllenen bu yumurtaların rahime yerleştirilmesidir.  IVF ET YÖNTEMİNİN UYGULANDIĞI DURUMLAR · In-vitro fertilizasyon · Herhangi bir nedenle tüpleri tıkalı ya da hasar görmüş kadınlarda, · spermleri sayıca az ya da sperme ait yapısal bozuklukların olduğu durumlarda, · Erkek ya da kadına ait bağışıklık problemlerinde, · · Bazı endometriozis olgularında, · Nedeni açıklanamayan infertil çiftlerde uygulanır.

136 . IVF ET YÖNTEMİNİN UYGULANMADIĞI DURUMLAR · Rahmi herhangi bir nedenle olmayanlara (Doğuştan yada ameliyat ile) · Yumurtalıkları olmayan ve yumurtlaması imkansız olan kadınlara uygulanmaz MİKROENJEKSİYON (ICSI) ve TESE YÖNTEMİ NEDİR ? Yumurtalıklardan alınan yumurtanın içerisine tek bir spermin laboratuarda enjekte edilerek döllenmenin sağlanması işlemidir. Eğer erkek sperm üretemiyor ise testislerden sperm alınması (biopsi ile) işlemine TESE denir. MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNİN UYGULANDIĞI DURUMLAR · IVF -ET yöntemi ile döllenmenin gerçekleşmediği durumlar · Sperm sayısı ve hareketinin az olduğu durumlar · Sperme ait yapı bozukluklarının olduğu durumlarda uygulanır IVF-ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİ KAÇ DEFA DENENMELİDİR? defa deneme yapılabilir. Eşlerin fizyolojik ve psikolojik açıdan hazırlanmalarını sağlamak iç in 2-4 ay ara verilerek uygulanmaktadır. IVF-ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNDE BA,SARI ŞANSI NEDİR ? Her bir denemede başarı şansı %20-25'dir. Yani bu yöntemi deneyen 100 çiftten sadece tanesi gebe kalabilir. Başarıda en önemli etken, yöntemlerin bu konuda yeterli bilgi, tecrübe ve isteğe sahip personel ile yeterli donanıma sahip ve her türlü yeniliği uygulayabilecek bir merkezde yapılmış olmasıdır.

137 IVF - ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNDE ÇOĞUL GEBELİK OLASILIĞI NEDİRIVF - ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNDE ÇOĞUL GEBELİK OLASILIĞI NEDİR? Çoğul gebelik şansı az da olsa artmaktadır. İkiz ve üçüz olasılığı normal gebeliğe göre daha fazladır. Çünkü gebelik şansını arttırmak için, birden fazla (ortalama 3-4 ) döllenmiş yumurta (embriyo), rahime yerleştirilir. IVF -ET MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNİN BEBEK ÜZERİNE ZARARLI BİR ETKİSİ VAR MIDIR? Bu yöntem ile gebe kalanlar ile normal yolla gebe kalan kadınların çocuklarında anomali olasılığı açısından bir fark olmadığı belirlenmiştir. IVF - ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNİN MALİYETİ NEDİR? Bu yöntemlerin uygulanması pahalıdır. Kliniğimizde bir hastaya maliyeti ortalama Amerikan dolarına mal olmaktadır.  IVF -ET YADA MİKROENJEK5İYON YÖNTEMLERİNDE BAŞKA ERKEĞİN SPERMİ YADA BAŞKA KADININ YUMURTASI KULLANILABİLİR Mİ? Ülkemizde yasalar buna izin vermemektedir, bu açıdan başka kadının yumurtası ve başka erkeğin sperminin kullanılması söz konusu değildir. ·  IVF -ET yöntemi ile döllenmenin gerçekleşmediği durumlar ·  Sperm sayısı ve hareketinin az olduğu durumlar ·  Sperme ait yapı bozukluklarının olduğu durumlarda uygulanır

138 IVF-ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİ KAÇ DEFA DENENMELİDİRIVF-ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİ KAÇ DEFA DENENMELİDİR? defa deneme yapılabilir. Eşlerin fizyolojik ve psikolojik açıdan hazırlanmalarını sağlamak iç in 2-4 ay ara verilerek uygulanmaktadır. IVF-ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNDE BAŞARI ŞANSI NEDİR ? Her bir denemede başarı şansı %20-25'dir. Yani bu yöntemi deneyen 100 çiftten sadece tanesi gebe kalabilir. Başarıda en önemli etken, yöntemlerin bu konuda yeterli bilgi, tecrübe ve isteğe sahip personel ile yeterli donanıma sahip ve her türlü yeniliği uygulayabilecek bir merkezde yapılmış olmasıdır. IVF - ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNDE ÇOĞUL GEBELİK OLASILIĞI NEDİR? Çoğul gebelik şansı az da olsa artmaktadır. İkiz ve üçüz olasılığı normal gebeliğe göre daha fazladır. Çünkü gebelik şansını arttırmak için, birden fazla (ortalama 3-4 ) döllenmiş yumurta (embriyo), rahime yerleştirilir. IVF -ET MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNİN BEBEK ÜZERİNE ZARARLI BİR ETKİSİ VAR MIDIR? Bu yöntem ile gebe kalanlar ile normal yolla gebe kalan kadınların çocuklarında anomali olasılığı açısından bir fark olmadığı belirlenmiştir. IVF - ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNİN MALİYETİ NEDİR? Bu yöntemlerin uygulanması pahalıdır. Kliniğimizde bir hastaya maliyeti ortalama Amerikan dolarına mal olmaktadır. Hazırlayan: Dr. İbrahim Açıkalın Sağlık Bakanlığı, Anne-Çocuk Sağlığı/Aile Planlaması Genel Müdürlüğü

139 AİLE PLANLAMASI

140 AİLE PLANLAMASI [email protected]Uluslararası çalışmalar, doğumlar arasında iki yıl veya daha fazla ara bırakılmasının uygun olduğunu belirlemiştir. İslamî kurallarda da bebeğin süt emme müddeti iki yıl olduğuna göre, bu iki yıldan sonraki kalınacak hamilelikle beraber iki doğum arasının 3 yıl olması daha uygundur. Zira bir anne aralıksız olarak çocuk doğurursa, zayıf düşer. Sütü daha az olur ve doğurduğu çocukların sağlığıyla ve en önemlisi eğitimiyle yeteri kadar ilgilenemez. Gebelik... Rahmin içine düşen bir tohum sayesinde yeni bir canın yaratılması. Evet, tam mucize. Fakat kadınların en büyük sorunlarından birisi de işte budur. Gebe kalmak. Çocuk isteyen aileler için gebe kalmak korkusu yoktur. Çocuk yapmak istemeyen pek çok kadın, gebe kalma korkusu yüzünden sevişmeden gereğince zevk alamaz, cinsel birleşimlerden de. Sanırım, kadının en büyük sorunu da diyebiliriz buna. Bu nedenle doğum kontrol metodlarından bütün dünyada yaygın olarak kullanılanlardan söz edeceğiz. Bugün de istenmeyen gebelikler karşısında ailelerin, kadınların sorunları değişmiş değildir. Kadınlar İstenmeyen bir gebelikten kurtulmak için gizli tedbirlere başvurmaktadırlar, bu şüphesiz daha sakıncalıdır. Dört, beş ve daha fazla çocuklu ailelerde, özellikle geçim düzeyi yeterli olmayanlarda beslenme yetersizlikleri nedeniyle hastalık ve çocuk ölümleri daha fazla olmaktadır. Çocuğun ruhsal ve toplumsal gelişimi için, anne sevgi ve şefkatinin zorunlu olduğu artık klinik kanıtlarla tesbit edilmiştir. Anne bakımı ve sevgisinden yoksun kalma, çocuğun ruh sağlığı ve gelişmesi bakımından kötü sonuçlar doğurur.

141 Gebeliğin Önlenmesi Ve Cinsel Sorunlar: İstenmeyen gebeliğin önlenememesi, çok sayıda gebelik, kadının evlenmesinden itibaren gebeliklerin birbirini kovalaması, aile içinde cinsel sorunlara yol açmaktadır. Geleneksel toplumsal kalıplar içinde ülkemizde gebelik veya gebeliğin Önlenmesi sorunu adeta sadece kadının sorunu durumundadır. Arka arkaya gelen gebelikler, parasal sorunların da eklenmesi ile aile içinde huzursuzluk ve geçimsizlik kaynağı olmakta, bu da evliliğin temel direklerinden olan cinsel uyumu bozacak şekilde etkilemektedir. Bir takım cinsel soğukluklar, doyumsuzluklar doğurmakta, toplumun temelini oluşturan aile mutsuz bir birim durumuna dönüşmektedir. Cinsel doyuma ulaşamayan insanlar, toplumsal yaşantı içinde de mutsuz oluşları, bazı komplekslere kapılmaları nedeniyle, çevresiyle uyuşamayan, sorunlar çıkaran, sorunlu kimseler olarak ortaya çıkmaktadır. Günlük yaşantımızda bu tür sağlıklı olmayan kişilere pek sık rastlamaktayız. Cinsellik ve gebelik, fizyolojik ve biyolojik olarak içiçedir. Birbirinden ayırmak gerçekte imkansızdır. Eşler arasında pek çok gerçek konuşulamamakta, bilgisizlik veya gereksiz utanma duyguları içinde sorunlar kendi akışına bırakılmakta, gebeliği önleyici yöntemlerin iyi bilinmemesi veya uygulanmaması, istenmeyen gebeliklere yol açmaktadır. Bu durum cinsel sorunları beraberinde getirmekte ve bunun dışında diğer taraftan onbinlerce kadın yasal olmayan çocuk düşürme veya aldırma girişimi ile karşı karşıya kalmakta, sağlığı ile oynamaktadır. Ülkemizde yüzbinlerce kadın kürtaja başvurmakta veya kendi düşük yapmaya çalışmakta, bu girişimlerde gerekli tıbbi önlemler alınmadığından ve üstelik pek çoğu gereği gibi yapılmadığından, yılda bin ölüm olayı görülmektedir.

142 İLAÇ VE GEREÇ KULLANILMAYAN YÖNTEMLER 1) Geri Çekme: Bu yöntem hiçbir masrafı gerektirmez, ilaç gereç gibi herhangi bir araca ve hazırlığa gereksinme göstermez. Erkeğin menisi akacağı zaman erkek, cinsel organını kadın cinsel organından dışarı çıkarır. Böylece erkek tohum hücrelerinin kadının dölyoluna akması ve onun yumurta hücresi ile birleşerek gebelik meydana gelmesi önlenmiş olur. Geri çekme ya da dışarda boşalma yöntemiyle doğum kontrolü uygulanması, erkeğin tam boşalacağı anda penisini dölyolundan çekmesi ve dölyoluna ya da dölyolu yakınlarına meni bulaşmaması ilkesine dayalıdır. Böyle bir boşalmadan sonra dikkat edilmesi gereken şey, temizliğe önem vermektir. Bu yöntem, yüzyıllardan beri dünyanın her yerinde kullanılmakta, bazı yazarlara göre belki de insanların bildiği en eski gebeliği önleyici yöntemdir. Bu nedenle bu yönteme çeşitli adlar verilmiştir; geri çekme, çekilme, dikkatli olma, kesik cinsel birleşme gibi. Ancak Cinsel heyecanın dorukta olduğu noktada erkeğin geri çekilmesi, erkeği ruhi doyumsuzluklara iter. Erkek, vajinada boşalmanın hazzından yoksun kalacağı için cinsel ve ruhsal mutsuzluk duyabilir. Özellikle kadınlar gebe kalma korkusuyla cinsel doyuma pek ulaşamazlar.Cinsel birleşmeyi yarıda kesme yöntemine uzun süre başvuranlar, ruhsal hastalığa yakalanma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Çünkü birleşme, uyarılmanın en gergin bir anında kesilmektedir. Ayrıca, erkeklerde olduğu kadar kadınlarda da doyum imkanı ortadan kalkmaktadır. Çünkü heyecanın kendisi altüst oluyor ve eşlerin her ikisi de durma anı için "dikkat etmek" zorunda kalıyorlar. Ayrıca hangi anda durulacağı bütünüyle belirsizdir. Çünkü ya durmak için geç kalınmıştır ya da sperm kadının organı üzerine dıştan düşmüştür. Bu durumda, hareketli spermler içeriye ulaşabilirler.Kadın ve erkeğin, çekinmeden serbestçe tam bir doyuma ulaşamayacağı bu metod, gebeliği önlemek için modern anlamda ideal bir yöntem olarak kabul edilmemektedir.

143 2) Tehlikesiz Günler: Bu yöntemin esasını, yumurtanın yumurtalıktan atıldığı günlerde, "cinsel birleşmeden kaçınma" prensibi teşkil eder. Kadının iki aybaşı kanamasının, yani iki adet ortasına rastlayan bir günde, yumurta hücresi yumurtalıktan atılarak, yumurta kanalına geçer. İşte bunlar tehlikeli günlerdir. Tehlikesiz günlerin belirlenmesi ise takvim ve vücut ısısı yöntemleri ile yapılır. Bu yöntemlerin amacı, bu tehlikesiz olarak belirlenen günlerde başka hiçbir ilaç ve gereç kullanmadan cinsel birleşmede bulunmaktır. Yumurtlama, 28 günde bir muntazam ve normal adet gören kadınlarda son adet kanamasının başladığı ilk günden hesaplandığında adetin günü oluşmaktadır. Kadının yumurta hücresi ve cinsel birleşme sonucu dölyolu ve dölyatağına gelen erkek tohum hücreleri eğer birleşmezlerse, diğer bir deyimle aşılanma olmazsa, kadının cinsel organlarında ancak kısa bir süre yaşayabilirler. Genellikle kabul edildiğine göre, kadının yumurtası yumurtalıktan çıktıktan sonra aşılanmadan saat yaşar, erkeğin tohum hücresi ise yumurta kanalında iki üç gün yaşar. Buna göre her iki adetin ortasındaki yedi gün tehlikelidir, diğer günler ise tehlikesiz olarak kabul edilir. Ancak bazen kadının yumurta hücresinin yumurtalıkta olgunlaşmasının süratli olması veya gecikmesi sonucu yumurtlama beklenilen zamandan birkaç gün önce veya sonra olduğu seyrek de olsa görülebilir. Bundan başka çeşitli nedenlerle adetlerde ve dolayısıyla yumurtlama gününde kayma olabilir. Örneğin beklenmedik üzüntüler, ruhsal sıkıntılar ve hastalıklar böyle bir geç veya erken yumurtlamaya neden olabilirler. Bazı araştırıcılara göre, çok seyrek olarak, özellikle uzun süre cinsel birleşmede bulunmamış veya cinsel birleşme sırasında ileri derecede heyecan duyan kadınlarda bazen tehlikesiz olarak kabul edilen günlerde ikinci bir yumurtlama oluşabilmektedir.

144 Bunlardan başka değinilecek diğer önemli nokta, doğum ve emzirme devresinden sonra birkaç ay adet ve yumurtlama mekanizmasının düzenli olmayacağıdır. Tehlikesiz Günler: Takvim Yöntemi: Bu yöntemi uygulayacak kadın bir yıllık aybaşı takvimini tutar, en uzun ve en kısa adet arasını belirler. En kısa adet arasından 18, en uzun adet arasından 11 gün çıkarılarak, gebeliğin en büyük ihtimalle oluşabileceği zaman belirlenir. Bir örnek: Bir kadının bir yıl boyunca tuttuğu aybaşı takviminde en uzun adet arası 33 gün, en kısa adet arası 25 gün olsun, = =7 Bu sonuçlara göre kadının adet gördüğü gün 1 kabul edilerek, 7'ci adet günü ile 22'nci adet günleri arasındaki günler kadının gebe kalma tehlikesi olan günlerdir. Kadının bu günlerde gebe kalma ihtimali çok fazladır. Bu günler arası herhangi bir yöntemle korunmak gerekir. Adetin 7'nci gününden önce ve 22'nci gününden sonra yapılacak cinsel birleşmede gebe kalma tehlikesi yoktur. Bir başka yöntem, kadının en az 8 ay süreyle adet görme takvimini çıkartarak bu takvimin kaçıncı gününde yumurtlama olduğunu belirlemektir. Bu belirlemeden sonra adet dönemini beş günlük bir süre olarak hesaplayıp, adet başlangıcından önceki sekiz gün ile adet bitişinden sonraki sekiz gün arasında kalan üçüncü bir sekiz günün döllenme günleri olduğunu kabullenmek ve bu sekiz günlük süre içinde cinsel ilişkiden kaçınmak ya da çok kesin önlemler alarak ilişkide bulunmak gerekir.

145 İLAÇ VE GEREÇLERİN KULLANILDIĞI YÖNTEMLER 1) Kaput (Prezervatif, Kondum, Kılıf): Prezervatif, erkek tarafından kullanılan, bir eldiven parmağı şeklinde ince lastik veya plastikten yapılmış gebeliği önleyici bir gereçtir. Kadının yumurtasını aşılayacak erkek tohum hücreleri, yani spermler bu kılıfın içinde kalarak, gebeliğin oluşmasını engeller. Kaput erkek cinsiyet organına takılır ve spermler için uç kısmında biraz boşluk bırakılır. Eğer kaputun dış yüzüne krem sürülürse, kayganlığı sağlanarak, cinsel birleşmenin daha rahat olması sağlanır. Bu nedenle bugün kaputların çoğu kaygan bir madde ile hazırlanarak ambalajlanmıştır. Prezervatif penis sertleştikten sonra takılır. Prezervatifin avantajları çabuk ve kolay kullanılabilmesi, oldukça güvenli olması ve vücuda herhangi bir etki yapmamasıdır. Ancak kaput sert hareketlerden yırtılabilir veya dölyolundayken, kayarak çıkabilir. Bu da gebeliğe neden olabilir. Kaputun % 70 oranında güvenli bir yöntem olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda dünyanın pek çok ülkesinde kullanımının yaygınlaştığını görüyoruz. Bazı kadın ve erkekler bu yöntemde bir çeşit yabancı bir his duyduklarından yakınırlar, bunlarda genellikle cinsel doyumsuzluk görülür. Her iki taraf da kaputun doyumu azalttığını belirterek bu tür korunmaya rağbet etmez. Erken boşalma görülen erkeklerde ise, kamış başının duyarlılığını azalttığından, bu tür cinsel sorunları olanlara özellikle öneriliyor. Bazen kadında bir hastalık, akıntı veya bir parazit bulunabilir, bu durumlarda kaput kullanmak daha faydalıdır. Çünkü hastalığın erkeğe geçmesini önler ve aynı zamanda hastalık geçinceye kadar uzun bir süre cinsel birleşmeyi ertelemek gerekmez. Ayrıca kaput kullanma, zührevi hastalıklardan ve AİDS'ten korunmak için en etkili önlemdir.

146 Her prezvarvatifin sadece bir defa kullanılması ve kullanıldıktan sonra atılması gerekiyor. Erkeklerde prostat büyümesine sebep olur. 2) Dölyou Diyaframı: Diyafram, küçük kenarı ortasından daha kalın olan ince yuvarlak lastik bir kılıftır. Dölyatağına girişi kapatacak şekilde dölyolunun içine yerleştirilir. Bu şekilde spermin dölyatağına geçip yumurtayı döllemesine engel olur. Diyaframı kullanmadan önce üzerine sperm öldürücü krem sürmelidir. Çünkü spermler birkaç saat yaşarlar ve eğer diyaframın kenarına sperm öldürücü bir krem sürülmezse, diyafram ile dölyolu duvarı arasından geçerek dölyatağına ulaşırlar. Diyaframın etki derecesi oldukça yüksektir. Kullanımdan önce doktor kontrolünü gerektirmesi üstün bir yanıdır. Genellikle korunmak için ilaç ve gereç kullanmak istemeyen ve prezervatife alışamayan çiftlere önerilir. Diyaframın çapı milimetredir. Hangi boydaki diyaframın kullanılması gerektiğini hekim, ebe veya aile planlamasında tecrübesi olan bir hemşire belirlemelidir. Diyaframın yerleştirilmesi için, bu konuda tecrübe sahibi olmak gerekir. Uygun büyüklük belirlendikten sonra, bunun nasıl takılacağı doktor tarafından açıklanmalıdır. Kadın bunu bir kere öğrendi mi, artık evde kendi kendine takabilecektir. Bu gereç kalın ve kaba görülebilir, fakat kadın bunu yerleştirdikten sonra hiç bir şey duymayacaktır. Ayrıca sadece dölyatağı ağzını kapladığı için cinsel doyumu azaltmaz. Cinsel birleşmeden birkaç saat önce konulabildiğinde, ruhsal tepkilere kaputtan daha az yol açar. Cinsel birleşmeden en az altı saat sonra çıkartılmalıdır.

147 3) Gebeliğin Önlenmesinde Kimyasal Yöntemler: Dölyolu köpük tabletleri, vücut ısısında erirler. Tabletin cinsel birleşmeden 10 dakika önce dölyoluna konması gerekir. İlacın dölyolunda erimesi 10 dakika kadar sürer, bu nedenle ilacın yerleştirilmesi ile cinsel birleşme arasında en az on dakika beklemelidir. Köpük tabletlerinin 1 saat süre ile koruyacağı unutulmamalıdır. Bu süre içerisinde koruyucu etkisinin devamını sağlamak amacıyla ayağa kalkılmalı ve sekiz saat içinde yıkanılmalıdır. Bu nedenle çiftler her istediği birleşme duruşunu uygulayamaz. Dölyolu kremleri de, dölyolu köpük tabletleri gibi, dölyolu içine konan ve erkek tohum hücrelerini öldüren kremlerdir. Krem, cinsel birleşmeden az önce özel şırıngası ile yatarken dölyolu içine boşaltılır. Her ilişkiden önce kullanılır ve 8 saat geçmeden yıkanılmaz ve ayağa kalkılmaz. Her cinsel birleşmeden ve ayağa kalkıştan sonra kremi tekrar koymak gerekir.

148 DİNİ AÇIDAN EVLİLİK, AİLE VE CİNSELLİK

149 EVLİLİKTE CİNSEL HAYAT

150 EVLİLİKTE CİNSEL HAYATCima, kadınla erkeğin cinsi temasta bulunmasıdır. İslamiyet, müminleri evlenmeye teşvik etmiştir. Evlilik sayesinde cisi arzular tatmin edilir, iffet ve namuz korunur, neslin devamı mümkün olur. İslam'a göre cimâ'ın da bir takım adabı vardır. Bunlar; birleşmeden önce euzü-besmele çekmek; örtü altında olmak; kıbleye karşı olmamak; aybaşı halinde yapmamak, dübürden sakınmak, kadına yumuşak davranmak; o da ihtiyacını giderinceye kadar terketmemek; ikinci defa ilişkide bulunacaksa eteğini yıkamak; gecenin başlangıcında ilişkide bulunacaksa uyumadan önce yıkanmak, hiç değilse abdest alıp öyle uyumak; sevgi ve ilgiyi artırıcı hareketlerde bulunmak. Cenab-ı Hak buyuruyor: · Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız.  müminleri müjdele!.(Bakara Suresi :223) İslam cinsi arzuların meşru yoldan giderilmesini ister. Kadına dübürden yaklaşılma  yasaklanmıştır. · Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan  kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe  edenleri de sever, temizlenenleri de sever."(Bakara Suresi :222)"

151 [email protected] Peygamber Efendimiz buyuruyor:Bu bildiğimiz tenasül yoludur. Arka yoldan yaklaşmak doğru değildir. Peygamber  Efendimiz buyuruyor: · Hanımına arka yoldan yaklaşan kimse lanete uğramıştır. · Erkeğe veya veya kadına arka yoldan  yaklaşan kimseye Allah, rahmet bakışıyla bakmaz" Eşler arası dahi olsa anal ilişki livata olarak adlandırılmış ve yasaklanmıştır. (2) Son yüzyıllarda Batı dünyasında slogonlaşan cinsi  serbestli akımı, bir çok sapıklığın, doğal olmayan ilişkileri iğrenç zevklerin yayılmasına, önü alınmayan hastalıkların, ruhi bunalımların baş göstermesine yol açmış, hatta bundan bütün dünya ülkeleri  zarar görmeye başlamıştır. İnsanların cinsel ihtiyaç ve isteklerini gayrimeşru yoldan karşılayan, sömüren yeni yeni  ticari faaliyet alanları ve sektörler ortaya çıkmaktadır. Toplumumuzda evlilik içi huzursuzluk ve tatminsizliklerde de bu dış yayın ve telkinlerin önemli  payı vardır. (2) Cinsi münasebetten sonra gusletmek farzdır. Not: Konu ile ilgili geniş açıklamaları Türk Diyanet Vakfı İslami Araştırmalar Merkezi tarafından basılan 2 ciltlik "İlmihal" isimli  eserden okuyabilirsiniz. Kaynak: 1) Şamil İslam Ansiklopedisi, Cima, 2/10 2) İlmihal, TDV, İslami Araştırmalar Merkezi

152 İSLAM AÇISINDAN AİLE [email protected]Toplum da, tıpkı bir vücudun hücre ve âzaları gibi çeşitli parçalardan müteşekkil olup bütün bu parçaların çekirdeğini aile teşkil eder. Aile bireyleri arasında insancıl duygulara dayalı samimi ve sıkı bir ilişki kurulur ve gerekli birlik ve beraberlik oluşturulursa toplumda sağlam ve mükemmel bir yapı meydana gelmiş ve neticede toplumun saadet ve başarı yolunda ilerleyip kalkınması mümkün olmuş olur. Ne var ki, toplumun çekirdeği olan aile bireyleri arasında bu samimiyet ve uyum sağlanmaz ve aile içinde sürekli anlaşmazlık oluşup bireyler arasında dengeli bir ilişki hakim olmazsa toplumun çarkları da tekamül ve gelişme seyrini takib edemez, o topluma dağınıklık, düzensizlik ve kopukluk egemen olur. İnsanoğlu yaradılışı gereği kalıcı bir hayat sürdürmeye ve kendisinden kalıcı bir iz bırakmaya meyillidir, bu doğal eğilimin gerçekleşmesi ise neslin devamıyla mümkündür; zira evlat, insanoğlunun kendisinden bir parça ve onun hayatının idamesidir. Bu fıtrî eğilim aile kurmak ve bunun sorumluluklarını üstlenmekle gerçekleştirilmiş olur. Toplumun hayatının idamesi ve bu hayatın çarklarının işlemesi için gösterilen çaba ve gayretlerin en önemli bölümü işte bu aile sevgisi ve ailenin geçim ve bekası için gösterilen çalışma ve faaliyetlerdir.

153 Aile çekirdeğinin oluşum nedenleri konusunda çeşitli fikirler öne sürülmüştür; kimine göre insanların evlenip bir aile kurmalarının yegane nedeni cinsel içgüdülerin giderilmesi ve şehvetperestliktir; yaşam boyu sadece çıkarı esas alanlara göre de evliliğin nedeni aileler arasında bir nevi çıkar ilişkisi olup evlilik bir ticaret ve menfaat işlemidir. İnsan neslinin devamı için sosyal bir zorunluluk olan evlilik olayıyla bu yorumlar arasında hiçbir bağlantı yoktur. Evlenen eşler arasındaki samimiyet ve sıcak sevgi; insanoğlunun fıtrat ve tabiatına hakaret sayılan ve bazıları tarafından kadının erkeğe yegane ihtiyacı olarak tanımlanan "evliliği ekonomik ihtiyaçla yorumlama tezi"ni çürüten en güçlü belgedir aslında... Dahası, ekonomik açıdan kadına muhtaç olmadığı halde erkeğin tek başına mutluluk ve huzur duyamıyor olması gerçeğidir. Kadınla erkeğin yekdiğerine duyduğu ilgi ve ihtiyaç duygusu, her ikisinin de varlıklarının derinliğine işlemiş ve yaradılışları gereği cinsellik ve maddiyatla da içiçe yoğrulmuş bir duygudur. Alman düşünür  Molier Lıer evliliğin nedenlerini açıklarken şöyle der: "İnsanları evliliğe iten üç önemli neden vardır: Ekonomik ihtiyaç, çocuk sahibi olma duygusu , aşk... Bütün toplumlarda varolagelen bu üç faktör farklı devirlerde farklı oranda öne çıkmıştır. İlk dönemlerde evlilik daha çok ekonomik ve mali nedenlere dayalıyken eski medeniyetlerde çocuk doğurma faktörü ön plana çıkmış, çağdaş medeniyette ise aşk ve sevgi evliliğin en önemli unsuru haline gelmiştir."[73] Yüce İslam dini, toplumda iffet ve namusu korumanın en mükemmel yolu olan evliliği teşvik suretiyle insan fıtratına olumlu cevap vermekte ve insan neslinin idamesi ve maddi, manevi ve ahlaki açıdan sağlıklı çocukların yetişmesi için evliliği en doğru reçete olarak sunmaktadır.

154 "Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla besledi"...[74] Gençlerin cinsel duygularının doğal seyrinden sapmasını önlemek ve onları şehvetin baskısından kurtarmak için; gerekli rüşde ulaşmış ve olgunlaşmış olan gençlerin evlenebilmelerine uygun zeminler hazırlanmasını tavsiye etmektedir. Ekonomik açıdan salt kendi imkanlarıyla evlenebilecek şartlara sahip olmayan gençlerin kötü yollara sapmaması için islam dini anne- babaları uyarmakta, onları, çocuklarının evlenmesine yardımcı olmakla mükellef kılmakta ve çocuklarının huzura kavuşup ahlak ve inançlarını korumaları için ebeveynlerin sorumluluk duymalarını istemektedir. İslam dini cinsel sapmaları önlemenin en mükemmel reçetesinin evlilik olduğuna inanır; birey ve toplumun mutlu ve huzurlu bir yaşama kavuşması için de gereklidir bu. Hz . Resulullah'ın -sav- şu hutbesi fevkalade çarpıcıdır: "Ey müslümanlar! Kızlarınız bir ağacın dalındaki olgunlaşmış meyveye benzer, zamanında derilmezse güneşin altında kavrulup bozulacaktır. Kızlarınızın iç güdüsel eğilimlerine meşru ve sağlıklı yoldan ulaşmalarını sağlayıp onları evlendirmez ve izdivaç yoluyla ahlak ve iffetlerini garanti altına almalarını sağlamazsanız sapmalarını ve kötülüğe düşmelerini önleyemezsiniz, biliniz ki onlar da insandırlar, insanî ve meşru isteklerine ulaşmaları sağlanmalıdır"[75] Hz . Resulullah'ın -sav- mutahhar Ehl-i Beyt'inin 5. imamının yarenlerinden olan "Ali Bin İsbât" İmam'a yazdığı bir mektupta "kızlarımı evlendirmek istiyorum, ama buna layık damat bulamıyorum, ne yapmalıyım?" diye sorduğunda Ehl-i Beyt imamının cevabı şu olur: "Her bakımdan mükemmel bir damat adayı bekleme; zira hz. Resulullah -sav- şöyle buyurmuşlardır:

155 Kızınızı, istemeye gelen  bir genç dindar ve ahlaklı biri olursa geri çevirmeyin ve onu evlendirin; aksi takdirde çocuklarınızın yoldan çıkmasına şaşmayın."[76] Binaenaleyh yüce islam dini evliliği zorlaştırmadığı gibi, bu doğal gücü birey ve toplumun mutluluk ve saadetine yardımcı olacak şekilde tanzim de etmektedir. Dahası, evlilik hayatında eşlerin fizikî huzur ve saadetine önem veren islam, mutluluğun en önemli temellerinden biri durumundaki manevî ve ruhî huzurun temini için de evliliği tavsiye etmektedir. Zira ruhen sıkıntı ve tedirginlik içinde olan birinin gerçek saadet ve huzuru yaşayabilmesi mümkün değildir... İslam açısından insanî bir bağ olan evlilik kalpleri yekdiğerine bağlayan kutsal bir bağ ve kalplere huzur veren bir güven kaynağıdır. Böylece eşler, evlilik çatısı altında sakin, mutlu ve sağlıklı bir yaşamın temelini atabileceklerdir. Evlilik, bu ikilinin yaşamına sadelik ve samimiyet kazandırır, bütün varlıklarını sevgi ve şefkatle doldurup onlara insaniyet ruhunu aşılar, rahmet esintisiyle yaşamlarını okşayıverir: "Allah'ın varlığının delillerinden biri de onlarla huzur bulup ferahlamanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet oluşturmasıdır. Bu sevgi ve merhamet konusunda, düşünenler için ibretler vardır"[77] Yüce İslam dini, aile bireyleri arasındaki ilişkileri sağlamlaştırıp pekiştirmek için belli kurallar koymuş ve gayet muntazam ve dakik kurallarla bu ilişki ve vazifelerin prensiplerini belirlemiştir.

156 İslam dini evliliği "sağlam bir bağ"[78] olarak tanımlar ve maddi meseleleri kesinlikle bu amaçtan uzak tutar. Aile bireylerinin tam anlamıyla maddi ve manevi birlik ve beraberlik  içinde olabilmesi için aile bireyleri arasında iş taksimi yapmış ve herkesin vazife ve sorumluluklarını belirlemiştir. "... Kadınla erkeğin yekdiğerine karşı hak ve hukuku vardır..."[79] İslam dini kadınla erkeğin yapı ve tabiatını dikkate alarak herbirinin sorumluluk sahasını tayin etmiştir; ailenin geçimi için çalışmak ve maddi imkanları temin etmek erkeğin, çocuk yapmak, onu eğitip yetiştirmek, evin gidişatını sürekli tertipleyip denetlemek ve sağlıklı nesiller terbiye etmek de kadının uhdesine bırakılmıştır. İslam kadını fıtrî vazifesine doğru yönlendirmiş ve onun bu konudaki haklarını korumayı ihmal etmemiştir; böylece kadının fıtrî ve doğal boyutlarının bozulmasına, hem evde hem ev dışında sürekli çalışarak yıpranmasına engel olmuştur. Zaruret halinde, islam dini kadının ev dışında da çalışmasına izin verir, ama iş ortamında kadınla erkeğin iffete aykırı ve huzuru bozacak şekilde  aynı ortamda bulunmasına ve kadının bir meta mesabesine indirgenmesine asla göz yummaz. Kadının tahrik edici şekillerde  erkeklerle aynı ortamda bulunmasının, akla gelmeyecek iğrenç akıbetlere duçar olmasıyla sonuçlanacağını bilir çünkü... Her kurum ve teşkilatın bir sorumlusu vardır, ev ve aile de bir kurumdur ve belli bir sorumlusu olması gerekir; aksi takdirde sonucun hüsran olacağı herkesçe malumdur. Bu nedenledir ki ailenin sorumluluğunu da erkek veya kadının üstlenmesi gerekir. Şimdi bu sorumluluk ve kayyumluğun kimin uhdesinde olması gerektiğine bakalım.

157 Bu sorumluluğun yükünü omuzlama ailenin bütün durum ve geleceğinden mesul olma,aileyi yönetme ve geçimini sağlama vazifesini yüklenebilme konusunda erkek kadından daha elverişli konumdadır. Bir ailenin bütün sorumluluğunu omuzlarına alıp aile yuvasını kargaşa ve dağınıklıktan koruyabilmek, kadından ziyade erkeğin üstesinden gelebileceği bir zorluktur. Kadının daha ziyade duygu ve hislerine  tabi olduğu ve duygusal yönünün kolayca ağır bastığı bugün herkesçe ispatlanmış bir gerçektir artık. Kadın erkekten çok daha süratli bir şekilde duygulanırken erkek tabiatı gereği daha ziyade akla tâbi olabilmektedir. Bir sorumluluğun üstlenilmesi için duygu değil, düşünceye öncelik verilmektedir, bu nedenledir ki  islam evin sorumlusu ve  reisi olarak erkeği tayin etmiştir[80]. Bu durum, evin idare ve yönetiminde müşavere ve fikir alışverişi gibi bir zarurete aykırı düşmediği gibi; erkeğin evde istediğini yaptırma ve evde bir diktatörlük kurma yetkisine sahib olduğu şeklinde de anlaşılmamalıdır. Evet, islam dini evin idare sorumluluğunu erkeğe yüklemiştir, ama kadına zerrece haksızlıkta bulunmasına ve zorbalığa kalkışmasına da asla cevaz vermemiş, bunu haram kılmıştır. "Kadınlarınıza her nevi baskı ve haksızlıktan uzak, iyi ve hoş davranın"...[81] Ailenin yönetimi erkeğin omuzuna yüklenmişse de kadın, evin iç işlerinden sorumlu ve ev ortamında hür ve bağımsızdır; içerde evinin, kocasının ve çocuklarının sorumlusu odur.[82] Çağımızda evlilik bağının bunca gevşeyip zayıflaması ve çok önemsiz bazı sebeplerle kolayca yuvaların yıkılıyor olmasının nedeni, işte bu konularda gereken ehemmiyet ve ciddiyetin gösterilmemesi ve evlilik gibi mukaddes bir bağın çocuksu hayaller, ham düşünceler ve hayatın gerçekleriyle bağdaşmayan boş arzulara feda edilmesidir.

158 Birçok kişi evlilik olayında kadınla erkek arasında uyum, yekdiğerini anlama, ruhî ve fikri yakınlık gibi önemli faktörler yerine servet, şehvet ve şöhret gibi aldatıcı unsurlara önem vermekte; manevi ve insani değerleri kaale almaksızın adım atmakta ve gerçek anlamda hayrına olacak şeyi önemsememektedir. Bu tür evliliklerin çok geçmeden çok üzücü sonuçlara varıp karanlık bir geleceğe götüreceği apaçık ortadadır. Zira ruhî ve fikrî platformlarda derin tezadlar kadınla erkeği iki zıt kutup misali karşı karşıya getirecek, aralarındaki uçurum günden güne büyüyecek, ilişkilere kopukluk, kargaşa ve tatsızlık egemen olacaktır. Aile hayatında ruhî ve fikrî huzurun sağlanması; eşler arasında ahlaki uyum, fedakarlık, ruhi ve insanî haslet, takva ve onur gibi değerlerin varlığına bağlıdır. Keza ortamın şartlarına uygun davranmak, kadının içinde bulunduğu hali anlayabilmek, taraflar arasında fikrî ve ahlâkî uyum oluşturmak... vb. faktörler evlilikte ailenin temellerini sağlamlaştıran etkenlerdir. Bireyler hayatın gerçekleri karşısında sağlıklı karar verebilmelerini sağlayacak doğru ve kutsal prensiplere sahip olmadıkça bu kargaşa ve düzensizlik baş alıp gidecektir. Evliliğin servet, şehvet ve şöhret gibi faktörler üzerine kurulmasının getireceği bozulma ve sapmaları dikkate alan islam bedbahtlık ve zavallılıktan başka neticesi olmayan bu görüşü kesinlikle reddeder. İslam dini evlilikte servet, şehvet, şöhret ve dış görünüm gibi faktörlere öncelik vermez; islami evlilik iman, takva, erdem, iffet, namus ve dürüstlük gibi temeller üzerine kuruludur, islami evlilikte kadın ve erkeğin namuslu , iffetli ve dürüst olması ve insani bir karaktere sahip bulunması herşeyden önce gelir.

159 [email protected] Yüce islam peygamberi -sav- şöyle buyurmaktadır:"Bir kadınla sırf güzelliği için evlenen bir koca, aradığı şeyi onda bulamayacaktır, bir kadınla sırf serveti için evleneni Allah kendi haline bırakır; o halde evlenmek istediğinizde iman ve iffet sahibi bir eş seçin kendinize."[83] "İslami rivayetlerde evlenip yuva kurma övülüp teşvik edilmiş, hiçbir kurum ve müesseseye evlilik kadar değer  ve önem verilmemiştir."[84] İslam dini geçersiz ve makul olmayan sebeplerle evlilikten uzak duranları şiddetle eleştirir ve cinsel gücün yokedilmesi veya saptırılmasıyla sonuçlanan her davranışı şiddetle kınar: "Evlenmek benim sünnetimdir, bu sünneti terkeden veya ondan uzak duran benden değildir"[85] Keza, insânî kemal, olgun bir karakter ve erdemden nasipsiz kimselerle evlenmeyi uygun bulmaz islam; iffet ve namusuna önem vermeyen ve dini eğitim ve terbiyesi olmayanlarla evlilikte hayır görmez. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: "Bataklıkta açan çiçeklerden uzak durun, onlarla evlenmekten sakının ("Ya Resulullah, bataklıkta açan çiçekten maksadınız nedir?" diye sorulduğunda şöyle buyurdular:) Kötü, laubali ve hercai bir ailede yetişen güzel kız!"[86] Dînî ve ahlâkî prensiplere bağlı olmayan laubali ve hercai eşlerin aile hayatına mutluluk ve saadet getiremeyeceği apaçık ortadadır. Bu tür evliliklerin semeresi de heves ve şehvet düşkünü, zavallı, güven ve huzurdan yoksun bedbaht çocuklar olacaktır.

160 Görüldüğü gibi islam, eşlerin ahlakî ve aklî konularda yeterli olmalarına özel bir itina göstermekte, iffet, din ve namus kavramlarından uzak ailelerle evlilik bağını menederek bozuk ve sapık nesiller oluşmasını önlemektedir. Evlenmek isteyen gençler islam prensiplerini esas alıp dış görünüşten ziyade karakter ve hayatî gerçeklere öncelik verir ve geçici heveslerle nefsani eğilimlerden uzak dururlarsa tutkularına esir olanları bedbaht hale getiren ailevi problemler ve felaketlerden kurtulacaklardır. Çağımızda kimi gençler ideal eş bulabilmek için öncelikle bir deneme birlikteliğinin gerekli olduğu şeklinde (özellikle medya tarafından) şartlandırılmaktadırlar. Oysa bu tür ilişkiler mutlu bir evliliğin temellerini oluşturma yolunda kesinlikle faydalı bir girişim olmadığı gibi çeşitli bozulma ve çarpıklıkları da beraberinde getirmekte ve muhatabın ahlak, huy ve karekterini tanıyabilme yolunda da kayda değer hiçbir neticeye yardımcı olamamaktadır. Zira bir insanın şahsiyet, karakter, huy ve özelliklerini gerçek anlamda tanıyabilmek için uzun bir süreye ve muaşeretlere ihtiyaç vardır. Birkaç görüşme ve muaşeretle kısa bir zaman diliminde bir insanın huy, karakter ve yapısını tanıyabilmek mümkün değildir. Kaldı ki, her insanın karakter ve doğası, hayatın inişli çıkışlı safhalarında kendisini belli eder, hayatın zor, acı ve karmaşık anlarında insanların doğası ortaya çıkar. Sabır, dayanıklılık, tahammül, metanet, anlayış, affetme, fedakarlık ve mertlik gibi önemli karakteristik seciyeler ancak zor ve sıkıntılı dönemlerdeki tepki ve reaksiyonlarda kendisini gösterir; gezip tozarken veya düğün bayramda eğlenirken insanların bu özelliklerini tanıyabilmek mümkün müdür?

161 Mesela sinema veya park gibi yerlerde görüşüp tanışmak ve bu tür mekanlarda muaşerette bulunmak; bir ömür boyu birlikte yaşayacağı hayat arkadaşının karakter, tabiat ve huylarını gösterebilir mi insana?!... İnsanlar ilk tanışma anlarında daima eksik ve hatalı taraflarını gizlemeye ve kendilerini olumlu göstermeye çalışırlar. Hayatlarının en kritik ve cinsel açıdan en buhranlı döneminde bulunan gençler, birkaç görüşme ve muaşeretle karşı cinsten muhataplarının ruhi açıdan kendileriyle hiçbir ihtilafı bulunmadığı kanaatini edinebilirler mi? Bu yaşlarda cinsel  içgüdülerin tatmini ve benzeri duygulardan başka şeyin birinci planda gelmediğini kim inkar edebilir? Bu tür ilişkiler sonucu evlenen çiftler evlilik hayatı boyunca tartışma, çekişme ve kavgadan uzak mutlu bir hayat sürdürebilmekte midir gerçekten? Bu yolla evlenen çiftlerin mutlu bir evlilik sürdürdüğü ve aralarında hiçbir ihtilaf yaşanmadığı söylenebilir mi? Gerçekler, bunun tam tersini göstermektedir. Çiftlerin daha önce yekdiğerinde farkına bile varamadığı kusurların zamanla farkedildiği ve neticede giderek tatsızlıkların egemen olduğu bu tür evlilikler ne yazık ki oldukça fazladır. Her genç şu hususu çok iyi bilmelidir ki iki kişi arasında tam anlamıyla ruhsal benzerlik bulabilmek imkansız gibidir; fiziki açıdan yekdiğerinin kopyası olan iki karşı cinsin varlığı kadar sıfıra yakın bir ihtimaldir bu. Kaldı ki yapısı itibarıyla kadının düşünce ve reaksiyon tarzına egemen olan çeşitli duygular ister istemez onu erkekten çok farklı ve değişik kılmaktadır.

162 İslam dini evliliğe fevkalade önem verdiğinden, nikahtan önce çiftlerin birbirlerini görmesine ve tanışmasına izin verir; ruhi, ahlaki ve karakteristik açıdan mümkün mertebe bilgi edinebilmek için de tanıdık ve güvenilir yakınlarından yardım alır. Aile mutluluğu öncelikle eşlerin yekdiğerine karşı tavır ve davranışlarının niteliğine bağlıdır; ailenin temelini oluşturan bu ikilinin ahlak, inanç ve ruhî açıdan uyumlu ve sağlam olması, ailenin mutluluk ve saadetinin temininde ana rol oynar. Gerçek mutluluk, kadınla erkeğin ahlakî seciyeleri ve fedakarlıklarıyla oluşmakta, bu fedakarlık sayesinde aile yapısının birlik ve dirliğinin sağlanması mümkün olabilmektedir. İslam dini aile ortamında eşlerin vazife ve karşılıklı sorumluluklarını belirleyen hukuki kural ve sosyal hudutları belirttiği gibi ahlaki açıdan bir dizi düstur ve direktiflerle de ailenin mutluluk ve saadete yönelmesine yardımcı olmaktadır. Bu cümleden olmak üzere islam dini erkeğe, ailesine elinden geldiğince iyilikte bulunmasını, ayrıca iyi ve yumuşak davranmasını öğütler, iki cihan serveri hz. Resulullah efendimiz şöyle buyurmaktadır. "Ümmetimin en iyi erkekleri, ailelerini sıkıntıya sokmayan, onları zorlamayan ve onlara elinden geldiğince iyilik ve lütufta bulunanlardır."[87] "Sizin en hayırlınız, ailesine en iyi davrananınızdır ve ailesine hepinizden iyi davranan benim"[88]. Diğer taraftan islam dini kadının da eşine iyi davranmasını ister ve bunu "kutsal bir cihad" telakki eder:

163 [email protected] "Kadının cihadı, kocasına iyi bir eş olmasıdır"[89]Bugün gençlerin evlenmeyi pek düşünmemesi ve evlilik oranının azalmış olması ağır mihriye, başlık, gereksiz düğün masrafları vb. gibi zaruri olmayan veya pek pahalı karşılanan masraflardan kaynaklanmaktadır; çoğu genç bu ağır masrafların altından kalkamayacağını hesaplayarak evlilikten uzak durmakta veya tarihini ertelemek zorunda kalmaktadır. Aile kurma yolunda oluşturulan bu gereksiz masraflar ve esası olmayan sosyal kural ve gelenekler; islam gaye ve hedefiyle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Zira yüce islam dini evlilik gibi hayati bir olayın tahakkuku için gerekli bütün kolaylıkları sağlamış ve insanları bu önemli girişimden caydırabilecek bütün nedenlerle mücadele etmiş, mihriye miktarının ağır tutulmamasını ve evlilik töreninin çok sade ve masrafın çok az olmasını öngörmüştür. Hz . Resul- ü Ekrem -sav- şöyle buyurmaktadır: "Elçilikte zorluk çıkarılmaması ve mihriyesinin az olması, kadının uğurundandır" Şüphesiz, aile içi ihtilaf durumunda; mihriyenin ağır olması bazı kadınlarda olumsuz tepkileri beraberinde getirecek ve inatlaşma yoluna giderek özveride bulunmamasına neden olacaktır. Bu tür inatlaşma ve olumsuz reaksiyonlar kimi zaman aile yuvasının dağılmasına bile yol açabilir. Binaenaleyh böyle bir evliliğin ne kadar tatsız ve huzursuz olacağını kestirmek hiç de zor değildir. Bir gün hz. Resulullah -sav- ashabıyla mescidde oturmuş, onlarla sohbet etmekteydi. Bu sırada bir kadın gelip selam verdi ve "Ya Resulullah, ben bir gençle evlenmek istiyorum" dedi. Hz . Peygamber-i Ekrem -sav- sahabeye dönüp "Bu kadınla evlenmek isteyeniniz var mı?" diye sordular, genç bir müslüman ayağa kalkıp olumlu cevap verince

164 "Mihriyesi için ne vereceksin ona"Mihriyesi için ne vereceksin ona?" buyurdular, delikanlı mihriye olarak verecek hiçbirşeyi olmadığını söyleyince hz. Resulullah -sav- "olmaz" buyurdular. Kadıncağız evlenmek istediğini tekrarladıysa da o gençten başka talip çıkmadı. Bunun üzerine hz. Peygamber -sav- "Delikanlı" buyurdu, "Kur'an bilir misin?" Genç adam "Evet efendim" deyince "Kur'an'dan bildiğin kadarını bu kadına öğretmen şartıyla onu sana nikahlıyorum" buyurarak genç çiftlerin nikahını kıydı[90]. Görüldüğü gibi yüce islam dini fakirliği evliliğe engel olarak görmemekte ve fakir insanların da evlenip yuva kurmasına yardımcı olmak suretiyle mâlî mahrumiyetin başka bir mahrumiyete daha sebep olmasına meydan vermemektedir. Fakirlik korkusu, birçoklarının evlenmekten çekinmesine ve bu hayati adımı atmaktan vezgeçmesine neden olmaktadır. İslam dini bunu mazeret değil, bahane olarak görür ve fakirliğin evliliğe engel olamayacağını belirterek evlenmek isteyenlere Yüce Allah'ın yardımı olacağı müjdesini verir: "İyi huylu bekarların evlenmesi için gerekli ortam ve imkanı hazırlayın; eğer fakir iseler Allah, lütuf ve keremiyle onları başkasına muhtaç olmaktan kurtaracaktır"[91]. Hayatın zorlukları ve duyulan ihtiyaçlar, insanı çaba göstermeye ve çalışmaya iter. Evlenen biri, kendisinin ve ailesinin geçimini temin etmek için elbette ki faaliyetlerini artıracak ve daha fazla çalışacaktır; bu da evliliğin yoksulluğa değil, bilakis, ilerleme ve kalkınmaya yardımcı olduğunu göstermektedir.

165 Ne var ki bugün başta Batı gelmek üzere sözde medeni olan gelişmiş ülkelerdeki cinsel serbesti ve başıboşluk, gençlerin evlenmeye karşı ilgisiz kalmasına , fıtrî ve manevî prensiplere önem vermemesine neden olmuş ve evlilik gibi hayatiyet arzeden sosyal bir kurum, giderek yokolmaya başlamıştır. Medeniyet ve özgürlük adı altında büsbütün sorumsuzluğun aşılandığı, ayyaşlık ve serseriliğin hiçbir engelle karşılaşmadığı, her nevi laubalilik için gerekli ortamın hazır hale getirildiği bu çağda yaşam normal seyrinden hızla uzaklaşmakta, gençler arasında başgösteren olmadık sapma ve ahlaksızlıklar günbegün artmaktadır. Evlilik oranının düşmesi, ailevî geçimsizliklerin hızla artması ve boşanmaların hergün daha da çoğalması, batı dünyasında aile yuvasının temellerinin sarsılmakta olduğunun en bariz delilidir. Tanınmış batılı sosyolog Wıll Dorant şöyle diyor: "... Çağdaş batı toplumunda evlilik doğru ve sağlıklı prensiplere dayanmayıp salt cinsel nedenlerden kaynaklandığından anne ve baba olma gibi kavramlar önemini yitirmekte ve neticede evlilik ilişkileri çabucak bozulmaktadır. İnsan sevgisi ve insani saiklerden yoksun olan bu tür evliliklerde kadınla erkek yekdiğerinden adeta tamamen kopuk olarak kendi kabuklarına çekilir ve neticede insanî sevgiyi barındıran aşk, yalan ve maskelerin baskı ve tahrikleri sonucu gelişen bencillik ve egoizme bırakır yerini... Bu durumda erkeğin ego ve eğilimleri de geri dönmeye başlar, çünkü o, hergün yeni bir av bulmaktadır artık. Zira ona huzur veren sevgi bağı yokolmaya yüz tutmuş, kadında aradığı (ve hergün bulduğu) şeyden (cinsel doyum) farklı olan yeni birşeyin bulunmadığını farketmiştir. Biz -batı toplumu- yenilik ve değişiklik dalgaları arasında yuvarlanıp durmaktayız ve bu gidişle hiç de kendi tercihimiz olmayan bir sonuçla karşılaşacağız.

166 Bu çılgın değişim ve yenilik fırtınasının örf ve geleneklerde yarattığı sonuçlardan biri de büyük şehirlerde evlilik ve yuva kurma prensibinin giderek yıkılmaya başlamasıdır. Erkeğin sadece eşiyle  yetindiği evlilikler giderek önemini kaybetmekte ve cinsel zevkten başka mihveri bulunmayan evlilikler günbegün artmaktadır. Bu evliliklerde özgür ve serbest olan taraf daha ziyade erkek olmakta, ancak kadın da, yalnızlıktan kurtulmak, bir eşe ve yuvaya kavuşmuş olabilmek için erkeğinin bu olumsuz serbestisine göz yummaktadır. Evet evlilik ilişkileri kısa sürede sekteye uğrayacak ve kadınla erkeğin evlilik öncesi yekdiğerini denediği evlilikler daha sonra erkeğin tedirginliğini artıracak ve bu da boşanmaların artmasına , yuvaların yıkılmasına, şehirlerde sosyal ve ahlaki kaoslar oluşmasına ve nihayet evlilik olayının apayrı bir özellik kazanmasına neden olacaktır."[92] -*- Batı dünyasında kadının hürriyetinden (!) heyecan ve coşkuyla sözedenler, cahiliye dönemi Arap yarımadasının şartlarında gerçek anlamda inkılap yaratan yüce islamın kadın hakları konusuna getirdiği mükemmel düzen ve yorumdan habersizdirler. Bu yüce dinin gerçekleri, tarihi ve ruhunu yekdiğerine paralel şekilde inceleyenler batı medeniyetinin kadın hakları konusunda islamın inkılabî ivmesine hiçbir şey eklemediğini, dahası, sorumsuzluk ve ahlaksızlığı hürriyetle karıştıran batının korkunç bir batağa saplandığını göreceklerdir. Kadına en mükemmel hakları tanıyan islam  dini, bunu yaparken sorumsuzluk, laubalilik ve ahlakî bozulmayı engellemesini de becermiştir. Bunun kadının ilerlemesine engel olacağını iddia edenler bu sözlerinde ne kadar samimidir sahi?

167 Ahlaksızlık ve sorumsuzluğu engellemek mi kadına onur verip onun ilerlemesini sağlar, yoksa ahlaksızlığı yaymak mı? İslam dini kadının da, erkeğin de varediliş sebebinin insanî olgunluk ve kemallere ulaşma, manevi ve ahlâki boyutlarda yüceliklere kanatlanma olduğunu söyler. Hırıstiyanlıkla yahudilekte ise kutsal kitapları tahrif edilmiş olduğundan kadın insan yerine bile konulmaz: "Bin erkekten biri Allah rızasını kazanabilir, ama bunca kadın arasında hiçbiri, Allah'ın lütuf ve inayetine mazhar olma liyakatine sahip değildir"[93] *** Oysa yüce islam dini insani fazilet, erdem ve onur açısından kadınla erkek arasında hiçbir ayrım gözetmez; ister kadın, ister erkek olsun bütün insanlar için yegane üstünlük ve ayrıcalığın takva, yani insanlık , kemal ve erdem olduğunu, kadının da erkeğin de kıyamet günü yaptıklarının karşılığını göreceğini ve bu hususta hiçbirine ayırım gözetilmeyeceğini ilan eder. "İster kadın, ister erkek olsun; inanan ve iyi işlerde bulunan herkese razı olacağı bir hayat nasib edilecek, yaptıklarından daha iyisi verilecektir onlara"...[94] İslam nizamında kadınla erkek birbirinin tamamlayıcısıdır, vücutça iri veya zayıf olmak yada benzeri fizikî özellikler asla avantaj sayılmaz: "... Rableri onların dualarını kabul etti, dedi ki, hepiniz birbirinizdensiniz, erkek olsun, kadın olsun, çalışan hiçkimsenin emeğini boşa çıkarmam..."[95]

168 Nice kadınlar vardır ki insani onur ve karaktere sahip olup aklın yolunu izlediklerinden yüksek insani derece ve saadetin doruğuna ulaşmışlardır; buna karşılık nice erkekler nefsani arzularına esir düşüp akla aykırı davrandıklarından bedbahtlığın uçurumuna yuvarlanmıştır. İslam güneşinin doğuş sayesinde kadın hakkettiği konuma ulaşmış, islami yönetim tarzına nezaret, denetim ve müdahalede bulunabilecek seviyeye ulaşmıştır. Şia ve sünni kaynaklarında müştereken rivayet edilmiş olan bu hadise oldukça dikkat çekicidir: "İkinci halife Ömer minberden cemaate seslenirken mihr-i sünnet olarak bilinen 500 dirhemden fazla tayin edilen mihriyelerin fazlasını beytulmala aktaracağını söyleyince bir kadın ayağa kalkıp "Ey halife!" dedi, "Bu dediğiniz Allah'ın buyruğuna aykırı değil mi? Nisa suresi'nin ayetinde "kadınlara ne kadar fazla mihriye verseniz de, sakın onlardan birşeyi geri almayın" buyrulduğu halde siz, mihr-i sünnetten fazlasının da caiz görüldüğü bu ilahi izni nasıl kaldırırsınız?" Halife, yaptığı hatayı inkar etmeyerek "Evet" dedi, "Bir erkek hata yaptı ve bir kadınsa hakkı söyledi" (El-Gadir, c:6, s:95-98) Bu ve benzeri hadiseler kadınların islam öncesindeki içler acısı durumuyla mukayese edildiğinde islamın kadınların bağımsızlık, onur ve kişiliğine ne kadar önem verdiği kolayca anlaşılacaktır; cahiliye döneminde bir meta olarak görülen kadın, islam dininin ona verdiği onur ve tanıdığı hakla camide halifeye itiraz edebilmekte, ona hatasını itiraf ettirip yanlış kararından vazgeçirebilmektedir...

169 Evet, erkeği kadının efendisi konumundan indirip onun muhatabı konumuna getiren ve kadını erkeğin meta ve kölesi konumundan kurtarıp hakkettiği konuma  kavuşturan ve her ikisini de insani hak ve onur açısından bir ve eşit gören bu mükemmel okul "islam" dan başkası değildir. İnsanlık onuru açısından tanınan bu eşitlik ve onunla ilgili olarak düzenlenen haklar fıtri olup kadınla erkeğin doğa ve yapısıyla uyumludur. Bu doğa ve yapıyı görmezden gelip her ikisini de mutlak anlamda , sorumluluk ve vazife gibi açılardan da eşitlemekse bu ikilinin farklı doğalarına aykırı olup gerçek hayatla bağdaşmayan hayali bir tavırdır sadece. İslam kanun ve hukuk anlayışında insanın fıtri ve doğal ihtiyaçları esas alınmış, bu da insanın yaradılış ve doğasına göre tanzim edilmiştir. Binaenaleyh kadınla erkeğin doğa ve fıtratlarının eşit olduğu yerlerde onlara eşit hukuk tanımış, doğa ve yaradılışlarının farklı olduğu noktalarda da yine adil davranarak gerekli farkı gözetmiştir. Fransa din konseyi 586 yılında uzun süren müzakere ve tartışmalardan sonra kadın hakkında şu kararı verdiğini açıklıyordu. "Kadın insandır, ama sadece erkeğe hizmet etmek için yaratılmıştır." Avrupa'nın sözde medeni ve kalkınmış ülkelerinin kanunlarında çok yakın bir geçmişe kadar kadına mülkiyet ve malikiyet hakkı tanınmıyordu: "İngiltere'de 1850'de onaylanan bir kanun gereğince kadınların vatandaşlık hakkı olmadığı ve kadının "teba" sayılmadığı ilan ediliyor ve bu nedenle de mülkiyet edinme hakkına sahip bulunmadığı belirtiliyordu. Hatta bu kanun gereğince kadınlar giydikleri elbiselerde bile mülkiyet hakkı taşımıyorlardı. İngiltere kralı 8. Hanry'nin bir fermanıyla bu ülkede kadınların İncil okuma haklarının da olmadığı ilan edildi."[96]

170 1882'de Britanya'da çıkarılan bir kanunla kadınlar hayal bile edemeyecekleri bir hakka kavuştular. Bu kanun, kadınların kendi paralarını kendilerinin kullanmasına hak tanıyor, kendilerine ait olan parayı artık kocalarına vermek zorunda olmadıklarını belirtiyordu. Batıda durum buyken, yüce islam dini 14 asır önce kadına mülkiyet hakkı tanımış, erkeğin kayyımlık ve veliliği gibi bir şart öne sürmeksizin, kadının kendisine ait mal ve gelirlerde dilediğince tasarruf hakkı bulunduğunu; ticaret, hibe, kira, satış, alış, rehin vb. işlemlerde kocası veya bir başkasının kayyımlığı olmaksızın  dilediğince karar verme yetkisine sahip olduğunu söylemiştir ki islam dininin en büyük iftiharlarından biridir bu: "Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var..."[97] Mülkiyet meselesine ilaveten islam dini; kadının hayatının en önemli konusu olan evlilik olayında da onun kişilik, hürriyet ve bağımsızlığına saygı göstermiş ve ona kendi eşini bizzat seçme hakkı tanımıştır. Batıda kadınların çeşitli baskı ve zorlamalardan sonra, üstelik çok yakın bir geçmişten buyana edinebildikleri bu tür hakları, islam dini asırlar önce ve hiçbir baskı ve zorlama olmaksızın kadınlara tanımıştır. Buraya kadar birçok örnekte de sıraladığımız gibi kadının haysiyetli bir  hayat sürdürebilmesi için gerekli hiçbir hak ve hukuku islam dini gözardı etmemiş, bu yolda başgösterebilecek bütün mesele ve sorunlara en mükemmel şekilde çözüm getirmiştir.

171 Bugün birçok doğu ülkesinde kadınların durumu hiç de içaçıcı değildir ve bunun yegane nedeninin islam hüküm ve kurallarının uygulanmıyor olmasından kaynaklandığı ortadadır; nitekim bugün islam dünyasının önemli bir bölümünde islamî olmayan; sosyal, siyasi, iktisâdi ve kültürel işlerini islama göre düzenlemediği için türlü bozulma ve sorunlarla boğuşan sistem ve düzenler egemendir. Evet, bugün müslümanlar birçok yerde gayriislami kanunlarla yönetildiklerinden ciddi sorunlarla karşı karşıyadırlar. Bugün doğuda kadınların karşılaştığı sorunların en önemli nedenlerinden biri bu bölgelerde kol gezen fakirlik ve yoksulluktur. Sosyal adaletsizlik sonucu belli bir azınlık nimet ve refah içinde yüzerken, büyük bir çoğunluk yokluk ve yoksulluğun pençesinde kıvranmaktadır. Bu yoksulluk erkeklerin direnç ve tahammül gücünü kırmıştır; bu nedenledir ki türlü adaletsizlik ve sorunlarla karşılaştığı iş muhitinden evine dönen çoğu erkek bu ukde ve kompleksleri eşine ve çocuklarına intikal ettirmekte, ukdelerini onların başına boşaltma hatasına düşmektedir. Bu şartlar altında kadıncağız dininin ona tanıdığı hak ve hukuku koruyamamakta, eşinin bu zulmüne dur diyememekte, boşanmaktan, orta yerde kalmaktan, hatta kendi yakınları ve akrabalarından bile himaye ve destek görememekten korkmaktadır. Yoksulluğun egemen olduğu toplumlarda ahlaki erdemlerin ortadan kalkacağı, insanî duyguların yok olacağı; ahlak, erdem ve insanlığın yerini zorbalık ve adaletsizliğin alacağı apaçık ortadadır. Bu nedenledir ki kadınların yaşadığı problemlerin arka planındaki en önemli faktör topluma egemen olan yoksulluk ve adaletsizliktir.

172 Adalet ve insanlığı öğütleyen yüce islam dininin bu adaletsizlik ve ahlaksızlıkların nedeni olamayacağı ise herkesçe bilinen bir gerçektir. İslam dininin fakirlik ve adaletsizlikle mücadele eden, bir toplumda servet ve gelir dağılımının âdil olmasını emreden, israf, gösteriş ve lüksü yasaklayan ,sosyal zulümlere son verip sınıflararası mesafeleri kaldıran, zulüm ve adaletsizliğin kol gezdiği toplumda erkeğin kişilik ve ruhunun alabildiğine aşağılanıp ezilmesine ve neticede bunların ukde ve kompleksler halinde aile yuvasına yansımasına, neticede yoksulluk, boşanma ve terkedilmeden korkan kadının bu ağırlığın altında sürekli ezilmesine kesinlikle cevaz vermeyen bir din olduğunu bilmeyen var mıdır? Erkeğin kalbinin derinliklerine işleyen ve evde çoluk-çocuğunun tepesine boca ettiği bunca ukde, kapris ve kompleksin islamdan kaynaklandığını akıl ve insaf sahibi kim söyleyebilir? Nefsi kontrol, kendine hakim olma, herkese karşı adil, insaflı, ve saygı ve sevgiyle davranma, bilhassa aile bireylerine karşı sevecen ve şefkatli olma gibi hasletler, hep islamın emir ve tavsiyeleri değil midir? Kadını diri diri gömülmekten, o yürek parçalayıcı acı durumdan ve ahlakî çöküşten kurtaran ve ona hakettiği onurlu konumu kazandıran yüce islam dini değil midir sahi?.. Şimdi bir de günümüzün modern dünyasında kadına tanınan yer ve konumun ne olduğuna bir bakalım: Modern dünyada kadının konumu yüceltilmediği gibi alabildiğine alçaltılmıştır. Zira çağdaş dünyada kadın, erkeğin şehvetini gideren bir araca dönüştürülmüş, tüketim mallarının satışını artıran bir reklam vesilesi mesabesine indirgenmiş; sinema, televizyon vb. alanların eğlence ve oyuncağı raddesine düşürülmüştür.

173 Güya medeni  olan günümüz dünyasında kadının ün ve değeri ahlaki erdem ve yeterince bilgi ve görgüye sahip olması  değildir asla. Bilakis, takva ve bilgi sahibi kadınlar hiç de ünlü değildir bugün! Çağın ünlü ve tanınmış kadınları , elinden hiçbir şey gelmeyen, toplumda hiçbir olumlu iş görmeyen ve esasen topluma zerrece olumlu katkısı olmayan ve şeytanca bir planla "sanatkar" olarak takdim edilip bu kılıf altında olmadık rezalet ve iğrençliklere imza atan; onur, namus ve takvayı ayaklar altına düşüren pespaye ve herze kadınlardır... Çağdaş dünyanın "sanatseverleri" (!) işte bu tür kadınları şöhret ve üne kavuşturmakta, paraya boğmakta ve saygın bir kimliğe büründürmektedir. Amerikalı bir bilimadamı içinde yaşadığı ortama egemen olan şehvetperestlik, sapıklık, ahlaksızlık ve fikri erezyondan yaka silkerek şöyle yakınmaktadır: "Medeni olduğu iddia edilen çağdaş dünyada göğsünü açıp insanlara teşhir eden ahlaksız bir kadın bir milyon dolar kazanmakta, bir yumrukta bir adamı öldüren bir boksör yarım milyon dolar almaktadır; ama milyonlarca insanın hayatını kurtarma yolunda uğraşıp saçlarını ağartan birinin aylık geliri, ölmek için fazla, yaşayabilmek içinse pek azdır." Ünlü psikoloji uzmanı prf. Albert Conly araştırma konulu ilginç bir makalesinde şöyle yazar: "İngiltere'de kadınlar meclise girebilmek için 1919'da amansız bir siyasi mücadele verir ve bu yolda ne hapisten ne ölümden korkmazken, uğruna mücadele verdikleri bu özgürlüğün yarımyüzyıl gibi kısa bir süre sonra kendi torunları tarafından yüzkızartıcı ahlaksızlıklarla özdeşleştirilip kadını en aşağılık mesabeye indirgeyecek hallere düşeceğini kimse aklının ucundan bile geçiremezdi elbet... O günkü İngiliz kadınlar bugün sağ olsalardı, hiç şüphesiz adına özgürlük denilen bu laubaliliği geri verebilmek için yürüyüşler tertipler, mitingler yapar, gösteriler düzenlerlerdi. Çünkü bu elli yıllık tecrübe, elde edilen "özgürlük" (!) iddiasının kadına hiçbirşey kazandıramadığı gibi, geçmişteki saygın konumunu da yitirmesine yolaçtığını gözler önüne sermiş bulunmaktadır .

174 FUHUŞ

175 FUHUŞ [email protected]Çirkin davranış, gayr-i meşrû' cinsel ilişki, zina. Gerek söz ve gerekse fiillerdeki her türlü çirkinliği, edepsizliği, hayasızlığı, söz ve davranışlarda sının aşmayı kapsayan bir tabir. Her türlü ahlâksızlık, homoseksüellik, kötü huyluluk, çıplaklık, açıklık, terbiyesizce konuşma ve cimrilik, kısacası; Allah'ın, yapılmasını veya söylenmesini yasakladığı her şey bu kelimenin şumûlüne girer. Ayrıca, bu ahlâksızlıkları, toplum içinde yaymak veya yaymaya çalışmak; örneğin, müstehcen hikaye ve romanlar, bu türden tiyatro oyunlarıyla sinema filmleri, çıplak resimler, kadınların ortalıkta açık saçık dolaşması karşı cinslerin birbirleriyle diledikleri şekilde eğlenmeleri aynı şekilde fuhuş teriminin kapsamına girer. Fahişlik; sözde, fiilde yahut sıfatta olur. Meselâ çok uzun bir kimseye, bu yüzden "fahiş derecede uzun" denir. Ancak bu kelime, daha çok konuşma için kullamlır. Ağız bozuk, kötü huylu insanlara "fâhiş"; başkalarını güldürmek için açık-saçık söz sarfeden kimselere de "mütefahhiş" ya da "mütefâhiş" denilmektedir (Ibn Hacer el-Askalânî, ‚Fethu'l-Bârı bi şerh-i Sahîhi Buhâri', X, 371). Yine Buhâri'de, Abdullah Ibn Amr, Muâviye ile Kûfe'ye geldiğinde, Hz. Peygamber (s.a.s.)'den sözederek, "O, asla nefâhiş (çirkin sözlü, kötü huylu), ne de mütefahhiş (müstehcen konuşan) değildi. O; ‚En hayırlınız, ahlâkı en güzel olanınızdır' derdi" diye zikreder (Buhâri, Edeb, 38). Genelde zina eden kadınlara fâhişe denildiği halde, Kur'an, yukarıda anılan günâhların tümünü bu isimle adlandırmıştır.

176 "Onlar, fena bir şey (fâhişe) yaptıklarında veya nefişlerine zulmettiklerinde, Allah'ı anarlar, günâhlarının bağışlanmasını dilerler... (Âl-i Imrân, 3/135) ve "Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin -geçmişte olanlar geçmiştir-çünkü o, çok çirkin (fahişe) ve iğrenç bir şeydi. Ne fena âdetti o" (en-Nisâ, 4/22). Yukarıdaki iki ayette de görüldüğü gibi, insanların işledikleri günâhların tümünü "fâhişe" diye isimlendirmek mümkündür. Çevremizde zina eden kadınları, bu ad ile adlandırmak yaygın ise de, kelimenin şümûlü bundan çok daha genıştır. Nitekim, Peygamber (s.a.s.)'in hanımları, kendisinden dünyalık bazı isteklerde bulunmuşlar ve bunda ısrar etmişlerdi. Bunun üzerine inen ayet-i kerime onları eleştirmiş, hatta onları (akabınde boşanma vukû bulacak) dünya ziynetini yahut Allah'ı ve Resulünü (dolayısıyla ahireti) tercih etmelerinde serbest bırakmıştır. Onlar da ikinci şıkkı, yani ahireti tercih etmişlerdi. Daha sonra inen ayet, bundan böyle Allah'a ve Resulüne karşı işleyecekleri günâhların cezasının büyüklüğünden sözeder. şöyle ki: "Ey Peygamber hanımları, sizden kim açıktan bir terbiyesizlık (fâhişe) yaparsa, onun azâbı iki kat olur. Bu, Allah'a göre kolaydır" (el-Ahzâb, 33/30). Bu ayetteki "fâhişe" sözü, genel anlamda günahı ifade etmekle birlikte; yukarıda anlatılan olaydan, özel olarak da Hz. Peygamber'e, dolayısıyla Allah'a karşı gelmeyi ifade etmektedir. "Fâhişe" sözünün, zinâ anlamında da kullanıldığını Kur'an'da müşâhede etmekteyiz: "Zinaya yaklaşmayınız; çünkü o, açık bir kötülük (fâhişe), çok kötü bir yoldur" (el-Isrâ' 17/32) âyetinde zina, fâhişe sözüyle ifade olunmuş iken; "Kadınlarınızdan zinâ edenlere (fâhişe işleyenlere) kar şı aranızdan dört şahit getirin. Onlar şehâdet ederlerse, ölünceye kadar ve ya Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun..." (en-Nisâ, 4/15) ayetinde, "fâhişe" ile zina kasdedilmektedir.

177 Hz. Peygamber (s.a.s.)'in aşağıdaki hadisinden de, "fahişe" sözü ile zinanın kasdedildiğini anlayabiliyoruz. "Bir milletin içinde zina (fâhişe) ortaya çıkıp nihayet o millet, bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka bulaşıcı (taun) ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde vukubulmamış hastalıklar yayılır " (Ibn Mâce, Fiten, 22). Hz. Lût (a.s.)'ın kavmi arasında yaygın olduğundan, "lûtîlik" diye (çok hatalı olarak) bilinen "homoseksüellik", fâhiş günâhlardan sayılmış ve bu suçu işleyenlere çok büyük cezalar verilmiştir. Kur'an bu çirkin hayasızlığı işleyenleri Lût (a.s.)'ın dilinden şöyle kınamaktadır; "Lût da hani kavmine demişti ki; ‚siz, açıkça gör düğünüz halde, yine de o çirkince utanmazlığı (fâhişe) yapacak mısınız" (en-Neml, 27/54). Cenâb-ı Allah, ister zina olsun ister diğer günâhlar olsun fuhşun her türlüsünü; gizlisini de açığını da yasaklamıştır: "Favâhişin (her türlü kötülüğün) açığına da gizli olanına da yaklaşmayın..." (el- En'âm, 6/151) buyurmakla yalnız "fevâhişi" işlemeyi yasaklamakla kalmıyor, ona yaklaşmayı dahi haram sayıyor. Allah korunmak isteyeni şüphesiz koruyacaktır; korunmak istemeyenin de, hâliyle Allah'a sunacağı bir mazereti olmayacaktır. Yukarıdaki ayetin sebeb-i nüzûlü hakkında, Abdullah Ibn Abbâs'tan, Hasan-ı Basri'den ve Süddî'den bize gelen bilgilere göre, alenî zina çirkin görülürdü de gizli zina ayıplanmazdı. Bu ayet-i kerîme, zinânın alenî olanını da gizlisini de yasakladı. Hatta iki ‚fuhşun' ikisi de nehyolunduğu gibi ayet-i kerîmede; "bunlara yaklaşmayınız" buyurulduğuna göre, zinayı çağrıştıran, zinaya götüren her türlü yollar ve vasıtalar da haram kılınmıştır (Buhâri, Tecrid-i Sarîh Tercemesi, XI, 104).

178 "Onlar, bir kötülük (fâhişe) işlediklerinde ‚biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bunu bize emretti derler'. De ki: ‚Şüphesiz Allah, kötülüğü (fahşâyı) emretmez. Bilmedığınız bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?"(el-A'râf, 7/28); halbuki "şeytan, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı (fahşâyı) ve Allah'a karşı bilmeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder" (el-Bakara, 2/169). "Allah çirkin şeyi (fahşâyı), asla emretmez" anlamındaki bu kısa cümle, Arapların, inanç ve geleneklerine karşı güçlü bir delildir. Bu delilin gücünü takdir etmek için, şu iki ana konunun bilinmesi gerekir: a) Araplar, belli dînî ayınleri çıplak olarak icra etmelerine rağmen yine de onlar, çıplaklığın bizâtihi ayıp bir şey olduğunu kabul ediyorlardı. Bundan dolayıdır ki, bu geleneklerine rağmen hiçbir saygın Arap, çarşı-pazarda herhangi bir dostunun yanında veya umumî toplantılarda çıplak olarak bulunmazdı. b) Hatta onlar, çıplaklığı ayıp bir durum olarak kabul eder ama bunu, Allah'ın emri olduğu için yaptıklarını söylerlerdi. Fakat Kur'an bunu çürüterek, "Çıplaklığın çirkin bir şey (fahşa) olduğunu siz kendiniz de kabul ediyorsunuz. Bundan dolayı, çıplaklık âdetinizi, Allah'ın emridir diye öne sürmeniz tamamıyla asılsızdır. Bu sonuca göre, eğer dininiz hayasızlığı tasvib ediyorsa, bu onun Allah'tan gelen bir din olmadığı gerçeğinin en açık delilidir" (Ebu'l-A'la el-Mevdûdî, "Tefhimu'l- Kur'ân" II, 25.)

179 Allahu Teâlâ, kutsal kitabında cimriliği de "fahşâ" sınıfına sokmuş ve fakirlikten korkarak, cimrilik etmeyi şeytanın kandırması olarak vasıf landırmıştır: "Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve çirkin (fahşâ) şeyleri emreder. Allah ise, size kendi katından bağışlama ve lutuf vâdediyor. şüphesiz Allah'ın lutfu genıştır; O, bilendir" (el-Bakara, 2/268.) Dinimiz, yukarda sözü edilen her türlü fiili yasakladığı gibi bu fiillere götüren bütün yolları da yasaklamış, insanlara bu yolları açanları çeşitli şekillerde cezalandırmayı kendi görevleri arasında saymıştır. Nitekim ayette, "Iffetsızlık ve utanmazlığın (fâhişenin), iman edenler içinde yayılmasını arzu edenler için dünyada ve ahirette acıklı bir azab vardır" (en-Nûr, 24/19). Doğrudan ve yeraldığı metne göre ayetin tefsiri şöyledir: iftira atanlar, kötülüğü propaganda edenler ve yayanlar, Islâm maneviyat ve ahlâkına güvensızlık getirenler cezayı hakederler." Metinde geçen kelimeler, kötülüğün propagandası için kullanılabilecek tüm biçimleri kapsamaktadır. Bunlar, genelevleri açma olabilir; şehvet kamçılayıcı (erotik) hikayeler, şarkılar, tablolar, film ve piyesler yazma, yayınlama, söyleme ve gösterme olabilir; halkı ahlaksızlığa iten kulüp ve otellerde her türden karışık toplantılar olabilir. Kur'an bütün bu yollara baş vuranların yalnızca ahirette değil, dünyada da cezayı hakeden suçlular olduğunu ilân eder. O halde, tüm bu ahlâksızlığı yayma ve propaganda etme araçlarını ortadan kaldırmak Islâmî bir görevdir.....

180 CİNSEL EĞİTİM NASIL OLMALI

181 CİNSEL EĞİTİM NASIL OLMALIKADIN VE ERKEK... 'Her birinin kendisine has cinsel özellikleri vardır. Ergenlik çağı ile birlikte zirveye çıkan cinsel ihtiyaçlar, cinsel problemler, evlilik ve aile, evlilikte cinsel hayatın tatminkâr olması için uyulması gereken kurallar, hamilelik ve doğum, çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığı, müstehcenlik ve muzır neşriyat, toplumda kadın erkek ilişkileri...' Bütün bunlar insan cinsî hayatının ana başlıklarıdır. Cinsel konuların akıl almaz istismarlara konu yapıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Bir tarafta cinsel hayat ayıplarla örtülü bir tabu olarak görülüyor... Öbür yanda, bütün mahremiyet sınırlarına meydan okuyan bir teşhircilik furyası yürütülüyor... Bu tezat tablosundan ortaya çıkan sonuç: cinsel hayatta tam bir anarşi hüküm sürüyor. O halde, dinî kaynaklara ve çağdaş ilimlere dayanarak yapılacak bir cinsel eğitim ihtiyacı ihmale gelmeyecek kadar âcil olmaktadır. Cinsî konuların insan hayatındaki yeri nedir? Cinsel hayat hakkında bilmemiz gerekenler nelerdir? Medyanın olumsuz bombardımanından nasıl kurtulacağız? Doğru olan nedir? Neler yanlıştır? Sevap, ayıp, günah kavramları en doğru şekilde nasıl anlaşılacaktır?.. Cinsellik hayatımızın bir parçasıdır. Yüce Kitabımızda da şöyle buyrulmuyor mu? İnsanlar iki ayrı cins olarak, 'erkek ve dişiden' yaratılmıştır. Bir çok ayette eşler arasındaki münasebetlerin biyolojik ve psikolojik boyutlarına işaret edilmiştir.

182 Yaradılışımıza yerleştirilen çok önemli bazı temel ihtiyaçlar vardır: Beslenme, barınma,uyku ve cinsellik gibi... 'Şehvet' olarak adlandırılan cinsî arzu (libido, cinsel haz) kadınla erkek arasında yaratılan birbirine yakın ve beraber olma ihtiyacının biyolojik temellerinden biridir. Rum suresinin 21. ayetini dinleyelim: 'Yine O'nun delillerindendir ki, size kendi cinsinizden, kendilerine meyil ve ülfet edeceğiniz eşler yarattı. Aranızda merhamet ve sevgi koydu. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için, ibret alınacak çok deliller vardır.' 'İnsanoğlunun en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut olmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezzetlerde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte hayrete düşen veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalblerin en latifi, en şefiki, kısm-ı sani ile tabir edilen kadın kalbidir.' Her bir hücrenin mikrokozmik seviyede, elektronlarına kadar, en ince bir plan dahilinde her türlü ihtiyacını mükemmelen karşılayan Vücut Sarayının Sahibi insanoğlunun bütün ihtiyaçlarını da belli nizamlara bağlı kılarak karşılamıştır. Dinimizin bize kazandırdığı iki temel ölçü olan helâl ve haram kıstaslarına göre kurulan bu nizam, insanın her bakımdan huzurlu olmasının şartlarını sunmaktadır. Madem insanlarda cinsî ihtiyaçlar, arzular yaratılmıştır. Kadın erkeğe, erkek de kadına eğilimli kılınmıştır. O halde aile hayatı ortamında bu duyguların meşru bir şekilde karşılanması, sağlıklı ve vazgeçilmez bir husustur.

183 Dinimizde evliliğe büyük önem verilmiş, cinsel hayatı düzenleyen emir ve yasakların büyük çoğunluğu da bu temel ölçüye göre belirlenmiştir. Zinanın, homoseksüelliğin, evlilik içinde cinsel hayattan çekilmenin, kısırlaşmanın, şehvetle bakmanın vs... yasaklanması, cinsî duyguların meşru yoldan, evlilik hayatı içerisinde tatminine dönük prensiplerden bazılarıdır. Helâl ölçülerdeki cinsel yakınlaşma ibadet sınırları içerisinde değerlendiriliyor. Zira cinsel ihtiyaçlar kulluk bilinci içerisinde, emredilen prensipler doğrultusunda karşılanması huzur ve mutluluğun en önemli şartlarından biridir. Cinsel hayattaki sapmaların insanları ne gibi tehlikelere maruz bırakabileceğine sanırım AIDS iyi bir örnektir. Cinsel eğitim şart mı? İslam'ın emir ve yasaklarını öğrenmek, büluğ çağından itibaren aklı başında olan her Müslüman'a farz ve şart değil midir? Elbetteki bir kısım ibadetlerin sıhhati, bu bilgilerin bilinip yaşanmasına bağlıdır. Gusül abdestinin hangi hallerde zorunlu olduğunu kavramadan ibadet hayatı sağlık kazanabilir mi? Öyleyse cinsel bilgiler de doğru kaynaklardan öğrenilmelidir. Çocuklar cinsel farklılıklarını daha iki, üç yaşından itibaren sezmeye başlarlar. Bildiğimiz anlamdaki cinsel 'bilinç' ise ancak büluğ çağı ile birlikte yerleşmeye başlar. Aslında cinsel terbiye ve eğitim doğumla başlamalıdır. Kılık kıyafetten davranışlara, oyun ve oyuncaklara kadar pekçok hususta kız ve erkek çocukları farklı yetiştirilmelidir. Hz. Hasan'ın doğumunda sarıldığı sarı giysiyi Efendimiz beyaz bir giyecekle değiştirmiş, renk ayrımının önemine dikkat çekmiştir.

184 Cinsel terbiye çocukların büyüyüp gelişmesine göre yoğunlaşan bir seyir takip eder. Kızların anneleri, erkeklerin babalarınca eğitilmeye başlamaları en uygun olanıdır. Eğitimin amacı çocuğun cinsine has davranışları normal ve sağlıklı şekliyle kazanmasıdır. Çocuktaki normal gelişme seyri dikkatle izlenmeli, sorularına kaçamaklar, ve yanlış sapkın yorumlar yerine, tatmin edici cevaplar verilmelidir. Azarlamak, baştan savmak zarar vericidir. İbadetle ilgili cinsel bilgilerin verilmesinde geç kalınmamalıdır. Namaz ve orucun gerekleri öğretilirken bu bilgiler verilebilir. 6-7 yaş civarı uygundur. 7 yaşında, en geç 10 yaşında çocukların yatakları, odaları ayrılmalıdır. En hassas dönem büluğ çağı: Bedenlerdeki farklılaşma ve duygu dünyalarındaki değişmeler, ana, babaların onlarla ciddi bir şekilde konuşmalarını, yol göstermelerini gerektirir. Artık çocukluktan çıktıkları, yetişkin birer genç kız veya delikanlı oldukları, bedensel ve ruhsal gelişmelerin onlara yüklediği sorumlulukların gereği anlatılmalıdır. Karşı cinsle ilişkilerin düzenlenmesi, cinsel hayatlarında nelere, nasıl dikkat edip, yasaklardan kaçmaları benimsetilmelidir. İnce ayrıntılara girmek yersizdir. Ancak evlilik hayatına ait meşru bilgilerin sapık, yanlış, kulaktan dolma, art niyetle piyasaya sürülmüş tehlikeli, zararlı 'cinsel eğitim' yayınlarıyla karşılanmasının önüne geçilmelidir.

185 Hadislerde belirtilen, meşru ölçüler içindeki cinsel hayat, Allah'a kulluğun bir yoludur. Sünnete uygun yaşayanın her konuda olduğu gibi cinsel konularda da başı ağrımaz. Aile ortamında ananın kızına, babanın oğluna samimi bir havada doğru bilgileri sunması niçin ayıp olsun ki?.. Allah hakkı öğrenmede haya etmemizi emretmiyor ki.. Dengeli ve istikametli bir cinsel hayat huzurun, mutluluğun yollarından biridir. Utanma duygusundan arındırılmış bir hayat anlayışının her fırsatta yaygınlaştırılmaya çalışıldığı, cinsî enerjiyi çizgi dışına kaydırma gayretlerinin olumsuz atmosferinde, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamak için geç kalmış sayılmayız. Böylece dünyayı cennete çevirecek huzur ve saadetli aile ortamı yüzümüzde güller açtırır... .

186 EŞLER ARASI İLİŞKİ

187 EŞLER ARASI İLİŞKİ . [email protected]Sağlıklı bir aile kurmak istiyorsanız karı-koca ilişkisini sağlıklı bir zemine oturtunuz. Sağlıklı bir ailenin temeli karı-koca arasında sağlıklı ilişkiyle mümkündür. Çocukların gelişmesi için gerekli olan sağlıklı sosyal yapı ancak böyle bir ailede ortaya çıkar. Sağlıklı ilişki içine giren tarafların ilk uyması gereken kural karşılıklı birbirlerini değerli görmek ve kabullenmek, bununla birlikte iletişim ve etkileşim kanallarını sonuna kadar açık bulundurmaktır Kendi prensip, ilke ve ihtiyaçlarınızla ailenin prensip, ilke ve ihtiyaçları arasında makul bir denge kurunuz. Ne şahsiyetinizi aile adına feda ediniz, ne de aileyi zedeleyecek kadar bencilce bir tavır sergileyiniz. Bunun için de; a. Uzun vadeli ve kalıcı mutlulukları, kısa vadeli ve geçici mutluluklara feda etmeyiniz. b. Aileyi oluşturan bireyler olarak, kendi tavır, davranış ve düşüncelerinizden kendinizi sorumlu tutunuz. c. Aile içerisinde doğru bildiklerinizi doğru bir üslupla ve doğru zamanı kollayarak söyleyiniz. d. Ailedeki manevi atmosferi zenginleştirmeyi bencilce istek ve arzulardan önde tutunuz. Bunun verdiği iç huzuru ve dinginliği çok geçmeden tüm aile fertlerinin farkettiğini hayretle göreceksiniz. .

188 Eşler arası ilişki, insanlar arası ilişkilerin zenginleştirilmeye en müsait olanıdır. Başka hiç bir ilişki bu kadar zenginleştirilemez. Eşler bu ilişkilerin kaçını gerçekleştirip kaçını gerçekleştiremediklerini tesbit ederek eksiklerini tamamlayabilirler: Eşler arası ilişki şu on maddeye kadar zenginleştirilebilir: a. İnsan-insan ilişkisi: Bu ilişki türü, her insan ivin olduğu gibi eşler arasında da en temel ilişki turudur. Bir çok ailede evliliğin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, evlilik bağının üzerinde yükseleceği bu temelin atılmadığını görüyoruz. Evli çiftler herşeyden önce insandırlar. Şu temel espri hiç unutulmamalıdır: Evlilik kurumu insanı insanlığına yabancılaşman bir kurum değildir. Yabancılara karşı gösterilen asgari insani tavır ve davranışı en başta eşler birbirlerine karşı göstermekle yükümlüdürler. b. Din kardeşliği ilişkisi: Evlilik din kardeşliğini iptal eden bir kurum da değildir. Nikah akdinin meşru kıldığı alanlar dışında, Müslüman'ın Müslüman'a yapması yasak olan şeyler iki din kardeşi olan eşler için de geçerlidir. Zulme engel olmak, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, iftira etmemek, alay etmemek, küçük görmemek, sevgi ve şefkat göstermek, iyilikle muamele etmek vs. gibi.

189 c. Sevgili ilişkisi: Sevgi evlilik binasının çimentosudurc. Sevgili ilişkisi: Sevgi evlilik binasının çimentosudur. Bu ilişkinin kurulamadığı evlilikler zoraki birlikteliklerdir. Aile kuran eşler, adeta bir müddet sonra birbirlerinin yüreğine yük olmaya, "birbirimize mecburuz" tavrı takınmaya başlıyorlar. Aile kurumuna savaş açan zevkperestlerin eline koz veren bu tür evlilikler, ahlâksızlığın avukatlarına "evlilik aşkı öldürüyor" yalanını söyletmektedir. Eğer sağlıklı bir eş seçimi yapılır ve sağlıklı bir yuva kurulursa, evlilik aşkı öldürmez, aksine "ölümsüzleştirir". d. Bedeni-cinsi ilişki: Başka hiç bir ilişkiyi, karıkoca ilişkisi kadar zenginleştiremeyecek olan ilişki türüdür bu. Bir evlilikteki sağlıklı cinsel hayat; eşler arası mutluluğun ödülüdür. Sağlıklı bir cinselliğin yaşanmadığı ailelerde çatışma ve huzursuzluk kaçınılmazdır. Bu maddenin ihmalinden dolayı ortaya çıkan huzursuzluklar hep başka gerekçeler altında servise sunulur ve gerçek gerekçe ya gizlenir ya da çoğu zaman farkedilmez. Yanlış bir din ve çarpık bir ahlâk anlayışı verilerek rahip ve rahibeleştirilen kimi erkek ve kadınlar, evlendikten sonra en doğal ve meşru bir ilişki türü olan bu ilişkiyi, kendi doğallığı içerisinde gerçekleştirmekte hayli zorlandıkları görülmüştür.

190 e. Akraba ilişkisi: Bu kan ve nesep yakınlığı ilişkisidire. Akraba ilişkisi: Bu kan ve nesep yakınlığı ilişkisidir. Evliliğin ortak meyvesi olan çocuklar bu ilişki türünün imzasıdırlar. Eşler birbirleri için çocuklarının ana-babasıdırlar. Toprak tohumla birleşip sarmaş-dolaş olarak çocuk biçiminde meyveye durmuştur. İki ayrı varlık çocuklarda tevhid olmuştur adeta f. Dost ilişkisi: Evliliği kanatlandıran ve zenginleştiren bir ilişki türüdür. Herkes karı-koca olur ve fakat her karı- koca birbirlerinin dostu olamaz. Bunu becerebilen eşler, evliliği taçlandırmanın yolunu bulmuşlar demektir. Eşler arasında bu tarz bir ilişkinin kurulması, evliliğin standartların üzerinde oluşunun bir işaretidir. Hz. Hatice ile Hz. Peygamber arasındaki ilişkide işte bu zenginliği görüyoruz g. Arkadaş ilişkisi: Eşler birbirleri için arkadaşlık açısından üç hâlde değerlendirilebilirler: aa) Birbirleri için ya hastalık gibidirler; ki bu durumda birbirleriyle arkadaşlıkları zorakidir. "Başa çıktı bir kere" mantığıyla sürüklenen evlilikler buna örnektir.

191 http://www.islamihayat.com/default.asp?inc=aile.... [email protected]bb) Ya ilaç gibidirler; ki bu arkadaşlık türünde eşler birbirlerine lazım oldukça sığınır, arkadaşlık yaparlar. cc) Ya da gıda gibi arkadaşlık ilişkisi; ki bu ilişki türü arkadaşlık ilişkilerinin en gelişmişidir ve birbirlerini sürekli desteklerler. Gıda gibi arkadaşlık kuran eşler birlerinin yüreğine yük olmazlar, yakıt olurlar. h. Sırdaş ilişkisi: Bu ilişki insanı yalnızlıktan kurtarıp, ona sırrını paylaşacak birini bulmuş olmanın iç huzurunu kazandırır. Her karı-koca birbirinin sırdaşı olamamakta, sırlarını açacak aile dışı bireyler aramaktadırlar. Bu da kimi zaman aile sırlarının ağızlarda sakız olmasına ve ailelerin dağılmasına neden olmaktadır. Sırlarını birbirleriyle paylaşamayan eşler daha başka nelerini paylaşabilirler ki? ı. Yoldaş ilişkisi: Bu, dava arkadaşlığı ilişkisidir; ki aynı amaç uğruna mücadele vermek, aynı gayeye koşmak demektir. Bu, eşler arasında duygu, düşünce ve eylem birliğinin gerçekleştiğinin de göstergesidir. Bu sayede aile gayesiz değil, gayeli bir aile olur ve o ailede yetişen çocuklar da, ideal sahibi çocuklar olurlar. i. Kader birliği ilişkisi: Aynı akıbeti istemeleri, aynı istikbale yelken açmaları anlamına gelir. Kader birlimi ilişkisi, dünya hayatıyla sınırlı olmayıp daha ötesine uzanan bir birlikteliği hedefler.

192 EVLİLİK, KADIN VE ERKEK

193 EVLİLİK, KADIN VE ERKEK . [email protected]Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği, mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir. Evlilik , Allah'ın kadın ve erkeğe verdiği temel haklardan bir tanesidir. Kadının ve erkeğin sosyal yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde aynı esaslardadırlar. Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer. Bunun sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır. Kadın ve erkek ilişkisindeki en önemli şey kadını kadın ,erkeği erkek olarak kabul etmek ve karşı tarafın istek ve arzularına saygı duymaktır. Çünkü daha evvelde söylediğimiz gibi daha bebeklikten itibaren farklı yetiştirilir ve farklı hissetmeye başlarız. Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur. Çünkü farklı hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular gelişir. Mesela kadınlar, erkeklerin cinselliği neden bu kadar düşkün olduğunu anlayamazlar. Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı sperm ( meni ) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız dolduğunda nasıl tuvalete gitme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık oluşturuyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa devamlı kontrolsüzce cinsel arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır.

194 Tabii ki bu durumu en aza indirecek tavırlar söz konusudur ( zihni sürekli meşgul etmek, oruç tutmak, ibadet yapmak vs. ). Lakin maalesef günümüzdeki ahlaki çöküntüler sebebiyle bunları etkisi de çok düşük derecededir. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli, onların yaşam tarzlarına ve duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne eşini mutlu edebilir ne de iyi bir anne olabilir O zaman karşılıklı sevgi ve saygı, birbirinin isteklerini anlama ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır Evlilikte iki farklı cins arasında geliştiği için en önemli iletişim aracı, paylaşım cinselliktir. Uyumlu bir cinsellik her iki tarafında olaylara bakış açısını yumuşatacak ve töleransın artmasına sebep olacaktır. Cinsellik eşler arasında bir iletişim biçimi olup birbirlerine karşı olan duygularının sözle ve bedenle ifadesidir. Birçok kişi için özellikle kadınlar için evlilik cinselliğin başlangıcıdır. Kişiler o güne kadar toplumdaki cinsiyet rollerini öğrenmişlerdir. Ama bu konuda konuşmak değer yargıları ve ön yargılar tarafından zorlaştırılmıştır. Birbirleri ile konuşmaktan kaygı ve isteklerini dile getirmekte güçlük çekerler.

195 Bunu yok etmek içinde sevgi, saygı ve anlayışla birbirlerini anlamaya çalışmalıdırlar. Evlilikte sağlıklı bir cinsel yaşantı için kadının ve erkeğin kendi vücudunu ve eşinin vücudunu tanımaya çalışması gerekir Karşı tarafın nelerden çekindiğini ve ya nelerden hoşlandığını dikkate almak, rahatsız olduğu şeyleri yapmamak veya bunun kötü bir şey olmadığını izah etmek çok önemlidir. Kadın için cinsellikte en önemli şey kendini güvende hissetmektir hele hele yıllarca bir tabu olarak büyütülmüş olan ilk gece, ilk cinsel ilişki korkusu ve o gece yaşayacakları kadının ilerdeki bütün cinsel hayatını etkiliyebilir. Kadın kendini güvende hissederse, sevildiğini ve sayıldığını hissederse ancak cinsel istek duymaya başlar. İlk ilişki sırasında her iki tarafta birbirlerinin bedenlerini yeni tanıyacaklarından ve nasıl tepki vereceklerini bilmediklerinden yumuşak ve anlayış ile yaklaşılmalıdır. Özellikle bekaretini kaybedecek olan hanımlarımız için eşlerinin çok anlayışla yaklaşmaları önemlidir, çünkü kadın o güne kadar hiç bilmediği bir duyguyu yaşayacaktır ve belki de canının çok yanacağını düşünmektedir ama erkekler eşlerine gerekli güveni verebilirlerse, yavaş hareket edeceğine onun canını acıtmayacağımıza rahatsız olduğu yerde veya acı duyduğu yerde duracağımıza inandırırsa, kadında şüphe ve tereddütlerini atacak, ilişkiye hazır hale gelecektir. Kadın sevgiyle ve güvenle cinselliği hissedeceği için cinsel ilişkiye girmeden önce ne kadar uzun süre bir yaklaşım yaşanırsa yani ön sevişme yaşanırsa bu kadını o kadar rahat hale getirecektir.

196 EVLİLİK ÖNCESİ CİNSEL BİLGİLER

197 EVLİLİK ÖNCESİ CİNSEL BİLGİLEREvlenmeyi planlayan çiftlerin cinsellikle, cinsel yolla geçen hastalıklarla ilgili ve genetik hastalıklar açısından bir danışma almaları hem aile planlaması hem de sağlıklı bir nesil oluşturulması için çok önemlidir. Böyle bir danışmada genel olarak cinsel organların anatomisi ve fonksiyonları hakkında bilgi alırken, üreme sağlığı ve fizyolojisi hakkında da bilgi sahibi olabilirler. Özellikle evlenecek kadının ilk kez bir cinsel tecrübesi olacaksa, evlenmeden önce yapılan bir jinekolojik muayene, olabilecek olumsuzlukları önceden tespitte yararlı olup, gerekli önlemlerin alınmasını mümkün kılar. Bu muayene ile örneğin kızlık zarının ve vagenin yapısal özelliği nedeni ile ilişkiyi imkansızlaştırması, yada zor olması yada fazlaca kanamaya yol açacak olması hatta bazen vagene kadar yırtık oluşması olasılığı önceden tespit edilebilir varsa bir enfeksiyon tedavi edilebilir. Bazen kızlık zarı tamamen kapalı, vagen hiç teşekkül etmemiş olabilir. Bunlar anatomik engellerdir. Bunun yanı sıra psikolojik engeller de vardır. Vaginusmus adı verilen sebebi daha çok şuuraltı sebeplere bağlı olan, cinselliği çağrıştıran her şeyde, vagen etrafındaki kasların aşırı kasılması ile birlikte bacaklarını da kasmasıyla cinsel teması imkansız hale getiren bir durumdur. Tedavisi hastayı bilgilendirme ile başlar, yapısal bir problem veya ağrıya neden olacak faktörler varsa giderilir sorun hala devam ediyorsa psikolojik tedavi önerilir. Eşlerden herhangi biri ilişkide ağrı duyuyorsa problem var demektir. Erkeklerde de en sık karşılaşılabilen sorun sertleşme olmamasıdır. Yine altında yatan çoğunlukla psikolojik nedenlerdir. Özellikle ilk evlilikteki ilişkide bu konunun takip edildiğinin bilinmesi olumsuz etkileyebilir. Her iki eşinde bulundukları yer bakımından gizlilik güvenliği olması , sorunu önemli ölçüde çözer.

198 Ancak diyabet ve bazı sinir sistemi ile ilgili rahatsızlıklar da bunlara neden olabilir. Bu sorun devam ettiğinde mutlaka öncelikle bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır. Bu konuların çiftler tarafından bilinmesi, ilk cinsel beraberlikle ilgili endişe ve korkuların giderilmesine katkı sağlar. Ayrıca karşılaşılan sorunlarda ne gibi tedbirler alabilecekleri veya neler yapabileceklerini öğrenmiş olurlar. Cinsel yaşama başlarken en çok endişe duyulan konulardan biri istenmeyen gebelik oluşması olabileceği gibi, gebelik olmayacağı endişesi de olabilir. Bu nedenle en doğrusu bir jinekolog doktor muayenesini takiben önerilen bir yöntemle istenmeyen gebelikler için önlem alınmasıdır. Özellikle ileri yaş evliliklerde, belki de gebe kalabilmek bakımdan güçlükler olabilir. Bu nedenle eğer ilerde çocuk planlanıyorsa geç kalmamak için bir kadın-doğum uzmanına danışarak ne kadar bir erteleme yapabileceklerini öğrenmelidirler. Çocuk istediklerinde bazen geç olabilir. Kısırlık araştırmalarında yapılan bazı testlerin erken dönemde yapılması gerekebilir. Erkekte belirgin olmamakla birlikte kadında belirgin bir şekilde otuz yaş üzeri yumurtalık sayısı ve kalitesi önemli ölçüde azalmakta bu da bir ay içindeki gebe kalabilirlik oranı olan %20 nin azalmasına yol açmaktadır. GEBELİKTEN KORUNMA YÖNTEMLERİ Üreme sağlığı hizmetlerinin insan hakları kapsamında düşünülmesi ve sunulması gerekmektedir. Kadın ve erkek üreme konusunda bilgilendirilmeli,üvenli, maddi külfet getirmeyen, çiftlerin sağlıklarını tehlikeye sokmayan yöntemler tercih edilmelidir. Aile planlaması yöntemleri doğal yöntemler (geleneksel yöntemler) ve modern yöntemler olarak iki grupta toplanabilir. Doğal yöntemlerin kullanılması için çiftlerin her ikisinin de bu konuda gönüllü ve uyumlu olması, gebe kalma ihtimalinin olduğu günlerde ilişkide bulunmamaları, kadının adetlerinin düzenli olması gerekmektedir.

199 [email protected] Doğal aile planlaması yöntemleri:1.Takvim yöntemi 2.Geri çekme yöntemi 3.Vajinal yıkama 1.Takvim yöntemi: Adetleri düzenli olan kadınların gebe kalacakları ve kalamayacakları günleri hesaplayarak matematiksel formüle dayanan geleneksel bir yöntemdir. Ancak, stres ve hastalık gibi adet döneminin uzunluğunu etkileyen durumlardan dolayı güvenli bir yöntem değildir. Ayrıca genç yaşlarda, menopoza yakın ve doğum sonrası dönemlerde düzensiz sikluslar nedeni ile bu yönteme güvenilmez. 2.Geri çekme yöntemi: Halk arasında bu yönteme dışarı boşalma ve dikkatli olma gibi isimlerde verilir.Yöntemin başarısı çiftin motivasyonuna bağlıdır. 3.Vaginal yıkama: Pek çok kadın vajina duvarındaki spermleri atmak için ilişkiden hemen sonra vajinayı suyla yıkar ve gebeliğin önleneceğine inanır. Bu yöntem tamamen etkisizdir. Modern aile planlaması yöntemleri: 1.Bariyer yöntemler (Kondom, Diyafram, Spermisitler ) 2.Hormonal yöntemler(Doğum kontrol hapları, Enjeksiyonlar, Deri altı implantları) 3.Rahim içi araçlar 1.Bariyer yöntemler: Kondom: Cinsel ilişki esnasında penise takılan bir kılıftır. Erkeğin sperminin vajene girmesini engeller. Pahalı değildir ve kolay temin edilebilir. AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.

200 Diyafram: Cinsel ilişkiden önce vajene yerleştirilirDiyafram: Cinsel ilişkiden önce vajene yerleştirilir. Kenarları bükülebilen kubbe şeklinde bir araçtır. Diğer yöntemleri kullanamayanlar tarafından tercih edilebilir. Spermisitler: Spermleri etkisiz hale getiren vajene yerleştirilen kimyasal maddelerdir. 2.Hormonal yöntemler: Doğum kontrol hapları: Her gün sabit miktarda kadınlık hormonlarının dolaşıma girmesini sağlarlar. Böylece yumurtanın uyarılması engellenir ve yumurtlama baskılanır. Her gün düzenli olarak almayı gerektirir. Hap alımı unutulduğunda istenmeyen etkiler gelişebilir. Enjeksiyonlar: Aylık ve üç aylık iğneler şeklindedir. Enjeksiyon yöntemini kullanım kolaylığı nedeniyle son yıllarda tercih nedeni olmuştur. Deri altı implantları: Üç santim boyutunda kolun iç yüzüne cilt altına yerleştirilen silikon kapsülden oluşan korunma yöntemidir. Eğitim görmüş sağlık personeli tarafından poliklinik şartlarında uygulanır. Süresi dolan implantın çıkarılması takılması gibi eğitim görmüş personel tarafından yapılmalıdır. Kapsüller deri altına yerleştirildikten sonra düzenli olarak hormon salgılar. Kadından kadına farklılık gösterecek şekilde adet değişiklikleri olabilir. 3.Rahim içi araçlar: İnsan vücuduna zarar vermeyen, rahim içine yerleştirilen küçük bükülebilir araçlardır. Etkinliğini artırmak için içine bakır tel sarılı yada hormon emdirilmiş tipleri vardır. Gebelikten koruyucu etkileri yüksektir. Güvenli ve kullanılışlıdır. Uygulama ve çıkarma işlemi eğitimli personel gerektirir. Doç. Dr. Özay ORAL Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

201 KADIN İÇİN İLK GECE

202 KADIN İÇİN İLK GECE [email protected]Aslında konunun anlaşılabilirliği açısından "İlk gece" deyimi yerine "ilk cinsel ilişki" deyimini kullanmak daha doğru olacak. Zira, bu konuda elimizde gerçekçi istatistikler bulunmamasına karşın, kadınlarımızın belli bir yüzdesi, evlenmeden önceki bir dönemde ilk cinsel deneyimlerini yaşamaktadırlar. Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, anorgazmi (orgazm olamama), ya da çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bunda şaşılacak birşey yok, zira kadın açısından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılması nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu. durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Hazırlıksız ve uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir

203 [email protected] İlk ilişki mutlaka ağrılımıdır?Kızlık zarı kadınların %90'ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir mukoza parçası yapısındadır. Kadının kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, "ön sevişmeyle" bölgede yeterli ıslaklık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, ya da az bir ağrı hisseder. Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu ağrının beynin üstmerkezlerinde bilinçli olarak algılanması ve sonradan "hoş olmayan bir anı" olarak hatırlanma olasılığı düşüktür. İlk ilişkide mutlaka kanama olur mu? İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanlıştır zira her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır. Kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince "ıslanmış" ve "kayganlaşmışsa" kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının damarlanması zayıf olduğundan zar yırtılmasına rağmen kanama gerçekleşmeyebilir Kızlık zarının çok kalın olması nedeniyle ilişkinin gerçekleşememesi mümkünmüdür? Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir.

204 Bu durumda kadın kendini gevşetemeyecek, vajinanın girişinde yeralan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince "ıslanma" ve "kayganlaşma" olmayacağından penisin vajinanın girişinde yeralan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir. Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine "ilk ilişkiyi başaramama" nedeniyle başvuran kadınların birkısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır. Bu durumlarda bazen ufak bir cerrahi müdahale ile kızlık zarının doktor tarafından açılması gerekebilir. Kızlık zarı yırtılmasına bağlı oluşan kanama ne kadar sürer? Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. "Deflorasyon (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) kanaması olarak adlandırılan bu durum genellikle ön sevişmenin yetersiz olmasına rağmen yapılan girişimden kaynaklanmaktadır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve yırtık olması gerekenden daha büyük olmuştur. Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, ya da ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, ya da geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.

205 Kaynak : jinekoloji.netGörüldüğü gibi tamamen doğal bir olay olması gereken "ilk gece" bazı durumlarda aynı gece ya da takibeden günlerde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmasını gerektirebilmektedir. Kalın kızlık zarı gibi çiftlerin elinde olmayan nedenlere bağlı normaldışı durumlar için erkeğin ve kadının yapabileceği birşey elbette yoktur. Ancak başarılı bir "ilk gece" için kadının yapması gereken eşine hazır olduğu ya da henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini gözönünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır. İlk ilişkide erkek aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçınmalıdır. Kaynak : jinekoloji.net

206 İLK GECE KABUS DEĞİL

207 İLK GECE KABUS DEĞİL [email protected]Kadın ve erkeklerin, ilk cinsel ilişkide yaşanacak sorunların ne kadar doğal olduğunu kavraması gerekiyor. Çünkü aslında yaşanan tüm bu problemler birbirini tanımak için büyük birer şans...      İlk gece öncesi defalarca yapılan "Aman aceleye getirme!" uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç zamandır kafanızı kurcalayan "acaba"lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.            Olağan pürüzler...      Sonucun nasıl çıkacağı önceden kestirilemez. Belki hiç pürüz çıkmadan doyuma ulaşacaksınız, belki de çeşitli pürüzlerle karşılaşacaksınız.      Kadının ilk cinsel birleşmeye karşı duyduğu tipik, yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: "Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu muymuş?" Bu kadın ilk cinsel birleşmesinde büyük bir olasılıkla orgazm olmayacaktır. Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır.      

208 Gene tipik olarak, hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.      Dans etmek gibi...      Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini, vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. Dans etmeye de benzer iki vücudun birbirine uymayı öğrenmesi, ilk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu da çok önemlidir. Çünkü bir kez, "Eyvah, bir bozukluk var," diye korkuya kapıldınız mı gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.           Konuşmak, konuşmak, konuşmak...      Herhangi bir gerginlik veya sorun olduğunda birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek, birbirinizi yüreklendirmek kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Bu arada erkeğin kaygı ve sinir gerinliği yüzünden tam ereksiyon olmaması ilk gecelerde sık sık rastlanan bir durumdur. Bu erkeği müthiş sıkar ve üzer, çünkü bu konu güven ve gururunun kökeni olan erkekliğiyle ilgilidir. Erkekliğinin sıfıra indiğini hisseder. Ama paniğe ve iktidarsızlık duygusuna kapılmamak için bilinçli çaba harcaması şarttır. Yoksa duygusal ve cinsel yönden soğuklaşıp uzaklaşabilir.      Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmaktır. Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artınr ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.

209 GERDEK GECESİ KORKUSU

210 GERDEK GECESİ KORKUSU [email protected]Türkiye'de çiftlerin büyük çoğunluğu cinsellik konusunda bilgisiz. Bu bilgisizlik ilk gecelerine de yansıyor ve belki de yıllar sürecek bir mutsuzluğa yolaçıyor Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Gör, Türkiye'de çiftlerin büyük bir bölümünün cinsellik konusunda bilinçsiz olduğunu, bu yüzden de gerdek gecesinde büyük sorunlar yaşandığını belirtti.      Gör, cinsellik ile ilgili tabuların Türkiye'de yeni yeni yıkılmaya başladığını anımsatarak, cinsellikle ilgili birçok şeyin utanılacak olaylar olduğu düşüncesinin azalmaya başladığını ifade etti. Gerdek gecesinin hem kadınlarda hem de erkeklerde korku oluşturduğunu vurgulayan Gör, şunları söyledi:   ''Türkiye'de çiftlerin büyük bir bölümü, cinsellik ile ilgili bilinçsiz olduğu için ilk gece büyük sorunlar yaşanıyor. Kadınlarda ilk gece korkusu erkeklere göre daha fazla. Erkeklerde de başarısız olurum düşüncesi hakim. Erkeklerde özellikle çevrenin merakı, bu düşüncenin artmasına neden oluyor. Gerdek gecesinde birleşemeyen birçok çift var. Bununla ilgili olarak bize çok sayıda hasta başvurdu.      Bunların arasında aylarca birlikte olamayan çiftler var. Bu olay daha sonra aile içinde sorunlara neden oluyor ve çiftler arasında ayrılıklar yaşanıyor.''      Çiftlerin bilinçli olması halinde ilk gecede yaşanan sorunların büyük ölçüde azalacağını da belirten Gör, şöyle devam etti:      ''Gerdek gecesi ile ilgili olarak çiftlerin kesinlikle bilgi sahibi olması gerekir. Çiftlere gerdek gecesinde yardımcı olmak için danışmanlık merkezleri kurulmalıdır. Normal şartlar altında bu tür bilinçlendirme çalışmaları yapılsa, yaşanan sorunların birçoğu ortadan kalkacaktır. Üzerlerinde baskı olmayan çiftlerde ilk gece çok rahat geçmektedir

211 CİNSEL SORUNLAR, BOZUKLUKLAR, İSTEKSİZLİK VE SORULAR

212 YATAKTAKİ KABUS!-KADIN VE ERKEKTE CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARI

213 YATAKTAKİ KABUS!-KADIN VE ERKEKTE CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARIBAŞLARKEN Türk toplumu olarak sevincimizi de acımızı da paylaşmaya yatkın insanlarız. Sevinçler paylaşıldıkça büyüdüğüne, acılar da paylaşıldıkça azaldığına göre, böyle davranmakla doğru da yapıyoruz. Ne var ki her konuda başaramıyoruz açık yürekli olmayı. Özellikle de cinsellik konusunda Kadınlar kendi aralarında bir yere kadar birbirlerine daha şeffaf davranabiliyorlar, ama erkekler kendilerine yüklenen sosyal ve psikolojik rollerden dolayı bunu çoğunlukla başaramıyorlar. Oysa cinsellik alanında yaşanan sorunlar, tıptaki tarifiyle cinsel fonksiyon bozuklukları, bedenimizin herhangi bir yerinde meydana gelen diğer hastalıklar kadar yaygın. Örneğin bir mide, bir böbrek hastalığınızı doktora gitmeden nasıl tedavi ettiremezseniz, cinsel fonksiyon bozuklukları için de aynı şey geçerli. Üstelik tedavi ettirilmeyen bu sorunlar kendiliğinden geçmediği gibi, geciktirildikçe ilerleyebiliyor da. Toplumumuzda evli bakirelerin sayısı hiç de küçümsenemeyecek boyutlardadır. Araştırmalar çoğu vakalarda kadın ve erkekte fiziksel hiçbir rahatsızlık bulunmadığı halde yanlış bilgilendirilme, şartlanma ve de konuşamama sonucu evliliklerin cehenneme döndüğünü göstermektedir. Bu diziyi işte bu suskunluğun kırılması, yatak odaları yaşantıları kabusa dönüşen kadın - erkek herkesin, önce sorunlarının ne olduğunu anlamaları ve hekime başvurmaları için hazırladık. Bir başka deyişle kendilerine sakladıkça devleşen sıkıntılarını üzerlerinden atıp, hayatı yeniden yaşamaya başlamaları için...

214 Sizin sorununuz iktidarsızlık mı Cİnsel problem dendiği zaman, akla ilk gelen erkekler ve iktidarsızlık olur. Oysa cinsel fonksiyon sorunları erkekler kadar kadınlar arasında da yaygın ve de erkeklerin bu alandaki tek problemi iktidarsızlık, diğer adıyla sertleşme sorunu değil. Çoğu zaman kapalı kapılar ardında yaşanan cinsel problemler erkeklerde sertleşme sorunları, erken boşalma ve cinsel isteksizlik olarak sıralanıyor. Kadınların yatak odasını cehenneme çeviren başlıca sorunları ise istek bozuklukları, orgazm bozuklukları, ağrılı ilişki ve vajinismus. Bu dizide önce erkeği ve onun sorunlarını ele almak, ardından kadının cinsel problemlerine yönelmek istiyoruz. İktidarsIzlIktan ne zaman söz edilebilir? Sertleşme sorunu, cinsel istek olduğu halde, yeterli sertliği elde edememe durumudur. Bunu örneklersek, genç ya da yaşlı, normal cinselliği olan bir insan günün birinde bir kere, iki kere ya da belirli bir süre için ereksiyonda başarı sağlayamamışsa, bu tedavi gerektiren bir durum değildir. Uzmanlar, geçici sertleşme sorunuyla, tedavi gerektiren durumun, ki tıpta buna erektil disfonksiyon deniliyor, kişiler tarafından karıştırıldığının önemle altını çiziyorlar. Örneğin bir genç, özellikle ilk deneyimi sırasında bulunduğu yerin şartları nedeniyle kendisini uyaran bir ortam bulamamış ve sertleşmeyi sağlayamamışsa, hayatı boyunca bunu belleğine yerleştirebiliyor, 'demek ki ben bu konuda hastayım' diyebiliyor. Üstelik bu ruh halinin ömür boyu taşınma riski de oldukça yüksek.

215 Üroloji uzmanı Prof. Halim Hattat, konuya şöyle yaklaşıyor: ' Zaten gençlerdeki önemli sorunlardan birisi bu. İlk deneyimdeki başarısızlıkla şok yaşayabiliyor. Böyle olmasa, ilk deneyim hayal kırıklığıyla yaşanmasa bile, normal cinselliği devam eden bir insanın günün birinde bu konuda problemi çıkması konuyu yine aynı şekle getiriyor. Böyle bir durumda 'ortada ciddi bir cinsel problem var' diyemeyiz. Bu kişiler bize geldiğinde biz bunu kendilerine açıklıyoruz. Hekime müracaat etmenin ne kadar önemli olduğu burada ortaya çıkıyor.' Ne zaman doktora gitmeli? Cinsel fonksiyon bozukluklarında uzmanlar ancak kendilerine gelenlere yardımcı olabiliyor. Gelmeyenler problem yaşıyor, olayı kafasında büyütüyor ve sorun giderek daha büyük boyutlara taşınıyor. Şu sıkıntılardan biri yaşandığında kişinin bir hekime başvurma zamanı gelmiş oluyor: En az altı ay süreyle, minimal üç ay, cinsel istek olduğu halde ilişkiye girememe, ilişkiye girmek için yeterli sertliği elde edememe veya sürdürememe. Bu çerçeveden bakıldığında, böyle olan vakalara uzmanlar 'tedavi gerektiren durum' diyor. İktidarsızlık işte bu çerçevede ele alınıyor. Erektil bozukluklar yaşamı tehdit eden hastalıklar grubuna girmediğinden ve kültürel, dinsel nedenlerle tabu olarak sayıldıklarından, bu konuda doğru istatistiksel bilgilere ulaşmak oldukça zor oluyor. Bununla birlikte geçmiş yıllarda erkekler sessizce sıkıntı çekme eğilimi gösterseler de, birçok toplumda ve bizde erektil disfonksiyon artık tabu olmaktan çıkmaya başladı. Tam seksüel fonksiyon yaşam kalitesinin önemli parçası olarak görüldüğü için, yaşam beklentileri arttıkça daha çok erkek tedavi konusunda istekli hale geldi.

216 Bu konuda en güvenilir bilgi, ABD'nin Massachusetts Üniversitesi araştırma bölümünde 'Massachusetts Aging Study' adı altında yapılan araştırmayla elde edildi. Çalışmada, bütün dünyadan yaş arası grubundan bin 290 denek incelendi, sorgulamada belirli sorulara verilen cevaplar değerlendirildi ve deneklerin yüzde 52'sinde sertleşme sorunu tespit edildi. SERTLEŞME SORUNU ÜÇ KADEMELİ Prof. Halim Hattat, 'biz Türkiye'de 2 bine yakın insanda böyle bir çalışma yaptık ve erektil disfonksiyon sorunu katılanların yüzde 65'inde çıktı. Bu çalışmayı 13 ayrı şehirde Androloji Derneği olarak gerçekleştirdik. Dünyadaki verileri gördükten sonra bu çalışmaya 'Türkiye'de neler oluyor' diye başladık ve çok yüksek bir oranla karşılaştık' diyor, Uzmanlar, bu kişilerin hepsinin çok ciddi sorunları bulunduğunu söylemenin yanlış olacağını hatırlatıyor. Onlar tüm vakaları üç gruba ayırıyor: Orta grup, hafif grup ve ciddi grup. Hafif grupta, bir - iki kere sorun yaşamış ya da az problemi olanlar var. Orta gruptaki zaman zaman sertleşme sorunu yaşayanlar. Ciddi grup ise, bütün uyaranlara rağmen uzun süredir sertleşme sorunu yaşanmasını, ilişkiye girememeyi ifade ediyor. Böyle bakıldığında, Massachusetts araştırmasına göre, %52'lik oranın yüzde 10'u çok ciddi, %25'i orta şiddette, yüzde 17'si hafif şiddette bulunmuş. Türkiye'de de oranlar buna yakın. Bizde oranın %65 olarak ortaya çıkmasının belki de eğitim düzeyimizle ilgili olduğu düşünülüyor. Yani sorulan soruları doğru anlama ve doğru cevaplama da çok önemli.

217 Hazırlayan: Regaip MinareciSERTLEŞME SORUNU NEDİR? Sertleşme sorunu, yeterli bir cinsel performans için gerekli ereksiyonu (penis sertleşmesini) başlatamama, sağlayamama veya sürdürememe durumudur. Erken boşalma veya kısırlıkla(infertilite) aynı anlama gelmez. Sertleşme sorununa neler yol açar? n Yüksek tansiyon n Şeker hastalığı n Prostat kanseri n Yüksek kolesterol n Damar sertliği n Sigara kullanımı n Omurilik hasarı n Multipl Skleroz (MS) n İnme n Depresyon n Stres n Hormonal bozukluklar n Bazı ilaçlar n Aşırı alkol veya uyuşturucu kullanımı Prof. Dr. Halim Hattat ve ekibi, kendilerine başvuran hastalarını Hattat Klinik'te tepeden tırnağa incelemeden geçiriyor. Amaç, varsa organik bir rahatsızlığın gözden kaçmasına izin vermemek. Çünkü doğru teşhis konduğu taktirde cinsel sorunların tedavisi mutlaka var. Hatalı teşhis ise hayal kırıklığından başka bir yarar sağlamıyor. Hazırlayan: Regaip Minareci

218 ERKEKLERDE CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARI

219 ERKEKLERDE CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARISertleşememe impotans Erektil disfonksiyon nedir? Erektil disfonksiyon, ya da sertleşme sorunu tatmin edici bir cinsel birleşme için yeterli bir penis sertleşmesinin sağlanamaması veya sürdürülememesi ve bu durumun sürekli veya nükseden bir şekilde ortaya çıkmasıdır. Sertleşme Sorunu sadece penisin sertleşme yeteneği ile ilgilidir. Libido, boşalma ve orgazmla bir ilgisi yoktur. Hangi tıbbi koşullar erektil disfonksiyona zemin hazırlar? Sertleşme Sorunu, yaşın ilerlemesinin yanı sıra koroner arter hastalığı, yüksek kolesterol düzeyi, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi bir dizi hastalığa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Şeker hastalığı durumunda, arterlerde ve penise kan taşıyan daha küçük kan damarlarında meydana gelen değişmeler ve ereksiyon işlevinde yer alan sinirlerin hasar görmesi erkeklerin %50 ila 70'ini ereksiyon bozukluğuna yatkın hale getirmektedir. Sertleşme Sorununun sebepleri nelerdir? Nedenler fiziksel midir yoksa psikolojik kaynaklı mıdır? Sertleşme Sorunu olan vakaların çoğunluğunun (%75) psikolojik değil fiziksel kökenli olduğu artık bilinmektedir. Psikolojik kaynaklı ereksiyon bozukluğu, başarı kaygısı ve iç çatışmaların olumsuz görünümlerine bağlı iken fiziksel nedenler arasında anatomik, sinirsel kaynaklı, endokrinolojik, ilaç bağlantılı ve damar sistemi kaynaklı komplikasyonlar yer almaktadır. Damar sorunları, ereksiyon bozukluğunun en sık rastlanan nedenidir.

220 Organik sebepler: Penisin kan dolaşımında görülen bozukluk, sinir iletimindeki aksaklık, kan hormon düzeyinde meydana gelen değişiklik, metabolik bozukluk... sayılabilecek başlıca organik Ereksiyon bozukluğu nedenleridir. Psikolojik sebepler: Çağımızın hastalığı stres, evlilik sorunları, depresyon, cinsel başarısızlık korkusu, cinsel bilgisizlik, başlıca psikojenik Ereksiyon bozukluğu nedenleridir. İkisinin de birlikte olduğu nedenler. Sertleşme Sorununa neden olan anatomik sorunlar nelerdir? Ereksiyon bozukluğuna neden olan anatomik sorunlar nadirdir. Bunlar arasında erkeğin doğuştan yetersiz veya biçimsiz cinsel organlı olması veya fiziksel travma veya kaza nedeniyle cinsel organın hasar görmesi yer alır. Sertleşme Sorununun sinirsel kökenli nedenleri nelerdir? Bunlar, sinir sistemi bozukluğu ile ilgili sorunlardır. Çoğunlukla, şeker hastalığı veya alkolizmden kaynaklanan periferal nöropati söz konusudur; örneğin omuriliğin hasar görmesi; multipl skleroz, ve pelvis bölgesine cerrahi müdahale gibi. Sertleşme Sorununun ilaç bağlantılı nedenleri nelerdir? Ereksiyon bozukluğu, çeşitli ilaç sınıflarının yan etkisi olarak ortaya çıkabilir. Genel olarak penisin yumuşak kasına giden lokal sinir uyarılarını bozan her ilaç Ereksiyon bozukluğuna neden olabilir. Bunlar arasında yüksek tansiyon ilaçları, antipsikotik ve antidepresan ilaçlar da vardır.

221 Sertleşme Sorununun damarlarla ilgili nedenleri nelerdirSertleşme Sorununun damarlarla ilgili nedenleri nelerdir? Damar sorunları, penise giden ve penisten çıkan normal kan akışını etkiler. Penise kan gitmesini etkileyen hastalıklar arasında yüksek tansiyon, damar sertliği, şeker hastalığı ve hiperlipidemi (kanda aşırı miktarda yağ bulunması) sayılabilir. Sigara içmek de penise arter yoluyla kan gidişinin yetersiz olmasına neden olabilir. Ayrıca, penisten toplar damarlar yoluyla aşırı kan çıkışından kaynaklanan damar sorunları da olabilir. Penisten aşırı kan çıkışı çeşitli faktörlere bağlı olabilir; bunlar arasında penisin yumuşak kaslarının yeterince gevşememesi de yer alır (bu sıkıntılı veya huzursuz hastalarda daha çok görülür). Özet olarak, Sertleşme Sorununun fiziksel nedenleri arasında en sık rastlananlar hangileridir? » İlaç yan etkisi olarak; hali hazırdaki tedavilerden 200 tanesi bazı vakalarda Ereksiyon bozukluğuna neden olabilmektedir. Bunların başında yüksek tansiyon ilaçları, antipsikotikler, antidepresanlar, H2 blokerler ve arterleri daraltan belli başlı sakinleştiriciler/damar sertliği yer alır. » Şeker hastalığı; bütün şeker hastası erkeklerin %35'inden fazlasında ereksiyon bozukluğu vardır. » Sinirsel bozukluklar; örneğin omuriliğin hasar görmesi, multipl skleroz. » Pelvis bölgesinde yaralanma/ameliyat. » Peyronie hastalığı (broşür mevcuttur). » Alkolizm ve uyuşturucu alışkanlığı » Aşırı sigara » Hormon dengesizliği (örneğin testosteron düzeyinin düşük olması) ereksiyon bozukluğuna yol açabilir, ama bu, vakaların sadece küçük bir kısmı için (%3) geçerlidir.

222 Sertleşme Sorunu Tedavi Edilebilir miSertleşme Sorunu Tedavi Edilebilir mi? Evet, ama Ereksiyon bozukluğu çeken erkeklerin birçoğu tedavi yollarını araştırmaz, doktorlar da tıbbi muayeneleri sırasında rutin olarak cinsel işlev konusunda soru sormaz. Bu tür tartışmalar önemlidir, çünkü aslında milyonlarca erkek bu sorunu çekmektedir ve ereksiyon bozukluğu altta yatan bir hastalığın, örneğin şeker hastalığının, kalp-damar hastalığının, prostat kanserinin, alkol veya uyuşturucu alışkanlığının ilk tanınabilir semptomu olabilir. Neden bu kadar az sayıda erkek tedavi için başvurur? Çeşitli etkili tedavilerin bulunduğundan haberleri olmayabilir; tedavi için kime başvuracaklarını bilmiyor olabilirler veya sadece utanıyorlardır. Sertleşme Sorunu nasıl teşhis edilir? Ereksiyon bozukluğu bir kere tespit edildikten sonra (libido eksikliği, erken boşalma vb.nin tersine), çeşitli muayeneler ve testlerle sorunun gerçek sebebi, yani psikolojik kökenli mi yoksa organik/fiziksel kökenli mi olduğu bulunabilir. Doğru tedavi yapabilmek için önce doğru tanı koymak gerekir. Bunun için doktorunuz sizden isteyeceği tetkiklerin başlıcaları şunlardır: » Hastalığın Hikayesi: Doktorunuz öncelikle sizinle ve eşinizle - birlikte veya ayrı ayrı - görüşecek ve yakınmalarınızın ayrıntılarını soracaktır. » Muayene ile olası bozukluklar teşhis edilmeye çalışılacaktır. (örn: penisin eğriliği, testislerin durumu vs.) » Kan şekeri, hormonlar, kolesterol, trigliserit, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri gibi gerekli görülen testler istenecektir. » Psikogram ve psikolojik değerlendirme yapılacaktır. » Kan Damarlarının Değerlendirilmesi - Intrakavernöz farmakotest (iğne testi)

223 - DopplerUS - Kavernosometri/grafi - Anjiografi - Uyku Testi (NPT): Bilgisayarlı kaydedici ile gece boyu peniste meydana gelebilecek ereksiyonların ve rigisditenin kaydedilip bilgisayar tarafından yorumlanması. Erkeğin yaşı ile Sertleşme Sorununun görülme sıklığı arasındaki bağlantı nedir? Amerika'da yapılan önemli bir araştırmada aşağıdaki bağlantı saptanmıştır*: yaş     % yaş     % yaş     % yaş     % üzeri         % * Whithead E.D. "Diagnostic evaluation of impotence" Postgraduate Medicine 1990 Bol. 88 pp

224 KAYNAK: http://www.esdaturkey.org/pg/erkfrms.htmlSigara içmek Sertleşme Sorununa neden olabilir mi? Sigara içmek bir erkeğin ereksiyonun kalitesini önemli ölçüde düşürebilir ve birçok erektil disfonksiyon vakasında katkıda bulunan bir faktör olarak kabul edilmiştir. Bunun nedeni, sigara içmenin, özellikle de nikotinin, dolaşım sistemini etkilemesi, penise giden damarlar da dahil olmak üzere kan damarlarında etkin kan akışını bozmasıdır. Bir takım araştırmalar sonunda sigara içen bir erkeğin sertleşme sorunuyla karşılaşması ihtimalinin sigara içmeyen bir erkeğe göre daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Yine araştırmaların sonuçlarına göre, erektil disfonksiyon teşhisi konmuş sigara içen bir kişinin tedavisi, bazen sigara içmeyen bir kişiye göre daha zor olmaktadır. Bunun nedeni, sigaranın penisteki kan hücrelerinde anormalliklerin ortaya çıkması ihtimalini yükseltmesidir. Sertleşme Sorununa karşı hangi tedaviler mevcuttur? Sorunun sebebine ve derecesine bağlı olarak, mevcut tedaviler arasında intrakavernosal enjeksiyonlar gibi ilaç tedavileri, ağız yoluyla tedavi, sistemik ilaç tedavisi (testosteron), arter ameliyatı, toplardamar ameliyatı, protez penis takılması, vakum-sıkma araçları ve psikoterapi sayılabilir. KAYNAK:

225 . KADINLARDA CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARI

226 KADINLARDA CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARIKadınlarda cinsel problemlere bakış nasıldır? Kadınlar da tıpkı erkekler gibi istek ve cinsel beraberliklerinde sorunlar yaşamaktadır. Yakın zamanda yapılan bir çalışma kadınların yaklaşık % 40'ının bazı cinsel bozukluklarla yüzleştiğini ortaya koymuştur. Bu kadınlar belki de hiçbir zaman uyarılmamış ya da orgazm olamamışlardır. Bir zamanlar çift için zevkli bir deneyim olarak paylaşılan, şimdi ağrı ile birlikte tatminsizlik, mutsuzluk ve sonucunda da çiftin hayat kalitesinde ciddi bir düşüş meydana getirmektedir. Çoğu kadın yaşadıkları bu büyük problemi partnerleri ile konuşmakta zorlanmakta, çoğu kadın da tedaviye utanarak tedaviye başvuramamakta, sağlık profesyonellerinin kendisini yanlış anlayacağından korkmaktadır. Cinsellik sadece partnerlerin biri mutsuz olsa bile bir problem haline gelmektedir. Çiftler 'iniş- çıkış' dönemleri yaşamakta ve sevişme sıklıklarında ciddi değişmeler olmaktadır. Bazı çiftlerde düzenli cinsel ilişki önemli olmasa da diğerleri için bu düzensizlik sıkıntı yaratabilir. Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda cinsel problemler de psikolojik ve/veya fizyolojik işleyişten kaynaklı olmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda kadınlarda cinsel sorunların eskiden bilindiğinden daha fazla fiziksel (biolojik) nedenleri olduğunu ortaya koymuştur. Diabet, Kardiovasküler bozukluklar, MS gibi bazı tıbbi sorunlar da bu problemlerle ilişkili bulunmuştur Azalmış cinsel istek bozukluğu nedir? Cinsel istekteki farklılaşma çiftlerin mutsuzluğa, engellenmeye ve hatta bunun hakkında konuşmamaya kadar götüren en belirgin problemlerden biridir. Yorgunluk, depresyon, hastalık, stres, anksiyete (gerginlik), ilişkideki uyumsuzluk, alkol ya da ilaç kullanımı kişinin cinsel isteğini ve enerji düzeyini etkilemektedir.

227 KAYNAK: http://www.esdaturkey.org/pg/erkfrms.htmlAğızdan alınan doğum kontrol ilaçlarının değiştirilmesi kadınların adet dönemleri, tedavileri, çocuk doğumu ya da yaklaşan menapoz kadınların cinsel isteğini kaybetmeleri ile bağlantılıdır. Tedavi için gelen kadınların %80'inde azalmış cinsel istek sorunu görülmektedir. Bu problemle karşılaşan kadınlarda kendiliğinden cinsel istekte azalma oluşmakta ama bu kadınlar partnerlerinin uyarılma ve orgazma ulaşması için olumlu yaklaşımlarda bulunmaktadırlar. Kadında seksüel isteksizliği gösteren güvenilir fiziksel bir gösterge yoktur. Kadında cinsel istek değerlendirmesi, cinsel fantezilerin, düşünce ve fikirlerin mevcut olup olmayışı, erkeklere olan ilginin araştırılması, cinsel ve cinsel olmayan davranışlara olan ilginin değerlendirilmesi ile mümkündür. Cinsel istek alınan ilaçlar veya depresyon gibi ruh halinin değişmesi ile kolayca azalabilir. Bu durumda göz önünde bulundurulmalıdır. Azalmış cinsel istek sıklıkla baskılanmış veya azalmış orgazma bağlı olabileceği için, hangisinin önce oluştuğunun iyi sorgulanması gerekmektedir Cinsel uyarılma bozuklukları nelerdir? Cinsel uyarılma Bozukluğu, tekrarlayan şekilde yada sürekli biçimde cinsel uyarılara cevabın olmaması veya yeterli vajinal kaynağın devam ettirilememesidir. Bu durum aslında fiziksel uyarılma eksikliğinden değil, uyarılmanın kişisel algılanmasındaki bozuklukla alakalıdır. Cinsel uyarılma bozukluğu olan kadınlar genellikle cinsel ilişkiden tamamen uzak durmaya çalıştıklarından, sıklıkla bu kadınlarda cinsel istek azlığı tanısı konmaktadır. Son yıllarda bazı araştırmacılar cinsel uyarılma bozukluğunun fiziksel bir bozukluğa, örneğin damarsal ve klitoral yetersizliğe bağlı olabileceğini belirtmektedirler. Damarsal kökenli seksüel fonksiyon bozuklukları cinsel uyarılma bozukluğu yaratabildiği gibi orgazm sorunu da yaratabilir KAYNAK:

228 AĞRILI CİNSEL BİRLEŞME DİSPARONİ

229 AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ DİSPARONİ.Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulması disparoni olarak adlandırılır. Erkekleri de etkileyebilmekle birlikte genellikle kadınlarda görülür Nedir...? Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulması disparoni olarak adlandırılır. Erkekleri de etkileyebilmekle birlikte genellikle kadınlarda görülür. Disparonisi olan kadınlar sıklıkla vajina, klitoris ve labialarda (iç ve dış dudaklar) ağrı duyabilirler. Disparoni nedenleri çok olmakla beraber hemen hepsi tedavi edilebilir niteliktedir. Yaygın sebepler şunlardır ; Lubrikantların yokluğuna bağlı olarak gelişen vajinal kuruluk Atrofik vajinit (sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen vajinal mukozanın incelmesi durumu) Bazı ilaçların yan etkileri (örneğin antihistaminikler ya da tamoksifen ) Sentetik iç çamaşırları, spermisitler (gebeliği önleyici maddeler) ve vajinal yıkama materyallerine karşı oluşan alerjik durumlar Endometriozis: uterusun en iç tabakası olan endometriumun normal yeri dışında pelvis içinde, farklı yerlerde de bulunması ve büyümesi nedeniyle, başta kısırlık olmak üzere pelvik ağrı ve disparoni ile seyredebilen hastalık

230 Vulvo - vajinal vestibülit Vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları Üriner sistem hastalıkları,vajinal mantar hastalıkları,cinsel yolla geçen hastalıklar Psikolojik travma (özellikle çocukluk yaşlarında olmakla birlikte ergenlikte de yaşanmış olan cinsel taciz veya benzeri ruhsal travmatik olaylar) Belirtiler... Disparonisi olan kadınlar vajina girişinde yüzeysel bir acı duymakla birlikte, penisin daha ileri girişlerinde daha derin acı duyabilirler. Bazı kadınlar genellikle bu acının verdiği korku ile ilişki sırasında, vajinal kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılmasıyla seyreden ve vajinismus denen klinik tabloya maruz kalabilirler. Teşhis... Disparoninin teşhisi tipik olarak sizdeki belirtilere bağlıdır. Tıbbi ve seksüel hikayenizle birlikte jinekolojik muayenenin de yardımıyla doktorunuz bu şikayetlerinizin nedenini bulmaya çalışacaktır.

231 Acının, genital organlara dokunmakla mı yoksa erken ya da derin penetrasyonla (girişle) mı oluştuğunu ayırt etmek, nedeni bulmak için önemli bir anahtardır. Doktorunuz acının yeri, süresi ve ilişki sonrasında ne kadar sürdüğünü de soracaktır. Ayrıca şu sorular da doktorunuz tarafından sorulabilir ; Daha önceleri, seksüel hayatınızda hiç ağrılı bir cinsel ilişki deneyiminiz oldu mu ? veya en başından beri tüm cinsel ilişki deneyimleriniz ağrılı mı idi ? Hiç uygun bir kayganlaştırıcı kullandınız mı ve eğer kullandıysanız ağrıda azalma oldu mu ? Seksüel hayatınızla ilgili bilgiler (özellikle cinsel yolla geçen hastalıklar konusunda riskli deneyimleriniz oldu mu ?) Daha önce hiç cinsel tacize uğradınız mı ? ya da bir şekilde cinsel organlarınız travmaya maruz kaldı mı ? Eğer orta yaşlarda iseniz ve düzensiz adet sikluslarınız(dönemleriniz), sıcak basmaları veya vajinal kuruluk şikayetleriniz de varsa muhtemelen atrofik vajinit hastalığı olabilir (menopoz sırasında östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak vajinal mukozanın incelmesi). Eğer yeni anne olmuşsanız ve bebeğinizi emziriyorsanız, emzirme olayı da vajinal kuruluk ve buna bağlı olarak disparoniye neden olabilir.

232 Bu fizik muayene sırasında doktorunuz vajinanızı kuruluk, yangı ve özellikle mantar ve herpes başta olmak üzere enfeksiyonlar, genital siğiller ve varsa yara izleri açısından değerlendirecektir. Ayrıca doktorunuz endometriozise ait olabilecek pelvik bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını anlamak için bimanuel (iki elle) muayene ile iç genital (üreme organlarıyla ilgili) organları da değerlendirecektir. Ve eğer gerek görürse bu şikayetlerinizin artmasına neden olabilecek, cinsel taciz, travma ya da anksiyete gibi konular için başka bir uzmanla konsültasyona gidebilir. Ne kadar beklenmeli...? Şikayetlerinizin süresi tamamen altta yatan nedene bağlıdır. Eğer uygun olmayan bir lubrikant kullanımı nedeniyle oluşan bir vajinal kuruluk sözkonusu ise daha uygun birini kullanmakla belirtiler hızla gerileyecektir. Eğer vajinal kuruluğun nedeni atrofik vajinit ise bir ya da iki haftalık lokal-vajinal bir östrojenli krem kullanımı ile düzelecektir. Eğer bir üriner enfeksiyon ya da vajinal mantar hastalığı mevcutsa, bir haftalık bir antibiyotik tedavisi ile enfeksiyonla birlikte disparoni de yok olacaktır. Eğer cinsel yolla geçen bir hastalığa maruz kalmış olmanız nedeniyle disparoni varsa bunun tedavisi de antibiyotik ile olacak ama muhtemelen biraz daha uzun sürecektir. Disparoninin nedeni liken planus veya liken skleroz gibi bir cilt hastalığı ise steroidli kremlerle tedavi uygulanacaktır ancak bu da uzun bir süre alabilir. Eğer disparoni aylar hatta yıllar gibi uzun bir süreden beri varsa muhtemelen olaya psikolojik faktörler de eklenmiştir ve bu durumda belirtiler daha da artmadan uzun süreli bir terapiye ihtiyacınız olabilir.

233 Korunma... Cinsel taciz ya da travma gibi bazı disparoni nedenleri elde olmasa da diğer disparoni nedenlerinden önlemler almak yoluyla korunmak mümkündür; Sıkı giysiler giymeyerek, pamuklu iç çamaşırı kullanarak, hijyenik faktörlere daha dikkat ederek (sık iç çamaşırı değişmek ve genital bölgeyi mümkün olduğunca terden ve nemden uzak tutmak gibi) ve yüzme sonrasında ıslak mayonuzu değiştirerek vajinal mantardan büyük oranda korunabilirsiniz Üriner enfeksiyonlardan korunmak için ve cinsel ilişki sonrasında mümkünse işeyiniz ve tuvalet sonrası cinsel organınızı önden arkaya doğru siliniz. Cinsel yolla geçebilen hastalıklardan sakınmak için öncelikle tek eşliliği tercih ediniz veya mutlaka prezervatif kullanınız. Vajinal kuruluk varsa uygun bir lubrikant kullanınız ve eğer kuruluk atrofik vajinit gibi bir duruma bağlıysa tedavisi yoluna gidiniz. Eğer endometriozis varsa ilişki sırasında derin penetrasyondan (girişlerden) kaçınınız ya da nispeten daha az ağrılı olan adet sonrası ilk ya da ikinci haftalarda cinsel ilişkiye giriniz.

234 . Tedavi... Tedavi, disparoni yapan nedene bağlıdır ; Rahat ve sorunsuz bir cinsel ilişki için klitoral uyarının yeterince fazla olmasına dikkat edin ve uygun bir lubrikant kullanın Vajinal mantar enfeksiyonları için antifungal(mantara karşı) ilaçlar kullanın Üriner sistem hastalıkları ve cinsel yolla geçen hastalıklar için uygun antibiyotik kullanın Ağrılı yangılardan kurtulmak için uygun oturma banyoları tatbik edin Vajinal bölgedeki cilt hastalıklarının tedavisi hastalığa göre çeşitlilik gösterir (örneğin likenlerde steroidli pomat kullanılır)

235 Ne zaman doktora başvurmalısınızNe zaman doktora başvurmalısınız..? İlk birkaç cinsel ilişki deneyimi bazen pek de rahat olamamakla birlikte asla acı verici olmamalıdır. Eğer ilişki sırasında ya da sonrasında ani bir ağrı olmuşsa mutlaka doktorunuza görünün. Cinsel ilişkide duyduğunuz ilk ağrı sonrasında hemen doktora başvurmanız, cinsel ilişkinin ağrılı bir iş olduğu şeklindeki yanlış bir fikrin, saplantı olarak bilinç altında yer etmesine izin vermemek açısından önem taşımaktadır. Takip... Disparoninin nedenlerinden bir çoğu ilaçlarla tedavi edilebilecek olan fiziksel durumlardır. Buna rağmen, uzun süredir disparonisi olanlar ya da cinsel taciz veya travma nedeniyle disparoni hatta vajinismus gelişmiş olan kadınlar daha uzun ve ayrıntılı takip ve tedaviye gereksinim duyabilirler. .

236 PENİS BOYU TABUSU

237 PENİS BOYU TABUSU [email protected] Penisim normalden küçük mü?İşte bu soru dünyada olduğu gibi ülkemizde de erkeklerin içini kemiren can alıcı ve kahredici bir sorudur. Yine bir çok anne ve baba da erkek çocukları için benzer bir kuşkuya sahiptirler. Her erkek egemen toplumda olduğu gibi ülkemizde en aşılmaz tabularından biridir penis boyu. Toplumsal-ahlaki değerler ve kuralların yerleşmesinde önemli yer tutan penis boyu tabusu, “erkek”, “erkeklik” ve “güçlü adam” kavramlarıyla özdeşleşmiştir. Yine insanlık bu tabunun ve fetişe dönüşen organın penceresinden olaylara bakma aptallığına kapılmıştır. Çünkü erkek soyunduğunda sahnede olan kendisi değil penistir. Erkek bedenine ister önden ister profilden baksın gözü sadece bir noktada odaklanır ve başrol oyuncusunun kaprisi de çoktur. İşte bu noktada hayat durur ve sadece iki kriter ön plana çıkar: Büyük ya da küçük. Penis boyutu günümüzde iyi eğitim almış kişiler arasında bile güç ve otoritenin göstergesi olarak kabul edilebilmektedir. Çünkü penis boyu erkek cinselliğiyle özdeşleşmiştir ve cinsel hazzın garantisi olarak algılanmıştır ve erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Aslında bu işin bir standardı yoktur. Çünkü çeşitli ırklara ve farklı iklimlerde yaşayan insanlara göre penis boyu farklılık gösterir. Penis Latince’de “kuyruk” anlamına gelmektedir. Penis “kemiksiz” erkeklik organıdır. Renk ve biçimi değişik olabilir. Sağa veya sola hafif eğrilikler gösterebilir. Kısacası penis işlevsel olarak normalse boyunu kafaya takmaya değmez.

238 Varolmanın Dayanılmaz Hafifliğinde Sorular ve Yanıtları 1-Penis boyu tabusu nasıl ortaya çıkmıştır? Dinsel inanışa göre; Havva ile Adem incir yaprakları ile örtünmüşlerdir. Erkek kadının önündeki incir yaprağını kaldırarak kadını seyirlik bir objeye dönüştürürken; penisi görme ve gösterme ayrıcalığını da tekeline alarak bir tabunun doğmasına yol açmıştır. Eski Yunan mitolojisine göre ise; Priapos tanrısal bir yaratıktır ve Zeus’un Afrodit’ten olma oğludur. Kısa ve çarpık bir bedeninin yanı sıra, neredeyse boyuna yakın ve yukarıya doğru kalkık duran kocaman bir penisi vardır. Efsaneye göre Afrodit ve Zeus bu çirkin bebeği kimselere göstermemek için kırlara terk eder. Bağları, bahçeleri koruyan ve bereketi simgeleyen Priapos'u çobanlar bulup büyütür ve büyük penisine tapınır olurlar. 2-Çocuklarda penis boyu nasıl ölçülür? Ama öncelikle ölçüm yöntemini iyi anlamakta yarar vardır. Penis elastik bir yapıya sahip olduğundan ucundan tutup gererek dipten uca ölçülmelidir. 3-Normal penis boyu kaç santimdir? Doğumda ortalama 2.5 cm kadar olan gerilmiş penis boyu ergenlik öncesi dönemde 5-6 cm'ye kadar ulaşır. Ergenlikle beraber hemen hemen her erkek organının boyutu hakkında ciddi kuşkular, bunalımlar yaşar. Ergenlikte penis boyu yaklaşık iki kat artar ve ortalama 8-10 cm ye kadar ulaşır. Ereksiyonda bu değer yaklaşık iki katına çıkar ve ortalama 16 cm boyunda olur. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Erekte penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber cm arası penisler normal boyutlarda kabul edilebilir.

239 4-Penis boyu mu, penis kalınlığı mı önemlidir4-Penis boyu mu, penis kalınlığı mı önemlidir? Fizyolojik açıdan ve cinselliğin verdiği hazzın doruklarına kısa sürede ulaşmak için penis boyunun verdiği psikolojik tatmin önemlidir ve kalın bir penis bu hazzı arttırıcıdır. Ama cinsellikte penis boyundan çok işlevi ağırlıklıdır. Yani duygusal birleşmenin olmadığı ve tam ereksiyon sağlayamayan bir erkek penis boyu normal olsa da partnerini mutlu edemez. Son tahlilde; iri bir penis uzun bir penisten daha işlevseldir. Çünkü 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında zevk yerine acı vermektedir. 5-Penis boyu neden bu kadar önemlidir? Penis boyu gerçekten önemlidir ama sağlıklı bir cinsel yaşam için tek başına yeterli değildir.Kadında döllenmenin olabilmesi için erkeğin spermlerinin kadın vajinasının arkasına ulaşabilmesi gerekmektedir. Bunun için ise 10 cm ve üzerinde bir penis boyu gerekmektedir. 6-Penis bilgeliği nedir? Penis erkeğin cinsellikteki en önemli rehberidir. Çünkü karşısındaki kadını istemeyen penisin sertleşememe veya erken boşalma gibi sorunlar ile bu isteksizliği göstermesi doğaldır. İşte bu noktada penis bilinçaltı da olsa erkeğe bir mesaj yollamaktadır. Eğer erkek bu mesajı doğru algılarsa sorun yoktur ama eğer yanlış yorumlarsa cinsel hayatında ciddi sorunlar yaşayarak kusuru başka yerlerde aramaya başlayacaktır. Elbette cinsel arzu duymadığı kadınlarla birlikte olan tüm erkeklerin iktidarsız olmazlar. İşte bu yüzden penis büyük bir bilgedir ve yol göstericidir. 7-Türk erkeğinin ortalama penis boyu kaç santimdir? Türk erkeklerinin penis boyu ortalama 14 cm’dir. 8-Penis boyu büyütülebilir mi? Penis boyu cerrahi yöntemlerle en fazla 3-5 cm'lik büyütülebilir.

240 9-Penis boyu nasıl uzatılır. Cerrahi teknikler,9-Penis boyu nasıl uzatılır? *Cerrahi teknikler, *Penis büyütücü vakum-ereksiyon pompaları, *Penis protezleri, *Penis büyütücü egzersizler ve *Yohinbine Fort Tb. gibi ilaçlar ile penis boyu uzatılabilir. 9-Penis boyu neden tehditkardır? Penis yapı olarak tehditkardır. Bir kadın vajinasını “açar” ama bir erkek penisini “çıkartır”. Açmak ve çıkartmak çok farklı kavramlardır. Çünkü çıkartılan penis başka bir yere genellikle de vajinaya girme potansiyelini içinde barındırır ve bu nedenle de tehditkardır. 10-Penis boyu ile burun arasında ilişki olduğuna dair rivayet doğrumudur? Penis boyu ile ayaklar, eller, burun ve parmaklar başta olmak üzere erkeğin vücudunun başka bölümlerinin uzunlukları arasında hiçbir bilimsel ilişki olmasa da, bir çok asılsız rivayet vardır. Bu nedenle penis boyu ile ilgili espriler oldukça boldur. Penis Boyu Hakkında Bilinmeyenler *Erkeklerin %98'i penis boyunu büyütebileceklerini ve kalınlaştırabileceklerini bilmemektedirler. *Erkeklerin %98'i gerçekte sahip olabileceklerinden daha küçük bir penisle hayatlarını sürdürmektedirler. *Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü deri rengi ile ilgili değildir. Yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencinin penisi bir beyazın penisinden daha küçük olabilir.

241 *Penis büyütmek için kullanılan Yohinbine Fort adlı ilaç doğal otlar ve baharatların karışımı ile elde edilmiş bir formüldür. Bu ilaç penis içindeki süngerimsi dokunun hacmini arttırır. Sabah akşam düzenli alınmalıdır. Fakat garantisi yoktur, zararı da olabilir, bu nedenle kullanılmasını tavsiye etmiyorum. *Penis içinde kanı hapsederek ereksiyon oluşturan ve bu penisi büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları ise penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklarda ters basınç nedeniyle tahribata neden olmakta ve zarar verebilmektedir. Bu yüzden kullanılmasını tavsiye etmiyorum Tarifsiz Mutluluk için gerekli olan malzemeler arasında 10 adet iri taneli kara üzüm, 1 adet kivi, 1 adet şeftali, 2 tatlı kaşığı nescafe, 2 adet incir, 1 paket vanilyalı puding, 1 adet hazır pasta tabanı, 1 paket irmik tatlısı, 1 lt süt, 1 su bardağı su ve 1 tatlı kaşığı Türk kahvesi vardır.”

242 SERTLEŞME EKSİKLİĞİ (İKTİDARSIZLIK)

243 SERTLEŞME EKSİKLİĞİ (İKTİDARSIZLIK) İktidarsızlık, erkeklerin ereksiyon (penisin sertleşmesi) sağlama güçlüğüne verilen addır. Buna "Sertleşme güçlüğü" denir. Erkeğin cinsel birleşmeyi gerçekleştirememesine iktidarsızlık diyoruz. Diğer bir deyimle penisin (kamışın), kadının döl yoluna rahatça girişini sağlayan sertleşmenin, dikleşmenin olamama haline iktidarsızlık diyebiliriz. Orgazma ulaşamayan erkekler de iktidarsız sayılmaktadır. Penisin sertleşmemesi erkek için çok önemli bir sorundur. Kimi erkekler bu durumla karşılaşır ve bunun acısını duyarlar. Sertleşme güçlüğünün kaynağı fiziksel olabileceği gibi ruhsal da olabilir. Ruhsal iktidarsızlık, psikoterapi uygulaması sonucu genellikle çözüme ulaşabiliyor. Sertleşme eksikliği sadece erkeklere özgü bir cinsel rahatsızlıktır ve cinsel isteksizlik, boşalma güçlüğü eşliğinde görülür. Sertleşme eksikliğinin nedeni olan %10-15 vakada organsal bozukluklar gözükmekte,% neden ise ruhsal olarak ortaya çıkmaktadır. Kamışın tam sertleşmemesi 40 yaşından genç erkeklerin % 2'sinde görülmektedir. Bu oran yaş arasında % 6.7 oranında, yaş arasında % 25 olmaktadır. Türkiye'de iktidarsızlık ve kısırlık kavramları da pek çok kimse tarafından karıştırılmaktadır. Bunu karıştırmamak gerekir. Kısır erkeğin iktidarsız olması gerekmez. Kısır erkeklerin hemen hemen hepsinin hiç iktidarsızlık şikayeti yoktur. Kısır erkeğin kamışında normal bir ereksiyon (dikilme) olur, menisi gelir, orgazma ulaşır, eşni tam bir doyuma ulaştırabilir. Ancak sperm sayısı bir gebelik oluşmasına yeterli değildir. Yani kısır bir erkek tümüyle normal bir cinsellik yaşar fakat sperm sayısı yetersizliği veya spermi olmaması nedeniyle çocuğu olmaz.

244 Diğer taraftan cinsel organı tam sertleşmeyen, yani iktidarsızlık şikayeti olan bir erkek, penisini eliyle veya eşinin yardımıyla dölyoluna sokabilir, orada boşalma sağlayarak çocuk sahibi olabilir. Geçici iktidarsızlık yakınmaları olan erkekler, mastürbasyonda böyle bir sorunun çoğu zaman olmadığını görürler. İktidarsızlıkta genelde cinsel istek vardır, fakat cinsel birleşme için gerekli penis sertleşmesi oluşmaz. Sertleşme Eksikliğinin Fiziksel Nedenleri: Birincil sorun sertleşme refleksinin sekteye uğramasıdır. İktidarsızlık sorunu olan erkeğin, cinsel istek duyduğu zaman bile penisi sertleşmez. Boşalma ile sertleşme ayrı ayrı reflekslerdir. Kimi iktidarsız erkeklerin sertleşmeden de boşaldığı görülür. Sertleşmenin sekteye uğraması, endişe duygusu eşliğinde gelişir. Endişeye yol açan cinsel eylem farklılık gösterebildiğinden iktidarsızlık olgusu da kişiden kişiye değişik biçimlerde ortaya çıkar. Bir erkeği, iktidarsızlık kadar sarsan ve utandıran başka bir cinsel sorun olamaz. Ereksiyon erkeğin kendine güveninin ölçüşü olduğuna göre, bunun doğal sonucu olarak iktidarsızlık da ruhsal depresyona çanak tutan bir olgudur. İktidarsızlığın fiziksel nedenlerini şöyle sıralayabiliriz: Androjen hormonunun yetersizliği, yorgunluk, karaciğer sorunları, baskı altında bulunmak, gizli şeker hastalığı, kimi ilaçların yan etkileri, sigara, alkol ve uyuşturcu bağımlılığı... Sertleşme Eksikliğinin Ruhsal Nedenleri: Sertleşme eksikliğine neden olan ruhsal etmenler ise şunlardır: Cinsel gücünü kanıtlayamamam endişesi, başaramama korkusu, terkedilme endişesi, yaşamımızdaki çeşitli ruhsal olaylar ve gerginlikler, heyecan yaratan işler, ekonomik sıkıntılar, beynin sürekli bıkkınlık içinde olması, moral çökkünlükleri, sükutu hayale uğramalar,

245 erkeğin başka bir kadını sevmesi vberkeğin başka bir kadını sevmesi vb. Psikanalistlere göre Sertleşme eksikliği yol açan sorun bilinç altında yerleşmiş olan hadımlık korkusudur. Ruhbilim otoritelerine göre ise, kan koca arasındaki yıpratıcı ilişkiler, erkeği iktidarsızlığa götürmektedir. Cinsel ilişkide başarılı olamama korkusu, başarısızlığından dolayı eşi tarafından terkedileceği endişesi, erkeği iktidarsızlaştıran etmenlerdir. Sertleşme Eksikliğine Neden Olabilecek Bazı Sebepler: Bu arada sigaranın cinsel organların atardamar sistemine kötü etkisiyle iktidarsızlık oluşturduğu söylenmekte. Araştırıcılar, atardamar sorunu nedeniyle iktidarsız olanların % 64'ünün sigara içenler olduğunu tesbit ettiler. İktidarsızlığı ortaya çıkış zamanı açısından iki grupta incelemek uygun olur. Birincil grup iktidarsızlık cinsel yaşamın başından itibaren ortaya çıkan türdür. Bu türdeki erkekler bazı özellikler taşımaktadırlar. Genelde bu erkeklerin ebeveynlerinin evliliklerinin iyi yürümemiş olduğunu, annelerine çok bağlı veya çok uzak olduklarını öğreniyoruz. Bu erkeklerin annelerinden sevgi görmedikleri babaları ile ilişkilerinin kötü olduğunu tesbit ediyoruz. İkincil iktidarsızlık dediğimiz, sonradan olan bir durumdur. Çoğunluğu oluşturan bu gibi hallerde erkek normal olarak tanımlanan bir cinsel yaşam yaşadıktan sonra yaşamının belli bir döneminde iktidarsız duruma gelmiştir. Fiziksel yorgunluk, aşırı alkol, stres veya başarısızlık korkusuna kapılma birdenbire iktidarsızlığın oluşmasına neden olabilir. Bunun tedavisi çok kolaydır. Hatta sevecen, anlayışlı bir eş yeterlidir. Eskiden olduğu kadar sertleşemeyen kamışını eşi kaygan bir madde sürerek ve eliyle dölyoluna sokarsa, erkekte kaygılar kaybolacak, orgazma ulaşma erkeği kamçılayacak ve kendi kendine çok kısa sürede eski iktidarına kavuşacaktır. Karşılıklı sevgi ve anlayış bütün cinsel sorunların en önemli reçetesidir.

246 İktidarsızlık, eğer organsal bir nedene dayanıyor ve cerrahi müdahaleyi gerektiriyorsa, bugün bunun da pek çok tedavi yöntemi vardır. I- Anatomik Nedenler: Doğuştan organ anormallikleri, Yumurtalık (testis urları), Hidrosel (testiste sıvı toplanması). II- Penis ve cinsel organ bölgesinin atar ve toplar damarlarının hastalıkları, damar tıkanmaları. III- Nörolojik Etkenler: Omurilik urları, Omurilik zedelenmeleri (trafik kazaları), Multiple Seleroz hastalığı, Parkinson hastalığı, Beyinde temporal bölge hastalıkları. IV- Dolaşım sistemi Hastalıkları: Kalp yetmezliği, Angine peltoris, Enfaktüs. V- Endokrin Sistem Hastalıkları: Şeker hastalığı, Bazı beyin urları, Prolaktin fazlalığı. VI- İltihabi Hastalıklar: Bel soğukluğu, Kabakulak, kısırlık açısından çok önemli bir hastalıktır. Vaktinde tedavi edilmezse kısırlığa sebep olur. Cinsel organ bölgesi veremi, Prostat iltihabı, İdrar yolları iltihabı.

247 İktidarsızlık bazen ilk cinsel birleşmede görülebilirİktidarsızlık bazen ilk cinsel birleşmede görülebilir. Cinsel birleşmeyi gözünde çok büyütüp adeta bir başarı denemesine girişen genç erkek, heyecanlanarak başarısız olabilir. İkinci denemesinde ise ilk başarısızlığı korkusunu daha da artırır ve hele eşi anlayışlı olmaz, soğuk bir davranış içine girer veya daha kötüsü alay ederse, genç erkek bu korkular ve sürüp giden iktidarsızlıkla bir kısır döngü içine girer. Özellikle ülkemizde genç erkeklerin bazılarının ilk denemelerini duygusal bir ilişkide olmadan genelev kadını ile yaptıklarından bu tür başarısızlıkların üstünde durmamaları gerektiğini, olayı fazla büyütmeden hekime başvurmalarını ve asla genelevine gitmemelerini öneririz. Cinsel iktidarsızlıkta veya isteksizlikte etkili olan baharat veya şifalı bitkiler (Afrodisiyak) kısaca aşağıda verilmiştir, bunlar çeşitli macunlara yalnız veya birkaçı bir arada karıştırılarak yenilebilir. İktidarsızlığın Tedavisi: Sebep ne ise ona göre yapılır. Pek çok kişi bedenen arslan gibidir fakat ruhi sıkılganlık nedeni ile iktidarsız olabilirler. Bilhassa yeni evlilerde bu çok görülür. Bir süre sonra karşılıklı alışmadan sonra bu durum kendiliğinden geçer. Bu durumdaki erkeğe karşı eşi yardımcı olmalıdır. Onun utangaçlığını atmasına yardım etmeli 5-10 gün cinsel ilişki kuramamış kocasına asla üzüntü vermemeli, her seferinde başka şeyler ortaya çıkarılarak evvelki günleri ona unutturmalı, onu uyartacak giyimler giymeli, uyarıcı söz ve hareketlerde bulunmalıdır. Bazen sevişmenin uzun sürmesi, o erkeğin sönmesine ve iktidarsız kalmasına neden olabilir. İlk zamanlar sevişme faslı uzun olmamalı. Sertleşme Eksikliğinin Organsal Nedenleri: (Dr. Margaret Turner, Cinsel Konularda Herkesin Bilmesi Gerekenler, Nil Y.Ank S:146 vd.)

248 ERKEN BOSALMA: NE KADARI ERKEN ?

249 ERKEN BOSALMA: NE KADARI ERKEN ?Eşler kronometre ile ölçüm yapti. Erken boşalma sorunundan yakinan erkekler aslinda gayet normal. Erken boşalma sorunu olduğunu düşünen erkeklerin, diğer erkeklerden sadece 31 saniye daha erken orgazm olduğu saptandı. Alman bilim adamları, erken boşalma sorunu olduğunu düşünen birçok erkeğin, herhangi bir fizyolojik bozukluğunun olmadığını belirledi. Rheinische Post gazetesinde yer alan haberde, ürolog Frank Sommer’in 45 çift üzerinde yaptığı araştırmaya yer verildi. Çiftleri kronometreyle yatağa gönderen Sommer, erken boşalma sorunu olduğunu düşünen erkeklerin, diğer erkeklerden sadece 31 saniye daha erken orgazm olduğunu saptadı. Araştırmaya 25 ila 40 yaşlarında toplam 45 erkek katıldı. Bunlardan 15’i erken orgazm olmaktan şikayetçi, 15’i cinsel hayatından memnun kişiden, kalan 15’i ise Avrupa’da görevli ürologlardan oluştu. Erkeklerin eşlerinin penetrasyon ile orgazm arasındaki süreyi ellerindeki kronometreyle ölçtüğünü belirten Sommer, erken boşalmaktan şikayetçi erkeklerin ortalama 2 dakika sonra, memnun erkeklerin 3 dakika sonra, ürologların ise yaklaşık 6 dakika sonra orgazm olduklarını söyledi. Araştırma sonucuna göre, 2-3 dakika içinde orgazm olan erkeklerin herhangi fizyolojik bozukluğunun olmadığını kaydeden Sommer, ayrıca ilişki sırasında bu sürenin daha uzun veya daha kısa algılanabileceğini söyledi. Sommer, deneye katılan çiftlerin en az iki yıl beraber olduklarını, deneylerin de birkaç gün arayla üç kez yapıldığını belirtti.

250 PREMATÜRE EJAKULASYON ERKEN BOŞALMA

251 PREMATÜRE EJAKULASYON ERKEN BOŞALMA.Erken Boşalma nedir? Cinsel ilişkilerin en az yarısında her iki tarafın da tatmin olmasını engelleyecek kadar kısa sürede boşalmanın meydana gelmesidir. En şiddetli durumunda, ki bu nadir rastlanan bir durumdur, herhangi bir penil uyarı olmadan, yalnızca seksüel uyarıları düşünmek dahi ejakulasyonu tetikler. Ancak daha sık olanı vajinaya penetrasyon sırasında ya da hemen vajinaya girer girmez olanıdır. Erken boşalmadaki önemli kriter ejakulasyonun erkeğin ve partnerinin isteklerinden önce olması ve bunu seksüel ilişkilerinde sıkıntıya yol açmasıdır. Erken Boşalma ne sıklıkta görülür? Erkekleri etkileyen en sık görülen seksüel problemdir. Çalışmalar bu problemin erkeklerin %40'ında endişelenmeyi gerektirecek bir boyutta olduğunu göstermektedir. Erken Boşalma daha sık olarak hangi yaşlarda görülür? Her yaşta olmakla beraber en çok genç erkeklerde görülür. Erken boşalma erkeğin yaşından çok seksüel deneyiminin yeni olmasından (yeni bir partner , vb) kaynaklanmaktadır. Erken Boşalmanın etkileri nelerdir? Kalıcı "erken boşalma" hem erkeğin hem partnerinin seksüel fonksiyonları üzerine zararlı etkileri vardır. Fiziksel bir hastalığın ya da durumun erken boşalmaya neden olması çok nadirdir. Çoğu erkek ilk ilişkilerinde erken boşalma eğilimindedir. Erkeğin cinsel deneyimlerinin sayısı arttıkça ve sevişmenin yapılabildiği uygun ortamlar doğdukça daha güvenli olur ve erkek kendini tutmayı öğrenir. Çoğu erkek bu problemin üstesinden gelir ama bazıları bir uzmanın görüşüne ihtiyaç duyar.

252 ERKEN BOŞALMA I

253 ERKEN BOŞALMA. I [email protected] Tanım:Boşalmanın (Ejakulasyon)penis vajinaya girdikten sonra cinsel tepkileri normal olan bir eşi tatmin edemeden olması veya kişinin isteğinden önce olmasına Erken Boşalma (Premature Ejaculation) denir. Genellikle dile getirilmesi güç olduğundan ve göreceli bir kavram olduğundan rastlanma sıklığı konusunda yeterli bilgi yoktur. Ancak 25 yaşın altındaki genç erkeklerin üçte birinde ve 40 yaşın üzerindekilerin % 10'unda görüldüğü sanılmaktadır. Aslında hemen her erkek hayatının bir bölümünde bu sorunla karşılaşabilir. En azından ilk cinsel deneyimleri esnasında oluşan gerginlik sebebiyle erken boşalma görülebilir ve zamanla ejakulasyonu kontrol etmeyi öğrenirler. Sebepler: Erken Boşalmanın birinci sebebi biyolojiktir. Erkekte normal fizyolojik boşalma ve orgazm penis vajene girdikten 2-3 dakika sonra olmaktadır. Oysa kadınlarda normal fizyolojik orgazm ve doruğa ulaşma penis vajene girdikten yaklaşık dakika sonra olmaktadır. Ancak çoğu kadın sadece penisin vajene girmesi ile orgazma ulaşamaz diğer cinsel uyarılara da gereksinim duyarlar. Kadınların yaklaşık % 10'u ise cinsel uyarılara rağmen hiçbir şekilde orgazm olamamaktadır.

254 . Diğer sebepler arasında ise günah işleme veya suçluluk duygusu, hastalık kapma, gebe bırakma, başkası tarafından mahrem yerlerinin keşfedilme korkusu; aşırı isteğin verdiği gerginlik gibi psikolojik faktörler önemli rol oynamaktadır. Bazen prostat iltihapları veya sinirsel yolları etkileyen hastalıklarda rol oynamaktadır. Tedavi: Sebebin açığa çıkarılması, endişelerin giderilmesi, sık cinsel ilişkide bulunarak cinsel gerilimin azaltılması bazen işe yarayabilir. Erken boşalma eşlerin biri veya her ikisi içinde cinsel sorun halini alırsa tedavisi gerekir. Sıkıştırma Tekniği: Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bu metodda kadın erkeğin penisini boşalma yaklaşana kadar uyarır. Boşalma oluşacağı anda kadın erkeğin penisini ereksiyonun bir kısmı kayboluncaya dek sıkar. Bu teknikde amaçlanan orgazm öncesi hissedilenleri ve geciktirmeyi erkeğe öğretmektir. Elle uyararak hareketsiz bir ilişki ile başlayan bu teknik daha sonra kaydırıcı bir krem kullanarak, kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak, kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak sürdürülür. Masters ve Johnson bu tekniği öğrenerek uygulayanların % 98'inde erken boşalma sorununun ortadan kalktığını bildirmiştir. Dur-Başla Tekniği: Bu teknikte kadın erkeğin penisini 3 kez ardı ardına boşalma olasıya kadar uyarır, ancak boşalma olmadan önce uyarıyı keser. Dördüncü denemede ise boşalmaya izin verilir. Haftada 3 kez erkek boşalmasını kontrol edesiye değin tekrar edilir

255 . Boşalmanın kontrol edildiğinden emin olunduğunda bu işlem kayganlaştırıcı bir kremle denenir. Daha sonraki aşamalarda kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak, kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak ve son olarak yanyana pozisyonda dur-başla tekniği uygulanır. Bu teknikle erkek uyarılma sona erdirilmediği takdirde boşalacağı zamanı öğrenir. Bu tekniği uygulayanların % 90-95'inde boşalmanın dakikalara uzayabildiği bildirilmiştir. Psikoterapi ve depresyon tedavisi: Bazı vakalarda erken boşalma derinlerdeki bir ruhsal çatışmadan veya depresyondan kaynaklanıyor olabilir. Bunların açığa çıkarılması, psikoterapi uygulanması veya depresyonun tedavisi erken boşalmayı da engelleyebilmektedir. Psikoterapi Bu tip tedaviler önceleri marital tedavinin parçası iken giderek bağımsızlaşıp seks terapi (cinsel terapi) adını aldı. Cinsel terapi günümüzdeki kullanımıyla cinsel sorunları olan çiftlere uygulanan bir tür bilişsel davranış tedavisi olarak kabul edilebilir. Tedavi başarısında, uygulanan yöntemin ve terapistin profesyonel becerisinin olduğu kadar çiftin tedaviye uyumunun, düzelme istek ve çabasının da rolü vardır. Tedavi şekilleri, bireysel psikoterapi, çift tedavisi, grup terapi, kendi kendine yardım programları, minimal terapist kontaktı ile terapi olarak sıralanabilir.

256 1970 öncesi, psikoseksüel işlev bozukluğunun tedavisi bireysel psikoterapiydi. Klasik psikodinamik teoriye göre seksüel yetersizliğin kökünde erken gelişim dönemi çatışmaları yatar ve cinsel, bozukluk yaygınlaşmış duygusal bozulmanın bir kısmının tedavi edilmesidir. Tedavide, bilinç dışı çatışmaların ortaya çıkarılması, motivasyon, fantezi ve değişik bireyler arası güçlükler üzerinde durulur. Bu yaklaşım cinsel işlev bozukluğunun tedavisini tam olarak sağlayamamış ve sorunun düzelmesi için davranışçı tekniklere ihtiyaç duyulmuştur. Davranışçı yaklaşımlar; çifte yönelik cinsel terapi (dual-seks terapi) davranış tedavisi, grup tedavisi ve hipnoterapidir. Ayrıca davranışçı tekniklerle psikanalizin birleştirilmesiyle oluşan analitik yönelimli seks terapisi de tedavide uygulanabilmektedir Çifte Yönelik Cinsel Terapi Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bir yöntemdir. Bu yöntemde eşlerle ayrı ayrı görüşülür. Bazı araştırıcılar, görüşmecilerin aynı cinsten olmasını yeğlerler. Görüşmede eşlerin her birinin geçmiş cinsel yaşamları, cinsel yaşamdan ve eşlerinden beklentileri, eşleri ile ilişkilerinin özellikleri araştırılır. Çiftin ilişkisinin uyumu, cinsel sorunlarının niteliği ve boyutları, eşlerin beklentilerine uygun bir değişimin gerçekleşebilirliği değerlendirilir. İlk görüşme aşamasından başlayarak tüm tedavi süreci boyunca en önemli güçlük insanların cinsel konuları konuşmakta çektikleri sıkıntıdır. Çifte cinselliğin doğal ve gerekli olduğu, çektikleri sıkıntının olağan ve herkes tarafından yaşanabilecek bir sıkıntı olduğu anlatılır. Ayrıca, cinsellik üzerine konuşma alışkanlığı olmayan kişilerin, sorunlarını tanımlayacak sözcükleri bulamamaları da beklenir. Hastaların sıklıkla kullandıkları “olmadı”, “başarısız oldum”, “normal değildi” gibi tanımlamalar sorunun niteliğine ilişkin hiç bir bilgi içermez.

257 Bu aşamada karşımızdakini sosyokültürel düzeyine uygun ortak bir dil bularak cinsel işlev aşamalarına yönelik ayrıntılı sorular sorar ve sorunu net olarak anlarız. Çiftle ön görüşmeler tamamlandıktan sonra terapist cinsel sorunun niteliksel ve niceliksel boyutlarını içeren bir tanımlamasını her iki eş için de yapar. Bütün davranış tedavilerinde olduğu gibi sorun alanları belirlendikten sonra, tedavi hedefleri çiftle birlikte saptanır. Görece kısa bir tedavi olan cinsel terapide, çiftin tedavinin anlamını, basamaklarını ve hedefini kavrayıp paylaşması büyük önem taşır, çiftin tedaviye katılımını arttırır ve direnci azaltır. Kuramsal olarak cinsel terapinin hedefi, davranış değişikliği, bilişsel (kognitif) yeniden yapılanma ve fizyolojik yanıtın değiştirilmesi olarak tanımlanabilir. Çifte tedavi programına ilişkin ayrıntılı bilgi verilir. cinsel ilişkide ve tedavi sürecinde karşılıklı sorumlulukları olduğu ve sonucu kendi katılımı ile çabalarının belirleyeceği anlatılır. Bir tür ön anlaşma yapılarak tedavi sürecinde cinsel yaşamlarına özel bir önem vermeleri, ev uygulamaları için gerekli koşulları sağlamaları istenir. Bütün davranış tedavilerinde olduğu gibi seks terapide de terapist tedavi sürecinde etkin rol alır. Terapistin yönlendiriciliği tedavinin başlarında daha belirginken tedavi sürecinin sonuna doğru giderek azalır ve terapist danışman konumuna geçer. Çiftin genel ve cinsel iletişimi geliştirilirken bir yandan da özel teknikler öğretilmeye başlanır. Çifte cinsel ilişkinin birleşme ve orgazmdan ibaret mekanik bir olay olmadığını göstermek için cinselliğin odağı cinsel organlardan tüm bedene yayılır. Bu çerçevede bir bakış açısı yerleştirebilmek için beklentileri ve alışılmış hedefleri ortadan kaldıran hatta yasaklayan ödevler verilir. Ev ödevleri duyumsal keşif (sensate focus) dönemiyle başlar.

258 Çifte cinsel isteğini belli etme, ilişkiyi başlatma, eşinin cinsel isteğini reddetme durumlarına uygun ifade yolları geliştirmeleri için yardım edilir. Eşler arasındaki cinsel yaklaşımlarda esneklik ve değişkenlik sağlanmalıdır. Genelde seks terapinin yapısı hiyerarşik bir duyarsızlaştırma içerir. Bu temel yapı üzerinde her cinsel işlev bozukluğuna özel teknikler öğretilir.  Prematür ejakulasyon için Masters Ve Johnson’ın “Squeeze-Sıkıştırma tekniği veya Semans’ın “stop-start, dur-başla” tekniği kullanılır. Kaplan’ ın vurguladığı gibi prematür ejakulasyon niceliksel terimlerle tanımlanamaz. Önemli olan süre değil ejakulatuar refleks üzerinde istemli denetim olup olmamasıdır. Ejakulatuar denetim, refleks olarak ejakulasyon ortaya çıkmadan yüksek uyarılma düzeylerinin tolere edilebilmesidir. Tedavi, ejakulasyondan hemen önceki duyumların farkındalığını sağlayarak ejakulasyonu denetlemeyi öğretmeyi amaçlarErektil sorunların tedavisi, performans beklentilerini ve anksiyeteyi azaltmaya ve yeterli cinsel uyarılmayı sağlamaya odaklanmıştır. Ön sevişmenin süresi ve çeşitliliği arttırılır, kadının etkin katılımı sağlanır. Duyumsal keşif sırasında spontan ereksiyonlar ortaya çıktığında bunlar paradoksal olarak sıkıştırma tekniği ile yok edilebilir. Amaç her iki eşin de ereksiyonun oluşabileceğine inanmasının ve güven kazanmasının sağlanması ve ereksiyon olmadan da zevk alabileceklerinin öğretilmesidir. Zor vakalarda bunun için sabah veya uyku ereksiyonu da kullanılabilir. Davranışçı terapistler, cinsel işlev bozukluğunu öğrenilmiş uyumsuz davranış olarak kabul ederler. Davranışçı yaklaşımlar başlangıçta fobilerin tedavisinde kullanılmaktaydı. Cinsel işlev bozukluğu vakaları da cinsel ilişki fobisi olan hastalar olarak değerlendirilir.

259 ERKEN BOŞALMA II

260 ERKEN BOŞALMA II [email protected]Cinsel birleşme sırasında erkeğin kontrolü dışında henüz doyuma ulaşmadığı halde meni gelmesine erken boşalma diyebiliriz. Cinsel birleşme sırasında boşalma refleksini erkeğin kontrol edememesine de erken boşalma diyebiliriz. Veya birkaç sürtünme sonrası hemen boşalmaya erken boşalma diyebiliriz. Görüldüğü gibi erken boşalmanın çeşitli tanımlarını yapmak mümkündür. Erken boşalma erkeklerde görülen cinsel bozukluklardan en önemlisidir. Bu sorun erkeğin kendi refleksleri üzerinde denetim uygulayamamasından, cinsel uyarım sonucu hızla orgazm olmasından kaynaklanır. Erken boşalmanın süre olarak tanımı 30 saniye ile bir buçuk dakika arasındadır. Araştırmacılar erkeklerden en az % 50' sinin zaman zaman erken boşalma sorunuyla karşı karşıya olduğunu açıklamıştır. Erken boşalma, genelde evlilik öncesi cinsel deneyimlerim hep aceleyle genel evlerde duygusallıktan uzak ortamlarda yaşamış erkeklerde görülmektedir. Boşalma, erkeğe hangi aşamada olursa olsun bir zevk verir, bir rahatlama getirir. Fakat erken boşalmada erkek, uzun süreli bir sevişmenin ardından gelen boşalmanın vereceği duygusal ve fiziksel doyumu yaşayamaz. Pek çok çiftte boşalma çok çabuk olduğu için kadın orgazma ulaşamaz. Elimizdeki verilere göre cinsel birleşme anında erkeklerin boşalma oranları şöyle: İlk dakika için erkeklerin % 5-10'u 1-5 dakika: %25-35'i 5-10 dakika :%20-35'i dakika: % 10-20'si boşalıyor. (Dr. Margaret Turner, Cinsel Konularda Herkesin Bilmesi Gerekenler, Nil Y. Ank S: 137v.d.)

261 Boşalmadan önce 20 dakikadan fazla sevişebilenlerin sayısı % 10 civarındadır. İnsan cinselliğini hiçbir zaman belli kalıplar ve istatistikler içine sokmamak gerekir. Tabii erkeğin ne zaman nasıl boşaldığına en etkili olan eşidir. Eşinin davranışı, ilgisi veya ilgisizliği ya da cinsel yönden çok çekici oluşu önemlidir. Eşinin çok erotik oluşu bazı erkeklerde erken boşalmaya neden olabilir. Fakat böyle durumlar hiçbir zaman sorun yaratmaz, zaman içerisinde cinsel beraberlikleri normal bir düzeyde oluşur. Bir erkeğin sevişme esnasında boşalmayı denetleyebilmesi, eşiyle uyum sağlayabilmesi açısından son derece önemlidir. Erkek en yoğun heyecan aşamasındayken kendisini beklemeye alabilmeli ve kendisinden daha geç orgazm olan kadınla aşk oyunlarını sürdürebilmelidir. Sevişmenin en yoğun aşamasında ansızın boşalacağı korkusunu duyan erkeğin eşine karşı duyarlı ve anlayışlı davraması da beklenemez. Öte yandan kadın da onun bu davranışına karşı anlayış gösteremez ve erkeğini bencillikle, beceriksizlikle ve anlayışsızlıkla suçlar. Tüm bunların sonucu her iki taraf da biribirlerine açılamayacak kadar sinirli olurlar. Böylece kısır bir döngü içinde giderek birbirlerinden uzaklaşırlar ve cinsel yaşamları tamamen bozulur. Erken Boşalmanın Nedenleri: 1 - Aşırı mastürbasyon sonucu penisin çok hassaslaşmış olması ve edinilen kolay boşalma alışkanlığı. 2- Testis torbasının çok dolu oluşu, uzun süreden beri cinsel ilişkide bulunmayış, erkeklerde erken boşalma nedenleri arasında yer alır. 3- Erkeğin kendine hakim olamaması. 4- Aşırı heyecan ve utangaçlık, acemilik korkusu, bu da evlenince geçer.

262 5- Kimi zaman erken boşalma sorununun kökeninde bedensel rahatsızlıklar yatabilir. Cinsel organlarında bir hastalığın olması. Prostat iltihabı, orgazmı kontrol eden sinir yolları rahatsızlıkları bunlardan bir kaçıdır. 6- Cinsel ilişkiden önce uzun sevişmede bulunma. 7- Aşırı yorgunluk (bedenî ve ruhî), yaşlanma ve bunalım içinde olma. 8- Sıcak iklimde ve acılı baharatı çok yiyenlerde. 9- Kadından hastalık kapma ve onu hamile bırakma korkusu. Boşalmanın Geciktirilmesi: Erken boşalma, her yaşta karı-koca arasında gizli geçimsizliğe neden olur. Zira kadın uyarılmış iken daha bir şey anlamadan erkeğin boşalması sonucu sinirleri gerilir, çok sarsılır. Şüphesiz eşler aynı anda orgazma ulaşırsa her ikisinin de doyumu daha fazla olacaktır. Hem erkeğin boşalmayı geciktirmesi hem kadının orgazma ulaşması öğrenilebilen bir reflekstir. Bilindiği gibi insanlar cinsellik açısından ve cinsel uyarılma açısından farklılıklar gösterir. Bazı erkek ve kadınlar çabuk doyuma ulaşırken, bazıları daha fazla zaman isterler: Özellikle yeni evlilerde kadının orgazma ne zaman ulaşacağı veya bunun belirtilerinin eşi tarafından anlaşılması başlangıçta bir sorun olabilir. Boşalmanın geciktirilmesini ayarlamak zor değildir. Ancak normal bir cinsel yaşamı olmamış, sadece genelevde kısa sürede boşalmaya şartlanmış erkekler için boşalmanın denetim altına alınması biraz daha fazla zaman alacak ve sabır gerektirecektir. Çiftler aynı anda orgazma ulaştıklarında cinsel hazzın doruk noktasına vardıklarından, günümüzde pek çok çift birlikte doyuma ulaşmak için adeta bir zamanlama çabası içindedirler.

263 Erkek, cinsel birleşme başladıktan sonra fazla uyarıldığını hissedince gel-git hareketlerine ara vermeli, dinlenir gibi hareketsiz durmalı veya kamışı tam dışarı veya kamışın başını vajinanın giriş kısmına kadar dışarı çekmeli. Sakinleştiğini fark edince tekrar gel-git hareketlerine geçmelidir. Fakat dinlenme zamanım çok uzatmamalıdır. Çünkü ara fazla uzarsa kadının heyecanı geçer ve tekrar uyarılması zor olabilir. Ayrıca bazı kadınlarda, bu kısa süren dinlenme veya ara, onların şehvet duygularını alevlendirebilir. Boşalmayı denetimi altına almaya çalışan erkek aceleci olmamayı öğrenmelidir. Gel git hareketlerinde kamışın yavaşça ve kuvvetli bir şekilde yerleştirilmesi ve oldukça çabuk, hatta hızla geri çekilmesi, kadında uyarılma duygularını etkileyecek, erkeğe ise gel-git safhasını istediği kadar uzatma imkanı verecektir. Diğer basit bir yöntemi de şöyle özetleyebiliriz. Erkek uyarımlar sonucu artık geleceğini hissederse, hemen kamışı birkaç santim dışarı çekmeli, hareketsiz kalmalı, karnından başlayarak derin nefes almalı ve karnındaki adaleleri kasmalıdır. Ancak göbekli erkekler karın adaleleri zayıf olduğu için bu yöntemi pek uygulayamazlar. Yüzyıllardan beri uygulanan diğer bir yöntem ise şöyledir: Erkek boşalacağını hissedince işaret ve orta parmağını yanyana tutarak makat ile yumurtalıklar arasındaki bölgeye üç dört saniye bastırır ve bir yandan da derin derin nefes alır. Ülkemizde pek çok erkek sorunlarını eşleriyle konuşamamaktadır. Bu yöntemin bu nedenle üstün yönü, eşine bildirmeden uygulanabilmesi ve kamışını dölyolundan çekmesine gerek olmayışıdır.

264 Erken Boşalmanın Tedavisi: Erkeğin en sık görülen fonksiyonel cinsel bozukluklarının başında erken boşalma gelir. Erken boşalmada zaman sorunu çok önemlidir. Yani erkek kaç dakikadan önce veya sonra boşalırsa bu erken boşalma olur veya olmaz. Değerlendirme çok zordur. Diğer fonksiyonel cinsel bozukluklarda olduğu gibi bu sorunda da her iki eşi ele almak gerekir. Yani erken boşalmayı, kadın orgazma ulaşmadan erkeğin gelmesi olarak görmemek gerekir. Örneğin kadında belki bir orgazm olamama durumu vardır. Böyle bir kadının eşi bir cinsel birleşmede belli bir aşamada orgazm olacaktır. Bu gibi durumlarda erkekte erken boşalma var gibi değerlendirme yapmak yanlış olur. Önce çifte bu konuda anatomi ve fizyoloji bilgisi verilmelidir. Çift boşalma mekanizmasının çalışması hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Erkek, erkeğin orgazmının da kadının orgazmı gibi öğrenilebilen bir refleks olduğunu bilmelidir. Fakat önce böyle bir tedaviye başlamadan önce gerçekten sorunu olan erkek tedaviye gerek duymalıdır. Çift arasındaki cinsel sorunlar sadece bir eşin gayreti ile hiçbir zaman halledilemez. Penis Başını Sıkma Yöntemi Ve Dur-Başla Yöntemi: Dur-Başla yöntemi, en yaygın erken boşalma tedavisi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Uzak Doğu cinsel tedavi yöntemleri içinde erken boşalma tedavi yöntemleri vardır. Her ne kadar bu yöntemler tecrübeli cinsel tedavi uygulayan hekimler tarafından yapılmalıysa da, "Dur-başla" ismi verilen yöntem, çift tarafından kolayca anlaşılan bir yöntemdir. Uygulanışı: Erken boşalma şikayeti olan hasta pasif rolde kalır, eşi uyarımda bulunur. Erkek sırt üstü yatar, eşi, ereksiyon (sertleşme) olduktan sonra mastürbasyonla erkeği uyarır. Erkek gözlerini kapar ve uyarımları algılamaya çalışır. Boşalma noktası yaklaştığını hissedince eşine uyarmayı kesmesini söyler.

265 Bir süre beklerler. Kamışın dikliği bu arada kaybolduktan sonra kadın tekrar eşini uyarmaya başlar. Erkek boşalma noktasına yaklaştığını hissedince tekrar esini uyarmaya başlar. Erkek boşalma noktasına yaklaştığını hissedince tekrar uyarma kesilir. Bu uyarım ve uyarımın kesilmesi en az dört defa arka arkaya uygulanmalıdır. Dördüncü seferde kadının kaygan bir madde kullanması vajina ortamının nemliliğini taklit etmek için uygun olur. Birkaç defalık yukarıdaki uygulamadan sonra sırtüstü yatan erkeğin üstüne kadın oturarak kamışı dölyoluna yerleştirir. Birleşme sırasında da aynı yöntem uygulanır. Genelde bu yöntem sabırla, doğru bir şekilde yapılabilirse 2 ile 10 hafta içinde başarı sağlanır. Çift kendi başına bir sürede başarı sağlayamazsa cinsel tedavi yapan bir hekime başvurmalıdır. Erkek, Her Şeyden Önce Kendine Güven Duygusu Kazanmalıdır. Erken boşalma -çok çabuk ya da kontrolsüz boşalma- erkeklerin yaklaşık % 50' sinin sorunudur. Çoğu, sorunun sadece kendisinde olduğunu düşünür ve sorununu başkalarının öğrenmesinden korktuğu için sessiz kalmayı tercih eder. Bu durumdaki erkek çekinmeden ilgili doktora gidip açıkça durumunu anlatmalıdır. Erken boşalmaların çoğunun sebebi ruhidir. Bu nedenle psikolojik tedavi ile pek çok erkek erken boşalmadan kurtulur. Erken boşalma rahatsızlığı olan erkeğin en olumlu tedavisi, karı kocanın elele vererek sorunun üstesinden gelmek üzere yola birlikte çıkmaları olacaktır. Bir süre erkeğin erken boşalmasına kadın tepki göstermemeli, zira bu durum bilhassa gençlerde psikolojiktir. Zamanla eşler birbirine alışınca kendiliğinden iyileşir. Kadın her şeyden önce kocaya karşı son derece sevecen davranarak onun üzerinde bir güven duygusu uyandırmayı başarmalıdır. Bundan sonra yapılacak işlem, erkeğin kendine güven duygusu kazanmasını sağlamaktır. Kadın, tıpkı bir psikolog gibi dikkatli davranarak eşine, her seferinde bir öncekinden daha iyi olduğu izlenimini uyandıracak davranışlar içinde bulunmalıdır.

266 Penisi çok hassas olupta erken boşalması olanlar, bu iş için hazırlanmış hassasiyeti azaltıcı kremler vardır. Cinsel ilişkiden önce bunu kamışın baş kısmına sürerek, erken boşalmayı önliyebilirler. Erken Boşalma İle İlgili Bazı Gerçekler: * Orgazm bir reflekstir; boşalmayı kontrol etmek (aynı idrar kesesi ya da bağırsaklarda olduğu gibi) öğrenilebilir. * Kaygı ve utanç duygularının strese yol açtığının bilinmesine karşın, pek çok erkekte sorunun nedeni stres dışındaki psikolojik etkenlerdir. * Erken boşlamanın nedeni fiziksel bir anormallik değildir. * Erkek erken boşalma konusunu ne kadar kafasına takarsa, sorun o ölçüde artar. Tedavi Planı: (Dr. Derek C. Polonsky, Cinsellik Hakkında Konusamadıklarımız, Hyb Y.Ank.1997, S:28) Not: Bu tür tedavi planlarını uygulamadan önce uzman doktarla irtibatlı olmak çok faydalıdır. Kişinin özel şartları tedavi şeklini değiştirebilir. Erken boşalmanın tedavisinde en önemli nokta, sayısı giderek arttırılan uyarmaları bıkmadan sürdürmektir. Bu prensip, erkeklerin genel kanısının (Gerektiğinden çabuk tahrik oluyorum) tersine sorunu çözmek için kullanılmaktadır.

267 Uygulanacak olan plan sayesinde erkeklerin çoğunun sorunu 4 ile 6 hafta içinde ortadan kalkabilir. İlk aşama: Uygulamanın sık yapılması çok önemlidir. Bu çalışmanın haftada en az üç kez yapılması gerekir. Ne kadar sık yapılırsa, başarı o kadar çabuk sağlanır. * Geleceğinizi hissedene kadar cinsel organınızı elle uyarınız. * Durun ve 60 saniye bekleyin * Tekrar başlayın ve geleceğinizi hissedeceğiniz ana kadar ne kadar süre geçtiğini anlamak için saat tutun. * Yine durun ve 60 saniye bekleyin. * Bu işlemi 4-5 kez tekrarlayın, son seferinde artık kendinizi tutmayın ve boşalın. Bütün dikkatinizi penisinizden aldığınız zevke verin ve vücudunuzun boşalmaya yaklaştığında verdiği sinyalleri gözlemleyin. Bu uygulamaya 2-3 hafta devam edin. İkinci aşama: Artık daha geç boşaldığınızı fark etmişsinizdir. Bu da artık birşeylerin değişmekte olduğunun göstergesidir. * "Gelmek üzereyim" noktasına kadar cinsel organınızı elle uyarın ve o noktada kalabilmek için uyarmanın hızını düşürün. Burada amaç kendinizi en yüksek tahrik noktasında bekletebilmektir. Uyarmaları çok azaltmanız, hatta durma noktasına getirmeniz gerekebilir; fakat önemli olan, isteğinizi o yüksek noktada azalmadan tutabilmektir. Bir süre sonra boşalma eşiğinizin yükseldiğini fark edeceksiniz. Amaçlanan, bu süreyi 20 dakikaya çıkarabilmektir.

268 PC (pubokoksigeal) kasınızı tanıyın* PC (pubokoksigeal) kasınızı tanıyın. Bu kas idrarınızı yaparken işlemi yarıda kesebilmek için kullandığınız kastır. Bu kası nasıl kontrol edebileceğinizi öğrendikten sonra egzersiz yapın, çokça egzersiz. Artık tahrik olduğunuzda, bu kası kasıp, bırakmayı deneyin. Bu egzersize tepki, erkekten erkeğe farklılık gösterebilir. Kimi erkekler, bu kasmaların boşalmayı kontrol etmede yararlı olduğunu söylemektedir. Kimileriyse bu kası bir kasıp bir bırakmanın daha yararlı olduğunu savunmaktadır. Bir başka grup ise PC kasını hafifçe ve sürekli olarak kasmanın yararını görmüşlerdir. * Artık kendinizi kontrol edebileceğinize karar verdiğinizde, eşinizle cinsel ilişkiye girebilirsiniz. Egzersizlerinizi yaparken izlediğiniz yolu izleyin. Başlangıçta penisinizi eşinizin vajinasında fazla hareket ettirmeyin (elinizle uyguladığınız tekniğe benzer şekilde). Egzersizler sırasında öğrendiğiniz gibi, sadece işi sürdürmeye konsantre olun. İlk denemelerde daha önce başardığınızı başaramayacak ve kontrolü kaybedecekmişsiniz gibi bir duyguya kapılabilirsiniz. Fakat unutmayın, sonunda başaracaksınız. Erken boşalma çok yaygın bir sorundur ve egzersizler düzenli bir şekilde yapılırsa, tedavisi kolaydır. Önemli olan tedaviden yılmamaktır. Bu tedaviden sonuç alamayan doktora gitmelidir. Geç Boşalma: Bazı erkeklerde cinsel boşalma geç olur. Hatta bazılarında bel gelmesi olmaz bile. Bu geç gelme veya hiç akmama, meni yolundaki arızalardan veya ruhi nedenlerden olabilir. Bazende zamanla meni kesecikleri fazla genişler ve iç kısmından fazla salgı verilir, bunlar meniyi koyu hale getirerek akmasına mani olabilir. Bu nevi arızalar doktorlarca tesbit olunur ve gerekli tedavisi yapılır.Şeker hastalarında da sorunlar olabilir. Bazı uyuşturucu ilaçlarda bel gelmesini geciktirir veya tamamen kesebilir. Aşırı alkol de aynı etkiyi yapar. Bu durumdaki kimseler, tedavi için doktara gitmelidir

269 KAYNAK:http://www.esdaturkey.org/pg/erkfrms.html [email protected]Erken Boşalmanın üstesinden nasıl gelirim? Bu problemin üstesinden gelemezseniz bir uzmanın görüşüne ihtiyaç duyabilirsiniz. Ancak, kendiniz bu problemi çözümlemek arzusunda iseniz, öncelikle bu konuyu partnerinizle konuşmanız çok önemlidir. Belki de çok erken boşaldığınızı hissettiğiniz performansınız partnerinizi son derece tatmin etmektedir. Bazı erkeklerde mastürbasyon vb. yolu ile boşalma sıklığını arttırmak daha az erken boşalmayı sağlar. Basit bir eğitim şekli de ilişki halinde veya mastürbasyon yaparken: penisinizi sizin yada partnerinizin uyarması fakat boşalmadan hemen önce bu uyarıyı durdurması, sn. uyarıyı durdurduktan sonra tekrar uyarması ve boşalmadan az önce durdurdurması şeklinde bir siklusu 5-6 kere tekrarladıktan sonra ancak boşalmaya izin vermektir. Sex-Shoplar, geciktirici ürünler satarlar, bunlar yararlı mıdır? Maalesef satılan veya posta ile gönderilen ürünler üzerine sağlıklı bir değerlendirme yapılamamıştır. Bu ürünlerle ilgili doktorunuza başvurmanız en doğru seçim olacaktır. Eğer problemi kendi başıma halledemezsem ne olacak? Bu durumda muhakkak doktorunuza danışmalısınız .Doktorunuz size yardımcı olacak tavsiyelerde bulunacak ve ağızdan alınan ilaçlarla bir tedaviye de başvurabilecektir. Diğer yaklaşımların başarısızlığında bu tür tedavilerin kullanışlığı görülmüştür. KAYNAK:http://www.esdaturkey.org/pg/erkfrms.html

270 GECİKMİŞ EJAKULASAYON GEÇ BOŞALMA

271 GECİKMİŞ EJAKULASAYON GEÇ BOŞALMA.Bilinmesi gereken fiziksel faktörler nelerdir? Bu problemi olan erkeklerin genellikle ereksiyon kusuru veya cinsel isteksizlik problemleri yoktur. Dolayısıyla problemleri direkt olarak sertleşme sorunu ile alakalı değildir. Boşalma birikme ve atılma olarak iki bölümde gerçekleşir. Birikme döneminde penisin kök kısmında meni birikir ve orgazmın yaklaştığı hisleri duyulur. Atılma döneminde penisin kökünde yer alan çizgili ve bulber kasları kasılır ve büyük zevk veren orgazmdan sorumludur. Maalesef, bu ikinci (atılma) dönemi istemli (kontrolümüzde olan) sinir sisteminin kontrolündedir. Böylece bir erkek ejakulasyonu engelleyebilir. Bilinçli ve bilinç altı düşünceler bu olayı etkiler. Bu durumun oluşmasında fazla stresin de rolü gözardı edilmemelidir. Adalelerini kasılmış olarak tutmak için sürekli gergin hisseden bir erkek aynı zamanda penis kökündeki adaleleri de kontrol etmek için çok gayret etmektedir ve genel olarak rahatlamak, gevşemek için uygun bir yol bulunması gerekmektedir. Fiziksel sebepler arasında şeker hastalığı, sinir hasarı, prostat hastalığı, idrar yolu daralması, boşalma zorlukları olabilir ve bu durum tıbbi tedavi gerektirir. Bazı ilaçlar örneğin: beta blockerlar ve bazı anti-depresanlar boşalmaya engel olabilir Bilinmesi gereken psikolojik faktörler nelerdir? İki tür erkekte geç boşalma problemi sıklıkla görülebilir: » Suçluluk duygusu içinde veya başka güçlü duygularla cinsel ilişkiye başlayanlarda olabilir. » Daha çok yaşlılarda görülen kendiliğinden seks yapma isteğinin azaldığı ve sertleşme için daha çok fiziksel uyarılma gereken durumlar olabilir. Geç boşalmanın üstesinden nasıl gelirim? Boşalma sorunu yaşayan çoğu erkekte biyolojik olarak sorun yoktur. Ancak kadınla birlikteyken boşalamayan erkekte cinsel teknik ve davranış problemleri birlikte bulunabilir. Örneğin çoğu

272 erkek seks yapmayı masturbasyon ile öğrenirerkek seks yapmayı masturbasyon ile öğrenir. Masturbasyon ile orgazm olmak için harcanan süre iki kişinin cinsel ilişki için harcadığı süreden çok çok kısadır. Ayrıca penise gelen uyarı daha hızlı ve yoğundur. Dolayısıyla bu erkekler seks yapmaya başladıklarında hisler yeterince uyarıcı veya yoğun olarak algılanmayabilir. Böyle bir problemin çözümü ön sevişme döneminde erotizmi arttırmakla mümkündür. Bu yardımcı olmazsa ve karşı cinsle ilişkileri zayıfsa (anne veya sevgili) içinde olduğu gerginlik boşalma refleksini engelliyor olabilir. Bu durumda partnerinizi rahatlatmaya yönelik bir oyun havasında uygulayacağınız bir fiziksel terapi yardımcı olacaktır: Partnerinizden sizin yanınızda mastürbasyon yapmasını isteyin, ve bunu bir oyun gibi eğlenceli olmasını sağlayın. Bir sonraki sefer mastürbasyon sırasında sizden biraz yardım almasını isteyin. Daha sonra, vajinanın içine boşalmasını deneyin. Bu durum başarılı bir şekilde sonuçlanırsa, partnerinize bunun normal gidişatta bir cinsel ilişki olduğunu ve Sizin istediğiniz şekilde boşalmanın gerçekleştiğini hatırlatın. Bazen erkeğe fantazilerinden bahsettirmek veya güçlü erotik cümleler veya görüntüler yardımcı olabilir. Bu uygulamaların sırasında partnerin seks, kadınlar hakkında düşündüklerini anlattırmak tedaviye yardımcı olur. Dini kökenli baskılar var mı? Kadının adet kanamaları, vücut kokusu kendisini etkiliyor mu? Gibi faktörlerin geç boşalmaya sebep olması mümkündür. Geç boşalan erkeklerin derin kaygıları olabilir. Kendilerini rahat bırakmaktan, kontrolü kaybetmekten korkuyor olabilirler.Bu durumda erkeğin kendini gevşetme ve rahat bırakma egzersizlerini denemesi de yardımcı olabilir. Yukarıdaki yöntemlerle çözülemeyen durumlarda birkaç hafta beraberce terapi seanslarına katılmak gerekli olabilir. Uzman kişilerce yürütülen bu terapilerde bazı teknikler öğretilerek boşalma temin edilebilir. Doktorunuz size yardımcı olacak tavsiyelerde bulunacak, bazı hallerde de psikoterapi önerecektir.

273 KADINLARDA CİNSEL SORUNLAR

274 KADINLARDA CİNSEL SORUNLAR..Bir değerlendirme yapılırken kadınların cinsel istek konusunda farklı konumlarda... 1-Cinsel isteksizlik Cinsel terapi kliniklerinde batılı ülkelerde ilk sırayı alan bu şikayet ülkemizde ikinci sırada yer almaktadır. Kadın cinselliğinin ve tatmininin pek de fazla önemsenmediği ülkemizde bu durum çok şaşırtıcı görünmemektedir. Bir grup kadın doğal bir biçimde (spontan) olarak cinselliğe karşı ilgisizdir ancak eşleri tarafından uyarıldıklarında uyarılır ve orgazm olabilirler. Diğer bir grup ise hem cinselliği başlatmaya hem de eşleri tarafından uyarılmaya karşı ilgisizdirler. Bir değerlendirme yapılırken kadınların cinsel istek konusunda farklı konumlarda oldukları göz önüne alınmalıdır. Kimi kadınlar spontan sekse ilgi duymaz ve fantezileri yoktur, kimi ise daha isteklidir. Ergenlik çağından beri ilgisizlik yaşayan grupta çoğunlukla erken yaşlardaki olumsuz deneyimler en sık nedenler gibi görünürken , belli bir zaman sonra ortaya çıkan isteksizliklerin çoğunlukla eşle yaşanan cinsellik dışı ilişkileri ile yakından bağlantılı olduğu düşünülür. Evde bütün ipleri elinde tutan erkeğe karşı belki de kadının tek silahı yataktaki isteksizliği olabilir. Çocuk doğumundan sonra ve depresyonla birlikte de de bu soruna sık rastlanır. 2-Yetersiz Cinsel Uyarılma: Vajinal ıslanma ve şişme gibi normal fizyolojik tepkilerin gerçekleşmemesi ile karakterizedir. Cinsel olarak heyecan genellikle yoktur. Bu duruma cinsel isteksizlikte genellikle rastlanmaz. Çocuk doğumunu takiben, ve menopozdan sonra da uyarıma vajinanın verdiği yanıt bozulabilir. 3-Orgazm bozukluğu: Bir kadının orgazm ile ilgili beklentileri bu konunun anlaşılması için temeldir. Bir kadın orgazm olmadan da cinsel aktiviteden zevk alabilir. Ya da başka bir kadının orgazm olduğunun bile farkında olmayabilir, ancak farklı beklentiler ortaya çıktığında sorunlar yaşanmaya başlanır.

275 . Örneğin medyada bir gecede 10 kez orgazm olan bir kadınla ilgili bir haber bazı kadınların beklentilerinin o günden sonra artmasına ve sorunların başlamasına neden olabilir. Bazı kadınlar hiçbir şartta orgazm olamazken, bazıları cinsel ilişki ile orgazm olamayıp mastürbasyonla olabilirler. Primer orgazm (ergenlikten beri) sorununa oldukça sık rastlanır. Çoğunlukla cinsellikle ilgili bilgisizlik olumsuz aile tutumu gibi sorunlardan kaynaklanır. Sonradan ortaya çıkan orgazm sorunları genellikle eşle cinsellik dışı ilişkinin olumsuzluğundan kaynaklanabilir. 4-Vajinismus (kadın cinsel organının kasılması ve girişe izin vermemesi): Ülkemizde cinsel sorunla başvuran kadınların en büyük grubunu oluşturmaktadır. Bu sorunda cinsel birleşme ya imkansızdır ya da kasların spazmına bağlı olarak oldukça ağrılıdır. Spazm (aşırı kasılma) kadının kontrol edemeyeceği biçimde ağrılıdır. Bir çok kadın bu durumu ilişkiye başladıkları ilk birkaç seferde orta şiddette yaşar ancak çoğunluk ilişkiye izin vermeyecek biçimde ağırdır. Bu durum çoğunlukla primer yani ilk deneyimde başlar. İkincil olan yani sonradan ortaya çıkanlar doğum sonrası yırtıklar ya da enfeksiyonlara bağlı olarak nadiren başlayabilir. Vajinusmuslu vakaların çoğunda vajinal girişe karşı aşırı bir korku vardır. Genellikle çoğu vaka vajinasının erkek organının girişine müsaade etmeyecek kadar küçük olduğunu hatta imkansız olduğunu düşünür. Çoğu arkadaştan teyzeden ya da başka kaynaklardan çeşitli öyküler duymuşlardır bunların en yaygın olanları, bazı çiftlerin kanlar içinde acile başvurmaları ya da kenetlenerek battaniyelerle acil servislere başvurmaları gibi gerçekdışı öykülerdir.

276 Sebep nadiren sert yırtılmamış bir kızlık zarı olabilir. Sebep nadiren sert yırtılmamış bir kızlık zarı olabilir. Giriş dışındaki cinsel aktivitelerden çoğunluk oldukça zevk alır ve çoğu ön sevişmeyle orgazm olabilir . Kadının korkularını bir süre sonra eşide paylaşmaya başlar ve eştede isteksizlik ya da ereksiyon sorunları yaşanabilir. Kliniğimize başvuranlar arasında 14 yıllık evli olup vajinusmus nedeniyle birleşememiş çiftlere bile rastlanmaktadır. Terapiye yanıt çoğunlukla oldukça iyidir. 5-Ağrılı cinsel birleşme: Hafif ya da orta derecede vajinusmus, uyarılma eksikliği,kist ve enfeksiyonlara bağlı ortaya çıkabilir. Organik nedene bağlı olanlar genellikle derin girişlerden kaynaklanırken , diğerleri çoğunlukla uyarılamamaya bağlı vajinal kuruluk, ve genişleme olmamasından kaynaklanır. Bu sorunu olanların bir kadın doğum uzmanı tarafından öncelikle değerlendirilmesi gerekir. Cinsel fobiler: İzole olarak nadiren görülen bir sorundur. Çoğunlukla isteksizlik, ya da uyarılma sorunu ile beraber görülür. Fobi, meniye, penise, ya da ön sevişmeye karşı olabilir. Cinsel fobiler, erken yaşlarda yaşanan kötü deneyim, tecavüz, enseste bağlı oluşmuş olabilir

277 CİNSEL İSTEKSİZLİK

278 CİNSEL İSTEKSİZLİK [email protected]İsteksizliğin cinselliği tamamen etkilemesi nadirdir. Daha sık olarak cinsel istekte azalma olur. İsteksizlik belli bir eşe veya sevişme şekline olur. Sevişmeden kaçınma özellikle diğer eşin arzu ve talepleri olduğunda çoğalır. Kadınlarda daha çok pasif direnme ve iğrenme görülürken, erkeklerde başarısızlık korkusu nedeniyle cinselliğe uzak durma daha çoktur. Klinik başvurularda cinsel isteksizlik kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Genellikle çiftler arasındaki sorunları yansıtır. Bazı kadınların kendiliğinden cinselliğe ilgileri yoktur fakat eşlerinin yaklaşımına fizyolojik bile olsa yanıt verir, uyarılır ve orgazm olurlar. Kadınlarda aşk cinsel isteği artıran bir etkendir. Kadınlarda olduğu gibi, bütün erkeklerde de bazan cinsel ilgi kaybı olabilir, fakat özellikle bu nedenle erkeğin yardım araması nadirdir. Bunun bir nedeni, cinsel ilginin azalmasının sıklıkla ereksiyon güçlüğü veya başarısızlık korkusuna yol açması ve bu nedenle yardım aramasıdır. Erkekte baştan beri cinsel ilgisizlik olduğunda bir organik neden olup olmadığı dikkatlice araştırılır. Ancak depresyon ve fiziksel hastalıklar önemli olduğu gibi eşle olan genel ilişki bozukluğunun da rolü vardır. Cinsel ilgi düzeyi değerlendirilirken, sadece eşe olan cinsel ilgi değil, aynı zamanda kendiliğinden cinsel fantezi sıklığı, mastürbasyon sıklığı, başka erkek veya kadınların çekici bulunup bulunmadığı dikkate alınır.        Erkekte sertleşme güçlüğü, penisteki ereksiyon süre ve gücünün cinsel ilişki için yeterli olmaması halidir. Çoğu erkekte işlev bozukluğu daha çok cinsel birleşme sırasında ortaya çıkar, mastürbasyon veya ön sevişme sırasında sertleşme zorluğu daha azdır. Sertleşme tepkisi psikolojik etkenlere çok duyarlıdır. Özellikle, endişe, fiziksel hastalıklar, ilaçların yan etkisi ve alkol önemli etkenlerdir. Bazı erkekler sönük bir penisle de boşalırlar. Bunlar zayıf hissedilen orgazmlardır ve doyurucu değildir.

279 VAJİNİSMUS

280 [email protected] VAJİNİSMUSVajiismus Sorunu / Güncel yaklaşım ve tedavisi Vajinismus : Vajinismus cinsel ilişkiye girmeye müsaade etmeyecek şekilde vajinal kasların dış 1/3 ünde gözlenen istem dışı oluşan şiddetli kasılmalarla kendini gösteren bir rahatsızlıktır.Vajinismusta oluşan kasılmalar o derece şiddetli olabilir ki genellikle ilişkiyi imkansız hale getirmektedir. Vajinismus gibi ağrılı cinsel ilişkiye neden olan rahatsızlıklarda öncelikle temel kural jinekolojik muayene yapılarak ilişkinin oluşumuna engel olan organik bir bozukluğun olup olmadığının kesin olarak belirlenmesidir. Bu tür rahatsızlıklarda belirgin bir fiziksel patoloji tespit edildiğinde etkene yönelik cerrahi uygulamalara nadiren gerek duyulabilinmektedir. Ancak yanlış bir kanı olarak genellikle eski bir yöntem olarak uygulanan hymenotomi adı verilen kızlık zarının kesilerek açılması konunun yeterince anlaşılamamasından kaynaklanmakta idi. Bu gün ise bu yöntemin sorunun çözümünde hiçbir değerinin olmadığı bilinmektedir. Soruna neden olan etkenler çoğunlukla genç kızlık yıllarından itibaren cinsellik ve kızlık zarı hakkında bilinç altına yerleşmiş yanlış bilgiler, cinsel eğitim eksikliği, yaşanmış kötü cinsel tecrübeler , toplumsal baskılar gibi oldukça geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Hasta ve eş için oldukça sıkıntılı bir durum olan vajinismus vakalarında rahatsızlık, eşin duyarlı ve paylaşımcı yaklaşımı ile aile içerisinde yıllarca saklı kalabilmekte ve çiftin bir süre sonra cinselliğe duyarsızlaşmasına yönelerek cinsel soğukluk ve duyarsızlık çıkmazına doğru. İlerleyen komplike problemlere de zemin hazırlamaktadır.

281 . Vajinismus sorununa sahip çiftlerde tedavi için yönelim, çoğu zaman artık aileye yeni bir bireyin eklenmesi gerektiği dönemlerde artmaktadır. Genellikle hanımlar bu olayın yakın arkadaş ve aileleri tarafından duyulmaması için büyük bir çaba içerisinde girmektedirler. Yaşanan tüm bu kısır döngüler tedavi ile rahatsızlığın çözüm sürecinde gecikmelere neden olabilmektedir. Vajinismus tedavisi zor bir rahatsızlık mıdır? Kesinlikle hayır, bu gün artık bu sorun hakkında doktorlarımızda yeterli bilgi ve deneyim kazanmaktadırlar. Uygun tedavi yöntemleri ve çalışmalarla artık sorunun çözümü oldukça kolay ve başarı şansı bir o kadar yüksektir.Yeter ki uygun metodlar ve doğru ekip çalışması yapılsın.Tedavide başarıyı arttıran esas unsur, bu tür hastalıkların tedavi basamaklarında olmazsa olmaz kuralı olan jinekolog-psikolog ikilisinin ortak çalışmasında yatmaktadır. Vajinismus sorunu erkekte de problemlere neden olabilir mi? Sorunun tedavisi süreci uzadıkça erkekte kendine güvensizlik, cinsellikten soğuma, ereksiyon problemleri gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalma riski de doğabilmektedir. Ayrıca cinsellik gibi insan fizyolojsi ve aile içi bağlarda önemli bir role sahip doğal bir sürecin yaşanamaması psikolojik sorunlarla beraber aile içi sosyal sorunlara da neden olabilmektedir. Tedavide değişik tedavi yöntemleri var mıdır. ? Tedavinin belli bir süreci vardır ve uygun metodlar uygulandığı sürece başarı hemen hemen kesindir. Ana temadan uzaklaşarak ve kestirme yollara sapılarak yanlış uygulamalara yer verilmediği sürece başarının yakalanması ve tedavi sonrası kalıcı iyileşme sağlanmasını mucizevi bir sonuç olarak görmemekteyiz

282 KADINDA ORGAZM OLAMAMA

283 KADINDA ORGAZM OLAMAMA.Kadınlarda orgazm çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle "hiç orgazm olamama" ve "cinsel ilişkide orgazm olamama" şeklinde ayırmak gerekir. Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun "yetersiz" olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin "yetersiz olduğunu" kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek "herşeyin normal gittiğini" düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz. Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir? Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve belli bir süre erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir.

284 Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler. Buradan çıkan sonuç, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir. Kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler: -Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması: erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir. -Çoğu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüzyüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir. -"Önsevişme döneminin" uzun tutulması: kadınlar için "önsevişme dönemi" çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir.

285 . Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek te bu mesajı alabilmelidir. Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir. -Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir: Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla memeuçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. Kadın eşine önsevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek te bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır. -Bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir.

286 -"Penis boyu nevrozu (takıntısı)" terkedilmelidir-"Penis boyu nevrozu (takıntısı)" terkedilmelidir. Vajinanın üst 2/3'lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3'lük bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3'lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3'lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt 1/3'lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadının "tatmin olmasıyla" hiçbir ilişkisi olamayacağıunın da göstergelerinden biridir bu. Penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en çok vajinanın alt 1/3'lük kımını uyarmaktadır. Ben Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmam nedeniyle bu yazıyı daha çok kadının anatomik ve fizyolojik özellikleri üzerinde odaklaştırdım. Bazı okuyucular "erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varlıklar mı" gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ancak konumuz ilişkiden alınan zevkin nitelikleri değil, kadının orgazm olamaması olduğundan bu konuya odaklandırıyorum ve bu nedenle de kadının yapısal özelliklerinin orgazm olmasına etkilerini erkeklerle arasındaki farkı vurgulayarak açıklamaya çalıştım. Yukarıdaki önlemlerle orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapılması gereken bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. Her ne kadar kadında orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağlı olsa da kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalıdır .

287 CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU

288 CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU .CİNSEL İSTEK KAYBI Kadın ve erkekte, cinsel istek kaybı, benzer sorunlardır.Cinsel istekler konusunda iki teori öne sürülmektedir: Birinci teoriye göre bireylerin cinsel istek düzeyleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar doğuştan kazanılmış özelliklerdir. Bu nedenle bazılarının cinsel istek veya kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler. Bu durum, bir ölçüde bireyler arasındaki boy uzunluğu veya göz rengi farklılıklarına benzetilebilir. İkinci teoriye göre ise, yaşam olayları veya eğitim ile yasaklanmadığı, bastırılmadığı veya saptırılmadığı sürece cinsel dürtü herkes için çok önemli bir itici güçtür. Klinik deneyimler ikinci teoriyi desteklememize neden olmaktadır. Cinsel istek azalması sorunları olan hastaların genellikle bu kaybı açıklayacak çok sayıda nedenleri vardır. Cinsel istek kaybı, isteğin azalması, uyarı sonucu cinsel tepki alındığı halde istek olmaması, uyarı sonunda da cinsel tepki olmaması veya nefret şeklinde ortaya çıkabilir. Nefret, cinsel ilişkide bulunamayacak kadar olumsuz duyguların mevcut olması anlamına gelir. Bu, genel olarak her türlü cinsel aktiviteye karşı olabildiği gibi sadece belli bir düşünce, inanç veya davranış şekline karşı da geliştirilebilir (örneğin, oral seks gibi).

289 Genel olarak insanlar ödüllendirici bir davranışı tekrarlama eğilimindedirler (cinsel veya başka tür bir aktivite). Tersine, belli bir davranış anksieteye neden oluyorsa, kaçınmaya çalışılır, dolayısıyla nefret ortaya çıkar. Cinsel istek kaybı olan insanlarda, çocukluk dönemindeki yasaklayıcı eğitim ve başarısızlık beklentisi, utanç, acı veya yetersizlik korkusu, gerçek yasaklamalar veya acı deneyler kadar önemlidir. İstek kaybının aksine, eşler arasında cinsel isteklerin farklı düzeylerde olması, sık rastlanan fakat daha az ciddi bir sorundur. Bir ilişki disfonksiyonel hale geldiğinde, sıklıkla eşlerden biri, diğerinden çok daha fazla cinsel yakınlık ister. Bu abartılmış farklılıklar, eşler diğer sorunlarını çözüp tekrar iletişim kurabildiklerinde ortadan kalkar. Cinsel istek kaybı, çok sayıda seksüel disfonksiyonun seyri sırasında ortaya çıkabilir. Organik hastalıklar erkeklerde olduğu gibi, kadınlarda da cinsel tepkileri olumsuz yönde etkiler, fakat genellikle kadınlarda cinsel tepki üzerine etkileri, erkeklerden daha azdır. Yine de, diyabetik kadınların % 50'sinin sonunda anorgazmik olacağı bilinmektedir. Estrojen eksikliğine bağlı ikincil vajinal atrofi (cerrahi sonrası veya menopoz sonrası), ağrılı ilişkiye neden olur.

290 Eğer atrofi çok ilerlemişse krem veya hap şeklindeki estrojenle tedavisi çok başarılı sonuç verir.Organik pelvik veya genital hastalıklar da ağrılı ilişkiye ve giderek cinsel istek kaybına neden olabilirler. Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınlarda da istek kaybı görülürse de, bu durum daha ziyade psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır (depresyon, üzüntü, bastırılmış öfke, histerik kişilik, vb. gibi). Kronik yorgunluğun kadının cinsel tepkileri üzerindeki etkileri sıklıkla göz ardı edilir. Jinekologlara göre, yuvaya gidemeyecek kadar küçük çocuğu olan her kadında, bu tip sorunlarla karşılaşıldığında kronik yorgunluğu akla getirmek gerekir. Klinisyenlerin, kadınlarda fiziksel yakınma veya seksüel fonksiyon bozuklukları ile uğraşırken, kronik yorgunluğun da bir neden olabileceğini unutmamaları gerekir. Genel olarak, doğum, ameliyat, kanser, sürekli diyet yapma, aşırı kilo kaybı gibi vücut direncini düşüren hastalık ve durumlarda geçici veya sürekli olarak cinsel istek kaybı görülebilir. Cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olan veya cinsel fonksiyon bozukluğu şeklinde ortaya çıkan diğer sorunlar. A- Madde Bağımlılığı 1- Alkolizm 2- Diğer Madde Bağımlılıkları

291 [email protected] B- Kişilik Yapısı 1- Obsesif/Kompulsif Kişilik2- Histerik Kişilik 3- Pasif/Bağımlı Kíşilik 4- Pasif/Agresif Kişilik C- Fiziksel Sorunlar 1-Fiziksel Hastalìklar, nörolojik bozukluklar, damarsal bozukluklar. 2-Menopozal Semptomlar, vajinal kuruluk, östrojen yetmezliği. 3-Doğum Kontrol Hapları 4-İlaçlar 5-İnfertilite, özellikle zamanlanmış ilişki D- Duygusal Faktörler ve Stres 1-Bastırılmış öfke 2-Üzüntü-Yadsıma, suçluluk duygusu, depresyon veya öfke 3-Depresyon 4-Gebelik Korkusu

292 [email protected] 5-Kişiler Arasında Anlaşmazlık6-Bedensel Görüntü Sorunları 7-Psikozlar 8-Kronik yorgunluk a-Çok Fazla ve Uzun Süre Çalışma b-Küçük Çocuk Bakımı 9-Orta Yaş Krizi E- Karşılanmayan Cinsel Değerler CİNSEL YANIT SÜRECİ Masters ve Johnson(1966), insanın cinsel yanıt sürecinin fizyolojik olarak birbirini izleyen 4 aşamaya ayırdılar: 1- Uyarılma (Excitement) 2- Plato(Plateau) 3- Orgazm(Orgazm) 4- Çözülme(Resolution).

293 1974 yılında Kaplan’ın bunlara daha psikolojik bir boyut olan istek aşamasını eklemesi ve diğer aşamaların birleştirilerek tek başlık altında toplanması ile Kaplan’ın trifazik (üç fazlı) modeli geliştirildi: 1- Cinsel istek (sexual desire) 2- Cinsel uyarılma ( sexual arousal) 3- Doyum (orgazm) Önerilen bu fazların herhangi bir yerindeki bozukluk cinsel işlev bozukluklarının sınıflamasına yardımcı olur. Fizyolojik, bilişsel ve davranışsal bileşenler içeren ve gelişimsel ve kültürel etkilerle biçimlenen karmaşık bir oluşumdur. Androjenlerin erkekte cinsel isteğin önemli bir belirleyicisi olduğuna dair kanıtlar vardır. Hipogonadik (Hormonal seviyesi düşük) ya da kastre (iğdiş edilmiş) erkeklerde dışarıdan verilen cinsiyet hormonlarının (eksojen testesteronun) kesilmesi cinsel ilgide ani bir azalmaya yol açarken bunun tersi olarak dışarıdan verilen hormonlar (replacement therapy) cinsel düşünceleri belirgin biçimde arttırarak bir kaç hafta içinde cinsel isteğin düzenlenmesini sağlar. Androjenlerin cinsel dürtü ve davranışları hangi mekanizma ile etkiledikleri tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Ancak hayvan deneyleri beynin bir bölgesinde (median preoptik hipotalamik bölgenin ve bu bölge ile ilişkili limbik yapıların) cinsel davranışın düzenlenmesinde önemli rolü olduğunu göstermektedir. Normal erişkin erkeklerde testosteron kan düzeyleri büyük bireysel farklılıklar gösterir.

294 Cinsel dürtü ve davranıştaki bireysel değişiklikler sadece testestoron düzeyleriyle açıklanamamaktadır. Yani cinsellik hormonları ile cinsel istek arasında direkt bağ kurulamamıştır. Estrojen gibi steroid ve prolaktin gibi nonsteroid hormonların ve endojen opiyat peptidlerin erkekte cinsel istek ve uyarılma üzerinde etkili olduğunu düşündüren bazı bulgular da vardır. Örneğin yüksek prolaktin seviyeleri kandaki androjen düzeylerinden bağımsız olarak cinsel istek azalmasına yol açabilir. Bu, prolaktinin doğrudan bir etkisi olabileceği gibi cinsel dürtülerin devamından sorumlu merkezi dopaminerjik aktivitenin azalmasını da yansıtabilir. Erkekte öznel cinsel heyecan ve zevk duygusuna eşlik eden ereksiyon (penisin sertleşmesi) ile belirgin durumdur. Kadında ise cinsel organlarda ortaya çıkan hacim değişiklikleri ve ıslanma ile karekterizedir. Her iki cinste de cinsel zevkte doruğa ulaşmakla birlikte üreme organlarını oluşturan yapıların ve anüs ve cinsel organlar çevresindeki kasların ritmik kasılması, kalp-damar ve solunum değişiklikleri ve cinsel gerginliğin boşalması ile karekterizedir. Erkekte fizyolojik sürecin iki fazı vardır. Erkekte boşalmanın en iyi göstergesi ejakulasyon yani boşalma sayılabilir. Kadında da benzer bir boşalma vardır. Kaslardaki gevşeme daha ön planda yer alır. Nöroendokrin (İç salgı sistemi ve beyinle ilgili) araştırmalar oksitosinle cinsel uyarılma ve orgazm arasında bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Orgazm boyunca psikofizyolojik olarak ölçülen perineal kontraksiyonlar, kan basıncı yükselmeleri ve oksitosin plazma düzeyleri arasında doğru orantı olduğunu göstermiştir..

295 CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ

296 CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ90'larda cinsel işlev bozukluklarının Tedavisi Masters ve Johnson'un (1970) çalışmalarından sonraki 25 yılda cinsel işlev bozukluklarının ele alınması ve tedavisinde önemli değişiklikler ortaya çıkmıştır. Masters ve Johnson, kadın ve erkek cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde üç temele dayandırdıkları bir model önermektedirler: (a) Her iki cinste de paralel, dört-evreli ardışık fizyolojik ve öznel uyarılmanın olması (cinsel yanıt döngüsü); (b) cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda ve sürmesinde yanlış bilgilenme ve performans kaygısı başta olmak üzere psikojenik faktörlerin önde gelmesi; (c) Cinsel işlev bozukluklarının çoğunun kısa, sorun-odaklı tedavi yaklaşımlarına (sensate focus yani duyumsal keşif gibi) iyi yanıt vermesi. Son yıllarda model Azalmış cinsel istek bozukluğu ve cinsel travma veya istismar sonucu ortaya çıkan sorunların tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır. Öte yandan 1980'lerin başından beri cinsel terapilerde giderek organik ve biyomedikal faktörlerin rolü üzerinde durulmaya başlanmıştır. Her ne kadar bu durum en çok erektil bozukluk tanı ve tedavisi için geçerli ise de azalmış cinsel istek bozukluğu, erken boşalma ve cinsel ağrı bozukluklarında da önem kazanmaya başlamıştır. Ayrıca yaşlılarda ve kronik hastalığı olanlarda cinsel işlev bozuklukları üzerinde daha fazla durulmaya başlanmıştır. Psikolojik faktörler açısından da cinsel sorunların başlamasında ve sürmesinde kaygıdan çok bilişsel süreçlerin-algılama ve dikkatle ilgili süreçler- rolü üzerinde tartışılmaktadır.

297 Buradan yola çıkılarak çoğu zaman cinsel istek ve uyarılma bozukluklarının altında yatan sebepler olan performansla ilgili zorlukların veya "seksi olma isteği"nin elenmesi tedavideki odak noktaları olmalıdır. İlişki ile ilgili faktörler halen cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda odaklanılan bir diğer alanı oluşturur. İletişim sorunları, güven ya da yakınlığın olmaması ve güç çatışmaları cinsel sorunlara en sık eşlik eden sorunlardır. Kültürel ve toplumsal etmenler de önemlidir. Erkeğe ve kadına biçilen roller de cinsel sorunların sıklığını etkiler gibi görünmektedir. Cinsel işlev bozukluklarının tedavisini genel olarak ele alırsak; A. Tedavide genel ilkeler: 1) Hasta olan cinsel ilişkidir. 2) İletişim yoluyla cinsel öykünün yeniden ele alınır 3) tedavide öğrenme becerileri vurgulanır. 4) Eğitim, destek, öneri ve içgörü üzerinden çalışılır. 5) Eşler için kaygı omaksızın yakınlık ve zevk sağlamak hedeflenir. B. Davranışçı cinsel terapi teknikleri: 1) Eğitim: cinsel yanıtı anlamak 2) Duyumsal keşif: performans kaygısını azaltmak, partnerin cinselliğini öğrenmek, cinsel birleşme dışındaki cinselliğe odaklanmak, iletişimi artırmak 3) Kendini uyarma: kendi cinselliğini öğrenmek, kaygıyı azaltmak 4) Gevşeme eğitimi: kaygının azaltılması 5) Dur/Başla tekniği: özellikle erken boşalmada uygulanır. 6) Daha ileri davranışçı yöntemler

298 C. Bilişsel Tedavi: Zihni meşgul eden düşünceleri  uzaklaştırmak, cinsel haz ve yakınlığa odaklanmak1) Duyumsal keşif: zihinsel odaklanma 2) Anksiyetenin azaltılması: düşünce durdurulması, dikkati başka yöne çevirme 3) Cinsel tutumların yeniden uyarlanması 4) Öykü terapisi D. Çift terapisi:Duygusal ilişkilerde altta yatan işlevsizliği tanımak, çiftlerin iletişimine yardım etmek 1) Çatışma çözümü 2) Yakınlığın artırılması 3) İletişimin artırılması 4) İlişkideki diğer konuların çözümü E. Bireysel terapi: 1) Cinsellik ve/veya yakınlık ile ilgili ikili duyguların çözülmesi 2) Eşle ilgili ikili duyguların anlaşılması 3) Depresyon veya anksiyetenin tedavisi 4) Cinsellikle ilgili kendilik imajının değişimi Erektil bozukluğun tedavisi: Erektil bozukluktaki tıbbi nedenleri gözönüne aldığımızda son yıllarda tedavide tıbbi ve cerrahi yaklaşımlar çoğalmıştır. Bunlardan bazıları (a) cerrahi protezler ve penil implantlar, (b) penis içine (intracorporal) vazoaktif ilaçların enjekte edilmesi, (c) sıkma (konstriksiyon) halkası ve vakum pompası, (d) ağızdan uygulanan ilaçlardır.

299 Ayrıca kan akımı yetersizliği ya da venöz kaçağın düzeltilmesine yönelik cerrahi girişimler de yapılmaktadır. Son yıllarda penil protezlerin yerleştirilmesi konusunda önemli ilerlemeler vardır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan penil protezler arasında yarı-sert, silikon tipte olanlar ve şişirilebilir veya hidrolik protezler sayılabilir. Bu cihazlar cinsel ilişkiye girileceği zaman şişirilmekte, ilişki sonrasında da önceki halini alabilmektedir. Şişirilebilen protezler çok daha pahalıdır ve operasyon sonrası komplikasyonlar-enfeksiyon gibi- daha fazla olabilir. Öte yandan cinsel eş daha fazla tatmin olmaktadır. Cerrahi olarak protez yerleştirilmesi organik sebebe dayanan (diyabet, hipertansiyon gibi) ve şiddetli (önceden tıbbi tedavi, penise vazoaktif ilaç enjeksiyonu, vakum cihazı denenip sonuç alınamayan hastalar) erektil bozukluklar için önerilmektedir.  Penis içine papaverin, prostaglandin E1, fentolamin gibi vazoaktif maddelerin enjekte edilmesi arteriyel kan akımının artırılması ve kan basıncının artmasıyla sertleşmenin oluşması amacına yöneliktir. Başlangıçta etkinliği %75 gibi yüksek olabilir. Cinsel eşin memnuniyeti de yüksektir. Uzun süreli sertleşme, penis ve testislerde ağrı, peniste doku sertleşmesi, karaciğer işlevlerinde bozukluklar ve genel enfeksiyon gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.  Vakum cihazları ve sıkma halkaları penise vakum oluşturarak kanın penise dolmasını sağlar. Sıkma halkası en fazla otuz dakika tutulmalıdır. Cinsel eş tarafından kabulü diğer yöntemlerden farklı olmasa da bazen hastaların kabul etmede ve uygulamada zorlandığı belirtilmiştir. Peniste soğukluk, ağrı, hissizlik, boşalmanın olmaması ya da ağrılı olması, morarma gibi yan etkiler görülebilir.  İlaç tedavileri yaygın olarak uygulanmaktadır. Etkisini merkezi sinir sistemi üzerinden gösteren bir ilaç  olan yohimbin hem organik hem de psikojenik kökenli erektil bozukluklarda kullanılır.

300 Sürekli kullanımda uykusuzluk, başağrısı, çarpıntı, kan basıncında hafif yükselme görülebilir.Trazodon depresyon tedavisinde kullanılan serotonerjik bir ilaçtır. Uzun süre kullanımı gerekir. Yan etki olarak uyku hali, bulantı, kusma, başdönmesi, idrar tutukluğu ve priapizm yapabilir. Sildenafil penisteki düz kasları gevşetip penise kan akımını artırarak etki eder. Bu ilacın etki edebilmesi için cinsel uyarılma gerekmektedir. Erkeklerde cinsel isteği artırmaz. Cinsel aktiviteden 1 saat önce alınmalıdır. Hem organik hem de psikojenik kökenli olgularda etkilidir. Başağrısı, yüzde kızarma, hazımsızlık, burun akıntısı, görme bozukluğu (mavinin algılanmasında bozukluk, parlak ışığa hassasiyet) ve diyare görülebilir. Nitrat grubu ilaçlarla birlikte kullanıldığında ani kan basıncı düşmesi ve buna bağlı ölüme yolaçabilir. Eğer eksikliği saptanırsa erkek cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde testosteron da kullanılabilir. Lipid ve kilo kontrolü yapılarak kullanılmalıdır. Azalmış libidoya etkili olabilir. Gingko Bilobanın antidepresanlara bağlı cinsel yan etkileri düzelttiği bildirilmiştir. Etkisinin genital bölgedeki kan akımı artışına bağlı olduğu düşünülmektedir. Cinsel tedaviler: Sertleşme bozukluğu bireyin yalnızca partnerli etkinliklerinde görülüyorsa, diğer durumlarda (sabah uyanınca, gün içinde kendiliğinden ya da mastürbasyonda) tam sertleşme varsa, bu sorunun psikolojik olduğu yönünde önemli bir ipucudur. Tedavini başarısında uygulanan yöntemin ve terapistin profesyonel becerisi kadar çiftin tedaviye uygunluğunun, düzelme isteği ve çabasının da rolü vardır. Cinsel terapilerde genelde tedavi oturumları çiftle birlikte düzenlenir. Ancak düzenli bir cinsel eş yoksa bazen bireysel tedaviler de düzenlenebilir. Tedavide bilişsel ve eğitime dayanan girişimler önemlidir. Bu konuda sorunu olan bireylerin sıklıkla cinsel uyarılmanın doğası, cinsel beceriler ve partnerlerinin cinsel tatmin beklentileri konusunda yanlış düşünceleri vardır. Ayrıca çiftlerin iletişim becerileri ve cinselliğe ilgileri de oldukça belirleyicidir.

301 . Terapist ilk görüşmeden itibaren çiftin yanlış cinsel bilgilerini düzelterek, yeri geldikçe doğru cinsel bilgiler vererek, cinsel mitleri tartışıp açıklayarak, cinsel teknikler öğreterek eğitimci rolü oynar. Hem bilişsel hem de kişilerarası süreçlere odaklanan beş basamaklı bir tedavi modelinde; bilişsel yeniden yapılanma, performans kaygısının azaltılması, cinsel beklentilerin düzenlenmesi, çiftin iletişim açısından eğitimi ve yinelemenin önlenmesi yer almaktadır. Her eşin cinsellik hakkında ve cinsel duyguları hakkında konuşması önemlidir. Cinsel ilişkinin birleşmeden ibaret olmadığı, sertleşmenin zevk almak için mutlaka gerekli olmadığı, sertleşme için yeterli cinsel istek ve uyarılma gerektiği ancak kaygının bunu kolayca etkileyebileceği bilinmelidir. Bekar erkeklere yönelik tedavi girişimleri arasında cinsel tutum değişikliği, masturbasyon egzersizleri ve sosyal beceri eğitimi vardır. Genelde özsaygı ve cinsel doyumda artış olduğunda sertleşmede de düzelme olmaktadır.  Sonuçta çoğu kişi için tıbbi/cerrahi çözümler zaman gerektiren ve sonucu belirgin olmayan psikolojik tedavi yöntemleri ile kıyaslandığında çabuk çözüm vadeder görünmektedir. Ancak son çalışmalar bilişsel ve kişilerarası faktörlerin önemine işaret etmektedir. Önemli olan birey/çifti iyi değerlendirmek, hangi yaklaşımdan yarar göreceğini bütüncül bir yaklaşımla ele alabilmektir. Erken Boşalma:  Boşalma denetiminin öğrenilmesi idrar tutma üzerinde denetim kazanılmasına benzer. Erkekler ergenlik çağlarından başlayarak masturbasyon ya da cinsel ilişki ile genellikle kendiliğinden boşalma denetimini öğrenirler. Ancak seyrek masturbasyon, düzenli cinsel ilişki olanağı olmaması, sınırlı süre içinde para karşılığı ilişki gibi durumlar boşalma refleksi üzerinde denetim sağlamayı öğrenememe olasılığını artırır. Düzenli bir cinsel yaşamı ve sürekli bir cinsel eşi olmayan erkeklerde erken boşalma tanısı koymakta acele edilmemelidir. Boşalma denetiminin öğrenilmesi için düzenli cinsel deneyim gerekir. 

302 . Tedavi yaklaşımları arasında geleneksel Dur/Başla ya da Sıkma teknikleri, bilişsel-davranışçı yöntemler ve ilaç tedavileri yer almaktadır. Dur/Başla ya da sıkma teknikleri ile başlangıçta olduça yüksek tedavi oranları bildirilse de sonraki izlemlerde geriye dönüşler de sık görülmüştür. Son yıllarda fluoksetin, klomipramin gibi serotonerjik antidepresanlar tedavide sıklıkla önerilmektedir. Ancak bu ilaçların cinsel isteği veya uyarılmayı azaltabileceği de göz önünde tutulmalıdır. Ayrıca ağız kuruluğu, uyku hali, kabızlık gibi yan etkileri de ortaya çıkabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğunun tedavisi: Öncelikle tıbbi (hormon dengesizliği, ilaç kullanımı ve diyabet gibi) ve psikiyatrik durumlar (depresyon gibi) dışlanmalıdır. Cinsel istek bozukluğunun psikojenik yönleri bilişsel-davranışçı ve psikodinamik yaklaşımların bütünleştirilmesi ile tedavi edilebilir. Hastalara o esnadaki cinsel sorunlarına yönelik davranışçı ev ödevleri verilir. Daha derindeki duygusal sorunlar ve tedaviye direnç de ele alınmalıdır. Orgazm ve uyarılma ile ilgili bozukluklarda etkin olan bilişsel davranışçı girişimler cinsel istek bozukluklarında daha az etkindir. Cinsel istek bozuklukları tedaviye daha dirençlidir ve tedavi daha uzun sürelidir. Hastaların tedaviye direnci de daha belirgindir. Terapist hastanın olumsuzdan çok olumluya odaklanmasını sağlamaya çalışır. Gevşeme teknikleri yararlıdır. Duygular ya da ilgiler üzerine konuşarak iletişimi artırmak yapıcıdır. Zaman zaman anksiyete giderici ilaç tedavisi önermek gerekli olabilir. Eşler eğer uyarılmış değillerse cinsel ilişkiden kaçınmalıdırlar. Çift birbirleri ile fantezilerini paylaşabilir. Erotik video ve dergiler yararlı olabilir. Eşle birlikte masturbasyon da önerilir. Partner uyarılma dönemine dek cinsel isteği azalmış eşin cinsel organlarını uyarır, ardından kişi kendini uyararak orgazma ulaşır. Masturbasyon becerileri iyi olmayan çiftlerde eğitim önemlidir. Ayrıca masaj, erotik bölgelerin (göğüs, kaba etler, boyun, kulak vb) öpülmesi gibi fiziksel uyarının da önemi vurgulanır.

303 . Sonuçta; vererek ve alarak uyarılmayı öğrenmek, vibratörler, kayganlaştırıcılar ve diğer cinsel araçlar, tutkuyu beslemek ve yatak odası dışında da hoş, nazik veya flörtöz olabilmek önemlidir. Erkekte orgazm Bozukluğu ya da Geç Boşalma:  Göreceli olarak daha nadirdir. Bazı cerrahi ya da tıbbi durumlarda (multipl skleroz, omurilik yaralanması, prostat ameliyatı vb) veya ilaç kullanımına bağlı olarak görülebilir. Performans kaygısı, gebe bırakma korkusu, cinsel istek azlığı ve koşullanmalara bağlı olarak da görülebilir. Tedavi müdahaleleri arasında performans kaygısını azaltmak, genital uyarılmayı artırmak sayılabilir. Erkekte ağrılı cinsel birleşme oldukça nadirdir. Tedavisi konusunda bilgiler oldukça sınırlıdır. Sonuç: 1) Masters ve johnson tedavi sonunda başarı oranını %80 ve 5 yıl içinde tekrarlama oranını %5 olarak vermektedir. 2) Son çalışmalar başarı oranlarının sorunların zorluğuna, tekniklerin farklı uygulanmasına bağlı olarak daha düşük olduğunu göstermektedir. 3) Kadın orgazmik bozukluğu, vajinismus ve erkek erektil bozukluğunun tedaviye cevabı çok iyidir. Erken boşalma için de sonuçlar oldukça iyidir. Ancak özellikle erkeklerdeki cinsel istek azlığının tedaviye yanıtı pek iyi değildir. Hazırlayan: Dr. Verda Bitlis Tüzer Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği

304 CİNSEL SOĞUKLUK

305 CİNSEL SOĞUKLUK [email protected]Yeni Gelinlerde Cinsel İstek Azlığı: Bazı kadınlar, hele kadınlığa daha yeni adım atan bazı gelinler cinsel ilişkiden hiçbir zevk almazlar. Cinsel birleşmeye katlanılması gereken nahoş bir görev gözüyle bakarlar. Kadındaki bu soğukluk ya bütün ya da kısmi olur. Ayrıca bu soğukluk doğuştan olabileceği gibi sonradan da meydana çıkabilir. Bütün soğuklukta, kadın cinsel ilişkiden hiçbir zevk almaz, hatta cinsel ilişkiden nefret edebilir. Yarı soğuklukta ise, kadında zaman zaman bir uyanma olur. Bütün soğukluğa pek az rastlandığı halde yarı soğukluğa evli kadınların hemen yüzde 10'unda rastlanır. Bazı araştırıcılar bu oranı yüzde 40'a kadar yüksek göstermektedirler. Ancak burada cinsel soğuklukla orgazm olmayışı birbirine karıştırmamak lazımdır. Orgazma ulaşamayan her kadın soğuk değildir. Cinsel soğukluk demek, karşı cinsi arzu etmemek demektir. Yani cinsel arzunun olmayışıdır, kadında cinsel isteğin az veya hiç olmayışı demektir. Bir çok kadında normal hatta normalin üstünde de arzu olur da yine de orgazm meydana gelmeyebilir. Evlilikten önce ve evliliğin ilk günlerinde kadının arzu duymayışı normal sayılmalıdır. Cinsel ilgiye kapalı yetiştirilen kızlarda bu hal çok sık görülür. Burada şunu belirtmek doğru olur. Bir kızın gerçekten bir kadın haline gelmesi için bir çok kereler sevişmesi, birleşmesi şarttır. Nitekim bazı kadınlar sırf kocalarının anlayışsızlıkları nedeni ile hayatları boyunca cinsel arzu duymazlar. Duyanlar da bir türlü arzularını tatmin edemedikleri için ruhsal hastalıklara sürüklenirler veya soğuk bir kadın olurlar. Kadın ancak ruhuna hitap edildiği zaman uyanır. Erkeğin bunu kesinlikle bilmesi şarttır. Eşinin uyanışı ile zevk alabilen erkek her şeyden önce eşine zevk verip vermediğini kontrol etmelidir. Sevilmek demek anlaşılmak demektir. Erkek, eşinin cinsel davranışlarını ilişkinin mutluluğu için büyük bir titizlikle gözlemelidir.

306 Erkeğine karşı arzu duymayan ya da arzuları tatmin olmayan kadın, yuvasına neşe ve huzur veremez. Erkek de evde bulamadığını dışarda aramak zorunda kalır. Bu yüzden kadında soğukluk problemini geniş ölçüde vermek istiyoruz. Soğuk kadında aşka karşı ya çok az bir eğilim vardır, ya da hiç yoktur. Bunlar cinsel temastan zevk almazlar, kocalarına karşı pasif davranırlar. Hamile kalarak çocuk doğurabilirler, çoğunlukla da ideal bir anne olurlar. Akıllı olanları kocalarını mutlu etmek, onlara daha fazla zevk vermek için soğukluklarını gizlerler, arzu duyuyormuş gibi yaparlar. Bazıları ise soğuklukları ile iftihar etmeye bile kalkışırlar hatta bunu her yerde söylerler. Bu yanlış bir davranıştır. Kadının Cinsel Soğukluğu: Cinsel birleşmeden gereğince zevk almayan veya cinsel istemi olmayan ve cinsellikle ilgili davranışlar ve uyarılara ilgi duymayan kadınlara genel olarak firijit denmektedir. Fakat bu deyim doğru bir tanımlanma olarak artık kabul edilmemektedir. Çünkü firijit, yani gerçek anlamda cinsel açıdan soğuk kadın yoktur. Ancak cinsel uyarılmaya az oranda cevap verenler vardır. Bir kadının cinsel yönden soğuk olması onun kısır olması anlamına gelmez. Kısırlık, kadın sorunlarının en ciddi olanlarındandır. Cinsel istem azlığı veya tutukluğu olan kadınlarda erotik uyarılmaya cevap yoktur. Bu kadınlar cinsel davranışlardan zevk duymazlar. Fizyolojik olarak cinsel uyarım belirtileri göstermezler. Örneğin eşi tarafından uyarılmalarına ve cinsel birleşmeye rağmen vajinada nemlenme olmaz. Bunların bazıları dokunmadan hoşlanırlarsa da pek çoğu en küçük bir zevk bile almazlar. Hatta bazıları cinsel davranışlardan nefret eder. Esasen cinsel uyarıya hiç cevap vermeyen kadın yok gibidir.

307 Cinsellikten zevk almayan kadın, cinsel birleşmeye adeta bir işkence gibi bir yaklaşım içindedir. Bazıları genellikle ekonomik nedenlerle zevk duymadıkları cinsel birleşmeye katlanırlar. Bazıları itici buldukları cinsellikten kaçmak için çeşitli hastalık bahaneleriyle cinsel birleşmeden kaçınırlar. Pek çoğu evliliklerini sürdüremezler. İstatistiklere göre bu tür rahatsızlığı olan kadınlar iyileşmek için bir çaba sarfetmezler. Cinsel birleşmeyle ilgili sorunları olan erkekler ise, bu durumdan kurtulabilmek için gerekli türlü girişimi yaparlar. Bu soğukluğun yerleşmesi halinde bu kadınlarda kendinden iğrenme, umutsuzluk ve depresyon gibi belirtiler ortaya çıkar. Özellikle yeni evli bir kadının olgun bir kadın gibi cinselliğ yaşaması beklenemez. Hele cinselliğe karşı kötü ve tehlikeli olduğu ileri sürülen bir bakış açışı içinde yetişen bir genç kızın evliliğinin ilk gününden itibaren cinselliği bütün doyumu ile yaşaması mümkün değildir. Diğer bir deyimle cinsel birleşme ile orgazma ulaşmayı öğrenebilmesi için belirli bir süre gerekir. Bu süre kadından kadına değişmektedir. Kadındaki cinsel soğukluğun tabanında, cinsel zevki bir erkekte birlikte paylaşma tutukluğu ve korkusu vardır. Ödipüs kompleksi ve bazen görülebilen "erkek düşmanlığı" ile cinsellikte başarısızlık korkusu ya da cinsellikle ilgili suçluluk duyguları frijiditenin nedenleri arasında ileri sürülmektedir. Bu tür duygusal engeller kadının cinsel uyarıya cevap vermesini de engellemektedir. Tedavide en önemli unsur önce korku ve kaygıdan uzak bir sevgi ortamına eşlerin ulaşmasını sağlamaktır. Cinsel Soğukluğun Çeşitli Nedenleri Vardır: Cinsel ilişki esnasında kadının fiziksel ve ruhsal davranışlarını bozucu ya da engelleyici, hatta ketleyici (cinsel ilişkiden soğutucu) bir grup etken de cinsel ilişki esnasında etkili olur. Buna tiksinme, çekinme denir. Örneklerde açıklanacağı gibi.

308 1) En baş ve çoğunlukla rastlanılan soğukluğa sebep: Kadın-erkek arasında büyük yaş farkı olması ve erkeğin cinsel organının yeterince dikleşmemesi, böylece kadına yeterince zevk vermemesinden olur. Bazen de erkek kadını uyarmasını bilmez. Daha kadın yeni uyanırken erkek boşalır ve kadın cinsel temastan bir şey anlamaz. Bu nedenle cinsel temasta bulunmak istemez. Erkek ile kadın arasındaki yaş farkı 10 yaştan fazla olmamalı. Herhangi bir nedenle kamış yeterince dikleşmiyorsa (iktidarsızlık) bunun düzeltilmesi imkanları vardır, çaresine bakmalıdır. Erkek ve kadın cinsel temasta karşılıklı birbirlerini tatmine çalışmalı, bunun için genellikle görev erkeklere düşer, temastan önce hanımını uyarmalıdır. Cinsel İlişkiden Kaçan Kadının Ve Kocasının Şikayetleri: Kocanın şikayeti: ..."Ben yatağa giriyorum, karımsa bulaşık yıkamakla meşgul. Kendisine şimdi şu işi bırakıp yarın yapsan olmaz mı, diyorum." Kadının şikayeti: "Mahsus gitmiyorum. Çünkü gidersem hemen o işi yapmak isteyecek, sevişmeden, okşamadan...ve sonra sırtını dönüp yatacak." 2) Kadının bedenen, ruhen ve cinsel yönden kocası tarafından beğenilmeme korkusu da kadında soğukluk meydana getirir. Bu korku evliliğin ilk aylarında daha çok olur. Sözlülük ve nişanlık dönemleri, bu korkuyu ve utanmayı atmaya yarar. Eşler daha birbirini istemeden, bedenen ve ruhen anlaşıp birbirini beğeneceklerini kestirmeli, ondan sonra evlenmeye talip olmalıdır. 3) Kadının hamile kalmaktan korkması da onu cinsel isteksizliğe iter. Genç ve orta yaşlı kadınların gebe kalma korkusu, en büyük korkularıdır. Ama yaşa ve sağlık durumuna göre her ay kadın ve erkeğin belirli sayıda cinsel temas istekleri olur ve olmalıdır da. Bedenen ve ruhen sağlıklı kalmaları için bu temasların yerine getirilmesi gerekir. Eşlerden biri buna cevap veremezse, ailenin dengesi bozulur.

309 4) Kocasına karşı kin ve nefret duyma da kadında cinsel soğukluk yaratır. Kadının gönlü olmadan istemediği erkekle evlenmesi bunda en baş rolü oynar. Bunu önlemek için her iki tarafın kendi arzusu ile evlenme olmalıdır. 5) Kadına ilgisizlik, saygısızlık ve sürekli horlama, kadında cinsel isteği azaltır. Cinsel birleşme sırasında, o ana dek bilinç alanında olmayan, geçmişte bilinçdışına ittiği, kocasının onu çok kıran, varlığını yaralayan, hiçleyen sözlerinin ya da davranışlarının birden bilinç alanına çıkması, cinsel birleşmede orgazma ulaşamayan kadınların çoğunda tesbit edilen ketlenme (aniden cinsellikten soğuma) biçimidir. 6) Bedenen ve ruhen kadının fazla yorgun düşmesi onun cinsel bakımdan sönmesine neden olur. 7) Sigara, çay, kahve, alkol gibi vücudu zehirleyen maddelerin fazla kullanılması, erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da cinsel isteğin sönmesine neden olur. 8) Bazı ağrı kesici ilaçların, hormonların fazla kullanılması zamanla tüm sinirleri yıpratır ve kadınlarda cinsel soğukluğa yol açar. Bu nevi ilaçlar çok az ve seyrek kullanılmalıdır. 9) Sürekli üzüntü, keder ve acılar da tüm sinirleri yıpratır, dolayısıyla kadında soğukluğa neden olur. Sinir bozukluğu tüm sağlığı kemirir. 10) Beslenmedeki dengesizlikler, hatalar, yeterli ve dengeli beslenmeme, vücutta genel güçsüzlüğe, kofluğa, cinsel soğukluğa neden olur. 11) Kalabalık aile. Cinsel ilişkinin görülme veya duyulma korkusu, kadını cinsellikten uzaklaştıran sebeplerdendir. Soğukluğun Tedavisi: Soğukluğun tedavisi, bunu meydana getiren unsurlara bağlıdır. Eğer kadında soğukluk kocanın bilgisizliğinden geliyorsa bu durum derhal giderilmeli, erkek eşi ile gereği gibi meşgul olmalıdır.

310 Erkeklerin çoğu sevişmeyi bildiklerini zannederler bu hususta bir şeyler öğrenmek istemezler. Ya da kısır bilgilerinin dışındaki fikirleri kabul etmezler. Oysa eskiye göre durum çok değişmiştir. Cinsel bilgisi noksan, tekniği zayıf bir erkek, eşine çok güç hakim olabilir. Kadın iş hayatına atılmış, topluma tamamen girmiştir. Üstelik gördükleri her şeyde cinsel bilgi verecek şeyler bulmaktadır. Sinemalarda, tiyatrolarda, kitaplarda çeşitli aşk sahneleri seyredip okumaktadırlar. Kocasının davranışları ile uyanmayan kadın, gördüğü okuduğu çeşitli örneklere bakarak eşini kıyaslayacaktır. Bu kıyaslamada erkeğini zayıf ve beceriksiz bulan kadın için yaşam çekilmez bir hale gelecektir. Son yıllarda yuvalarını terk edip kaçan evli kadınların sayısı bu yüzden gittikçe artmaktadır. Erkeğin boş gururu kadını eve bağlamaya yetmemektedir. Geri kalmış veya İslamî duyarlıktan uzak toplumlarda erkek, yalnız kendi zevkini tatmin için evlendiğinden eşinin arzularını hiçbir şekilde hesaba katmaz. Bazı erkekler, evlenmeden önce aşk ticareti yapan kadınlarla haram olduğu halde cinsel temas etmiş olabilirler. Burada bir fahişenin zevk alması düşünülemez. Erkek de bu yüzden kadında zevk aramaya alışamamıştır. Oysa evlilik yeni ve farklı bir ilişkidir. Bekarlığındaki durumu mutlak surette değiştirmesi gerektiği halde, çoğu erkek aynı davranışı sürdürür. Eşi ile bir fahişe ile yattığı gibi yatar. Onun zevk almasını düşünmez bile. Bazı toplumlarda kadının cinsel ilişkide zevk belirtisi göstermesi ayıp sayılır ve kadının hisleri erkeklerin kompleksleri yüzünden bile bile körletilir. Hormon bozukluğu ve dengesizliği yüzünden frijidlik (soğukluk) gösteren bazı kadınlara rastlıyorsak da bunlar azınlıktadır ve tedavileri son derece kolay ve basittir. Kadınlardaki cinsel isteksizliğin temel nedeni psikolojiktir, ruhsal nedenlere dayanır. Bu nedenlerin çoğunluğu da kadının küçüklükten beri cinselliği ayıp, çirkin, korkunç bir şey bilerek büyütülmüş olmasıdır.

311 Bu tür öğretilerle büyüyen bir kız, evlendikten sonra da cinsel ilişkiyi utanılacak, korkulacak bir şey gözüyle görür. Bu yanlış fikirden kurtulamayan kadınların bir psikiyatriste danışmalarında yarar vardır. Bu durumda kısa zamanda Allah'ın insana en büyük bağışlarından biri olan cinsel zevki tadabileceklerdir. Bir cinsel yaşantı sürdürdüğü halde bundan hakkı olan zevki alamayan kadın gerçekten acıklı bir durumdadır. İstatistiklere göre boşanma nedenlerinin çoğunluğu, kadının cinsel soğukluğu, kocasına karşı kadınlık görevlerini yerine getirmemesi meydana getiriyor. Gerçi soğukluk hiçbir zaman itiraf konusu yapılmaz. Yapılsa bile mahkeme koridorları değildir bunun yeri. Az çıkar bu türlü itirafta bulunabilecek kadınlar... Fakat tatmin olamayan bir kadın her şeyi mesele yapar, ufacık şeyi gözünde büyütür, herşeye kızar, öfkelenir. Tam bir sinir küpüdür! Geçimsizliklerin temelinde işte bu tatminsizlik yatar ve kadını sürekli olarak rahatsız eder. Bir kadın, evlilik hayatında bir kez olsun eşzamanlı ruhsal ve cinsel orgazma ulaşmışsa, o kadın "Soğuk kadın" değildir. Ya cinsel uyarımda eksiklik vardır. Ya da uyarılmıştır ama orgazma ulaşamadan yukarıdaki saydığımız nedenlerden dolayı ketlenme olmuştur. Bu da aşktan uzaklaşmasına ve tiksinmesine sebep olmaktadır. Kadını soğukluğa iten bir başka neden ailelerin tutumudur. Anne ve baba parası ve toplumda çok önemli bir yeri var diye, kızlarıNI yaşlı erkeklerle evlenmeye mecbur ettikleri zaman da cinsel soğukluk kadının yakasını bırakmaz. Bu durumdaki kızlar kocalarından zevk alamazlar. Bu tip kadınlar, kocaları ölünce ya da boşanıp hoşlandıkları bir erkekle evlenince cinsel soğukluktan eser kalmaz... Kadının soğukluğundan, kocalar da sorumlu olur. Kocaların kötü davranması, hoyrat ve bencil tutumu onları bu hale getirmiştir.

312 Cinsel soğukluk genellikle kadınlarda rastlanan bir durum olmasına karşın, aşırı istek hem erkeklerde hem de kadınlarda rastlanan bir olgudur. Soğukluk Giderilebilir: Yeni evli bir kadının bu tür tepkiler gösterdiğine bakarak hemen onu cinsel soğuklukla suçlamak yanlış bir davranıştır. Evliliklerinin ilk günlerinde geline anlayış göstermek gerekir. Yapılan araştırmalara göre kadınların yüzde 24'ü ilk birleşmede, yüzde 27'si evliliklerinin ilk bir kaç haftasında, yüzde 26'sı bir yıl sonra, yüz 16'sı bir yıldan daha uzun süre sonra orgazmı başarmıştır. Kadınların yüzde 7'si evlilikleri boyunca orgazmla hiç tanışmamıştır. Cinsel soğukluk duyan kadınların pek çoğu kocasından göreceği sıcaklık, sevgi ve ilgi sonucu normal düzeye ulaşabilir. Cinsel sağlığıNI sevgi ve şefkatle kazanamayan kadınların fiziksel veya ruhsal tedavilere tabi tutulmaları kaçınılmazdır. Cinsel Soğukluğun Giderilmesi: Evlenen bir kadında genç, orta ve ileri yaşlarda cinsel soğukluk görülebilir, bu istenmeyen bir olaydır. Zira yuvanın yıkılmadan devamı, her yaşta karı kocanın karşılıklı cinsel isteklerine cevap vermeleriyle mümkündür. Aksi halde araya üçüncü bir kimse girer ve yuvanın saadeti sarsılır, yıkılabilir.Gerek başlangıçtaki ve gerekse sonraki yıllardaki cinsel soğukluklar sebebi tesbit edilerek giderilebilir. Sık sık seyahat etmeli. Seyahat hem sinirleri dinlendirir ve hem de cinsel uyanmayı sağlar. Kadın, bir psikiyatr doktora giderek soğukluğunun nedenini çözmeli ve onu gidermenin çarelerini öğrenmelidir. Doktora eşiyle birlikte gitmelidir. Cinsel temasta her türlü korku bir yana bırakılmalı (gebelikde dahil), istekle ve zevkle yapmaya çalışmalıdır.

313 Cinsel Doyuma Ulaşamayan Kadınlarda Meydana Gelen Hastalıklar: Eşzamanlı ruhsal ve cinsel doyuma ulaşamayan kadınlarda çeşitli psikolojik ve bedensel hastalıklar meydana gelmektedir. Örneğin; kalp çarpıntıları, mide ağrıları, baş ağrıları, korkular, halsizlik ve sinirlilik...gibi hastalıklar oluşur. Evliliklerde ve aile içi ilişkilerde eşler çatışmalarını, ruhsal gerginliklerini, güven verici bir psikolojik ortamda gideremeyince, birbirlerine yönelik davranış biçimi olarak ortaya koyuyorlar. Öyle bir davranış biçimi ki, birbirlerine karşı duydukları sevgiyi, kini ifade edebilsin... Örneğin, eşine karşı kızgınlığını, yatağa girer girmez sırtını dönüp yatarak göstermek gibi... Ne var ki çoğu kez böyle bir davranış biçimine imkan bulunmaz. İşte o zaman çatışmalar, ruhsal gerginlikler bedene yansır, bedene aktarılır, beden aracılığıyla ifade edilmeye çalışır. Yani psikosomatim iletişim denilen özel bir iletişim biçimi geliştirilir. Böylece sözlü olarak kurulamayan iletişim, sözsüz bedensel belirtilerek kurulur. Gözlemlerimize göre, aylarca, hatta yıllarca süren birçok bedensel belirti ve psikosomatik hastalık, eşlerin bu sözsüz bedensel iletişimi bırakıp konuşmaya, sözlü iletişime geçmeleriyle iyileşmektedir. Psikoterapinin psikosomatik hastalıkları iyileştirme etkisi, sözsüz iletişim yerine sözlü iletişimin geçmesiyle başlıyor.

314 CİNSEL SOĞUKLUK

315 CİNSEL SOĞUKLUK [email protected]Yeni Gelinlerde Cinsel İstek Azlığı: Bazı kadınlar, hele kadınlığa daha yeni adım atan bazı gelinler cinsel ilişkiden hiçbir zevk almazlar. Cinsel birleşmeye katlanılması gereken nahoş bir görev gözüyle bakarlar. Kadındaki bu soğukluk ya bütün ya da kısmi olur. Ayrıca bu soğukluk doğuştan olabileceği gibi sonradan da meydana çıkabilir. Bütün soğuklukta, kadın cinsel ilişkiden hiçbir zevk almaz, hatta cinsel ilişkiden nefret edebilir. Yarı soğuklukta ise, kadında zaman zaman bir uyanma olur. Bütün soğukluğa pek az rastlandığı halde yarı soğukluğa evli kadınların hemen yüzde 10'unda rastlanır. Bazı araştırıcılar bu oranı yüzde 40'a kadar yüksek göstermektedirler. Ancak burada cinsel soğuklukla orgazm olmayışı birbirine karıştırmamak lazımdır. Orgazma ulaşamayan her kadın soğuk değildir. Cinsel soğukluk demek, karşı cinsi arzu etmemek demektir. Yani cinsel arzunun olmayışıdır, kadında cinsel isteğin az veya hiç olmayışı demektir. Bir çok kadında normal hatta normalin üstünde de arzu olur da yine de orgazm meydana gelmeyebilir. Evlilikten önce ve evliliğin ilk günlerinde kadının arzu duymayışı normal sayılmalıdır. Cinsel ilgiye kapalı yetiştirilen kızlarda bu hal çok sık görülür. Burada şunu belirtmek doğru olur. Bir kızın gerçekten bir kadın haline gelmesi için bir çok kereler sevişmesi, birleşmesi şarttır. Nitekim bazı kadınlar sırf kocalarının anlayışsızlıkları nedeni ile hayatları boyunca cinsel arzu duymazlar. Duyanlar da bir türlü arzularını tatmin edemedikleri için ruhsal hastalıklara sürüklenirler veya soğuk bir kadın olurlar. Kadın ancak ruhuna hitap edildiği zaman uyanır. Erkeğin bunu kesinlikle bilmesi şarttır. Eşinin uyanışı ile zevk alabilen erkek her şeyden önce eşine zevk verip vermediğini kontrol etmelidir. Sevilmek demek anlaşılmak demektir. Erkek, eşinin cinsel davranışlarını ilişkinin mutluluğu için büyük bir titizlikle gözlemelidir.

316 Erkeğine karşı arzu duymayan ya da arzuları tatmin olmayan kadın, yuvasına neşe ve huzur veremez. Erkek de evde bulamadığını dışarda aramak zorunda kalır. Bu yüzden kadında soğukluk problemini geniş ölçüde vermek istiyoruz. Soğuk kadında aşka karşı ya çok az bir eğilim vardır, ya da hiç yoktur. Bunlar cinsel temastan zevk almazlar, kocalarına karşı pasif davranırlar. Hamile kalarak çocuk doğurabilirler, çoğunlukla da ideal bir anne olurlar. Akıllı olanları kocalarını mutlu etmek, onlara daha fazla zevk vermek için soğukluklarını gizlerler, arzu duyuyormuş gibi yaparlar. Bazıları ise soğuklukları ile iftihar etmeye bile kalkışırlar hatta bunu her yerde söylerler. Bu yanlış bir davranıştır. Kadının Cinsel Soğukluğu: Cinsel birleşmeden gereğince zevk almayan veya cinsel istemi olmayan ve cinsellikle ilgili davranışlar ve uyarılara ilgi duymayan kadınlara genel olarak firijit denmektedir. Fakat bu deyim doğru bir tanımlanma olarak artık kabul edilmemektedir. Çünkü firijit, yani gerçek anlamda cinsel açıdan soğuk kadın yoktur. Ancak cinsel uyarılmaya az oranda cevap verenler vardır. Bir kadının cinsel yönden soğuk olması onun kısır olması anlamına gelmez. Kısırlık, kadın sorunlarının en ciddi olanlarındandır. Cinsel istem azlığı veya tutukluğu olan kadınlarda erotik uyarılmaya cevap yoktur. Bu kadınlar cinsel davranışlardan zevk duymazlar. Fizyolojik olarak cinsel uyarım belirtileri göstermezler. Örneğin eşi tarafından uyarılmalarına ve cinsel birleşmeye rağmen vajinada nemlenme olmaz. Bunların bazıları dokunmadan hoşlanırlarsa da pek çoğu en küçük bir zevk bile almazlar. Hatta bazıları cinsel davranışlardan nefret eder. Esasen cinsel uyarıya hiç cevap vermeyen kadın yok gibidir.

317 Cinsellikten zevk almayan kadın, cinsel birleşmeye adeta bir işkence gibi bir yaklaşım içindedir. Bazıları genellikle ekonomik nedenlerle zevk duymadıkları cinsel birleşmeye katlanırlar. Bazıları itici buldukları cinsellikten kaçmak için çeşitli hastalık bahaneleriyle cinsel birleşmeden kaçınırlar. Pek çoğu evliliklerini sürdüremezler. İstatistiklere göre bu tür rahatsızlığı olan kadınlar iyileşmek için bir çaba sarfetmezler. Cinsel birleşmeyle ilgili sorunları olan erkekler ise, bu durumdan kurtulabilmek için gerekli türlü girişimi yaparlar. Bu soğukluğun yerleşmesi halinde bu kadınlarda kendinden iğrenme, umutsuzluk ve depresyon gibi belirtiler ortaya çıkar. Özellikle yeni evli bir kadının olgun bir kadın gibi cinselliğ yaşaması beklenemez. Hele cinselliğe karşı kötü ve tehlikeli olduğu ileri sürülen bir bakış açışı içinde yetişen bir genç kızın evliliğinin ilk gününden itibaren cinselliği bütün doyumu ile yaşaması mümkün değildir. Diğer bir deyimle cinsel birleşme ile orgazma ulaşmayı öğrenebilmesi için belirli bir süre gerekir. Bu süre kadından kadına değişmektedir. Kadındaki cinsel soğukluğun tabanında, cinsel zevki bir erkekte birlikte paylaşma tutukluğu ve korkusu vardır. Ödipüs kompleksi ve bazen görülebilen "erkek düşmanlığı" ile cinsellikte başarısızlık korkusu ya da cinsellikle ilgili suçluluk duyguları frijiditenin nedenleri arasında ileri sürülmektedir. Bu tür duygusal engeller kadının cinsel uyarıya cevap vermesini de engellemektedir. Tedavide en önemli unsur önce korku ve kaygıdan uzak bir sevgi ortamına eşlerin ulaşmasını sağlamaktır. Cinsel Soğukluğun Çeşitli Nedenleri Vardır: Cinsel ilişki esnasında kadının fiziksel ve ruhsal davranışlarını bozucu ya da engelleyici, hatta ketleyici (cinsel ilişkiden soğutucu) bir grup etken de cinsel ilişki esnasında etkili olur. Buna tiksinme, çekinme denir. Örneklerde açıklanacağı gibi.

318 1) En baş ve çoğunlukla rastlanılan soğukluğa sebep: Kadın-erkek arasında büyük yaş farkı olması ve erkeğin cinsel organının yeterince dikleşmemesi, böylece kadına yeterince zevk vermemesinden olur. Bazen de erkek kadını uyarmasını bilmez. Daha kadın yeni uyanırken erkek boşalır ve kadın cinsel temastan bir şey anlamaz. Bu nedenle cinsel temasta bulunmak istemez. Erkek ile kadın arasındaki yaş farkı 10 yaştan fazla olmamalı. Herhangi bir nedenle kamış yeterince dikleşmiyorsa (iktidarsızlık) bunun düzeltilmesi imkanları vardır, çaresine bakmalıdır. Erkek ve kadın cinsel temasta karşılıklı birbirlerini tatmine çalışmalı, bunun için genellikle görev erkeklere düşer, temastan önce hanımını uyarmalıdır. Cinsel İlişkiden Kaçan Kadının Ve Kocasının Şikayetleri: Kocanın şikayeti: ..."Ben yatağa giriyorum, karımsa bulaşık yıkamakla meşgul. Kendisine şimdi şu işi bırakıp yarın yapsan olmaz mı, diyorum." Kadının şikayeti: "Mahsus gitmiyorum. Çünkü gidersem hemen o işi yapmak isteyecek, sevişmeden, okşamadan...ve sonra sırtını dönüp yatacak." 2) Kadının bedenen, ruhen ve cinsel yönden kocası tarafından beğenilmeme korkusu da kadında soğukluk meydana getirir. Bu korku evliliğin ilk aylarında daha çok olur. Sözlülük ve nişanlık dönemleri, bu korkuyu ve utanmayı atmaya yarar. Eşler daha birbirini istemeden, bedenen ve ruhen anlaşıp birbirini beğeneceklerini kestirmeli, ondan sonra evlenmeye talip olmalıdır. 3) Kadının hamile kalmaktan korkması da onu cinsel isteksizliğe iter. Genç ve orta yaşlı kadınların gebe kalma korkusu, en büyük korkularıdır. Ama yaşa ve sağlık durumuna göre her ay kadın ve erkeğin belirli sayıda cinsel temas istekleri olur ve olmalıdır da. Bedenen ve ruhen sağlıklı kalmaları için bu temasların yerine getirilmesi gerekir. Eşlerden biri buna cevap veremezse, ailenin dengesi bozulur.

319 4) Kocasına karşı kin ve nefret duyma da kadında cinsel soğukluk yaratır. Kadının gönlü olmadan istemediği erkekle evlenmesi bunda en baş rolü oynar. Bunu önlemek için her iki tarafın kendi arzusu ile evlenme olmalıdır. 5) Kadına ilgisizlik, saygısızlık ve sürekli horlama, kadında cinsel isteği azaltır. Cinsel birleşme sırasında, o ana dek bilinç alanında olmayan, geçmişte bilinçdışına ittiği, kocasının onu çok kıran, varlığını yaralayan, hiçleyen sözlerinin ya da davranışlarının birden bilinç alanına çıkması, cinsel birleşmede orgazma ulaşamayan kadınların çoğunda tesbit edilen ketlenme (aniden cinsellikten soğuma) biçimidir. 6) Bedenen ve ruhen kadının fazla yorgun düşmesi onun cinsel bakımdan sönmesine neden olur. 7) Sigara, çay, kahve, alkol gibi vücudu zehirleyen maddelerin fazla kullanılması, erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da cinsel isteğin sönmesine neden olur. 8) Bazı ağrı kesici ilaçların, hormonların fazla kullanılması zamanla tüm sinirleri yıpratır ve kadınlarda cinsel soğukluğa yol açar. Bu nevi ilaçlar çok az ve seyrek kullanılmalıdır. 9) Sürekli üzüntü, keder ve acılar da tüm sinirleri yıpratır, dolayısıyla kadında soğukluğa neden olur. Sinir bozukluğu tüm sağlığı kemirir. 10) Beslenmedeki dengesizlikler, hatalar, yeterli ve dengeli beslenmeme, vücutta genel güçsüzlüğe, kofluğa, cinsel soğukluğa neden olur. 11) Kalabalık aile. Cinsel ilişkinin görülme veya duyulma korkusu, kadını cinsellikten uzaklaştıran sebeplerdendir. Soğukluğun Tedavisi: Soğukluğun tedavisi, bunu meydana getiren unsurlara bağlıdır. Eğer kadında soğukluk kocanın bilgisizliğinden geliyorsa bu durum derhal giderilmeli, erkek eşi ile gereği gibi meşgul olmalıdır.

320 Erkeklerin çoğu sevişmeyi bildiklerini zannederler bu hususta bir şeyler öğrenmek istemezler. Ya da kısır bilgilerinin dışındaki fikirleri kabul etmezler. Oysa eskiye göre durum çok değişmiştir. Cinsel bilgisi noksan, tekniği zayıf bir erkek, eşine çok güç hakim olabilir. Kadın iş hayatına atılmış, topluma tamamen girmiştir. Üstelik gördükleri her şeyde cinsel bilgi verecek şeyler bulmaktadır. Sinemalarda, tiyatrolarda, kitaplarda çeşitli aşk sahneleri seyredip okumaktadırlar. Kocasının davranışları ile uyanmayan kadın, gördüğü okuduğu çeşitli örneklere bakarak eşini kıyaslayacaktır. Bu kıyaslamada erkeğini zayıf ve beceriksiz bulan kadın için yaşam çekilmez bir hale gelecektir. Son yıllarda yuvalarını terk edip kaçan evli kadınların sayısı bu yüzden gittikçe artmaktadır. Erkeğin boş gururu kadını eve bağlamaya yetmemektedir. Geri kalmış veya İslamî duyarlıktan uzak toplumlarda erkek, yalnız kendi zevkini tatmin için evlendiğinden eşinin arzularını hiçbir şekilde hesaba katmaz. Bazı erkekler, evlenmeden önce aşk ticareti yapan kadınlarla haram olduğu halde cinsel temas etmiş olabilirler. Burada bir fahişenin zevk alması düşünülemez. Erkek de bu yüzden kadında zevk aramaya alışamamıştır. Oysa evlilik yeni ve farklı bir ilişkidir. Bekarlığındaki durumu mutlak surette değiştirmesi gerektiği halde, çoğu erkek aynı davranışı sürdürür. Eşi ile bir fahişe ile yattığı gibi yatar. Onun zevk almasını düşünmez bile. Bazı toplumlarda kadının cinsel ilişkide zevk belirtisi göstermesi ayıp sayılır ve kadının hisleri erkeklerin kompleksleri yüzünden bile bile körletilir. Hormon bozukluğu ve dengesizliği yüzünden frijidlik (soğukluk) gösteren bazı kadınlara rastlıyorsak da bunlar azınlıktadır ve tedavileri son derece kolay ve basittir. Kadınlardaki cinsel isteksizliğin temel nedeni psikolojiktir, ruhsal nedenlere dayanır. Bu nedenlerin çoğunluğu da kadının küçüklükten beri cinselliği ayıp, çirkin, korkunç bir şey bilerek büyütülmüş olmasıdır.

321 Bu tür öğretilerle büyüyen bir kız, evlendikten sonra da cinsel ilişkiyi utanılacak, korkulacak bir şey gözüyle görür. Bu yanlış fikirden kurtulamayan kadınların bir psikiyatriste danışmalarında yarar vardır. Bu durumda kısa zamanda Allah'ın insana en büyük bağışlarından biri olan cinsel zevki tadabileceklerdir. Bir cinsel yaşantı sürdürdüğü halde bundan hakkı olan zevki alamayan kadın gerçekten acıklı bir durumdadır. İstatistiklere göre boşanma nedenlerinin çoğunluğu, kadının cinsel soğukluğu, kocasına karşı kadınlık görevlerini yerine getirmemesi meydana getiriyor. Gerçi soğukluk hiçbir zaman itiraf konusu yapılmaz. Yapılsa bile mahkeme koridorları değildir bunun yeri. Az çıkar bu türlü itirafta bulunabilecek kadınlar... Fakat tatmin olamayan bir kadın her şeyi mesele yapar, ufacık şeyi gözünde büyütür, herşeye kızar, öfkelenir. Tam bir sinir küpüdür! Geçimsizliklerin temelinde işte bu tatminsizlik yatar ve kadını sürekli olarak rahatsız eder. Bir kadın, evlilik hayatında bir kez olsun eşzamanlı ruhsal ve cinsel orgazma ulaşmışsa, o kadın "Soğuk kadın" değildir. Ya cinsel uyarımda eksiklik vardır. Ya da uyarılmıştır ama orgazma ulaşamadan yukarıdaki saydığımız nedenlerden dolayı ketlenme olmuştur. Bu da aşktan uzaklaşmasına ve tiksinmesine sebep olmaktadır. Kadını soğukluğa iten bir başka neden ailelerin tutumudur. Anne ve baba parası ve toplumda çok önemli bir yeri var diye, kızlarıNI yaşlı erkeklerle evlenmeye mecbur ettikleri zaman da cinsel soğukluk kadının yakasını bırakmaz. Bu durumdaki kızlar kocalarından zevk alamazlar. Bu tip kadınlar, kocaları ölünce ya da boşanıp hoşlandıkları bir erkekle evlenince cinsel soğukluktan eser kalmaz... Kadının soğukluğundan, kocalar da sorumlu olur. Kocaların kötü davranması, hoyrat ve bencil tutumu onları bu hale getirmiştir.

322 Cinsel soğukluk genellikle kadınlarda rastlanan bir durum olmasına karşın, aşırı istek hem erkeklerde hem de kadınlarda rastlanan bir olgudur. Soğukluk Giderilebilir: Yeni evli bir kadının bu tür tepkiler gösterdiğine bakarak hemen onu cinsel soğuklukla suçlamak yanlış bir davranıştır. Evliliklerinin ilk günlerinde geline anlayış göstermek gerekir. Yapılan araştırmalara göre kadınların yüzde 24'ü ilk birleşmede, yüzde 27'si evliliklerinin ilk bir kaç haftasında, yüzde 26'sı bir yıl sonra, yüz 16'sı bir yıldan daha uzun süre sonra orgazmı başarmıştır. Kadınların yüzde 7'si evlilikleri boyunca orgazmla hiç tanışmamıştır. Cinsel soğukluk duyan kadınların pek çoğu kocasından göreceği sıcaklık, sevgi ve ilgi sonucu normal düzeye ulaşabilir. Cinsel sağlığıNI sevgi ve şefkatle kazanamayan kadınların fiziksel veya ruhsal tedavilere tabi tutulmaları kaçınılmazdır. Cinsel Soğukluğun Giderilmesi: Evlenen bir kadında genç, orta ve ileri yaşlarda cinsel soğukluk görülebilir, bu istenmeyen bir olaydır. Zira yuvanın yıkılmadan devamı, her yaşta karı kocanın karşılıklı cinsel isteklerine cevap vermeleriyle mümkündür. Aksi halde araya üçüncü bir kimse girer ve yuvanın saadeti sarsılır, yıkılabilir.Gerek başlangıçtaki ve gerekse sonraki yıllardaki cinsel soğukluklar sebebi tesbit edilerek giderilebilir. Sık sık seyahat etmeli. Seyahat hem sinirleri dinlendirir ve hem de cinsel uyanmayı sağlar. Kadın, bir psikiyatr doktora giderek soğukluğunun nedenini çözmeli ve onu gidermenin çarelerini öğrenmelidir. Doktora eşiyle birlikte gitmelidir. Cinsel temasta her türlü korku bir yana bırakılmalı (gebelikde dahil), istekle ve zevkle yapmaya çalışmalıdır.

323 Cinsel Doyuma Ulaşamayan Kadınlarda Meydana Gelen Hastalıklar: Eşzamanlı ruhsal ve cinsel doyuma ulaşamayan kadınlarda çeşitli psikolojik ve bedensel hastalıklar meydana gelmektedir. Örneğin; kalp çarpıntıları, mide ağrıları, baş ağrıları, korkular, halsizlik ve sinirlilik...gibi hastalıklar oluşur. Evliliklerde ve aile içi ilişkilerde eşler çatışmalarını, ruhsal gerginliklerini, güven verici bir psikolojik ortamda gideremeyince, birbirlerine yönelik davranış biçimi olarak ortaya koyuyorlar. Öyle bir davranış biçimi ki, birbirlerine karşı duydukları sevgiyi, kini ifade edebilsin... Örneğin, eşine karşı kızgınlığını, yatağa girer girmez sırtını dönüp yatarak göstermek gibi... Ne var ki çoğu kez böyle bir davranış biçimine imkan bulunmaz. İşte o zaman çatışmalar, ruhsal gerginlikler bedene yansır, bedene aktarılır, beden aracılığıyla ifade edilmeye çalışır. Yani psikosomatim iletişim denilen özel bir iletişim biçimi geliştirilir. Böylece sözlü olarak kurulamayan iletişim, sözsüz bedensel belirtilerek kurulur. Gözlemlerimize göre, aylarca, hatta yıllarca süren birçok bedensel belirti ve psikosomatik hastalık, eşlerin bu sözsüz bedensel iletişimi bırakıp konuşmaya, sözlü iletişime geçmeleriyle iyileşmektedir. Psikoterapinin psikosomatik hastalıkları iyileştirme etkisi, sözsüz iletişim yerine sözlü iletişimin geçmesiyle başlıyor.

324 VAJİNAL KURULUK VE KAYGANLAŞTIRICILAR

325 VAJİNAL KURULUK VE KAYGANLAŞTIRICILARCinsel yönden aktif olan her kadın zaman zaman vajinal kuruluk problemi yaşar. Vajinal kuruluk varlığında cinsel ilişki bir keyif kaynağından çok acı ve stress nedeni haline gelir. Kadınlar erotik uyarılara bazı cevaplar verirler. Nefes alış verişin hızlı ve derin hale gelmesi, ciltte sıcaklık hissi ve kızarma, meme uçlarının belirginleşmesi, klitoris ve vulvada şişme cinsel uyarı karşısında ortaya çıkan değişikliklerdir. Kadınların pek çoğu erotik uyarılar karşısında vajialarında da bazı değişiklikler hissederler. Uyarı ile birlikte vajina yukarıya doğru kalkar ve boyu hafifce uzar. Ayrıca vajina duvarlarında "terleme" yani salgı olur. Lubrikasyon ya da kayganlaşma adı verilen bu durum vajina duvarlarını oluşturan hücre tabakalarından kaynaklanır. Sıvı ciltten olan terlemeden farklıdır ve bilimsel olarak modifiye plazma transüdasyonu olarak isimlendirilir. Bu sıvı AIDS'de dahil olmak üzere pek çok değişik virüs içerebilir. Bu nedenle partnerin dikkatli olması gereklidir. Bu sıvının yutulması ya da cinsel fantazi oyuncaklarının ortak kullanımı virüsün bulaşmasına neden olabilir. Sıvının ve lubrikasyonun asıl amacı cinsel ilişkiyi kolaylaştırmak ve spermlerin rahim içine doğru ilerlemesine yardımcı olmaktır. Pek çok kişi vajinadaki bu ıslaklığı kadının uyarılması ve cinsel ilişkiye hazır olması ile ile eş anlamlı olarak görür. Oysa bu yanlıştır. Kadınlar bazen cinsel olarak uyarılmadıkları halde vajinaları ıslanabilir ya da tam tersi olarak vajina ıslanmadan da uyarılmış olabilir. Aşırı salgı zaman zaman problem olabilmekle birlikte asıl sorun yeteri kadar ıslaklığı sağlanamadığı durumlarda yaşanmaktadır.

326 Bazı kadınlar yeteri kadar uyarılmadığı için kur kalırken bazılarında ise kuruluğun nedeni stress ya da gerginliktir. Öte yandan tampon kullanımı, diğer temizlik malzemeleri, ya da vajinal duş da kuruluğa neden olabilmektedir. Benzer şekilde alerji ilaçları ile psikiyatrik sorunlarda, kalp damar hastalıklarında ya da diğer bazı durumlarda kullanılan ilaçlar da kuruluğa yol açabilir. Nadiren doğum kontrol hapları da benzer bir etki yaratabilir.Temel olarak bakıldığında kan östrojen hormonundaki dalgalanmalar kuruluğun temel nedenidir. Menopoz da vajinal kuruluğun önemli ve sık karşılaşılan bir nedenidir. Üreme çağının sonlarında azalan östrojen hormonuna bağlı olarak vajinal dokular incelir ve esnekliği azalır. Buna paralel olarak dokuların sıvı üretme yeteneği düşer. Özetleyecek olursak kuruluğa yol açan nedenler · adet siklusunun dönemleri · gebelik · doğum sonrası · emzirme dönemi · stress dönemleri · prezervatif kullanımı · tampon kullanımı · vajinal duş · ilaçlar · menopoz Vajinal kuruluğun en kolay ve etkili çözümü lubrikan yani kayganlaştırıcılardır. Piyasada bu amaçla satılan pek çok ürün bulunmaktadır. Bu ilaçların çoğu kokusuz, tatsız ve sterildir. Yine bu ilaçların hemen hepsi hipoalerjeniktir. Kendinize uygun olan lubrikanı değişik markaları deneyerek kendiniz bulmalısınız. Lubrikan seçerken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır:

327 1) Her zaman suda çözünen lubrikanları kullanın1) Her zaman suda çözünen lubrikanları kullanın. Petrol bazlı vazelin gibi kayganlaştırıcıları asla ve asla kullanmayın. Bunlar hem enfeksiyona olan eğilimi arttırırlar hem de içerdikleri maddeler prezervatiflerin dayanıklılığını azaltırlar. Öte yandan vajinada irritasyona neden olabilirler. 2) Nemlendirici, anti-irritan ve kurutma tozları arasındaki ayrıma dikkat edin. Pek çok markanın değişik amaçlarla kullanılan farklı ürünleri vardır. Anti-irritan kremler sadece dış bölgelerde kullanılır ve vulvadaki ağrı ve kaşıntıyı giderirler. Bu ilaçlar asla vajina içinde kullanılmazlar. Bazı toz ve pudralar ise sadece aşırı salgı olan kadınlarda salgıyı absorbe etmek için kullanılırlar. 3) Unutmamanız gereken bir başka nokta ise aksi belirtilmediği sürece bu tür kayganlaştırıcıların hamilelikten koruyucu etkisinin olmadığıdır. Yine bu maddeler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz. Sadece nonoxynol adı verilen maddeyi içeren maddeler sperm öldürücü özelliğe sahiptir. Ancak bu madde de vajina için irritan bir maddedir ve enfeksiyon riskini arttırır. Kayganlaştırıcılara ek olarak pelvik kasların güçlü tutulması bölgeye olan kan akımını arttırarak sıvı üretimine destek olabilir. Bu amaçla Kegel egzersizleri yapılabilir. Kegel egzersizlerini öğrenmek için tuvalette otururken idrar yapmaya başlayın ve idrar akımı devam ederken durdurmaya çalışın. Daha sonra bu hareketleri mesaneniz boşken yapın. Kasları kasın ve üçe kadar sayın. Buna kalsarın yorulduğunu hissedene kadar devam edin. Kegel egzersizlerini her gün günde 2 defa yapın. Birkaç hafta içinde cinsel yaşantınızdaki değişmi fark edeceksiniz. Bu yazı Dr.Alper Mumcu tarafından hazırlanan internet sitesinden alınmıştır.

328 CİNSELİKLE İLGİLİ SORULAR

329 CİNSELİKLE İLGİLİ SORULAR1. Öpüşmekle AIDS kapılır mı? Ara sıra bununla ilgili bazı söylentiler çıkmasına rağmen, HIV virüsünün öpüşmekle hiçbir şekilde insandan insana geçmeyeceği tesbit edildi. Tükürükte virüs bulunabilir, ancak konstrasyonu o kadar düşüktür ki, risk taşımaktan uzak kalır. Virüsün en çok bulunduğu sıvılar kan, sperm ve vajinal akıntıdır. HIV'den korunmanın en iyi yolu prezervatif kullanmaktır. Bazı uzmanlar oral seks sırasında bile prezervatif önerir. Bunun nedeni de şudur: Ağızda ufak yara ve çizikler varsa, virüs taşıyan spermin oraya girmesiyle birlikte enfeksiyon kapılabilir. 2. Vajina kokusu sevilmediği zaman ne yapılabilir? Her kadının vajinası hafif asitli bir koku salgılar, bu son derece normaldir. Bu kokunun erkekler için başdöndürücü ve uyarıcı olduğunu ekleyelim. Tabii bu bölgenin hijyeni çok önemli. Vajinanızı her gün, isterseniz seksten önce de yıkayın. Kokusuz bir sabun kullanmanız yeterli, böylece doğal kokunuz kaybolmaz. Çünkü uzmanlar çeşitli kokulu sabunlardan ve kozmetik ürünlerden uzak durmanızı tavsiye ediyor. Çünkü bu ürünler bu bölgede yaşayan bakterilerin doğal dengesini bozup rahatsızlıklara yol açabilir. 3. Hassas bir klitorise sahip olunduğunda seks sonrası acı hissedilmesinin sebebi nedir? Klitoris uyarıldığı zaman kabarır ve yükselir. Tekrar eski haline dönmesi ve alçalması yarım saat kadar sürebilir. Orgazm sonrası dokunmaya karşı hassas olması normaldir. Çünkü bu sırada açık pozisyondadır. Eğer ilişkinin üzerinden saatler geçtikten sonra bile acı varsa, bunun sebebi partnerinizin tekniği olabilir. Sert davranıyor olması ya da sizin aşırı derecede alkollü olmanız (alkol bu bölgenin uyuşmasını sağlar), acı hissetmenize yol açabilir.

330 4. Prezervatif ağızla takılabilir mi4. Prezervatif ağızla takılabilir mi? Bunu yapabilmek için biraz deneyimden başka bir şeye ihtiyacınız yok! Acemiler için işte öneriler: Sprem öldürücü içermeyen bir prezervatif seçmelisiniz. Çünkü sprem öldürücü maddelerin tadı kötü gelebilir. Kayganlaştırıcı kremler içeren veya çeşitli tadları olanları seçebilirsiniz. Prezervatifi baş tarafı içerde kalacak şekilde dişlerinizin arasına alın. Çok sıkı tutmamaya özen gösterin. Yoksa dişleriniz onu patlatabilir. Partnerizin cinsel organına yerleştirdikten sonra prezervatifi dudaklarınıza yuvarlayın ve takın. Dudaklarınız yerine dilinizi de kullanabilirsiniz. Daha geleneksel takılanlar için elle takma yöntemini hatırlatmakta fayda var. Paketi yavaşça açınki prezervatif zarar görmesin. Prezervatifin başındaki havayı sıkarak dışarı atın ve prezervatifi takarak yuvarlamaya başlayın. İçindeki spermleri akıtmaması için ilişki biter bitmez prezervatifi çıkartın. 5. Orgazmı kolaylaştıran nefes tekniği nedir? Orgazma yaklaşırken nefes hızlanır ve sanki göğsün alt tarafıyla soluk alınıyormuş gibi olur. Orgazmı çok daha şiddetli yaşamak için yapmanız gereken derin nefes almak. Özellikle nefesinizi diyaframdan almak size daha çok yardımcı olacaktır. 6. Fazla seks vajinayı gevşetir mi? Sözkonusu bile değil. Tam tersi, düzenli seks vajinanın girişindeki kasları kuvvetlendirir. Bu kasların ve dolayısıyla vajinanın gevşemesine neden olan tek şey doğum ve yaşlanmadır. Bu kasların fonksiyonunu ayakta tutmak için seks dışında da egzersiz yapabilirsiniz. Örneğin tuvelete gittiğinizde kasılın ve idrarınızı durdurun. Sonra gevşeyin. Bu egzersizi birkaç tekrarlayın.

331 7. Bir vajina çok fazla küçük olabilir mi7. Bir vajina çok fazla küçük olabilir mi? Çok küçük vajinaya pek rastlanmaz. Eğer erkek cinsel organının vajinaya girmesi sırasında sorun yaşıyorsanız, bu vajinadan dolayı değil, vajinanın girişini bloke eden ve "himen" denilen bir deri parçasından dolayıdır. Teorik olarak vajina, içine en büyük penisi alabilecek kadar büyüktür. Ancak korku, depresif durumlar ve sinirsel dönemler vajinayı küçültebilir. Vajinanızın küçüklüğünden şikayetçiyseniz genişletme tekniklerini deneyin. Vajinaya tek tek işaret ve orta parmağınızı sokup aralarında yarım veya bir santim ara bırakmaya çalışın. Bunu yapabiliyorsanız, açıklığınız normal demektir. Ağrı duysanız bile, cinsel ilişki sırasında vajinanız ıslak olacağından bu ağrıyı hissetmeyeceksiniz. Eğer yukarıdaki egzersiz acı vericiyse vajinaya krem sürüp sıcak suya girip öyle deneyin. 8. Fazla masturbasyon zararlı mı? Bir defada çok fazla masturbasyon yaparsanız, klitorisiniz tahriş olup orgazmı imkansız hale getirebilir. Bu durum çok uzun sürmez, masturbasyona biraz arar verirseniz her şey normale dönebilir. 9. Korunmadan ilişkiye girildiğinde hamile kalınmasını önleyecek bir şey var mı? Korunmadan seks yaptıktan sonra oluşabilecek bir hamilelikten korunmak için 2 metod var, ama ikisinin de başarısı regl döneminizle ilgili. İlk metod, seksten sonra ilk 72 saat içerisinde alınması gereken bir hapla ilgili. Eğer onu almak için geç kaldıysanız yapmanız gereken tek şey, ilk beş gün içinde doktora başvurup diğer doğum konrol yöntemini size uygulamasını istemeniz. Şunu hatırlatmadan geçmeyelim: İlk kez korunmasız seks yaptığınız zaman hamile kalma riskiniz yüzde 20'den fazla değildir. Çünkü organlarınız bu değişikliğe bakmayıp ilk önce yumurtanın oluşmasını engelleme eğilimindedir. Ama tabii ilk ilişkide, hatta regl döneminde bile hamile kalanları unutmamak gerekiyor.

332 10. Oral seks sırasında sperm yutulmasının sakıncaları var mı10. Oral seks sırasında sperm yutulmasının sakıncaları var mı? Tıpkı besinler gibi sperm de mideye gidip daha sonra vücuttan atılır. Yoksa spermler vücuda girdikten sonra başka organlara gitmez, sindirim sistemine girip sonra da dışarı atılır. Ama yutulan spermle cinsel yolla bulaşan çeşitli hastalıkları ya da HIV virüsünü kapma olasılığınız çok yüksek! 11. Venüs tepesi nerede? Kadınların kasık kemiği üzerinde ufak ve tepeye benzeyen bir yağ birikintisi vardır. İşte buna "Venüs Tepesi" denir. Çıplak bir şekilde aynanın önünde dururken bu yeri bacaklarınızın arasında kolayca farkedebilirsiniz. Bazı kadınların, partnerleri tarafından Venüs tepesinden tutulurken bile orgazma ulaştıkları biliniyor. 12. Cinsel ilişki sırasında bir şey hissetmiyorsanız... Erkek arkadaşınızla seks yaptığınız zaman içinize girdiğini hissediyor ama ondan sonra hiçbir şey hissetmiyorsanız, ne yapmalısınız?... Eğer partnerinizin cinsel organı normalden küçük değilse ve başka biriyle aynı sorunu yaşamadıysanız, sorun partnerinizin içeri girdiğinde ereksiyonunu koruyamamasından kaynaklanmış olabilir. Eğer içeri girdiğinde kısmen ereksiyon oluyorsa, daha iyi hissetmeniz için gerekli sürtünmeyi gerçekleştiremiyor demektir. 13. Bir erkeği ereksiyon halinde tutmak için ne yapmalı? Sıkma tekniği uygulanabilir. Tam boşalmadan önce erkeğin cinsel organının başını başparmak ve ilk iki parmağınızla kavrayıp sıkın. Başparmağınız cinsel organın göbeğe bakan tarafında olmalı, diğer iki parmak dış tarafında olmalı. Penis sıkma tekniği hem size sevişmek için süre verir hem de partnerinizin kendini kontrol altında hissetmesini sağlarsınız.

333 14. Bir vajina fazla ıslak olabilir mi14. Bir vajina fazla ıslak olabilir mi? Bazı kadınlar vajinalarının fazla ıslak olduklarından şikayetçi olurlar. Ancak bu tür olaylara çok nadir rastlanır. Vajinanın ıslaklığıyla ilgili ortaya atılan bir teori var, o da şöyle: "Islaklığın nedeni kişiden kişiye değişebilir. Belli bir cinsel hayata alışık olan bir kadının yeni bir partner bulmasıyla birlikte hayatı tamamen değişebilir. Onun yanında olmak bile ıslaklığa neden olabilir. Bu son derece normaldir." 15. "Frijit" tam olarak ne demek? Cinsel isteksizlikle eş anlamlı bir kelime. Genelde partneri kadar sık seks istemeyen kadınlara "frijit" yaftası yapıştırıldığını da unutmayın tabii... "Frijit"liğin fizyolojik ya da duygusal birçok nedeni olabilir. Orgazma ulaşma güçlüğü çeken kadınlar için şunları söylemek gerekiyor. Ne olursa olsun rahatlamaya çalışmalılar veya daha uzun bir önsevişme yaşamalılar. Ya da bazen değişik yollarla uyarılmak gerekiyor. Genelde partneri kadar sık seks istemeyen kadınlara "frijit" yaftası yapıştırıldığını da unutmayın tabii... 16. Eşimin birden fazla orgazm olmasını sağlayabilir miyim? Cinsel ilişki sırasında kadınların birden fazla orgazma ulaşabilecekleri yolundaki açıklamalar, kadınlar kadar erkekleri de heyecanlandırıyor. Kadınlar kendi hislerini bildikleri ve neyle mutlu olduklarının farkında oldukları için bu konuyu daha rahat aşabiliyorlar. Oysa erkekler eşlerinin mutlaka birden daha fazla orgazm yaşaması gerektiğini düşünerek tedirginliğe kapılabiliyorlar. Hatta bunu kendi suçları olarak düşünüyorlar. Ancak bu, neredeyse tüm kadınlar için çok zor... 17. Kadınlar da boşalır mı? Fazla sayıda olmamakla birlikte bazı kadınlar da orgazm sırasında boşalırlar. Açık renkli, meniye benzeyen ama içinde sperm bulunmayan bir sıvıdır bu. Çok ender olmamakla birlikte normal bir olaydır.

334 18. Bir erkeğin penisi maksimum ölçüsüne ne zaman ulaşır18. Bir erkeğin penisi maksimum ölçüsüne ne zaman ulaşır? Genellikle 17 yaşında. Ayrıca bu yaşta seks gücü, enerjisi ve isteği de zirvededir. Ancak yine de erkeklerin kadınları sekste en iyi tatmin ettikleri yaşlar arası. Erkeklerin seks güçleri 17 yaşında olduğundan daha azdır ama bu konudaki tecrübe ve bilgileri daha fazladır. 19. Klitoris ve penisin dokusu aynı mıdır? Evet. Anne karnındaki gelişmelerinin ilk 4 haftasında, bütün cinsel organlar ceninin jenital bölgesindeki küçük bir kabarıklık halindedir. Ancak bundan sonra gelişirler ve kadın ya da erkeke cinsel organı şeklini alır. Dolayısıyla klitoris aslında penisin küçük bir modelidir ve onunla aynı duyarlı dokuya sahiptir. 20. Kadının tatmin olması için penisin uzunluğu mu yoksa kalınlığı mı daha önemli? Kesinlikle kalınlığı. Vajina girişi, zevk almayı sağlayan sinir uçlarıyla kaplıdır ve penis ne kadar kalın olursa bu bölgede o kadar çok uyarım olur. Orgazm sırasında kasılan kaslar da vajina girişinde ve çok duyarlıdır. Kısacası penis çok uzun olmasa da kalınlığı çok önemlidir. 21. Seks kalbi nasıl etkiler? Sevişmek kan basıncını yükseltir ve kalp atışlarını normalin iki katı hıza çıkarır. Yani seks, spor yapmak, yürümek, koşmak gibidir. Düzenli olarak spor yapmak kalbi nasıl güçlendiriyorsa seks de aynı şekilde güçlendirir. Ancak ileri yaşlarda kalp, bu kadar hareketi kaldıramayabilir. 22. Mastürbasyon yapan bir insanın daha sonra kendini suçlu hissetmesi normal midir? Evet. Araştırmalar, kendilerini tatmin edenlerin yarısının sonradan suçluluk hissine kapıldıklarını ortaya koyuyor. Oysa uzmanlar mastürbasyon yapmanın çok sağlıklı bir insan davranışı olduğu konusunda hemfikirler. Bu şekilde bir başkasıyla sevişmenin de öğrenildiği ve kişinin cinsiyeti ne olursa olsun bedenini tanıması ve sevmesi gerektiği ileri sürülüyor. Ayrıca mastürbasyon yapan kadınların yapmayanlara göre orgazm olmaya daha yatkın oldukları da söyleniyor.

335 23. Erkekler boşaldıkları zaman niçin bazen çok, bazen az meni gelir23. Erkekler boşaldıkları zaman niçin bazen çok, bazen az meni gelir? Öncelikle rahatlayın, bunun aldıkları zevkle hiçbir ilgisi yok. Yani sevişmeden çok fazla zevk alan bir erkek çok az boşalabilir. Bu tamamen, en son boşaldığı anın üzerinden geçiş zamanla ilgilidir. Aradan ne kadar çok zaman geçmişse patlama da o kadar büyük olur. 24. Erkek orgazmı geciktirmek için seks sırasında başka şey düşünür mü? Kesinlikle doğru!! Erkek, partnerinin orgazm olmasını beklerken kendi boşalmasını geciktirmek için duygularını yavaşlatır. Bu nedenle tamamen ilgisiz şeyler düşünmeye başlar. Bu yöntem tüm erkeklerin uyguladığı bir geciktirme şeklidir. Ancak uzmanlar bunun, beynin ve bedenin ayrılmasına neden olduğu için erkeği yorduğunu söylüyorlar. Erkek seksten uzaklaşmak yerine gevşemeyi denemeli, kısa aralar vererek bedenin aşırı yorgun düşmesini engelemeli. 25. Sevişme bittikten sonra erkek, kadından daha az duygusal mı olur? İşte her kadının hayatında mutlaka bir kez yataktayken aklından geçen cümle! 'Ay ne duygusuz adam, döndü sırtını nasıl da yatıyor' diye iç geçirenler ve bunun nedenini bir türlü çözemeyenlere işte bir uzman yanıtı: Çünkü erkek sevişirken kadından daha çok fiziksel enerji harcar ve orgazmı da çok yoğun ve şiddetli olarak yaşar. Bu nedenle dinlenmesi için zamana ihtiyacı vardır. Bu yüzden seks bitince ya hemen uyur ya da duygusuzlaşıp Tv karşısına geçer.

336 ÇOCUKLARA CİNSEL SAĞLIK VE SEX BİLGİLERİ NASIL VERİLMELİ?

337 ÇOCUKLAR CİNSELLİK HAKKINDA NELER BİLMELİ

338 ÇOCUKLAR CİNSELLİK HAKKINDA NELER BİLMELİÇocuğunuza; güneşin yaşam için ne kadar önemli olduğunu ya da sonbaharda yaprakların neden ağaçtan düştüğünü açıklamayı hiç düşündünüz mü? Büyük bir olasılıkla bu hiç aklınıza gelmedi. Çocuklarınız soru sormaya başladıklarında yaşlarının küçük olduğunu bahane edip, onları duymazlıktan gelmeyin. Aksine kısa ve net cevaplar verin. Çocuğun yaşı büyüdükçe açıklamalar uzayabilir. Bazen çocugunuza kardeşi olacağını söylediğinizde, iki yaşındaki çocugunuzun bebeğin nasıl oldugunu merak ettiğine tanık olabilirsiniz. Başlangıç için bebeğin, anne karnında büyüdüğünü söylemeniz yeterli olacaktır. Strese girmeyin, rahat olun Çoğu zaman anne babalar soru yağmuruna tutulduğunda şaşkınlık yaşıyor. Uzman Pedagog Eda Yelkenci; anne babaların özellikle de cinsel konularla ilgili sorularla karşılaştıklarında, utandıklarından ya da konuyu nasıl anlatacaklarını bilmediklerinden farklı davrandıklarını belirtiyor. Bir anda mimikleri değişiveriyor. Bu gibi durumlarda anne babalar "Annem bu konuyu benimle hiç konuşmadı. Dolayısıyla sana nasıl bir açıklama yapmam gerektiğini bilmiyorum.

339 Ama elimden geldiğince sana bu konuyu anlatmaya çalışacağım" gibi açıklamalar yapmalı. Böylece çocuk yanlış bir şey söylediği izlenimine kapılmayacak ve suçluluk hissetmeyecek. Anne ve baba arasındaki ilişkiyi açıklamak, cinsel organların isimlerini söylemek çoğu anne ve baba için kolay değil. Anne babalar, genellikle penis için pipi, vajina için ise kuku sözcüklerini tercih ediyor. Ancak doğru olan çocuğunuza bu organların gerçek adını söylemektir. Çocukların, ilkokul dönemine kadar bebeklerin nereden ve nasıl geldiklerini de öğrenmeleri gerekiyor. Cinsellik hakkında konuşmalı mısınız? 3 yaşından önce çocuğunuz cinselliği ya da bebeğin nasıl oluştuğunu merak etmiyorsa, bu konulardan söz edip aklını kanştırmayın. Ancak çocuğunuz bazı sorular sormaya başladıysa, bunlan duymazlıktan da gelmeyin ve sorularını yanıtlayın. Uzman Pedagog Eda Yelkenci, yanıtların onları yoracak kadar açık ve korkutucu olmaması gerektiğini vurguluyor. Açıklamaları, çocuğunuzun gelişimini ve olgunluğunu dikkate alarak yapın. Çocuğunuz 4-5 yaşını geçtiği halde bu konuyu merak etmiyor ya da konuyla ilgili sorular sormuyorsa, onu siz yönlendirin. Çocuğunuz çekindiği için cinsellik konusunu açmaya cesaret edemiyor ya da kendi fantezilerini yaşıyordur. Sonuç olarak ilkokul dönemindeki bir çocuğun, bebeğin yutularak oluştuğunu veya göbekten çıktığını düşünmesi doğru değildir. Çocuğunuzu aydınlatmazsanız, arkadaşlarından yanlış bilgiler edinebilir ve cinselliğin utanılacak bir konu olduğunu düşünebilir.

340 Doğru zamanı bekleyin Konuşulması gereken zamanı titizlikle seçmelisiniz. Kendinizi bu konu hakkında konuşmak için hazır hissetmelisiniz. Ayrıca çocuğunuz da ilgili olmalı. Sonuçta çocuğunuza okulda ders vermiyorsunuz. Cinsellik hakkında konuştuğunuzda çocuğunuz ilgili görünmezse, bir süre daha beklemelisiniz. Çocuğun yaşına dikkat! 3 yaşındaki çocuğunuza, bebeğin nasıl yapıldığını ayrıntılara girmeden açıklayabilirsiniz. Çocuğunuzun, bebeğin oluşumunda babasının da rolü olduğunu öğrenmesi önemli bir ayrıntıdır. Ona şöyle bir açıklama yapabilirsiniz: "Anne ve baba birbirlerine dokunup, öpüştüklerinde, baba annenin karnına hayat tohumu bırakıyor. Birkaç ay sonra da bebek doğuyor." Şimdilik bu kadar az ve öz bir anlatım onun için yeterlidir. Bu yaşlarda çocuğun, özellikle kendisini cinsellik hakkında aydınlatan anne babasının güven verici sözlerine ihtiyacı olacak. Çocugunuza yapacağınız açıklamalarda resimli kitaplardan yararlanabilirsiniz. Çocuğunuz 5-6 yaşlanndaysa, anatomik konulan içeren birtakım açıklamalarda bulunmanızda hiçbir sakınca yok. Bu yaşlardaki çocuğa aktarılması gereken mesaj, döllenmenin birbirini sevmiş kadın ve erkek arasındaki sevgiden kaynaklandığıdır. Kaynak: Eltern Bebek Dergisi, Sayı: 2000/12 .

341 SEKS KONUSUNDA BİLİNMEK İSTENEN ŞEYLER İÇİN BİLGİLENDİRMEK.

342 SEKS KONUSUNDA BİLİNMEK İSTENEN ŞEYLER İÇİN BİLGİLENDİRMEK.Amerikalı uzman Deb Donavan kendi tecrübe ve birikimlerinden yararlanarak çocuklara seks eğitimi konusunda şu bilgileri veriyor: Çok önemli sayıdaki aile çocuklarına seks konusunda bazı şeylerin öğretilmesi hususunda sorumluluk hissederler. Fakat çok azı bu sorumluluğu üstlenirler. Problem sadece çocuklarımıza bilgi aktarmak değil fakat aynı zamanda iletişim için kapıları açabilmektir. Eğer ki daha önce buna başlamadıysanız, şimdi başlamak çok geç değildir. Çocuğunuzla bu konuyu tartışmaya başlamak işin en zor kısmıdır: · Medya, film ve televizyonu verimli bir şekilde kullanabilirsiniz. · Kendi hislerinizi onunla paylaşarak başlayabilirsiniz. · Kendi kişisel tecrübelerinizden ona bahsediniz. · Çocuğunuzu çok dikkatli bir biçimde dinleyiniz. Gelişimin bu aşamasında, çocuğunuz daha fazla gerçeğe dayanan bilgilere ihtiyaç duyabilir ve bunu sizden isteyebilir. Bu aşamada neler yapabilirsiniz? · Bu üreme konusunda çocuklarınızın öğrenmesi konusunda iyi bir zamandır. Örnek olarak hayvanları kullanarak ve böylece daha eğlenceli olmasını sağlayarak konuyu beraber inceleyebilirsiniz. Eğer siz veya bir arkadaşınız hamile ise, bunu konuyu daha derinleştirmek için bir sıçrama tahtası olarak kullanabilirsiniz. Bunu bir öğretme anı olarak kullanın.

343 · Belli yaşlardaki çocuklar kadın ve erkeklerin vücut bölümleri ile ilgili kelime haznesini tam olarak kullanmalı ve bunun farkına varmalıdırlar. Çocuklar arkadaşları ile konuşurken terminalojiyi tam olarak kullanmazlar. · Arkadaşlık geliştirme ve bunu devam ettirme genellikle ihmal ettiğimiz hayati önem taşıyan bir yaşam becerisidir. Bunun sezgisel bir biçimde bilindiğini varsayarız. Çocuğunuza arkadaşlık kurmayı ve bunu devam ettirmeye yarayacak becerileri öğrenmesine yardım edin. Arkadaşlar çocuğun kendi özsaygısını kazanmasında çok yardımcı faktörlerdir. · Çocuğunuza çeşitli aile yapılarını anlamasına yardım edin.TV programlarını bu tartışma için bir adım olarak kullanabilirsiniz.( Örneğin:Bazı ailelerde anne, baba ve iki çocuk var bazılarında ise ....) · Erken gibi görünmesine rağmen, bu çocuğunuza AIDS'in temel gerçeklerini öğretmede iyi bir zaman olabilir.Çocuğunuz muhtemelen televizyon ve film izlerken AIDS hakkında daha önceden bazı şeyleri duymuş olabilir. Duydukları hakkında kafası karışmış olabilir ve bazı gereksiz korkular hissediyor olabilir. Çocuklara bazı temel bilgilerin verilmesi gerekir. AIDS'in diğer hastalıkların bulaştığı yöntemle bulaşmadığını açıklamakla başlayabilirsiniz. AIDS sıradan temaslarla geçmez soğuk algınlığında olduğu gibi. Çocuğunuza kendi yaşına uygun olarak AIDS virüsünü kapmasının gerçekleşmesinin büyük bir çoğunlukla olası olmadığını açıklayın. Çocuğunuzu Okuldaki Seks Eğitimi Derslerine Nasıl Hazırlamalısınız? Çocuğunuz gelecek dönemde okulda seks eğitimi dersi alacak. Siz ise bu konuyu onunla paylaşmaktan biraz utanç ve biraz da tereddüt içerisindesiniz ve bu konuyla ilgili olarak çocuğunuza nasıl yaklaşacağınızı bilmiyorsunuz. Bu konuyu tamamen okula mı bırakacaksınız? yoksa çocuğunuza bu konuda kendinizin en iyi şekilde nasıl yardımcı olabileceğinizi öğrenmek mi istiyorsunuz ?

344 . Bu konudaki sorunları Amerikalı uzman Erlyne Osburn kendi deneyimlerinden yola çıkarak şöyle cevaplıyor: Bu gibi çok özel ve kişisel konuları tartışmak hem aile hem de çocuk için rahatsız edici olabilir. Bununla birlikte, ailelerin çocuklarıyla seks, üreme organları ve seksin ahlaki yönü ile ilgili konuları konuşmaları gereklidir. Aileler çocuklarının ilk öğretmenleridir. Ayrıca ailedeki ahlaki liderlerdir de. İnanıyorum ki; çocukların "hayatın gerçekleri" konusunda TV programlarından, filmlerden ve çevrelerinden önce ilk defa ailelerinden öğrenmeleri çok önemlidir. Bu dersler karanlıkta bulunan konuların paylaşılmasında önemli bir fırsattır. Ayrıca bu çocukların ailelerin onların ne bilmesi gerektiği düşüncelerini teminat altına alır. Çocuklar ailelerinden temel bilgileri alırlarsa, diğer kaynaklardan aldıkları bilgileri kafalarında değerlendirmede kendilerine güvenleri artar. Çocuğunuzla bu konudaki konuşmalarda güven kazanmak istiyorsanız, arkadaşlarınızla ve diğer aile üyeleriyle onların çocuklarıyla konuşma tecrübeleri hakkında konuşun. Belki onlar da size bazı izlemeniz gereken video ya da bazı kitaplar tavsiye edebilirler. Eğer bir dini organizasyona üye iseniz, bu organizasyon vasıtası ile elde edebileceğiniz materyaller olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Ayrıca diğer referanslar için çocuk doktoruna da başvurabilirsiniz. İlave olarak yörenizdeki bir kitapçı ya da halk kütüphanesi de siz ve çocuğunuz için bazı kaliteli bilgilere ulaşmanızı sağlayabilir.

345 . Okulda sex eğitimi dersleri başlamadan önce, derste kullanılacak metaryelleri ve içeriği görmek için okula bir ziyarette bulunabilirsiniz. İnanıyorum ki dersten önce ailelere bu konuda bilgi sunulması standart bir yöntemdir. Ne yazık ki, çok az aile çocuklarının bu dersi almadan önce okula gidip bu materyalleri izleyip bilgi alıyorlar. Ailelerin evlerinde çocuklarına verdikleri ahlaki ve dinsel eğitimle okulda sunulan bilgilerin çatışmadığını öğrenmek açısından bu çok önemlidir. Ailelerin kendilerini mecbur hissetmesi halinde çocuklarını bu derslerden alması için bir neden oluşturmak açısından bir fırsatları doğmuş olabilir. Çocuğunuz okulda sex eğitimi aldıktan hemen sonra, onunla oturup okulda aldığı bilgiler konusunda konuşun.Çocuğunuzun herhangi bir sorusu olup olmadığını ve sizin evde öğrettiklerinizle okulun sağladığı bilgiler arasında bir çatışma olup olmadığını öğrenin. Okulların bu konudaki yaklaşımı genellikle ahlaki olmaktan çok biyolojiktir ve böylece çocuğunuzla kendi ahlaki yaklaşımınızı vurgulayarak konuşabilirsiniz.Ayrıca çocuğunuzun ders hakkındaki görüş ve cevapları konusunda okula bilgi de verin. Öğretmen aldığı bu bilgileri değerlendirerek programda bazı değişiklikler yaparak ya da programı aynen devam ettirerek eğitime devam edecektir. Kaynak:

346 (CHILDHOOD SEXUALITY)ÇOCUKLUK CİNSELLİĞİ (CHILDHOOD SEXUALITY)

347 (CHILDHOOD SEXUALITY)ÇOCUKLUK CİNSELLİĞİ (CHILDHOOD SEXUALITY) İnsanoğlunun cinselliği insan ırkı kadar eskidir. Cinsel aktivite içgüdüye bağlı olmasına karşın, cinsel davranışlar politika, ekonomi, tıp, sosyal ve dini görüşlerden etkilenmektedir. ABD’de cinselliğin ifade edilişi, nesillerin değişimi, medyanın şu andaki cinsellik hakkındaki betimlemeleri, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korkma (özellikle AIDS), kadınların statülerinin ve rollerinin değişimi, etkin doğum kontrolü ve invitro fertilizasyon gibi tıbbi gelişmelerden etkilenmektedir. Tarihçe 16. yüzyıl öncesinde Biritinya ve Batı Avrupa’da aile üyeleri, işçiler, ve hizmetçiler bir çatı altında çalışır, yemek yer ve uyurlardı. Çocuklar yetişkinlere göre sosyal olarak alt sınıfta görülürdü. Çocukların aile ekonomisine katkıda bulunmaları beklenir ve yaptıkları hareketlerden hukuki olarak sorumlu tutulurlardı. Çocuklar yetişkinlerin seksüel davranışlarını serbestçe seyreder ve tartışmaları açıkça dinlerlerdi. Mastürbasyon yapar ve diğer çocuklarla cinsel oyunlar oynarlardı. Cinsel gelişim bir problem olarak görülmezdi. 16 yy.-19 yy. arasında aileler işyerlerini yaşadıkları yerlerden ayırmaya başladılar. Tek ve büyük odalar duvarlarla; çalışma, yemek ve yatak odalarına ayrıldı. Cinsel ilişkiler kapalı kapılar arkasında olmaya başladı.

348 Dini etkilerle, belli bir çerçeve haricinde cinsellik günah olarak tanımlandı. Cinsel ilişkiler gittikçe daha gizli hale geldi. Cinsel meseleler yalnızca gizli yerlerde konuşuluyordu. Ebeveynler çocuklarını sade, yalın ve cinsellikten uzak yetiştiriyorlardı. Çocuklara vücutlarını örtmeleri ve cinsel objelere bakmamaları ve dokunmamaları anlatırdı (Elias 1978). Çocuklar vücutlarından utanır (Whitehurst 1971). Bacak, göbek (belly) gibi terimler yerine alttaki organ, alt kısım gibi terimler kullanılırdı (Lockwood 1978) yüzyılda ebeveynler, mastürbasyon yapan çocuklarını korkutmuşlar. Mastürbasyonun deliliğe, laterji, tüberküloz, sfiliz, impotans veya kısırlık, şekil bozukluğu ve epilepsiye yol açtığına inanılırdı. Çocukların bu yolla zevk almalarını engellemek ve zararlardan korumak amacıyla penisin çevresine uygun sivri uçlu halkalar, çelik ve deri kılıflar, elektrik şoklar, ve kasık bandajları geliştirilmişti. Bazı ebeveynler yatarken çocuğun 4 ekstremitesini ayrı ayrı yatağa bağlarlardı. Bütün bu önlemlere rağmen mastürbasyon yapan çocukların penisleri veya klitorisleri, beyaz sıcak demirle koterize edilebiliyordu. Kızlarda inatçı mastürbasyonlarda bistüri veya makasla klitorektomi yaygın bir tedaviydi (Schwartz 1973). Bir çok medeniyetlerde klitoris eksizyonu mastürbasyonun tedavi şekli olarak kullanıldı (Huelsman, 1976) yüzyıl ortalarında edebiyat romantizmi altında çocuklara ve cinselliğe olan tavırlar yumuşamaya başladı. Özgürlükçü iyi eğitilmiş ebeveynler çocukları masum, aseksüel ve korumaya muhtaç varlıklar olarak değerlendirmeye başladılar (Jackson 1993). Çocuklar incinebilir varlıklar olduğundan onların aileleri tarafından tehlikelere karşı korunmalıydı.

349 20. Yüzyıl Kayıtlı tarih boyunca ipek mendil, domuz bağırsağı gibi kontrasepsiyonun etkin olmayan formları kullanılmıştır. 18. Ve 19. Yüzyıllarda, 18. ve 19. Yüzyıllarda kontraseptif kullanımı şüpheli ve ahlak dışı sayılıyordu (Jackson 1993). Çoğu kadın gebe kalma korkusu nedeniyle cinsel ilişkiden kaçınıyordu. Etkin doğum kontrol metotlarının bulunması kadınların özgürlüğe kavuşmasında büyük katkısı olmuştur (Pickett 1971). Kadınlar hizmetçilik ve çocuk yetiştirme haricinde roller araştırmaya başlamıştır. Kadınlar ev işleri haricinde, dışarıdaki işlerde çalışmaya başladı. ’lerde çocuklukta cinsel oyunlara ve mastürbasyona karşı cezalarda anlamlı derecede azalma olmuştur (Wolfenstein 1953). Çocukları cinsel aktivite veya ilgilerinden dolayı cezalandırma veya azarlama yerine uyarma, vazgeçirme ve dikkatini başka alana çekme uygulanmaya başlanmıştır (Finkelhorn 1980). 1950’lerde yeni bir tema ortaya çıktı: ebeveynlerin çocuklarının cinsel ilgileri konusunda endişelenmemeleri gerektiği anlatıldı. Her çocuğun vücudunu araştırması, vücudu hakkında bir şey öğrenmesi tamamen normaldir, bu meraktan öte bir şey değildir. Bazı ebeveynler anormal olmayan cinsel oyunları oynamalarını da kabulleniyordu. Üst sosyoekonomik düzeydeki ebeveynler, erkek çocukların penislerini adlandırmaya başladılar fakat kızların cinsel organlarını isimlendirmeden kaçınılmaya devam edildi. Şimdiki Durum 1970’lerden 1990’lara kadar, çocuk cinselliği; çocuk cinsel kötüye kullanımı, tecavüz, istenmeyen ergen gebelikleri, homoseksüalite ve AIDS hakkında politik ve sosyal sorunlar nedeniyle artan bir problem olarak görüldü. Bu sorunlar masum çocukları tehlikelerden koruma yönündeydi.

350 Çocuklar , hastalıklar, “yabancı tehlikesi” ve “kötü eller” konusunda uyarıldı. Cinsel aktivite yönündeki olumlu referanslar atlandı ve çocukların cinsel aktivitenin olmaması sağlıklı ve kabul edilebilir sayıldı. Şimdi, seksüel ilgi gösteren çocuklar sapkın veya anormal olarak görülmeye devam edilmektedir. Seksin çocuklara tehlikeli olduğu anlatılmaktadır, Buna karşın aynı zamanda çocuklar artan tarzda cinsel içerikli karmaşık, iştahlı T.V. programlarına maruz kalmaktadır. Ayrıca cinsel istismar ve tecavüz sahneleri gösterilmektedir. Kablolu ve uydu televizyonları ile bir çok porno filmleri evlerde seyredilir olmaya başlanmış ve günün her anında bu filmlere ulaşılabilir olunmuştur. Verilen bu mesajlar ile ebeveynin verdiği mesajlar arasında doğan bu çelişki çocukların kafalarını karıştırmaktadır. Çocukların cinsel gelişimi, gelişimin diğer yönleri gibi değerlendirilmeli ve izlenmelidir. Maalesef, bugünkü atmosferde bu mümkün olmamaktadır. Çoğu anne baba çocuklarının cinsellik hakkında soru sormalarını istememektedir. Ebeveynlerin tepkileri nedeniyle, okullar bu konuda araştırmalara izin vermemektedir (Yates 1993). Çocukların cinsellik konusunda kaygıları, yaşantılarının kafalarını karıştırma derecesi veya cinsel kötüye kullanımdan koruma programlarının etkileri çok az anlaşılmıştır. Araştırma çalışmaları büyük ölçüde “ebeveynlerin çocuklarının cinsel davranışlarını gözlemleri” ve “erken cinsel deneyimleri olan erişkinlerin anıları” ile sınırlıdır. Bu araştırma sonuçları da yanlış sonuçlara yol açabilmektedir. Örneğin Friedrich ve arkadaşları (1991) ebeveynlerin çocuklarının cinsel davranışlarını gözlemlerine dayalı yaptıkları bir çalışmanın sonucunda çocukların cinsel aktivitelerin 4 yaşından 12 yaşına kadar azalma gösterdiği sonucunu çıkartmışlardır.

351 . Bu o yaş çocukların cinsel aktivitelerini kısıtladığı anlamına gelmeyebilir, bu yaş çocukların onay görmeyen davranışların daha farkında olmaları ve seksüel aktivitelerini gizlemedeki büyük becerileriyle basitçe açıklanabilir. Kültürel Bakışlar Medeniyet çocuk ve ergenlerin cinsel ilgi ve aktivitelerini engelleme ve yeniden yönlendirme konusunda büyük zaman ve efor göstermiştir. Seksüel aktivitelere karşı yasaklar daha çok kızlara getirilmiştir. (Elwin 1968). Seksüel gelişim üzerine bakış, büyük ölçüde toplumlarda kullanılan görgü ve metodlara dayanmaktadır. (Ford ve Beach 1951). Marshall ve Suggs (1971), Currier (1981) çeşitli kültürlerde cinselliğe yönelik 4 genel yaklaşım tarif etmektedir: a. Baskıcı (repressive) b. Kısıtlayıcı (restrictive) c.   Müsade edici (permissive) d. Destekleyici (supportive) Cinselliği baskıcı kültürler: Türkiye vs. Bu tür kültürlerde cinsel aktivitenin tehlikeli olduğuna inanılır. Bekarlık idealdir. Cinsel ifadeler oldukça kısıtlanmıştır. Çocukların cinsel ilgi ve aktiviteleri yasaklanmıştır, formal seks eğitimi yoktur. Cinsel konuların tehlikeli ve kirli olduğu görüşü vardır. Erkek çocuklar erken dönemde kız çocuklarından ayrı tutulur, erotik ilgi ve aktiviteler şiddetle cezalandırılır.

352 Cinselliği kısıtlayıcı kültürler: Sıklıkla gelişmiş ülkelerde gözlenirCinselliği kısıtlayıcı kültürler: Sıklıkla gelişmiş ülkelerde gözlenir. Örnek ABD. Bu kültürlerde seks önemlidir fakat seksüel aktivitenin çıkaracağı sorunlar sebebiyle korkular vardır. Çocukların cinsel ilgileri için cezalandırılmamalarına rağmen, başka yollarla inhibe edilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, tecavüz, ve istenmeyen gebelikler için seks eğitimi vurgulanır. Cinselliğe müsade edici kültürler: Çoğu cinsel ifade ve davranışlara hoşgörü ve göz yumucu olurlar. Bu tip kültürler Afrika ve okyanus ülkelerinde vardır. Cinsellik; normal, doğal, ve insan varlığının değerli yönü olarak görülür. Buna karşın cinsel aktiviteler için teşvik yoktur. Evlilik öncesi seks yaygındır. Cinselliği destekleyici kültürler: Erken cinsel deneyimi gelişimin gerekli bir parçası olarak görürler. Bu tür kültür Ekvator Afrika’sında, Güney Asya ve güney Pasifik’te gözlenir. Burada çocukların seksüel duyguları hissetmesi ve aktiviteleri öğrenmesi için ortam sunulur. Cinselliği müsaade edici ve destekleyici kültürlerde, bebek cinsel organları genellikle açıktadır (çıplaktır), yetişkinlerle cilt-cilt teması sıktır. Bebeklerin bacaklarının iki yana açık olarak taşınması veya tutulması ile çocuklarda direkt olarak genital stimulasyon olur. Bebekler huzursuz olduklarında, yetişkinler, genellikle kadın, onu yatıştırmak için cinsel organlarını uyarabilmektedirler. Bu elle veya oral yolla olmaktadır. Gadpaille (1978) Çocukların cinsel oyunları yeterince oynamamışsa, daha sonraki cinsel yaşantıları için duygusal olarak hazır olamayacaklarını ileri sürmüştür. Money ve Ehrhardt (1972) ise ergen çiftleşme provalarının yetişkin erotik yeterlilik için gerekli olduğunu ileri sürmüştür. Bu araştırıcılar yasaklama ve cezalandırmanın sonuçları konusunda endişeli olup, daha müsaade edici toplumlarda yetişkin parafililerinin olmayacağına dikkat çekmişlerdir.

353 Çoğu yetişkin, cinsel oyun oynayan çocuklarının daha ileri gidecekleri ve uygunsuz cinsel aktiviteler gösterecekleri konusunda endişelenirler. Cinsel olarak müsaade edici toplumlardan Kibbutizm’de, cinsel oyunlar yordanabilen gidiş göstermektedir. Bu kültürde Mastürbasyon ve arkadaş oyunları bebeklikte başlar, erken çocuklukta yoğunlaşır, fakat erken okul yıllarında şiddeti oldukça azalır (Shepher 1971). Cinsel konulardan utanma yaklaşık 9-10 yaşlarında gözlenir, aynı zamanda cinsiyetler arası ilişkiler azalır. Bu gerginlik yaşlarında kaybolur, sıcak, arkadaşça aseksüel ilişkiler olur. Bebekler bakım vericileri tarafından sık kucağa alındıkları ve taşındıkları zaman, büyük olasılıkla daha ilgili oldukları ve daha sonraları cinsel olaylara karşı rahat olduklarını ileri sürmüştür (Broude 1976). Broude ve Prescott (1975) fiziksel sevginin (kucaklama, başını okşama vs.) az olduğu çocukların yüksek oranda şiddet gösterdiklerini saptamışlardır. Bebekle bakım verici arasındaki fiziksel temas ABD’de oldukça değişkendir, fakat muhtemelen endüstrileşmemiş ülkelere göre daha azdır. ABD toplumunda son yıllarda bebeğini memesiyle besleyen kadın sayısı armış, bu da fiziksel teması daha artırmıştır. Diğer yandan, ev dışında çalışan kadın sayısında artış vardır, anneler bu sebeple bebeklerinden uzun süreli ayrı kalmakta sıklıkla bebek bakıcılarla kalmaktadır. Bu anneler aynı zamanda ev işleriyle de uğraşmakta, işte olamayan streslerini evde göstermektedirler. Bundan dolayı, çocuklarına şefkat ve fiziksel temasları için az zaman olmaktadır. Son Zamanlardaki Kültürel Değişiklik ABD kültüründe son zamanlardaki değişiklikler çocukların cinsel gelişimini etkilemiştir. Aileler sıklıkla çocuklarının omuzlarına aşırı yüksek beklentiler yüklemektedir. Ebeveynler başarılarını artırmak için oldukça müdahaleci ve kısıtlayıcı olabilmektedirler. Başarının aşırı vurgulanması çocuğun kabiliyetlerini bozmaktadır.

354 Bu çocuklar anne babalarının rüyalarını ve narsistik gereksinimlerini yerine getirmek için uğraşırlar, bu amaçların yerine getirilmesi imkansız olduğu zaman, depresyon, madde kötüye kullanımı, yeme bozuklukları ile neticelene bilmektedir. Ebeveyn başarıyı aşırı vurgularsa, çocuğun seksüel gelişimi sıklıkla kısıtlanmış olur. Bu sebeplerle çocuğun seksüel istek, veya diğer zevk almaları için yeterince zaman olmaz. (Yates 1978). Kültürdeki ikinci büyük değişim bağımsız olmanın aşırı vurgulanışıdır (Yates 1991): Bu bağımsız oluş öncesinden kreş ve bakıcıya verilerek öğretilir. Evde bile kendi kendine oynaması yönünde teşvik edilir. Bu durumun sonuçları hakkında uzunlamasına çalışmalar yoktur. Fakat kendi başına yeterliliğin yerini alan bu değer ve kavram, bağımsızlık konusunda endişeleri artırabilmekte ve birlikte yaşam kurma konusunda zorluklar çıkarabilmektedir. Yüksek boşanma oranı, yüksek cinsel disfonksiyon oranı, ve tek başına yaşamanın artmış insidansı, bağımsızlığın aşırı vurgulanmasının yansıması olabilir. Cinsel Eğitim Cinsel kötüye kullanım önleme programları sıklıkla anaokulunda başlar, seks eğitimi ise nadiren 5. Sınıftan önce başlar. Seks eğitim programlarında hemen hemen her zaman cinsel zevk alma, mastürbasyon ve homoseksüalite gibi çelişkili konuları işlemez atlarlar. Çoğu ebeveyn bu konuların çocukları için zararlı veya aşırı uyarıcı olduğunu düşünmektedir. Müfredatlar “emniyet”, özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıkların tehlikelerinden bahsedilir. Cinsel eğitimde sınıflara göre uygun materyaller kullanılmalıdır. Kullanılan kelimeler çocuklar tarafından yanlış anlaşılabileceği ve kafalarını karıştırabileceğinden ötürü dikkatle seçilmelidir:

355 Yumurta dendiğinde, tavuk gibi kümes hayvanlarının ürettiği bir obje olarak zan edilebilir. Tohum dendiğinde, annesinin mide duvarına bitişik toprakta yetişin bitkilerin tohumları olarak algılar, ve bunun babanın semeni ile zaman zaman sulandığını zannederler (Goldman ve Goldman 1981). Campell (1986), son yüzyılda gençlere cinsel tavsiyelerde bulunan basılı 400’den fazla kitabı gözden geçirdiğinde; Bu kitapların içeriği sanki aynı ağızdan konuşuyormuş gibi, seksin tehlikelerinden, istenmeyen gebeliklerin sonuçlarından, cinsel yolla bulaşan hastalıkların zararlarından ve cinsel sapkınlık ve işlev bozuklukları gibi cinselliğin problemli alanlarından bahsetmektedir. Zevk alma , doyum ile ilgili şeyler içermiyorlardı. Son 10 yılda cinsel tavsiye kitaplarına cinsel taciz den korunmayı içeren bölüm ve broşürler eklendi. Bu kitaplarda mastürbasyon, vücudu tanıma ve cinsel oyunlardan bahsetmiyor, cinsel tacizin tehlikeleri üzerine odaklaşıyordu. Frayser (1993) bu tür programların normal cinsel oyunlar oynayan çocukları travmatize edecekleri konusunda uyarmıştır. Prescott (1975) çocuklara verilen “kötü dokunma” mesajları çocuğun kafasını karıştıracağını ve ebeveynin dokunma ve kucağa almasıyla hoşnut oldukları duygulardan yoksun kalabileceklerini ileri sürmüştür. Şanslıyız ki, birkaç olumlu cinsel eğitim programları mevcuttur (Krivacska 1990, Siecus 1991). Ancak anne babaların bu konudaki protestoları nedeniyle bu programların uygulanmasında bazı problemler açığa çıkarmıştır. NORMAL CİNSEL GELİŞİM Bebeklik               Bebeğin meme emişini gözleyen herhangi bir kimse, bebeğin ilk cinsel deneyiminin birincil bakım vericinin meme ve meme çevresiyle olduğunun farkında olur.

356 Beslendiği zamanlarda memeye veya şişeye yaklaşır, organize olur, amaca yönelik aktiviteye başlar: o an bebek ağlamayı keser, avuçlarını kapatır, ağzını açar, memeyi arar ve kendini ona doğra ittirir, yakalar ve güçlü bir tarzda emer. Bebeğin yüzü kırmızıdır, bu onun anksiyöz durumunu tanımlayan bir mizaç vardır. Süt azalmaya başladığı zaman, avuçlarında gevşeme olur, gözler açılır kapanır ve rahatlar. Bir kaç dakika içinde anksiyöz durum geçer ve huzurlu ve zevkli hal alır. Bebek doyduğu zaman bile emmeye devam eder, belirgin uykulu olmasına rağmen memeye tekrarlar tarzda diliyle dokunur. Annenin kokusu, sıcaklığı, ve yakınlığı bu ilk ve güzel erotik deneyimin parçalarıdır.                Bebek büyürken memeden başka, annenin kendisine karşı cinsel ilgiler gelişir. Bu ilgiler, ayrılma bireyselleşme süreci başlangıcında belirginleşir. Yaşamın 12. Haftasından sonra bebeğin otoerotik objesi olarak başparmak iş görebilir. Memenin elverişli, hazır olduğu kültürlerde başparmak emme olmazken, birincil bakım vericinin elverişli olmadığı kültürlerde cinsel ilginin memeden parmağa erken dönüşü gözlemlenebilmektedir (Sarlin 1975). Geçmişte parmak emme psikopatoloji ile ilişkili görülürken, şimdi bu durum bir problem ile ilişkilendirilmemektedir.                Yaşamın ilk 4 ayı ile birlikte, her iki cinsiyetteki bebekler, altını bağlama ve cinsel organlarının temizlenmesi sırasında duyumlar ile cinsel organlarını fark ederler. Bakım vericinin dokunuşlarından büyük zevk alırlar. Yaşamın ilk yılında bebeklerin cinsel organları ile oynamaları nadir değildir, nadiren orgazm noktasına ulaşırlar. Kız bebekler büyük olasılıkla bu yıllarda kendilerini uyarırlarken (Galenson 1993), erkek bebekler büyük olasılıkla bunu yaşamın 2. ve 3. yıllarında yaparlar.

357 Bebekler vücudunu araştırmak ve vücudunun sınırlarını belirlemek için vücuduna dokunmaya başlayabilir, fakat ardı sıra zevk alma birincil motif olur (Spitz and Wolf 1949). Kendini doyurma, çocuğun direktifleri altında, otonom aktivitedir. Bu ona bağımsız kimlik duygusu verir, ayrılma ve bireyselleşme sürecine yardım eder (Sarlin 1975).               Erkek ve kız cinsel organları arasındaki anotomik farklılıklar, çocukların psikoseksüel gelişiminde çok önemli yere sahiptir (Gadpaille 1976, Kestenberg 1968). Erkek çocuklar ele geldiğinden dolayı, erekte penisten zevk alabileceklerini fark edebilir. Penis görülebilir, sıklıkla bir isme sahiptir. Bu nedenle, küçük erkek çocuklar kolaylıkla penisi vücudunun diğer parçalarıyla bütünleştirmeye meyillidir.                Kızlar klitorisi, dışkı ve kokunun olduğu bitişik “kirli” bölgelerinden ayırmakta güçlükleri olabilir (Yates 1978). Kızların cinsel organları gizli olduğundan dolayı, cinsel deneyimler içe almaya yönelik olduğundan, daha çok içe yönelik duyumları içermektedir. Bunun tersine erkekler, seksüel yaşantıları dışa yönelimli ve fallik duyumlar üzerine odaklaşmıştır (Galenson 1974, Kestenberg 1968).                Cinsel organlara erken ilgi, emosyonel sağlık ve olumlu bakımverici-çocuk ilişkisi ile ilişkilidir. Spitz 248 bebekle yaptığı orijinal çalışmasında, ciddi yoksunluk yaşamış bebeklerin bulunduğu kimsesizler evlerindeki bebeklerde cinsel oyunların tamamen kaybolduğunu belirlemiştir, ayrıca sorunlu bakımın olduğu hapishane bakımevlerinde cinsel organlarla oynamanın nadir olduğu fakat ebeveynlik yönünden avantajlı bebeklerde cinsel organlarla oyunların genellikle var olduğunu belirlemiştir (Spitz and Wolf, 1949). Galenson (1974) aynı ilişkiye uzunlamasına bir çalışmasında işaret etmektedir.

358 70 anne-bebek çiftinin 7’sinde sorunlu ilişki göstermiş70 anne-bebek çiftinin 7’sinde sorunlu ilişki göstermiş. Sorunlu ilişkinin olduğu bebeklerin iyi beslenmelerine karşın kendi kendilerini uyarmadıkları gözlenmiştir. Toddler (Yeni yürüyen bebekler)               Bebek gözlem çalışmaları (Galenson 1993, Galenson and Roiphe 1976, Kleeman 1975) ; ikinci yılın başlangıcına doğru bebekler tuvaletlerine, başkalarının defekasyonunu izlemeye ve kendi barsak hareketlerini hissetmeye ilgi oluşur. Bu durum “anal erotizm” olarak adlandırılır. Aynı zamanda bu dönemde bebekler dik kafalı, inatçı ve negativist olurlar. Eğer dışarıdan müdahale artarsa bu özellikler daha yoğunlaşır. Üriner erotizm 12 –14 aylar arasında yüzeyleşir. Kızlar, penisi olmadığı gerçeğini hissedebilirler. 15. aya kadar, çoğu çocuk cinsiyetler arasındaki farklılıkları bilirler. Bu süreç, eğer çocuğa karşı cinsin cinsel organlarını görme fırsatı olmuşsa çabuklaşır. Cinsel organıyla övünme ve teşhir etme bu dönemde sıklıkla dikkati çeker (Glenson , Kleeman 1976). Yaklaşık 18 ay civarında kızlar babalarına karşı erotik olarak davranmaya başlarlar. Bu annenin cinsiyet rolü ile ilk özdeşime işaret edebilir. Yetişkinin övücü ve hoşlanıcı tavırları küçük kıza güven verir ve dişiliğiyle övünür.               Cinsel oyunlardan mastürbasyona değişim tedrici ve kesintisiz olarak 2 yaşına doğru olur. 15 ve 24 aylar arasında bebeklerin cinsel organlarını farkındalığında artış olur, özellikle banyo ve bez bağlama sırasında (Galenson 1974, 1993). Bu dönemde kendini uyaran kız sayısı erkeklerden daha azdır, kızlar daha az sıklık ve yoğunlukta yaparlar (Kleema 1975). Kendini uyarma (self-stimulation) ile, buna eşlik eden . kızarma, hızlı solunum ve artmış terleme olur. Başlangıçta bebek kendini uyarırken bakım verici ile sevgi kontağı kurmaya çalışır. ABD’deki yetişkinler bu tür temastan rahatsız olur ve daha ileri teması engellerler.

359 Bunun sonucu kendi kendini tatmin etmeye devam eden çocuklar, donuk ve sürekli bakış ile, anne babanın uzaklaşmasıyla bunu yaparlar.                Yaşamın ikinci yılında oluşan masturbatuvar aktivite paterni erkekler arasında sebat etmeye meyillidir, kızlar arasında ileri bir evrimleşme geçirir (Galenson 1973, Galenson and Roiphe 1976). Kızlar kendilerini uyarmak için daha çok indirekt (dolaylı) teknikleri (bacakları, uylukları, ayak parmaklarını vs.) kullanmayı öğrenirler. Kızlar mastürbasyonu tamamen bırakabilir veya zevk almaksızın mastürbasyona devam edebilirler. Hayal kırıklığı (frustration reactions) tepkileri sıklıkla yaygındır ve bazen 2. yılın ikinci yarısında kızlar arasında bu tepkiler şiddetli olmaktadır. Bir kısım erkek çocuklarda benzer patern göstermektedir. Psikoanalistler bunu preödipal kastrasyon tepkisi olarak adlandırılar (Roiphe and Galenson 1973). Bu tepkiler şunlar olabilmektedir: regresyon, korkaklık, şevk ve heyecanın kaybı, üzüntü ve mastürbasyon ilgisinin vücudun başka bölgelerine veya cansız nesnelere (oyuncaklar gibi) kayması yani yer değiştirmesidir. Bazı kızlarda babalarına erotik olarak ilgi artarken, diğerlerinde annelerine hostil bağımlılıkta artış olur. Frustrasyon tepkileri kızların sembolik düşünce ve iç karmaşıklığında artış olarak gözlemlenir. Buna karşın, çok aşırı etkilenmiş kızların imajinazisyonlarında kısıtlılık olur. Erkek çocuklar daha az belirgin bozukluk gösterir.                Bir kısım 2-3 yaşlarındaki kızlar imrenme bulguları gösterir. Penise sahipmiş gibi ayakta işemekte ısrar ederler, cinsel bölgelerinde çubuk veya oyuncak tutarlar. (Galenson and Roiphe 1976). Erkek çocuklar memelerinin büyümesi veya bebeklerinin olması tarzında arzular ifade edebilir (Edgcumbe 1976).

360 [email protected] Okul öncesi Çocuk              Çocuklar büyürken erotik ilgileri kardeş ve arkadaşlarına kayar. Çoğu 4 yaşındaki çocuklar “anne” veya”baba” gibi evcilik oyunları veya “doktorculuk” gibi oyunlar oynar. Bütün okul öncesi çocukların yarısı cinsel oyunlar veya mastürbasyonla iştigal eder (Clower 1976, Newson and Newson 1962). 4-6 yaşlarında yaygın olarak gözlenen cinsel aktiviteler: teşhircilik, apışı kurcalama, cinsel organlara dokunma ve onları başkalarına gösterme, kadınların memelerine dokunma (Friedrich ve ark. 1991), çıplak olmaktan hoşlanma veya çıplak kişileri gözetleme, vajina veya rektuma obje yerleştirmeyi denemedir (Johnson 1993). Bu davranışlar evde çıplaklık var olduğunda daha yaygındır. 4 yaşından sonra, kızlarda erkek çocuklardan daha azdır (Sears ve ark, 1957). Bu dönemde çocukların cinsellik kavramı primitiftir. Çoğu çocuk, bebeğin annenin midesini kesilerek çıktığına veya annenin anüsünden doğduğuna inanır (Goldman and Goldman ).                Ödipal yıllarda erotik ilgilerde artış olur, bu ilgi karşı cins ebeveyne odaklaşır. Okul öncesi çocuklar, anatomik farklılıklar, cinsel ilişki ve üreme hakkında sık soru sorarlar (Robinson ve ark. 1991). Erkek çocuklar anneleriyle evlenmeyi ve birlikte uyumayı arzulayabilirler. Kendilerini hoşnut hissettiklerinden dolayı annelerinin penisleriyle oynamalarını isteyebilirler yaşındaki kızlar babayla ilişkilerinde son derece erotik olurlar. Bununla birlikte çok az olasılıkla genital temas denerler, daha çok ilişkilerinde özellik isterler (Roiphe ve Galenson ).

361 [email protected] BABANIN ROLÜ               Babalar çocuğun bakımına az katılmasına rağmen, oyunlarına anneden daha fazla katılırlar (Flerx ve ark. 1976). Babaların oyun paternleri, annelerin oyun paternlerine oranla oldukça daha uyarıcı ve daha farklıdır (Ablin 1971, Lamb 1980). Çocuğun bakımını her iki ebeveyn tarafından paylaşıldığı zaman, çocukların kafasında daha dengeli ve gerçekçi anne- ebeveyn imajları oluşur. Maalesef, çocuğun bakımı , dışarıda bir işte çalışıp veya çalışmasın, büyük ev işleri yanında anneye kalmaktadır (Hochschild 1989)                Eğiten, dominant, ve çocuk bakımına aktif katılan babalar, büyük olsalıkla maskulin oğullar ve feminen kızlar yetiştirirler (Spieler 1984). Baba yokluğunda, erkek çocukların daha düşük maskülinite puanlarına sahip oldukları (Mead ve Rekers 1979) ve babasız evlerde büyüyen erkeklerin yetişkin yaşamlarında daha az başarılı heteroseksüel uyum gösterdikleri saptanmıştır (Cinch 1949). Genel olarak, erken dönemde baba yoksunluğu, erkeklerin psikoseksüel gelişimi üzerine derin tesirleri olmaktadır (Hetherington 1971)                Kızlar, feminen olmayı maskülen babaları ile olan olumlu ilişkileri yoluyla öğrenirler. Babanın kızlarını red ettikleri durumlarda, belki de erkek çocuk tercihleri nedeniyle, kızların kendilik saygıları ve başkaları ile ilişki kurma yetileri bozulur (Spieler 1984). Babalarına cinsel çekicilikle kendini kabul ettiren kızların, kendi dişiliklerini kabulleri daha kolay olmaktadır. Cinsel çekiciliğini teyit ettirmesi ve anneyle olumlu özdeşimde olduğu durum var ise, daha bütünleşmiş kendilik duygusu geliştirecektir.              

362 Babasız büyüyen kızlarda feminen rolü öğrenmekte güçlüklerle karşılaşabilmektedir. Babasız büyümüş (veya babasıyla olumsuz ilişkiye sahip) ergen kızlar cinselliğe daha erken yaşta başlamakta ve ilişkilerinde sık partner değiştirmeye eğilimli olmaktadırlar (Hetherington 1971/2). Buna ilaveten sık ailesi çatışması yaşamış ve anneyle yakın ilişkisi olmayan kızların da daha büyük olasılıkla gelişi güzel cinsel ilişkide bulunma gösterdikleri saptanmıştır. Baba yokluğu kızların psikoseksüel gelişimi üzerine erkeklerden daha az zarar verici olduğu gözlenmektedir.   Okul Yaşı Çocukları                Okula başlamakla çocukların cinsel aktivitelerinde göreceli bir azalma vardır (Kinsey ve ark. 1948, Ramsey 1943). Bu dönem latens dönemi olarak adlandırılır, 6 yaş ile ergenlik arası dönemi kapsar ki bu dönemde çocuklar daha az olarak açık cinsel aktivite gösterirler. Buna karşın, Kinsey ve arkadaşlarının örneklerinde (1953), erkeklerin %57’si, bayanların %48’i puberte öncesinde cinsel oyunlarını hatırladıkları, ve bunların çoğunun 8-13 yaşları arasında olduğunun bildirmişlerdir. Puberte öncesinde erkek çocuklarla görüşüldüğünde, onların %70’i cinsel oyun bildirmektedir. Bu durum, erken cinsel oyunlarının sıklıkla unutulduğu veya represe edildiğini düşündürmektedir (Kinsey ve ark, 1948). Seksüel olarak kısıtlayıcı toplumlarda bile, yaş arası çocuklarda cinsel aktivite gözlenmektedir (Rutter 1971).                Okul yaşı çocukları memelere dokunmazlar veya cinsel organlarını göstermezler fakat buna karşın resim çizimlerinde insan figürleri üzerine meme veya cinsel organ çizme gibi, kendi cinsel organlarına dokunma ve cinsel organlarını arkadaşlarıyla kıyas etme, cinsel fıkralar anlatma, ve hayvanların yavrulamalarını seyretme gibi cinsel aktiviteler gösteririler (Johnson ). “Seks kirli veya kötüdür” kavramını yerini “seks hoştur” eklenir.               

363 Okul dönemine kadar cinsel oyunların çok kötü bir şey yapmak olduğunu bilirler. Bu dönemde cinsellik onları utandırır. Buna rağmen, çoğu çocuk cinsel oyunlara devam eder. Bu oyunlar ileride grup oyunlarına dönebilir (daha büyük okul çocukları arasında strip poker gibi). Yenilen veya yanlış yapan elbisesinin çıkarır (soyunma oyunu). Bu oyunlar genellikle erkek çocuklar arasında olur.                Kızların 4-6 yaş, erkeklerin 5-8 yaşlarında bazen çıplak oluşlarına ılımlı bakılır. Okula başlamayla, çocuklar kız erkek tuvaletleri ayrı olduğunu ve karşı cinsten birinin yanında çıplak görünülmemesini öğrenirler Sınıfa kadar, alt giysilerinin (külot) görünmesinden aşırı utanırlar.                Ebeveynler çocukları büyüdükçe daha makul olurlar. 8 yaşından büyük çocuklarıyla banyo yapan anneler, 9 yaşından büyük kızları ile banyo yada duş alan babalar nadirdir (Rosenfeld ve ark. 1987). Çocuklar anne babalarının bu tutumlarını, kendi vücutlarında kötü bir şey veya kirli olduğu tarzında yorumlayabilir (Rosenfeld ve ark. 1984). Anne Babalar                Üst sosyoekonomik seviyedeki ebeveynlerin çoğu, çocuklarının cinsel aktivitelerini ikaz etme, ahlak dersi verme, azarlama gibi tepkiler gösterir ve nonverbal davranışlarda bulunurlar (görmemezlikten gelme, kapıyı kapama ve cinsel konuları konuşmaktan kaçınma) (Finkelhor ). Çocuklarını cinsel aktivitelerini yanlış tanımlarlar yada o davranışların cinsel olmadığını düşünürler. Babalar nadiren cinsel eğitime katılır.

364 Seks hakkındaki konuşmalar sıklıkla kızlar ile anneler arasında olur, anne-kız arasındaki konuşmanın konusu sıklıkla adet görme ve evlilik öncesi cinsel ilişkinin olumsuz yönleri üzerine odaklanır (Gagnon ve Simon 1973). Ergen erkekleri %64’ü, ergen kızların %33’ü ebeveynlerinin cinsellik hakkında kendileriyle konuşulmadığını bildirmiştir. Ebeveynlerin %85-95’i çocuklara herhangi bir erotik davranıştan asla söz etmedikleri bildirmiştir (Gagnon ve Simon 1973).               Çocuklar büyük olasılıkla cinsel bilgileri kendi cinsiyetteki arkadaşlarından öğrenmektedirler (Gebhard 1977). Okuma materyallerinden ve öğretmenlerinden ebeveynlerinkinden daha fazla öğrenirler.                1000’den fazla ebeveynle yapılan bir araştırmada, Gagnon (Gagnon ve Simon 1973) , hiç bir anne babanın küçük kızlarının klitorisinin ismini kızına söylemediği saptanmıştır. Ebeveynler seks konusunda konuşmayı tekrar tekrar ertelemektedir. Konuşsalar bile, aşk, gebelik, ve erkek-kadın arasındaki farklılıklar gibi güvenli konuları konuşmayı tercih etmektedirler. Masturbasyon, cinsel ilişki, ve homoseksüalite gibi riskli konularda hemen hemen her zaman kaçınmaktadırlar. Ebeveynler homoseksüaliteye karşı onaylamadıklarını nonverbal olarak göstermektedirler. Erkek çocuklar, diğer erkeklere dokunma, öpme ve kucaklamalara karşı ikaz edilir. Oyunlarda bu tür davranışlarda çocuklar birbirlerini “ibne” gibi sık çağırır.                Çocuk yetiştirmede ebeveyn yaklaşımlarında sınıfsal farklılıklar gözlenir . Profosyenel ve üst SES ebeveynler çocuk cinselliğine karşı nispeten açık ve kabul edicidir. Üst SES anneler, çocukların ilgilerine açıklık getirerek nötralize etmeye eğilimli iken, işçi sınıfı aileleri bu ilgileri bastırmaya eğilimlidir.

365 [email protected] Ergen               6-8 yaşlarında adrenal androjen sekresyon artışı başlar ve ergenlik ortasında pik dereceye ulaşır yaşları arasında gonodotropin indükleyici hormonda keskin bir artış olur. Erkek ergenlerin ulaştıkları testesteron seviyeleri kızlarınkinin 8 katıdır (Udry ve ark, 1986). Erkeklerdeki yüksek androjen seviyeleri erotizmdeki büyük artışı tetikler (Money 1961) Serbest testesteron indeksi cinsel motivasyon ve davranışın tek güçlü belirleyicisi olur (Udry ve ark , Udry ve Billy 1987): erkekler inatçı ve tekrarlayan cinsel düşünceler ve penil ereksiyondan dolayı yogun olarak utanmaya başlarlar. Kızlar erkeklerden yaklaşık 2 yıl önce puberteye girerler. Değişiklikleri 3 veya 4 yılda tamamlarken, erkeklerin 4 veya 5 yılını alır. Kızlardaki menarş östridiol artışı ile belirginleşir, 19 yaşına kadar erişkinlerdekine benzer. Progesteron artışı daha sonraları olur, menarşın ilk 2 yılında sikluslar sıklıkla anovulatuvardır. Puberte döneminde adrenal androjen artışları olur, kızlarda erotejeniktir fakat erkeklerden daha düşüktür. Ergen kızlarda hormonların seksüel davranış üzerine etkisi zayıftır fakat fakat motivasyon üzerine güçlü etkileri vardır (Smith ve ark. 1985).                Puberteye ulaşan erkekler daha az toplum içine girmeye, iddiacı ve daha az güvenli olmaya eğilimlidir fakat hevesli, konuşkan ve dikkat çekmeye eğilimlidir (Sorenson 1973). Kas yapıları, atletik görünüm ve cinsel açlık nedeniyle daha fazla kendilik değeri problemlerine sahip olma eğilimleri olur. Kızların değişime tepkileri daha çeşitli olur. Bazıları memelerinin büyümesi gibi erken maturasyondan utanırken, bazı geç maturasyon gösterenler adetlerinin başlayıp başlamayacağı konusunda endişeler yaşarlar. Adetlerin başlaması kızların yaşamında önemli yer taşır. Pet kullanmaya başlamayla, vajinanın içinin veya dokunmanın ilk kez farkında oluyor olabilirler (Whisnant ve ark. 1979).

366 Ergenlerde biyolojik değişiklikler ile birlikte gerçek bir kriz oluşurErgenlerde biyolojik değişiklikler ile birlikte gerçek bir kriz oluşur. Ensestöz ve biseksüel karmaşalar, çatışmalar tekrar yaşanır ve cinsel yönelim ana mesele olur. Çoğu erkek ve kız heteroseksüel yönelimlere rağmen homoseksüel davranışlar gösterebilirler.               Şimdilerde ABD’de ilk cinsel ilişkiye başlama ortalama yaşı kızlarda 16.2, erkeklerde ’dir (Wyatt 1990, Zelnik ve Shah 1983). Çoğu zenci ergen beyaz ergenlere oranla 2 kat daha fazla olarak 15 yaş öncesi cinsel ilişkiye başlar ve bunların %61’i düşük SES zencilerdir (Zabin ve ark. 1986). Kızlar ilişkiler konusunda erkeklere oranla daha ciddidir. Başlangıç cinsel ilişkiden sonra, kızlar sıklıkla uzun bir süre koitustan kaçınır. Erkekler bir kaç partner bulmaya eğilimlidir (Sonnestein ve ark. 1991).                Cinsel aktif kızların sayısı arasında artış gösterirken, 1982 de azalmıştır (Hofferth 1990). Cinsel ilişkiye girmiş çoğu kız bunun yanlış yaptığını, keşke evlenen kadar bekaretim sağlam olsun diye düşünmektedir (Coles ve Stokes 1985). Mastürbasyon yapan erkek ve kızların 2/3’ü yaptıklarından dolayı suçluluk ve utanma hissetmektedir. Kötü, kirli ve ahlak zayıflığı olduğu görüşündedirler. Onlar aktif olarak kendi kendilerini kısıtlamaya çalışmaktadırlar (Yates 1993).               Anne babalarını kendine yakın hisseden ve onlarla duygu düşüncelerini paylaşan ergenlerde erken yaşlarda cinsel ilişkiye başlama daha az olasıdır (Fox 1981, Shah ve Zelnik ). Flörtleri ebeveyn kontrolünde olduğunda, ergenler daha az olasılıkla cinsel ilişkiye başlamakta ve gebe kalmaktadır (Hogan ve Kitigawa 1985). Orta derecede katılık gösteren ebeveynlerin ergenlerinde daha az olasılıkla cinsel yaşantı olmaktadır (Miller ve ark. 1986).             

367   Adolesan kontraseptif kullanımı geçen 20 yıla oranla iyileşmiştir fakat halen çoğu genç hiç veya nadir kullanmaktadır (Santelli ve Beilson 1992). Ergenlerde cinsel ilişki sonrası gebe kalma olasılığı daha yüksektir (Jones ve ark. 1985). Ergenlerin kontraseptif kullanmamalarının bir çok sebebi vardır: Erkekler için: sıklıkla kendilerini ispat etmeyle ilişkilidir veya fırsat olduğunda hemen yapma isteğidir. Erkeklerin çoğu kontrasepsiyonun kızların sorumluluğu olduğu görüşündedirler. Kızlarda kontrasepsiyon kullanılmaması plansız seks ile ilişkilidir. Çoğu genç kız için seks yapmayı planlamak ahlaksız olduğu görüşü vardır. Maalesef seks yapmayı planlamayan kızlar, ilk ilişkilerinde kontrasepsiyon kullanma olasılıkları düşüktür (Zelnik ve Shah 1983).                Ders başarısı düşük ergenlerde büyük olasılıkla daha erken sekse başlamaktadır (Abrahamse 1988, Hofferth 1987, Robbins ve ark 1985). Erken cinsel ilişkiye girme ile suç işleme, sigara içme, ve ilaç-alkol kötüye kullanımı gibi diğer risk davranışları ilişkili olduğu saptanmıştır (Rosenbaum ve Kandel 1990, Orr ve ark. 1991).                Bütün abortusların 1/3’ü ergenlikte olmaktadır (Santelli ve Beilenson, 1992). Abortusu tercih eden kızlar: yaşları küçük, okulları iyi, gelecek için planları var ise, iyi eğitimli ebeveyni varsa, dini düşünceleri baskın değilse, gebeliğe karşı olumsuz tavırlı arkadaşları var ise (Hofferth ).

368 [email protected] ADOLESAN EROTİZMİ               Düşük SES’teki erkek ergenler mastürbasyonu kısırlaştırıcı olarak düşünür ve yüksek SES’ ergenlerine oranla daha az olasılıkla mastürbasyon sırasında fantazi kurarlar (Gagnon ve Simon 1973). Mastürbasyon üst SES’te daha kabul görücü iken, sıklıkla suçluluk ve anksiyete eşlik etmektedir (Kinsey ve ark, 1948). Ergenlikte, erkek çocukları kızlara oranla mastürbasyona çok daha açıktır . 15 yaş öncesi erkeklerin %80’i , kızların %20’si mastürbasyon yapmıştır (Kinsey ve ark 1948, 1953). Son zamanlardaki veriler ergen kızların %24’ü mastürbasyon yaptığına işaret etmektedir (Coles ve Stokes 1985).                Mastürbasyonda cinsel ve agresif gerilimleri kişi kendi regüle ettiğinden dolayı, genital uyarılmaya sıklıkla fantaziler eşlik eder. Fantazinin içeriği bilinç dışı olabilir veya günlük rüya, oyunlar veya ilişkiler olabilir (Freud 1965). Fantaziler sıklıkla çocuk kalma arzularını ve yetişkin olama arzularını yansıtır (Moore 1975). Sağlıklı ergenler cinsel partner arayışını içeren mastürbasyon fantazilerine sahiptir.                Erkek ergenlerin fantezileri dışa dönük ve agresif fantaziler olup, cinsel arzuları genitaller üzerine odaklaşmıştır. Ergen kızlarda otoerotik aktivitelere daha az açıktırlar ve daha az olasılıkla bilinçli fanteziler eşlik eder. Erkeklerden farklı olarak kızlar genitallere odaklaşmazlar, genital öncelik flörtten daha sonra gelir (Lamb 1980). Mastürbasyonla orgazma ulaşan kızlar bile kendi genitalleri zevk kaynagı olarak tanımlamazlar. Kızların mastürbasyon fantezileri romantizm ve sevgi üzerine odaklaşmıştır ve sıklıkla pregenital teşhircilik, sadomazoşizm ve narsistik temalar içerir (Moore 1975).               

369 Her iki cinsiyette yaşın artmasıyla fanteziler realistik ve dışa dönük olmaya başlar. Ergen kızların %60’I, erkeklerin %32’si fantezilerinde gerçek kendilerinden farklı olarak kendilerini hayal ettiklerini bildirmiştir. Kadınların fantezileri daha çok görünüşleri ile ilgilidir. Kızların yarısı fantezilerinde kendilerini daha güzel olduklarını, %23’ü daha ince göründüklerini bildirmektedir (Kirkendall ve McBride 1990). Yetişkin kadınlarda da fantezilerin çoğu fiziksel görünüş ile ilgilidir.                  Cinselliğin Gelişimi Üzerine 4 teori vardır: 1.      Kognitif-Gelişimsel Teori 2.      Sosyal Öğrenme Teorisi 3.      Analitik Teorisi 4.      Biyolojik Teori                Analitik teori davranışları iç güçler yönünden açıklarken, bilişsel-gelişimsel teoriler davranışları kişinin bilişsel dünyası ile dış dünyadaki realitenin etkileşimi olarak açıklamakta, öğrenme teorileri uyaran-tepki ilişkisi ile açıklamakta, biyolojik teoriler genetik ve çevresel etkiler üzerinde durmaktadır. Bireyleri seksüel olarak birbirinden farklı kılan şeyleri anlamada bu 4 teoride gereklidir. Kognitif-Gelişimsel Teori: Piaget (1950) egosentrik düşünceden sosyalize olmuş düşünceye doğru öğrenme sürecini izlemiştir. Tekrarlayan davranış serileri öğrenmeye yol açar ve sonrasında iç değişikliğe yol açar. Gelişim içsel olarak motive olur ve etkileşim içindedir.

370 Kognitif-gelişimsel teoriye göre (Kohlberg 1966, Piaget ve Inhelder 1958), çocuk, seksüel şemaların oluşmasıyla ilk önce erkek-kadın ayırımını öğrenir. Bu, 5 yaş civarında erkek veya kadın bilişsel kendini kategorizasyona yol açar. Daha sonra çocuk tanımladığı cinsel rolün belli stereotipi hareketlerini ayırt eder. Bu cinsiyet tipine bağlı ilgiler, tutumlar, ve değerler aynı cinsiyetteki ebeveyn dahil kendi benzeri kişilere spontan olarak yönelmeye başlar. 8 yaş civarında çocuk selektif olarak ebeveynin özelliklerini internalize eder. Sosyal Öğrenme Teorisi: Sears (Sears ve ark. 1957) ve Mischel (1966) sosyal öğrenme teorisi: çocukların sürekli sosyal ortamla ilişki içinde olduğunu, gittikçe başkalarıyla iletişimi arttığı ve sosyalize davranışlardan doyum sağladığı görüşü vardır. Teni şeyler bir önceki üzerine kurulur. Bu sürekli ilave olan şeyler çocuğun geleceğini şekillendirir. Gelişim çocuk ve ebeveynin ilişkisinin niteliğiyle ilişkilidir. Ebeveyn cinsiyet tipine bağlı davranışları pekiştirmek amacıyla erkek ve kız bebeklere farklı tepkiler verirler. Daha sonraları erkek ve kız olduklarını ve kendi cinsiyetleri gösteren farklı karakterleri öğrenirler. Okul önceki yıllarda aynı cinsiyetteki ebeveynle özdeşim başlar. Özdeşim süreci cinsiyet rolü stereotipilerini benimsemeye dayalıdır. Öğrenilen rol stereotipileri sonraları güçlü ve saygın yetişkinlerin uygun davranışları ile pekiştirilir. Analitik Teori: Oral Faz, Anal faz, fallik faz, latenci diye psikoseksüel gelişim dönemlerine ayırmıştır. Odipus kompleksi üzerinde ayrıntılı durulmuştur. Biyolojik Teori: Cinsel Kimlik bir cinsiyeti oluşturan bir bireyin birincil tanımıdır. Cinsel rol erkeği kadından ayıran kültürden etkilenen yönü vardır. Cinsel Oryantasyon (Yönelim) özellikle cinsiyet yönünden bireysel erotik tercihini tanımlar. Bu üç boyutun birbiriyle uyum içinde olması gerekmez. Erkeklik veya kadınlıkta varyasyonlar patoloji için gerekli değildir.

371 [email protected] Cinsel Kimlik               İnsan yavrusu belli bir cinsel kimliğe meyilli olarak doğar, genital ve anotamik olarak belli bir cinsiyeti karşılar. Dış genitallerin farklılaşması sistemik andrjoenin varlığına veya yokluğuna, daha spesifk olarak testesteronun 5-alfa redükte metaboliti dihidrotestesterona bağlıdır. Erkek cinsiyet farklılaşmasının ortaya çıkışı fötal gelişimin haftası sırasında hipotalamus, preoptik bölge ve amigdala üzerine fötal gonodal androjenlerin organize edici etkisiyle başlar. Bu durum embriyonun testislerinin varlığına bağlıdır. Eğer fötal gelişimin 8. haftasından önce gonadlar çıkarılırsa, embriyo dişi olarak gelişecektir. Doğumda testesteron seviyeleri erkeklerde yüksektir, öströdiol seviyeleri hem erkek hemde kızda yüksektir. Öströdiol doğumdan sonra çabukca düşer. Erkek çocuklarda, testesteron 6.aydan prepubertal döneme kadar azalmaya başlar.                İnsanlarda cinsel kimliğin gelişimi çevreden birincil olarak etkilenir. Ana cinsel kimlik 2 yaş sonlanmadan oturur, 3 yaş sonrasından sonra cinsiyetin yeniden düzenlenmesi ciddi psikolojik bozukluklara yol açar. Cinsiyet rol, cinsel kimlikle karşılaştırıldığında tipik olarak yaşta kristalleşir. Doğumdan sonra cinsel kimliğine karar verilemediği ambigous genitale durumlarında: genitallerin varlığı ve yeterliliği, beklenen sosyal ve cinsel işlev ve ebeveynin tercihi göz önünde bulundurulmalıdır. Ambigous genitalı bir çocuk için kız cinsiyetin seçilmesi, bir cerrah için vajen yapmak, penis yapmaktan çok kolay olduğundan, önemli bir noktadır.

372 [email protected] Cinsel Rol               Cinsiyete özgün özelliklerin varlığı ve devamında biyolojik faktörler rol oynar (Gadpaille, 1983). Bu özellikler, tipik veya atipik cinsiyet rol davranışlarına katkıda bulunur. Hemen hemen bütün kültürlerdir, erkekler kadınlara oranla daha agresif ve büyük olasılıkla birisiyle kavga eder (Piacente, 1986). Erkekler hemen hemen her zaman dominanttır. Erkek büyük olasılıkla daha büyük olasılıkla kıskanç ve sahiplenicidir. Kadınların cinsiyete ait özelliklerinde kadınlar çocukların bakım ve eğitimini isterler.                Erkek ve kadınlar çevreyi farklı tarzda algılar ve farklı modlarda bilgileri işlerler. Kadınların modu ifade edici veya emosyonel iken, erkekler yardımcı ve amaca yöneliktir. Kadınlarda sözel ve duygusal iletişim yoğunluğu daha fazla iken, erkekler mantık, analitik ve mekansal kavramlar daha gelişmiş olabilir. Bu erkeğin fötal gelişimi ile ilgili olabilir. Erkek fetustaki daha yüksek testesteron seviyeleri daha büyük sol hemisferik spesifikasyonlu sağ hemisfer gelişiminde gecikmeye yol açar (Geschwind 1983).

373 [email protected] Cinsel Oryantasyon (Yönelim)               Cinsel oryantasyon (yönelim), bir bireyin erkek ve/veya kadına bütün cinsel tepkilerini gösteriri. Cinsel oryantasyon 4 komponente sahiptir: a.      İmagery (hayeller, mastürbasyon fantazileri v.s) b.      Erotika kullanımı (Magazinler gibi) c.      Erotik çekicilik d.      Gerçek partner ile yaşantı                Homoseksüalite bir cinsel kimlik bozukluğu değildir, Homoseksüalite genellikle bir oryantasyondur, fakat her zaman değildir.                Homoseksüel erkek erişkinler erken çocukluktayken kendilerini diğer aynı cinsiyetteki arkadaşlarından farklı hissettiklerini belirtmektedirler. Sıklıkla hanım evladı (Sissy) oluşla suçlandıkları, nispeten sporlara ilgisiz oluşlarıydı. Lezbiyen kadınlar daha az feminen ve daha az güzel olduklarını belirtmektedir. Homoseksüel erkeklerin 2/3’ü erken çocukluk dönemlerinde sandy bebek gibi oyuncak seçme, veya karşı cins gibi giyinme gibi cinsiyet atipik davranış öyküsüne sahiptir (Bell ve ark. 1981, Whitam ve Zent 1984).

374 OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN CİNSEL KONULARDA BİLGİLENDİRİLMESİCinsellik sadece cinsel organlarla yaptığımızı bir eylem olmayıp, tüm varoluşumuzu yansıtır. Cinselliğimiz sadece biyolojik yapımızdan değil, aynı zamanda psikolojik yapımızdan, hatta dinsel ve kültürel temellerimizden etkilenir. Günlük yaşamımızda birçok kaynaktan sözel veya sözel olmayan mesaj ve uyarılar alırız. Çocuğun şekillendiği yıllarda, anne babalarının verdiği mesajlar çok önemlidir ve uzun süreli etkiye sahiptir. Bu sebeplerle çocuk ve ebeveyn arasındaki iletişim açık, tutarlı ve olumlu olmalı ve en önemlisi de mümkün olduğunca cinsel eğitime erken başlanmalıdır. Gerekli olan, çocuğa cinsellik hakkında her şeyin değil, daha önemli olan temel gerçeklerin aktarılmasıdır. Geleneksel olarak genellikle aileler “cinsellik” hakkında konuşmaktan rahatsız olur ve kaçınırlar. Bu nedenle anne babalar için rahatlatıcı yaklaşımlar oluşturulmalı, çocuklara verilmesi gereken mesajların ne olduğuna karar verilmeli ve beklenen soru ve tepkilere karşı pratik cevaplar oluşturulmalıdır. BAŞLAMADAN ÖNCE NELERİ BİLMEM GEREKİR? Çocukların bakış açısı: Davranış ve sorunlarına çözüm ararken. küçük çocukların algılayışları, anlayışları ve dünya deneyimlerinin yetişkinlerden farklı olduğu unutulmamalıdır. Çocuklar genellikle soyut kavramları anlamakta güçlük çekerler. Örneğin bir bebeğin annenin karnında büyüdüğü anlatıldığında, bebeğin annenin midesinde yiyeceklerle karışık olduğu tarzında düşünebilirler.

375 Çocuklar genellikle ilk yıllarda cinselliğin üreme yönünü merak eder ve bunlarla ilgili sorular sorarlar. Çocuklarla ebeveynlerin en rahat iletişimi 10’lu yaşlarda olmaktadır. Mesajlar. Mesajlarda; ne söyleyeceğimizi, nasıl söyleyeceğimiz ve neleri söylemeyeceğimizi belirlenmelidir. Çocuğumuza verdiğimiz mesajlar aynı zamanda bizim değer ve tavırlarımızı yansıtır. Örneğin bir duruma karşı sözel cevap vermesek bile yüz ifademiz güçlü mesajlar oluşturabilir. Bunun yanında sosyal olarak, şarkılarla, TV program ve reklamlarla bir çok mesajlar çevremizden verilmektedir. Anne babalar vermek istedikleri mesajın ne olacağı üzerinde karar verdikten sonra, bu mesajları çocuğun sorularına cevap olarak nasıl ifade edeceklerini öğrenmelidir. Ebeveynler sıklıkla cinsellik ile ilgili sorulara duygusal olarak cevap verirler. Otomatik duygusal cevapları, sıklıkla küçüklüklerinde ve gençliklerinde ebeveynleri tarafından kendilerine verilen aynı negatif mesajları içerir. Mesajın altında yatan düşünceyi keşfetmek, size daha kolay cevap vermenizi sağlayacaktır. Sorular ve Davranışlar. Cinsellik konularına yönelik ebeveyn-çocuk meseleleri genellikle çocuğun soruları ve davranışları ile başlar. Süreç. Aşağıdaki örneklerin her biri ile, bir cevabı oluşturma ve belirlemede ebeveyne yardım için adım-adım (basamak- basamak) süreç olarak sunulmuştur.

376 [email protected] Davranışlara yönelik basamaklar şunlardır:·        Çocuğun niçin böyle davrandığını düşünmek (Çocuğun bakış açısından) ·        Bu davranışa karşı vermek istediğimiz mesajların neler olacağına karar vermek ·        Bu mesajın en güzel ifade tarzını belirlemek Sorulara yönelik basamaklar şunlardır: ·        Çocuğun gerçekten neyi sormak istediğini anlamak ·        Verilecek bilginin ne olacağına karar vermek ·        En uygun sözel ifadenin seçilmesi   KÜFÜR ETME (KÖTÜ SÖZ KULLANMA)             Durum ·        4 yaşındaki oğlunuz sütü döktü ve “Oh shit!” olarak söylendi ·        4 yaşındaki kızınız “bulmacayı yanlış yerleştirdiğine “ Allah kahretsin!” tarzında çığlık attı ·        5 yaşındaki çocuğunuz arkadaş ile oyuncağını paylaşamadığı sırada “fuck you!” tarzında bağırdı.           

377 [email protected] Birinci adım: kendi kendinize sorun“Çocuk bu kelimeleri niçin kullanıyor” ·        Yetişkinleri taklit ediyor olabilir ·        Dikkat çekmeye çalışıyor ·        Daha büyüdüğünü hissettirmeye çalışıyor ·        Özellikle erkek çocuklar, duygularını kontrol etmede ağlama yerine bu tür kelimeleri kullanmayı tercih edebilirler.            Mesaj Örnekleri ·        Bu kelimeleri kullanmak kötüdür. ·        Bu kelimeler anne babanın önünde kullanılmalıdır . ·        Eğer bu kelimeleri kullanırsan diğer insanlar kızabilirler. ·        Bu tür dil kullanman kabul edilemez.       

378 [email protected] Hatırlayın·        Çocuklar duygularını ifade etmek için alternatif kelimelere gereksinim duyarlar. ·        Çocuklar, yetişkinlerden işittikleri şeyleri tekrar ederler. ·        Eğer bir çocuk kötü bir kelime kullandığında ona güler veya sevimli bulurlarsa çocuk bunu kullanmaya devam eder ·        Eğer yetişkinler güçlü tepki gösterirse çocuk büyük olasılıkla bunu kullanmaya devam edecektir.             İkinci adım: Şimdi kendi kendinize sorun “Hangi tepkiyi veya cevabı oluşturursam, İstediğim mesajı vermiş olacağım?” Olası Tepkiler:           Tepki: “Eğer tekrar bu kelimeleri kullanırsan, ağzını sabunla yıkarım” Mesaj: “Yaptığın kötü bir şey ve gelecek sefere cezalandırılacaksın” Tepki: “Söylediğin kelimelerin ne anlama geldiğini biliyor musun?” Mesaj: “Ebeveyn çocuğuna yeni birşeyler öğretiyor” Tepki: “ Kızgınsın, anlaşıldı, ben sana kızdığında kullanman için başka kelimeler öğretmek istiyorum” Mesaj:”Ebeveyn çocuğunun duygularını anlıyor ve alternatifler gösteriyor”

379 Tepki: “Bu kelimelerden hoşlanmıyorum ve kullanmanı istemiyorum”Mesaj: “Ebevyn çocuğuna sınır koyduğu şeyleri anlatıyor” Tepki: “Ona gülümsüyor veya yaptıklarını sevimli buluyor” Mesaj: “Çocuğu kelimeleri tekrarlaması yönünde yüreklendiriyor” Tepki: Duymazlıktan geliyor Mesaj: “Eğer cevap verip tepki oluşturmazsam, çocuk bunları öğrenemez ve kullanmaya devam etmeyebilir”   DOKTORCULUK OYNAMA           Durum Çocuğunuzun yatak odasına giriyorsunuz ve onu arkadaşı Ayşenin muayene ettiğini görüyorsunuz. Oğlunuz elbiselerini çıkarmış, Ayşe oyuncak steteskopla onun kalbini dinliyor.            Birinci Adım: Kendi kendinize sorun. “Niçin böyle yapıyorlar?” ·        Birbirlerinin vücutlarını merak etmiş olabilirler ·        Doktorun muayenehanesinde olanları tekrar ediyorlar ·        Televizyonda gördüklerini tekrar ediyorlar 

380 [email protected] Mesaj Örnekleri·        Başka birinin vücuduna dokunmak yanlıştır ·        Vücutlar mahremdir ·        Yalnızca doktorlar bunu yapmalıdır ·        Meraktansa olabilir ·        Elbiseleri çıkararak oynamak yanlıştır Hatırlayın Vücut konusunda merak normaldir. Çocuklar birbirlerinin cinsiyetleri konusunda meraklıdır.            İkinci Adım: Şimdi kendi kendinize sorun. “Hangi tepkiyi veya cevabı oluşturursam, İstediğim mesajı vermiş olurum?” Olası Tepkiler: Tepki: “Derhal elbiselerini giy, seni tekrar bu tarzda görmek istemiyorum” Mesaj: Çocuklar kötüdür, fakat çocuklar anne babanın göremeyeceği davranışları gizli yerlerde tekrarlayabilir. Tepki: “Ayşe elbiselerini giy ve derhal evine git” Mesaj: Ayşe kötüdür ve bu, onun hatasıdır. Tepki: “Tamam birbirinizi merak etmişsiniz, elbiselerinizi giyin, ben size insan vücuduyla ilgili bazı resimler göstereceğim”

381 Mesaj: Merak normal bir şeydirMesaj: Merak normal bir şeydir. Anne baba bu soruları cevaplayacağı konusunda teminat veriyor. Tepki: “Birbirinizin vücudunuza dokunmanızı istemiyorum. Vücutlar mahremdir ve oyun oynadığınızda sizden, elbiselerinizi açmamanızı istiyorum” Mesaj: Çıplaklık ve dokunma mahremdir ve ebeveyn oyunların sınırlarını çocuklara bildiriyor. Tepki: Görmezlikten gelme Mesaj: Çocuklar hiç bir şey öğrenemez. Bu tarzda oynamaya devam edebilirde etmeyebilir. Şayet sözel tepki göstermezsem, tavrım tek başına mesaj olarak yeter. Benzer durumları kızınız ile komşunu oğlu arasında olabilir, her ikisi de 4 yaşında, elbisesiz cinsel ilişkiyi benzer hareketler yapıyor olabilir. Yukarıdaki mesaj ve cevapların hepsi izlenebilir.

382 [email protected] CİNSEL OYUN (SEX PLAY) Durum.5 yaşındaki oğlunuzun odasına giriyorsunuz, oğlunuz ve arkadaşı Veliyi pantolonları inik, birbirlerinin penislerine baktıkları ve dokunduklarını görüyorsunuz.            Birinci Adım: kendi kendinize sorun “Niçin böyle yapıyorlar?” ·        Birbirlerinin nasıl göründüklerini merak etmiş olabilirler ·        Farklılıkların olup olmadığını görerek, karşılaştırıyor olabilirler ·        Hoş geldiği için biri birlerine dokunuyor olabilirler  Mesaj Örnekleri ·        Başka birinin penisine dokunmak yanlıştır ·        Vücutlar mahremdir ·        Elbiseleri çıkartmak kötüdür ·        Merak normal bir şeydir  Hatırlayın ·        Merak dokunmayı daha da ileri götürebilir ·        Vücutlar hakkında merak normaldir. Çocuklar her iki cinsiyet hakkında meraklıdır.        

383 [email protected] İkinci Adım: Şimdi kendinize sorun“Hangi tepki istediğim mesajı verecek?” İletmek istediğiniz mesaja yönelik tepkiye karar verin ve çocuğunuza öğretmek istediğiniz şeyi öğrenin.  Olası Tepkiler Tepki: “Derhal elbiselerini giy, seni tekrar bu tarzda görmek istemiyorum” Mesaj: Çocuklar kötüdür, fakat çocuklar anne babanın göremeyeceği davranışları gizli yerlerde tekrarlayabilir. Tepki: “Veli elbiselerini giy ve derhal evine git” Mesaj: Veli kötüdür ve bu onun hatasıdır. Tepki: “Tamam birbirinizi merak etmişsiniz, elbiselerinizi giyin, ben size insan vücuduyla ilgili bazı resimler göstereceğim” Mesaj: Merak normal bir şeydir. Anne baba bu soruları cevaplayacağı konusunda teminat veriyor. Tepki: “Birbirinizin vücudunuza dokunmanızı istemiyorum. Vücutlar mahremdir ve oyun oynadığınızda sizden, elbiselerinizi açmamanızı istiyorum” Mesaj: Çıplaklık ve dokunma mahremdir ve ebeveyn oyunların sınırlarını çocuklara bildiriyor.

384 [email protected] Tepki: Görmezlikten gelmeMesaj: Çocuklar hiç bir şey öğrenemez. Bu tarzda oynamaya devam edebilirde etmeyebilir. Şayet sözel tepki göstermezsem, tavrım tek başına mesaj olarak yeter.  MASTURBASYON            Durum. 5 yaşındaki kızınızın televizyon seyrederken veya uyumadan önce vulvasını ovduğu dikkatiniz çekti ( veya 5 yaşındaki oğlunuz penisini çekiştiriyor).            Birinci Adım: kendi kendinize sorun “Niçin böyle yapıyor?” ·        Zevk aldığından dolayı yapıyor olabilir ·        Kendini rahatlattığı veya gevşettiği için yapıyor olabilir ·        Anksiyetesini veya gerginliğini azalttığı için yapıyor olabilir ·        Hoş fantezilerine cevap olarak yapıyor olabilir Mesaj Örnekleri ·        Vajina veya penise dokunmak yanlıştır ·        Masturbasyon sana zarar verir ·        Masturbasyon kirlidir, pistir. ·        Masturbasyonu ancak gizli yerlerde yapabilirsin

385 [email protected] · Masturbasyon normal gelişimin bir parçasıdır.Hatırlayın ·        Kendini uyarma gelişimin bir parçasıdır ·        Hem erkek hem de kızlar erken yaşlardan itibaren kendilerini uyarmak için dokunurlar ·        Çocuklar rahatsız veya fiziksel olarak rahatsız oldukları zaman durduracaklardır ·        Çocuk diğer aktivasyonlardan kendini dışlamak için mastürbasyon yaptığı zaman, bu çocuğun yaşamın diğer alanlarında stres veya anksiyete yaşadığına işaret edebilir. ·        Çocuğunun mahrem ve toplum içinde farklılığını öğretmenin önemli olduğunu düşünen çoğu anne baba, kendini uyarma için “mahrem” terimini kullanırlar.            İkinci Adım: Şimdi kendinize sorun “Hangi tepki istediğim mesajı verecek?” İletmek istediğiniz mesaja yönelik tepkiye karar verin ve çocuğunuza öğretmek istediğiniz şeyi öğrenin.  Olası Tepkiler Tepki: “derhal ellerini oradan çek ve bir daha asla dokunma” Mesaj: Vajina veya penise dokunmak yanlıştır. Tepki: “Kes şunu!, sonra delireceksin”

386 [email protected] Mesaj: Mastürbasyon sana zarar verir.Tepki: “Kes şunu ve derhal git ellerini yıka” Mesaj: Mastürbasyon kirlidir. Tepki: “Çocuğun ilgisini başka aktivitelere çekme” Mesaj: Çocuk bu davranışı bırakır, çocuk hiç bir şey öğrenemez Tepki: “Biliyorum hoşuna gidiyor fakat bunu insanların önünde yapmamalısın Mesaj: Mastürbasyon normal bir şeydir fakat özel yerde yapmalısın Tepki: Göremezlikten gelme Mesaj: Çocuklar hiç birşey öğrenemez. Bu tarzda oynamaya devam edebilirde etmeyebilir. Şayet sözel tepki göstermezsem, tavrım tek başına mesaj olarak yeter.  CİNSİYET ROLLERİ           Durum. 4 yaşındaki oğlunuzun odasına giriyorsunuz, oğlunuzun arkadaşı Ayşenin bebeğinin altını değiştiriyor ve size “bana böyle bir bebek alır mısın?” diye sordu.           Birinci Adım: kendi kendinize sorun “Niçin böyle yapıyor?” ·        Televizyondan görmüş olabilir ·        Arkadaşının sahip olduğu şeyden istiyor

387 · Onun için farklı ve ilgi çekici bir oyuncaktır·        Onun için farklı ve ilgi çekici bir oyuncaktır. Diğer oğlanların hiç biri böyle bir oyuncağa sahip değil ·        Bez değiştirmeyi yetişkinlerden görmüştür ·        Oyunda baba oluyordur Mesaj Örnekleri: ·        Kızların yaptığı şeyleri yapan erkekler normal değildir ve homoseksüel olabilirler ·        Yalnız kızlar ve kadınlar bebeklere bakarlar ·        Farklı çeşit oyuncaklarla oynamak, yaratıcılığı artırdığı için iyidir. ·        Cinsiyet rolleri karşılıklı değiştirilmelidir.             İkinci Adım: Şimdi kendinize sorun “Hangi tepki istediğim mesajı verecek?” İletmek istediğiniz mesaja yönelik tepkiye karar verin ve çocuğunuza öğretmek istediğiniz şeyi öğrenin. Olası Tepkiler Tepki: “ Bu bir kız oyuncağıdır, erkekler bebekler ile oynamaz” Mesaj: Yalnıza erkeklerin ve yalnızca kızların oynayacakları oyuncaklar vardır. Tepki: “Baba rolünü oynamak ne hoş”

388 Mesaj: Oyun yetişkin yaşama için provadırMesaj: Oyun yetişkin yaşama için provadır. Bebek bakımı kabul edilebilir yetişkin erkek davranışıdır. Tepki: ”Sana böyle bir oyuncak almayacağım fakat arkadaşınki ile oynayabilirsin” Mesaj: Karmaşık bir mesaj. Çocuk kendini böyle bir oyuncağı olmayacak fakat fakat oyuncaklarla oynaması normaldir Tepki: “Benim için problem değil, fakat baban böyle bir şeyin alınmasına müsaade etmez” Mesaj: Anne ve baba her şey üzerine aynı fikirde değiller. Bu durumda baba patron. Tepki: “bu konu hakkında düşüneceğim, niçin sen ve Ayşe başka bir şeyle oynamıyorsunuz?” Mesaj: Şu an oyuncaklarla oynamak için uygun değil. Eğer annenin bu konuda düşünmeye niyeti yoksa, bu konuyu görmezlikten gelmeyi tercih ediyorsa, o tepkileri yoluyla mesajlarını iletiyor.

389 İlk Adım: [email protected] “BEN NEREDEN GELDİM” Durum.4 yaşındaki bir çocuk “nereden geldim?” sorusunu şu tarzlarda sorabilir: ·        Ben hastanede mi doğdum? ·        Nerede doğdum? ·        Ben evlatlık mıyım? ·        Vücudundan nasıl çıktım? ·        Bebek nasıl yapılır?            İlk Adım: Gerçekte neyi sorduğunu araştırın Sizin tepkileriniz şöyle olabilir: ·        Nereden geldiği düşünüyorsun? ·        Hangi Şehir veya yeri mi kastediyorsun? ·        Nasıl doğduğun öyküsünü mü anlatmamı istiyorsun?      

390 [email protected] . İkinci Adım:Soruları daha direkt olarak cevaplamaya başlayın. Cevaplamadan önce hakkında düşünün: ·        Doğum ve üreme hakkında kendi değer ve tavırlarınızı ·        Vermek istediğiniz ne kadar gerçekçi bilgi ·        Çocuğunuzun anlayabileceği gerçek bilginin ne kadarı bu yaşta anlayabilir.  Hatırlayın: ·        Bu yaşlarda çocuklar her zaman var olduklarına inanırlar, çocukların önceleri var olmadıklarını anlamaları güçtür. Size “burada yaşamaya gelmeden önce neredeydim?” ·        Soru gerçek doğum süreci hakkındaysa, şöyle söylemek daha doğrudur: “bu soruya şu anda nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum, müsaade et şimdi düşüneyim daha sonra cevaplandıracağım” mutlaka daha sonra cevaplandırın. ·        Nasıl cevaplayacağınız konusunda emin değilseniz, bu konuyla ilgili elverişli kitapları kullanmak isteyebilirsiniz. Çocuğunuzla paylaşmadan önce mutlaka dikkatli okuyun. ·        Çocuğun merakı bilgi üretmede kullanılabilir. Fakat konferans vermekten kaçının. Konuşmada basit ve direkt cevaplar oldukça etkili olacaktır.           

391 [email protected] Üçüncü Adım: Cevabınıza karar verin Olası CevaplarÇocuk: Ben nereden geldim? Ebeveyn: sen, nereden geldiğini düşünüyorsun? Çocuk: Bilmiyorum, arkadaşım Ayşe, bebeklerin nasıl yapıldığını biliyor fakat bana anlatmıyor Ebeveyn: Pekala, Bebekler annenin vücudunun içinde özel bir yerde büyürler Çocuk: Bebek orada nasıl oldu? Ebeveyn: Anne ve baba onu, annenin vücudundaki küçük yumurta ve babanın vücudundan bir sperm ile yaptılar. Bu gibi bir konuşma olasılıkla çocuğun merakını yatıştıracaktır. Çocuk büyüdükçe sorular devam edebilir, ve cevapları daha ayrıntılı vermek gerekebilir. 

392 [email protected] . EVCİLİK OYNAMA Durum.4 yaşındaki çocuğunuz: “büyüdüğümde anne olacak mıyım?”. Şu tarz sorular olabilir: ·        Erkek çocuklar bebek sahibi olabilirler ·        Bütün yetişkinler bebeğe sahip midir? ·        Erkek çocuklar ve erkekler bir bebeğe sahip olmaları için ne yapmalıdır?             Birinci Adım: Gerçekte neyi sorduğunu araştırın Sizin tepkileriniz şöyle olabilir: ·        Ne düşünüyor? ·        Bu soru nereden çıktı? ·        “Anne olmak” demekle ne demek istiyor? ·        Sen erkek çocuksun, yalnızca kızlar anne olabilir. Baba olduğun zaman bebek bakımına yardım edersin anlamına mı geliyor?         

393 [email protected] . İkinci Adım:Soruları daha direkt olarak cevaplamaya başlayın. Cevaplamadan önce hakkında düşünün: ·        Doğum ve üreme hakkında kendi değer ve tavırlarınızı ·        Vermek istediğiniz ne kadar gerçekçi bilgi ·        Çocuğunuzun anlayabileceği gerçek bilginin ne kadarı bu yaşta anlayabilir.  Hatırlayın: ·        Bu yaş çocukları sıklıkla çocukların hepsinin büyüyüp anne ve baba olacaklarına inanırlar. Çocuklar yetişkin olunca, her biri bebek sahibi olmak isteyebilir ·        Erkek ve kız çocuklarına her iki cinsiyetin anatomisinin öğretilmesi önemlidir, vücutlarının farklı olduğu, kızların büyünce anne, erkeklerin büyüyünce baba olacağı anlatılmalıdır. ·        Nasıl cevaplayacağınız konusunda emin değilseniz, bu konuyla ilgili elverişli kitapları kullanmak isteyebilirsiniz. Çocuğunuzla paylaşmadan önce mutlak dikkatli okuyun. ·        Çocuğun merakı bilgi üretmede kullanılabilir. Fakat konferans vermekten kaçının. Konuşmada basit ve direkt cevaplar oldukça etkili olacaktır.            

394 [email protected] Üçüncü Adım: Cevabınıza karar verin Olası CevaplarÇocuk: “Ben büyüdüğümde anne olacak mıyım?” Ebeveyn: Büyüdüğünde anne mi olmak istiyorsun? Çocuk: Evet çünkü ben bebekleri severim. Ebeveyn: Pekala, sen büyüdüğünde baba olabilirsin. Erkek çocuklar baba, kız çocuklar anne olabilirler. Babalarda bebek bakabilir. Bu gibi bir konuşma büyük olasılıkla çocuğun merakını yatıştıracaktır. Çocuk büyüdükçe sorular devam edebilir, ve cevapları daha ayrıntılı vermek gerekebilir.  “NİÇİN BİR PENİSE SAHİP DEĞİLİM?”            Durum. Kızınız sorar “niçin benim penisim yok?” Şöyle sorularda sorabilir: ·        Erkekler kızlar arasında ne fark vardır? ·        Bende bir hata mı var bir yerim bozuk mu? ·        Ben bir penise sahiptim de yoksa bir şey mi oldu?           

395 [email protected] Birinci Adım: Gerçekte neyi sorduğunu araştırınSizin tepkileriniz şöyle olabilir: ·        Ne düşünüyor? ·        Neye sahip olduğunu biliyor musun? ·        Kızların niçin penisi olduğunu mu merak ediyorsun, ben, annenin de yok. Bu nereden çıktı?             İkinci Adım: Soruları daha direkt olarak cevaplamaya başlayın. Cevaplamadan önce hakkında düşünün: ·        Cinsellik hakkında kendi değer ve tavırlarınızı ·        Vermek istediğiniz ne kadar gerçekçi bilgi ·        Çocuğunuzun anlayabileceği gerçek bilginin ne kadarı bu yaşta anlayabilir.  Hatırlayın: ·        Erkek ve kız çocukları vücutları hakkında soru sorarlar ·        Erkek ve kız çocuklarına her iki cinsiyetin anatomisinin öğretilmesi önemlidir niçin vücutlarının farklı olduğu açıklanmalıdır.

396 ·        Nasıl cevaplayacağınız konusunda emin değilseniz, bu konuyla ilgili elverişli kitapları kullanmak isteyebilirsiniz. Çocuğunuzla paylaşmadan önce mutlak dikkatli okuyun. ·        Çocuğun merakı bilgi üretmede kullanılabilir. Fakat konferans vermekten kaçının. Konuşmada basit ve direkt cevaplar oldukça etkili olacaktır.      

397 [email protected] Üçüncü Adım: Cevabınıza karar verin. Olası CevaplarÇocuk: “Niçin bir penise sahip değilim?” Ebeveyn: Bu konuda herhangi bir fikrin var mı? Çünkü acaba henüz benim ki gelişmedi mi? Ebeveyn: Hayır kızlar penise sahip değildir çünkü vücutları erkek çocuklardan farklıdır. Sende çok özel yer vardır. Sen vulva ve klitorise sahipsin Çocuk: “Ben hiç penise sahip olmayacak mıyım?” Ebeveyn: Hayır, sen her zaman vulva ve klitorise sahip olacaksın. Niçin bir penise sahip olmak istiyorsun? Çocuk: “Çünkü ayakta işemek istiyorum” Ebeveyn: Pekala, Kızlar dışarıya açılan özel bir kapısı vardır. Biliyorum, ayakta işemek komik gelecek, fakat kızlar o özel kapıları ile farklı işerler.  Bu gibi bir konuşma olasılıkla çocuğun merakını yatıştıracaktır. Çocuk büyüdükçe sorular devam edebilir, ve cevapları daha ayrıntılı vermek gerekebilir

398 CİNSEL EĞİTİM EVDE BAŞLAR

399 CİNSEL EĞİTİM EVDE BAŞLARAnne, baba ve bebek ile ilgilenen kişiler, bebeğin cinsel eğitim eğitmenleridir. Eğer söz ettiğimiz kişiler yerine getirdikleri görevin bilincinde iseler bebeğin eğitilebildiği dönemlerde gereken yaklaşımda bulunurlar. Bebekler doğdukları andan itibaren sevgi, dokunma ve kişiler arası ilişkiler konusunda bilgi edinmeye başlarlar. Bebek büyüdükçe yakın çevresinin ona olan davranışları ile cinselliği ve kendisinin bu dünyadaki konumunu öğrenmeye başlar. kendisine gösterilen sevgi şekli, giydiriliş tarzı, onunla oynanan oyunların niteliği bu konuda ilk bilgileri oluşturur. Bazı aileler çocukları ile cinsellik konusunda açıkça konuşabilmektedir. Ancak toplumumuzda büyük bir çoğunluk bu tür konuları konuşmada sıkıntılar yaşamaktadır. Çocuğun ihtiyaç duyduğu bilgi aile tarafından, çocuğu tatmin edecek bir şekilde verilemezse, çocuk bu konudaki bilgiyi belkide onu yanlış olarak etkileyecek başka kaynaklardan alabilir. TV de izlediği bir film, arkadaşlarından duyduğu bir söz çocuğun kafasındaki soruların yanlış olarak yanıtını oluşturabilir. Yapılan bir çok bilimsel çalışma anne - babalar ile çocukların cinsellik konusunda rahat konuşamadıklarını ortaya koymaktadır. Yine bir çok bilimsel çalışma, aile içi ortamda cinselliğin konuşulduğunda, erişkinliğe adım atan çocuklarda, cinsel davranış bozukluğu görülme sıklığının azaldığını ortaya koymaktadır.

400 Okullarda cinsel eğitimin olması, çocukların cinsel gelişimleri için büyük bir destek oluşturur. USA 'da yapılan bir çalışmada, cinsel danışmanı bulunan çocuklar, danışabileceği kimsesi olmayan çocuklara göre cinsel ilişkiye girme başlangıçlarının daha geç olduğunu gösterilmiştir. Okullarda verilecek eğitimin en büyük yararları: Cinsellik hakkında doğru ve net bilgiler vermesi. Çocuklara kendilerinin cinsel yaşamdaki yerlerini anlaması ve değer yargılarını oluşturma şansı vermesi. Gençlere sosyal ilişkilerini geliştirme şansı vermesi. Gençlere cinsellik konusunda danışabilecekleri bir danışman sağlaması. Gençlerin cinsellikteki sorumluluklarını anlamalarını sağlaması ve onları erken yaşta cinsel ilişkiye zorluyan baskılardan kurtarması. Gençlere cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkında bilgiler vermesi. Gençlere doğum kontrol bilgisi vermesi. Burda sıraladığımız yararları verebilmek için Okullarda eğitim nasıl olmalı? Okullarda okutulacak cinsel eğitimde 5 ana konu mutlaka ele alınmalıdır. insanın gelişimi, ilişkiler, kişisel davranışlar, cinsel davranışlar, cinsel sağlık ve toplumsal değerler. Ülkemizdeki kültürel ve dini değerler mutlaka göz önünde tutularak bu konular detaylı olarak aktarılmalıdır. Ayrıca küçük bölgesel farklılıklarda olabilmelidir. Her şehirimizde aynı eğitim programının verilmesi, eğitimin başarısını olumsuz etkileyebilir.

401 ÇOCUĞA CİNSEL EĞİTİM İLE İLGİLİ BİLGİ VERME

402 ÇOCUĞA CİNSEL EĞİTİM İLE İLGİLİ BİLGİ VERMEÇoğumuz cinsiyet ve üreme konusunda, anne babalarımız tarafından yeterince eğitilmemiş olmamızın acısını çekmişizdir. Bu yanlış tutumu çocuklarımıza karşı sürdürmemiz yanlış ve gereksizdir. Bizler için cinsellik ve üreme ile ilgili bilgi ne kadar önemli ise, çocuklar açısından da o denli gereklidir. Küçük çocukların cinsellikle ilgili soruları, cinsel duygular değil, üreme konusudur. Genellikle çocuklar 2-3 yaşlarında en geç 4 yaşında soru sormaya başlarlar. Bebekler nasıl olur?, Ben nereden geldim? bu soruları gerçeklere dayanarak çocuğunuzun yaşını göz önüne alarak kısaca yanıtlayın. Çocuğunuz cinsellik ile ilgili bilgileri sizden edinsin, bilgileri aktaran siz olun ki cinsiyet ve üreme ile ilgili bilgileri başkaları ile konuşması gerektiğini düşünmesin. Tartışmaktan kaçınmayın kötü, yasak, diye düşünmesin. Sorduğu soru ne olursa olsun (cinsellik üreme) herşeyi bir çırpıda anlatmaya çalışmayın. Kısaca sadece sorulan soruyu doğru yanıtlayın. Anne, babaların çoğu sorulan sorulan sorulara hayvanlar, böcekleri örnek gösterirler. Ancak çocuk bundan tatmin olmaz. Onları ilgilendiren gerçek olgulardır. Çocuğunuz size cinsellik ve üreme ile ilgili sorduğu soru karşısında bu ne biçim bir soru edası ile ona bakmayın. Suratınızı buruşturup telaşa kapılmayın doğal olun. Çocuğunuzun sorduğu soruyu yanıtlamanın en iyi yolu belki de döl yatağı içerisinde fetüsün ne şekilde geliştiğini gösteren resim ya da kitaplardır. Hem meraklı gözler ile izleyecek hem de soruya yanıt alacaktır. İleride doğru olarak yanıtladığınız bu bilgileri hatırlayacak, doğru kullanacaktır. Çocuklar anne-babalarından edindikleri bilgileri arkadaşları ile paylaşırlar, bunda da bir sakınca yoktur. Ancak kendi cinsel yaşantınız ile ilgili bilgileri vermeyin. Böyle bir soru sorduğunda bunun sizin için özel olduğunu, paylaşmak istemediğinizi belirtin. Çocuğunuz sizi çıplak giyinirken, görürse doğal olun sakınmayın anne'nin ya da baba'nın anatomik yapısını gözlemler. Bunu özellikle yapmayın uzun süre çıplak dolaşmayın. Çocuğunuz karmaşık duygular içinde kalabilir. Çıplaklığınızın tahrik edici, cinsel yönden uyarıcı bir nitelikte olmaması gerektiğini unutmayın.

403 OTİSTİK VE ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM

404 OTİSTİK BİREYLERDE CİNSEL EĞİTİM

405 OTİSTİK BİREYLERDE CİNSEL EĞİTİMCİNSELLİK VE OTİZM OTİSTİK BİREYLERDE CİNSEL EĞİTİM: 1. Cinsel kimliğini tanıma 2. Cinselliğin fizyolojik yönü 3. Cinselliğin psikolojik yönü 4. Otistik bireyin ergenlik dönemine yönelik yurt dışındaki uygulamalar 5. Otistik bireylerin cinsel eğilimleri 6. Otistik bireylerde sorunlar ve cinsel eğitim a-Bireye yönelik eğitim b-Kurumsal eğitim c-Aileye yönelik eğitim d-Yakın çevreye yönelik eğitim 7. Otistik bireylere yönelik cinsel istismar Otistik çocuklar eğitim projesi 3-15 yaş arası bireylere yönelik hazırlanmış olmasından dolayı bu bireylerin cinsel sorunları ve çözümleri ile ilgili herhangi bir çalışmayı kapsamamaktadır. Kurumsal olarak uygulamada otistik bireylerin cinsel sorunları ile ilgili sık sık problemlerle karşılaşıldığından dolayı, bu dönemlere yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulmuştur.

406 Grup olarak yaptığımız araştırmalarda otistiklerin cinsel sorunlarına yönelik herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Sadece zihinsel engellilere yönelik bazı ön çalışmalar mevcuttur Otizm henüz yeni bir alan olması sebebiyle yurt içinde ve dışındaki çalışmalar cinsellikten ziyade bireye sosyal, akademik ve psikolojik beceriler kazandırmaya yöneliktir. Bu nedenle otistik bireylerin ön ergenlik ve ergenlik dönemine yönelik yapılacak çalışmaların velilerden alınan bilgiler ve uygulamada edinilen verilerle gerçekleşebileceği şu aşamada tek yol gözükmektedir. Otistik çocuklar eğitim merkezinde bu amaca yönelik bir komisyon kurulmuş olup, bu komisyon 20 Kasım 2001 ile 25 Temmuz 2002 tarihleri arasında, OÇEM çalışma grubunun İzmir'de tespit etmiş olduğu yetişkin 80 otistik bireye ve ailelerine yönelik gözlemler yapmış, veriler toplanarak bu raporun alt yapısı oluşturulmuştur Komisyonda toplanan verilere dayanılarak edinilen bilgilerden otistik bireylerin cinsel gelişim evrelerinde normallerden çok farklılık gösterdiği görülmüştür. Eğitimciye ve aileye zaman zaman ciddi problemler yarattığı için konunu her yönüyle ele alınıp çözüm önerilerinin tespit edilmesine gerek duyulmuştur.

407 [email protected] . OTİSTİK BİREYLERİN CİNSELLİĞİ:Otistik çocuğun cinsel gelişiminde önemli bir farklılık yoktur. Onlarda da biyolojik saat yaşıtlarına oranla belki farklı işliyordur ama vardır. Cinsel eğitimded de diğer eğitim alanlarında olduğu gibi fark geç ve güç öğrenmelerinden algılama, muhakeme ve kavrama becerilerindeki yavaşlıktan kaynaklanmaktadır. Tüm insanlar biyolojik özellikleri gereği seksüel dürtüye sahiptir. Seksüel davranışlar toplum tarafından en çok baskı altına alınıp, sınırlandırılan davranışlardandır. Konu böyle bir bakış açısı ile ele alınınca bu alandaki eğitiminde zorlu ve hala sakıncalı görülen uzun bir yol olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Dünya literatürüne baktığımızda, henüz normal çocukların cinsel eğitimi konusunda bile esaslı bir program olmadığını görmekteyiz. Pek çok aile ve eğitimci otizmi yaşayan çocukların öz bakım alışkanlıkları ve akademik eğitim düzeyi hakkında doğru bilgilere sahiptir. Ancak çocuğun cinsel konulardaki bilgi düzeyi hakkında az şey söylenebilir. Normal çocuk TV, ailenin gözlemesi, arkadaşları ile konuşarak, cinsel deneyim ve sorunlarını tartışarak, okuyarak öğrenebilecektir. Otistik çocuk bunlardan yoksun olduğu gibi ailenin belli bazı endişeleri nedeni ile daha fazla baskı kontrol yolu ile kendi kabuğuna çekilecek, sorun sadece bir süre için askıya alınacak, ardından daha şiddetlenerek tekrar ortaya çıkacaktır.

408 Otistik çocukların eğitiminde tüm dünyada tartışılan önemli bir konu da entegrasyon ve normalleştirmedir. Normalleştirmenin temeldeki en zor ve ciddi sorunu da seksüel davranış alanıdır. Psikoseksüel gelişme tanımlanması oldukça karmaşık bir durumdur. İnsanın gelişme süreci, bebeklikten çocukluğa, çocukluktan yetişkinliğe tehlikelerle doludur. İşte problem gerek normal çocukta, gerek se otistik bireyde bu noktada iyice ortaya çıkmakta ve cinsel eğitimin gerekliliğini kaçınılmaz kılmaktadır.      OTİZM VE CİNSELLİK Cinsellik biyolojik bir olay, tıpkı açlık ve susuzluk gibi doğal bir dürtüdür. Yaşamak için nasıl yemek yemek ve su içmek zorundaysak cinsel doyuma da gerek duyarız. Yemenin ve içmenin yarattığı doyum, açlık ve susuzluk uyarısını giderdiği içindir. Doyum duygusunu, uyarının azalması yaratır. Cinsel aktivitemiz ise uyarı azalmasından çok bir uyarı arama davranışıdır. Cinsel gerilimi ve heyecanı ararız,cinsel uyarılara neden olan durumlar yaratırız. Otistklerin cinselliğe ilgi duydukları çok sayıda erişkin otistik üzerinde araştırma yapılarak belirlenmiştir. Otistiklerin cinsellik deneyimleri sınırlıdır. Bu deneyimler mastürbasyon, öpme ve kucaklaşma v.b.gibidir. Otistikler genel olarak cinsel organlarına dokunurlar. Bir kısmı herkesin önünde mastürbasyon yapar. %20'ye yakın bir kısmı da karşı cinse uygunsuz bir şekilde dokunur. Bazıları da karşı cinsin cinsel organına dokunma ve ilişki kurma eğilimindedir. El tutma, kucaklama, öpme bunların içindedir. Konuşma yetisi gelişmiş otistiklerde mastürbasyondan zevk alma daha belirgindir. Mastürbasyon stereotipik hareketleri olan çocuklarda daha sık görülür.

409 OTİZM VE CİNSELLİK İLE İLGİLİ YURT DIŞINDAKİ UYGULAMALARKomisyonumuz tarafından otizm ve cinsellik ile ilgili yurt dışında yapılan uygulamaların neler olduğuna dair çeşitli bilgilere ulaşılmıştır. ABD ve Avrupa'daki yetişkin otistiklere yönelik resmi ve özel kurumlardan edindiğimiz bilgilerin ışığında bu tür bireylerin cinsel sorunları ve çözümleri noktasında onlara kesinlikle normal bir bireymiş gibi yaklaşıldığı, bu dürtü ve eğilimlerini bastırmaya ve yok saymaya yönelik her hangi bir girişimin olmadığını gördük. Otistik bireylerin de normal bireyler gibi cinsel aktiviteden doğan yaşamsal hazzı ve mutluluğu alabilmeleri için her türlü psikolojik ve fiziksel ortamın hazırlandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Hatta bu bireylere yönelikcinsel anlamda hiç bir toplumsal normun veya dini kuralların sınırlayıcı özelliklerini kabul etmeyip kurumsal ve bireysel  anlamda mutluluğu ve hazzı ön plana çıkaracak düzenlemeler yapıldığını da gördük. Uluslararası standartlarda otistik bireylerin cinsel eğitim ve ihtiyaçlarına yönelik 3 görüşün öne çıktığı ve bu üç görüşe yönelik uygulamalar olduğunu anlamış bulunmaktayız. Ergenlik dönemini yaşayan otistiklere cinsel ihtiyaçlarının oluştuğu dönemlere yönelik, cinsellik hormonu salgılama düzeyini düşüren ve belli aralıklarla tatbik edilen ilaç uygulamasıdır. Bu yöntemin cinsel problemleri önlemek açısından etkili olduğu fakat cinsellik hormonlarının bireye kazandırdığı heyecan, macera ve aktiviteyi büyük oranda düşürdüğü, son derece mutlu, neşeli, aktif olan otistik bireylerin bu özelliklerini kaybedip, mutsuz ve depresif bireyler haline dönüştüğü gözlenmiştir.

410 Ülkemizde b uygulamanın resmi olmamakla birlikte, yetişkin zihinsel engellilere yönelik eğitim veren bazı kurumlarda uygulandığı kurum idarecilerince belirtilmiştir. Yukarıda saydığımız olumsuz etkiler zihinsel engellilerde de yaşanmaktadır.  Eğitimde temel hedefin bireyin mutluluğuna yönelik ve insani yöntemlerle olması gerektiğine olan inancımız gereği, komisyonumuzca bu yöntemin hiçbir otistik çocuğa uygulanmamsı gerektiğine inanıyoruz.  2. 2. Cinsel ihtiyaçların otistik bireylerde de normal bireylerde olduğu gibi giderilmesi gerektiğine dair bir görüş olduğu bilinmektedir. Bu görüşün ana savunucularından olan Almanya'daki kurumlarda otistik bireylerin ailelerinin de onayı alınarak ve doğum kontrol yöntemleri uygulanarak karşı cins otistik ya da normal bireylerle kurum içersinde veya önceden belirlenen mekanlarda kontollu olarak bu fizyolojik ihtiyacın giderilmesi yolu benimsenmiştir. Böyle bir pratiğin sonucu olarak otistik bireylerin doğum kontrolü konusu karşımıza çıkmaktadır. Doğum kontrolü yöntemleri kendi arasında çeşitlilik göstermektedir. Bu yöntemlerden birisi olan hormonal yöntemler (Oral kontraseptifler-doğum kontrol hapları-aylık iğne-Mesigyna-3 aylık iğne-Depo Provera-Norplant denilen cilt altı çubukları) seçildiği takdirde, normal bireylerde de sıkça görülen depresif duygu değişimlerinin otistik bireylerde de  görülebileceği göz önüne alınmalıdır. (Normal bireylerde görülen ve hormonal dalgalanmaya, B6 vitamini ve Magnezyum minerali eksikliklerine bağlı olduğu düşünülen bu tür ılımlı depresyonda multivitamin (Supradyn Megadyn gibi) takviyesi yararlı olmaktadır. Hormonal yöntemlerin kullanılmaya devam edilmesi ile ilerideki aylarda bireyin yönteme uyumu ve yan etkilerin azalması gözlenmektedir. Otistik bireylerde epilepsi (Sara) hastalığının toplumun diğer bireylerine göre daha sık görüldüğünü bilmekteyiz. Epilepsi tedavisinde sıklıkla kullanılan bazı ilaçların, hormonal aile planlaması yöntemleriyle etkileştikleri ve aile planlaması yönteminin güvenilirliğini azalttıkları uzmanlar tarafından dile getirilmiştir.

411 Otistik bireylerde aile planlamasının toplumun diğer bireylere göre daha duyarlı olunması gereken bir konu olduğu açıktır. Otistik birey için hormonal olmayan bir aile planlaması yöntemi (Spiral-Rahim İçi Araç gibi) daha uygun olabilir. Bu yöntemin bütün otizmle ilgilenen bilim adamları, eğitimciler ve aileler tarafından en insani ve olması gereken bir yöntem olduğu benimsenmiştir. Ailelerin, eğitimcilerin, bilim adamlarının yaşadıkları toplumun normları ve dini değerlerinin daha baskın geldiği, uygulamada ülkeler, iller, mahalleler ve hatta ailelere göre şekillendiğini görmekteyiz. ABD'de pek çok eyalette sterilizasyon (kısırlaştırma) yaygındır. Tartışması da halen sürmektedir. Bu cerrahi müdahele+eğitim ya da eğitim+doğum kontrol yöntemleri uygulanarak pek çok otistik bireyin cinselliğini normal bireyler gibi yaşadığı yaptığımız araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu tür uygulamaların toplum normları göz önüne alındığında çok da hoş karşılanmayacağı görüşündeyiz. Bununla beraber hem otistik bireyi eğitecek hem de norm dışına taşmayacak bir program ihtiyacı içindeyiz. Bu tür çalışmaların Türkiye'de henüz bilimsel sonuç verecek yere geldiği söylenemez. Bu durumda uygulamada Avrupa ve ABD gibi gelişmiş ülkelerden olduğunca yararlanmak durumundayız.  Ülkemizde bu görüşü sesli olarak dile getirme noktasında, toplumsal değerlerimizin ve dini inançlarımızın bir engel olarak önümüze çıktığını hiçbir ailenin otistik çocuğuna (özellikle kız çocuğuna sahip) uygulamak istemediğini görmekteyiz. Sadece sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bazı ailelerde (özellikle erkek otistik çocuğa sahip) tele-kız ve benzeri hayat kadınlarının yüksek ücretler karşılığında evlere getirtilip bu yöntemi uyguladıkları özel beyanlarından anlaşılmaktadır.

412 3. Yine Avrupa ve ABD gibi birçok gelişmiş ülkede cinsel ihtiyaçların doğal yollarla giderilme süreçlerinden biri olan mastürbasyon yönteminin uygulandığını görmekteyiz. Bu yöntemi benimseyen ve uygulayan ülkelerdeki sistemi incelediğimizde sistemin 2 unsurdan oluştuğunu, birinin ailenin yapacağı düzenleme ve hazırlıklar, diğerinin kurumun yapacağı düzenleme ve hazırlıklar olduğunu görmekteyiz. Kurumsal düzenlemelerde otistik bireylere 1'nci aşama olarak mastürbasyon yapma yöntemlerinin ve şeklinin öğretilmesi, 2'nci aşama olarak da öğrendiği bu yöntemleri uygulayabileceği kurum içinde özel (figürlerle, resimlerle, karşı cins maketlerle v.b.) uyarıcılarla donatılmış özel mastübasyon odalarının düzenlenmesi yapılmaktadır.       Bu uygulama kurumlarda 2 farklı cins için, 2 özel oda şeklinde          düzenlenmektedir. Ve yine aynı çalışmaya ailelerin de yaşadıkları       mekanda devam edilmesi tavsiye edilmektedir. Otistik bireylerin       cinsel olarak uyarıldıkları ve bu konu ile ilgili ihtiyaç hissettikleri       zaman, eğitimci ve aile tarafından kontrollü bir şekilde ilgili       odalarda cinsel ihtiyaç giderilmesine yönelik çalışmaların      yapıldığını görmekteyiz. Bu yöntemlerle ilgili olarak otistiklerde cinsellik ile ilgili araştırma yapan komisyonumuz, ülkemizde bu yöntemin kurumsal anlamda yasal olarak uygulanmasının mümkün olmadığını bilmektedir. Fakat konunun bir rapor halinde Özel Eğitim Genel Müdürlüğü'ne  iletilip, ülkemiz normlarında da bu yöntemin uygulanmasının aileler ve eğitimciler açısından hiçbir sakıncasının olmadığı son derece insani, medeni ve uygulanması gereken bir yöntem olduğuna inanmaktayız.

413 Bu yöntemin resmi olmasa bile bir çok kurumda fiili olarak uygulandığını yine kurum yöneticileri ve eğitimcilerle yaptığımız görüşmelerde tespit etmiş durumdayız. Otistik çocuğa sahip ve ergenlik dönemini yaşayan ailelerle yaptığımız görüşmelerde bu yöntemi bütün ailelerin uygulama taraftarı olduğunu görmekteyiz. Hatta bazılarının fiili olarak uyguladığını sadece yöntemin 2'nci aşaması olan fiziksel hazırlıkları yapamadıklarını, özel mastürbasyon odaları yerine evlerindeki banyo ve tuvaletleri kullandıkları kendi beyanlarından anlaşılmaktadır.  OTİSTİK BİREYLERİN CİNSEL EĞİLİMLERİ: Otistiklerin cinsel eğilimleri konusunda aileler ve eğitimcilerle yaptığımız görüşmeler sonucunda genel olrak cinsel uygulamalar konusunda çocukların otistik seviyeleri de dikkate alınarak; konuşma, sosyal ve fiziksel özellikleri doğrultusunda farklı davranışlar sergilediklerini gözlemledik.  Marjinal olarak ergenlik döneminde bazı bireylerin bu dönemde cinsel figürleri hiçbir sınırlama hissetmeden karşı cinsi de ciddi anlamda aramadan sarılma, öpme, okşama gibi davranışları herkese uyguladıklarını ve büyük haz aldıklarını tespit ettik. Genel olark otistiklerde cinsel eğilim içeren davranışlar; a. Mastürbasyon b. Cinsel organını gösterme c. Sarılma, öpme, koklama, okşama d. Başkalarının cinsel organına dokunma

414 [email protected] OTİSTİK ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM VE SORUNLARI:a. Otistik bireylerde cinsel sorunlar Otistik bireylerde cinsel uyarılma durumunda bireyin bu uyarıcıya karşılık nasıl davranmasını bilememesinden kaynaklanan öfke ve saldırganlık ve sıkıntı, depresif davranışlar sergilediği görülmektedir.             Yine otistik bireylerin fizyolojik ve psikolojik olarak uyarıldıkları anlarda normal            bireyler gibi tavırlar sergiliyemediklerinden (rastgele ve içgüdüsel davranışlardan         olan soyunma, sarılma öpme veya açıkta mastürbasyon yapmaları) kaynaklanan           baskı ve cezalara maruz kaldıkları anlaşılmaktadır.         Bu davranışların toplum içinde veya bulunduğu ortamda cinsel olarak istismar          edilmelerine zemin oluşturulmasından kaynaklanan sorunlar da vardır.  b. Otistik bireylerde cinsel eğitim 1. Bireye Yönelik Cinsel Eğitim Otistik bireye yönelik cinsel eğitimin şekillenmesinde otistiklerin cinsel dürtülerine bağlı olarak gösterdikleri davranışlardan kaynaklanan sorunların çözümüne yönelik çalışma yapılması komisyonumuzca uygun görülmektedir. Otistik bireyler için de genel bir eğitim basamaklandırılabilir. İlk olarak aileler ve eğitimciler çocuğun anlayabileceği bir dilde basamak basamak bu bilgiler doğrultusunda eğitim biyolojik ve sosyal yön olarak aynı paralelde sürdürülmelidir. 5 duyu,iskelet ve kas sistemi, vücut organlarının düzenli çalışması gibi otistik çocuğun genel anlamda vücudunu cinsel ağırlıklı olarak tanıma çalışması yapılmalıdır.

415 Biyolojik yönden tanımadaki genel amaç, çocuğun cinsel farklılıklar ve ayrılıklarını tanımasıdır. Buna yönelik yapılabilecek çalışmalar model alınarak, ayna kullanarak, yazılı görsel materyallerden faydalanılarak yapılabilir. · Bireydeki fiziksel ve psikolojik değişmeler; kızlarda regl dönemi, erkeklerde gece boşalmalarını algılıyabilmesidir. · Yetişkin kadın ve erkek arasındaki fiziksel farklılıkları kavrayabilmesidir. · Erkek ve kadın üreme organlarının işlevleri, hamilelik ve doğum, cinsel ilişkininseyri hakkında bilgi edinebilmeleridir          2. Sosyal Yön · Mevsimlere göre giyinme (ortama ve ihtiyaca uygun giyinme) · Hijyenik bakım · Ev içi ve dışı güvenlik Otistik bireylerin cinsellikle ilgili olarak, kendilerini ve başkalarını anlamakta sıkıntıları vardır. Bu sıkıntıların özünde cinsel uyarılma durumunda ne yapılması gerektiğini bilmemelerinden kaynaklanan öfke durumlarının giderilebilmesi vardır. Genel olarak ergenlik dönemini yaşayan otistik bireyler arasında yapılan gözlemlerde ereksiyon halinde iken mindere sürtünme, cinsel organını gösterme, herhengi bir insana cinsel duygularını tatmin amacı ile sarılma ve sürtünme, uyarılma anında kendini sıkma, cinsel organına parmakla basınç uygulama, soyunma vb. davranışlar gösterdikleri görülmüştür.

416 Otistik Bireylerin ergenlik dönemi başlangıcı ve anında yaşadığı bu sıkıntılara yönelik eğitimciler ve aile tarafından duruma uygun çeşitli yöntemler geliştirilebilir. Bu yöntemlerin başında öncelikle eğitimcinin bu davranışı tamamen, normal ve fizyolojik bir ihtiyaç olarak değerlendirebilmesidir. Bu ihtiyacın ve dürtülerin tatmini noktasında eğitimcinin bireye yönelik profesyonel yöntemleri öğretmesi gerekmektedir. Öncelikle bireyin bu davranışının gerçekleşme sebebinin biyolojik ve psikolojik açıdan ele alınması gerekir. Biyolojik yönden hormonlarla ilgili bir davranış olması müdahale şansımızı ortadan kaldırmaktadır. Psikolojik açıdan öğrencinin sınıf ve benzeri ortamlarda bireysel anlamda boş bırakılması bireyi yeni arayış ve davranışlara itmesine neden olmaktadır. Bu nedenle eğitimci öncelikle bireyi zorunlu olmadıkça eğitim aktivitelerinden uzak tutmamalı, bireyin özellikleri doğrultusunda yeni aktiviteler ve programlar üretebilmelidir. Ön ergenlik döneminde cinsel davranışlara yönelik ana davranışlarından biri ereksiyon ve uyarım halinin süreklilik arzetmesi ve bir boşalım sağlanamamasıdır. Ön ergenlik döneminde bu davranışların gerçekleşimi anında eğitimcinin yapması gerekenler: a. Bireyin algısını başka alanlara kanalize etmektir. Örneğin yoğun mastürbasyon davranışında bulunan çocuğa müzikli bir çalışma yaptırılması gibi. b. Yine bu cinseldavranışların gerçekleşme anında bireysel özellikler dikkate alınarak, bireyin davranıştan aldığı haz engellenmeden bulunduğu mekanda bu davranışı gerçekleştirebileceği ortamların kontrollü olarak oluşturulmasıdır.

417 . OTİSTİK BİREYLERİN CİNSEL EĞİTİMLERİNDE KURUMSAL ÇALIŞMALAROtistik bireylere eğitim veren kurumlarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık servislerinin otistiklerin cinsel gelişim süreçlerine dair özellikleri çok iyi bilip veli-öğrenci-eğitimci arasındaki koordinasyonu ve işbirliğini geliştirebilecek bilgi birikimine ve deneyimine sahip olması gerekir. İlgili servisler öğrencilerin cinsel gelişim evrelerine dair sağlıklı kayıt ve bilgiler bulundurmalıdır. Bu servis genel olarak cinsel gelişime dayalı olarak otistik bireyle ilgili kişileri hazırlayıcı tedbirlerin alınmasını sağlamalıdır Kurumsal olarak otistik bireylerin cinsel gelişim evrelerine yönelik uluslararası ve ulusal normlar, etik kurallar, insani yaklaşımlar temel alınarak düzenlemeler yapılmalıdır. Bu kapsamda kurum fiziksel olarak bireylerin cinsel ihtiyaçlarına yönelik düzenlenmeli, cinsellik konusuna yönelik biyolojik, psikolojik ve sosyolojik açıdan bilgi birikimine dayalı seminer, panel, brifing, gösteri, yayın ve broşürlerle personelini hazırlamalıdır.

418 OTİSTİK BİREYLERDE AİLEYE YÖNELİK CİNSEL EĞİTİM:Öncelikle aile, bu alanla ilgili olarak yeterli bilgi birikimine ve deneyimine sahip kurum ve kişilerce sağlıklı bir şekilde, otistiklerin cinsel gelişim evreleri hakkında bilgilendirilmelidir. Uluslararası düzeyde otistiklerin ergenlik ve ön ergenlik dönemlerine yönelik yapılan çalışmalar ve uygulamalar hakkında aydınlatılmalı, bu uygulamalardan ailenin sosyo-ekonomik düzeyine en uygun olan yöntem belirlenip bu yöntemle ilgili olarak aile hazırlanmalıdır. Otistik bireylerin ön ergenlik ve ergenlik döneminde gerçekleştirdiği her türlü davranışın doğal ve yaşanması gereken bir süreç olduğu, bu süreçte olumlu davranışların gerçekleşebilmesi için ailenin izlemesi gereken tutum ve yöntemlerin belirlenmesi için eğitim kurumları ile koordineli olmaları gerekir.   Sağlıklı ve standart bir ergenlik dönemini çocuklarının yaşayabilmesi için gerekli olan fiziksel düzenlemeler ev ortamında da yapılmalı, çocuğunun cinsellikle ilgili biyolojik yönünü normaller gibi kabul edip, psikolojik gelişim sürecinde çocuğuna katkılar sağlamalıdır.

419 OTİSTİK BİREYLERİN CİNSEL EĞİTİMİNDE ÇEVREYE YÖNELİK EĞİTİMOtistik bireylerin iletişimde bulunduğu yakın ve uzak çevresi otistiklerin cinsel gelişim evrelerine yönelik yaşadıkları davranış değişiklikleri hakkında bilgilendirilmelidir. Ergenlik döneminde otistik bireyin sağlıklı bir cinsel gelişim ve davranış süreci yaşayabilmesi için çevrenin de aile ve kurum gibi çocuğa olumlu katkı yapacak tutum ve davranış geliştirmesi gerekir. Bu açıdan ailenin çocuğun cinsel yönüne yönelik aldığı tedbirlerin çevrede de saygı ile karşılanması ve gereğinin yapılması, kesinlikle otistiklerin cinsel gelişimlerine yönelik olumsuz tavır ve davranışların olmaması gerekir. Normal bireylerin cinsel aktivitelerine yönelik çevrenin geliştirdiği tutum otistikler için de geçerli olabileceğini varsayarak bu yönde istikrarlı davranılması gerekmektedir.  Otistik bireyin yakın çevresinin çocuğun cinsel davranışlarına karşılık öfke, kızgınlık, korkma, acıma, merhamet gibi duygularla hareket etmelerinin olumsuz davranışlara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.  Ergenlik dönemini yaşayan bireylerin cinsen ihtiyaçlarını gidermeye yönelik ailenin uyguladığı herhangi bir ulusal veya uluslararası yaklaşım modeli çocuğun fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak yakın çevre tarafından da kabul edilmelidir.

420 OTİSTİK BİREYLERE YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR:Otistiklerin cinsel gelişimleri ile ilgili olarak komisyonumuzun yapmış olduğu incelemeler, araştırmalar ve bazı otistik çocuğa sahip ailelerin söylemlerinden de anlaşıldığı gibi ciddi manada cinsel istismarın yaşandığı bilinen bir gerçektir.  Bu bireylerincinsel davranışlarında sınırlayıcı dini değerlerin, toplumsal sorunların ve etik kuralların bağlayıcı olmaması sebebiyle istenmeyen bazı gelişmeler olmaktadır. Çocukların ergenlik döneminde karşı cinse olan arzularının art niyetli kişilerce suistimale uğratıldığı, özellikle bu kişilerin; çocukların kendini ve olayı ifade edememesinden aldığı gücle bu istismarı rahatlıkla gerçekleştirdikleri bilinen bir gerçektir. çocukların özellikleri ve cinsel rahatlıkları göz önünde bulundurularak her an kontrol altında tutulmaları gerekmektedir. Özellikle kız çocuklarının giyimlerine bu kapsamda dikkat edilmeli, otistiklerin cinsel istismarına neden olabilecek cinsel içerikli figürler, oyun ve davranışlardan kaçınılmalıdır. (Dudaktan öpme, kucağa oturtma, cinsel içerikli temaslar v.b.) İstismara (tecavüz,taciz) maruz kalınmaması için kesinlikle çocukların ilişkide bulunduğu kurum ve yakın çevre kontrol altına alınmalıdır. Olumsuz gelişmelere zemin hazırlayabilecek her türlü şartlardan kaçınılmalıdır. Sonuç olarak otistik bireyler suistimale uğrayabileceği ve kontrol edilemiyeceği ortamlardan uzak tutulmalıdır.

421 OTİSTİKLERİN CİNSEL EĞİTİMİNE YÖNELİK ÖNERİLERİMİZ1. M.E.B. Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü otistik bireylerin cinsel gelişim evrelerinde kurumlarda yaşanılan sıkıntıların gerçek ve kaçınılmaz olduğunu kabullenmelidir. Bu problemle ilgili olarak üniversitelerin ilgili bölümlerinden ve kurumlardan gelen raporlar doğrultusunda yasal düzenlemeler yapılmalı, kurumlara ve ailelere yönelik eğitim programları hazırlanmalı, broşür ve kitaplar basılmalıdır. 2. Otistik çocuklar eğitimi müfredat programında cinsel eğitim başlıca bir ders olarak müfredata alınmalıdır. Otistik bireylere eğitim veren kurumların ergenlik döneminde yaşadıkları sorunları göz ardı etmeden ve uluslararası uygulamalar da dikkate alınarak bağımsız hareket edebilmeleri sağlanmalıdır. 3. Bağımsız OÇEM'lerde cinselliğin biyolojik ve fizyolojik yönü de dikkate alınarak doktor ve hemşire bulundurulmalıdır. 4. Ülkemizin toplumsal normları dikkate alınarak cinsel eğitimle ilgili olarak, otistik bireylerin cinsel eğitimlerinde uluslararası normların yakalanabilmesi için gelişmiş ülkelerle sürekli temas halinde bulunulması, basın yayın organları aracılığıyla toplumun bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

422 ZİHİNSEL ENGELLİLERDE CİNSEL SAĞLIK VE YAŞAM

423 ZİHİNSEL ENGELLİLERDE CİNSEL SAĞLIK VE YAŞAMToplumların gelişmişlikleri son on yılda, insana ve insan gelişimine verdikleri önemle belirlenir olmuştur. Önceki yıllarda gelişmişlik ölçütü olarak kabul edilen ortalama yaşam süresi, bebek ölüm hızları gibi istatistiki parametreler, son dönemde insan gelişimi ve insanların yaşam kalitelerini de içine alacak şekilde genişletilmiştir. Bu, özellikle desteğe gereksinim duyan toplum kesimlerinde daha da bir önem kazanmıştır. Zihinsel engelliler de toplum içinde, toplumun katılımcı bir bireyi olarak yaşamlarını sürdürmek için özel bakıma ve desteğe gereksinim duyan bir kesimdir. Bu insanların çoğu kere erişkinlerin sahip oldukları akli yeterliliğe ulaşamadıkları bir gerçektir, ancak onlarda yemek yemek, su içmek, uyumak ve özellikle sevmek, sevilmek paylaşmak ihtiyacındadır. Çünkü, mideleri, kalpleri, dolaşım ve böbrek sistemleri, yumurtalıkları, testisleri hülasa mental güçlükleri dışında tüm organları diğer insanlar gibi çalışmaktadır. Vücut gelişimleri tam olmaktadır. Nasıl acıkıyor ve sonuçta besleniyorlarsa ya da acıktıklarını ifade edemeseler de yaşamak için beslenmeye ihtiyaçları varsa, normal düzeninde çalışan hormonları nedeniyle cinsel aktivite ve ifade edemeseler de istekleri de olacaktır. Üstelik, kendilerini çoğu kere yeterince ifade edemeyen zihinsel engellilerin her yönden olduğu gibi, cinsel istismara uğramaları tüm dünyada sık rastlanılan istenmeyen durumlardandır.

424 [email protected] Öyleyse ne yapmalı ?Öncelikle onların varlığını ama bütünüyle insan olarak, toplumumuzun bireyleri olarak varlıklarını kabul etmeliyiz. Bu kabulün içinde mental ve genel sağlık sorunları, korunma, eğitim, gelişim ve entegrasyon ile ilgili problemlerin yanında cinsel sorunlarında var olduğunu bilmemiz gereklidir. Dünya toplumları ve sosyal yapılar değişmekte, zihinsel engellilerin de düzenli ve doyurucu bir cinsel yaşamları olmasına sıcak bakmaya başlamaktadır. Bu zihinsel engellilerin yaşam konforlarını, eğitilebilirliğini ve topluma entegrasyonlarını artıracağı gibi, toplumun onları yok saymasını, sorunlarına gözlerini kapamasını ve de en önemlisi cinsel istismarları ve hatta zihinsel engellilerde daha sık görülen sapkın seksüel davranışları önleyecektir. Zihinsel engellilerin cinsel aktiviteleri ve üremeleri, böylece ailesi, hekimleri ve eğitmenleri tarafından yakından takip edilebilecek ve gereğinde kontrol altına alınabilecektir. Kalıtsal hastalıklara bağlı engellilik halinde ve istendiğinde gebeliği önleyici etkin yöntemler mental ve fiziksel durumlarına göre kullanılabilecektir. Araştırmalar, erkek zihinsel engellilerin kızlara nazaran (erişkin yada adölesan) cinselliğe ilgilerinin daha fazla olduğunu, bu ilginin her iki cinste de IQ arttıkça arttığını bildirmektedir. Mental yetersizliği olanlarda, yaşam kalitesi, yanlış yönlendirme, cinsel istismar, iş sahibi olamama, ifade edemedikleri ve bu nedenle yardım alamadıkları cinsel dürtü ve sorunları nedeniyle  seksüel sapkınlıkların daha sık görüldüğü yine araştırma sonuçları ile belirlenmiştir.

425 İlginç bulgulardan biri de, öğretmenlerin, anne ve babaların, eğitmenlerin engellilerin cinselliğine negatif tavır takınmaları, yani ya yok saymaları ya da problem olarak algılamamalarının, engellilerde cinsel bilgi yetersizliği ve kötü sonuçlara yol açmasıdır. ABD’ de Michigan Üniversitesi, Jinekoloji bölümünde başlatılan bir program ve sonuçları ilginçtir; Bu klinikte zihinsel özürlüler için üreme sağlığı programı başlatılmış ve bir ekip çalışması ile halen genişletilerek sürdürülmektedir. Müracaat nedenleri sıklık sırasına göre şunlardır. Zihinsel engellilerin bakıcı, anne-baba, eğitmen, veya öğretmenlerinin, bireyin seksüel davranış bozukluğu içinde olduğuna hükmetmeleri. Cinsel istismar. Kısırlaştırma. Cinsel ve sosyal eğitim isteği. Evlilik sorunları. Gebelik bakımı ve doğum yardımı. Gebelik sonlandırılması. Ailevi sorunlar.

426 Hazırlayan : Prof. Dr. Hakan ŞatıroğluJinekolojik yardım-takip, psikoseksüel eğitim, psikiyatrik değerlendirme-takip, grup ve/veya bireysel psikoseksüel danışmanlıkların başvuranların çoğunun hem cinsel hem de sosyal olarak gelişim gösterdiği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu sonuçlar da göstermektedir ki zihinsel engelliler, istesekte istemesekte cinsel olarak aktiftir ve takip ve eğitimle hem mental, hem de sosyal olarak gelişim göstermekte ve topluma entegrasyonları mümkün olabilmektedirler. Öyleyse ne yapmalı ? Sorusunun cevabı onları bütün olarak kabul etmeli, cinselliklerini doğaya aykırı olarak yok saymamalı ve yardım etmeliyiz. Hazırlayan : Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu

427 KADIN CİNSELLİĞİNİ KEŞFETMENİZ İÇİN BİR REHBER

428 . KADIN CİNSELLİĞİNİ KEŞFETMENİZ İÇİN BİR REHBERCinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine girmeyi istemektir. Ne kadar isteğin yeterli olduğu, ne kadarının az olduğu kadından kadına değişir.. Cinsellik nedir?..Kadınlarda cinsel isteksizlik, cinsel ilişkiye isteksizlik ve orgazm olamama sorunlarının nedenleri ve çözümleri... Cinsellik veya cinsel istek nedir; Bunu anlayabilmek için isterseniz önce kısaca insandan bahsedelim. Canlı doğarken tek bildiği şey ölümdür ve yaptığımız her şey hayatta kalmak için, yaşamak için yaptığımız şeylerdir. Yaşamak, dünyada kalmak bir haz ve zevktir, ölüm ise elem ve kederdir, insan ve tüm canlılar elemden kaçar hazza yönelirler. Her canlı yaşamda kalmayı ister ve bunun için çaba gösterir. Yaşamda kalabilmek yani ölmemek için doğuştan var olan bazı yeteneklerimiz vede hislerimiz vardır, bunlar sonradan öğrenilmez, değiştirilemez şeylerdir. Hayvanlarda bunlara iç güdü diyoruz, insanlardakine ise DÜRTÜ ismini veriyoruz. Dürtüler biliçaltından gelir. Çok kabaca bir örnek verirsek yeni doğmuş bir bebeğin meme emmeyi bilmesi veya acıkınca ağlaması bir dürtüdür.

429 Evet cinsellikte bir dürtüdür, hayatın ve de neslin devamını sağlamak için var olan bir dürtüdür. Ama cinsellik ikincil-ikinci sırada bir dürtüdür. Birincil dürtüler kişinin o gün için yaşamda kalmasını sağlayan dürtülerdir ki; bunlar yemek yemek, su içmek, uyumak gibi yapılması gereken yapılmazsa kişinin hayatını kaybetmesine neden olacak dürtülerdir. Canlıların hayatta kalmaktan haz duyduklarını ve her şeyi bunun için yaptıklarını biliyoruz. Ama gerçek olan bir şey var, oda her canlının sonunda öleceği, ama biz yaşamaktan bu dünyada olmaktan mutluyuz ve daha uzun kalmak istiyoruz, bunun için ne yapabiliriz? Yapabileceğiniz tek şey ama tek şey bir şeyler üretip sizden sonraya bırakmak, bununda en doğru, basit vede tatminkar yolu bedeninizden bir parça üretmek ve bunu sizden sonraya bırakmak yani çocuk sahibi olmaktır. Sahip olunan çocukla canlı bedeninden olan bir parçanın kendinden sonrada dünyada kalacağını bilir ve bir huzur, mutluluk duyar vede dürtülerini tatmin eder. Neden torunların şimdi insanın kendi çocuklarından daha fazla sevildiği hakkında bir fikriniz oluştumu, çünkü torun o kişinin kendinden sonra dünyada kalacak ama kendi çocuğundan daha fazla dünyada kalacak parçasıdır, garantisidir.

430 . Bu yüzden insanlar kendi çocuklarını kendileri gibi görüp yapamadıkları şeyleri onların üzerinden yaşamayı isterler ve kendi istediklerinin dışında hareket etmesinden mutlu olmazlar, kabul edemedikleri şey çocuklarınında bir beyni vede hisleri olduğudur, sorunda buradan yaşanır. O zaman cinsellik nedir? Cinsellik; bir dürtüdür, ikincil öneme sahip bir dürtüdür, amacı neslin devamını sağlamaktır. Neden cinsellik yaşarız; -Üremek için; -Zevk duyduğumuz için; -İletişim ,paylaşım olduğu için; (aynı sinemaya gitmek gibi,el ele tutuşup yürümek gibi bir paylaşım,insanların bir birini tanımasıdır) -Nosyon olduğu için;yapılması gerekli olduğuna inandığımız bir şeydir, ne kadar çok sıklıkta yapılırsa o kadar iyi olduğu öğretilir veya öğrenilir. Bazen gelen maillerde veya telefonda sorulur ben haftada şu kadar seks yapıyorum yeterlimi? Neden bana günde 3 veya 4 öğün yiyorum yeterlimi diye sormuyorsunuz, acıkınca yiyorsunuz, sekste acıkınca yapılır, sayısı standartı yoktur, bizse bazı tabularda sıkışıp sekse bazı gereklilikler yüklemişizdir.

431 Cinsel arzu nedir? Cinsel arzu kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olup bedensel(hormonal) problemi olmayan herkeste mevcuttur. Ne zaman cinsel arzu duyarız sorusunu yukarıda anlattığımız konuların ışığında şöyle tanımlayalım isterseniz; Bedensel olarak yeterli olgunluğa erişmiş kadın veya erkek o gününü yaşamsal olarak garantiye aldığında cinsel arzu duyar, bunu açıklayan en güzel atasözü "fakirin karnı doyunca pipisi kalkarmış "sözüdür. Cinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine girmeyi istemektedir. Ne kadar isteğin yeterli olduğu, ne kadarının az olduğu kadından kadına değişir. Bizim toplumumuzda kadınların istek ile ilgili sıkıntılarını çeşitli gruplarda incelemek gerçekçi ve faydalı olacaktır; Erkekler ve kadınlar kabaca aynı ölçüde cinsel istek duyarlar ama yetiştirilme şartları, içinde bulunulan koşullar, aile baskısı, ahlaki vede dini etkiler kadınların bu isteklerini baskılamalarını, başka kanallara yönlendirmelerini veya gösterememelerine neden olur.

432 Bu yüzden bu konuda rahat olan erkekler genelde cinsel ilişki arzusunu kadınlardan daha sık duyarlar; bir bayan olarak eşinizin seksi sizden daha sık vede daha fazla arzu etmesi sizin seks isteği yönünden bir probleminiz olduğu anlamına gelmez. Cinsel istek nerelerden doğar; binlerce uyarı cinsel istek doğurabilir, -görme, -koku, -duyma, -dokunma, -tatma, -düşünce vede - duygular Genel olarak neler cinsel isteksizlik yapar; -en başta gebe kalma korkusu , -ikinci olarak bakire kadınlarda kızlık zarını kaybetme korkusu özellikle evlilik öncesi ilişkilerde -üçüncü sırada eğer kadın seks isterse veya bunu gösterirse partnerin kadın hakkında ne düşünebileceği -canının acıyacağı korkusu veya şüphesi -çevrenin baskısı vede düşünceleri -ahlaksal vede dinsel yasaklamalar

433 . -aile baskısı vede yetişme tarzı -fiziki olmayan nedenler arasında, eşle anlaşmazlık (uyumsuzluk) çok görülen bir nedendir, -depresyon -partnere güvenmeme -erkek partnerin erken boşalması -ilişki sırasında acı duyma veya kuruluk -cinsel ilişkiye zorlanmak -taciz veya tecavuz yaşamak -fiziki olarak hormonal bozukluklar -çeşitli hastalıklar -ilaçların yan etkileri bulunmaktadır. - hayatın ileri yıllarında (ileri yaşlarda) bir ölçüde azalır. Cinsel isteği olmayan kadın var mıdır? Normal hormon yapısına sahip her kadında cinsel istek vardır, cinsel isteksizlik veya zevk alamama veya orgazm olamama gibi şikayetlerle baş vuran kadınların yapılan tetkiklerindede görülmüştür ki ancak bunların %1'inin gerçekten bedensel problemi vardır. Geri kalan %99'luk kesimin problemi tamamen psikolojiktir.

434 . Cinsel isteksizlik, zevk alamama veya orgazm olamama düzeltilebilinir mi?(eğer bedensel bir neden yoksa) Evet, gerekli zaman vede maddiyat sağlandıktan sonra problemi düzeltilemeyecek kadın yoktur, her kadına istek duyması, ilişkiden zevk alması veya orgazm olması öğretilebilinir. Ne kadar zamanda düzelir bu sorun? Sorunun düzelmesi kişiden kişiye göre farklılık gösterir, yetiştirilme tarzı, işi, eşi, içinde bulunduğu ortamlara göre bu çok çok değişiklikler gösterir. Bedensel sorun olup olmadığı nasıl anlaşılır? Yapılacak basit bir jinekolojik muayene vede bir kaç hormon tahlili her zaman fazlasıyla yeterli olmaktadır. Cinsel isteksizliği, zevk alamamayı vede orgazm olamamayı isterseniz farklı sosyal gruplarda inceleyelim; Bekarlarda; en büyük korku kızlık zarının zarar görmesi veya acımasıdır, -aile baskısıda çok çok önemlidir(bununla ilgili açıklama ilerde vardır) gebe kalma korkusuda önemli bir yer teşkil eder. Partnerin sizi kötü kadın olarak görüp görmeyeceği düşünceside önemlidir tabii ki, ve de toplumsal baskılar vazgeçilemez bir istek yok edicidir. Bu yüzden bir çok genç kız ya cinsel arzularını baskılar yada masturbasyona yönelir. Masturbasyonda zara zarar vermez, gebe kalamaz, günah işlememiş, ailesini üzmemiş olur vede ailesindeki erkekleri başka bir erkekle aldatmamış olur, çünkü o yaşlarda sevgi farkı ayırt edilemez, partnere sevgi duyarsa ailesine vereceği sevgiden çalıyormuş gibi hissedebilir bazen genç kızlarımız.

435 Evli kadınlarda; evli kadınlar uzaydan mı geliyor hayır onlarda yıllarca bunları yaşayarak yada yaşatılarak büyüyorlar ve bu hisler bir alışkanlık haline geliyor, daha sonra evleniyorlar. Evlilikte sosyal uyumsuzluk, koca ile olan sorunlar vede maddi sıkıntılar isteksizliği yaratabiliyor veya arttırabiliyor. Sizi döven, sevmeyen veya aşşağılayıp kötü davranan birisiyle sevişmek için istek duyabilirmisiniz? Bir çok kadın aile evindeki baskıdan sıkıntılı hayattan kurtulmak için evlenir ve koca evinde daha fazla baskı ile karşılaşır. Korunmayı kabul etmeyen çok cocuk sahibi olmayı erkeklik gibi gören kocalar yüzünden gebe kalma vede kürtaj olma korkusu yaşayan bir kadın nasıl cinsellik duyabilirki. Adatılmak ta kadında cinsel soğukluk yaratır. Ayrıca seksi kadının bir vazifesi, erkeğe vermesi gereken bir hizmet olarak gören bazı erkekler yeterli veya hiç uyarı sağlamadan kadınla ilişkiye girmektedirler buda kadına acı verir ve cinsellikten soğutur. Yukarıda yetiştirme tarzı demiştik; düşünün küçük bir kız çocuğusunuz dünyadaki en önemli varlıklar anneniz ve babanız, onlar olmadan yaşayamasınız, onların sevgisi ve ilgisi sizin için hayatta en önemli şey; anne ve babanız veya aile çevresi size söyle bir mesaj veriyorlar daha doğrusu pırıl pırıl daha boş sayılabilecek bir hafızaya şöyle bir şifre, işletim sistemi koyuyorlar; bizim kızımız canımızdır, bizi hiç üzmez, biz ona çok güveniriz, asla bizi üzecek hiç bir şey yapmaz. İleri yaşlarda ara sıra mesaj tazelenir, yenilenir, ben kızıma güvenirim, başka kızlar gibi değildir, doğruyu bizi neyin üzeceğini bilir.

436 . Tamam ana mesaj verildi, yani işletme programı beyne konuldu, anne baba üzülmeyecek, onları üzecek bir şey yapmayacaksınız, onlar üzülürlerse sizi sevmezler sizde onların sevgisi ilgisi olmadan yaşıyamazsınız. Şimdide işletme programının alt şifrelerini koyalım; iyi kızlar erkeklerle beraber olmazlar, aile şerefimiz çok önemlidir, konu komşu neder? kızımın bakire olmadığını duyacağıma öleyim daha iyi (bu çok yaygındır, üniversite düzeyinde yaptığım anket çalışmalarında genç kızlara sorulan eğer aileniz bakire olmadığınızı bilse ne olurdu sözüne verilen ilk cevap; "kalp krizi geçirip ölürlerdi her halde" ikinci cevap;"beni evden atarlardı" üçüncü sıklıkta verilen cevap ise ;"beni öldürüler"olmuştu. Programlama şöyle devam eder; çevreden vede televizyonlardan verilen haberlerle alt yapı kuvvetlendirilir, mesela şöyle; ayşe hanımın kızı şöyle yapmış, ailesi kahroluyormuş, babasına felç gelmiş veya kalp krizi geçirmiş. Televizyondan ise, bak aile sözü dinlemeyen kızların sonu budur gibi mesajlar verilir. Üçüncü aşamadaki programlama: sen iyi bir kızsı (cinsellik isteyen veya yaşıyanlar kötüdür)beyaz gelinlikle evlenecek, çocuk doğuracaksın. -kadının görevi eşine hizmet ve çocuk doğurmaktır, iyi kadınlar bunu yapar, kötülerin ise hayatlarını yaşama hakkı vardır.

437 Daha ağır olarak eğerki onların istemediği şeyleri yapmaya yönelirseniz size soğuk davranıp sevgilerini kısarlar vede siz dünya bu şekilde yaşanamaz zannedersiniz, küçükken ben annem ve babam olmadan hayatta kalamayacağımı -hiç bir zaman için- ve eğer onlar beni sevmezlerse hayatımın biteceğini zannederdimki, bu bütün çocuklarda böyledir. Bir de kız çocuklarının babaya olan sevgisinin paylaşılması gibi hissettirilir karşı cinse olan ilgisi ve kız çocuğu sanki babasından olan sevgisinden çalıyormuş gibi zanneder eğer bir erkeğe ilgi duyarsa, halbuki ikisi ayrı ayrı hisler vede sevgilerdir. Arabamızı aynı yere park etmeyi, aynı yere oturmayı bile alışkanlık haline getirmişken yıllarca çocukluğundan itibaren şartlanmış olarak yetiştirilen bir kişinin tamam sen evlendin 25 yıl sana verdiğimiz mesajları, baskıları vede alışkanlıklarını unut, baskıladığın, ayıp, günah olan hislerini, yönlendirdiğin hislerini canlandır ve düzelt, cinselliğini yaşayabilirsin demekle olmuyor bütün bunlar. Ya bu hisler düzelmiyor yada geri gelmiyor yada kadın yıllarca alıştığı dost olduğu zararsız olan masturbasyon alışkanlığından kurtulamıyor, evliliği bambaşka hayal eden erkeğini prensi kendinide pamuk prenses olarak gören kadın gerçek hayatla hele birde erkeğin kaba vede anlayışsız davranışlarıyla karşılaşınca karşı cinsten iyice soğuyor ve cinselliği ya hiç yaşamıyor vede hissetmiyor yada masturbasyonla yaşayıp ilişkiden zevk almıyor.

438 Masturbasyon hayal gücünün veya fantazinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir, kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir. Kadın alıştığı bu düzenin dışına çıkıp normal cinsellikten zevk alamaz. Kadında orgazm nedir? Teknik terimleri bırakıp gerçekçi olalım. Kadın orgazmı erkekten çok çok farklıdır. Erkekteki gibi orgazm ile gelen bir sıvı görsel bir olay yoktur kadın orgazmında. Ve bu her kadından kadına çok çok farklılık gösterir. KADIN İÇİN ORGAZM TANIMI: 'Yaşadığınız bir cinsel eylem veya ilişki bittikten sonra gergin kalmıyorsanız, boğazınızda yutamadığınız bir lokma varmış gibi hissetmiyorsanız, kendiniz mutlu vede rahat hissediyorsanız vede sizin için yeterliyse siz orgazm olmuşsunuz demektir.'' Bırakınız başkaları ne derlerse desinler, ne yazılırsa yazılsın fark etmez, mühim olan sizin gerçeğinizdir. Peki bunları yaşayamayan ya da hissedemeyenler ne yapacaklar? Erişkin kişilerde bunu kendi kendine çözümü çok zordur, en basit vede kolay yolu destek almaktır. Nereye başvurup destek alabilirler? Gerek bize gerekse bir seksüel terapi merkezine baş vurup destek alıp tedavi olabilirler. Yani tedavisi vardır ve bu durum düzeltilebilinir mi? Evet tedavisi vardır, gerekli koşullar sağlandıktan sonra her türlü sıkıntı gibi buda düzeltilir, kişinin cinsel istek duyması veya cinsel ilişkiden zevk alması veya orgazm olması öğretilir.

439 Bu konuda çok başvuru oluyor mu. Bu konuda çok başvuru oluyor mu? Malesef Türkiye koşullarında bu kadınlarımız içinde sıkça yaşanan bir durum. Bize de bu konuda sıkça başvuru oluyor ve destek verip terapiye aldığımız bir çok hastamızın şimdi mutlu ve sağlıklı cinsel hayatı var. Mühim olan kadın olmaktan utanmamaktır, cinsellikten utanmamaktır. Bu yüzden cinsellikle ilgili her türlü probleminizi bize danışabilir bu konuda tıbbi ve psikolojik yardim ve destek isteyebilirsiniz.

440 BAYANLARA SAĞLIKLI CİNSEL YAŞAM İÇİN ÖZEL ÖNERİLER

441 BAYANLARA SAĞLIKLI CİNSEL YAŞAM İÇİN ÖZEL ÖNERİLER.Uzmanlar daha mutlu cinsellik için neler tavsiye ediyorlar? Bayanlara sağlıklı cinsel yaşam için özel öneriler Uzmanlar daha mutlu cinsellik için neler tavsiye ediyorlar? -Asla çok gerekmedikçe tampon kullanmayınız,ve gerekiyorsada 2-3 satten fazla vajinada tutmayınız. - Denize ve havuza girerken tampon koyabilirsiniz vede koymanızı öneririz, ama 2-3 saati aşmamaya dikkat ediniz. -Kokulu petler kullanmak, genital bölgeye deodorant, parfüm sürmek bölgenin normal dengesini bozar -Günlük iç çamaşırınızı ağ kısmı pamuklu olanlardan seçmeniz en sağlıklı tercihtir. -Yeni partnerle cinsel ilişkiye girildiğinde,mutlaka prezarvatif kullanmak gerekir. Çünkü cinsel ilişkide kadının hastalık kapma riski erkeğe göre çok çok fazladır. -Genital bölgenin gereğinden fazla yıkanması temizlik değildir, o bölgedeki dengenin bozulmasını ve daha rahat mikrop kapmayı sağlar. -Ağda, jilet gibi yöntemlerle temizlik sağlandığı düşünülebilir. Ancak alınarak açılan kıl kökleri genital bölgenin kolayca mikrop kapmaya elverişli hale gelmesine neden olur. Ayrıca uzun yıllar yapılan ağdalar nedeniyle kıl dönmeleri ve dış dudaklarda şekil bozuklukları oluşmaktadır. Bu nedenle gereken yerlerde makas veya makinayla tüylerin kısaltılması genital bölge için en sağlıklı temizlik yöntemidir. -Bayanların en büyük sorunlarından biri de tuvaletten mikrop kapma korkusudur. Bilinenin aksine kalçaların nereye değdiği önemli değildir. Önemli olan idrar yapılırken alttan sıçrayan suyun genital bölgeye gelmesidir. Bunun için de hangi tür tuvalette ve nerede olursanız olun alttan sıçramayı önlemek için suyun üzerine tuvalet kağıdı koyarak mikrop kapmaktan korunabilirsiniz. -Erkeklerin hissiz, sadece seks düşünen kişiler olduklarını düşünerek bunalıma girmeyin ve onları oldukları gibi kabul edin.

442 Hormonal ve fiziki durumundan dolayı partnerinizi suçlamayınHormonal ve fiziki durumundan dolayı partnerinizi suçlamayın. Aranızda olan sorunları partnerinizle seks yapmayarak, onu cezalandırarak çözemezsiniz. Onu cinsel yönden rahatlatmadan bırakmayın, yoksa bir rahatlatan mutlaka çıkar!!! Aksine bir davranışta onu kendinizden uzaklaştırır ve sorunları iyice çözümsüz hale getirirerek mutsuz olur ve mutsuz edersiniz. -Kadın olmak özelliktir, siz özelsiniz, bununla gurur duyun, kendinizden, bedeninizden ve cinsel isteklerinizden utanmayın, ve unutmayınız ki etrafınızdaki herkes cinsellik sonucunda dünyaya gelmiştir. Kadın olmakla gurur duyun, siz kendinizi nasıl hissederseniz başkalarıda sizi öyle görecektir. -Düzenli olarak jinekolojik muayenenizi yaptırın. İdeali şikayetiniz olmasa dahi 6 ayda bir muayene olmaktır. Ayrıca erken teşhis ve tedavi için çok önemli olan pap smear (rahim ağzı kanseri için kontrol testi) testinizi ve göğüs kanseri için gerekli olan muayenenizi yaptırmayı ihmal etmeyin. -Doktorunuzun öğrettiği şekilde iki adet dönemi arasında kendiniz de göğüs muayenenizi yapınız. Unutmayın erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. -Başkalarının, etrafınızdaki insanların değil doktorunuzun dediklerine ve önerdiklerine uyun. Çünkü her insanın bünyesi farklıdır ve bir insanda sonuç alınabilen bir tedavi yada yöntem bir başka insanda zarar verebilir. -En ufak sıkıntınızda doktora danışmaktan çekinmeyin,hastalıktan değil geç kalmaktan korkun. -Eğer doktorunuz uygun görüp vermişse ilaç kullanmaktan korkmayın ve önerilen şekilde düzgün kullanın, kendinize göre değiştirmeyin, fayda almaktan çok zarar görürsünüz. -Bayan olarak yaşadığınız veya çevreniz tarafından size yaşatılan sıkıntı ve sorunları ve hissettiklerinizi unutmayınız ve yaşadığınız sorunları kızlarınızın da yaşamaması için onları anlayıp destek olunuz, bilgilendiriniz, yaşanıp geçen çabuk unutulur çünkü. .

443 KADINLARIN DUYARLI BÖLGELERİ

444 KADINLARIN DUYARLI BÖLGELERİ ..Cinsellik ve Ruhsal Süreçler Kadın cinselliği oldukça karmaşıktır ve bu özelliğiyle erkeklerden belirgin şekilde ayrılır. Kadınlar cinsel ilişkide erkeklere göre çok daha fazla seçicidirler ve bir erkeği yeterince tanımadan onunla cinsel bir beraberliğe "sıcak bakmazlar". Kadınların çoğunun erkeklerden farklı olarak duygusal anlamda "bir şeyler hissetmeksizin" bir erkekle beraber olmaya istekli olmayacakları rahatlıkla söylenebilir. Ünlü psikanalist Karen Horney eserlerinde insanın doğasının temelde sevgi veya güç arayışı içerisinde olduğunu ve bir insanın davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden birinin bu arayışını tatmin etmek olduğunu ima etmiştir. Bu görüşe göre insanların bazıları diğerlerinin kendilerini sevmesine önem verirken, diğerleri sevilmekten çok güçlü olmak peşindedirler. Bu görüşün devamında Horney, kadınların yapısal olarak daha çok sevgi odaklı, erkeklerin ise güç odaklı olduğu görüşünü taşıdığını ifade etmiştir. Yani Horney'e göre kadın için bir erkeğin sevgisini kazanmış olmak ön plandayken, bir erkek için ön planda olan kadının onu güçlü görmesidir. Karen Horney sevgi ve güç arayışının cinselliğe de yönlendiğini, kadının cinselliği daha çok "seviliyor olmanın" bir ifadesi olarak gördüğünü, erkeğin ise cinselliği "güçlü olmanın, kadına sahip olmanın" bir ifadesi olarak görme eğiliminde olduğunu belirtmiştir.

445 [email protected] Cinsel UyaranlarUyaran, beynimizin bilinçli bölgesinde bize bir duygu yaşatan ve bizi belli bir davranışa yönlendiren bir mesajdır. Refleks uyaranlar bizi otomatik davranışlara yönlendirirken karmaşık uyaranlar öncelikle bir "his" yaşamamızı sağlar ve daha sonra bizi harekete geçirir. Beynimiz çok çeşitli uyaranları algılama yeteneğine sahiptir. Tüm uyaranların ortak özelliği duyu organlarımız vasıtasıyla alınması ve bir kimyasal mesaja dönüştürülerek beynimize aktarılmasıdır. Gözler, kulaklar, burun, tad alma organlarımız ve cildimizle algıladıklarımız yukarıda anlatılan bir şekilde beynimize ulaştırılır ve bir tepkinin doğmasına neden olur. Sevdiğimiz birinin görüntüsü veya sesi bize daha farklı bir duygu yaşatırken, sevmediğimiz birini görmek veya sesini duymak bize yaşattığı olumsuz duyguyla bizi o kişiden ruhsal veya fiziksel olarak uzaklaşma davranışında bulunmaya yönlendirir. NLP adı verilen ve son zamanlarda giderek yaygınlaşma eğiliminde olan öğretiye göre insanlar duyularında seçici davranmaktadırlar. Bazı insanlar dokunsal, bazıları işitsel, bazıları ise görsel uyaranlardan daha fazla etkilenmekte ve daha çok etkilendikleri uyaran onlarda daha bariz davranış değişikliği oluşturmaktadır. Bu görüş cinsel uyaranlara aktarıldığında çıkan sonuç şudur: Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsel içerikli konuşmalardan ve seslerden, bazıları ise cinsel içerikli görüntülerden diğer uyaranlara göre daha fazla etkilenmekte ve kişinin tercih ettiği uyaran onu cinsel açıdan daha fazla uyarmaktadır.

446 Bir örnek vererek bu teori daha iyi anlaşılabilir hale getirilebilir: Bir erkek, daha önceden beraber olduğu bir kadını yalnızca sözleriyle etkileyebilmeyi başarmış, bir başka kadın ise ona "dokunulmaktan çok hoşlandığını, ancak sözlerin onu fazla etkilemediğini" söylemiştir. Bu iki kadından ilki duysal yönelimli, ikinci kadın ise dokunsal yönelimli bir kadındır. Genel olarak söylemek gerekirse erkekler daha çok görsel ve işitsel eğilimli, kadınlar ise daha çok dokunsal ve işitsel eğilimlidir. Kadınlar erkeklerden farklı olarak pornografik yayınları seyretmekten fazla zevk almaz, duygusal olarak "bir şeyler hissettikleri" erkeğin ona temas etmesinden hoşlanırlar. Kadınların Dokunulmaya Duyarlı Bölgeleri Sinir uçlarının diğer bölgelere göre belirgin bir şekilde yoğun olması nedeniyle kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı bölgesi klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Her kadının yapısı diğerine göre farklıdır ve kendini iyi tanıyan bir kadın dokunulduğunda kendisini en çok uyaran bölgeyi iyi tanır. Kadınların çoğunda memeler, meme uçları, dudaklar ve vajina dokunulmaya duyarlı diğer bölgelerdir. Yine boyun bölgesinde bazı noktalar, kulak memeleri, bacakların iç yüzeyleri ve karın cildi çoğu kadın için cinsel açıdan oldukça uyarıcıdır. Kadınların sıklıkla işitsel yönelimli olmaları nedeniyle eşleri tarafından kulaklarına fısıldanan güzel sözler de kadınları etkiler.

447 Kadınların dokunulmaya duyarlı bölgelerini belirlemeleri, cinsel ilişkiye hazırlık aşamasının en güzel şekilde yaşanabilmesi ve kadının cinsel ilişkiye mükemmel bir şekilde hazırlanabilmesinin sağlanabilmesi açısından önemlidir. Her duyarlı erkeğin eşinin dokunulmaktan hoşlandığı bölgeleri iyi bilmesi gerekir. Bazı kadınların dokunulmaya duyarlı bölgeleri o kadar "hassastır" ki, kadın bu bölgeye uygulanan bir uyaranla orgazm olabilir. Kadının Ejakulasyonu (Boşalması) Kadında orgazmı sonrasında bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki "ejakulasyon" yani "boşalma" olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır. Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bir kadında güçlü bir orgazm sonrasında istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir..

448 CİNSEL YAŞAM VE BİTKİLER

449 CİNSEL YAŞAMDA BİTKİLERİN GÜCÜ SENSUTRA EKSTRESİ!....

450 CİNSEL YAŞAMDA BİTKİLERİN GÜCÜ: SENSUTRA EKSTRESİ!.....En ünlü eski mistik Çin metinleri olan Kama Sutra’ da cinsel (seksüel) zevki doruk noktasına çıkarmanın, ancak partnerlerin (eşlerin) bedenlerini ve zihinlerini dengelemeyi öğrenmekten geçtiği özellikle belirtilir. Halbuki, günümüzde çok dar açılı mekanik bir görüşle çoğu platformda cinsel heyecan, zevk ve uyarıların sadece cinsel organlara olan kan akışının artması sonucu olduğu söylenip duruyor. Bir başka deyişle, zevk almanın gerçek sırlarının zihnimizde yattığını unutmuş gibi görünüyoruz. Sensutra Ekstresi; sadece vücudumuzun cinsel fonksiyonlarını arttırıcı olarak değil, aynı zamanda cinsel arzu (libido) ve hassasiyeti de arttırmak, dikkat, düşünce veya konsantrasyonu odaklamak, zihnin ve bedenin sübtil enerjilerini dengelemek için hazırlanmış mükemmel bir bitkisel kombinasyondur. Düzenli kullanımı sizin ve sevgilinizin/eşinizin hayal bile edemeyeceği zevkleri tatmanızı sağlayabilir. Aslında erkekler ve bayanlar için ayrı ayrı bitkisel kombinasyonlar olup; burada tanıtılan Sensutra Ekstresi’ nin erkekler için olduğunu özellikle vurgulamak isteriz. Sensutra Ekstresi; kapsüller halinde hazırlanmış olup; her bir kapsül çoğu uzakdoğu kökenli olan ve aşağıda miktarları da belirtilen bitki özlerini içermektedir: 1-)Teke Otu (Epimedium brevicorum): 375 mg Uzakdoğu kökenli çok yıllık bir bitkidir. Flavonlar, glikozitler, icariin ve noricariin içerir. Etkili bölümü %3 icariin içeren kurutulmuş yapraklarıdır. Çok güçlü bir cinsel ve uyarıcıdır (Afrodizyak). Uzakdoğu’ da yıllardan beri çeşitli amaçlarla kullanılmasına rağmen, birincil kullanım şekli erkekler için afrodizyak olarak kullanımıdır.

451 Diğer kullanım amaçları ise; kemik ve eklemleri güçlendirmek, sakinlik vermek, kalbi rahatlatmak ve bağışıklık (savunma) sistemini güçlendirmektir. Özellikle Çin, Kore ve japonya’ da bu bitki ile ilgili geniş kapsamlı olarak yapılan hem laboratuvar hem de klinik çalışmalarda; kesin ve açık bir şekilde hayvanlar ve insanlarda cinsel aktivitenin arttığı gözlenmiştir. Bu bitki aynı zamanda, tüm beden boyunca duyusal sinirleri, özellikle genital bölgeyi (Cinsel organların bulunduğu bölge) uyarmakta ve sperm üretimini arttırmaktadır. Teke Otu; tansiyonu normal olan insanların tansiyonunu (kan basıncı) düşürmeksizin hipertansiyonu (Yüksek tansiyon) düşürmektedir. Ancak Kore Ginsengi ile birlikte kullanıldığında tansiyon düşürücü yönde bir etki yapmamakta, aksine tansiyonu bir miktar arttırabilmektedir. Kalp-damar sistemi (kardiyo- vasküler sistem) üzerinde de oldukça etkili olan bitki koroner damarları (Taç damarlar) genişletmekte ve koroner vasküler direnci azaltarak koroner kan akışını arttırmaktadır ) Muira Puama (Ptychopetalum olacoides): 100 mg İ da denen bu bitki, aslında 5 m yüksekliğe kadar ulaşabilen bir çalı veya küçük ağaçtır. Anavatanı Brezilya amazonlarıdır. Küçük beyaz çiçekleri yasemini andırır. Uzun yıllardan beri Amazon yerlileri tarafından kökleri ve sapları çay olarak, seksüel yetersizlik, iktidarsızlık, sinirsel kas rahatsızlıkları, romatizma ve mide sancısı gibi rahatsızlıklar için kullanılmaktadır. Muira puama’ nın afrodizyak ve sinir sistemi toniği (Güçlendiricisi) olarak kullanımı oldukça eski olup; sinir sistemi rahatsızlıkları, seksüel iktidarsızlık ve kronik romatizma konusundaki kalıcı etkileri kanıtlanmıştır. Yapılan kimyasal çalışmalarda ise bu bitkinin serbest uzun-zincirli yağ asitleri, sterollar, coumarin, alkaloidler ve uçucu yağlar içerdiği belirlenmiştir. Kimyasal olarak Muira Puama %0.05 muirapuamine, %0.4 yağ, %0.5 alkaloidler, %0.6 pholbaphere, %0.6 alfa-resinic asit, %0.7 beta-resinic asit, %0.5 behenic asit dahil çeşitli uçucu maddeler (esterler), lupeol ve beta-sitosterol, taninler, uçucu yağlar ve yağ asitleri içermektedir.

452 3-) Maca (Lepidium meyenilli): 100 mg Avustralya kökenli bir ağaçtır. 3-) Maca (Lepidium meyenilli): 100 mg Avustralya kökenli bir ağaçtır. “Maca Fıstığı" da denir. İsmini Avustralyalı doğa bilimci John macadam’ dan almıştır. Eski zamanlardan beri Avustralya yerlileri Aborjinler tarafından besin olarak yenilmektedir ve 20. yüzyılın başlarından beri dünyanın pekçok ülkesine yayılmıştır. Meyvelerinin besin değeri oldukça yüksektir. Yapılan araştırmalara göre; maca testesteron gibi steroid hormonları normalleştirerek işlev görmektedir. Yaşlanmayla meydana gelen hormonal değişiklikleri önlemek gibi bir yeteneğe de sahiptir. Erkeklerin libidosunu (Cinsel istek ve arzu), cinsel fonksiyonlarını ve enerjilerini olumlu yönde etkiler. Tansiyonu dengeler. Maca aynı zamanda kadınların cinsel fonksiyonları üzerinde de etkilidir. Kadınların hormon seviyesini dengeler ve vajinal ıslanmaya yardımcı olur. Bayanlar için hazırlanan Sensutra Ekstresi’ nde de yer alan bir bitkidir. İçerdiği doğal steroller dayanma gücünü ve enerji seviyesini arttırır. 4-) Demirdikeni (Tribulus terrestris): 75 mg Avustralya kökenli olan bitkinin bazı türleri Asya, Afrika ve Amerika’ da da yetişmektedir. Meyveleri, kökleri ve kurutulmuş bitki değişik amaçlarla kullanılmaktadır. Sensutra Ekstresi’ nde kullanılan kısmı % 45 saponinler (glucopyranosyl galactopyrans, ruscogenin, hecogenin diosgerin) içeren meyveleridir. Bitki saponinlere ek olarak; polisakkaritler, sterols, flavonoidler (kaempferol, quercetin), yağ asitleri (palmitic, stearic, oleic, linolic), taninler ve potasyum tuzları da içermektdir. Demirdikeni; kuvvetlendirici, iltihap önleyici, idrar arttırıcı, afrodizyak (Cinsel istek arttırıcı), iktidarsızlık (Ereksiyon veya sertleşme problemleri) ve baş dönmesi gibi sorunlarla başa çıkmak için kullanılmaktadır.

453 . 5-) Kırmızı Kore Ginsengi (Panax Ginseng): 50 mg Ginseng’in botanik ismi olan "Panax", Yunanca "tam iyileşme" anlamına gelen “panacea" kelimesinden türetilmiştir. Ginseng’in tüm şifalı bitkiler içerisinde en etkili adaptogen ( strese karşı direnci artıran bir ajan) olduğu düşünülür. Bu düşünce, Kore Ginseng’in önemli miktarda içerdiği, strese ve yorgunluğa maruz kalan tüm organlarımızı destekleyen Germanium dan kaynaklanır. Kore Ginseng, fiziksel aktiviteleri ve vücut direncini artıran bir bitkidir ve fiziksel ve mental (zihinsel) dayanıklılığı artırır. Ginseng’in uzun bir süreden beri, özellikle erkeklerin üretkenliğini, erkeklik hormonu (testesteron) ve sperm miktarını, cinsel gücünü ve dolaşım sistemlerini (özellikle prostata karşı) olumlu bir şekilde etkilediği de bilinmektedir. Ayrıca o, erkeklerde aşırı stres ve yorgunluktan kaynaklanan cinsel performans düşüklüğünü de gidermektedir. 6-) Damiana (Turnera diffusa / aphrodisiaca): 50 mg Meksika kökenli olan bu bitki, günümüzde Texas, Karaip Adaları ve Güney Afrika’ da da yetiştirilmektedir. Pinen, cineol, cadinen, ve copaen gibi eterli uçucu yağlar, çok çeşitli terpenler, alkaloitler, flavonlar, cyan-glikozitleri, tanen, reçine ve amino asitler içermektedir. Farmakolojik araştırmalara göre, içerdiği alkaloitler, testesteron hormonuna (bir erkeklik hormonu) eşdeğer etkiler içermektedir. Ayrıca içerdiği arginine (amino asit) sperm üretimi için gerekli bir proteindir. Araştırmalar, ek gıda olarak L-Arginine alımının sperm miktar ve kalitesini arttırdığını göstermiştir. Bununla beraber sperm sayısı 10 milyon/mililitre(cm3)’ nin altında olanlarda (Aşırı düşük bir değer) ya çok az fayda görülmüş yada hiç görülmemiştir. Damiana, özellikle cinsellikle ilgili depresyonlara ve korkulara karşı çok etkili bir bitkidir. Erkek ve dişi cinsel sistemlerini güçlendirir. Kadında libido (cinsel arzu) güçlendiricisi, erkekte ise erkeklik gücünü arttırıcı etkileri kanıtlanmıştır.

454 . 7-) Japon Eriği (Ginkgo Biloba): 30 mg Japon Eriği; hem beyne hem de vücudun uç noktalarına (penis-erkek cinsel organı) dahil kan akışını arttırır. Artan kan akışı pelvik bölgeyi sert bir ereksiyon (erkek cinsel organının sertleşmesi) için gerekli olan oksijen ve nitrous oxide bakımından zenginleştirir. Japon Eriği, aynı zamanda etkili bir kan dolaşımı için kan damarlarının esnekliğinin de düzenlenmesine yardımcı olur. Bu bitki (ağaç) yüzyıllardır yan etkisiz bir şekilde seksüel (cinsel) uyarıcı (Afrodizyak) olarak kullanılmaktadır. 8-) Macar Biberi (Capsicum annuum): 25 mg Parlak kırmızı renkli ve acı lezzetli bir meyvedir. Uçucu ve sabit yağlar ile %2 kapsaisin içermektedir. İştah açıcı, idrar arttırıcı ve cinsel uyarıcı (Afrodizyak) etkilidir. Kan dolaşımını arttırmak için de kullanılır. Güney Amerika kökenli olup; hemen hemen dünyanın her tarafına yayılmıştır. Baharat olarak kullanımı da oldukça fazladır. DİKKAT! Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) ve kalp hastalarının bu ürünü kullanmaması tavsiye edilmektedir. Kullanım Şekli: Düzenli olarak günde 1 veya ihtiyaç durumunda yatma zamanından 1-2 saat önce 1 kapsül su ile beraber alınır.

455 AFRODİZYAKLAR I

456 [email protected] AFRODİZYAKLAR IEşinizin ya da sevgilinizin "performansı" giderek düşmeye mi başladı? Meraklanmayın ve hemen moralinizi bozmayın. Ve sakın ne olduğu belli olmayan "cinsel iştah açtırıcı ilaçlara" saldırmayın! Çünkü böyle bir sorunun en "temiz" yöntemi tabii ki doğal ilaçlar! İşte size her birinin ayrı ayrı marifeti olan "doğal seks ilaçları"! Afiyet olsun... Nane: Cinsel isteği çok artırır. Erkekte psikolojik iktidarsızlığı giderir. Kuşdili: Tüm salgı bezlerini dengeli bir şekilde çalıştırır. Erkeklerde iktidarsızlığı giderir. Kekik: Vücudun savunma gücünü ve erkekte cinsel arzuyu artırır. Tarçın: Cinsel isteği artırır. Zencefil: Tüm vücudu uyararak bedenin ve zihnin çalışma gücünü artırır. Erkekte cinsel gücü artırır. Maydanoz: Bedenin yorgunluk ve ruhi bunalımını giderir. Kişniş: Erkeklerde cinsel arzuyu artırır. Günde bir kahve kaşığı kullanılır. Sinir sistemine de çok yararlıdır.

457 Kırmızı Biber: Cinsel isteği artırırKırmızı Biber: Cinsel isteği artırır. Ancak damar sertliği, üre ve tansiyonu olanlar yememelidir. Vanilya: Çeşitli sebeblerle erkeklerde görülen cinsel iktidarsızlığı giderir ve onlara cinsel güç kazandırır. Sivribiber: Bol miktarda C, P, K vitamini içerir. Erkeklerde cinsel isteği artırır. Hardal: Cinsel arzuyu artırmanın yanı sıra sinirleri kuvvetlendirir. Midesi hassas olanlar karaciğer, damar sertliği ve tansiyonu olanlar kullanmamalıdır. Kereviz: Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini artırır. Bu yüzden erkeklerde cinsel faaliyeti artırır. Ayçiçeği: Bol protein ihtiva eder, içeriğinde fazla miktarda E vitamini vardır. İktidarsızlığa engel olur. Kalp ve sinir hastalıklarını önler. Cinsel arzuyu artırır. Greyfurt: Vücuda gençlik ve dinçlik verir. Aynı şekilde cinsel yaşama da etkisi olur. Çam fıstığı: Bol E vitamini vardır. Cinsel tükenme ve buna bağlı olarak ruhi çöküntü ve kalp rahatsızlıklarını geçirir. Antep fıstığı: Protein ve E vitamini içerir. Cinsel arzuyu artırır.

458 AFRODİZYAKLAR II

459 AFRODİZYAKLAR II [email protected]Herkesin az bildiği sahibi olduğu ve merakla okunacak yeni bir yazı. Afrodizyaklar hakkında yazıt. Nereden çıktı bu yazı:Güneydoğu Asya’da kınkanatlı böceklerin, Meksika’da tahtakurularının veya Afrika’da kaplan testisinin afrodizyak olduğu düşünülerek yenilmesi ve ülkemizde ise bitkilerden ve tatlılardan yararlanılması kadar padişah macunları veya mesir macunlarının sık tüketilmesi, insanların cinsel uyarıcı maddelere ne kadar önem verdiklerini göstermektedir. Bizde farklı bir bakış açısı ile bu konuyu ele alalım dedik. Cinsel uyarıcı bitkilerin cinsel yaşam üzerindeki etkilerine dair tarihte pek çok efsane vardır. Bir efsaneye göre, Yunan Aşk Tanrıçası Afrodit, her gece birlikte olduğu seçilmiş erkeklere, onların cinsel gücünü artırıcı ve uyarıcı bitkisel içecekler ve karışımlar hazırlamaktaymış. İşte bu nedenle uyarıcı etkisi olan karışımlara “afrodizyak” adı verilmiştir. Cinsel istek insan vücudunun en önemli işlevlerinden biridir. Cinsel istek genel olarak sağlıklı olma temeli ve hormonların etkisi olmak üzere iki ana temele dayanır. Cinsel isteği belirleyen ya da bunu kontrol eden en önemli fonksiyonların başında ise psikolojik durum gelmektedir. Cinsel hayatımızın sağlıklı olması ve dengeli bir bütünsellikle çalışabilmesi için, bedenin ve ruhun bir bütün olarak sağlıklı ve dinç olması gerekir. Kafanın rahat olması, stresten arınmış olmak, herhangi bir psikolojik sorunun olmaması cinsel isteği belirleyen en önemli faktördür. Eğer yaşam biçimimize karamsarlık hakimse ve düzenli beslenemiyorsak cinsel hayatımız bu durumdan olumsuz etkilenecektir. İnsan vücuduna ağız yoluyla veya sürülerek dışarıdan alınan ilaç, hormon veya bir takım maddelerin cinsel eylemlerimiz üzerinde belli uyarıcı ve haz verici etkileri vardır. Bunlara afrodizyaklar denir.

460 Tüm hücrelerimizle birlikte cinsel sistemimizi güçlendirip canlandıran ve organik işlevlerimizi destekleyen bu maddelerin etkileri iki şekilde olmaktadır: Bazı maddeler libido üzerinde etki yaparak cinsel isteği arttırırlar. Bazı maddeler ise sadece cinsel organların fiziksel tepkilerini farklılaştırarak erkekte ereksiyon yaparken kadında ise lubrikasyonu ve vajene giden kan akımını arttırırlar. Dölyatağını güçlendirici bitkilere örnek olarak; aslan pençesi, civan perçemi, çoban çantası, ökseotu, sarı kantaron, kediotu kökü, mayıs papatyası, hayıt meyvesi, aslan kuyruğu, keçi sakalı vb. verilebilir. Trafik, iş stresi, ekonomik sorunlar cinsel yaşamı kabusa dönüştürmektedir. Sağlıklı bir cinsellik için her şeyden önce bol oksijen, güneş ışığı, temiz hava, egzersiz, yeterli ve düzgün uyku gerekmektedir. Çünkü bu saydıklarımız aşağıda sayacaklarımızdan daha güçlü bir afrodizyaktır.. Cinsel Uyarıcıların Etki Mekanizmaları Cinsel uyarıcı maddelerin hangi koşullar içinde alındığı etki açısından önemlidir. Örneğin LSD genellikle cinsel isteği yok edicidir. Fakat bu madde erotik bir ortamda alınırsa veya bu maddenin özelliğinden habersiz olarak ondan cinsel uyarıcılık etkisi uman bireylerde cinsel isteğin arttırdığı görülmüştür. Kısaca; 1-Bu maddelerin çoğu beyindeki belli merkezler üzerinden etki yaparlar. 2-Bazılarıysa doğrudan doğruya cinsel organları denetleyen sinirler üzerinde uyarıcı olurlar. 3-Bazı ilaç ya da keyif verici maddeler sarhoşluk gibi genel bir durum yaratarak cinsel davranış farklılıklarına yol açarlar.

461 Afrodizyak Masaj Yağı Kolaylıkla hazırlayabilen bu yağın uyarıcı etkisi oldukça yüksektir ve güzel kokusu çok etkileyicidir. Malzemeleri; 100 cc badem yağı, avakado yağı veya susam yağı, her birinden 6 damla olmak üzere gül, lavanta ve kişniş otu yağı ve yarım vanilya çubuğudur. Hazırlamak için bütün malzemeler birbirine iyice karıştırılır ve bu karışım koyu renkli cam bir şişeye koyulur. Daha sonra bu karışımın içine vanilya çubuğunu bütün olarak atılır. Karışım ışıktan uzak bir yerde 48 saat dinlenmesi için bekletilir. Vücuda masaj yaparak sürülen bu karışım ile kendinizi hoş heyecanlara bırakabilirsiniz. Afrodizyak Mönüler Erotizm ve yiyecekler ayrılmaz bir bütündür. Bu bağlamda içinde fındık, mısır, köri ve buğdayın kullanıldığı “Aşk Çorbası”, çeşitli deniz ürünleri ve sebzeyle pişirilen “Deniz Ürünlü Sote” ve kuru incir, ceviz, tarçınla hazırlanan “Mutluluk İksirli Aşk Pastası” yada “Tarifsiz Mutluluk” afrodizyak özellikler taşıyan mönülerdir. Çeşitli Afrodizyak Yiyecekler ve Bitkiler *Kuşdili *Maydanoz *Nane *Tarçın *Kekik *Kişniş *Vanilya *Sivri Biber *Hardal *Kereviz *Ayçiçeği *Greyfurt *Çam Fıstığı *Susam *Sığır Eti *Yumurta *Bazı Erkek Hayvanların Erbezleri *Kuşkonmaz *Enginar *Bezelye *Badem *Ceviz

462 İstiridye: Tarihteki meşhur Kazanova’nın vazgeçilmez gıdasıydı*İstiridye: Tarihteki meşhur Kazanova’nın vazgeçilmez gıdasıydı. İçindeki çinko spermin çoğalmasına neden olduğu gibi cinsel isteği de artırmaktadır. *Hindi: İstiridyeden daha fazla çinko ihtiva ediyor. Üstelik daha ucuz ve protein açısından da zengin. *Roka: Bolca demir ve C vitamini içeriyor. Hem alyuvarlarınız için iyi hem de cinsel gücü artırıyor. *Kereviz *Muz Kabuğu *Şalgam:Afrodizyak olduğu Aristotales zamanından beri bilinir. *Çikolata: Çikolatanın içindeki yüksek şeker ve kalori cinsel uyarıcı ve keyif vericidir. Çikolata beyindeki serotonin seviyesini arttırır ve mutluluk hissi verir. Kadınlar erkeklere nispeten çikolatanın bu özelliklerine karşı daha duyarlıdır. *Antep Fıstığı ve Fındık: İçerdikleri doymamış yağ asitleri ve E vitamini nedeni ile afrodizyak olarak kullanılırlar. *Salatalık *Kuşkonmaz *Soğan *Domates *Fesleğen *Karpuz *Hindistancevizi *Bal *Pekmez *Kırmızı Biber

463 Cinsel Gücü Arttıran FormüllerCinsel Gücü Arttıran Formüller *Japon Eriği Karışımı Çoğunlukla Uzakdoğu’da kullanılan bu karışım cinsel isteği, uyarılmayı ve orgazmı arttırır. *Libido Döllenmiş ve bir kaç gün bekletilen tavuk yumurtasının bileşenleriyle hazırlanan bir afrodizyak karışımdır. *Hafsa Ana Macunu Pekmez, Hindistan cevizi, zencefil, havlucan, hardal, limontuzu ve tarçın çiçeğinden yapılır. *Padişah Macunu Anadolu’da afrodizyak olarak kullanılan, çok sayıda ot, baharat, bal ve pekmezden elde edilen enerji veren bir karışımdır. *Mesir Macunu Karanfil, karabiber, anason, portakal kabuğu, bal, topalak, kebabe, kimyon, meyan balı ve sekerden yapılır. *Doping Ballı Çerez Bal, arısütü, 15 çeşit çerez, Hindistan cevizi, turp tohumu, kayısı çekirdeği ve çörek otundan elde edilen bir karışımdır. *Aşk Taşı ve Chan Su Hindistan’daki adıyla Aşk Taşı Batı, Çin’deki adıyla Chan Su afrodizyak bir karışımdır. Kurbağa derisinden ve bezlerinden elde edilen bu karışımlar beyini etkileyerek cinsel istek üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır.

464 *Bafra Macunu 1 kg balın içine 300 gr toz zencefil, 300 gr toz zerdeçal, 60 gr dövülmüş kişniş, 1 gr iyi kalite safran, 60 gr kabukları ayıklanmış ve iyi dövülmüş kakule çekirdeği, 2 gr. hakiki safran, 60 gr. dövülmüş kişniş, 200 gr. kabuksuz dövülmüş antep fıstığı ve 100 gr. Çamfıstığı, 20 gr polen ve 20 gr arısütü katılarak elde edilir. Işık görmeyecek biçimde serin ve loş bir ortamda saklanır. Günde 2 kez bir çorba kaşığı kadar yenir. Cinsel Uyarıcı Maddeler *İspanyol Sineği Binlerce yıldır cinsel uyarıcı olarak kullanılmaktadır. Kınkanatlı böceklerden elde edilir. Bir kimyasaldır. Uzak doğuda çok kullanılır. Aşırı dozda veya uygunsuz kullanımında ölümle sonuçlanan vakalar belirlenmiştir. *Aslan Perisi Tozu *Gergedan Boynuzu Toz haline getirilmiş gergedan boynuzu da Çinliler tarafından kullanılmış ama hiç bir etki yapmadığı saptanmış bir maddedir. *Saparna Saparna bitkisinin çeşitli kısımlarından elde edilen karışımlar ilk kez Latin Amerika yerlileri tarafından afrodizyak olarak kullanılmıştır. Saparnadan elde edilen bu karışımlarda çeşitli hormonların bulunduğu saptanmıştır. *Çadıruşağı Otu Toniği Bu çok kötü kokulu ve sadece Asya'da yetişen bitkiden elde edilen tonik, Doğu ülkelerinde hem genel bir uyarıcı hem afrodizyak olarak kullanılmıştır.

465 *Ginseng-Kore Kırmızı Ginsengi Çin'de binlerce yıldır ilaç yapımında kullanılan Panax Ginseng denilen yöresel bitki son yıllarda Batı'da çeşitli biçimlerde üretilmektedir. Genel bir uyancı olarak depresyonlara karşı ve enerji vermek amacıyla kullanılan ginseng; afrodizyak amaçla yenildiğinde cinsel fiziki performansı arttırır. Yorgunluğun atılmasını, cinsel organın kanlanmasını ve erkeğin zindelik kazanmasını sağlar. Jel, kapsül, tablet veya tamamen doğal formunda kullanılır. 1-2 haftalık kürler şeklinde uygulanır. *Çinko Afrodizyaktır ve prostat bezini güçlendirir. *Zencefil Afrodizyaktır. Balla birlikte alınır. Cinsel soğukluğu giderip vücudu ısıtır ve canlandırır. Yemeklere baharat olarak katılabilir. Kullanım süresi bir hafta-10 gündür. *Zerdeçal *Fosfor *Kişniş Özellikle kadınlarda cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Baharat olarak tatlılara ve yiyeceklere katılır. *Kakule *Karanfil Özellikle kadınlarda cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Toksin atılmasına yardımcı olur. Taneyle tüketilir. Uzun süre kullanılabilir. *Yabani Yulaf Özü *Tarçın

466 Cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Kabuk ve toz olarak tüketilirCinsel bölgede enerjiyi dengeler. Kabuk ve toz olarak tüketilir. *Saparna Bu bitkiden elde edilen çeşitli karışımların ilk kez Latin Amerikalı yerliler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. *Susam Yağı Masajla dolaşımı canlandırır. Erojen bölgelerde cinsel uyarıcı etkisi yapar. Ilındırılmış yağ olarak kullanılır. *Polen – Çiçek Tozu Yapısında belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonları bulunan polen genel bir canlılık ve enerji kaynağıdır. Bu nedenle son yıllarda afrodizyak olarak kullanımı daha da yaygınlaşmıştır. *Çakşır Kökü Cinsel isteği artırır. Genellikle suyu içilir. Birkaç hafta kullanılmalıdır. *Meyan Kökü Tıpta yaygın bir kullanım alanı olan bu bitkiden elde edilen tozun maden suyuna karıştırılmasıyla özellikle kadınlarda etkili olan bir afrodizyak elde edildiği söylenmektedir. *Rezene En eski afrodizyak maddelerden biri olan rezeneden çay da yapılabilmektedir. Afrodizyaklarda kullanılan, rezenenin tohumudur. *Selenyum *B Grubu Vitaminleri *E Vitamini

467 Cinsel Uyarıcı BitkilerCinsel Uyarıcı Bitkiler *Adamotu Bu bitkinin kökü afrodizyak niteliktedir. *Isırgan Otu Toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır. Karışımlarda, salata veya çay olarak tüketilebilir. *Adaçayı *Çadıruşağı Otu Sadece Asya'da yetişen ve çok kötü kokan bu ottan elde edilen karışım, bu bölgede uyarıcı olarak kullanılıyor. Cinsel Uyarıcı İlaçlar *Alkol 1-2 kadeh rakı alındığında uyarıcı etkisi vardır. *Barbituratlar Yatıştırıcı ve sakinleştirici ilaçlardır. Etkileri aynen alkole benzer. *LSD *Esrar *Amfetamin *Kokain *Androjenler *Viagra *Kantarid

468 İdrar yolu ile idrar torbasını tahriş ederek yalancı ereksiyona yol açar. Bir çeşit priapizm yani uzun süreli ereksiyon hali olarak nitelendirilen bu durum, erkeğin cinsel organı için bir tehlike oluşturur, tam bir iktidarsızlığa ya da ölüme yol açabilir. *Amil Nitrit *Sabal Ekstresi Sabal, Kuzey Amerika’ nın güney bölgelerinde yetişen bir palmiye türüdür ve erkek cinsel sistemini dengeleyici ve güçlendirici bir bitkidir. *Sensutra Ekstresi Kapsüller halinde hazırlanan bu ekstrede teke otu, muira puama toniği, maca, demirdikeni, kırmızı kore ginsengi, damiana, Japon eriği, Macar biberi vb. bitki özleri bulunmaktadır. Maca Kapsül Afrodizyak etkisi olan, cinsel gücü ve isteği artıran ve And Dağları’nda yetişen Lepedium meyeni adlı bir bitkidir. Etkisi kullandıktan hemen sonra ortaya çıkar. Hızlı ve uzun süreli ereksiyon oluşmasını sağlar. Cinsel ilişkiden bir saat önce 2 kapsül alınmalıdır. *Opti-S'xtiva Kapsül İçinde yulaf, ginger kökü, kola çekirdeği vb. bulunan ve kadınlar için geliştirilmiş bitkisel özlü bir afrodizyaktır. Kadınların orgazma ulaşmaları için genital bölge uyarılarının artmasını sağlar. Cinsel ilişkiden 1 saat önce 1-2 kapsül alınmalıdır. *Damiana Ekstresi Yemeklerle beraber günde 1-3 kez 2 kapsül alınabilir. *Yohimbin

469 Bu, Afrika'da yetişen yohimbin ağacının kabuklarından elde edilen bir maddedir. Afrodizyak olarak kullanılması vücuttaki kanın cinsel organlara hücum etmesini kolaylaştırmasındandır. *Opti-Mone Kapsül İçinde yulaf, ısırgan otu, kırmızı yonca, ginseng, kola çekirdeği vb. bulunan bitki özlü bir afrodizyaktır. Erkekler için geliştirilmiştir. Cinsel ilişkiden 1 saat önce 2 kapsül olarak alınır. İktidarsızlık gibi bir problemi olmayan erkeklerin cinsel ilişkiden daha fazla zevk almasını, performanslarının artmasını sağlamaktadır. *Argimax Hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel isteği inanılmaz arttırmaktadır. Yan etkisi yoktur. Cinsel Uyarıcılar Hakkında Az Bilinenler *Cinsel uyarıcıların erkekler üzerindeki etkileri oldukça iyi bilinmesine karşılık kadınların çoğunun maddelere gösterdikleri tepkiler az bilinmektedir. *Cinsel uyarıcı olarak tam güvenilir bir takım maddeler henüz bulunamamıştır. *Aşık olmanın olağanüstü afrodizyak etkisinin yerini dolduracak herhangi bir kimyasal maddeden söz etmek henüz mümkün değildir. *Cinsel arzuyu arttırıcı maddeler ve ilaçları kullanmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmek gerekir. *Cinsel arzuyu arttırıcı maddeler aktarlardan temin edilebilir. *Doğal afrodizyakların yan etkileri çok düşüktür. Kimyasal afrodizyakların ise çoktur. Bu nedenle kimyasal afrodizyakları tansiyon, kalp hastaları, beyin rahatsızlığı olanlar, felç geçirenler ya da ağır depresyondaki kişilerin muhakkak doktor kontrolünde kullanmaları gerekmektedir.

470 GÜÇLÜ CİNSEL YAŞAMIN SIRLARIHer erkek yaşamı boyunca güçlü bir cinsel yaşam sürdürmek ister. Bu genel sağlık içinde geçerlidir. Fakat bazı nedenlerden bir çok erkek yaşamının beklenmedik çağlarında cinsel güçlerini kaybederler, bu durum onları ve ailesini üzüntüye sokar. Bu bölümde cinsel yaşamda güçlü olmak ve ömür boyu güçlü kalabilmek için cinsel yaşama olumlu ve olumsuz etki eden faktörlerden bahsedeceğiz. Cinsel Yaşamı Etkileyen Şeyler: Dr. Mehmet Göbelez, 1- Mastürbasyon: 2- Sigara: Tüm sağlığı ve cinsel gücü kemiren bir etkendir. Sigara içen pek çok genç vakitsiz iktidarsız olurlar. Bunlar sigarayı bıraktığında, bir süre sonra normal güçlerini kazanırlar. 3- Alkol: Sağlık ve cinsel güç için en tehlikeli etmenlerden biridir. Alkol tüm sinir sistemini tahrip ederek o şahsın süratle iktidarsızlığa sürüklenmesine neden olur. 4- Beslenme: Cinsel organlar için gerekli maddeler muntazaman alınırsa bu organlarda muntazaman çalışır, dolayısı ile vakitsiz iktidarsızlık diye bir şey olmaz. Çinko: Meni ile önemli miktarda çinko kaybı olur. Gıdalarla vücudun normal çinko ihtiyacını karşılamak zor iken, aşırı cinsel ilişki sonucu kaybedilen çinko yerine getirilemezse sinir sistemi bozulur. Gıdaların 100 gramındaki Arginin (protein) miktarı (miligram): (Günlük ihtiyaç 2200 miligramdır.) Hububat: Buğday:600, Mısır:400, Yulaf:880, Buğday çimi:2000. Bakliyat; Nohut: 1890, Kuru fasulye: 1260, Soya fasulye:3000, Mercimek:2100. Kuru yemişler: Fındık:3500, Badem:1890, Antep fıstığı: 1860, Susam: 2590, Fıstık:3270. Hayvansal gıdalar: Etler: 1100, Balıklar: 1100, Yumurta:750, Kabuklu deniz ürünleri: 1325, Peynirler: 650.

471 GÜÇLÜ CİNSEL YAŞAMIN SIRLARI

472 EROTİZMİN DİLİ

473 EROTİZMİN DİLİ [email protected]Normalde hiç kullanmadiginiz kelimeler sevisme sirasinda afrodizyak etkisi yaratabilir. Partnerinizin size daha istekle sarildigini, hatta karsilik verdigini görebilirsiniz... (Foto: Paul Himmel) Ögrenilmesi kolay olsa da, sevismenin de bir kurali var. Sevisme sirasinda söylenilecek dogru sözler, üzerinde fazla düsünülmeden kendiliginden akla gelen sözler olmali. Bunun disinda önemli olan bir diger nokta da, gerçeklerden uzaklasarak fanteziye yer verilmesi ve bunu yaparken yanlis anlasilmaktan korkulmamasi, bu konudaki süphelerin ortadan kaldirilmasidir. O halde siz de olayi akisina birakin ve ne düsünüyorsaniz, ne hissediyorsaniz, partnerinize onu söyleyin. Simdi bu sözlerin etkilerine bir göz atalim: "Seni arzuluyorum" Belki bu sözler sizin de zaman zaman akliniza gelir ama son anda sarf etmekten çekindiginiz için kelimeler bogazinizda dügümlenir. Bunlar sahiplenilme duygusunu yansitan sözlerdir: "Seninim", "Bana sahip ol", "Bana istedigini yapabilirsin" gibi cümleler, kadinlar tarafindan sevisme sirasinda söylendiginde, hemen hemen tüm erkekleri uyarir. Peki ama bunun sebebi ne olabilir?

474 1. Bu gibi sözler erkekte sahiplik duygusunu alevlendirir ve erkek kendini daha güçlü hisseder. Bir baska deyisle, kendini "daha erkek" hisseder. Bundan dolayi erkek genelde buna büyük bir istekle karsilik verir ve sahip olma duygusunu ortaya koyar. 2. Genellikle, erkekler erotizmde kadinlara oranla daha agresif bir dil kullanirlar. Ama bunun olumsuz bir sonucuna rastlanmamistir. Aksine, erkeklerin böyle bir dil kullanmasi sonucunda çogu kadinin bu tür bir yaklasimdan hosnut kaldigi gözlenmistir. 3. Artik erotizmin dili devreye girmistir. Kadinin sözleri erkegi heyecanlandirir ve harekete geçirir. Buna karsilik kadin da ayni sekilde erkegin konusmalari sayesinde heyecanlanir. Bu sekilde, çiftler farkinda olmadan birbirine en derin duygularini ifade eder, içlerindeki duygulari kontrolsüzce ortaya koyarlar. Hatta, konusarak sevismeleri sayesinde tam anlamiyla birliktelik saglandigini da fark ederler Kadinlar ise genellikle erkeklerden "Seni istiyorum", "Sana doyamiyorum", "Sana asigim" gibi begeni ifade eden cümleleri duymaktan hoslanirlar. Erkegin kendi gücünü ve kadini arzuladigini hissettirdigi cümleler kadinlarin heyecanlanmasina yol açar. Duygularinizi ifade edin Kullanilan çogu kelime ve sarf edilen birçok söz, erotizmi harekete geçirici olabilir. Önemli olan, partnerinizin duyarliligini olumsuz yönde etkilememek için bu tür sözlerin düzeyli bir sekilde ve yerli yerinde kullanilmasidir. Örnegin, sizin agzinizdan çikan bir cümle partnerinizi sessizlige itiyorsa ya da gözlerini yuvalarindan firlatiyorsa, hatta nefes alisini bile farkli bir hale sokuyorsa, hemen konuyu degistirin.

475 Bu gibi tepkiler, sözlerinizin bir sekilde onu rahatsiz ettigi anlamina gelir. Bu yüzden partneriniz kendini kontrolü kaybolmus hissedebilir ve yeniden kontrolü ele almak ugruna iliskinin seyri degisebilir. Bunun aksi de söz konusu olabilir. Söyledikleriniz onun hosuna gittigi taktirde davranislari daha yumusak, kullandigi kelimeler daha yogun ve etkileyici olabilir. 1. Eger birlikte olan çift her konuda açik konusabiliyorsa, cinsellik konusunda da akla gelen her türlü istegi ve düsünceyi özgürce ifade edebilirler. Bunun için süslü kelimeler aramaya hiç gerek yoktur, istenen ve beklenen davranis en dogal ve açik haliyle ifade edilir. Bu sekilde partnerden beklenenler tamamen aktarilmis olur ve ortada herhangi bir sekilde yanlis anlamaya rastlanmaz Peki bu tür davranislar erkekler üzerinde ne gibi etkiler saglar? Bu gibi durumlarda erkekler genellikle kendilerini uyarilmis hissederler. Akillarindan geçen düsünceler ise "Böyle konusuyor, çünkü ben onun kontrolünü kaybetmesini sagladim" yönündedir. 3. Birçok kadin için bu tür konusmalar yapmak yadirganan bir durum olarak karsilanabilir. Hatta bu sekilde davranmak zor gelebilir, yani kadin ne hissettigini kolayca kelimelere dökemeyebilir. Tabii ki hiç kimse kimseyi sevisme sirasinda konusmaya zorlayamaz. Ama en azindan partnerinizin sizi etkileyen bir sözüne sakince ve yumusakça karsilik verebilirsiniz Konusmaktan hoslanmiyorsaniz hareketlerinizle ne hissettiginizi belirtebilirsiniz. Mimikleriniz bu konuda size yardimci olabilir. Uzmanlarin belirttigine göre hissettiklerinizi anlamakta kendinizi serbest birakmaniz da büyük önem tasiyor, çünkü ancak bu sekilde davranirsaniz, gerçek duygularinizi ifade edebilirsiniz

476 SEKSİN CEKİCİLİGİNİ ARTTIRMA

477 SEKSİN CEKİCİLİGİNİ ARTTIRMADoyuma ulasmada degisik seceneklerin sagladigi yararlara ek olarak Yepyeni hazlarla tanismak da heyecan vericidir.Tum iliskilerin en onemli ve en zenginlestirici yani herhalde dokunmadir.Duyarli bir oksayis,ana rahmindeyken surekli duyumsadigimiz dokunusa,anne kucaginda iken duydugumuz guvene ve eglendigimiz o gunlere goturur bizi .Sonraki yasantimizda ,bu cocuksu deneyimleri ,sevgilimizle tekrar yaratarak yasamayi surdururuz.Oysa cogumuz dokunma ve oksama konusunda cok basarili degiliz,bunu gelistirmek icin oncelikle birbirinize masaj yaparak duyarli bir dokunmayi gelistirebiliriz.Unutmamaliyiz ki bir cift birbirini ne denli icten kucaklarsa kucaklasin baska seceneklerinde var oldugunu bilmek mutluluk verici ve cekiciligi arttirmaktadir. MASAJ:Basarili bir masaj seansi icin huzurlu bir ortam,rahatsiz edilme-yeceginiz sicak ve kapali bir yer ,uzerinde yatilacak yumusak havlu serili sert bir yere ihtiyaciniz vardir.Bu arada ellerinizin sicak masaj yaginin ise ilik olmasina dikkat etmelisiniz.Masjin baslica kurali agir agir hareket etmek ve asagida ki temel hareketleri uygulamaktir. 1. OVALAMA:Bu hareket el ayalarinizi esinizin omuzlarina yerlestirip daireler cizerek gerceklestirilir..Iki elinizide ayni yonde ,omurgadan dislara dogru hareket ettirin.Sirttan asagi ve yanlara dogru ,kalcalara varana dek ilerleyin. 2. SIVAZLAMA:Masajin seyredilmesi en hos bolumudur.Ellerinizi ,ayalar duz ve parmaklar basa bakacak sekilde esinizin kalcasinin altina koyun Ellerinizi vucut agirliginizla belkemigi boyunca itmeye baslayin.Islemi istediginiz kadar devam ..ettirebilirsiniz.

478 3. YUZME:Yuzme hareketi ovalamaya benzer ,ama bu kez elleriniz hem birbirine cok yakindir hem de ayni yonde degildir.Tipki kurbagalama yuzme de oldugu gibi ters yonlerde hareket ederler.Bunu esinizin poposunu da icerecek bicimde tum etli yuzeylere uygulayabilirsiniz. 4. BASPARMAK VURUSU:Sirtin asagi bolumunde kalcadan bele dogru ilerleyen kisa,hizli,degisken vuruslar yapin.Bunu vucudun once sag sonra sol yani icin yineleyin. PARMAK UCLARI:Bu masaj cilt uzerinde rahatlatici ve sakinlestirici bir etki yaratir.Sadece parmak uclarinizi kullanarak esinizin vucudunun her bolgesine yumusak hareketler ile dokunun..

479 CİNSEL ÇEKİCİLİK VE ETKİLERİ

480 CİNSEL ÇEKİCİLİK VE ETKİLERİÇeşitli araştırmalar, her türden duygusal uyarımın, cinsel çekime ve aşka yol açabildiğini göstermiştir. Birlikte coşkulu, eğlenceli, tehlikeli ya da ürkütücü deneyler yaşayan insanların sonunda birbirlerine çekildikleri ya da aşık oldukları sık sık rastlanan bir gelişmedir. Savaş veya tatil gibi "normal"in dışında sayılan dönemlerde insanların daha romantik ve tutkulu ilişkilere girmesinin nedeni budur. Ancak bu ilişkiler genellikle uzun ömürlü olmaz. Büyük olasılıkla, kişilerin bir takım duygulanmaları, yanlışlıkla aşka atfetmeleri bu ömürsüzlüğe yol açmaktadır. Belirli bir duygu yaşandığında iki türlü uyarım söz konusu olur; Birisi fizyolojiktir, diğeri ise bu uyarımın zihinsel olarak örneğin korkuya, öfkeye veya aşka atfedilmesidir. "Aşkın atıf kuramı" olarak adlandırılan bu açıklamaya göre, birçok insan bu yanılgıya düşebilir. Örneğin, karşı cinsten biriyle karşılaştığında fizyolojik olarak çokça coşkulanan bir kimsenin bu duygulanımı yanlışlıkla "aşk" olarak tanımlaması pek mümkündür. Cinsel çekim ve aşk birbirlerinden ayrı şeyler olmakla birlikte karşı cinsten iki insanın birbirlerini tanımak için bir arzu duymalarında cinsel çekimin oynadığı rol açıktır. Yanlış bir kanı uyandırmamak için çekicilik kavramını hemen tanımlamak gerekir. Bir çok insan bunun daha çok fıziksel olduğu yolunda, gerçeğe dayanmayan bir düşünceye sahiptir. İlk cazibenin, genellikle görme duygusuyla algılanması bu yanılgının temel kaynağıdır. Evet, çoğunlukla iki insan arasındaki cinsel çekim başlangıçta görsel olur. Süslenmeye ve giyime verilen bunca önemin başlıca nedenleri bu görsellik boyutunda yatmaktadır. Ellen Berscheid'in yaptığı araştırmalar, insanların genellikle cinsel çekicilikleri kendilerine yakın olan kimselere ilgi duyduğunu, onlara çekildiğini ortaya koymuştur.

481 Berscheid, incelediği gruptaki insanlara, karşı cinsten kişilere ait resimler gösterip hangileriyle tanışmak istediklerini sormuştur. Öyle pek güzel olmayanlardan yalnızca bir veya ikisi, bariz güzel olan kişilerin resmini seçmiştir. Büyük çoğunluk ise reddedilmek veya başaramamak korkusu ve kendileriyle aynı düzeyde çekiciliği olan biriyle daha rahat olacakları düşüncesiyle bundan kaçınmıştır. Denenen grup içindeki insanlar, seçim yaparken akılcı ve pratik kaygılarla hareket etmeyi tercih etmişlerdir. Her şeye rağmen cazibenin kalıcılığı, yani sürekliliği açısından belirleyici olan, görsellikten sonra gelen aşamadır. Karşılıklı konuşmayla birbirlerini tanımaya adım atan insanların ilk andaki çekilimlerinin devamı, bu evrede aldıkları bilgilerle sınanacaktır. Aslında bir takım araştırmalar, kadın ve erkek arasında cinsel çekim açısından bazı farklılıklar bulunduğunu ortaya koymuştur. Kadınların genellikle fiziksel görünüme erkeklerden daha az önem verdiği, bunun aksine yakınlık, içtenlik ve hoşsohbetlik gibi nitelikleri aradıkları belirlenmiştir. Eğilimlerinin bu yönde olduğu araştırmalarla doğrulandığı halde kadınların en fazla önem verdiği özelliklerin sıralaması pek kesin değildir. Kaliforniya Üniversitesi öğrencileri arasında yapılan bir araştırma, erkeklerin kadınlarda en fazla aradığı dört niteliğin sırasıyla; fiziksel çekicilik, erotizm, sevecenlik ve hoşsohbetlik olduğunu, kadınlarınsa en fazla başarı, liderlik ve mesleksel ve ekonomik başarı aradıklarını ortaya çıkarmıştır. Ele alınan gruptaki kadınların yüksek öğrenimli ve genç olmaları, karakterden çok başarı faktörüne ağırlık vermelerine yol açmıştır. Oysa daha yaşlı ve güvenli kadınlar için kişilik her şeyden önde gelmektedir. Ancak ne olursa olsun, kadınların niteliksel özelliklere önem verdiği ve dış görünümden erkekler kadar etkilenmediği genel bir kuraldır.

482 Erkekle kadın arasındaki bu farklılık büyük ölçüde toplumsal değer ve normlarca belirlenmektedir. Aile eğitimiyle başlayan farklı yönlendirilme, çeşitli iletişim araçlarıyla, tüketim malları ve reklamlarla pekiştirilmektedir. Zaman zaman "sansasyonel basın"da çıkan ve örneğin Avrupalı kadınların esmer bıyıklı Türk erkeklerinden ne kadar hoşlandığını ilan eden haberlerde başka bir örnek oluşturur. Yani, her iki cinsin de beğenmesi "gereken" tipler önceden çizilip benimsetilmektedir. Psikologlar da cinsel çekime ilişkin genel kuralları tespit etmeye girişerek, zaten bilinen bir çok noktayı yeniden doğrulamışlardır: beğeniler çeşitli kişisel özelliklere göre belirlendiği halde, her cinsin üyelerine, karşı cinste neyin çekici olduğuna ilişkin yaygın bir görüş birliği bulunmaktadır. Bu alanda yapılan araştırmalar daha çok fiziksel nitelikler üzerinde durmakla beraber kişilik özelliklerinin önemli rolü olduğu yönündedir. Toplumumuzda erkekler, henüz çok küçük yaşlardan itibaren kadının belirli özellikleri karşısında coşkulanmaya koşullanırlar. Bunlar, haliyle göğüsler, ince bel ve geniş kalçalarla yumuşak ve tüysü ten gibi en belirgin olan dişi özellikleridir. İllinois Üniversitesi'nin psikoloji bölümünce yürütülen bir araştırma, erkeklerin bu anatomik özellikler arasında da farklı tercihleri olmaktan öte, beğenilen özelliğin büyük ya da küçük olmasına göre de ayrıldıklarını göstermiştir. Aynı zamanda farklı tercihlerin belirli erkek karakterleriyle bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Örneğin, iri göğüslü kadınların daha çok dışa dönük, sportmen, sigara tiryakisi ve çapkın olan erkeklerin hoşuna gittiği anlaşılmıştır.

483 Kadının yüz hatları arasında da erkeğe en çekici gelenleri, erkeğin yüz hatlarından en belirgin şekilde ayrılanlardır. Bunların başında kadının dolgun dudakları, yumuşak teni, tüysüzlüğü ve ince kaşları gelir. İşte kozmetik sanayinin temel çıkış noktalarından biri de bu özellikleri vurgulamaktır. Büyük gözler de kadın için bir çekicilik unsurudur. İlginç bir araştırmada erkeklere aynı kadının iki fotoğrafı gösterilmiş ve birini seçmeleri istenmiştir. Büyük çoğunluğun seçtiği resmin, diğerinden tek farkı kadının göz bebeklerinin biraz büyütülmüş olmasıdır. Gözbebeklerinin insanın baktığı şeyden coşkulandığı zaman büyüdüğü anımsanacak olursa, erkeklerin tercihinde şaşılacak bir yan olmadığı da anlaşılır .Büyük çoğunluk ise reddedilmek veya başaramamak korkusu ve kendileriyle aynı düzeyde çekiciliği olan biriyle daha rahat olacakları düşüncesiyle bundan kaçınmıştır. Denenen grup içindeki insanlar, seçim yaparken akılcı ve pratik kaygılarla hareket etmeyi tercih etmişlerdir.

484 CİNSEL BÖLGELER

485 CİNSEL BÖLGELER [email protected]Kadınların cinsel coşkuları ağır ağır artar. Başlangıçta hafif temas, okşama ve öpüşme cinsel heyecanın uyandırılması için en uygun yöntemlerdir. Sevişmenin başında erkeğin, kadının temel erojen bölgelerini (cinsel organ ve göğüsler) değil, ikincil olanları (yüzü, boynu, kolları, sırtı, belkemiğini ve tabii kalçaları) uyarması daha doğru olur! Dudaklar Sevdiğiniz kişinin dudaklarına kondurduğunuz minik bir öpücük bazı zamanlar dünyalara bedel olabilir. Hele bir Fransız öpücüğü sizi unutulmaz kılacaktır. Eller Eller vücudun en hassas yerlerindendir. Sevgilinizin ellerine yapacağınız bir masaj onun bütün stresini alacak ve rahatlamasına yardımcı olacaktır. Sevgilinizin parmaklarını dudaklarınız üzerinde gezdirerek onu tahrik bile edebilirsiniz. Onun parmaklarını kendi vücudunuzda gezdirerek hem kendi duygularınızı hem de onunkileri harakete geçirebilirsiniz. Boyun Sevgilinizin boynunu öpmeyi, hatta yumuşakça ısırmayı hiç denediniz mi? Denemediyseniz hemen bir vampir harekatına geçin ve sevgilinizin boynuna doğru yönelin, bakalım neler oluyor! Saç Dipleri Sevgilinizin saçlarını yumuşak dokunuşlarla ensesinden yukarıya doğru hafifçe okşamayı sakın ihmal etmeyin!

486 [email protected] KarınKarın ve cinsel organ arasında kalan bölge oldukça hassastır. Bu bölgeye yumuşak el masajları yaparsanız sevgiliniz üzerinize saldırmamak için kendisini zor tutacaktır. Krem kullanırsanız el hareketlerinizi daha da yumuşatabilirsiniz. Masajdan sonra göbek deliğine de küçük bir öpücük kondurmayı unutmayın! Kulaklar Kulaklar sadece duymaya yarar sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Kulaklara kondurulan ateşli bir Fransız öpücüğü sevgilinize unutulmaz birkaç saniye yaşatacaktır. Ayak Bilekleri Çoğu insanın cinsellikte pas geçtiği bölgelerden biri de ayak bilekleridir. Ayak parmaklarına ve bileklere uygulayacağınız rahatlatıcı bir masajla sevgilinizi kolayca baştan çıkarabilirsiniz. Sırt Boyundan başlayan dokunuşları yavaş haraketlerle kürek kemiğine doğru kaydırarak önce sevgilinizi rahatlatın. Bu sırada yanaklarına da öpücükler kondurarak onu iyice uçurabilirsiniz. Daha sonra göğüs kafesine doğru ilerlettiğiniz ellerinizle uçurun

487 KADIN VE ERKEKTE CİNSEL TEPKİLER

488 KADIN VE ERKEKTE CİNSEL TEPKİLERA- Kadınlarda Cinsel Tepki (İlgi-İstek-Uyarım): Düşünce ve tahrikle cinsel istek önce beyinde başlar. Bazı sinir yolları aracılığıyla omurilikten geçerek cinsel organa ulaşır. Bunun sonucu tahrik olan bir kadının vücudunda fizyolojik olarak birtakım değişiklikler olur. Farkedilen ilk değişim; vajinada uyarım ve vajinadaki ıslanmadır. Bunu cinsel etkinlik devam ettiğinde vajinanın uzaması, cinsel bölgedeki sinirlerin uyarılması ve kadının cinsel isteğinin artması ile vajinal dokunun kalınlaşması ve klitorisin kanla dolması ve büyümesi izler. İstek doruktayken de iç dudaklar ve klitoris hafifçe şişer ve renk değiştirir. Dış dudaklar yanlara çekilerek birleşme kolaylaştırılır. Meme uçları sertleşir ve memeler büyürler. Orgazm yaklaştıkça, terleme başlar, kalp atımları artar. Kan basıncı yükselir, solunum hızlanır. Orgazm oluncaya kadar, kaslar gerilir, tende giderek artan bir duyarlılık olur. Orgazm anında da, vajina ve rahimde bir dizi ritmik kasılmalar olur. Bu değişim yaşanırken istemsiz sesler çıkarılabilir ve yüzdeki ifade değişir. Orgazmın şiddeti kişiden kişiye ve birleşmeden birleşmeye farklılık gösterebilir. Kadınlarda Cinsel Tepkinin Seyri: 1- Cinsel ilgi ve istek: Düşünme veya tahrikle cinsel duygular beyinden başlar. 2- Cinsel organlarda uyanma duygusu: Kadın, genital (cinsel) organlarında giderek artan bir uyarım ve duyarlılık hisseder. Vajinada hassasiyet artar ve klitoris büyür. 3- Vajinada ıslanma: Uyarıların artmasıyla, vajina çeperi bir salgı üretmeye başlar ve bu salgı ıslaklık duygusu verir. Beyine sürekli olarak emir gitmektedir. 4- Kalp atımları ve solunum hızlanır. 5- Cinsel istekte artış devam etmektedir. Gerilim (adale kasılmaları

489 Gerilim: Cinsel doyumdan başka bir şeyle artık kişinin pek ilgilenmediği, cinsel hazza ulaşmak için uğraşılan bir devredir gerilim. Çeşitli aşk oyunları ile fiziksel ve duygusal bütünleşmeye yönelinir. Dölyolunun 1/3'lük giriş kısmı gerilim sırasında kamışı kavrayıcı bir şekilde daralır. Orgazmik manşet dediğimiz, adaleler orgazm kasılmasına geçişe hazırdırlar. Bu gerilim safhası doyuma ulaşabilmek için çok önemlidir. Eğer gerilim süresi ve niteliği kadının gereksinmesine uygun değilse, kadın orgazma ulaşamayacaktır. Daha önce deyindiğim gibi orgazm öğrenilebilen bir reflekstir. Bu nedenle orgazma ulaşmak için kadının çaba göstermesi kendini tutup kasmaması gerekir. 6- Orgazm gerçekleşir: Kadınların çok farklı tepkileri vardır. Bazı kadınlar değişik cinsel etkinliklerle kolayca orgazm olabilirken, bazıları özen ister; bu ön sevişmeyi ya da cinsel organların (klitoris veya vajina) direkt olarak uyarılmasını gerektirebilir. Eş bunu eliyle veya parmakları ile yapabilir. Kimi kadınlar sadece birleşme ile orgazm olmazken, kimileri olabilir. Kimi kadınlar üstüste orgazm olurken, kimileri bir kez olur. Doyum (Orgazm): Gerilimin sonunda, kadın denetleyemediği ve denetlemek istemediği gerilimin kendini aştığını hisseder. Genelde şu şekilde algılanır: Kadının leğen boşluğu derinlerinde dölyolunun orgazm manşeti denilen bölümünde birbirini takip eden kasılmalarla orgazm kendini belli eder. Sanki bir silkinme nöbeti gibi olur. Orta dereceli bir orgazmda kadın 3-5, kuvvetli bir orgazmda 8-12 kere kasılma hisseder. Başta karın bölgesi kasları olmak üzere hepsi kasılır. Makat çevresi adalelerinde de şiddetli kasılmalar olur. Kadında orgazma ulaşmaya bazı yörelerde "gelme" denir. Bu "gelme" erkekteki boşalmaya uyar. Fakat her kadın ve erkeğin her cinsel birleşmede aynı zamanda orgazma ulaşması mümkün değildir.

490 Kadının "gelme"si sırasında kadından da bir sıvı (meni) gelir. Bu 0Kadının "gelme"si sırasında kadından da bir sıvı (meni) gelir. Bu ml arasındadır. Fakat pek çok kadın bunun farkında değildir. (Dr. Margaret Turner, Cinsel Konularda Herkesin Bilmesi Gerekenler, Nil Y. Ank.S. 63v.d.) 7- Rahatlama: Orgazmdan sonra, kimi kadınlar ikinci, üçüncü hatta dördüncü orgazmı yaşarken, kimileri rahatlayıp dinlenmek ister. Bu süre içinde, kan basıncı ve solunum normal düzeye iner, cinsel organlar ise ilişki öncesi durumlarına döner. Fiziksel ve ruhsal doyuma ulaşabilen her türlü gerginlik ve stresten arınır. b- Erkeklerde Cinsel Tepki: Erkeklerin duygusal tepkileri kadınlarınkine benzer. İlgi ve isteği, tahriğin neden olduğu fiziksel değişimler izler. İlk tepki penisin sertleşmesidir. Sertleşmenin prensibi çok basitse de, mekanizma çok karmaşıktır. Peniste kan dolaşımı vardır. Erkek tahrik olmaya başlayınca, beyine mesaj gider. Bazı sinir yolları aracılığıyla omurilikten geçerek cinsel organa ulaşır. Ve penisteki damarların kapakçıkları kapanır, böylelikle penise kan dolar, ancak giren kan dışarı çıkamaz. Böylece penis sertleşir. Erkekte Duygu ve Duyarlılık: Erkeklerde, penisin her tarafının uyarmalara karşı duyarlı olmasına karşın, en duyarlı bölge penisin baş kısmıdır. Penis başının direk olarak uyarılması çok heyecan verici olabilir, ancak (klitoriste olduğu gibi) yoğun uyarı rahatsızlık verebilir. Penisin çubuk kısmı çok duyarlı değildir ve bu kısımdaki deri gevşek ve hareketlidir. Teslislerin içinde bulunduğu torba dokunmaya duyarlı olması bakımından kadının vajinal dudaklarına benzer. Testislerin okşanması zevk verir, ama fazla basınç acıya neden olur.

491 Erkeklerde Cinsel Tepkinin Seyri: 1- Cinsel ilgi ve istek: Kadınlarda olduğu gibi, cinsel istek beyinde başlar. 2- Ereksiyon (Sertleşme): Tahrik duygusu artar. Penise kan hücum eder, kapakçıklar kapanır, penis büyür ve sertleşir. 3- Kan basıncında artış ve solunumda hızlanma: Ereksiyon ve tam anlamıyla tahrik aynı şey değildir. Erkeğin psikolojik ve fizyolojik olarak tahrik olması zaman alır. Yaş ilerledikçe erkek dokunarak uyarılmaya daha çok ihtiyaç duyar. 4- Orgazm ve boşalma: Çok yoğun isteği, kaslardaki dalgalar halinde kasılmalar ve boşalma izler. Erkek seyrek ilişkide bulunuyorsa, çabuk boşalabilir. Pek çok erkek için boşalmayı kontrol etmek kolay değildir ve istediği süreden daha önce boşalır. Bu durum erken boşalma olarak bilinir. 5- Rahatlama: Cinsel organlar tahrik öncesi durumuna döner. 6- Yenilenme dönemi: Erkeğin ikinci bir ereksiyon ve orgazm yaşayabilmesi için zamana ihtiyacı vardır. Bu süre yaşın ilerlemesiyle birlikte uzar. Bu süre ergenlerde birkaç dakika iken, daha ileri yaşlarda birkaç saate dek çıkar.

492 VÜCUDUN HANGİ BÖLGELERİ CİNSEL İSTEK UYANDIRMADA DUYARLIDIR?

493 VÜCUDUN HANGİ BÖLGELERİ CİNSEL İSTEK UYANDIRMADA DUYARLIDIR?Deri her noktada şefkatli okşamalara tepki gösterebilir, bu sırada kan dolaşımı artar, deri giderek ısınır ve dokunmaya karşı hassaslaşır (bazen de gıdıklanır duruma gelir). Normal ve doyuma giden bir cinsel birleşme, mutlaka yeterli bir cinsel uyarımla başlar. Cinsel uyanma vücudun belirli bölgeleri daha duyarlıdır. Fakat bütün vücudun ve her tarafının cinsel uyanma duyarlılığını kabul etmek gerekir. Cinsel uyanma en duyarlı bölgeleri bilerek uyarmak, özellikle tecrübesiz genç evliler için önemlidir. Cinselliklerini yeni yaşayan çiftler uyumlu bir cinsellik için öncelikle eşlerinin uyarım sağlayan bölgelerini bilmeli ve en önemlisi ne tür uyarılmadan hoşlandıklarını araştırmalıdırlar. Cinsel birleşmenin her iki tarafça doyumlu olması için, ön sevişmenin doyurucu, uyarımın yeterli olması gerekir. Eşin ne tür uyarılmadan hoşlandığı araştırılmalı, nerelerin öpülmesinden, nerelerin, nasıl okşanmasından zevk aldığını anlamaya çalışmalıdır. "Beraberce orgazm" siyaseti, deneme-yanılma yöntemini ve çok iyi iletişim kurmayı gerektirir. Eğer ihtiyaçlarınızı tartışmayı becerebiliyorsanız, sözcüklerinizin diziliminin onu eleştirir biçime dönüşmemesine, bunun yerine, doğrudan doğruya ihtiyaç duyduğunuz şeyleri açıklamasına dikkat edin. Eğer sözcüklerle anlatamıyorsanız, o zaman küçük zevk inlemeleriyle neden hoşlandığınızı eşinizin anlamasını sağlayabilirsiniz. Ya da elini ya da ağzını nazikçe farklı bir bölgeye götürebilir ya da eğer hoşlandığınız buysa, baskıyı artırmasını sağlayabilirsiniz.

494 Duyarlı Yerler: En duyarlı uyarım bölgeleri erkekte cinsel organ, yumurtalıklar, apışarası, kadında klitoris (bızır), cinsel organın dış ve iç dudakları ve memelerdir. Ayrıca dudaklar, Boyun, kulaklar ve kulak memecikleri, ense, göğüsler ve iki göğüs arası gerdan. Kolun iç kısımları, dirseğin iç kısmı, dirsekle omuz arası iç kısmı, dizden yukarı bacakların iç kısımları, dizin iç kısmı, bel yanları, kalçalar dişilik simgesi olarak görülmektedir. Gerek kadında, gerek erkekte göğüslerin uyarılmasında meme uçlarının dikleştiği görülür. Kadında bu daha belirgindir. Erkek de uyarılmaktan büyük haz duyar. Kadında Duyarlı Bölgeler: Araştırmacılar, insan vücudunda dış derinin iç deriye dönüştüğü bütün bölgelerin duyarlı olduklarını söyler. Bir sınıflandırma yapacak olursak kadında duyarlı bölgeleri kadından kadına farklı olmakla birlikte, genel olarak şöyle sıralayabiliriz: A- Cinsel organ: Klitoris, iç dudaklar, dış dudaklar. B- Cinsel organa yakın olan yerler. C- Dil, dudaklar, ağız, kulaklar ve kulak memeleri, ense, boyun. Dil ve dudakların cinsel uyarımdaki yeri bir ayrıdır. Bu yüzden öpüşme bütün dünyada aşk sembolü olmuştur. Burun da kokuları algılamakla ayrı bir uyarıcı niteliğindedir. D- Derinin ve kasların inceldiği bölgeler: Kolların iç tarafları, bacakların iç tarafları, kalçalar. E- Sırt, bel ve özellikle omur eğrisi ve çevresi. F- Göğüsler ve göğüs uçları.

495 Yukarıda saydığımız bölgeler kadının en duyarlı noktalarıdırYukarıda saydığımız bölgeler kadının en duyarlı noktalarıdır. Buralara yapılacak temas kadında derhal bir irkilme meydana getirir. Bu bölgelerin dışında da son derece duyarlı bölgeler olabilir. Özellikle gıdıklanma duygusu meydana getiren yerlerde cinsel duygular da şiddetlidir. Gıdıklanma duygusu ile belirtebileceğimiz bölgeler şunlardır; Avuç içleri, ayak tabanları, karın bölgesi. Ancak kadınlar için duyarlı bölgeler olarak saydığımız bu noktalar her kadın için kesin değildir. Bir kadında son derece duyarlı olan bir bölge bir başka kadın için hiçbir heyecan doğurmaz. Bu bakımdan evlilikte mutluluk arayan ve eşlerini tatmine ulaştırmak isteyenler birbirlerini keşfe çalışmalıdırlar. Bu da zamanla ve tanıyarak elde edilir. Aslında kadındaki cinsel açıdan duyarlı bu yerler, erkekler için de geçirlidir.

496 G NOKTASI

497 G NOKTASI [email protected]"Cinselliğin bunca tehlikeyi beraberinde getirmesi, onu uzun zamandır sessizliğe mahkum etmemiz yüzündendir..." Michel Foucault - Cinselliğin Tarihi G Noktası Kadınların çoğunda cinsellikte en duyarlı yer klitoristir ve en güçlü orgazm bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Kadının diğer cinsel olarak duyarlı bölgeleri memeler, meme uçları, labiumlar ve vajinadır. Bu yazıdaki konumuz olan G Noktası ise vaginanın en duyarlı bölgesidir ve kadınların birçoğu bu noktadan vajinanın diğer bölümlerine oranla daha fazla zevk alırlar. Kadınların az bilinen cinsel sırlarından biridir. Amerikalı Jinekolog ve Seksolog Dr.Ernest Grafenberg tarafından 1944 yılında ilk defa tarif edilmiştir. Bu nedenle tarif eden hekimin soyadının baş harfiyle anılmaktadır. İtalyan bilim adamlarından ve L’Aquila Ünversitesi araştırmacılarından Dr. Emmanuele Jannini’ye göre, uyarıldığında kadınların orgazm olmasını sağlayan G Noktası, kadının midesine doğru vajinanın en dip bölgesinde Skene Guddesi’ne yakın bir yerdedir. Ancak G Noktası’nın yeri halen bir tartışma konusudur. Çünkü G Noktası’nın yeri kadından kadına değişiklik göstermektedir. Vajina çeperinde girişten 5 cm. kadar içeride idrar torbası hizasında yani vajina ile idrar kanalı arasında kalan bölgede bulunur. Bir başka görüşe göre ise, vajina girişinden 1-2 cm. uzakta yani vajina ön duvarının ortalarında yer alır. G Noktası birkaç santim büyüklüğündedir ve bu bölgeden cinsel ilişki sırasında PDE-5 adlı bir protein salgılanır. Bu nedenle “PDE-5 Protein Salgısı” fazla ve Skene Guddesi ise büyük olan kadınlar daha kolay orgazm olurlar.

498 Aslında G Noktası, erkekte penis başındaki asıl cinsel uyarı noktasının kadınlardaki karşılığıdır.G noktası vaginanın tavanında değil tavanının içinde yer alır. Cinsel ikişki sırasında penis pozisyon gereği G Noktası’nı daha az uyarır ve Estrojen hormunun etkisi ile vajina tavanı kalınlaşır ise bu durum G Noktası’nın uyarılmasında azalmaya neden olur ve zamanla G Noktası yavaş yavaş ortadan kaybolabilir. Cinsel ilişki öncesi G Noktası’nın uyarılması hormonal metabolizmayı hareketlendirir, beyinde yoğun bir cinsellik yaşanmasına neden olur, kalp hızında artma, sıcaklık duygusu ve solunumun hızlanması gözlenir. Yani iyi ve kaliteli bir orgazmın arkasında anlayış, sabır ve uyum kadar G Noktası’nın uyarılması da yatmaktadır. Fakat G Noktası’nın uyarılması daha kaliteli ve güçlü bir orgazm için gerekse de, orgazm oluşumunda birincil önem taşıyan bir bölge değildir. Kadınlarınki gibi erkeklerin de bir "G Noktası" vardır. Anüsün 3-5 cm içinde ve penisle anüs arasındaki bu bölge son derece duyarlıdır. Hatta bazı erkekler sadece bu bölgelerinin okşanmasıyla orgazm bile olabilirler.

499 CİNSEL BİRLEŞME

500 CİNSEL BİRLESME [email protected]Penisin dölyoluna girmesiyle iki vücudun birlesmesine cinsel birlesme ya da Latince adiyla "koitus" denir. Insanlarda cinsel birlesmenin iki amaci vardir: çocuk yapmak ve zevk almak. Bu iki amaç birlikte olabilecegi gibi birbirinden kopmus da olabilir. Cinsel birlesmenin en kisa tanimi söyle yapilabilir: kadin ve erkegin duygusal ve fiziksel uyarilmasi ve gerilimin sürekli olarak artmasi cinsel organlarin kanla dolarak sismesine ve birlesmeye hazir duruma gelmesine yol açar. Bu sürecin belli bir noktasinda kadin uygun bir vücut pozisyonu alarak dölyolu agzini girise elverisli duruma getirir. Penis, dölyolu bosluguna sokulur. Eslerin istegine ve yetenegine göre degisebilen bir sürtünme süresinin sonunda, erkek vücudundaki meni parçaciklari sikisir ve penisdeki kasilip açilmalarla dölyoluna akitilir. Artik birlesme sona ermistir; esler ayrilir cinsel organlar olagan durum ve büyüklüklerine dönerler. Ancak bu basit fiziksel eylem, kendisini çevreleyen duygusal gerilim ve hazdan ötürü aslinda çok daha karmasik ve yogun bir deneydir. Hayvanlarin cinsel birlesmesi çok daha basit bir eylem olarak görülür; bu basitliginden ötürü ona birlesme degil, "çiftlesme" adi verilmistir. Ancak hayvanlarda bile çiftlesmeye çogu zaman açik ve belirgin bir haz alma ve cosku gösterisi eslik eder. Hatta zaman zaman, çiftlesmeden önce hazirlik ve "flört" süresine de (koklasma, sürtünme) rastlanabilir. Insanlarda gerek bu hazirlik süresi gerekse alinan haz, bilinç ve kisisellik ögelerinin isin içine girmesinden ötürü, hayvanlardan çok daha yogun ve genistir. Insanlarin birlesmesinde söz konusu olan sadece bedensel dürtülerin doyurulmasi degil, birlesmeden önceki ask oyunlariyla da vurgulanan bir yakinlasma, bütünlesme, fiziksel ve duygusal zenginlesmedir. Kuskusuz insanlarda da bunun sadece bir çiftlesme edimi olarak yasanmasi mümkündür. Gerçek anlamda cinsel birlesme iki insan arasinda karsilikli bir duygusal ve fiziksel çekimi ve sevecenligi içerir. Oysa çiftlesme herkesle yapilabilir.

501 Çiftlesmek için eslerin birbirlerinin cinsellikleri hakkinda mahrem bilgilere sahip olmasi gerekmez; çünkü olay zaten iki kisinin birbirlerinin cinsel organlarini kullanarak masturbasyon yapmalarindan öteye geçmez. Utangaçlik, çekingenlik, ürkeklik, bilgi yetersizligi, acemilik veya hayalgücü yoksunlugu gibi nedenlerle bazi esler bir türlü çiftlesmeden öteye gidemezler. Olayin çok sik yasanmasi da bunu degistiremeyebilir; bütün ömürlerinde hiçbir doyurucu birlesme yasamamis insanlar yok degildir. Cinsel birlesmede önemli olan, kisilerin haz alma kadar haz vermeyi de istemeleridir. Ancak bu sekilde çiftlesme asilarak gerçek cinsel birlesmeye ulasilabilir. Bunun için gerekli olan, kisinin hem kendine özgü ruhsal ve bedensel gereksinimlerini ve kendi cinsel kimligini hem de esinin gereksinim ve egilimlerini kavramasidir. Cinsel birlesme, çiftlesmeden farkli olarak iki insan arasinda ruhsal ve bedensel bir alisverisi içerir. Coskulandirma yöntemleri ve ön oyunlarin da anlami ve amaci budur. Bütün zevkli duyum ve deneylerde oldugu gibi, insanlar cinsel birlesmenin de bazi belirli yönleri ya da kisimlarina daha çok egilimli olabilirler. Ama bu egilimler sonuçta yerlesir ve çiftler çok alisilmis ve degismez bir cinsel birlesme biçimine saplanip kalirlarsa, bu zevkli deney giderek heyecansizlasabilir. Çiftler çogu kez birlesmeyi öyle kaliplar içinde sinirlarlar ki, baslangiçta heyecan verici olan bu bedensel temas, sonuçta hiç istenmedigi halde çiftlesmeye dönüsebilir. Bu, çogu evliliklerin kaçinilmaz kaderi gibi görünmektedir. Erkek, cinsel birlesmenin kendi dogal hakki olduguna inanmakta, kadin da bunun biraz rahatsiz bir görev oldugunu düsünmektedir. Böylece aksam yemegi yenir, biraz TV seyredilir ve belli bir saatte yataga girilip alisilmis hareketlerle cinsel birlesme tamamlanir. Her iki tarafda sirtlarini döner uykuya geçerler. Her iki es de güzel gözükmeye, bir cinsel çekim ve heyecan merkezi haline gelmeye ve doyurucu 'bir cinsel üslup gelistirmeye çalismadiklari takdirde cinsel birlesme eylemi kaçinilmaz olarak sikici ve fazla özlenmeyen bir yasantiya dönüsecektir.

502 Oysa cinsel birlesmenin kendisi kadar, düsünülmesi ve beklenmesi de son derece uyarici bir duygusal güç ve enerji kaynagi olabilir. Yakindan taninan, sevilen bir esle yeni hazlar yasanacaginin düsünülmesi, kadin ve erkeklerin günlük islerini daha güvenli bir zemin üzerinde ele almalarini bile saglayabilir. Bir çok sikinti ve ruhsal çöküntülerin kaynagi cinsel doyumsuzluktur. Bu cinsel doyumsuzluk, sadece hiçbir iliskide bulunamamanin degil, kaliplasmis, sikici ve tek boyutlu bir cinsel birlesmenin de sonucu olabilir. Insanin bütün varligiyla katildigi bir sevisme ve cinsel birlesmenin sicakligini ve huzurunu baska hiçbir sey veremez. Ama bunun böyle olmasi isteniyorsa, çok temel iki kurala da uyulmasi gerekir: birincisi, kisinin kendine oldugu kadar esine de haz vermeyi amaçlamasidir. Esin neyi sevdigini ögrenmek zorunludur. Sözgelimi kadin es, penisin agir agir ve derin girislerinden mi hoslanmaktadir, yoksa hizli hizli ve kisa girisler mi ona zevk vermektedir? Erkek üstüne çikilmasindan hoslanmakta midir; dizler üzerine çökerek arkadan girmekten zevk almakta midir? Bunlarin sezilmesi, arastirilmasi, hiç degilse, açikça sorulmasi gerekir. Ikinci kural da, eger mümkünse zevk almadiginiz hiçbir seyi yapmamaktir. Bir temas biçiminden,bir ask oyunundan siz zevk almiyorsaniz, giderek esiniz de zevk almayacaktir. Sözgelimi erkek birlesme sirasinda kendi makatiyla oynanmasindan o kadar huzursuz olabilir ki, gerilimin en yüksek noktasinda birden bire kesilebilir. Bu her iki taraf için de çok tatsiz bir durum olur. Bununla birlikte, insan kendisi zevk almadigi halde esine haz veren bir teknigi, bir temas biçimini , baslangiçta kendini zorlayarak olsa da uygulayabilir ve sirf esinin haz duydugunu görmekten ötürü kendisi de sonuçta bu uygulamayi sevmeye baslayabilir. Öyleyse ikinci kurali söyle degistirmek gerekir: insan kendisine zevk vermeyen hiçbir seyi yapmamali, ama zevkin sinirlarinin da genisleyebildigini unutmamalidir.

503 Cinsel birlesmenin sadece üremeyle ilgili sayildigi, ön oyunlarin, çesitlemelerin ve yaraticiligin ahlaksizlik olarak görüldügü, hatta yasaklandigi toplumlar ve dönemler olmustur. Günümüzde bile birçok insan hala bu tür düsüncelerin etkisi altinda, birlesme eylemini mümkün oldugu kadar kisa tutarak çiftlesme ve bosalmaya indirgemektedir. Ama son yillarda dogum kontrol yöntemlerinin gelismesi ve güvenilirliklerinin artmasi bu durumun degismesi için önemli bir maddi olanak saglamistir. Artik pek çok kadin istenmeyen gebelik korkusuyla, cinsel birlesmeden kaçinmak ve sinirli tutmak zorunda degildir. Bu durum, özellikle kadin cinselliginin ortaya çikmasina, gelismesine ve zenginlesmesine yol açmaktadir. Bu da ilk bakista erkeklere bir "tehlike" gibi görünse bile, haz olanaklarini son derece genisletmektedir. Artik çok sayida çift, birlesmenin aktif bir erkegin pasif bir kadin üzerinde kendini doyurmasi demek olmadigini, ancak birlikte birseyler yaparlarsa ya da degiserek aktif rolü üstlenirlerse doyumlarinin artacagini görmektedir."koitus"a baslamak oldukça basit oldugu halde, karsilikli doyumun elde edilebilmesi için belli bir deney ve pratik gereklidir. Oysa genç çiftler kisa sürede, çok sey becermeyi umarlar. Ilk deneylerinden önce konuyu o kadar çok düsünmüs, konusmus ya da hayal etmislerdir ki, çogu kez gerçek disi umutlar ve korkular yüzünden ilk deneyin tam bir basarisizlikla sonuçlanmasi kaçinilmaz olur. Örnegin kizlik zarinin yirtilmasi, basli basina bir sorun olabilir. Mastürbasyon, atletik hareketler veya bazi kazalar sonucu kizlik zari istenmeden yirtilabilecegi halde genellikle penisin dölyoluna ilk girdigi ana kadar saglam kalir. Kizlar, örf ve gelenekler geregi evlenmeden önce farkina varmadan kizliklarini yitirip yitirmediklerini düsünerek korkulu anlar yasarken, genç erkekler de penislerinin zari yirtabilecek kadar sertlesip sertlesmeyecegi endisesiyle kendilerini basindan basarisizliga mahkum ederler. Erkeklerin sert ve kaba davranmalarina hiç gerek yoktur, çünkü nemlenmis bir dölyoluna penis kayarken zar da kendiliginden yirtilacaktir.

504 Keza bu ilk birlesmenin büyük aci verecegi düsüncesi de gerçek disidirKeza bu ilk birlesmenin büyük aci verecegi düsüncesi de gerçek disidir. Ufak bir kanama ve hafif bir agri olacaktir ama büyütülecek bir durum degildir . Ancak bazi kizlarda zar çok kalin olabilir, Bu durumda hekimin yapacagi basit bir müdahale sorunu çözer. Yeni çiftlere genellikle ani ve acele "koitus"lardan kaçinmalari salik verilir. Gerçekten de bir takim oral ya da elle birlesme yöntemleriyle "koitus" için hazirlik yapilmasi yerinde olur; Bu ask oyunlari sira sinda kadin coskulandikça, dölyolu duvarlari penisin kayganca girisini saglamak üzere bir sivi salgilar. Bu salgi olmadan cinsel birlesmede bulunmak iki tarafa da ama özellikle kadina aci verir. Cinsel birlesme sirasinda tüm memeli hayvanlarda dogal olarak ortaya çikan kasiktan itme hareketi insanlarda da görülür ve girisin derinligini ayarlamaya yardimci olur. Bunun en zevkli yolu, kisinin sadece alt karin kaslarini ve kalçalarini hareket ettirmesi, bütün gövdesi ve bacaklariyla hareket etmemesidir. Bu sekilde vücut kendini dogal bir ritmin dalgalanisina birakmis olur. Ne var ki, cinselligi yeni yeni kesfe koyulan bebeklerde bile gözlemlenebilen bu içgüdüsel kasiktan itme hareketi, daha sonraki cinsel bastirilma ve tutuklasma döneminde kaybolmakta, vücut bir anlamda kilitlenmekte ve ancak karin, kasiklar ve butlarla birlikte hareket edebilir olmaktadir. Iradi ve bilinçli olarak saglanamayacak olan bu kasiktan itme hareketi, ancak uzun süreli ve haz duyulan bir cinsel iliski döneminden sonra yeniden elde edilebilmektedir. Cinsel coskunun artmasiyla birlikte dölyolunun iç kismi genislerken, üçte birlik dis kismi daralir. Iste dölyolunun penisi uyaran bölümü, bu daralan üçte birlik bölümdür. Erkek ve kadin, zaman içinde kasiktan itme hareketlerini ayarlamayi ögrenerek aldiklari hazzi en yüksek düzeye çikarabilirler. Ama bu ancak, kaslara kadar islemis olan cinsel önyargilari ve tutuklugu asacak uzun ve rahat bir deneyden sonra gerçeklesebilir. Bunun için, birlesmenin kitaplardan ögrenilecek bir teknik bilgi toplami degil, iki birey arasindaki mahrem bir alisveris oldugunu kavramak gerekir.

505 Özellikle kadin, ne sekilde uyarildigini, nelerden zevk aldigini belirtmekten çekinmemeli, kendini cinsel duygularinin akisina birakabilmelidir. Birçok erkek asiri bir orgazm kaygisin dan ötürü birlesmeyi rahatça yasayamaz. Erkekler görece daha erken orgazma ulastiklarini bildiklerinden, eslerini tatmin edecek kadar kendilerini tutamamaktan endiselenirler. Oysa erken orgazma neden olan da çogu zaman bu tür endiselerdir. Öte yandan kadinlar da orgazmlarinin fazla gecikmesinden. veya hiç doyuma ulasamamaktan çekinirler. Bu tür gizli huzursuzluklar çiftlerin iletisimini büyük ölçüde kisirlastirir. Her cinsel iliskinin orgazmda son bulmasi gerektigini bildiren bir kural yoktur. Zaten sevisen iki insanin kendilerini dogal ve kendiliginden cinsel hazza birakmayip belli bir hedefe dogru iradi bir çaba harcamasi kadar ters bir sey yoktur. Hele hele orgazm, karsilikli oksama, öpüsme gibi ask oyunlarinin bir yana atilmasi pahasina elde ediliyorsa, buna gerçek anlamda orgazm, yani bedensel bosalma bile denemez. "Koitus"un anlami, "basarili" finalinde degil, paylasilan fiziksel ve ruhsal hazdadir. Dolayisiyla deneyli çiftler için cinsel gerilim yükselisi bosalimin kendisi kadar hatta ondan daha önemlidir, çünkü bosalmanin verecegi haz da bu gerilimin yüksekligine baglidir. Wilhelm Reich'in laboratuvar deneyleriyle de kanitladigi gibi saglikli bir orgazm, cinsel uyarilmanin tepe noktasinda iradedisi olarak gerçeklesen bir olaydir, ugrasip kazanilacak bir ödül degildir. Mükemmel bir iliskinin kaniti olarak çiftlerin ayni anda orgazma ulasmasini sart kosmanin da yanlis oldugu kabul edilmektedir. Erkek daha erken orgazma ulasip sonra elle ya da agizla uyararak esini doyuma ulastirabilecegi gibi, kadin kendisi orgazma geldikten sonra da ayni seyi yapabilir. Önemli olan, kisilerin kendilerini hiç bir zorlamaya sokmamalari, içlerinden gelen dürtülere birakmalaridir

506 ELLE BİRLEŞME

507 ELLE BİRLESME [email protected]Dr. Bernard Zilbergeld, seksle cinsel birlesmeyi es anlamli kullanmanin, dogru olup olmadigini, baska bir deyisle her cinsel eylemin, mutlaka cinsel birlesmeyi içermesi gerekip gerekmedigini sorarak, Söyle der : "Hayir, iki kavrami esanlamli kullanmak dogru olmadigi gibi, her cinsel eylemin cinsel birlesmede son bulmasi da zorunlu degildir." Oysa çaglar boyunca bunun tersini savunan mitler, insanlarin yasamina egemen olmustur ve nelerden hoslandiklarini özgürce belirlemelerini engellemistir. Dr. Zilbergeld'in inceledigi gruptan bir çok insan, çok çesitli cinsel uyarimlardan zevk aldiklari halde, cinsel birlesme yani koitus disinda bir yoldan orgazma gelmeye cesaret edemediklerini söylemistir. Pekçok erkek, eslerinin oral ya da elle birlesmeyi koitusa tercih ettiklerini, kendilerinin ögrenmesinden çekindigini bildirmistir. Cinsellik konusunda mitler yani hiçbir gerçege dayanmamakla birlikte, toplumsal kabul gören kani ve davranislar, cinsel birlesmeyi, cinselligin amaci ve en önemli yani olarak tanimlayarak çiftlerin yönelimini tamamen bu alandaki basariya hapsederler. Cinsel tecrübenin diger boyutlarinin tadina varmak adeta olanaksizlasir. Esleri onlara ya da onlar eslerine dokunduklarinda neler duyduklari sorulan birçok erkek, koitusa girismeyi düsünmekten bütün bu olayi kaçirdiklarini ifade etmislerdir. Kadinlarin durumu daha farkli degildir. Birçok kadinin koitustan çok oral veya elle uyarima tepki verdigi tespit edilmistir. Dolayisiyla, koitusla orgazma gelemeyen ama baska yöntemlerle pekala doyuma ulasabilecek olan çok sayida kadin, koitusun yegane "normal" cinsellik yolu oldugu düsüncesinin yarattigi yogun baski altinda yasar. Sonuç olarak, cinsel birlesme, ne onlar ne de esleri için zevkli bir eylem olur.

508 Bu türden mitlerin perçinlenmesinde Freud'un temelini hazirladigi, dölyolu orgazmiyla, gerçek kadinliga ulasilacagini savunan görüs, el veya agizla uyarilmanin olgunluktan uzak ve çocuksu oldugunu öne sürer. Oysa pekçok kadinin bu yöntem disinda orgazma gelmedigi bir gerçektir. Hite Raporuna göre, kadinlarin yalnizca % 30'u sürekli olarak dölyolu orgazmina, yani koitus sonucu orgazma ulasabilmektedir. Diger yollardan orgazma ulasan kadinlar da bunlar kadar normal ve sagliklidir. Aradaki fark, penis penetrasyonuyla degil de bunun disinda orgazma gelmeleridir. Aslina bakilacak olursa, hem kadinlar hem de erkekler için cinsellik elle baslar. Insan kendi vücudunu da baska birinin vücudunu da önce elleri araciligi ile tanir. Elle doyum, elbette koitusun ikamesi degildir: ancak gerek kendi kendini uyarmada gerekse bir esi uyarmada basvurulan ve apayri bir tarzda orgazma götüren temel bir yöntemdir. Kendilerine "les filles de veuve Poignet" adini veren Fransiz fahiseleri, bundan baska hiçbir yöntem uygulamazdi. Elle birlesme, eslerden birinin eliyle diger esin cinsel organi arasindaki cinsel temas olarak tanimlanabilir. Eskiden bu konu daha çok "petting" ya da cinsel birlesmenin ön oyunu olarak açiklanirdi. Kadinin tam olarak coskulanmasi için yogun el uyariminin zorunlu oldugu ileri sürülür:erkeklerin eslerini tatmin edebilmeleri için adeta elle uyarimi kural gibi uygulamak gerektigi dusünülürdü. Ne yazikki birçok erkek eski kitaplarda bu biçimde açiklanan "ön oyunu" erkegin zorunlu görevlerinden biri olarak algilamislardir. Ayrica kadinin cinsel tepkisi konusunda çok az sey bilindiginden, bazilan klitorisi gereginden fazla uyararak haz yerine aciya yol açmislardir. Diger yanda ise kadinlar, genellikle erkek cinsel organlarina dokunmaya bile yeltenmemislerdir. Kisacasi yakin zamana kadar elle birlesme genelde iki tarafin da hoslandigi bir deneyim olarak görülmemistir.

509 Günümüzde cinsel tutumlar genel bir degisim sürecinden geçmektedirGünümüzde cinsel tutumlar genel bir degisim sürecinden geçmektedir. Artik bir çok erkek ve kadin birbirlerine, cinsel açidan neyi arzuladiklarini daha çok ne yapmaya heves ettiklerini açikça söyleyebilmektedir. Böylece cinsel birlesmenin yani "coitus"un cinsel doyuma giden tek yol olmadigi anlasilmaya baslamistir. Eslerin birbirlerinin vücuduna salt dokunarak, oksayarak ya da masaj yaparak da büyük haz duyabildikleri görülmüstür. Ayrica çagdas cinsel terapistler bu karsilikli coskulandirmanin uzun yillar boyu baski altinda tutulmus cinsel tepkileri çözüverdigini ve böylece kadin ya da erkegin cinsel yetersizliklerinin asilabilecegini saptamislardir. Esler birbirlerinin erojen bölgelerini kesfettikçe en duyarli olanlarina, yani cinsel organlara, yeniden dönme egilimini gösterir1er. Böylece çok dogal olarak elle birlesmeye girisirler. Eslerin herhangi biri veya ikisi birden eylemi sürdürebilir. Ikinci durum karsilikli mastürbasyondur. Klitoris dogrudan uyarma için fazla hassas oldugundan çogu kadin elle birlesme için klitorisin yan taraflari ile küçük dudaklarin odak noktasi olarak seçilmesini tercih eder. Kadin iyice coskulandiginda dölyolu kayganlasacaktir. Erkek bu kayganlastirici siviyi parmaklariyla klitorise yayarak olasi bir tahrisi önlemelidir. Erkegin unutmamasi gereken bir nokta da cosku arttikça klitorisin kabuguna çekilecegidir. Ancak vulva dolaylarini uyarmayi sürdürerek kadini orgazma getirmemek için bir neden yoktur. Birçok erkek de eslerinin onlari elle uyarmasindan haz duyar, penisleriyle oynanmasindan coskulanirlar. Aslinda baska hiçbir oksama türü erkegi bundan daha çabuk uyaramaz. Eger bu elle doyum sürecinde erkek orgazma gelirse, penisin yeniden sertlesmesi için biraz zaman gerekecektir. Ama her ne olursa olsun, eger kadin istiyorsa, erkek onu hala doyuma getirebilecek durumdadir. Tabii ki kullanacagi yöntem artik oral veya elle birlesme olacaktir.

510 MASTURBASYON

511 MASTURBASYON. [email protected]Genel anlamıyla masturbasyon kişinin kendi kendini cinsel doyuma ulaştırmak için yaptığı eyleme denir. Masturbasyon kelimesi Latince ''masturbare (elle bozmak)'' fiilinden türemiştir. Dilimizde yine kullanılagelen Arapça kökenli “istimnâ" kelimesi de aynı anlamı ifade etmektedir... Masturbasyon elle veya bazı araçlar kullanılarak yapılmaktadır. Masturbasyon sonrası genellikle "yorgunluk" ve uykuya eğilim" olmaktadır. Bu, orgazm esnasında beyinde artan morfin benzeri etki gösteren ve endorfin denen hormonların "gevşetici", “sakinleştirici” ve "keyif verici" özellikleri nedeniyledir. Aslında bu tablo normal ilişki sonrasında da görülmektedir. Bazen bu duygulanıma ilave olarak, bir pişmanlık hissi de görülebilmektedir. Cinsel haz alma ve orgazma ulaşmak amaçlı bir eylem olan masturbasyonu, bireyin kendi bedenine yönelik olarak geliştirdiği, masturbasyon da dahil olmak üzere her çeşit haz alma durumunu içeren otoerotizm ile karıştırmamak gerekir. Masturbasyon bazı kültürlerde aşağılanıp yasaklanırken bazılarında cinsel yaşamın normal bir etkinliği olarak kabul edilmekte ve teşvik bile görmektedir. Zaman içinde de masturbasyona yaklaşımda değişiklikler olmuştur. 19'uncu yüzyıla kadar genellikle masturbasyonun zararlı ve kötü bir şey olduğu yönünde inanışlar yaygındı. Hatta bu yıllarda yazılmış bilimsel kitaplarda masturbasyonun akıl hastalıkları ve iktidarsızlık başta olmak üzere bir çok hastalığa neden olduğu ileri sürülmekteydi.

512 Ancak geçtiğimiz yüzyılda modern psikiyatri ve psikolojinin gelişmesiyle beraber cinsel temelli bir çok kuram geliştirilmiş ve bir çok yerleşik kabul, ilkel ve yanlış olarak nitelenmeye başlanmıştır. Ne var ki, bu kuramların bir kısmı hala tartışılır olmaktan kurtulamamıştır. Günümüzde cinsel sorunların giderilmesine yönelik olarak uygulanmakta olan davranış tedavilerinde masturbasyon, tedavinin bir parçası olarak da uygulanmaktadır. Ayrıca, tıbbi terminolojide prostatore diye adlandırılan, boşalmamaya bağlı olarak prostat salgısının bir akıntı şeklinde gelmesinden fazla rahatsızlık duyan hastalara da masturbasyon önerilmektedir. Tek Tanrılı dinlerde özellikle Musevilik ve Katolik Hıristiyanlıkta masturbasyon tartışmasız yasaktır. Katolik Kilisesine göre cinsellik bir zevk ve oyun aracı değildir; neslin devamını sağlayan evliliğin bir gereğidir. Yeni Ahitin “etten haz almama” telkini doğrultusunda din adamları için evlenmenin bile söz konusu olmadığı bu ekolün masturbasyon karşısındaki tavrını anlamak zor değildir. Ancak cinselliği nerede ise tümü ile yasaklayan bu yaklaşımın ne kadar gerçekçi olduğu ve ne derece pratik değerinin olduğu ortadadır. Nitekim farklı Hıristiyan ekollerinin cinselliğe bakışı da farklılıklar göstermektedir. Müslümanlıkta bu konuda kesinlik gösteren Kuran buyruğu bulunmamasına rağmen genel yaklaşım olumsuz olarak değerlendirme yönündedir. Konu ile ilgili olan hadislerin güvenirliği konusunda tartışmalar vardır. Toplumumuzda büyük oranda etkili olan İslam inancının konuya bakışı üzerinde biraz durmak istiyorum. İnanç sahipleri bir yana, kendisine dini hiçbir referans kabul etmese dahi kültürel anlamda bu dini inanışlardan etkilenmemiş kişiye rastlamak çok zordur. En eleştirel yaklaşan birey bile, tepkisel anlamda, bu kültürün etki alanındadır. Hastalarımızda dikkatli bir sorgulama bunu kolaylıkla ortaya koymaktadır.

513 Farklı İslam okullarının masturbasyona yaklaşımı da farklılık göstermektedir. Genelde olumsuz bir tavır göze çarpsa da, cinsel dürtünün doruk noktasında olduğu gençlik çağında, cinsel dürtüyü meşru eşle tatmin etme olanağının olmadığı durumlarda, kişinin cinsel arzusunu masturbasyon ile tatmin etmesi, biraz temkinli olmakla birlikte, olumlu karşılanmaktadır. Kanımca genelde masturbasyonun olumsuz nitelenen yönü, orgazma ulaşmak için yapılan eylemden daha ziyade, bu eylemin bir zevk aracı olarak kullanılması ile eşeyli yaşama, yani aile yapısına olumsuz etki edeceği kaygısından kaynaklanmaktadır. Nedense insanlarda taraf tutma içgüdüsü hep baskın gelmektedir. Bir konuya ilişkin kendini ait olarak gördüğü tarafın görüşlerini tartışmasız doğrular gibi algılama, hatta bilimsel verilerle ispatlama gayreti içine girerler. Masturbasyon konusu da bu yaklaşımdan kurtulamamakta; ya din etkisindeki geleneksel kültür yanlılarınca kötü, zararlı olarak nitelenmekte, ya da bu tavra karşı koyanlarca yararlı, gerekli hatta vazgeçilmez bir eylem olarak sunulmaktadır. Nette bu konuyu biraz araştırınca böyle bir yargıya kapıldım. Bir karşı-taraftar, masturbasyonun psikolojik zararlarını anlatırken üzüntü, dalgınlık ve aşağılık duygusu meydana getirdiği, bir kısım sinir bozukluklarına yol açtığı, insanı aşk ve sevgiden mahrum ettiği, sevgi cevherini körelttiği, hafıza zayıflığı, dikkatsizlik ve unutkanlık yaptığı, şehvet hayalleri ve fantezi düşünceleri artırarak cinsel doyumsuzluğa yol açtığını ileri sürmektedir. Sosyal zararları arasında 59 milyar doları bulan pornografi pazarı ile ilişki kurulmakta, tam bir cinsel tatmin olmayan masturbasyonun daha fazla arayışa yol açarak kısır döngü içinde gençleri bu pazara ittiği savunulmaktadır.

514 Bu görüş sahiplerine göre masturbasyon tıbbi açıdan da zararlıdır. Bu görüş sahiplerine göre masturbasyon tıbbi açıdan da zararlıdır. İnsanı zayıf düşürdüğünden bir çok hastalığa zemin hazırlamaktadır. Erkeklerde erken boşalmaya, kadınlarda cinsel soğukluğa yol açmaktadır. Masturbasyon taraftarları da masturbasyonun, herkesin kendi bedeninin cinsel hazlarını keşfettiği, cinsel doyumu öğrendiği bir yol olduğu kanısındalar. Bunlara göre masturbasyon kendi kendine haz almanın ve cinsel dürtüleri doyurmanın sağlıklı bir yoludur. Masturbasyonun kadında veya erkekte hiç bir bedensel olumsuz etkisi yoktur; aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. Herhangi bir tehlikesi ve zararı yoktur. Henüz eşli cinsel ilişki kurmamış, düzenli bir cinsel yaşamı olmayan genç erişkinlerin masturbasyon yapması değil, yapmaması daha zararlıdır. Cinsel gücü azaltması söz konusu değildir, tersine deneyim kazandırır. Ayıp bir eylem değil, hatta bir gerekliliktir. İlerde kurulacak eşli ilişkilerde sorun yaratacağına, erken boşalma, sertleşme zorluğuna yol açacağına ilişkin inançlar doğru değildir. Masturbasyon deneyimi, ilerde karşı cinsle ilişki kurmada ancak kolaylık yaratabilir. Kişi ne kadar deneyimliyse, o kadar az sorunu olacaktır. Toplumda söylenen diğer her şey tamamen uydurmadır. Gece boşalmaları biraz göz ardı edilerek masturbasyonun özellikle erkekler için organik bir zorunluluk olduğu bile savunulmaktadır. Meni üretiminin devamlı sürdüğü ve biriken meninin boşaltılmaya hazır beklediği noktasından hareketle, kesenin hacmi dolduğunda cinsel boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı ve aşırı cinsel istek olacağı ileri sürülmektedir. Özellikle eşeyli cinsel yaşantıya sahip olamayan gençlerde bu istek frenlenemeyeceğine göre, masturbasyon bir zorunluluktur. Sonuçta taraftarlara göre dilediğiniz yer ve zamanda masturbasyon yapabilirsiniz. Bu sizin hakkınız ve bedensel özgürlüğünüzdür.

515 Masturbasyonun hakkında birçok hurafeler üretile gelmiştirMasturbasyonun hakkında birçok hurafeler üretile gelmiştir. Bunlar genellikle deliliğe yol açması, gözleri kör etmesi ya da yukarıda nakledilen hususlar tarzında masturbasyonun zararları yönündedir. Kilo aldırdığı, iştahı açtığı gibi yararlarından da söz edilmektedir. Zararları konusunda söylenenler gibi yararları konusunda söylenenler de bilimsel dayanağı olmayan yanlış inançlardır. Bugünkü tıbbi bilgilerimize göre, masturbasyonun beden fonksiyonları açısından belirgin bir zararından ya da yararından söz etmemiz mümkün değildir. Belki evlilik öncesi cinselliği masturbasyonla yaşayan ve masturbasyonla kazandığı deneyime göre boşalmaya alışan erkekler eşi ile cinsel birleşmede zamanlama sorunu, yani erken boşalma ile karşılaşabilir. Ruhsal açıdan değerlendirildiğinde bazı noktalarda dikkatli olmak gerekir. Özellikle masturbasyonun zararlı veya günah, ya da ayıp olduğu yönünde değer yargıları olan kişilerin masturbasyon yapmaktan dolayı suçluluk duygusuna kapılmaları sık görülen bir durumdur. Ayrıca kişinin sosyal yaşantısını, normal cinsel ilişkilerini bozacak düzeyde bir masturbasyonun zararlı etkisi yadsınamaz. Masturbasyonun kaçınılmaz bir davranış olarak nitelenmesinin, bir tutku haline getirilmesi, normal cinsel ilişkiye tercih edilmesi ve normal cinsel partnerden zevk almayıp masturbasyona yönelinmesinin, kısacası yoğunlaştırılmış bir cinsel yaşam biçimi olarak algılanmasının normal karşılanamayacağını düşünüyorum. Masturbasyonun gerçek cinsel ilişkiye tercih edilmesi ve toplumdan, sosyal aktivitelerden uzaklaşılması, masturbasyon taraftarlarınca dahi, aşırılık olarak nitelenmektedir. Böyle durumlarda masturbasyon beraberinde sosyal ve psikolojik sorunlar doğurmaktadır. Aslında "aşırı masturbasyon" gizli kalmış bir sosyal fobinin belirtisi olarak da görülebilmektedir.

516 . Bu durumdaki bir kişi hayalini kurduğu fantezik ilişkileri gerçek hayatında gerçekleştiremez. Başarısız olduğu bu durum için güç sarf etmenin yersizliğine inanarak toplumdan uzaklaşacak kendince haklı nedenler bulur. Masturbasyon bazı durumlarda, gerçek sorunla yüz yüze gelmemek için başvurulan bir kaçış yolu veya yalancı bir özür olarak karşımıza çıkabilir. Böyle bir durumda temeldeki esas sorunun çözümlenmesi gerekir. Aslında sevgi, karşılıklı güven ve teslimiyet duyguları içinde eşlerin beraberce yaşadığı, paylaştığı haz almanın söz konusu olduğu bir sevişmenin yerine, kişi kendi kendine orgazmı yaşayarak, bir anlamda, masturbasyonla cinselliği fazlaca mekanikleştirmektedir. Masturbasyon eşliğinde düşlemeler geliştirilerek, bazen tasviri zor fantezilere başvurulmaktadır. Hatta fiziksel açıdan mekanikleşmeye ve can sıkıcı bir hale dönüşmeye yatkın olan kendi kendini tatmin eyleminin çekiciliği bu fanteziler sayesinde korunmaya çalışılmaktadır. Masturbasyonun hayal gücünün veya fantezinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşebildiği, kişinin bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünebildiği ve sonsuz bir güce sahip olduğu, bu yüzden de hiç bir cinsel eylemin bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşemeyeceği ileri sürülmektedir. Eğer bu doğru ise ilk eşeyli cinsel eylemlerde hayal kırıklığına uğramak kaçınılmaz olur. Ancak durum biraz farklı olmaktadır; hiç bir düşünce karşı cinsin tensel dokunmasının, bunu hissetmenin ve en önemlisi sevginin yerini tutamaz. Masturbasyonun cinsel gerilimleri giderdiği için, eş arama zorunluluğu kalmayacağı, dolayısıyla, duygusal bir bağlantıya da gerek duyulmayacağı da savunulmaktadır. Bu varsayım eşeyli cinsel ilişkinin yerini tutabileceği ön yargısına dayanmaktadır. Böyle bir yargının doğru olması, aile kurumu için bir tehdit olacak, din ve gelenek kaynaklı kaygıları da haklı çıkaracaktır.

517 . Masturbasyonun ne kadar yapılırsa normal olduğu, ya da aşırılık sınırının ne olduğu gibi sorularla sık karşılaşmaktayız. Bu işin normal sayısı şu kadardır, bundan fazlası aşırılıktır, ya da zararlıdır gibi bir yargıda bulunmak mümkün değildir. Eğer masturbasyon gerçekten doyurulmamış cinsel isteğin neden olduğu gerilimden kurtulmak için bir ihtiyaçsa, bir defa yapıldığında cinsel tatmin olma gerçekleşir ve gerilim gerekçesi ortadan kalkar. Hiçbir kimse ard arda masturbasyon yapma ihtiyacı hissetmez. Buna rağmen kişi günde birkaç defa masturbasyon yapıyorsa bir ruhsal sorun varlığından söz edebiliriz. Bu durumda dürtünün tatmini değil, adeta dürtünün zihni işgali söz konusudur. Sabahattin AYDIN KAYNAK:

518 MASTURBASYON

519 MASTURBASYON "20 ila 50 yaşlarında sık sık mastürbasyon yapan erkeklerde, yılda 500 bini aşkın erkeğin ölümüne yol açan prostat kanserine daha az rastlandı..." New Scientist Dergisi Cinsel İlişkiye Alternatif: Kendi Kendini Tatmin – Masturbasyon - İstimna Kadınlar ve erkeklerin cinsel yaşamda neler istediklerini öğrenmeleri ve ilişkiye girdiklerinde bu istekleri söylemelerini ve göstermelerini sağlamak açısından masturbasyon kuşkusuz çok önemlidir. Masturbasyon Nedir? Masturbasyon kelimesi latince ”masturbare=elle bozmak” fiilinden türemiştir. İnsanın haz veren cinsel bir tepki üreterek istemli, fiziksel ve kendi kendini uyarımıyla cinsel doyuma ulaştırmasına masturbasyon denir. Yani kişinin kendi kendine cinsellik yaşamasıdır. Masturbasyon cinsel fantezilerimizin ve cinsel hayal gücümüzün ulaştığı bir noktadır. Masturbasyonun Faydaları *Cinsel haz verir. *Rahatlama ve gevşeme sağlar. *Cinsel eğitimin bir parçası olarak cinsel hayatın gelişmesine fayda sağlar. *Cinsel hayatta güvence ve özsaygıyı arttırır.

520 *Sevişme esnasında yapılan masturbasyon kişilere değişik zevkler vererek cinsel hayatı zenginleştirir veya renklendirir. Birlikte yapılan mastürbasyon seks hayatına değişik bir alternatif olarak değerlendirilebilir. *Çiftler için kendilerine neyin ne derece zevk verdiğini bulma konusunda bir fırsattır. *Birlikte uygulanan mastürbasyon kadının hamilelik durumlarında veya erkekte ereksiyon sorunları gibi seksin yapılamayacağı bazı tıbbi durumlarda da iyi bir alternatiftir. *Kasıklarda olan ağrıyı hafifletir. *Erken boşalma tedavisinde kullanılabilir. *Uykusuzluğa iyi gelir Masturbasyonun Zararları *Erken boşalmaya yol açabilir. *Kişinin sosyal yaşantısını veya normal seksüel ilişkilerini bozabilir. *Kişinin partnerine olan arzusunu olumsuz etkileyebilir. *Kişi masturbasyon sonrası suçluluk ve utanç duygusuna kapılabilir. *Mastürbasyon çok aşırı yapıldığında genital bölgenin cildinde tahriş oluşmasına neden olabilir. *Yorgunluk ve uykuya eğilim yapar.

521 Kadınlar İçin Mastürbasyon Kadınların mastürbasyon yapma sebepleri arasında en sık görülen sebep partnerlerinin onları cinsel doyuma ulaştıramamalarıdır. Seks esnasında yaklaşık kadınların %30'u orgazma ulaşabilir. Bu nedenle kadınlarımızın çoğu orgazma mastürbasyon sayesinde ulaşabilir. Kadınları bakire olanlar veya olmayanlar olarak değerlendirmekte fayda vardır. Bakire olan kadınlar genellikle klitorisi yani bızırı elle okşar, vajen girişine parmakla baskı uygulayabilir, vajen girişi veya küçük dudaklar okşanabilir, duşta basınçlı su klitorise tutulabilir, bacaklarını açıp kapatarak sıkıştırır veya zevk verebilecek bir şeye sürterler. Bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Bakire olmayan kadınlar yukarıda tarif ettiklerimi yapabilecekleri gibi vajen içine parmak veya parmaklarını sokarak masturbasyon yapabilirler. Ayrıca bu amaçla sex shoplardan yapay penisler de veya titreşim sağlayan bazı seks oyuncakları da alabilirler Erkekler İçin Mastürbasyon Erkekler genellikle penislerini avuçlarının içinde ileri geri götürerek, penis başında halkalar yaparak penisin etrafının kavranma hissi veya penislerine hafif sürtüşmeden kendilerini tatmin ederler. Çünkü erkeklerin cinsel odakları penisleridir ve özellikle de penisin baş kısmıdır. Mastürbasyonda erkeklerde en sık rastlanan problem ise çok hızlı bir şekilde boşalma olmasıdır. Erkekler genellikle kayganlaştırıcı bazı maddeler kullanırlar Masturbasyon Seksin Yerini Tutabilir Mi? Henüz ilişkiye girmeyecek kadar küçük olan gençlerde mastürbasyon cinsel ilişkinin yerini tutabilir.

522 Masturbasyon Hakkında Az Bilinenler. Masturbasyon Hakkında Az Bilinenler *Mastürbasyon zararlı bir şey değildir. *Ayıp değildir. *Başkasına zarar vermeyen bedensel bir özgürlüktür. *Bir ihtiyaçtır. *”Penis boyunun uzamasını durdurur” “sivilce yapar” adet düzenini bozar” gibi toplumda söylenen her şey tamamen uydurmadır. *Her yaştaki kadın, erkek ve çocuklar bu yolla kedilerini tatmin ederler. *İnsanların çoğu partnerleriyle beraber olamadıklarında mastürbasyon yapar. *15 yaşına gelmiş erkek çocukların çoğu mastürbasyon yapmıştır. *Partneri mastürbasyon yaparken seyretmek gibi mastürbasyon olayına katılımcı veya seyirci olarak da iştirak etmek mümkündür. Çoğu kişi bu durumun çok uyarıcı olduğu konusunda hemfikirdir. *Mastürbasyon yapma kişilerin partnerleriyle seks hayatlarından mutlu olmadıkları anlamına gelmez. *Mastürbasyon kişisel bir seçimdir. Yapmanın kötü bir şey olmadığı gibi yapmamakta bir eksiklik olarak görülmemelidir. *Kişinin düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri yoksa; arzu ettiği sürece ve sıklıkta masturbasyon yapabilir.

523 *Cinsel hayatı olmayan genç erkeklerde hiç durmadan üretilen spermlerin boşaltılması için masturbasyon bir zorunluluktur. *Bebeklerde de bazen masturbasyon benzeri davranışlar görülebilir. *Çocuklar vücutlarını tanıma gibi masumane bir içgüdüyle yaklaşık 2 yaşından itibaren mastürbasyon yaparlar. *Mastürbasyon "kısırlığa" neden olmaz. *Yapılan araştırmalara göre 21 yaşına gelmiş Türk erkeklerinin %97'si ve kadınlarımızın %90'nı mastürbasyonu denemişlerdir. Çünkü cinsel organlarla ilgili haz verici her şey masturbasyon olarak sayılabilir. Örneğin bir kadının bacaklarını sıkıştırıp bırakarak heyecanlanması bile masturbasyondur.

524 ORAL SEKS

525 ORAL SEKS [email protected]Oral seks bir kisinin cinsel organlariyla diger kisinin agzi arasindaki temasla olan iliskidir. Agiz ve cinsel organlar vücudun kolayca uyarilabilen erojenik bölgeleridir.Ve temas haline geçmeleri de kisilere zevk verir.Bütün memelilerde karsi cinslerin birbirlerini agiz yoluyla uyarmasi vardir denilebilinir.(mesela erkek köpegin disinin vajenini koklamasi ve yalamasi gibi,atlardada erkegin çiftlesmeden önce disinin vajenini yalayarak disiyi iliskiye hazir hale getirdigi görülür ) Neden oral seks: - Agizin ve cinsel organlarin hassas erojen bölgeler olmasi,ve birbirlerine verdikleri uyarinin ve zevkin yogun olmasi bu bulusmayi kaçinilmaz yapmaktadir. - En önemli avantajlarindan bir taneside gebelige neden olmamasi yüzünden çiftler tarafindan rahatlikla kullanilmaktadir. - Bakireligin önemli oldugu toplumlarda bu yolla bakirelik korunmus olmaktadir. - Erkek te veya kadin da kendi cinsel organini partnerinin agzinda görmekte bir haz yaratmaktadir.

526 Kadinin erkek cinsel organini agziyla uyarmasi; Felliato:latinca fellare (emmek) fiilinden türemistir.Erkek cinsel organlarini yalamak,emmek,öpmek anlaminda kullanilir.Erkeklerin tamamina yakini penislerinin emilmesinden ve bu sekilde bosalmaktan hoslanirlar.Kadinlarin bir kismida partnerlerini bu sekilde uyarmaktan ve bosaltmaktan hoslanir. Kadin erkegini agziyla uyarirken genelde onun nasil hoslandigini sorar veya yaptigi hareketlere dikkat ederek hangilerinden daha fazla zevk aldigina dikkat ederek kendini yönlendirir.Ayni zamanda ellerinide penis etrafina sararak daha fazla uyari saglayabilir .Dikkat edilmesi gereken dislerin penise aci veya zarar vermemesidir.Kadin partnerini bu sekilde bosaltabilir veya yeterli uyari sagladiktan sonra cinsel iliskinin baska biçimlerien geçebilirler.Kadin isterse erkegin spermlerini yutabilir,sperm yutmakla hamile kalinmaz .Normal kosullarda saglikli bir erkekte sperm hastalik tasimaz. Erkegin kadin cinsel organini agziyla uyarmasi; Cunnilingus:latince cunnus -vulva(kadin da vajen dudaklari) ve lingere:yalamak anlamindadir.Erkegin kadin cinsel organlarini yalamasi ve emmesi anlaminda kullanilir .Kadinin özellikle klitorisi öpmeye,yalamaya ve emmeye asiri derecede duyarlidir.Erkek kadinin vajen girisini,vajen dudaklarini,klitorisi yalayarak onu uyarir,cinsel birlesmeye hazirlar veya bu sekilde bosaltabilir ,veya iliski öncesi birkaç kez bu sekilde bosaltarak daha sonra iliskiye girebilirler. Cinsel iliskide erkegin kadin bosalmadan bosaldigi durumlarda kadini bu sekilde bosaltabilir.ve erkek sertligini kaybedip iliskiye devam edemedigi zamanlarda kadini bu sekilde rahatlatabilir.

527 Erkekte kadinin nasil hoslandigini sorabilir ve ona göre yönlenebilir gene dikkat edilmesi gereken nokta dislerin kadina zarar vermemesidir.vajene hava üflemek gibi seylerede kadina agri veya aci verebilir. Uyari sirasinda kadinin vajenined islanma artmakta ajenden sallgilana sivilar disari dogru gelmektedir,normalde bunlar zararsiz ve mikrop tasimayan sivilardir ve erkege yutnmasi halinde dahi zarar vermez.oral seks öncesi kadini vajen daha temiz olsun diye sabunla yikamasi vajene zarar verebilir kayganlasmayi zorlastirir,yapilmamasi gereken bir seyde o kisimlara sprey sikmak veya parfüm sürmektir, hem oranin yapisini bozar hemde rekege aci bir tat verir.Vajene bir sey sokulmadan yapilan oral seks bakirelerde kizlik zarina zarar vermez. Kadin adetliyken oral seks yapmanin bir zarari yoktur,eger erkek bundan rahatsiz olmuyorsa adet sirasinda yapilan oral seksin ne kadina nede erkege zarari vardir. Her aydaki gebe kadina da oral seks yapmanin ne bebege nede çiftlere zarari yoktur. Kisiler oral sekste birbirlerine daha fazla zevk veren pozisyonlari bulup gelistirebilirler. Karsilikli yapilan oral seks halk arasinda 69 diye de adlandirilir,6 rakamini çiftlerden biri kabul ederseniz onun üstünde ki bas asagi digeri ise 9 olur ve buradanda 69 deyimi gelmektedir. Oral sekste en önemlisi karsilikli istekle ve zorlama olmadan yapilmasidir.

528 TEMAS

529 TEMAS [email protected]Fiziksel temas her iki cins için, ama özellikle de kadinlar için en önemli cinsel uyaricilardan biridir. Insanlarin en büyük cinsel organlari ciltleridir.Tüm vücut yüzeyinin duyarliligi, bebegin annesinin vücuduyla olan ilk temaslarindan kaynaklanir. Ama modern toplumlarda vücut temasi, küçük yaslardan baslayarak kisitlandigi, çocugun kendi vücuduyla, saçlariyla, cinsel organiyla oynamasi ayiplandigi için, çogu insan bedensel temasa karsi ürkek yetisir. Daha temelde, insanlarin içindeki dogal dürtülerle toplumsal hayatin gereklerinin çatismasi sonucunda, insan vücudu, Wilhelm Reich'in deyimiyle bir zirh haline gelir. Insani hem dis dünyadan hem de kendi içindeki doyumsuz kalmis arzularin yarattigi endiseden koruyan bir zirhtir bu. Modern toplumlarda ve özellikle fiziksel çalismaya kapali nüfus kesimlerinde, insanlar sürekli olarak baskalarina sürtünmemeye, bacaklarini kapamaya, dizlerini örtmeye özen gösterme endisesi içindedir. Bütün bunlarin sonucunda insan vücudu duyarsizlasir, ya da negatif bir duyarlilik kazanir: vücudumuza herhangi bir sey degil de insan eli degince gidiklanmamiz, aniden kasilmamiz bundandir. Bu yüzden, cinsel yasamin baslangicinda bir çok kadin ve erkegin kendilerini yeni bastan bedensel temasa alistirmalari, rahatlamayi önleyen kültürel spazmlardan kurtulmalari gerekir. Çünkü kapali ortamlarda, baskici bir cinsel kültürün geçerli oldugu çevrelerde, dar anlamda cinsel birlesmenin disinda hiçbir tensel temas yasanmaz. Bugün bile, çocuk sahibi olmus ama eslerinin cildine dokunmamis bir çok insan bulmak mümkündür. Bu yüzden cinsel terapi yöntemlerinde, eslerin birbirine dokunmasi yoluyla cinsel duyarligin gelistirilmesi ya da yeni bastan kazanilmasi önemli bir yer tutmaktadir.

530 Ama eslerin birbirine dokunmayi, cilt duyarliligindan zevk almayi ve birbirlerini bu yoldan uyarmayi ögrenmelerinin disinda, dokunmanin dogrudan dogruya cinsel olmayan bir boyutu da vardir. Dokunma ve sarilma, bebeklik ve çocukluktan kalma bir gereksinme oldugu için, cinsel arzunun yanisira "sefkat alisverisinin" de aracidir. Cinsel terapiye basvuran çok sayida insan dönem dönem birine sarilma dürtüsünü içinde duydugunu ve üstelik bunun hiç de cinsel bir boyut içermeyebildigini bildirmistir. Dokunma bir dildir: hayvanlarin hemen hepsi, istek ve tepkilerini tensel temas yoluyla iletirler. Dogu kültürlerinde de erkeklerin birbirine temasi, herhangi bir escinsel anlam içermeyen bir iletisim yoludur. Cinsel uyarim yolu olarak dokunma genellikle masaj türü kas uyarimlariyla birlikte yürür; cilt ve kaslar aslinda ayni anda uyarilirlar. Birbirlerini bir ölçüde taniyan kisiler, sevisme sirasinda eslerinin zevk alip almadigini, uyarilmis olup olmadigini onun derisine ve kaslarina dokunarak anlayabilirler. Dokunma kadinlar için daha önemli bir duygulanim aracidir, çünkü kadinin cinsel yasaminda üreme organlari erkeginki gibi bir saplanti haline gelmemistir. Bu, belki de, kadinin küçük yastaki erkek çocuklarinki gibi bir penisi olmadigini gördükten sonra yasadigi eksiklik duygusunun bir sonucudur; ama bu eksiklik, daha sonra, erkegin sadece belirli bir organla sinirlanmis cinsel duyarligina oranla daha genis ve yaygin bir haz kaynaginin dogmasini da saglamistir. Bu nedenle, bazi erkekler kendilerinin esleri kadar zevk almadigini görerek saskinliga kapilmaktadirlar.Bu durumda kadinin cinsel birlesme noktasina gitmeden sadece dokunma ve masaj yoluyla erkegin tensel duyarligini gelistirici egzersizlere basvurmasi yerinde olur.

531 KOKU

532 KOKU [email protected]Koku alma duyusuyla cinsel faaliyet arasinda yakin bir iliski vardir. Hayvan türlerinin bir çogunda koku, karsi cinsi cezbetmek ve cinsel istegini uyandirmak amaciyla kullanilir. Insanlarin cinsel davranislarinda kokunun önemli bir yeri olmustur; özellikle ilkel toplumlarda, cinsel davranis açisindan belki de en önemli duyu kokudur. Bu toplumlarin çogunda bitki ve hayvan dokularindan elde edilen kokulu sivi ve kremlerin dogal vücut kokusunu güçlendirmek amaciyla insan vücuduna sürüldügü bilinmektedir. Buna karsilik modern toplumlarda koku bu önemli islevini, görme duyusuna birakmistir: çarpici bir çiplaklik görüntüsü, bir sevisme sahnesi , cinsel uyarim açisindan insanlari mahrem bir kokudan daha çok etkilemektedir. Günümüzde dogal vücut kokulari, birbirleriyle cinsel iliski içinde olmayan insanlar arasinda itici bir duygu uyandirmakta, ama sevgililere ve cinsel eslere çekici gelebilmektedir. Herkesin kendine özgü bir vücut kokusu vardir. Cinsel olgunluk çagina gelmis kadinlarin, dönem dönem feremon adi verilen kokulu kimyasal maddeler salgiladiklari bilinmektedir; disi maymunlarin da ürettigi bu maddeler, erkek maymunlari çekmek için kullanilir. Ancak insanlarda erkegin kokuya bir erkek maymun kadar duyarli olmadigi sanilmaktadir; bunda, kültürel etkenler kadar, içilen çok miktarda sigaradan, hava kirliliginden ötürü koku alma duyusunun keskinliginin yitirilmis olmasinin da payi vardir. Yüzyilin deodorant uygarliginda, sarkaç ,dogal vücut kokularinin vurgulanmasi ve güçlendirilmesinden, degistirilmesi ve saklanmasina dogru savrulmustur. Piyasada vücudun her bölgesinden gelen kokulari gizleyecek çok miktarda deodorant, losyon, parfüm vardir. "Vajina kokularini" gidermek amaciyla, deodorantli ve kokulu hijyenik baglar satisa çikarilmistir.

533 CİNSEL BİRLEŞMENİN UZATILMASI

534 CİNSEL BİRLEŞMENİN UZATILMASISevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve mekanik bir edimdir. Oysa erkeğin sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardır. Hindu dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür. Bu nedenle erkeğin mümkün olduğu kadar az meni harcamasına dikkat edilir. Hindu dininin bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden çok, birleşmede kendini kontrol etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir. Bu dinin yetenekli sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir.

535 Bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun da esas olarak idrar borusu üzerinde basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir. Ne olursa olsun, bu "iç boşalmanın" erkekte orgazmın uzamasına yardım ettiği bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi ortalama yirmi yıl almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik ve orta yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır. Batı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir. Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD'de New York eyaletindeki Oneida komününün üyeleri, carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardır. Oneida topluluğunda her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da topluluğun nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza'yı ortaya atmışlardır. Carezza, İtalyanca "okşamak" sözcüğünden gelmektedir. Bu tekniğin yardımıyla erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir saat süreyle sevişirken, kadınlar da rahatça birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir. Komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolu sağlayamayan erkekler, topluluktan uzaklaştırılmaktadır. Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander, boşalmayı geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının , Hollander'in kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı geciktirmek güçleşmektedir.

536 Hollander, erken ya da hızlı boşalmanın yalnızca erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan kaçınmak isteyen erkeğin sevişmede "erkeksi" rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. Bunun için, erkeğin tek bir "hedefe" orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur: erkek, tıpkı henüz cinsel birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama "necking" ve "petting" yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalışan 16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır. Penisi dölyoluna sokmak yerine, klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir. Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını dölyoluna sokmalıdır. Bunun bir kaç kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması zorunludur: bu, kadını çoşkulandırırken erkekte tam tersine "serinkanlı ve kendini tutabilen bir aşık" olduğu duygusunu uyandıracaktır. Kadın penisin bütününü içine çekmek istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidir. Böyle uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir giriş yapmaması ve dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde hareketsiz kalmalı ve eşler el, ağız, ayak yoluyla sevişmelidir. Bundan sonra penis yine yavaşça dışarı çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır. Bu süreç, kadını daha da coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontroluna olan güveni de aynı oranda artacaktır. Ancak Hollander'e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi, kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: "ön-oyunlara başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun. Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir"

537 Hollander, kadının da penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok kadının hem de büyük bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri bir yana bırakılmalıdır. Cinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden eleştiriye uğramaktadır. Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Carezza; sinirliliğe, prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir. Carezza yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir. Üstelik, her erkek de carezza'yı sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak boşalma yaşayacak ve bu da birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır. Bunun dışında daha fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli değildir. Günümüzde cinsel eşitlik savunucuları da carezza 'nın yararlarına giderek inanmaktadır, bu teknik, erkeğin cinsel duygu ve deneylerinin kadınınkine daha çok yaklaşmasına, benzemesine olanak vermektedir, çünkü Carezza tekniğini geliştiren erkekler, cinselliği sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm vücutlarında duyacaklardır. Erkeğin cinsel tepkisinin "lokal" niteliğinin bu şekilde aşılması, onun her seferinde orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır. Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi uzatmak için carezza uygulayan erkek bazan aşırı dikkatli, aşırı kontrollu davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli teknik yüzünden tamamıyla kaybolur. Bunu farkeden, eşinin zevk almak yerine kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte cinsel coşkuya katılmak yerine bir "laboratuvar deneyini" dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının da heyecan düzeyi düşer.

538 İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına, en "çıldırtıcı teknikleri" uyguladığına inanmış olan erkek, eşinin tepkisiz kaldığını görünce onu "soğuklukla" suçlamaya başlar. Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur. Öyleyse, cinsel doyumun ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir: insan, sevişme sırasında kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır. Wilhelm Reich'a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama, heyecanın ve uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır. İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. Sevişmenin uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını sağlayacaktır. Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi ya da durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve özellikle kasıkta, cinsel organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır. Reich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek için en uygun yol olduğunu söylemektedir. Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil oldukça kendiliğinden ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir tarzda yapılmalıdır. Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli bir duygu uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. Hareketsiz kalındığında uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır. Penisin dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalındıktan sonra yapılması doğru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında, heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da üzerine çıkacak ve üreme organlarından tüm vücuda yayılacaktır.

539 Bunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da kısa tutmak olanağı vardırBunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da kısa tutmak olanağı vardır. Ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolun mümkün olmadığı bir noktaya gelinecektir. Gerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadınlar ortalama 4 dakikada orgazma ulaşırlar; bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır. Aralarındaki fark, uyarıldıktan ve heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında yatmaktadır. Erkek, kadından daha çabuk heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır gibidir. Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit alır. İşte erkek de bu noktada sabırlı, düşünceli ve yaratıcı olmak zorundadır. Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca "esin kaynağı" kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte yaşadığı cinsel coşku anlarıdır. Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel tepkileri birbirinin aynı değildir. Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir erkeğin, kendi cinsel tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanısıra, eşini de iyi tanıması gerekir. Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır,. Bunlardan en basiti, "duruşlar"la ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta bulunduğu duruş erkeğin çok hızla uyarılmasına ve boşalmasına neden olur. Kadının üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir. Yine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama'dır. Bu, soluk almanın kontrol edilmesi demektir. Zamanla geliştirilebilecek olan bu teknik, yürek atışlannın kontrol edilmesini de beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından bağıntılıdır.

540 Erkek, yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdırErkek, yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdır. Bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin "acilliğini" kısmen giderecektir. Çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak değil, tadılması gereken bir zevk, bir çeşni olarak bakmak gerekir. Başlı başına bir amaç olarak alınan cinsel atletizm de giderek heyecansızlaşır, kısırlaşır. Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir doyum biçimidir. Bu tür erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir puandır. Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygı ve güvensizliğin belirtisidir.

541 SEVİŞMENİN SÜRESİ.

542 SEVİŞMENİN SÜRESİ.. [email protected]Psikolojik tedavi ve bir kaç basit teknikle erken boşalma endişesinden sıyrılıp, sevişmenin sizin için yine doğal bir zevk halini almasını sağlayabilirsiniz      Sevdiğiniz insanla birliktesiniz. Mutlu ve heyecanlısınız. Fakat herşey planladığınız gibi yürümüyor, heyecanınız doruktayken, birden durmak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü eşiniz hiç beklemediğiniz bir anda erken boşalmayı engelleyemiyor ve sevişmeniz tam başlamışken bitiyor.      Erken boşalma, cinsel terapi görmek için psikologlara başvuran çiftlerin yaşadığı en yaygın problem. Bu konuda yapılan araştırmalar her iki erkekten birinin hayatının belli bir döneminde erken boşalma sorunu karşılaştığını gösteriyor. Aslında erken boşalma kişiden kişiye değişen bir kavram. Bazıları 30 saniyede boşalırken, bazıları bunu daha uzun sürdürebiliyorlar. Uzmanlar ortalama sevişme süresinin evli erkekler için 3 dakika civarında olduğunu söylüyor. Gerçekte partneriniz sevişmeyi başlar başlamaz sonlandırmıyorsa erken boşalma sorunu yok demektir.      Erken boşalma tıp literatürlerinde, sevişme esnasında varılan doruk noktasını, eşini tatmin etmeyi bekleyecek kadar uzatamama olarak tanımlıyor. Bazı erkekler, kadının orgazmı yaşayabilmesi için vajinal ilişkinin yanısıra elle uyarımın da gerekli olduğu gerçeğini görmezlikten geliyor. Bu da cinsel iletişimsizliği başlatan süreçte yapılan en ciddi hatalar arasında yeralıyor. Sonuç olarak erkek kendini kontrol edemediği için büyük bir suçluluk duygusuna kapılıyor.  "Erken boşalma fiziksel bir bozukluk değil      Batılı bazı bilim adamları erken boşalmanın, sanılanın aksine anormal bir durum ya da olmadığını, bu karakterin bize atalarımızdan geçtiğini söylüyorlar.

543 . Atalarımızdan kalan inanışa göre, insanoğlu zamanla cinsel hazzı arttırmanın yollarını öğrendi ve erotik düşüncelerle sevişmeyi uzatabildi. Ama yine de bu kalıtsal karakterden kurtulmak mümkün değil."      Bu teorinin doğru olup olmadığı bilinmiyor. Ancak gerçek olan bir şey var ki, o da erken boşalmanın merkezi sinir sistemiyle yakından ilgili olduğu. Sinir sistemimiz 2 kısımdan oluşur. İstemimiz dahilinde çalışan kısmı cinsel ilişki sırasında sertleşmeyi, istem dışı çalışanı ise boşalmayı yönetir. Sağlıklı bir erkekte her iki kısım uyumlu bir şekilde çalışır ve günlük davranışları yönetirler. Erken boşalan bir erkekte büyük bir olasılıkla istemdışı sinirler daha baskın, uzun süre ereksiyon halinde kalanlarda ise istem dahilindeki sinirler daha baskın çalışır. Ayrıca erkeğin kişilik özellikleri de cinsel hayatında önemli rol oynar. Örneğin romantik tipli ve cinsel içgüdüleri zayıf olanlarla, mantığıyla hareket eden erkekler, erken boşalma riskiyle daha fazla karşı karşıyadırlar.            Mastürbasyon erken boşalma nedeni      Uzun süre ereksiyon halinde kalamamanın temel sebeplerinden biri de mastürbasyonu fazlaca deniyor olmak. Eğer bir erkek 13 yaşında kendi kendini tatmin etmeye başlıyor ve bunu sıkça yapıyorsa, 20'li yaşlara geldiğinde karşı cinsle girdiği cinsel ilişkilerde problemler yaşama olasılığı oldukça yüksektir. Çünkü erkek küçük yaşlardan beri kendini bu şekilde boşalmaya şartlamıştır ve cinsel ilişkiye başladıktan sonra tek amacı bunu bir an önce sonlandırmaktır.      Diğer bir neden de kadının cinsel isteksizliğidir. Eşinin isteksiz davranışlarını 'karım seksi sevmiyor ve beni istemiyor' diye yorumlayan bir erkek, mümkün olabildiğince çabuk sona ulaşmaya çalışabilir. Bu aynı zamanda eşler arasındaki iletişim eksikliğinin de bir işaretidir.

544   Tedavi yöntemleri      Erken boşalma, tedavisi en kolay cinsel problemlerden biri. Eşlerin beraberce katılacağı bir psikolojik terapide, tedavinin başarı ile sonuçlanma şansı yüzde 90 oranında artabiliyor. Bugün içi bilinen tedavi yöntemleri ise şunlar:            Lokal Uyuşturucular      Penis ucunun hassasiyeti lokal uyuşturucularla azaltılabilir. Ancak bunları çok sık kullanmak da sakıncalıdır. Bu yüzden geciktiricileri nadiren kullanın ve kullandığınız zaman prezervatif takmayı ihmal etmeyin.            Lokal Baskı Uygulamak      Erkek doruğa yaklaştığını hissettiği anda kendini geri çeker ve penisin ucunu parmaklarıyla saniye sıkarsa boşalma geciktirilebilir. Bu yöntem ereksiyonu % 10 ile 30 oranında azaltır ve belli bir süre uygulandığında erkeğin kendini kontrol yeteneğini arttırır.            Çin Tekniği      Eski çağda Çinliler boşalmayı geciktirmek için "Oynak Yol" adını verdikleri yöntemi uygularlardı: Erkek boşalacağını anladığı zaman sol elin baş ve orta parmaklarıyla, testis ve anüs arasında kalan bölgeyi derince bastırır. Bu arada nefesini ona kadar sayarak tutar ve verir. Bir iki kez tekrarlandığında erteleme gerçekleşir.          

545   Beyninizi Kullanın      Zamansız bir boşalmayı engellemek istiyorsanız, o an başka şeyler düşünmeye çalışın. Örneğin 50'ye kadar sayın, o gün ne yediğinizi düşünün ya da günlerden hangisi olduğunu hatırlamaya çalışın.            "Davranış terapisiyle erken boşalmayı önleyebilirsiniz"      Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, erken boşalmanın fizyolojik ve psikolojik kökenli bir çok nedeni bulunduğunu söylüyor. Erken boşalmanın komplike ama tedavisi mümkün bir durum olduğunu belirten Hattat şöyle konuşuyor: "Öncelikle sorunun fizyolojik mi yoksa psikolojik kökenli mi olduğu araştırılmalı. Neden fizyolojik ise, hemen o nedeni ortadan kaldırmaya yönelik tedavi planlanır. Ancak neden genellikle psikolojik kökenlidir. Bu durumda ise genellikle psikoterapi uygulanır. Psikoterapide erkeğe davranış terapisi olarak adlandırılan bir yöntemle, parmaklarını kullanarak boşalmayı geciktirebileceği bir takım teknikler öğretilebiliyor.      Erken boşalmanın nedenleri çeşitli olabilir ama, tedavisi kesinlikle mümkündür. Yeter ki erkek, kendi durumunu ciddiye alsın. Ayrıca bir takım geciktirici kremler veya spreylerle de sorunu çözebileceğini de düşünmemeli. Erken boşalma problemi olan bir erkek kalıcı bir çözüm için psikoterapiye ihtiyacı olduğunu unutmamalıdır..

546 PERFORMANS ANKSİYETESİ

547 . PERFORMANS ANKSİYETESİPerformans anksiyetesi, cinsel yaşamlarında sorun yaşayan erkekler kadar kadınların da en büyük kaygılarından biri. Üstelik bu durumdan şikâyet eden kadınların sayısı hızla artıyor. Kaynağında da büyük oranda orgazm olamama korkusu yatıyor. Bu sorunun üstesinden nasıl gelinir? İşte cevapları... Cinsel yaşamda "performans anksiyetesi" denilince aklınıza ne geliyor? Erkeklerin ereksiyon sorunları üzerine duydukları kaygı mı? Yoksa, ön sevişme sırasında eşlerini tatmin edememe korkuları mı? Evet, cinsel yaşamda 'performans' denilince hep 'erkekler' geliyor aklımıza, değil mi? Ancak, bu kez konumuz erkeklerde değil, kadınlarda ortaya çıkan 'performans anksiyetesi'. 'Biz kadınların böyle bir sorunu yok ki?' demeyin. Bir düşünün bakalım

548 Örneğin, tek gecelik ilişkilerin hızla yayıldığı, çok eşliliğin daha çok tercih edildiği günümüzde, "kıyaslanma" kaygısına kapıldığınız olmadı mı hiç? Veya, orgazm sorunu yaşadığınızda, bir sonraki ilişkinizde "Ya, yine orgazm olamazsam" kaygısıyla ilişkiye başlayıp, aynı sorunla karşılaştığınız bir durum? Belki, siz bu kaygıların üzerinde pek fazla durmadığınız için cinsel yaşantınızda bir sorun yaşamıyor olabilirsiniz. Ancak, günümüzde pek çok kadın artık 'performans anksiyetesi'nden yakınıyor. Peki, kadınlar cinsel yaşamlarında ne zaman performans kaygısı taşıyorlar ve bu kaygılarından nasıl kurtulabilirler? Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi'nden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cem İncesu, kadınlarda ortaya çıkan 'performans anksiyetesi' üzerine bilinmesi gereken her şeyi sizler için anlattı. Gelelim, performans anksiyetesinin oluşma nedenlerine... Uyarılma ve orgazm sorunu Uyarılma ve orgazm güçlüğü, performans anksiyetesinin en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Anatomik sorun, diyabet, koroner kalp hastalıkları gibi fiziksel sorunlar ya da psikolojik kökenli sorunlar, orgazm güçlüğüne yol açabiliyor. Bunların yanı sıra, kadının yeterli cinsel deneyimi olmaması, dikkatini cinsel ilişkiye verememesi veya partneri tarafından şu ya da bu nedenle yeterince uyarılamaması da beraberinde orgazm güçlüğünü getiriyor. Orgazm sorunu yaşayan kadında bir süre sonra olumsuz beklenti, yani 'Yine orgazm olamayacağım'kaygısı ortaya çıkmaya başlıyor. Bu durum bazen şiddetli boyutlara ulaşarak 'takıntıya' dönüşebiliyor. Kadının orgazma ulaşmasında sadece partnerinin dokunuşları yeterli gelmiyor. Aynı zamanda vajinal bölgesine yeterli düzeyde kanın ulaşması gerekiyor. Ancak, kadın çeşitli nedenlerden dolayı orgazm olmakta güçlük çektiğinde, stres devreye giriyor ve bu sorun karşısında vajinal bölgede kanlanmayı engelleyen 'adrenalin' hormonu salgılanmaya başlıyor.

549 Bunun sonucunda, kadın yine orgazm olmakta güçlük çekiyorBunun sonucunda, kadın yine orgazm olmakta güçlük çekiyor. Yani, bir kısırdöngü oluşmaya başlıyor. Vajinismus Vajinismus, pek çok kadının karşı karşıya kaldığı bir sorun. Öyle ki, ülkemizde cinsel terapi merkezlerine en sık başvurma nedenini oluşturuyor. 'Vajinismus', vajinal bölgedeki kasların kasılarak cinsel birleşmeyi engellemesiyle karakterize edilen bir hastalık. Bu hastalık kadınlarda da, performans anksiyetesine zemin hazırlayan bir diğer önemli unsuru oluşturuyor. Ancak vajinismus şikâyetinde performans anksiyetesi ön plana çıkmıyor. Çünkü vajinismus sorunundan yakınan kadın, her cinsel ilişki öncesinde 'Yine başarılı olamayacağım' kaygısıyla atağa girse de, "korku" ya da "acı hissi" daha ön plana çıkıyor. Eşlerin ereksiyon sorunu Performans anksiyetesi, eşleri "erektil disfonksiyon" sorunu yaşayan kadınlarda da gelişiyor. Bu sorun genellikle cinsel yaşamla ilgili "mitlerden", yani yanlış inançlardan kaynaklanıyor. Toplumda çok yaygın görülen bir inanışa göre, erkeğin ereksiyon sorunu yaşaması, tahrik olamadığına işaret ediyor. Bunun sorumlusu olarak da, onu tahrik edemediği düşünülen kadın gösteriliyor. Ülkemizde çok yaygın olan bu yanlış inanç yüzünden, eşleri ereksiyon sorunu yaşayan kadınlar, öncelikle kendilerini sorumlu tutuyor. Erkeğin ereksiyon sorunu devam ettikçe de, kadında bir süre sonra takıntı oluşmaya başlıyor. Öyle ki, kadın önsevişme öncesinde bile 'Sertleşme olacak mı, olmayacak mı?', 'Onu tahrik edecek miyim, edemeyecek miyim?' kaygısını duymaya başlıyor. Sürekli bu kaygıyla yaşayan kadında da bir süre sonra cinsel isteksizlik ve işlev bozukluğu gibi sorunlar oluşmaya başlıyor.

550 [email protected] Kıyaslanma korkusuArtık kadınların da cinsellikte her şeyi erkekten bekleyip, pasif bir tutum takınmaları devri geride kaldı; özellikle de genç kuşaklarda. Günümüzün erkekleri, cinsel yaşamda artık daha aktif ve katılımcı bir kadınla birlikte olmayı tercih ediyor. Bu beklenti aslında sadece erkeklerde değil, aynı zaman kadınlarda da çok sık görülmeye başlandı. İste, bu beklentilerin yayılmasıyla birlikte performans anksiyetesi de daha sık ortaya çıkıyor. Çünkü günümüzün modern kadını, ön sevişmeden tutun da oral sekse, eşin ereksiyonundan boşalmasına kadar her aşamada 'mutlu' ve 'uyumlu' bir cinselliğin yaşanmasında kendilerinin de sorumlu olduklarının bilincinde. Öyle ki, 'Tartışmamızın nedeni, cinsel yaşantımızda bir sorun oluştuğuna mı işaret ediyor?" diye düşünmeye başlayan kadınların sayısı da hızla artıyor. Cinsel yaşama daha aktif giren kadın, zevk almaya başlayınca da, doyuma ulaşması gerektiğinin bilincine varıyor ve doğal olarak erkeklerden daha fazla performans bekliyor. Günümüzde çok eşliliğin ve günlük ilişkilerin artması da, beraberinde kıyaslanma korkusunu getiriyor. Çünkü insanlar artık tek eşlilikten uzaklaşmaya başladıkları için, birlikte oldukları partnerlerini diğerleriyle kıyaslamaya başlıyor. Kaygısız bir cinsel yaşam için... Performans anksiyetesi nedeniyle cinsel terapi merkezine başvuran çiftler olmasa da, cinsel işlev bozukluklarının ardında bazen bu sorun ilk sırada yer alıyor. Doç. Dr. Cem İncesu, cinsel işlev bozukluğuyla başvuran çiftlerde performans anksiyetesi tespit ettiklerinde, bu soruna yönelik tedavi uyguladıklarını belirtiyor. Bu sorun karşısında öncelikle "performans anksiyetesini" çözmeye yönelik ev ödevleri ve egzersizler veriliyor. Çünkü, sorun çözülmedikçe, çiftin asıl başvurma nedeni olan 'erektil disfonksiyon' ya da 'orgazm bozukluğu' gibi şikayetler ortadan kalkmıyor. Performans anksiyetesi bir çeşit 'takıntı' olduğu için tedavisi uzun uğraş ve zaman gerektirebiliyor.

551 Tedavide, psikoterapiden çok, 'ev ödevleri' ve 'egzersizler' daha ön plana çıkıyor. Çünkü kişi bunu takıntı haline getirdiği için siz ne söylerseniz söyleyin, deneyimlerine odaklanmış oluyor. Dolayısıyla, tedavide temel prensip, kişiye takıntılarının tersi olan deneyimlerin yaşatılması. Örneğin, erektil disfonksiyon sorunu yasayan erkeklerin en büyük korkularından biri, cinsel birleşme sırasında ereksiyonlarını kaybetmeleri. İşte, bu noktada çiftlere cinsel birleşmeye girmeleri yasaklanarak, sadece ilişkiden zevk almaları isteniyor. Bunun sonucunda erkek cinsel birleşmeye değil, sadece zevke odaklandığı için ereksiyon sorunu ortadan kalkıyor. Böylesi bir paradoks yaşatmak, cinsel işlev bozukluklarında çok güçlü bir etki yaratıyor BİLİYOR MUSUNUZ? *Erkeklerde daha sık ortaya çıksa da, kadınlar da bu sorundan yakınıyor. *Her yaştan, meslekten, eğitim ya da kültür düzeyinden insanları etkisi altına alabiliyor. *Daha çok cinsel deneyimi olmayan insanlar bu sorunla karşı karşıya kalıyor. Özellikle cinsel deneyimi olmadan evlenen çiftlerde performans anksiyetesi daha sık görülüyor. *Ergenlik döneminden itibaren mastürbasyon yaparak vücudunun hassas noktalarını öğrenen ve orgazma ulaşan kadınlarda performans anksiyetesi oluşma riski çok daha düşük. *Bazı kişilik yapıları da bu sorunun gelişmesinde etkili oluyor. Öyle ki, "obsesif - kompülsif", " narsist" ya da "çekingen" kişilik bozukluğu olan kişilerde daha sık görülüyor. Örneğin, obsesif kişiler en ufak bir aksamada hızla takıntı geliştirmeye başlıyor. Ve, bir kez orgazm sorunu yaşadıklarında, mükemmelliyetçi yapıları nedeniyle "Niye olmadı?" kaygısını taşımaya başlıyor

552 CİNSEL SORUNLARA, MASAJ VE DOKUNARAK TERAPİ

553 CİNSEL SORUNLARA, MASAJ VE DOKUNARAK TERAPİ"Cinsel yaşantınız nasıl gidiyor? Yoksa, siz de tutkulu ve sağlıklı bir birlikteliği yakalayamadınız mı? Öyleyse size cinsel terapiden yararlanmanızı tavsiye ediyoruz. Bu terapiler, gözünüzü korkutmasın! Yapmanız gereken şey, terapiye katılmak ve size verilen ev ödevlerini yerine getirmek. Üstelik, bu ödevler çok zevkli! Kimimiz cinsel soğukluktan yakınıyor, kimimizse orgazmın güçlüğünden. Bu sıkıntıların sadece kadınlara özgü olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Erkeklerin cinsel yaşamları da pek parlak değil doğrusu. Onların en büyük sıkıntıları ise, erken boşalma ya da ereksiyon sorunu. Cinsel yaşamla ilgili yanlış ve eksik bilgilenmeler, bilgilendirmeler, toplumsal baskı, günlük koşuşturma ya da stres derken, cinsel birlikteliğin keyfine bir türlü varamadık. İyi ki artık ülkemizde cinsel sorunların değerlendirilip tedavi edilebildiği "Cinsel Tedavi Klinikleri" var ve sayıları gün geçtikçe artıyor.

554 Bu kliniklerde üroloji, jinekoloji ve psikiyatri uzmanlarından oluşan bir ekiple, çoğul disiplinli bir yaklaşım benimseniyor. Üstelik, bu tedavilerden oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Yeter ki, zaman kaybetmeden konunun uzmanlarına başvurun ve tedavinizi aksatmayın. Cinsel terapinin ayrıntılarını Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozukluğu Merkezi'nden Psikiyatrist Doç. Dr. Cem İncesu ve Hattat Kliniği'nden Psikolog Meliha Karayay'a sorduk. Kadınlar da erkekler de dertli! Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozukluğu Merkezi'ne 2 yılda başvuran toplam 1002 kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, kadınlarda en sık görülen sorun vajinismus, erkeklerde ise sertleşme problemi. Yüzde 66 gibi yüksek rakamlarda seyreden vajinismusu, yüzde 25 ile "cinsel istek azlığı", yüzde 17 ile "orgazm bozuklukları" izliyor. Veriler, erkeklerin yüzde 58'inde sertleşme bozukluğu ve yüzde 42'sinde ise erken boşalma sorunu görüldüğünü ortaya koyuyor. Araştırma sonucuna göre, cinsel sorunu olanların yüzde 77'si evlilerden oluşuyor. Başvuran kişilerin ortalama evlilik ya da ilişki süresi ise yedi yılı buluyor. Cinsel terapiye başvuran kişilerin yaşları arasında değişmekle birlikte yaş ortalaması 35 civarında seyrediyor. Sorunlar dile getirilmiyor ABD ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında, "vajinismus"ile "erken boşalma"sorunlarının ülkemizde çok daha yüksek oranlarda olduğu görülüyor. Ancak, Acıbadem Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cem İncesu'ya göre, araştırmalarla saptanmış kesin veriler bulunmamakla birlikte, ülkemiz kadınlarında en sık görülen sorun aslında "cinsel isteksizlik" ve "orgazm güçlüğü."Doç. Dr. İncesu, araştırma sonuçlarıyla çelişen bu duruma şöyle bir açıklık getiriyor:

555 . " Vajinismus, cinsel tedavi merkezlerine en sık başvuru nedenini oluşturuyor. Aslında toplumumuzda kadınlarda cinsel istek azlığı, orgazm güçlüğü ya da cinsel doyumsuzluk gibi yakınmalar, vajinismusa oranla daha sık görülüyor. Vajinismusun en sık başvuru nedeni olmasının kaynağında ise çiftin çocuk sahibi olma arzusu yatıyor." Kadınlarda vajina girişindeki kasların psikolojik nedenlerle kasılması sonucu cinsel birleşmenin gerçekleşememesi ile seyreden "vajinismus" evlilik yaşamını ciddi biçimde tehdit ediyor ve bu nedenle de tedaviyi çabuklaştırıyor. Eğitim düzeyleri yüksek Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozukluğu Merkezi'nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek'e göre dikkat çekici bir başka nokta da, cinsel tedavi kliniklerine başvuran kişilerin eğitim düzeylerinin Türkiye ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, cinsel sorunlarıyla uzun yıllar yaşamaları. Bunun nedeni ise, cinsel sorun yaşayan kişi ya da çiftlerin sorunlarını kabullenmekte güçlük çekmeleri. Öyle ki, yaşadıkları cinsel işlev bozukluğunu zorlu yaşam koşulları, iş stresi, yetişme koşulları ya da eşlerinin hataları veya anlayışsızlığı gibi kendilerinin dışındaki etkenlere bağlamaya çalışıyorlar. Ortada bir cinsel sorun olduğu kabullenildikten sonra da ne yazık ki sorun uzun süre eşler arasında bile konuşulmuyor, tedavi ya da çözüm arayışına girilmiyor. Kısa sürede köklü çözüm! Prof. Dr. Ferruh Şimşek, uzun süre tedavisiz kalan ve yıllar boyu sürüp giden cinsel sorunların çiftin yaşamında yeni sorunlara yol açacağı uyarısında bulunuyor. Bunların başında kişinin kendisinde ya da eşinde başka cinsel işlev bozukluklarının da tabloya eklenmesi geliyor. Bu da sorunun daha da ağırlaşmasına yol açıyor.

556 Çiftin ilişkisinin ve iletişiminin bozulması ve çeşitli evlilik sorunlarının ortaya çıkması, giderek kişide ya da eşinde depresyon gibi çeşitli psikiyatrik hastalıkların belirmesi de yine sık görülen ek sorunlar arasında yer alıyor. Cinsel terapi programı, ortalama seans sürüyor. Seansların en az haftada bir sıklıkta sürdürülmesi gerekiyor. Çünkü seanslar arasındaki süre uzadığında, özellikle vajinismus sorunu olan kadınlar, bilinç altlarında çeşitli bahaneler yaratarak terapiyi aksatabiliyor. Bu da tedaviden başarılı sonuç elde edilmesini engelleyen önemli bir sorun haline geliyor. Genellikle davranışçı ve bilişsel psikoterapi olarak adlandırılan tedavi yönteminin ilkeleri doğrultusunda bazı özel tekniklerin ve egzersizlerin öğretilmesi, cinsellikle ilgili yanlışlar ve doğrular üzerinde durulması, cinsel terapinin temel noktalardan bazılarını oluşturuyor. Cinsel terapide, özellikle fiziksel nedenlerin bulunmadığı, cinsel birleşmeyi engelleyen vajinismus, erken boşalma, sertleşme bozukluğu gibi cinsel işlev bozukluklarının iyileştirilmesinde son derece başarılı sonuçlar elde ediliyor

557 .. Öyle ki, merkezlere başvuran, cinsel terapi uygulanan ve tedavisini sürdüren kişilerin yüzde 90’ında düzelme sağlanabiliyor. Cinsel terapinin nasıl uygulandığına gelince… Cinsel yaşam öyküsü önemli Cinsel terapide öncelikle kişinin cinsel yaşam öyküsü ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor. Cinsel eğitimi kimden almış, ilk cinsel deneyimini nasıl yaşamış, çocukluk ve ergenlik döneminde cinselliği nasıl algılamış, tacize uğramış mı? Bu bilgiler cinsel tedaviden başarılı sonuç alınması için son derece önemli rol oynuyor. Ardından, kişinin yaşadığı cinsel sorun hakkında yine detaylı bilgiler ediniliyor. Sorun ne zaman başlamış, nasıl gelişmiş, kişiden kişiye farklılık gösteriyor mu, herhangi bir hastalığı var mı? Şeklindeki sorularla "cinsel sorun" net bir şekilde ortaya konuluyor. Fizyolojik hastalık var mı? Cinsel yaşam öyküsünün ve sorunun detaylı olarak ele alınmasının ardından, kişinin herhangi bir sağlık problemi olup olmadığı tespit ediliyor. Çünkü, fiziksel sorunlar da cinsel yaşamda sorunların oluşmasına yol açabiliyor. Bu noktada kadınlar için jinekologlar, erkekler içinse ürologlar devreye giriyor. Örneğin, eğer hormonlarda bir dengesizlik varsa, bu sorun giderilmeye çalışılıyor. Herhangi bir hastalık nedeniyle kullanılan ilaçlar da cinsel yaşamı olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden biri. Bu nedenle, kişinin herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadığı da tespit ediliyor. Yaşam öyküsünün alınması, kişilik testleri ve fiziksel muayenenin ardından cinsel terapiye başlanıyor. Cinsel mitlere ambargo! Günümüz insanının, eğitimli olsa da, cinsellikle ilgili yanlış inanışları ve değer yargıları yüzünden cinsel deneyimsizliği maalesef had safhada. Bunlardan en yaygın bilineni ise

558 "Erkeklerin her zaman cinsel birleşmeye hazır oldukları"Erkeklerin her zaman cinsel birleşmeye hazır oldukları. Eşleri her dokunduğunda ereksiyon olamıyorlarsa, fiziksel bir sorunyaşadıkları." İşte, bunun gibi yanlış inanış yüzünden ereksiyonda en ufak bir sorunla karşılaşan erkek büyük bir tepki gösteriyor ve bu reaksiyon da sıklıkla "performans anksiyetesi" gibi cinsel işlev bozukluğunun oluşmasına yol açıyor. Cinsel mitler hiç kuşkusuz ki kadınları da etkisi altına alıyor. Dolayısıyla cinsel terapide öncelikle bu yanlışların düzeltilmesi ve doğru bilgilerin aktarılması hedefleniyor. Bireysel değil, eşli çözüm şart! Uzmanlar, cinsel terapiye mutlaka eşlerin de katılması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Çünkü, terapide sadece sorunu olan kişinin değil, aynı zamanda eşinin de cinsel yaşamla ilgili bilgisine başvuruluyor. İlişkiden kaynaklanan bir takım sorunlar var mı? Eşinin cinsel ilişkiye ya da soruna yaklaşımı nasıl? Kendisinin bir cinsel sorunu var mı? Tüm bu soruların yanıtları da, cinsel terapide mutlaka öğrenilmesi gereken bilgileri oluşturuyor. Çünkü sorun çözümlenmediğinde zamanla partnerin de cinsel sorun yaşamasına yol açabiliyor. Terapinin çiftlere uygulanmasının bir başka nedeni de, eşlerin, verilen ev ödevlerinin yerine getirilmesini check etmelerini sağlamaları. Ayrıca, çoğu ev ödevleri birlikte yapıldığı için eşlerin de terapiye katılması şart görülüyor. Uzmanlar terapide eşlerle tek tek de görüşüyorlar. Bunun nedeni ise, işlerin bazı sorunları birbirlerine aktarmada . Kişinin hem tek başına, hem de eşiyle birlikte uygulaması gereken ev ödevleri mevcut. Bu ödevler, masaj, cinsel birleşme teknikleri, uyarılma noktalarının keşfedilmesi gibi çeşitli uygulamaları içeriyor. . Ödevlerde eşlerin katılımı çok önemli. Çünkü, bireysel ev ödevinde, eşinin ödevini yapıp yapmadığını kontrol etmek zorunluluğu var.

559 . Erkekte erken boşalma sorunu varsa, mastürbasyon yapması gerektiği söyleniyor. Erkek mastürbasyon yaparak boşalma anını geciktirmeyi öğreniyor. Boşalma süreçlerini tek tek yazarak cinsel terapi sırasında psikiyatristine aktarıyor. . Vajinismus gibi sorunlarda, kadından öncelikle vücudunu tanıması isteniliyor. Örneğin, kadına ayna karşısında vajinasını incelemesi gerektiği aktarılıyor. Ayrıca, kadının yine ayna karşısında bir takım egzersizler uygulayarak,vajinasının nasıl gevşeyip yeniden eski haline döndüğünü kendi gözleriyle görmesi sağlanıyor. . Bazı sorunlarda çiftlere cinsel birleşme yasağı konuluyor. Ama bu noktada ne yapılması gerektiği de aktarılıyor. Örneğin, eşlerin tıpkı flört dönemindeki gibi birbirlerini uyarmaları gerektiği belirtiliyor. Böylelikle eşler, bir süre sonra uyarı noktalarını keşfetmeye başlıyor. Bu şekilde kendinden gelişen cinsel uyarıların artırılmasına çalışılıyor. . Orgazm güçlüğü gibi sorunlarda çeşitli cinsel birleşme teknikleri aktarılıyor. Bu sayede çiftlerin orgazmı keşfetmeleri sağlanıyor. güçlük çekmeleri. İşte, bu noktada psikiyatristler aracı konumuna geçerek çiftlere yardımcı oluyor.

560 [email protected] EV ÖDEVİNDE NELER VAR?.Kişinin hem tek başına, hem de eşiyle birlikte uygulaması gereken ev ödevleri mevcut. Bu ödevler, masaj, cinsel birleşme teknikleri,uyarılma noktalarının keşfedilmesi gibi çeşitli uygulamaları içeriyor. . Ödevlerde eşleri katılımı çok önemli. Çünkü, bireysel ev ödevinde,eşinin yapıp yapmadığını kontrol etmek zorunluluğu var. .Erkekte erken boşalma sorunu varsa, mastürbasyon yapması gerektiği söyleniyor. Erkek mastürbasyon yaparak boşalma anını geciktirmeyi öğreniyor. Boşalma süreçlerini tek tek yazarak cinsel terapi sırasında psikiyatristine aktarıyor. . Vajinismus gibi sorunlarda, kadından öncelikle vücudunu tanıması isteniyor. Örneğin, kadına ayna karşısında vajinasını incelemesi gerektiği aktarılıyor. Ayrıca, kadının yine ayna karşısında bir takım egzersizler uygulayarak, vajinasının nasıl gevşeyip yeniden eski haline döndüğünü kendi gözleriyle görmesi sağlanıyor.

561 UYUMLU CİNSELLİĞİ YAKALAYIN!

562 UYUMLU CİNSELLİĞİ YAKALAYIN!Zaman ne kadar hızlı ilerlese ve modern anlayış yerleşse de kulaktan kulağa yayılan bazı bilgiler varlığını hala koruyor. Ancak çoğu yanlış bilgiden başka bir şey ifade etmeyen bu hurafeler, cinselliğe dair olursa, bakın nasıl hatalar yapılıyor? Limon yedi, kızlık zarı esnek kaldı'', "Oral seks hamile bırakır", "Mastürbasyon, erkeklerde güç kaybına ve kısırlığa neden olur, kadınların da bakireliğini bozar", "Cinsel ilişkiden alınan zevk, penisin boyutuyla doğru orantılıdır" vb... Ne mutlu ki, günümüzün modern kadını, bu inanışların ne denli yanlış olduğunun artık bilincinde! Öyle ya, kim oral seks yaparken hamile kaldı?! Ya da kim sevgi dolu sözcükler ve duygu yüklü dokunuşlarla zirveyle tanışırken partnerinin penis boyutunu sorun yaptı?! Veya düzenli olarak mastürbasyon yaptığı için kısır kalan bir erkek tanıyor musunuz? Tabii ki, hayır! Yıllarca doğruluğuna inandığımız pek çok düşüncenin aslında hurafeden başka bir şey olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Ancak cinsel yaşantımızla ilgili bazı soruların yanıtlarını hala bulamadık. Örneğin; erkeklerin aldatma nedeni 'genleri' mi, yoksa bu, çapkınların uydurduğu bir bahane mi? Peki, ya mastürbasyon ve erotik fantezilerin ardında yatan gerçek nedir? Artık partnerimizi sevmediğimizin bir göstergesi olabilir mi? Biz de, bu yazımızda size, cinsel yaşam üzerine söylenen 6 yanlışı ortaya çıkarmak ve doğrularını tüm çıplaklığıyla gözönüne sermek için yatak odasını büyüteç altına aldık! YANLIŞ 1 Kadınlar genetik olarak sadakate, erkekler ise aldatmaya programlanmıştır. Bu cümle, tüm Kazanovaların bir bahanesi mi, yoksa biyolojik bir gerçek mi? Pek çok bilim adamı, aldatmanın kalıtımsal olabileceği olasılığı üzerinde duruyor!

563 Bu görüşü benimseyen uzmanların teorisine göre, erkekler için önemli olan 'nicelik'! Yani erkekler, soylarının devam etmesini sağlamak amacıyla içgüdüsel olarak mümkün olduğunca çok kadını hamile bırakmak istiyor. Kadınlar ise tam aksine, cinsel yaşamlarında 'niteliği' ön planda tutuyor! Onlar, özenle çocuklarına baba olabilecek en iyi genetik materyali bulmak için cinselliği yaşıyor. Dolayısıyla erkekler, biyolojik çağrılarına uyarak çok sayıda kadınla ilişkiye girerken, kadınlar ise monogomide ısrar ediyor. Aile terapisti Terry Burnham, "Genlerimiz" adlı kitabında, bu görüşün neden doğru olmadığını şöyle açıklıyor: 'Biz, çocuğumuzun sorumluluğunu alabilmek için biyolojik olarak uzun süre tek bir partnerle yaşamaya programlandık. Ama monogaminin genetik olarak kodlanmış olması, ne kadınlar ne de erkekler için geçerli olabilir! Zaten son zamanlarda yapılan araştırmalar da bu görüşü destekliyor. Öyle ki, araştırmalara göre; kadınların yüzde 42'si yaşamlarının bir döneminde eşlerini aldatmışlar! Erkeklerin yüzde 46'sının sadakatsiz olduğunu düşünecek olursak, kadınların da aldatmaya meyilli olduğu apaçık ortada!' Tabii bu rakamlar, yabancı ülkelerdeki kadınlar için geçerli! Ancak uzmanlarımıza göre, ülkemizde eşlerini aldatan kadınların sayısı da gün geçtikçe artıyor. O halde, kadınların monogomiyi benimsediği nereden çıktı? Yanıtı, çok basit! Kadınlar, yüzyıllar boyunca cinsel arzularını hep gizlemek zorunda kaldı. Bunun en önemli nedeni de toplum baskısıydı. Bir başka neden de kadınların, ekonomik olarak erkeklere bağımlı olmaları ve evlilik dışı bir ilişkiden hamile kalma korkularıydı. Ancak günümüzün modern kadını, ekonomik özgürlüğünü eline aldı, doğum kontrol yöntemleri konusunda aydınlandı ve toplum için değil, öncelikle kendisi için yaşamanın gerekli olduğunun farkına vardı! Dolayısıyla cinselliğini de korkusuzca yaşamaya başladı!

564 [email protected] DOĞRU 1Sadakatsizliğin genlerle pek ilgisi yok aslında. Aldatmanın en önemli nedeni, hiç kuşkusuz, yeni bir maceraya doğru yol almak; heyecan, korku ve tutkunun cazibesine kapılmak. Günümüzün kadınları da artık ilişkilerinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda, erkekler kadar olmasa da macera peşinde koşabiliyor! YANLIŞ 2 Mastürbasyon yapan, eşinden hoşnutsuzdur. Yatakta tek başına... İşte, konuşulması adeta tabu olan bir konu! Öyle ya, kim mastürbasyon yaptığını çevresiyle paylaşabilir ki! Peki, ya partnerimizin zaman zaman yatakta tek başına cinselliği yaşadığını fark ettiğimizde? İşte o an beynimizi bir kurt kemirmeye başlıyor adeta! "Artık beni çekici bulmuyor mu?","Başka bir kadın mı var?" düşüncesi, hemen paniğe kapılmamıza neden olur! Oysa korkmaya hiç gerek yok! Çünkü mastürbasyon, partneriniz için aslında bir gevşeme yönteminden başka bir şey değil. Yapılan araştırmalar, erkeklerin yüzde 92'sinin ve kadınların yüzde 60'ının yaşamlarının bir döneminde en az bir kez mastürbasyon yaptıklarını ortaya koyuyor. Peki, tek başına seks yapmak neden daha cazip gelebiliyor? Şöyle açıklanabilir... Nihayet kendinizle ve fantezilerinizle başbaşa kalabildiniz. Partnerinizin ihtiyaçlarını düşünmeden, onun tepkilerine konsantre olmadan, özgürce, istediğiniz gibi hareket edebilirsiniz! Araştırma sonuçlarına göre, kadınların yüzde 83'ü mastürbasyonla orgazma ulaşıyor. Bunun aksine, partneriyle cinsel ilişkiye giren kadınların zirveye ulaşma oranı ise sadece yüzde 29. Eee, hal böyle olunca da zaman zaman tek kişilik heyecanı yaşamanın ne zararı olabilir ki! Üstelik kendini tatmin etmek, cinsel açlığa işaret etmiyor; hatta yatakta her şeyin yolunda gittiğini kanıtlıyor! Nitekim seksologlar, düzenli bir cinsel yaşamın libidoyu kışkırtarak cinsel isteği arttırdığı görüşünde.

565 [email protected] DOĞRU 2Ara sıra yaşanan 'tek kişilik heyecan' sizi korkutmasın. Üstelik mastürbasyon yaparken edindiğiniz tecrübeler ve fantezilerinizden ikili ilişkilerinizde de yararlanabilirsiniz. Cinsel yaşantınıza daha fazla heyecan katmak fena mı olur? YANLIŞ 3 Başkalarıyla erotik fantezi kuran, partnerine aşık değildir Kesinlikle doğru değil! Araştırmalara katılan pek çok erkek, Julia Roberts ile yatağa girmeyi hayal ettiklerini, kadınlar da aynı şekilde, düşlerinde Brad Pitt ile seviştiklerini belirtmiş. Hadi itiraf edelim, belki barda karşılaştığımız karizmatik bir genç, belki de evimize servis getiren güleç yüzlü pizzacı... Hangimiz düşüncelerimizde kaçamak yapmadık ki? Bu, eşimizin artık bize yetmediğinin bir işareti olabilir mi? Olağan durumlarda tabii ki hayır! Fantezi kurmak, düşüncelerimizde çeşitli rollere girmemizi ve pratikte yapamadıklarımızı teorik olarak uygulayabilmemizi sağlar. Ara sıra zihinde yaşanan kaçamaklar ise hem kendinizin hem de partnerinizin cinsel arzusunu kamçılayabilmeniz için en iyi metot aslında. Ancak bu bir süre sonra zorunluluğa dönüşmemeli! Eğer iş yerindeki arkadaşınızı düşünmeden partnerinizle sevişemiyorsanız, o zaman durum değişir! Bu, cinsel yaşantınızda ciddi bir sorunla karşı karşıya kaldığınızın bir işareti olabilir. DOĞRU 3 Heyecan dolu fanteziler, cinsel birlikteliğinizin daha tutkulu yaşanmasını sağlıyor. Rutinleşen cinsel yaşantınız yeniden renkli ve uyumlu bir birlikteliğe dönüşüyor.

566 [email protected] YANLIŞ 4Aldatmak ilişkinin sonudur! Gözyaşları, bağrışmalar, isyan ve kin... Ama ilişkiye nokta koymak için gerçekten yeterli bir neden mi sizce? Üstelik aldatmanın aslında doğamızda var olduğunu biliyorken... Bazen yasakların ne kadar çekici geldiğinin farkındayken... Nedeni ne olursa olsun, aldatmak kabullenilmesi zor bir durum! Ama bunu büyük bir drama dönüştürmenin gereği var mı? Çevrenizde, bu sorunu aşarak yeniden tek bir kalp ve tek bir ruh olmayı başaran pek çok çift var. Peki, bunu başarmanın formülü ne olabilir? Eğer ilişkiniz her konuda iyi gidiyorsa, aldatmayı, anlık olarak gelişen yanlış bir adım olarak değerlendirebilirsiniz. İyi giden bir ilişkide, bu istenmeyen durum, problemlerin aşılmasını sağlayabilir. Bu yüzden karşılıklı konuşmayı deneyin ve ilişkinizi gözden geçirin. Aldatılan taraf sizseniz, aşmanız gereken büyük bir sorun var; o da partnerinize yeniden güven duymak! Eskisi gibi aynı değeri vermeyi başarır, kızgınlık ve acıyı yener, ona biraz olsun anlayış gösterirseniz, ayrılmanız için bir neden yok aslında. Ama ilişkinizde uzun zamandır sorun yaşıyorsanız, o zaman sevinin; çünkü nihayet ayrılmak için bir nedeniniz var demektir! DOĞRU 4 Yıpratıcı da olsa, aldatılmak herkesin başına gelebilir. Ancak eşiniz sizi sık sık aldatıyorsa, onu affederek boşuna kürek çekiyorsunuz. Siz en iyisi, biraz cesaret ve biraz da kararlı adımlarla yeni bir yola doğru yelken açın!

567 [email protected] YANLIŞ 5Partnerinizi seviyorsanız, yatakta ne istediğini bilirsiniz! Kesinlikle doğru; ancak gerçek yaşamda değil, filmlerde! Herkes filmlerdeki kadar uyumlu ve eğlenceli bir cinsel ilişki yaşamak istiyor. Yakışıklı bir erkek, güzel bir kadına aşık oluyor ya da tam tersi. Bu ikili yatakta olduğu sürece izlediğimiz tek şey, bulutların üzerinde uçan ikili. Üstelik de hiç konuşmadan! Peki, ya gerçek yaşamda cinsel birliktelik aynı uyum ve keyifle mi yaşanıyor? Durum, hiç de filmlerdeki gibi değil ne yazık ki! Kelimelerin yer almadığı cinsel yaşam, insanı genellikle bulutların üzerinde filan uçurmuyor! Çünkü sevgi, partnerinizin neyi sevdiğini, nelerden nefret ettiğini bilmenize yeterli gelmiyor. Cinsel ilişki sırasında birbirinizle konuşmayı deneyin. Böylece kelimelerin gücüyle partnerinize pek çok şey öğretebilirsiniz. Oysa yatakta adeta sessiz film oynayan ikili, zevkin doruğuna ulaşmaktan mahrum kalma riskiyle karşı karşıya kalabilir! DOĞRU 5 Çoğumuz yatakta kelimelerin gücünün farkında değiliz maalesef! Siz siz olun, uyumlu bir cinsel ilişki için kendinize engeller koymadan, sıkılmadan, ona nelerden hoşlandığınızı açıkça ifade edin. Kullandığınız kelimeler ve ses tonunuzun partneriz üzerinde adeta afrodizyak etkisi yaratacağını da unutmayın! YANLIŞ 6 Erkek sevişmiyorsa, alarm sinyalleri çalıyor demektir! "Beni rahat bırak, başım ağrıyor" Partnerinizin dudaklarından süzülen bu kelimeler, alarm sinyalleri veriyor! Onun bu isteksizliğinin altında mutlaka ciddi bir problem yatmalı.

568 Çünkü size göre, yatakta sadece kadınların başı ağrır, erkeklerin değil! Ona, seksoloğa gitmeyi teklif etmeden önce biraz düşünün! Çünkü büyük bir olasılıkla terapiler hoşuna gitmeyecektir. Ayrıca sadece sizin değil, partenirinizin de aklını pek çok şeyin meşgul edebileceğini düşünün. Evet, siz yoğun iş temposu, alışveriş, ev işlerinin sorumluluğu derken aklınızı pek çok şeye birden vermek zorunda kalıyor olabilirsiniz. Peki, ya partneriniz? O da iş projeleri, maddi endişeler ya da arkadaşıyla yaşanan sorunlar altında eziliyor olabilir! Bu durumda, doğal olarak cinsel yaşam, onun hayatında ilk sıralarda yer almayabilir. Ama bu, sizin cinsel çekim gücünüzün azaldığı anlamına gelmez! Yapılan araştırmalar da erkeklerin zaman zaman cinsel soğukluk yaşayabileceğini destekliyor zaten. Öyle ki, araştırmalara göre erkeklerin yüzde 22'si ara sıra cinsel ilişkiye karşı isteksizlik duyuyormuş. Partneriniz yatakta buz kesildiğinde ne yapmanız gerektiğine gelince... Güzel bir masaj, mum ışığında bir akşam yemeği, evde birlikte izlenen bir komedi filmi, partnerinizi biraz olsun rahatlatacaktır. Mumlar, tütsüler ve kırmızı şarap eşliğinde yapılan köpüklü banyo keyfi de eşinizde adeta afrodizyak etkisi yaratacaktır. Deneyin, pişman olamayacaksınız! Ancak, tüm çabalarınıza rağmen cinsel yaşama olan isteksizliği hala devam ediyorsa, en sevdiği iç çamaşırlarınıza bile sırtını dönüyorsa, o zaman durum ciddi demektir! DOĞRU 6 Hepimiz zaman zaman çeşitli sorunlar altında eziliyor, cinsel soğukluk yaşayabiliyoruz. Dolayısıyla partneriniz de içinde bulunduğu sıkıntılı durumu bazen yatak odasına taşıyabilir. Ancak artık televizyon karşısından ayrılmıyor ve yatağa girer girmez size sırtını dönmeye başlıyorsa, bir uzman yardımı almayı düşünün.

569 İDEAL CİNSEL İLİŞKİ

570 IDEAL CİNSEL İLİŞKİ [email protected]İdeal bir cinsel ilişki ve sıklık derecesi, günümüzde en çok merak edilen konulardan biri... Uzmanlar ise ideal cinsel ilişki ve sıklığının çiftlere göre değişebileceğini belirtiyor. Her kadın ve erkeğin cinselliğe ilgisinin, cinsel etkinlik gereksiniminin farklı olacağını belirten uzmanlar, aynı birey için de yaşamının farklı dönemlerinde, kişiye, ilişkiye ve ortama ilişkin bir çok etkene göre değişiklikler olacağını kaydetti. Cinselliğin bir çok alanında olduğu gibi, istenen cinsel ilişki sıklığı için de standartlardan söz etmenin doğru olmayacağını vurgulayan uzmanlar, yapılan araştırmalarda, cinsel yaşamlarını sorunsuz kabul eden gönüllü çiftlerin ortalama olarak haftada iki kez cinsel ilişkide bulunmak istediklerinin görüldüğünü kaydetti. GENELLEME YANLIŞ: Uzmanlar, bu konuda yapılan araştırmaların tam olarak gerçeği yansıtamayacağına dikkat çekerek, insan yaşamına ilişkin konularda, ortalama değerlerin toplumun normal i olarak değil, toplumdaki insanların çoğunluğunun taşıdığı özellikler olarak düşünülmesi gerektiğini, aynı toplumda değerlerin dışında kalan bir çok kişinin olacağı ifade edildi. KİŞİLER BELİRLER: Bir çok kişinin, kendisinin de eşinin de cinsel isteğine ve yaşam koşullarına bakmaksızın, doğru ya da gerekli olduğuna inandığı bir sıklıkta cinsel ilişki kurmak gerektiğini düşündüğünü ve bu gerçekleşmediğinde cinsel yaşamını doyumsuz bulduğunu vurgulayan uzmanlar, kişinin gerekli bulduğu cinsel ilişki sıklığının, günde bir kaç kere ya da yılda bir kere olabileceğini dile getiriyor. SIKLIKTA UYUŞAMAMAK:İstenen cinsel ilişki sıklığında uyuşamamanın, çift için önemli bir cinsel sorun kaynağı olduğunu ifade eden uzmanlar, her zaman bu sorunun altında gerçek bir cinsel işlev bozukluğu bulunmadığını dile getirdiler.

571 CİNSEL FANTAZİLER

572 CİNSEL FANTAZİLER I

573 CİNSEL FANTAZİLER I [email protected]Erkekler ve kadinlar arasinda kurulan cinsel fantezilerin arasindaki farkliliklari hiç düsündünüz mü? Erkeklerin kadinlardan çok daha fazla fantezi kurdugu ve bu fantezilerin genelde mastürbasyon esnasinda kuruldugu bir gerçektir. Erkekler cinsellik konusunda daha fiziksel yönlere önem verdiklerinden onlarin kafalarinda imaj yaratmalari, vücut hatlarini netlestirmeleri, hayal ettikleri kisi tarafindan bastan çikarilmayi fantezi haline getirmeleri olagandir. Erkekler için fantezi kurmak genelde cinsel organlariyla ilgili olup, açik ve net imaj görebilmeleriyle ilgilidir. Kadinlar erkeklere nazaran daha az fantezi kurarlar. Fanztezi kuran kadinlar görsel imajlara ve cinsel organlara daha az önem verirler. Onlarin fantezileri genelde duygu ve romatizm dolu bir hikayeye benzer. Bunu demekle beraber tabii ki mastürbasyon esnasinda erotik fantezi kuran kadinlar da vardir. Cinsel fantezilerin gereksinimleri çok yönlüdür. Fanteziler cinsel istegi, cinsel duyarliligi, cinsel yasantinin hazini, orgazma ulasmanizi perçinlestirebilir. Cinsel istek elektrik dügmesi gibi kontrol edilecek birsey degildir; istedigimiz zaman açip kapatabilecegimiz. Çogu insan, özellikle yaslari ilerledikçe veya iliskileri olgunlastikça, cinsel isteklerinin o kadar çabuk uyarilamadigini görürler. Bu dönemlerde fantezilerin yardimi olabilmektedir.

574 Fanteziler cinsel istegin uyarilmasinda oldukça yardimci olmaktadirlarFanteziler cinsel istegin uyarilmasinda oldukça yardimci olmaktadirlar. Iliskiye girmeden evvel çogu insan kendisini beynen hazirlama ihtiyacini duyar. Bunu da girecegimiz cinsel iliskiye beynimizde canlandirarak yapariz. Partnerinizin yakinligini, sicakligini, size dokunuslarini hayal etmekle baslayabilirsiniz. Partnerinizin yüzünü, gözlerini, dudaklarini kafanizda imajlar halinde görmeye çalisabilirsiniz. Sadece sizin hosunuza gidecek fiziksel imajlari yaratmaniz çok önemlidir. Cinsel istegi uyarmakta partnerinizle günlük temaslariniz da önem tasimaktadir. Telefonla partnerinizi ariyarak "bütün gün senin o muhtesem vücudunu düsünüp duruyorum" veya "Bil bakalim bu aksam seninle ne yapmak istiyorum?" gibi sözlerin söylenmesi, partnerinizin de erotik fanteziler kurmasina yardimci olacaktir. Sadece fantezi kurmakla kalmayip aksam bulustugunuzda da bu fantezilerin iliskinizi yansima olanaginin yüksek olacagi söz konusudur. Tek basina yasayanlar için gündüzleri fantezi kurmak fantezi kurmak aksamlari kendilerini sevmek açisindan iyi bir hazirlik olabilir. Fanteziler genelde birlikte oldugumuz kisilerle ilgili kurulsalar da bu baska kisiler hakkinda fantezi kurmamiza engel olmaz. Baska kisiler birlikte çalistigimiz mesai arkadasimizdan tutun ünlü birilerine kadar genis bir yelpazeye sahiptir. Baska kisiler için kurdugunuz fantezileri su andaki bulundugunuz iliskinin içine katmaniz normaldir. Böylece duygularinizi canli tutabilirsiniz. Ama bazilari baska kisileri iliskilerine katmakta suçluluk duygusu duyarlar. Bu durumlarda fantezilerinizi partnerinizle sinirli tutmaniz tavsiye edilir.

575 CİNSEL FANTAZİLER II

576 CİNSEL FANTAZİLER II [email protected]Cinsellik konusunda çok sayida arastirmasi bulunan ünlü gazeteci/yazar Nancy Friday, cinsel düsleri söyle tanimliyor: Cinsel düs, bir arzu, hüner, kaçis ve belirsizlik haritasidir; endise, suçluluk ve çekingenlik kayalik ve kumsallarinda kendimizi yönlendirmek için icat ettigimiz deniz yoludur. Bilinçli bir islemdir, ama bilinçalti baskilara tepki olarak ortaya çikmaktadir. Ilginç olan yan, fantezilerin yalnizca garip olmasi degil, makul de olabilmesidir; herbiri, onu yaratan insanin kisiligi ve bilinçalti hakkinda baglantili ve tutarli bir resim verir. Kisi onu saçma geçici bir arzu olarak düslemis olsa bile, kendinden birseyler yansittigi gerçegi degismez. Bu tanimda gösterilmek istenen en önemli nokta, cinsel fantazilerin yalnizca doyumsuz kalan dileklerden kaynaklanmadigidir. Aslinda cinsel düsler konusundaki en belirgin yanilgi genellikle bu olmaktadir. Oysa insanin bilinçaltindaki arzulari mutlaka gerçeklesmesi güç ya da olanaksiz olan niyetler degildir. Evet, bazi dilekler bastirilir, çünkü kamu içindeki genel iyi ve kötü kavramlarina uymamaktadir. Bazi dileklerse Freudiyen açiklamalar uyarinca, eski ödipal korkulari uyaracagi gerekçesiyle bastirilmakta, hatta unutulmaktadir. Ama bu kuytu ormanin içinde, Freud'un "çok yönlü sapma" diye adlandirdigi erotik yasamin ilk evresinin izleri de bulunmakta ve cinsel dürtülerimize enerji, parlaklik ve o gizli heyecanli suç dozunu saglamaktadir. "Çok yönlü sapma" kavramiyla Freud'un anlatmak istedigi, dogusta bebeklerin, vücudun her açikligindan tenin herhangi bir noktasinin erotik uyarim alabilecek kadar farklilasmadan uzak oldugudur. Bu uyarim, her iki cinsten olabilecegi gibi herhangi bir hayvandan, yiyecekten, nesneden, renkten, hava akimi veya isi degisiminden de olabilir. Çocuk büyüdükçe toplumsallasarak bir kimlik kazanir, aldigi ya da aradigi doyumlar da özellesir.

577 Ancak bilinçaltinin bir kösesinde ilk bebeklik döneminin henüz törpülenmemis bu duyumlari kalmis olacaktir. Bu anlamda cinsel düslerin, bebeklikte yasanan o herseyden güçlü hazlara yaklasabildigimiz en uç nokta oldugu düsünülebilir. Bu da, cinsel düslerin mutlaka doyumsuz kalmis arzulardan kaynaklandigina degil, geçmisteki birtakim güzel duyumlari yeniden yasama arzusundan da kaynaklanabilecegine isaret etmektedir. Bazi fantazilerin mutlaka gerçeklestirilmesi gereklidir. Nancy Friday, güzel bir kizi yemege çikarmayi düsleyen utangaç bir erkegin, çekingenligini bir kenara birakarak düsünü gerçeklestirmeye koyulmasinin çok yerinde oldugunu söylemektedir. Erkekler cinsellik konusunda düs kurmaya kadinlardan daha fazla egilim gösterirler. Kadin ve erkek cinsellikleri arasindaki baslica farklilik da budur. Psikolojik uyarilma erkek cinselliginde çok daha belirleyicidir. Kinsey'in bulgularina göre, kendi kendini uyarirken erkeklerin % 90'ina karsilik kadinlarin ancak % 50'si düs kurmaktadir. Bundan baska, erkeklerin fantezileri çogunlukla tatmin olmamis ya da bastirilmis birtakim arzulari yansitirken, kadinlarin genellikle hoslanmis olduklari deneylerini düsledikleri tesbit edilmistir. Ancak günümüzde cinsel özgürlesmeye paralel olarak kadinlarin düsleme oraninda da, niteliginde de bir degisim oldugu düsünülebilir. Ne olursa olsun, Kinsey'in arastirmasindan bu yana 60 yil gibi uzun bir süre geçmistir. Aslinda niteliksel olarak kadin fantezilerinin, tipik olanin disina çiktigi örneklere söz konusu 60 yilin gerisinde de rastlamak mümkündür. Örnegin, James Joyce'in 1922'de yayinladigi Ulysses adli ünlü kitabinin kadin kahramani Molly Bloom'un fantezileri bu türdendir. Molly Bloom, zaman zaman limandaki denizcilerle birlikteligin nasil olacagini düslerken, çogunlukla kocasi ve asiginin doldurdugu geçmisinden çekip çikardigi çesitli anilarla fantaziler kurmaktadir.

578 Her ne kadar Molly Bloom olayinda da sergilendigi gibi kadinlar yasamis olduklari bireysel deneylerinden kaynaklanan fantaziler kurmaktaysalar da, fantazi olgusu hala daha esas olarak erkeklere hastir. Örnegin Kinsey, mastürbasyon sirasinda erotik kitap ya da resimlerden bir uyari unsuru olarak yararlanmanin kadinlarda neredeyse hiç görülmedigini bildirmistir. Oysa erkeklerin, psikolojik uyarim unsuru olarak erotik sinemaya ve dergilere düskünlügü, önemli bir ticaret alani yaratabilecek boyutlardadir. Kinsey zamaninda kadinlarin, erkeklere kiyasla düsleri hem nicelik, hem de nitelik olarak daha sinirli olmus olabilir. Ancak günümüzde yapilan arastirmalar artik kadin düslerinin de oldukça renklilestigine isaret etmektedir. En belli basli cinsel düs temasi; kadinlar arasinda tecavüz olagelmistir. Bunun disinda sayilabilecek temalarin sayisi az degildir. Akraba aski, yasak olani yapmak, escinsellik, teshircilik, fahiselik, mazohizm, sadizm gibi motifler sik sik kadin fantazilerine malzeme saglamaktadir. Dolayisiyla düs kurma bakimindan erkeklerle kadinlar arasinda farkliligin giderek azaldigi düsünülebilir. Yasamlari boyunca hiç yapmamis olduklari veya düsleri disinda asla yapmayi düsünmeyecekleri seyleri hayal etme aliskanliginin yalnizca erkeklere has oldugu yolundaki genel kani, yeniden gözden geçirilmelidir. Kadinlarin cinsel fantazilerinden bahsetmekten çekindigi dönemler giderek geçmise gömülmüstür. Istatistiksel olarak cinsel düs konusunda erkeklere yaklasamadiklari halde kadinlarin da oldukça rahatladiklari ve düslerinden bahsedebildikleri kesindir. Yalnizca cinsel düsler kurarak orgazma gelen kadinlar bilinmektedir. Gerek kadinlarda, gerekse erkeklerde cinsel düsler kurmak son derece olagan bir durumdur. Cinsel sapiklikla bir iliski aramak yersizdir. Insanlarin üzerine çesitli baski ve endiselerin kalkmasina da yardim eden bu düsler, cinsel sapiklik degil olsa olsa cinsel uyum ve doyuma yolaçabilir.

579 KADIN VE ERKEKLERİN CİNSEL FANTEZİLERİNDEKİ FARKLILIKLAR!

580 . KADIN VE ERKEKLERİN CİNSEL FANTEZİLERİNDEKİ FARKLILIKLAR!.Erkekler ve kadınlar arasında kurulan cinsel fantezilerin arasındaki farklılıkları hiç düşündünüz mü? Erkeklerin kadınlardan çok daha fazla fantezi kurduğu ve bu fantezilerin genelde mastürbasyon esnasında kurulduğu bir gerçektir. Erkekler cinsellik konusunda daha fiziksel yönlere önem verdiklerinden onların kafalarında imaj yaratmaları, vücut hatlarını netleştirmeleri, hayal ettikleri kişi tarafından baştan çıkarılmayı fantezi haline getirmeleri olağandır. Erkekler için fantezi kurmak genelde cinsel organlarıyla ilgili olup, açık ve net imaj görebilmeleriyle ilgilidir. Kadınlar erkeklere nazaran daha az fantezi kurarlar. Fanztezi kuran kadınlar görsel imajlara ve cinsel organlara daha az önem verirler. Onların fantezileri genelde duygu ve romatizm dolu bir hikayeye benzer. Bunu demekle beraber tabii ki mastürbasyon esnasında erotik fantezi kuran kadınlar da vardır. Cinsel fantezilerin gereksinimleri çok yönlüdür. Fanteziler cinsel isteği, cinsel duyarlılığı, cinsel yaşantının hazını, orgazma ulaşmanızı perçinleştirebilir. Cinsel istek elektrik düğmesi gibi kontrol edilecek birşey değildir; istediğimiz zaman açıp kapatabileceğimiz.

581 Çoğu insan, özellikle yaşları ilerledikçe veya ilişkileri olgunlaştıkça, cinsel isteklerinin o kadar çabuk uyarılamadığını görürler. Bu dönemlerde fantezilerin yardımı olabilmektedir. Fanteziler cinsel isteğin uyarılmasında oldukça yardımcı olmaktadırlar. İlişkiye girmeden evvel çoğu insan kendisini beynen hazırlama ihtiyacını duyar. Bunu da gireceğimiz cinsel ilişkiye beynimizde canlandırarak yaparız. Partnerinizin yakınlığını, sıcaklığını, size dokunuşlarını hayal etmekle başlayabilirsiniz. Partnerinizin yüzünü, gözlerini, dudaklarını kafanızda imajlar halinde görmeye çalışabilirsiniz. Sadece sizin hoşunuza gidecek fiziksel imajları yaratmanız çok önemlidir. Cinsel isteği uyarmakta partnerinizle günlük temaslarınız da önem taşımaktadır. Telefonla partnerinizi arıyarak "bütün gün senin o muhteşem vücudunu düşünüp duruyorum" veya "Bil bakalım bu akşam seninle ne yapmak istiyorum?" gibi sözlerin söylenmesi, partnerinizin de erotik fanteziler kurmasına yardımcı olacaktır. Sadece fantezi kurmakla kalmayıp akşam buluştuğunuzda da bu fantezilerin ilişkinizi yansıma olanağının yüksek olacağı söz konusudur. Tek başına yaşayanlar için gündüzleri fantezi kurmak fantezi kurmak akşamları kendilerini sevmek açısından iyi bir hazırlık olabilir. Fanteziler genelde birlikte olduğumuz kişilerle ilgili kurulsalar da bu başka kişiler hakkında fantezi kurmamıza engel olmaz. Başka kişiler birlikte çalıştığımız mesai arkadaşımızdan tutun ünlü birilerine kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Başka kişiler için kurduğunuz fantezileri şu andaki bulunduğunuz ilişkinin içine katmanız normaldir. Böylece duygularınızı canlı tutabilirsiniz. Ama bazıları başka kişileri ilişkilerine katmakta suçluluk duygusu duyarlar. Bu durumlarda fantezilerinizi partnerinizle sınırlı tutmanız tavsiye edilir.

582 KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ

583 KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİSanildiginin aksine kadinlarin da cinsel fantezileri vardir. Erkekler bunu ne kadar görmezlikten gelse, bazi kadinlar da bu fantezileri ne kadar "sapiklik" olarak algilasa da, aslinda "fanteziler" seksin tuzu biberidir... O yüzden fantezilerinize kulak verip zaman zaman aklinizdan geçenleri partnerinizle paylasmaktan çekinmeyin... "Türk kadinlarinin cinsel fantezi" örnekleri pek dillendirilmedigi için bu hafta yabanci bir yazarin kitabindaki fantezilerden bazilarini yayinliyoruz. Ama dileyen, yani cesareti olan kadin okurlarimiz "cinsel fantezileri"ni paylasmak isterse, "yatak odasi" sayfamizin kapisi her zaman onlara açik! Herkes hayal kurar, herkesin düsgücü vardir. Cinsel fantezilerde buna dahil. Ama en çok cinsel fanteziler gizlenir, açiklanmaz. Özellikle de kadinlar fantezilerini çok fazla paylasma yanlisi degildir. Sadece yakin kiz arkadaslariyla paylasirlar cinsel fantezilerini... Kocalarina ya da sevgililerine "fantezilerini" anlatmaya korkarlar. Nancy Friday'in "fantezi" kitabi "Fanteziler, cinsiyetin gelisimi olarak düsünülmelidir. Bence kadinlardaki cinsel bilgi potansiyeli, bu gizli tehdit ve güçlü rakip en çok erkekleri rahatsiz ediyor". Ünlü yazar Nancy Friday büyük ilgi gören "Benim Gizli Bahçem" adli kitabinin önsözünde böyle diyor.

584 Farkli sosyal gruplardan, degisik kültürde ve her yastan kadinla yaptigi sohbetlerde sayisiz fanteziyi biraraya getiren Nancy Friday "Benim Gizli Bahçem" adini tasiyan kitabini bu sekilde olusturmus. "Kimse kurdugu fantezi nedeniyle suçlanmamali" diyen Friday'in kitabinda birbirinden ilginç "kadin fantezileri" mevcut. Iste bu fantezileri anlatan kadinlardan biri ve onun hikayesi.... Sevgilimi yatakta bir doktor olarak hayal ediyordum! Vicki, 30 yasinda. Bekar. Ikinci esinden yeni ayrilmis. Egzotik görünüsüyle birçok erkegi etkilemesine ragmen, o hep hain yaradilisli erkekleri tercih ediyor. Simdi gözlerini çoktan bir sonraki esin kesfine dikmis durumda! Fantezisine gelince... "Son günlerde sevgilimin doktor oldugunu hayal etmeden onunla yataga giremiyorum. Bu odaklandigim fantezinin seksi gözümde yüceltip yüceltmedigi konusunda herhangi bir fikrim yok. Tek bildigim hayal ettigim doktorun, basligi ve maskesiyle biraz kendi doktoruma benzedigi... Oysa simdiye kadar hiçbir doktorla romantik bir iliski yasamadim. Tanri biliyor ki, muayeneler sirasinda da tahrik olmadim. Zaten çocukken de komsu çocuklariyla hiç doktorculuk oynamamistim! Ama su siralar bir erkekle yataga girdigimde onu hep doktorum gibi görüyorum. Ne kadar çok heyecanlanirsam, bacaklarim o kadar havaya kalkiyor ve o doktor da o kadar bacaklarimin arasina giriyor... Ne demek istedigimi anliyorsunuz. Muayene ne kadar karmasiksa heyecanim da o kadar siddetli oluyor. Doktor teshise yaklastikça ben de orgazma ulasiyorum. Orgazmdan sonra doktorun maskeli surati bana dogru yaklasiyor ve o sevgi dolu gözler bana harika durumda oldugumu söylemeden önce her sey olmasi gerektigi yere dönüyor."

585 Hayli ilginç olan bu fantezi, Friday'in kitabinda yer alanlardan sadece biri. Isin ilginç yani, bugün birçok erkek, eslerinin ya da sevgililerinin fantezileri olabilecegini düsünmek istemiyor. "Masum bir hayal" deyip geçistirmeyi de basaramiyor. Ya kafasi takiliyor ya da "olamaz" deyip inkar ediyor. Bir fantezi daha! Friday'in kitabinda yer alan diger bir fantezi ise evli bir kadina ait: "Size 3.5 yildir evli oldugumu söylemeliyim. Kocama cinsel fantezilerimi hiç anlatmadigimi söylemeliyim. Iste zaman zaman düsündügüm fantezilerden biri... Kocamla sevisirken arkadaslarimizdan birinin benimle sevistigini düsünmek bana müthis bir heyacan veriyor. Baska biriyle iliskiye girmek gibi bir istegim yok. Ama bu ekstra heyecani düsünmek istiyorum. Bu çok mu yanlis? Bunu kocama anlattigimi düsünemiyorum. Kesinlikle onun erkeklik egosunu incitmek istemem, bunu ona anlatmam yanlis olabilir". En sik rastlanan fantezi örnekleri * Kocamla sevisirken onun metresi oldugunu hayal ediyorum. Onu, gururlu karisindan uzaklastirip bastan çikarmaya çalisiyorum. Veya kendimi bir fahise gibi düslüyorum. * Çesitli erkeklerin yatakta nasil olduklarini düslüyorum. Çok mutlu bir evliligim var, ama eger kocamin arkadasi bana çekici gelirse, ikimizin sevistigine dair fanteziler kurarim. Mesela içki alirken karsilikli durdugumuzda onu çiplak hayal ediyorum. Bundan gerçekten fiziksel olarak uyarildigim kadar zevk aliyorum.

586 * Masturbasyon yaparken, beni kaçirir kaçirmaz muhtesem güzelligime dayanamayip bana hemen tecavüz eden bir adami hayal ediyorum. Ya da bakireligime önem verdigimden yatmadigim, ama çok seksi eski sevgilimle sevistigimi hayal ediyorum. * Hayatimdaki erkekler hep biraz zayiftilar. Fantezilerimdeki erkekler ise daima ayaklarini yere basmasini bilen He- man tarzi adamlar. Hayalimdeki erkek beni dizine oturtup çiplak popomu bir güzel dövüyor, sonra da sevisiyoruz. * Hayalllerimde ben bir striptizciyim, sahnede gösteri yapiyorum. Sonra da seyircilerin arasina girip bir sürü erkekle sevisiyorum. * Ben bir erkegin kocaman kaslariyla ilgili hayal kuruyorum. Tam evimizin önünden her gün caddeden geçtigini gördüm birinin. Onun siyah sakali ve çok güzel gözleri var. * Ayaklarimin altindan sular akan bir sahilde oldugumu hayal ediyorum. Basimin dönmesi ve uçma hissi kahredici. Denizle emiliyorum. Bu olaganüstü.

587 DAHA FAZLA CİNSEL HAZ İÇİN FANTEZİLERİNİZİ PAYLAŞIN

588 DAHA FAZLA CİNSEL HAZ İÇİN FANTEZİLERİNİZİ PAYLAŞINCinsellik konusundaki bilgisizlik ve yanlış inanışların sonucu olarak, standart, ideal veya "normal" cinsel ilişkinin tek bir tipi olduğuna inanma eğilimi yaygındır. Bu cinsel ilişki bir kadın ile bir erkek arasındadır. Genellikle erkek tarafından ve sıklıkla akşamları başlatılır. Kadının pek fazla katılmadığı, 5-10 dakikalık bir ön sevişmeden sonra veya erkeğin penisi sertleştiğinde, vajinal cinsel birleşme kurulur. Sıklıkla tek bir pozisyonda, erkeğin üstte olduğu bir konumda sürdürülür. Erkeğin boşalma denetimine göre ufak farklılıklar olmakla beraber, sıklıkla bir kaç dakika içinde erkeğin boşalması ile biter. Bu standart ilişki sırasında, kadının zevk alması ve orgazm olması da beklenir. Biraz abartılı da olsa, genel olarak geçerli olan bu standardın dışında kalan her durum, cinsel haz verse de, "normal" kabul edilmez ve dışlanır.

589 Oysa insanlar arasındaki cinsel ilişkide neyin "normal" olduğuna ilişkin belirli ve kesin kurallar yoktur. Herkese cinsel haz veren fanteziler farklıdır. Herkesin cinsel haz duyduğu ve doyum sağladığı bireysel ve eşli cinsel etkinlikler çok çeşitlidir. Düzenli bir cinsel yaşamı ve sürekli bir cinsel eşi olan kişilerin de bireysel haz kaynaklarını sürdürmeleri veya cinsel eşleriyle birlikte her ikisinin fantezilerini yaşamaları, iki eşin de isteği ile normaldir. Başka bir deyişle, sürekli bir cinsel beraberlikte eşler ayrı ayrı veya birlikte masturbasyon yapabilirler. Birbirlerine kendi cinsel fantezilerini anlatabilir veya birlikte fantezi üreterek sevişebilirler. Zaman zaman herhangi bir eşin cinsel fantezisini gerçekleştirmek isteyebilirler. Bunların hiçbiri cinsel yaşamlarını normalden saptıran durumlar değildir. Tersine, bu yaşantılarla cinsel yaşamları monotonluktan kurtularak, zenginlik kazanacaktır. Sürekli cinsel eşler de birlikte veya ayrı ayrı erotik, pornografik ürünleri izleyebilir, bunlardan cinsel olarak uyarılabilir,bu uyarılma ile sevişebilir veya masturbasyon yapabilir. Kişinin cinsel uyarılma ve doyumu için kullanılması zorunlu olduğunda fetiş nesnesi olarak isimlendirdiğimiz birçok yardımcı erotik malzemeyi arada bir kullanarak sevişmelerini renklendirebilir. Bunların hiçbiri cinsel sapkınlık, doyumsuzluk, anormallik göstergeleri değildir. Bu erotik ayrıntılar, odada yakılan mum ya da tütsü, çalınan müzik, kullanılan sabun ya da parfüm kadar normaldir.

590 Sevişmede, fantezi ve erotik nesneler gibi, kişilerin bedenî ve cinsel davranışları da çok değişken kullanılabilir. Kişilere cinsel haz verecek çok çeşitli beden bölümü ve cinsel davranış biçimleri vardır. Bunları herkes için tek bir durum veya davranışla sınırlamak, en azından alınabilecek cinsel hazların büyük bir bölümünden peşinen vazgeçmek olabilir. Herkes, her zaman karşı cinsten bir cinsel eşle sevişmek istemeyebilir. Bu en azından karşı cinsten bir cinsel eşi istemek kadar normal bir durumdur. Herkes, her zaman sevişmek istemeyebilir. Her zaman aynı yerde sevişmek monoton olabilir. Alışıldık yatak dışında da sevişilebilecek bir çok yer vardır: Küvet, kanepe, yer, doğal bir ortam gibi. Her zaman aynı saatte sevişmek sıkıcı olabilir. Yaygın olarak akşam yemeğinden sonra, gecenin bir saatinde sevişilir.

591 Sabah uyanıldığında, uyku arasında veya günün herhangi bir uygun saatinde sevişmemek için bir neden yoktur. Sevişmenin her zaman aynı sırayı izlemesi gerekmez. Bazen saatlerce, bazen birkaç dakika sürebilir. Erkeğin üstte olduğu klasik pozisyondan başka birçok keyifli biçim bulunabilir. Tek cinsel birleşme yolu, vajinal cinsel birleşme değildir. Her sevişmede cinsel birleşme ve orgazm bulunması gerekmez. İki insan arasındaki cinsel ilişkide tek kural, iki tarafın da isteği ve onayı ile yapılmasıdır. Cinsel ilişki, iki kişinin isteği ve ortak katılımlarıyla, orada ve o anda ürettikleri, karşılıklı cinsel haz aldıkları, değişken bir süreçtir. Hiç kimsenin sevişmesi başkalarınınkiyle, aynı cinsel eşlerin bir sevişmesi bir başka sevişmesiyle aynı olmak zorunda değildir.

592 Gülebilir, sakalasabilir ya da hiç konusmadan yanlarindaki sevgili vücudun soluk alisini dinleyerek kendilerini daginik düsüncelere birakabilirler. Orgazm sonrasi dinginlik, bedensel ama daha çok da ruhsal bir uyum duygusu getirir eslere; bu, adina "ask" da denilen karsilikli ruhsal temas için en uygun zemindir. Ama eger esler arasinda bir çatisma, yüze çikmamis bir öfke ve kizginlik varsa, orgazm sonrasinda hemen ortaya çikacaktir: kadin ve erkek birbirlerinden rahatsiz olacak, irkilme hatta tiksinti duyacak, uzaklasmak isteyeceklerdir. Basarili bir birlesmeden sonra, o ana kadar birbirlerini hiç tanimayan, ilk kez cinsel iliski sirasinda bir araya gelen esler bile bir doyum duygusuna erisebilirler. Sevisme ve orgazmla birlikte kisiler arasindaki bir yigin toplumsal ve kisisel duvarin kalkmis oldugu bu yumusama aninda, iki yabanci birbirleriyle çok daha rahatça konusabilir ve tanisabilirler. Kuskusuz, ilk kez tanisan esler, birbirlerini uzun süredir taniyan ve seven kisilerin yasayabildigi o çok yogun doyumu tadamayabileceklerdir ama, yine de orgazmdan sonra gelen rahatlama ve sicakligi elde edeceklerdir.Cinsel birlesmenin bitiminden hemen sonra insanlarin çogunlugu bir cinsel duyarsizlik ve tepkisizlik içine girerler. Sekse iliskin hiçbir sey artik onlari ilgilendirmez. Bu, özellikle erkekler için geçerlidir. Hatta bazen orgazmdan sonra erkegin penisine dokunulmasi ona aci bile verebilir. Bu durum genç erkeklerde ortalama dakika sürer. Bu süreden sonra, özellikle kadin da becerikliyse, yeniden coskulanma mümkündür. Çok az erkek, ilkinden hemen sonra ikinci bir orgazmi daha yasayabilir. Genç erkeklerin yaklasik olarak dörtte birinin bunu yapmasi mümkündür, ama 40 yaslarina gelmis hiç bir erkegin böyle bir cinsel kapasiteye sahip olmasi beklenmemelidir. Orta yasa gelen erkeklerde, ilk birlesmeden alinan doyum her zaman daha fazladir; bir sevisme süreci içinde ikinci ya da üçüncü orgazm, orta yasli erkege birincisi kadar yogun olmayan bir haz verebilir ancak.

593 Buna karsilik kadinlarin çok daha büyük bir bölümü ardarda orgazmlar yasayabilirler. Orgazma gelebilen kadinlarin yüzde ellisinden fazlasinin çok kisa bir süre içinde en az iki orgazm yasayabildigi sanilmaktadir. Kadinlarda, erkeklerdekine benzer bir duyarsizlik ve tepkisizlik asamasi yoktur. Onlarda orgazmdan önceki plato asamasina bir dönüs olur. Bu da cinsel gerilim ve duyarliligin oldukça yüksek oldugu bir asamadir: kadinin uyarilmasina devam edilirse, yeni bir orgazma dogru yükselebilir. Ancak bazi kadinlar, orgazmdan hemen sonra klitorislerinin uyarilmasindan rahatsiz olur, hatta aci duyarlar. Erkeklerin kadin eslerinin ardarda orgazma gelme yetenekleri karsisinda ürküntüye kapilmalari gereksizdir. Erkegin bu konuda bir yarisma içine girmesi anlamsizdir. Çünkü erkegin fiziksel yapisi ardarda diklesme ve bosalmaya uygun degildir. Hiçbir erkek, üstüste orgazm yasayabildigi ve bundan da zevk aldigi için bir kadini "nemfomanyak" olarak görmemelidir. Iki taraf için de doyurucu, uyumlu bir iliskinin özü, erkegin de kadinin da hem birlikte hem de ayri ayri kendi dogal kapasitelerini ve cinsel olanaklarini sonuna kadar kullanabilmeleridir. Eger erkegin bos gururu ve anlamsiz güven gereksiniminden ötürü kadin kendini kisitlayacaksa, bir süre sonra erkek de bu iliskiden haz duymaz hale gelecektir. Kimi zaman erkek ve kadinin gereksinimleri, kapasiteleri ve teknikleri birbiriyle ayni düzeydedir. Böyle bir çakisma, ek bir doyum olanagi saglar. Ama bu olmadiginda, eslerin kendi aralarinda bir "ortalama" düzey üzerinde anlasmalari da aralarindaki uyumu gösterir. Çogu erkegi ürküten, telaslandiran sey, orgazmdan sonra kadinin cinsel cosku havasi içinde kalmasidir. Erkekler bunu kadinin mutlaka ikinci bir orgazm istegine yorar. Oysa çogu kadin için bu gerekli olmayabilir; istedikleri tek sey, erkegin hemen sirtini dönüp uykuya dalmamasi, "gün batisinin" birlikte seyredilmesidir.

594 Erkekler için cinsel birlesme esas olarak cinsel organlarin etkinligiyle belirlenmis bir faaliyettir; bu yüzden orgazmla birlikte sona erer. Oysa kadin cinselligi salt cinsel organlar bölgesinde toplanmadigi gibi, cinsel etkinlik de sadece orgazma yönelik ve onunla birlikte biten bir süreç degildir. Çogu kadin için birlesme ve orgazm, esleriyle geçirdikleri güzel bir günün, bir yakinlasma ve sicakligin doruk noktasidir, o kadar. Kendi basina çok önemi yoktur. Bu yüzden, orgazmla birlikte bütün bu yakinlasmanin biçakla kesilmis gibi bitmesi onlari düs kirikligina ugratir. Öyleyse, erkegin orgazmdan sonra, kendini zorlamak pahasina, esinin istek ve egilimlerine duyarli olmasi gerekir. Bu zor degildir. Çünkü "son oyunlar" adi verilen bu asamada, üreme organlarinin aktif olmasi gerekmez. Cinsel coskulanma süresinde (plato evresi) bütün vücuda yayilan cinsel duyarlilik, orgazm aninda üreme organinda toplanir ama orgazmdan sonra da tekrar kadinin bütün vücuduna yayilir. Bu yüzden yapilmasi gereken zaten cinsel organlara yönelik bir uyarmadan çok, bütün vücudun (dudaklarin, kapanmis göz kapaklarinin, saçlarin, boynun, gögüslerin, kollarin ) oksanmasi, öpülmesidir. Ayni zamanda, orgazmdan sonra erkegin penisini hemen çekmesi de kadina tatsiz bir duygu verir. Esler ayni anda "gelmis" olsalar bile, kadinin orgazmi daha uzun sürdügü ve orgazmdan sonra da cinsel duyarligini bütünüyle yitirmedigi için, penisin içinde bir süre daha kalmasindan haz duyabilecektir. Hatta, cinsel organlar birbirlerinden ayrilmaksizin, bosalmanin verdigi zevkli gevseme içinde, esler kisa süreli bir uykuya da dalabilirler. Bosalmadan hemen sonra temizlenme, cinsel birlesmeye bir "ameliyat" havasi verebilecegi için, gerek kadinin gerekse erkegin kendilerini, birakmalarini ve doyumlarini azamilestirmelerini önleyebilir. Esler, cinsel birlesmenin "kirli" birsey oldugu duygusundan siyrilmalidir. Bir çok erkek, kadinlarin orgazmdan sonra seksle bütün iliskilerinin kesildigini sanir.

595 Böyle düsünen erkekler, esleri eger kendilerinden önce orgazma ulasmissa, "koitus"un sona ermesinin en dogru davranis olacagini düsünürler. Oysa bu yanlistir. Doyuma ulasmis bir kadin penisin dölyolu içindeki ritmik hareketlerinden zevk alabilir. Kadin, orgazma yaklasirken genellikle penisin hareketsiz kalmasini ister ama orgazmdan sonra penisin gelgitlerini daha iyi hissedebilir. Orgazm aninda dölyolu agzi asiri duyarlilasmistir; bu yüzden penisin siddetli hareketleri aci bile verebilir. Buna karsilik, orgazm sonrasi gevseme, kadinin bundan aci duymadan zevk almasini saglar. Ön oyunlar için de ayni ölçüde geçerlidir: ask oyunlarinda insanin bas düsmani aliskanlik ve tekrardir. Sürpriz ögesinin bulunmadigi bir sevisme, giderek bütün çekiciligini yitirir. Erkek ya da kadin, esinde alisik olmadigi duyumlar ve tatlar uyandirmasini bilmelidir.

596 ŞİMDİ SEX ZAMANI (İPUÇLARI) (TAVSİYELER) (UYARILAR)

597 ÖPÜŞME

598 ÖPÜŞME [email protected]Öpüsme, sevismenin önemli bir parçasidir; günümüzde Bati uygarliginda cinsel oyunlar ile cinsel birlesme baglaminda vazgeçilmez bir yer tutmaktadir. Cinsel birlesmenin baslangiç evresini olusturur. Öte yandan öpüsme, yeryüzünün tüm bölgelerinde hiç de sanildigi kadar yaygin bir uygulama degildir. Romalilar üç çesit öpüsme üzerinde dururlardi. Yanaktan dostça öpüsmeye "osculum", dudaktan sevecenlikle öpüsmeye "basium", sevdalilarin öpüsmesine ise "suavium" derlerdi. Bunlardan baska akla gelen farkli öpüsme türleri, selamlasma öpüsmesi, sükran öpücügü, dinsel anlamli öpücük ve burun öpüsmesidir. Bunlar için gerçekten erotik anlam tasiyan türler, Romalilarin "suavium" dedikleri ile burun öpüsmesidir. Bazi yazarlar erotik öpüsmenin kökeninde anne ile çocuk arasindaki öpüsmelerin bulundugunu söylerler. Anne-çocuk iliskisinde gerçekten de pek çok erotik yansima bulunduguna göre, insanoglunun sevisme baglaminda bu tür temasa yönelmesinin kökeninde bu çocukluk yasantisinin varligi dogal olarak kabul edilmelidir. Diger taraftan Hindu'larin "Islak bir öpücük, acele bir cinsel birlesmeden daha iyidir" atasözünün dünyanin pek çok yerinde anlam tasimadigi görülür. Bizim toplumumuzda bilinen öpüsmenin hiç bilinmedigi bir çok toplum vardir. Bildigimiz en gelismis biçimiyle cinsel öpüsme, Avrupa'da, Hindistan'da, Amerika'da ve bir takim daginik insan topluluklarinda, örnegin Kuzey Amerika'nin Kvakiutl kizilderililerinde, Trobriandalilarda görülür. Buralarda da cinsel öpüsme bir kaç degisik biçimde uygulanir. En basit öpüsme, kisinin dudaklarini esinin dudaklari üzerine bastirmasidir. Bastirma baslangiçta hafif olabilir, fakat öpüsme gelistikçe bastirma fazlalasir. Bazi çiftler bu tür öpüsmeden daha ileri gitmezler.

599 Oysa bu kadariyla kaldigi sürece öpüsme, asiri erotik duygular uyandiran bir ask oyunu sayilamaz. Kisinin dudaklarini esinin dudaklari üstüne bastirmasinin belli bir haz sagladigi dogrudur. Fakat daha fazlasi yani gerçek bir erotik heyecanlandirma olmaz. Öte yandan derin öpüsme, ya da bazi kültürlerde Fransiz usulü öpüsme diye bilinen ve dilin de kullanildigi öpüsme türü bu ilk öpüsmeye göre oldukça üstün uyarimlarin kaynagidir. Böyle öpüsürken esler dilleriyle birbirlerinin agizlarinin içini kesfe çikarlar, dudaklarini emerler ve dilleriyle dudaklarin iç kisimlarini oksarlar. Hatta bu öpüsme tarzinin bir çesitlemesi olarak eslerinin dil ve dudaklarini hafifçe isirabilirler de. Agiz içi bu gibi temaslara karsi son derece duyarlidir. Bu yüzden yukarida sayilan temas çesitleri büyük erotik etki uyandirirlar. Hatta bazi kimselerde bu erotik uyarimlar öylesine güçlüdür ki, cinsel organlara dogrudan dogruya herhangi bir dokunma olmaksizin, sadece öpüsmeyle orgazm yasayabilirler. Derin öpüsmenin yeryüzünde ne siklikta uygulandigina iliskin kesin sayilar elde bulunmamakla birlikte, Kinsey'in Amerikali kadinlar üzerinde yaptigi arastirmalarin istatistik sonuçlarina göre, evlilik öncesi cinsel birlesmede bulunmamis kadinlarin yüzde yetmisinin "petting", yani ön sevisme oyunlari yasantisinda dil kullanarak derin agizdan öpüsmenin bir yeri bulunmaktaydi. Bununla birlikte, cinsel birlesme deneyimi olanlarda bu siklik daha da artmakta, evlilik öncesi cinsel birlesmede bulunan bu kadinlarda derin öpüsme orani yüzde 80 ile 93 arasinda degismekteydi. Yalniz Kinsey bu sayilari verirken kusak farki üzerinde duruyordu öncesi dogup da evlilik öncesi cinsel birlesme tatmamis kadinlarda derin öpüsme uygulamasi orani yüzde 44'e düsüyordu. Bu gibi sayilar, dili kullanarak derin ve islak öpüsmenin Bati'da giderek artmakta olduguna isaret eder. Fakat eldeki veriler bu egilimin sadece bir moda mi oldugu, yoksa sürekli bir gelisimin göstergesi mi sayilacagi konusunda yeterli bilgi kaynagi degildir.

600 Öpüsmenin sevismede önemli yer tutan bir teknik olarak ele alinmasina; Hint kültüründe tanik oluruz. Cinsellikle ilgili tüm tekniklere özel bir önem ve anlam taniyan bir kültürün erotik ögretilerinde cinsel öpüsmenin çesitli biçim ve tipleri üzerinde dururlar. Ünlü Kama Sutra'nin yazari Vatsyayana genç kizlar için üç türlü öpüsmeden söz eder. "Genç kiz sadece sevgilisinin agzina kendi agziyla dokunur, fakat kendisi baska bir sey yapmazsa bu "sözde öpüsme"dir. Genç kiz utanmayi bir kenara birakip da agzina dokundurulan dudaga dokunmak ister, fakat üst degil de alt dudagini hareket ettirirse, buna "kipirdayan öpüsme" denir. Genç kiz sevgilisinin dudaklarina kendi diliyle dokunur ve gözlerini kapayarak ellerini sevgilisinin ellerinin üstüne yerlestirirse buna "dokunmali öpüsme" denir . Bu cinsel ögreti kitabinda sevgililere öpüsme konusunda bütün yapacaklari, cinsel tekniklerin akla gelen her yani üzerine oldugu gibi, en ince ayrintisiyla anlatilir. Hintlilerin öpüsme biçimleri içinde belki de en ilginç olani, "bir kimsenin sevdiginin aynada, suda ya da bir duvardaki görüntüsünü öpmesi"dir. Buna "niyet belli etme öpücügü"denir. Kuzey Amerika'da yasayan bazi kizilderililer için, Trobriand adalarinin yerlileri ile Dogu Hint adalarinda Alor ve Truk'da yasayanlar için cinsel anlamli öpüsme, Avrupalilarin dil kullanarak öpüsmelerinden oldukça daha karmasiktir. Bu insanlarda bir yandan dil ve dudaklar siddetle emilirken tam gereken anda bir agizdan ötekine tükrük aktarilir. Bu tür öpüsmek, cinsel birlesmenin dogal bir parçasi sayilir. Öpüsmenin bir baska çesitlemesi de ask oyunlari sirasinda ayni amaçla burun sürtüstürmektir. Bu uygulamada koku alma duyusunun önemli bir rol oynadigi kesindir. Karsi cinsten esin kokusu bu koklasmada cinsel uyarim saglayacaktir. Bu insanlarin dudaktan öpusmekten niçin kaçindiklari bilinemez. Üstelik bu gibi toplumlara hem yeryüzünde çok daginik olarak hem de baska öpüsmeden hoslanan topluluklarin yakininda raslanmaktadir. Böylece bu noktanin aydinlanmasi iyice güçlesmektedir.

601 ÖN SEVİŞME [email protected]Cinsellik, yasamin keyifli ve önemli bir bölümü... Cinsel dürtülerimiz, dogrudan veya dolayli olarak, birçok seçimimizde etkili olur. Dürtülerimiz ve seçimlerimiz sonucunda ortaya çikan cinsel davranislarimiz, çok genis bir yelpaze olusturur. Cinsel ilgi duydugumuz birine hafif bir dokunusun, bazen ayni mekânda bulunmanin ya da telefonla konusmanin bile, cinsel uyari ve doyuma yönelik yönleri vardir. Cinsel davranis yelpazemizin bir ucunda dokunma, diger ucunda sevisme ile saglanan doyum oldugunu söyleyebiliriz. Cinsel davranis yelpazemiz ne kadar genis, ne kadar zenginse, cinsellikten alabilecegimiz hazlarin da o kadar fazla ve degisik olabilecegini düsünebiliriz. Cinsel iliski, birbirlerine cinsel ilgi ve istek duyan iki insanin, birlikte ürettikleri ve karsilikli keyif aldiklari, her çesit cinsel davranistir. Cinsel davranislar bedenin çesitli bölümleri araciligi ile gerçeklesir. Ama temelde insanlar beyinleriyle sevisir diyebiliriz. Bedenimize dokunulmasindan aldigimiz haz, dogdugumuz andan itibaren geçerlidir. Çocukluk ve ergenlik dönemi boyunca bunlarin çesitlerini ögrenirken, ne yazik ki toplumsal baskilar nedeniyle, cinsel haz yaratan bazi dokunmalari engellemeyi de ögreniriz. Bu sürecin sonunda, birçok eriskin erkek ve kadin, cinsel iliskiyi cinsel organlarin birlesmesinden ibaret algilamaya baslar. Böylece sevismeleri cinsel birlesme ve orgazma odaklanir, süreci degil, hedefi önemserler. Oysa, dokunmak gibi birçok sevisme davranisi, süre siniri olmayan bir haz kaynagi iken, cinsel birlesme dakikalarla, orgazm ise saniyelerle sinirli bir haz üretebilir. Cinselligi cinsel birlesme ve orgazma indirgeyen bu anlayis, cinsellikten alinabilecek birçok hazzin yasanmasini da engeller. Birçok cinsel islev bozuklugunun ve cinsel doyumsuzluklarin temelinde bu indirgeme anlayisi yatmaktadir.

602 Aslinda, bu yazinin basligini olusturan,"ön sevisme" terimi, bu yanlis anlayisin bir yansimasidir. Ön sevisme ile cinsel birlesme öncesinde yapilan tüm cinsel davranislar kastedilmekte ve asil sevismenin cinsel birlesme oldugu mesaji verilerek, indirgeme anlayisi pekistirilmektedir. Ön sevismeye, hep bir hazirlik dönemi, bir hedefe giden yolda yapilmasi gereken zorunlu eylemler olarak bakilmaktadir. Genç çiftlerde, ön sevismenin daha çok kadinin cinsel birlesmeye hazirlanmasi için gerekli oldugu inanisi yaygindir. Çünkü genç erkeklerin cinsel açidan uyarilmasi daha hizlidir. Cinsellige fazla ilgi duymayan, cinsel iliskiye eslerinin istegini reddetmemek için girisen birçok kadin, ön sevismeyi kisaltir, sevismeyi cinsel birlesmeden ibaret hale getirir. Uzun süreli iliskilerde, çiftlerin sevismesinde cinsel birlesme nitelikleri çok degismezken, ön sevisme süreleri ve davranis çesitliligi genellikle azalir. Bu da cinsel iliskinin monotonlasmasina, cinsellikten alinabilecek birçok hazzin yok olmasina yol açar. Öte yandan, eslerden birinde veya her ikisinde cinsel islev bozuklugu olan, cinsel sorunlari nedeniyle cinsel birlesmenin kurulamadigi çiftlerde, sevisme uzundur, cinsel davranislar çesitlidir, karsilikli birçok cinsel haz üretirler. Ancak cinsel iliskilerinde, istedikleri halde cinsel birlesme olmadigi için, cinsel doyumsuzluklari vardir. Burada hedefteki cinsel davranis, cinsel birlesme, olanaksiz oldugu için, diger cinsel davranislarin gelisebildigini düsünebiliriz. Oysa iki insan arasindaki cinsel iliski, sevisme haz yaratan cinsel davranislardan olusan keyifli bir süreçtir. Dokunma, öpme, sürtünme, fanteziler, cinsel birlesme, cinsel yanitlarimiz, orgazm, hepsi bu sürecin ayri hazlar üreten parçalaridir. Bunlarin bazilarini yegleyip, hedefleyerek doyum saglayabiliriz. Ama ihmal ettigimiz parçalarin potansiyel hazzini da kaçiriyor olabiliriz

603 TUTKULU ÖPÜŞME REHBERİ

604 TUTKULU ÖPÜŞME REHBERİÖpüsme deyip geçmeyin. Cinselligin en önemli ve belki de en etkileyici kismi... Bunun için size özel bir rehber hazirladik; iste tutkulu öpüsme kilavuzu... SEKSI BIR NEFES Ilk önce çok hafif bir dokunusla dudaklarinizla dudaklarina dokunun, sonra basinizi egip ona sokulun. Dudaklarinizla dudaklarini isittiktan sonra, sira onlari dilinizin ucuyla yalamaya geldi. En son, hafifçe üfleyerek, dudaklarini serinletin. "Dudaklarinizi dudaklarina hafifçe sürterseniz, sevgilinizin heyecanlandigini göreceksiniz" diyor "The Kissing Book" (Öpüsme Kitabi) adli kitabinda yazar Tomima Edmark. "Sonra hava vererek dudaklarinin nemini alirsaniz, hisleri gerçekten doruga ulasacaktir" diye ekliyor. 27 yasindaki E., sevgilisinin öpüsünü bakin nasil anlatiyor: "Hiçbir zaman öpüsmeyi aceleye getirmez. Islak dudaklarini ve dilini dudaklarimda gezdirir. Bu, onu daha fazla arzulamami sagliyor." VAKUM ÖPÜCÜGÜ Bu cesur hareket sevgilinize patronun kim oldugunu gösterecek. Parmaginizla dudaklarinin çevresini çizin (üst dudaktan baslayarak alt dudakta bitirin). Alt dudagina indiginizde, onu bas parmak ve isaret parmaginizin arasinda toplayin (çocuklarin küsme hareketi gibi). Sonra, basini daha yakina çekerek, daha önce parmaklarinizla tuttugunuz dudagini simdi dudaklarinizla kavrayin. "Parmaklarinizin dokunusu dudaklarinizinkinden daha serttir ve sevgilinizde firtinali duygular uyandirir" diyor William Cane, "The Art Of Kissing" (Öpüsme Sanati) adli kitabinda.

605 SENKRONIZE NEFES Bu hareket, onu nefessiz birakacakSENKRONIZE NEFES Bu hareket, onu nefessiz birakacak. Dudaklarinizi sevgilinizin dudaklariyla birlestirin ve derin nefes alin. Hareketi yavas tutun ki, aranizdaki nefes alisverisi sert olup, akcigerlerindeki havayi vakum gibi çekmesin! Bu hareket sirasinda onun katilimina da ihtiyaç duyacaksiniz, o yüzden baslamadan önce ne yapmak istediginizi ona anlatin. Agzindaki havayi yavasça çektikten sonra, nefes verip, bu kez kendi nefesinizi ona verin. "Bu hareketin basarisi senkronize olmaniza bagli." diyor Cane. VAMP KADIN Sevgilinizin boynuna dogru egilirken, etini dislerinizin arasina alip birakin. Unutmayin, erkeklerin yüzde 80'i acili seksi sever. Uyarilinca, vücudunuz endorfin salgilar ve bu hormon aciyi hissetmenizi bloke eder. 26 yasindaki S: "Bosalmaya yakinken, daha sert hareketlere ihtiyacim var. Sevgilim 'Benimsin' dercesine dislerini etlerime geçirirken, aklim basimdan gidiyor" diyor. EMMENIN GÜCÜ Bu öpüsme stili erkeginiz için son derece uyarici. Basinizi hafifçe arkaya kaldirin. Sevgilinizin üst dudagini dudaklarinizin arasinda kavrayin, sonra basinizin yerini degistirerek, ondan sizin alt dudaginiza ayni seyi yapmasini isteyin. Önce hafif dokunarak, sonra daha atesli, sonra yine hafif öpüsün ki, bu hiz degisimleri onu daha fazla heyecanlandirsin. Basinizi bir yandan diger yana çevirerek, alt dudaklarinizdan, üst dudaklariniza geçirin. Eski Hint inancina göre, üst dudagi klitorise baglayan bir sinir yolu vardir.

606 DONDURMA HAYALI Romantik bir yemek sonrasinda bir dondurma ve bir kahve ikram edin. Agzinizi kahveyle isitip, ona sicak bir öpüsme sürprizi yapin. Sevgilinizin agzini isittiktan sonra, kendi agziniza bir kasik dondurma alin ve bu sefer agzini buzlu dilinizle sogutun. "Sicak soguk degisimi sinir uçlarini harekete geçirir. Bu, orgazma benzeyen bir histir" diyor Cane. 29 yasindaki M., bu hissi ilk defa yasadiginda neler hissettigini itiraf etti: "Sevgilimle ben bu öpüsmeyi sans eseri bir barda kesfettik. Ben buzlu bir viski istemistim, o ise sicak çikolata. Sicak dudaklariyla buz gibi dilime dokunurken, kalbimin daha hizli atmaya basladigini hissettim. Ne zaman viski içsem, aklima o gece geliyor." HAZINE AVCISI Bu teknigi erojen bölgelerini kesfederken kullanabilirsiniz. Boyun ve köprücük kemigi arasindaki yerle baslayin. Dilinizle ufak daireler çizerek, vücudunun diger yerlerine de geçin. Reaksiyonlarina dikkat edin. Hangi bölgesine dokunurken daha çok heyecanlandigini görün ve dilinizle bütün vücudunu gezdikten sonra, dönüs yolunda oralara daha fazla ilgi gösterin. "Erojen noktalar sadece erkekten erkege degismez, ayni zamanda günden güne de degisebilir" diyor Cane. Öpücüklerle bu gizli yerleri kolayca kesfedebilirsiniz. Her defasinda gizli bir hazine bulma sansiniz var.

607 IÇTEN ÖPÜSME Bir dahaki sefere onu öptügünüzde dilinizi, damagindan baslayip, agzinin ta arkalarina kadar geçirin. Sonra, dilinizi yumusak tutarak dislerinin arka duvarlarini süpürün. Ayni hareketi alt disleri için tekrarlayin. Son olarak dilinizi tamamen onunkine dolayin. "Bu hareketin sihirli bir gücü var, çünkü agzinin her santimini dilinizle geziyorsunuz. Siradan bir öpüsmede agzin birçok tarafi kesfedilmezken, bu öpüsme sirasinda yeni zevk noktalari kesfedebilirsiniz" diyor Cane. ELEKTRIK SOKU Boynuna dokunurken hafifçe mirildanirsaniz, zevkten uçtugunuzu belirtmek için yeterli olacaktir. "Sesiniz teninde hissedebildigi bir titresim olusturur" diyor Edmark. Agzinizi, çenesinin basladigi yere yerlestirin ve boynuna dokunurken çesitli sesler çikarin. Çikardiginiz sesleri çesitlendirmeniz vücudunda atesli hisler uyandiracaktir. EROTIK ITISME Sevisme sirasinda erkeginizin yaptigi her itme hareketiyle heyecani daha çok artar. Ayni çarpici sonuçlari bu hareketin dudak dudaga versiyonundan elde edebilirsiniz. Kapali dudaklarinizi dilinizle asin, sonra, ayni sevisme sirasindaki gibi, dilinizle içeri-disari hareketine baslayin. "Bunu sevgilimle bir kez sevismeye baslarken denedim. Hareketi son derece seksi buldu. Agzimla yaptigimiz bu hareketi ayni anda basen bölgemizle yapiyorduk. Orgazma yaklasirken agiz hareketinden vazgeçmek zorunda kaldik. Bagirmaya yakinken, dil hareketlerimize devam etmek pek kolay olmayacakti" diyor 29 yasindaki Selen

608 7 ASIRLIK SEX TAVSİYELERİ

609 7 ASIRLIK SEX TAVSİYELERİ700 yil önce yazilan 'Kokulu Bahçe' kitabi, cinsellik hakkinda derin malumat sunuyor. Seyh El Nefzavi’nin yillari arasinda yazdigi "Kokulu Bahçe" adli kitap, müslümanligin en ünlü seksoloji kitabi olarak biliniyor. Tunus Sultani Abdül Aziz’in veziri Muhammed bin Uane ez Zonavui’nin istegi üzerine hazirlanan kitap "Binbir Gece Masallari" yazari Lady Burton’u bile etkisi altina almis ve 1850 yilinda bir Fransiz subay tarafindan Fransizca’ya çevrilmis. Degisen bir sey yok Araplar’in cinsel hayati konusunda tek kaynak gösterilen kitap, 19. yüzyilin sonlarina dogru Avrupali yazarlarca kesfedildi. Birçok dilin ardindan 1970 yilinda Basak Yayinevi tarafindan Seks Romanlari Serisi bünyesinde yayimlandi. Faruk Ülkü tarafindan Fransizca’dan tercüme edilen kitabin kapaginda "Cinsi ask bahsinde yazilmis büyük Arap seksoloji saheseri" ifadesi yer aliyor. Içinde ise 14’üncü yüzyilin sonlarina o dönemde cinsel iliskideki ayrintilar en açik sekilde anlatiliyor. "Ey Vezirim" hitabiyla baslayan kitap önce kadini tarif ediyor: "Yuvarlak belini, güzel göbegini, sahane sirtini, dolgun kalçalarla birbirine bagladiktan sonra bütün bu harikalarin arasina, o oyun ya da savas alanini yerlestirdi." Ardindan mükemmel bir erkegin tarifi yapiliyor, "Genis omuzlu, dolgun kalçali olmali ve bosalma anini ayarlamayi oldugu gibi, organini yeniden aska hazirlama yollarini da bilmelidir. Organin kadini tatmin için en çok on iki parmak ya da üç el toplami, en az alti parmak ya da bir buçuk el toplami boyunda olmasi gerekir."

610 'Karniniz tok olmamali' Yazar ideal bir cinsel birlesmenin nasil olmasi gerektigini ise su sekilde tarif ediyor; "Bilin ki ey Vezir! Bir kadinla beraber olmak istediginizde birlesmeniz iyi ve sihhate faydali olsun derseniz, midenizi fazla yiyecek ve içecek ile doldurmamalisiniz. Böyle durumda belinizde tutukluk, idrarinizi tutamama ve göz zaafiyeti tehlikesi yasarsiniz. Tam birlesme aninda onunla oynasiniz. Yanaklarini öperek, dudaklarini ve gögüslerini emerek onu heyacanlandirabilirsiniz. Öpüsmeler, isirmalar, gögüsleri oksamalar, kucaklasmalar agiz ve dilin hareketleri zevki uzatabilecek, artirabilecek en güzel seylerdir, inan bana." Kitapta ayrica 11 degisik cinsel birlesme tarifi yapiliyor. Bunun disinda Hintliler tarafindan uygulanan 24 ayri birlesmeden de söz ediliyor. Hepsine ayri ayri isimler veren yazar vezirine seslenerek söyle diyor: "Siz de deneyin degisik durumlari. Her kadin sahsen en zevk aldigini seçecektir." Dogal viagralar Cinsel birlesme zevkini daha da artirmak için 6 yol bulundugunu belirten yazar, bunlari söyle siraliyor: "Güçlü bir ask atesi, erkek gücü, çok arzu edilen bir sevginin varligi, yüz güzelligi, tahrik eden yiyecek ve içecekler." Yazar ayrica cinsel gücü artirici ilaçlarin da tarifini yapiyor: "Sakiz agacinin meyvelerini ezip, bal ve zeytinyagi ile iyice karistirdiktan sonra sabahlari yataktan kalkar kalkmaz kullanin. Devenin hörgücünde bulunan yagi alip sevismeye baslamadan o yagi sürünce faydasini görecek, kadinlarin da hoslanacagini ögreneceksiniz. Yesil bezelye, soganla iyice kaynatilir, tarçin, zencefil ve kakule tozu serpilerek dövülür. Böylece sevisme gücünü çogaltacak baska bir ilaç daha elde edilir."

611 Hint usulü birlesmeler "Kokulu Bahçe"de özellikle Hintler tarafindan uygulanan bazi cinsel birlesme pozisyonlari da yer aliyor. Dok el ovted (Çivileme): Kadin bacaklari ile erkegin belini sarar sikica, arkasini bir yere dayayip kollari ile erkegin boynuna sarilir. Nik el haddadi (Demirci biçimi): Kadin, kalçalarinin altina bir yastik koyarak sirtüstü uzanir ve dizlerini gögsüne çeker. Hasu en nikanuk (Devekusu kuyrugu): Kadin sirtüstü yataga uzanir, erkek onun önünde diz çöker ve sadece basi ve omuzlari yataga degecek sekilde bacaklarini kaldirir kadinin; duhulden sonra bacaklari ile boynunu kavramis olan kadinin kalçalarini kavrayarak asagi yukari oynatir.

612 YEDİ GÜNDE MÜKEMMEL SEKS

613 YEDİ GÜNDE MÜKEMMEL SEKSUzun geceler devrini geride bırakıp fast-food tarzı sevişmeye mi başladınız? Ilişkinizin rutinliğinden mi şikayet ediyorsunuz? Yoksa seks sizin için artık bir ‘görev’den mi ibaret? O halde çareyi ne akrobatik hareketlerde ne de seks oyuncaklarında arayın, çünkü zevkin anahtarı sizin elinizde. İlişkide ‘cicim ayları’ geçtikten sonra, cinsel heyecan da yatışma eğilimi gösterir. Beş dakikalık ‘mecburi’ bir ön sevişme, ardından heyecansız, sadece orgazm amaçlı bir yatak seansı; hepsi bu. Peki nasıl yakalayabilirsiniz o eski heyecanlı geceleri, tükenmek bilmeyen zevk dakikalarını… Company dergisinde yayımlanan ‘Yedi Günlük Seks Kürü' bunun yolunu anlatıyor. Bu küre göre, yatağa girip işe koyulmak yerine, seks çağrıştıran her şeyi kullanarak hafta boyunca birikim sağlayıp yedi günün sonunda mükemmel bir gece yaşayabilirsiniz. Mükemmel geceye doğru… İlk gece, sadece birbirinizi okşayacaksınız. Ama bu kadar basit değil. Bunu hem çırılçıplak yapacak hem de cinsel organlara ve çevresine kesinlikle dokunmayacaksınız. Amaç, partnerinizin erojen bölgelerinin bir haritasını çıkarmak; bir tür ileriye dönük yatırım yapmak. Okşama seansını onar dakikalık sıralara bindirmek en iyisi. Okşama işini dayanamaz hale gelmeden kesmek ve iyi geceler dileyip uykuya dalmak zorundasınız. Ellerinize hâkim olun, mastürbasyon da yasak!

614 Ikinci geceyi birbirinize masaj yaparak geçireceksinizIkinci geceyi birbirinize masaj yaparak geçireceksiniz. Kurallar yine aynı, yasaklı bölgelere yaklaşmak yok. Tabi yine cinsel ilişki de yasak. Ama bu yasaklar masajı erotik kılmamak için mazeret değil. Yine ilk gecedeki gibi, kendinizi tutamaz hale gelmeden hemen önce bırakın. Üçüncü gecenin oyunu, cinsel fantezilerinizi birbirinize anlatmak. Buradaki kuralımızsa hiçbir şeyi gizlememek. Sizi en çok uyaran, en gizli fantezilerinizi bile partnerinize aktarmalısınız. Asla, hiçbir şeyi saklamayın. Dördüncü gecenin oyunu soru-cevap. Birbirinize sorular soracak, bu sorulara kesinlikle doğru yanıtlar vereceksiniz. Mesela “Göbeğim hakkında ne düşünüyorsun?” ya da “Sence göğüslerim çok mu büyük?” gibi sorularla başlayabilirsiniz. Beşinci gece iyice havaya girdiniz değil mi? Ama oyunbozanlık yok, başladığınız şeyi bitirmek zorundasınız. Bu gece, eşlerden biri soyunacak ve diğeri onu okşayacak. Yalnız dokunurken eşinizin dokunmanızı istediği yerlere değil, ancak yakınlarına dokunmalısınız. Bir yandan da birbirinize yapmak istediklerinizi söyleyeceksiniz. Burada esas olay, fantezileri iyice kurcalamak. Tabii birbirinize yapmak istedikleriniz arasında, “Göbeğini eritmeni istiyorum” ya da “Ben televizyonda maç seyrederken önümden geçmemeni istiyorum” gibi ifadeler kullanmamalısınız. Gelelim altıncı geceye…Cinsellikle ilgili tüm duyularınız son derece keskin, içinizde biriktirdiğiniz haz duygusu artık bir patlamayla ortaya çıkmak üzere. Bir gece daha sabretmek zorundasınız; boşuna dememişler ‘sabrın sonu selamettir’ diye. Sabrınızın karşılığını ertesi akşam alacaksınız. Bu geceyi biraz jimnastik yaparak geçireceksiniz. Ertesi gün için düşündüğünüz çeşitli pozisyonları deneyin. Yalnız giysileriniz üzerinizde olsun ki bir kaza meydana gelmesin!

615 SEKSİ EĞLENCELİ BİR OYUNA DÖNÜŞTÜRÜN

616 SEKSİ EĞLENCELİ BİR OYUNA DÖNÜŞTÜRÜNSevişirken sıkıldığınızı ya da zorlandığınızı mı hissediyorsunuz? Belki de o zaman sekse yanlış açıdan bakıyorsunuz. Seksi bir zorunluluk olarak görmekten vazgeçip, bir oyun haline getirmeyi deneyin. Göreceksiniz seks eğlenceli bir oyuna dönüşecek. Acaba yeterince güçlü bir şekilde orgazm olabiliyor muyum? Arada sırada orgazm taklidi yapıyorum, acaba o bunu farkediyor mu, rahatsızlık duyuyor mu? Aşk hayatımızı canlandırmak için ne yapmalıyız?...Bu sorular cevapları en çok merak edilen seks sorularının başında geliyor hiç şüphesiz. Anak bu sırada çok önemli bir soruyu unutuyoruz. Seks hayatımız eğlenceli mi? Aslında bu orgazm olayına kafamızı öylesine takıyoruz ki seksin esas amacını unutuyoruz çoğu zaman. Yani seksin bizi eğlendirmesi ve mutlu etmesi gerektiğini. Oysa orgazma ulaşmak, karşılıklı iki tarafın birbirnden zevk almasını yani vücudun doğru noktalarına temasa dayanıyor. Seks hakkında yapılan saptamalar ne olursa olsun seksin iyi olması yalnızca sizi mutlu etmesine bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Partnerinizle yatakta gülebilmeniz ve birbirinizden zevk alabilmeniz doruğa ulaşmak olarak açıklanabilir. Seksin amacının bizi mutlu etmek olduğunu unutmamalıyız. Oysa biz birtakım kurallarla seksi o kadar zorlaştırıyoruz ki, seks bizim için bir süre sonra işkenceye dönüşüyor. Peki birlikte konuşmak, gülmek, birbirimize dokunarak seksi eğlenceli bir oyun haline getirmek dururken, neden kendimizi bu sıkıntıya sokuyoruz. Zevk bunun neresinde? Şimdi tüm evrensel seks tekniklerini unutun. Çünkü doğru olan sadece ve sadece sizin seksten ne kadar zevk aldığınız. " Bütün mesele sizin seksten keyif almanız ve iyi zaman geçirmeniz. Ve bunu nasıl başarıyorsanız sizin için doğru olan budur."

617 Problemin bir bölümü de popüler kültürden kaynaklanıyorProblemin bir bölümü de popüler kültürden kaynaklanıyor. "Seks mükemmel olmalı" imajı yaratılıyor ve bu çiftleri olumsuz etkiliyor. Yapılması gereken en önemli şey kendinizi eleştirmeyi bırakıp gülmeyi öğrenebilmeniz. Eğer yatakta gülmeyi biliyorsanız, hisleriniz de o derece güçlü olacaktır. Araştırmalara göre birlikte gülebilmek aşkı kolaylaştırır. Erken boşalma ve birtakım cinsel başarısızlıklar büyük birer problem haline dönüşmez. Bunlar belki moralinizi bozabilir ama uzun vadede ilişkinizi zedelemez. Çiftler arasındaki cinsel isteksizliğin nedeni büyük ölçüde seksin rutine dönüşmesine dayanıyor. Bu da ilişkilerin zamanla sarsılmasına neden oluyor. Çünkü artık birlikte olmaktan hoşlanmıyor, farklı alanlara yöneliyorsunuz. Bu rutinlikten çıkarak SEKS HAYATINIZI RENKLENDİRMEK İSTİYORSANIZ İŞTE SİZE BİRKAÇ ÖNERİ: 1- Birbirinizle konuşun. Çünkü psikologlara göre partnerinizle yatakta doğru bir iletişim kurabilmek ilişkiniz açısından önemli. 2- Birbirinize rahatlamak için süre tanıyın ve bu süre içinde şakalaşmayı deneyin. Sekse bir oyun gibi yaklaşmak rahatlamanızı ve stresten kurtulmanızı sağlayacatır. Peki bunu nasıl başaracaksınız? Tabii bu size kalmış. 3- Orgazm fikrini unutun. Sevişirken amacınız orgazma yönelik olmamalı. 4- Sürekli kendinizi eleştirmekten vazgeçin. Eğer yeni birşey deniyor ve başaramıyorsanız, gülüp geçin. 5- Ve asla unutmayın partnerinizin zevk alabilmesi için mükemmel bir vücuda sahip olmanız gerekmez

618 SEKS OYUNLARI ÖNEMLİ

619 SEKS OYUNLARI ÖNEMLİ [email protected]Sevisme sirasinda erkek ve kadinlarin istekleri farklilik gösterir. Mutlu bir seks hayati için çiftler birbirlerinin ihtiyaçlarina uygun küçük oyunlara basvurabilir. Cinsel istegin uyanmasi, ya da cinsel cosku, erkek ve kadin vücutlarinin cinsel birlesmeye elverisli hale gelmesini saglar. Bu, bütün vücutta oldukça karmasik degisimlerin olmasi demektir. Çogu erkegin cinsel duyarligi üreme organlarinda toplanmis oldugu için, sevisme ilerledikçe kadinin bütün vücudunun tek bir erojen bölge haline geldigini genellikle farketmezler. Eger kadin zaten heyecanlanmamis ve arzulu degilse, ilk bastan dogrudan dogruya cinsel organlarin ve gögüslerin uyarilmasi ona fazla haz vermeyecek, hele hele erkegin sandigi gibi onun doruk noktasina çikmasina hiç yardim etmeyecektir. Kadinlarin cinsel coskulari agir agir artar. Baslangiçta hafif temas, oksama ve öpüsme cinsel heyecanin uyandirilmasi için en uygun yöntemlerdir; sevismenin basinda, erkegin temel erojen bölgeleri (cinsel organlar ve gögüsler) degil, ikincil olanlari (yüzü, boynu, kollari, sirti, belkemigini, kalçalari, ayaklari) uyarmasi dogru olur. Agiz son derece duyarli bir organdir ve temposu agir agir ama sürekli hizlanan bir öpüsme, özellikle tutuk kadinlarin rahatlamasi ve heyecanlanmasi

620 açisindan yararli bir yöntemdiraçisindan yararli bir yöntemdir. Gögüsler de son derece duyarli organlardir; Erkegin bu bölgede biraz dikkatli olmasi ve kadin vücudunun diger bölgeleri için de geçerli olan su kurali özellikle gözönünde tutmasi gerekir: Uyarma önce yumusak dokunma, oksayis ve öpüsler biçiminde baslamali ve basinç agir agir artmalidir. Kadinlarda ise durum farklidir. Görsel uyaricilar genellikle erkegi kadindan daha çok etkiler; bu, ön oyunlar sirasinda kadinin unutmamasi gereken bir noktadir. "Tahrik edici" giysiler ve tavirlar, çiplaklik ya da yari giyiniklik, cinsel bölgelerin apansiz açilmasi ve bu türden bütün "bastan çikarici" davranislar, yorgun bir erkegi bile heyecanlandiracak cinsel tekniklerdir. Cinsel duygularin sözle belirtilmesi de kadinlar için oldugu kadar erkekler için de önemlidir. Erkeklerin cinsel duyarliligi daha çok cinsel organlar bölgesinde odaklanmistir. Vücutlarinin diger taraflari, kadinlarda oldugu gibi oksama ve uyarma karsisinda fazla duyarli degildir. Bu yüzden sevismenin baslangicinda kadinin dikkatinin erkegin bu bölgesinde toplanmasi yerinde olur. Baslangiçta kadin esinin penisiyle hafifçe oynayabilir ve yumusakça oksayabilir; ama fazla gecikmeden daha güçlü bir uyarima geçmesi gereklidir. Kadina, bir erkegi nasil uyaracagini tanisiklik ve deney ögretecektir. Eger bu yoksa, erkegin ona açikça yol göstermesinde bir sakinca yoktur.

621 SEKSİN DİLLERİ

622 Arapca Arap usulu ile sevismek demek 1001 gece masallarina dalmak demektir. Bu usülde erkek cinsel organini önce ilik zeytinyagina daldirir ve sonra cinsel iliskiye geçer.Bu metod kadinlarda aninda içeriden dagilan simsicak bir his verir.Tabii bu isin uzmanlari sevisme esnasinda karsilikli birbirlerine de bu sicak yagdan sürerek masaj yapabilirler Ingilizce Ingiliz usülünden anlasilan eslerin vücudun erojen bölümlerine hafif hafif vurmaktan cinsel iliski esnasinda kalçalara tokat atmaya varan bir tarzdir.Popoya yumusak bir sekilde vurmak sirf ingilizlere degil herkeze haz verebilir. Fransizca Bu usül oral iliskinin kaynagidir.Esler birbirlerini en duyarli yerlerinden dudak, dil ve agizlarini kullanarak tatmin ederler.Bu metod 18.Yüzyilin Paris´ine kadar uzanmaktadir, o dönemin hayatkadinlarinin verdigi bir servis olarak günümüze kadar gelmistir.

623 Yunanca Erkegin kadini arkadan almasina verilen isimdir, anal iliskiyi tanimlar.Antik çaglarda yunanlilarin "oglanlara" olan düskünlüklerine atfen yunanca terimi gelistirilmistir. Italyanca Bu metaotda kadin erkegin cinsel organini koltuk altina alir, her iki çift de yavas hareketlerle ve siktirarak yada gevseterek zevki yükseltirler. Isveçce Isveç usulünde çiftlerin hosuna giden her sey serbesttir, çiftler karsilikli birbirlerini her yoldan tatmin edebilirler, tek istisna ve yasak ise cinsel iliskinin kendisidir.

624 Rusca Rus türü sevismek banyo küvetinin içinde olurRusca Rus türü sevismek banyo küvetinin içinde olur. Sicak ve köpüklü bir banyo , mis kokulu sabunlar ve kaygan sampuanlar esliginde erkege ve kadina unutulmaz anlar yasamak düser. Ispanyolca Isiin Ispanyolca yapilmasinda erkek cinsel organinin kadinin gögüsleri arasinda olmasidir, hem ayakta hem yatakta uygulanabilen bu metod, erkeklerin en çok hosuna giden türlerden biridir. Türkçe Digerlerine nazaran biraz daha sert bir tür olan Türk usülü sevismede, erkek kadinina gücünü ve kuvvetini göstererek ve sevisme esnasinda emirvari direktifler vererek her iki tarafin da doyuma ulastigi türdür.Sado-Maso pratiklerinin bir numara küçügüdür bu tarz.

625 EN İDDALI SEKS TAKTİKLERİ

626 EN İDDALI SEKS TAKTİKLERİSeks hayatiniz harika olsa da, iliskinize hareket katmak için birtakim degisiklikler yapmaniz gerekebilir. Yoksa siz de kimselerin bilmedigi seks tavsiyeleri var midir diye meraklananlardan misiniz? O halde bize kulak verin. Iste size seks hayatinizi renklendirip, yatak odanizi alevlendirecek seks tavsiyeleri... 1. Banyoyu unutmayin. Yataga gitmeden önce birlikte banyo yapin. Banyoyu önceden yumusak havlularla ve mumlarla süsleyin. Kuveti doldurun ve suyun içine birkaç damla sandalagaci yagi ve lavanta yagi damlatin.Aromaterapistlere göre, sandalagaci yagi hassasiyeti arttirir; lavanta yagi ise gevsemeyi yardimci olur. Bu iki koku ve sicak su vücudunuzu forma sokacak ve erotik bir deneyim yasamanizi saglayacaktir. 2. Ellerinizi kullanmayin. Partnerinize elinizi kullanmadan etkilemeye çalisin. Üzerindeki kiyafetleri yavasça çikarin ve onu yüzünüzle, saçlarinizla ve gögüslerinizle oksayin. 3. Kalp atislarinizi hissedin. Yatakta daha iyi bag kurabilmek için partnerinizin kalp atislarini dinleyin. Elinizi gögsüne koyun ve onun da aynisini yapmasini saglayin. Ne kadar kolay sekronize oldugunuza siz bile sasiracaksiniz. Orgazm esnasinda da elinizi kalbinde tutarsaniz birbirinizi nasil etkilediginizi görürsünüz.

627 4. Otel keyfi yasayin. Otelde yapilan seksin ne kadar farkli oldugunu bilirsiniz. Ayni atmosferi kendi yatak odanizda da yaratmaya çalisin. Ilk olarak aile resimlerini ve is dökümanlarini ortadan kaldirin. Yataga sermek için saten bir çarsaf ve rahatça uzanabileceginiz yumusak sabahliklar alin. Bir tepsiye soguk sampanya ve atistirabileceginiz kanepeler hazirlayin. Inanilmaz bir tatilde oldugunuzu hissedeceksiniz. 5. Onunla oynayin. Erotik shoplara göz gezdirerek baslayabilirsiniz. Örnegin, kadife kapli kelepçeler alabilirsiniz. Bunlar metal olanlar kadar caninizi acitmayacaktir. Ipek gözbaglari sizi daha fazla heyecanlandiracaktir. Bir vibratörde sizi asla yaniltmaz. Partnerinizden vibratörü klitorisinize tutmasini ve sizi seyretmesini isteyin. Siz heyecanlandikça oda heyecanlanmaya baslayacaktir. 6. Gözlerinizi açik tutun. Seks yaparken gözlerinizi kapatmayin. Bu cinsel iliskinin duygusal yönünün ortaya çikmasini saglayacaktir. Öpüsmeye baslarken ve devaminda bile gözlerinizi kapamamaya çalisin. Doruk noktasina kadar göz temasini korumaya gayret edin. Orgazminizin çok farkli oldugunu hissedeceksiniz. 7. Dar kotlarinizi çikarmayin. Partnerinizi üzerinizde daracik kotunuz varken size dokunmasi için yüreklendirin. Materyalin etkisiyle elinin kasiklarinizda yavasça süzülmesini daha fazla hissedeceksiniz.

628 8. Sessiz olmayin. Gerçekten heyecanlandiysanizi hislerinizi saklamayin. Nasil rahat hissediyorsaniz öyle davranin. Bagirin, kahkaha atin, adini tekrarlayin ve ona ne yaptirmak istiyorsaniz söyleyin. Utaniyorsaniz, partnerinize bir iyilik yaptiginizi düsünün. Memnuniyetinizi ne kadar fazla belirtirseniz bu onu o kadar çok heyecanlandirir. 9. Cep dolusu memnuniyet Hiç beklemedigi bir anda bozuk para alma bahanesiyle elinizi cebine götürün. Penisini pantolonuna degdirerek gerçektende bozukluklari ariyormus gibi davranin. Kulagina “Bu gerçekten bozuk para mi yoksa beni gördügüne çok mu sevindin” gibi sözler fisildayin. 10. Çiplakliginiza alisin. Yatakta iyi olmak için bir manken kadar güzel bir vücuda sahip olmaniz gerekmiyor. Çiplak vücudunuza uzun bir aynada her gün 5 dakika bakin ve vücudunuzda en çok neyi sevdiginizi düsünün. Garip hissederseniz, biraz müzik açin ve dansedin. Kendinize ve seks hayatiniza daha fazla güvenmeye baslayacaksiniz

629 HIZLI SEVİŞMELER İÇİN 10 ATEŞLİ YER

630 HIZLI SEVİŞMELER İÇİN 10 ATEŞLİ YERKabul ediyoruz, konu biraz edepsiz! Ama kisitli bir zaman daima heyecani artirir. Peki bu kisa sürede nerede seks yapilir? Yaramazlik yapmak için en sicak 10 yerin haritasini sizin için hazirladik... Bir dakika içinde seks yapmak için mekan seçmek zorunda kalsaniz ne yaparsiniz? Etrafiniza bir göz atin ve uygun bir yer bulup bulamayacaginizi arastirin. "Quickie Sex" (Hizli Seks) adli kitabinda yazar Lisa Sussman seks için birçok yer bulundugunu, ancak insanlarin onlarin farkinda olmayacak kadar korkak olduklarini söylüyor. Isin tek sirri; kimseye yakalanmamak... Hizli, bir o kadar da atesli bir seks için önerilerimize göz atin: 1. BAR TUVALETINDE Uygun bir zaman bulup birlikte tuvalete süzülün. Klozet kapagini kapatin ve sevgilinizi onun üzerine oturtun. Siz de kucagina oturarak bu atesli ve heyecanli sevismenin tadina varin. 2. HAVUZ BARINDA Su, hareketlerinizi daha da atesli kilacak... 3. SOYUNMA ODASINDA Okulda, ögretmenlerinizden kaçarak köselerde el ele tutustugunuz günleri unuttunuz mu? Iste tipki o günlerdeki gibi, soyunma odasini birkaç dakikaligina isgal edin, ancak bu sirada fazla ses çikarmamaya özen gösterin... 4. SEZLONG ÜZERINDE Minderli sezlonglari tercih ederseniz, dizleriniz yaralanmayacaktir. Siz kalçalarinizla dairesel hareketler yaparken, sevgiliniz ayaklarini kullanarak ileri geri hareket edebilir. Açik hava sizi daha da etkileyecek...

631 5. MUTFAK TEZGAHINDA Makarnalariniz haslanirken, istahinizin açilmasi amaciyla tezgaha uzanin ve bir yildirim seksi deneyin. 6. MERDIVENDE Hizli bir uçus için merdivende sevgilinizin kucagina, yüz yüze bakmayacaginiz sekilde oturun. Öyle bir basamak seçin ki, kol ve ayaklarinizi denge kurmak için kullanabilin. 7. SUDA Su dolu havuz ya da küvette partneriniz otursun. Siz de yüzünüz ona bakar sekilde kucagina oturun. Kalçalarinizi kaldirarak sizi su üzerine çikarip, yeniden daldirmasini isteyin. 8. ARABADA Ev ortami sevismeleriniz için artik banal mi geliyor? Arabaya atlayin ve bir varyasyon deneyin. Uygun bir yere park ettikten sonra, koltuklari sekse uygun bir pozisyona getirip, baska türlü bir yolculuk gerçeklestirin. 9 . DUSTA Seks yapmak için en sicak yerlerden biri de dus. Yalniz dikkat: Fazla akrobasi yapmaya kalkmayin, kayip bir yerlerinizi incitebilirsiniz. Sevgilinizin kafasinin altina bir havlu yerlestirirseniz, daha rahat edecektir. 10. KAPIDA Onu bütün aksam özlemle beklediniz. Seksi bir kiyafetle karsilamaya ve gelir gelmez üzerine atlamaya ne dersiniz? Anahtarlarini bile yerine koymadan pantolonunu açmaya baslarsaniz, kendini son derece seksi hissedecektir!

632 PARTNERİZİ MUTLU ETMEK İSTİYORSANIZ, ELLERİNİZİ İYİ KULLANMALISINIZ!

633 PARTNERİZİ MUTLU ETMEK İSTİYORSANIZ, ELLERİNİZİ İYİ KULLANMALISINIZ!Cinsellikte asıl olan sevgi ve saygıya dayanan, sınırları her zaman değişip genişleyebilen bir ilişkiyi düşünmek gereklidir. Cinselliği, cinsel ilişki olarak görmek çok yanlış olur. Vücudumuzun yüzeyinde mm2 de bile binlerce dokunmaya ve basınca hassas algılayıcı yapılar (reseptorler) vardır. Sahip olduğumuz sinir sistemi vücudumuza yapılan dokunmanın bütün özelliklerini beynin ilgili bölümlerine taşıyacak şekilde oluşturulmuştur. Sevgi ile yapılan bir dokunuş, kişiyi cinsellik açısından uyarır, hoşlanmasına neden olur. Bu dokunuşların özelleşmesi, vücudun cinsellik açısından daha duyarlı bölgelerine kaydırılması ve sevgiyle sürdürülmesi orgazm yaşanmasını sağlayacak kadar güclü beyinde duygular yaratır. Cinsel organların belirli bölgeleri aşırı duyarlı alanlardır. Eşlerin bu bölgelere dokunmaları, eşlerine büyük zevk verecektir. Ülkemizde cinsel eğitim olgusu çok yeni bir kavram olması nedeniyle ve kültürel yapımız gereğince bu tür dokunmalardan kaçınılmaktadır. Kadınlarda, erkeklerde cinsellik olarak sadece cinsel birleşmeyi düşündüklerinden cinsel yaşamları renksiz ve tatminden yoksun olarak geçmektedir.

634 Eşlerin cinsel ilişkilerinden orgazm yaşamaları için ön sevişme adı altında eşlerin birbirlerini uyardıkları dönemin zenginleştirilmesi önerilmektedir. Cinsel etki sağlayan uyarılar, sadece kadında klitoristen, erkektede penis başından üretilmemektedir. Kadında özellikle kulak arkası, kulak kepçesi, boyun, göğüsler, göğüs uçları, anüs bölgesi, bacakların üst iç bölgeleri çok uyarıcıdır. Erkeklerde de özellikle meme uçları, bacakların üst iç kısımları, yumurtalıkların bulunduğu torba (skrotum) çok uyarı çıkaran merkezlerdir. Cinsellik sırasında bütün bu uyarı merkezlerinin uyarılması cinselliğe büyük bir renk ve zevk katacaktır. Orgazm oluşmasında en büyük uyarıları oluşturan merkezler olan kadında klitoris, erkekte penis başı çevresi alanlar, cinsel ilişki sırasındada elle veya dille de uyarılarak uyarının büyümesi sağlanabilir. Yada yarım kalmış bir uyarı tamamlanarak eşinde orgazm yaşaması saşlanabilir. Cinsel ilişki sırasında eşlerin aynı anda orgazm olmaları ideal bir durum olsada sık yaşanmaz. Erkeğin erken boşaldığı bir durumda eşi aşırı dercede uyarılmış ancak orgazm yaşıyamamış olarak, istenmeyen bir durumda kalabilir. Böyle bir anda eşinin elle klitorisi uyarması ve bunu diğer hassas noktalarıda eli ve dili ile uyarması eşininin yarım kalan orgazmı yaşamasını sağlar. Böyle bir yaklaşım hiç şüphesiz eşler arasında paylaşım ve sevginin büyümesine de neden olur.

635 Bu örneği kadın içinde verebiliriz. Bu örneği kadın içinde verebiliriz. eğer kadın, eşinden erken orgazma ulaşırsa ya sessiz kalıp eşinin boşalmasını bekleyecektir, yada eşini el ile uyararak orgazma ulaştıracaktır. Toplumumuzda kadın genelde sessiz kalmakta ve acıda çekse eşinin boşalmasını beklemektedir. Bunun alternatifi kadının eşinin cinsel organını ve cinsel uyarı çıkartan bölgelerini elleri ve dili ile uyarması ile zenginlik katmasıdır. Bir toplumda yada bir ailede bu tür davranışların gelişmesi zaman ve bilgi gerektirmektedir. Eşlerin bir birlerini sevmelerini ve eşimi nasıl daha mutlu edebilirim? sorularının daha sık sorulmasını gerektirmektedir. Kültürel olarak bu cinsellik konusunda oluşmuş bir çok tabular yavaş yavaş kaybolmaktadır.

636 PARTNERİNİZİ HEYECANLANDIRMANIN 13 YOLU

637 . PARTNERİNİZİ HEYECANLANDIRMANIN 13 YOLUSeks hayatında mutluluğu bulmanın yolu ilişkiyi sürekli sıcak tutmaktan geçer      Eğer siz de cinsel yaşamınızın renkli olmasını istiyorsanız, sevgilinizin başını döndürecek reçete şöyle:   Sevgilinizin veya kocanızın pantalon cebine, ceketine, yastığına vs.. bir not bırakın. Uzerine akşama onu bir sürpriz beklediğini yazın, bu onu heyecanlandıracak ve eve erken gelicektir.   Onu bürosundan veya cep telefonundan arayıp onu cok özlediğinizi ve ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Sürprizden onu meraklandırın ve heyecanlandırın.   Onun görmediği seksi bir resminizi ona 'leyin. Buna bayılacaktır.   Akşam eve geldiğinde, kapıyı üzerinizde sadece onun sevdiği iç çamaşırıyla açın, ve mutfağa doğru gidin. Meraklanacak ve saşıracaktır.   Daha evvelden hazirladiğınız yemekleri ve kırmızı şarabı yemek masasına gotürün. Romantik bir müzik açın. Mutlaka size dokunurak ve öperek salona eşlik edecektir.   Yemek sırasında ona sürprizden bahsedin ve meraklandırın. Sizi nelerin etkilediğini, heyecanlandırdığını, yatakta nelerden hoşlandığınızı, ve onun nekadar çekici olduğunu söyleyin. Mutlaka yemek çabuk bitecektir.   Yemekten sonra, onu öpmeye ve okşamaya başlayın. Ardından yavaş yavaş üstündekileri çıkartın. Elinize şarap bardağınızı alın ve yatakodasına doğru gidin. Mutlaka arkanızdan gelicektir.   

638 Hiçbirsey söylemeden yatağa uzanın ve gelmesini bekleyinHiçbirsey söylemeden yatağa uzanın ve gelmesini bekleyin.   Parmaklarınızı kırmızı şaraba batırın ve onun dudaklarını ıslatın. Seks isteği artacak ve parmaklarınızı yalamaya başlayacaktır.   Erkeklerin en hassas bölgelerinden biri boyunları ve ayaklarıdır. Şarabı yudumladıktan sonra, ıslak dudaklarınızla boynuna öpücükler kondurabilirsiniz. Bu onu cok etkileyecektir.   Ayaklar ultrahassas bölgelerdir. Ayak parmaklarına masaj yapın, bu onu zevklendirecektir.   Erkekler yatakta adlarının söylenmesinden çok hoslanırlar. Aralıklarla onun adını mırıldanın. Bu onlara güven verir. Size zevk verdiğini bilmesi onu dahada heyecanlandırır.

639 AŞK YAPMAK MI? SEX YAPMAK MI?

640 AŞK YAPMAK MI? SEX YAPMAK MI?Kuzey Kutbu’nda yasayan insanlarin bile karin degisik sekillerini tarif etmek için kullandiklari birçok kelime var. Peki ya cinsellik eylemiyle ilgili degisik sözcükler var mi? Seks sadece sekstir. Degil mi yoksa? Iste kadin ve erkek perspektifinden sorulan modasi geçmeyen soru; ask yapmak ile seks yapmak arasindaki fark nedir? Kadinlar arada büyük bir fark oldugunu düsünüyor. Sürpriz olacak tek birsey var ki o da bu farkin kadin veya erkegin hisleriyle alakali olmadigi. Kadinlar derin bir ask yasadiklari insanlarla hizli, siddetli, kavgali-gürültülü seks yapabilirken sadece ilgi duydugu insanlarla yumusak, tatli ve ruh oksayan cinsellik yasayabiliyorlar. Imkansiz oldugunu mu düsünüyorsunuz? Cinsellik keyif ve tutkuyla alakali. Sadece cinsellikle ilgili bencil (insanin kendisine odaklanmasi gibi) birseyler var. Memnuniyetinizi nasil maksimum yapabileceginizi (partnerinizinkini de tabii) bulmaya çalisiyorsunuz hep. Diger taraftan ask yapmak baska bir insana sefkat göstermek gibidir. Baglilik, hassasiyet, saygi ve temasla ilgilidir. Bir insani öperek, oksayarak ruhunun penceresi olan gözlerine bakarak sizin için bulunmaz bir mücevher gibi ne kadar essiz oldugunu anlatmaktir. Kadinlar için cinselliklerini yasarken en önem verdikleri sey partnerlerine onunla birlikte olmaktan ne kadar gurur duyduklarini anlatmaktir. Cinsel açidan tatmin olup olmadiklari ikinci siradadir.

641 Kadinlarla ilgili diger bir gözlemde alkollü olduklarinda yatakta harika vakit geçireceklerini bilseler bile çogunlukla cinselligi yasamak istememeleridir. Erkekler ise arada pek bir fark olmadigini düsünüyor. Onlara göre bu ayirimdan tamamen seytan beyinli kadin dergileri ve romantik hikaye kitaplari sorumlu. Onlar erkek, kabul etmek lazim. Bir penisleri var ve ellerine geçen her firsatta onlara az da olsa ilgi gösteren birini buluyor ve sanslarini degerlendiriyorlar. Sonradan sariliyorlar mi? Diger bulusma da çiçekle sürpriz yapiyorlar mi? Ya da ertesi gün ariyorlar mi? Belki evet belki de hayir. Bazilari bunun derinine fazlaca inse de erkekler genelde vakit geçirebilecekleri bir kadin ariyorlar. Ta ki, birine gerçekten ciddi birseyler hissedene kadar. Bir anda bir fark oldugunu hissediyorlar. Bu fark tamamiyla ne? Siddetli, kavgali gürültülü seks degil! Ask yapmanin temelde iki insanin baglanmasini iletisimini saglayan inanilmaz güzel ve ayartici bir sey oldugunu kesfediyorlar. Daha da iyisi, ne kadar çok seviyorlarsa o kadar çok baglanabiliyorlar. Seks, iki insanin arkadas olabilmesi için birbirini kullanmasi gibi. Ama ask yapmak ancak sevdiginiz insani kaybetmeyi bile düsünemediginiz zaman mümkün olabiliyor.

642 Hala karisik geliyorsa bir de su listeye bakin : Ask yapmak : Onunla uyanmak için bekleyemiyorsunuz. Seks yapmak : Uyanmak için bekleyemiyorsunuz. Ask yapmak : Tuvaletinizi yaptiginiz sirada bile onunla konusup kikirdayabiliyorsunuz. Seks yapmak : Söyleyebilecek çok az seyiniz oluyor : Cinsel organlarimiz birbiriyle çok uyumlu degil mi? Ask yapmak : Asiginizla yataginizi paylasiyorsunuz. Seks yapmak : Yatakta araniza görünmez bir engel koyuyorsunuz ve ülkenizin sinirlari gibi korumaya çalisiyorsunuz. Ask yapmak : Onun inanilmaz güzellikteki mavi gözlerine bakarak uyaniyorsunuz. Seks yapmak : Onun (rengini hatirlamadiginiz) gözlerine bakarak uyaniyorsunuz

643 UTANGAÇ KADININ YATAK REHBERİ

644 UTANGAÇ KADININ YATAK REHBERİItiraf edin ki siz müzmin bir "utangaç"siniz! Partnerinize seksi sözler söylemeyi birakin, sevgilinizin yatakta istemediginiz seyleri yapmasina bile itiraz edemiyorsunuz. "Böyle gelmis böyle gitmez" diyorsaniz, o zaman adim adim utangaçliktan kurtulmanin tam zamani!... Prezervatif kullanmasini söylemeye utaniyorsaniz... Ona prezervatif kullanmasi gerektigini söylemek için en uygun zaman hangisi? Evden içeri girer girmez? Önsevisme sirasinda? Ya da tam cinsel birlesme basladigi anda? Utangaç bir kadin için bu sorunun yaniti her zaman "hiçbir zaman" olacaktir. Çünkü o henüz sutyeninizi açmaya ugrasirken, siz komodinin gözünden bir prezervatif çikardiginizda, kötü bir tepkiyle karsilasmaktan korkuyorsunuz. Ama unutmayin ki, cinsel yolla bulasan hastaliklara yakalanmayi ya da hamile kalmayi istemiyorsaniz, "prezervatif kullan" demekten baska çareniz yok. Utangaç bir asik olsaniz bile, o sizi öpüp oksarken prezervatifi paketinden çikarmak size düsüyor. Eger itiraz edecek olursa, utangaçligi bir kenara birakip bu konuda ciddi oldugunuzu belirtin. Hatta "prezervatif yoksa seks de yok" gibi bir cümle kurun... Yatakta ne istediginiz söylemek Utangaç bir kadin olarak yatakta ne istediginiz söylemeye diliniz varmiyorsa, basit bir anahtar cümlemiz var sizin için: "Söyleme, göster!" Ona "Bana sikica saril, sonra da elini suraya koy" demek yerine sikica sarilin ve elini oksayarak nereye koymasini istiyorsaniz, oraya dogru itin. Yatakta çiftler hareketlerini partnerlerine göre düzenler. Yani siz hizlanirsaniz, partneriniz de hizlanacaktir. Siz yavaslarsaniz o da yavaslayacaktir!

645 SEVİŞMEDEN ÖNCE ALKOL ALMAYIN... .

646 . SEVİŞMEDEN ÖNCE ALKOL ALMAYIN... .Cesaret vermesinden dolayı, seksi kışkırttığı düşünülen alkol, dozu arttığında erkeği duyarsızlaştırarak cinsel gücü azaltıyor      Alkol. Alkol, beynin merkezleri üzerinde etki yapan bir maddedir ve tarih boyunca cinsel etkinliği arttırdığı düşünülmüştür. Gerçekte alkol beynin korku ve endişe ile ilgili merkezlerini uyuşturur. Bundan dolayı kişiyi yürekli kılar. Fakat yüksek dozlarda, tanıma ve bilinç işlevlerini sekteye uğratır. En had durumdaysa felç benzeri bir sonuç yaratarak kişiyi tamamıyla duyarsızlaştırır. Shakespeare'in deyişiyle: "İstekleri kışkırtır, fakat etkinliği götürür". Özellikle erkeklerde ciddi alkoliklik sorunu olan kişilerin tamamıyla cinsel iktidarlarını yitirdikleri görülür.      "Barbiturat" deyimiyle anlaşılan yatıştırıcı, sakinleştirici ilaçların etkisi de aynen alkole benzer. Bunlar beynin cinsellikle ilgili merkezlerini uyarmazlar, fakat az bir dozda alındıklarında kişiyi kaygılarından ve çekingenlikten kurtardıkları gibi, doz biraz fazlalaştıkça cinsellik de dahil olmak üzere tüm davranışları kısıtlarlar.

647 DAHA İYİ SEX İÇİN 4 CEVAP

648 DAHA İYİ SEX İÇİN 4 CEVAP [email protected]Neden bu kadar çabuk boşalıyorum? Bu soru birçok erkeğin ortak problemi olmasına rağmen çözümü kolay bir sorundur, özellikle size değer veren bir sevgiliniz varsa. Boşalma zamanını kontrol etmek öğrenilebilen birşeydir ve aynı hayatımızın ilk yıllarında çişinizi tutmayı öğrenmeye benzer. Sizlere tavsiye edeceğim yöntem Dr. James Semans'ın keşfetmiş olduğu bir yöntem: Bu yöntem boşalacağınızı hissedeceğiniz ilk anda seks aksiyonuna hemen ara vermeniz. Bu hissiyat kaybolduğu zaman kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Bu süre zarfında hem daha uzun zaman zevk alacaksınız, hem de erken boşalma probleminiz kısa zamanda ortadan kalkacaktır. Eğer böyle bir probleminiz varsa bunu eşinizden istemeye çekinmemelisiniz. Unutmayın ki onun için de erken boşalmanız, bir süre ara vermenizden daha büyük bir problemdir. Hatta muhtemelen sizden daha da büyük bir problem.   Çiftlerin evlendikten sonra yaptıkları en büyük 2 hata nedir? Birbirinizin üzerinde baskı kurmak, hatalarını düzeltmek, dırdır etmek seks yaşamınızı ve sağlığınızı etkileyen etkenler arasındadır. Eğer böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız, eşinizin sevdiğiniz yönlerini hatırlamaya çalışmalısınız. Aranızdaki yakınlığı tekrar kurabilirseniz, hayatınızın sonuna kadar birlikte olmayı başarabilirsiniz.  

649 Ne kadar sıklıkla eşinizle aynı anda orgazma ulaşabiliyorsunuzNe kadar sıklıkla eşinizle aynı anda orgazma ulaşabiliyorsunuz? Tabiki aynı anda orgazma ulaşmakdan daha hoş bir şey yoktur fakat bunu her seks deneyiminizin amacı haline getirmek hiç de gerçekçi bir davranış olmayacaktır. Ayrıca tamamen eşinizin duygularına konsantre olmak sizin daha az zevk almanıza neden olacaktır. Halbuki farklı zamanlarda orgazm olan çifler, hem kendi orgazmlarına konsantre olabilir hem de birbirleri ile ilgilenmek için daha fazla zaman bulurlar. Eşinizin en çok hoşuna giden şeyleri bulmak ise en önemli noktadır. Seks neden sıkıcı hale gelir? Seks sırasında aynı hareketler, aynı şekilde yapıldığında ve bu bir rutine girdiğinde sıkıcı olmaya başlar. Peki bu sıkıcı gidişatı durdurmak için ne yapmalıyız? Sevgiyi ve şevkati göstermenin bir çok yolu vardır. Sevgiliniz ile konuşmalı, yeni pozisyonlar, ön sevişme teknikleri, daha romantik ortamlar hakkında konuşmalı ve denemelisiniz. Denemeden bilemezsiniz değil mi?.

650 DAHA İYİ SEX İÇİN İPUÇLARI

651 DAHA İYİ SEX İÇİN İPUÇLARIYağlarınızı yatakta yakın "Seks bir çeşit fiziksel aktivitedir" demiş bir Pennsylvania tıp fakültesinden bir asistan profesör. Ama her seks deneyimi tek başına bir kalori yakıcı değildir! Piramitler gibi dünya harikası eserler nasıl üst üste uyduruk taşlar konularak yapılmışsa, sizin her yaşadığınız seks deneyimi birleşince bir dünya harikası yaratacaktır. Haftada üç kere seks yapıyorsanız ve bu deneyimler özel bir şeyler değilse bile sizin yılda kalori yakmanızı sağlayacaktır ki 110 kilometre koşmaya eşdeğerdir. Bu kalori yakma oranı seks sırasında harcadığınız eforla daha da artacaktır! Daha canlı ve renkli seks hayatı size kalori bile yaktırabilir. İnanın bu kalorileri jimnastik salonlarında ter içinde yakmaya çalışmaktan daha zevkli Hayatınızın ilerleyen dakikalarında şükran duyacağınız bir öneri Ne kadar ereksiyon yaşarsanız o kadar uzun ereksiyon yaşarsınız, yani işleyen demir pas tutmaz! Eğer bekar hayatınız seks yaşamınızı yok etmişse sıklıkla mastürbasyon ilk bulduğunuz fırsatta sizin formdan düşmemenizi sağlayacaktır. Hep aynı pozisyon mu? Seks hayatınız tekdüzeyse bu monotonluğu yıkacak yeni kurallar koyun, mesela sevişirken 3 kere pozisyon değiştirmeyi amaç edinin. Misyoner pozisyonunu ve sıcak yatağında seks yapmayı bir süre bırakarak işe başlayın.

652 Daha sıkı bir seks için pozisyon alın Partnerinizi orgazmın doruklarına sürüklerken, kontrolün elinizde olduğunu hissettirecek mükemmel bir pozisyon var: "The Ultimate"... Partnerinizle yan yana yatarak başlayın. Önünüz partnerinizin arkasında olsun. Bu durumdayken uzanıp partnerinize mastürbasyon yapmaya başlayın. Kalçalarını size doğru yaklaştırsın. İçine girin ama bir yandan da mastürbasyon yapmaya devam edin. Bu şekilde hem klitorisini hem de 'G' noktasını uyaracak, vajinal orgazm için gerekli olan stimülasyonu da sağlamış olacaksınız. Böylece ona daha fazla zevk vererek kolayca zirveye ulaşmasını sağlayacak, hatta orada uzunca bir süre tutabileceksiniz. Baba adamlar geç gelir Boşalma sürecinizi kontrol etme talimleri, limitlerinizi keşfetmenize yarayacaktır. Öncelikle size anlatılan, sevişirken başka şeyler düşünme tribini unutun! Bu taktik hem berbattır hem de vücüdunuza neler olduğunu anlamanızı güçleştirir. Bunun yerine seksten daha fazla zevk alırken boşalmamayı öğrenin! İşte size 3 yol: · Pubococcygeal (PC) kaslarınızı geliştirin. Buradaki PC önünüzdeki bilgisayar değil, çişinizi yaparken panik anında onu durdurmaya yarayan kaslardır. Günde 20 kere bu kasları sıkıp bırakmak hem kasları geliştirecek hem de sizin erken boşalmanızı kontrol etmenize yarayacaktır. · Önsevişmeye konsantre olun. Tabii ki, ne kadar tahrik olursanız, daha fazla zevk alırsınız. Orgazmın doruklarına ulaşırken PC kaslarınızı sıkarak biraz daha zaman kazanabilir ve partnerinizi mutlu etmeye devam edebilirsiniz. Eğer boşalacak gibi olursanız utanmadan 5 dakika partnerinizin beklemesini isteyin çünkü bu onun yararına olacaktır ve büyük ihtimalle oda bunun bilincinde olacaktır.

653 . · Pozisyon değiştirin. Böylece hem daha renkli bir seks yaşarsınız, hem de pozisyon değiştirme sırasında kendinize vakit tanımış olursunuz. Hemen koşarak kama sutra kitabı edinin... Komşularınız sizi tanısın Sevişirken sizin zevk aldığınızı belirten sesler çıkarmayı ihmal etmeyin. Bu nasıl hissettiğiniz konusunda partnerinize ipuçları verecektir. Komşularınızı ayağa kaldırın! Ses çıkarın ! Utangaç iseniniz odada yüksek sesle müzik çalın. İnanın kadınlar da aşk sesleri duymayı severler. Seyahatteyken Herhangi bir nedenle partnerinizden ayrı kaldıysanız, uzaklığın seks hayatınızı engellemesine izin vermeyin. Derhal ona telefon edin. "Şu an üzerinde ne var" gibi kulağa klasik gelecek bir soruyu ona yöneltin. Sevgiliniz ile arnızdaki tek bağlantı telefon hattıyken yapmanız gereken ilk şey, ona görsel detayları da vererek birbirinize neler yapacağınızı karşılıklı olarak hayal etmenizdir. Bu fantazi aynı zamanda, ondan neler yapmasını istediğinizi onu kırmadan söylemenize fırsat tanıyacaktır. Eüer şanslıysanız eve döndüğünüzde onun isteklerinizi yerine getirdiğini göreceksiniz. Kibarca nasıl sorarsınız? Sevgiliniz ile oral seks yapmak istediğiniz halde o bundan kaçınıyor mu? Konuşmayı hem kibar bir şekilde başlatmak, hem de partnerinizi rahatsız etmemek için istatistiki verileri kullanabilirsiniz. Zaman zaman "erkelerin %83'ü oral seksten hoşlanıyormuş, bunun yanında kadınların ise %57'si bunu kabul etmekten memnunmuş" diyebilirsiniz. (Tabii ki eğer size 'git o zaman bu kadınlardan bir tane bul' derse vazgeçin)

654 YATAĞI HURAFE KUŞATTI.

655 YATAĞI HURAFE KUŞATTI.. [email protected]Kulaktan dolma bilgilerle 'yatağa giren' çiftleri büyük tehlikeler bekliyor. Neler mi? Ömür boyu yataktan men, erken boşalma, iktidarsızlık hatta intihar      Bilinmeyen bir şey değil ama yinelemekte yarar var; cinsellikle ilgili yanlış ve eksik bilgiler, kadınlarda ömür boyu sürebilen ilişkiye girememe, erkeklerde ise erken boşalma, ereksiyon sorunlarına yol açıyor. Hatta öyle ki bu sorunların derinleşmesi durumunda bireyler intihara bile sürüklenebiliyor.      İşte bir uzman, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Mehmet Sungur, cinsel sorunlarının tamamına yakınının bilgisizlik ve batıl inançlardan kaynaklandığını düşünüyor.      Doç. Dr. Sungur sorunları sıralarken çarpıcı örnekler de veriyor...            'İlk gece' sendromu      Evli kadınlarda ortaya çıkan 'vajinismus' (ilişkiye girememe) sorununun, kadına aşılanan ilk gece korkusundan kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Sungur bakın neler söylüyor:      "Evlenecek kızın 'ilk gece acı çekeceksin' diye korkutulması vajinismusun tek nedeni. Bu korku, vajen kaslarının kasılmasına ve birleşmeye engel oluyor. 25 yıl evli olup ilişkiye girmemiş kadınlar var. Yine bazı yörelerimizde süren kanlı çarşaf gösterme geleneği kadın ve erkekte büyük bir baskı oluşturuyor. Eğer çarşaf gösterilmezse kadının bakire olmadığı veya erkeğin iktidarsız olduğu anlamı çıkarılıyor. Bu yüzden kollarını, bacaklarını kesenler var."           

656 .  Erkek muhabbeti etkili      Erkekler arasında yapılan cinsel muhabbetlerin de psikolojik sorunlara neden olduğunu belirten Sungur, bu durumu da şöyle açıklıyor:      "Dün akşam dört kere beraber oldum gibi erkek muhabbetleri, kulaktan dolma bilgileri birbirlerine aktarmaları da sorun yaratıyor. Çünkü bunu anlatanın arkadaşı son dört aydır hiç ilişkiye girmiyorsa kendini anormal hissediyor."            Cehalet performansı düşürüyor      Cinsel eğitimin daha çok 'sokaktan' alındığını belirten Sungur'a göre eğitim şart. "Bu tür dersler üniversitelerde bile verilmiyor" diyen Sungur, yapılması gerekenler konusunda da şunları söylüyor: "İnsan vücudunu tanıtmak, hangi dokunuşların sağlıklı, hangilerinin tehlikeli olduğunu çocuklara öğretmek, fikir vermek lazım. Cinsel eğitimin eksikliği abartılı beklentilere neden oluyor. Performans, beklentinin gerisinde kalıyor. Bu yüzden intihar eden insanlar biliyorum."            Ev ödevimiz: Okşama      Peki sorunların çözümü için ne yapılıyor? Çiftlere 'seks terapileri' uygulanıyor. Mehmet Sungur, tedaviye gelen çiftlere 'ev ödevleri' veriyor. Neler mi yapıyormuş çiftlir, Sungur'dan dinleyelim: "Kadın eğer vajinismussa ilişkiye baştan yasak koyuyoruz. Ereksiyon problemiyle gelen erkeğin kafasına iki soru takılıyor. 'Acaba bir daha ereksiyon olacak mıyım' ya da 'olursa yeterince uzun sürecek mi?' Ona da bir süre birleşmeyi yasaklıyoruz. 'Ereksiyon sana lazım değil' diyoruz. Ödev olarak karşılıklı birbirlerine dokunma egzersizleri, beden duyumları veriyoruz.

657 Zevk almak için ille birleşme şart değil. Zevk almak için ille birleşme şart değil. Birleşmeye girmeyenlere cinsel doyumu sorduğumuzda yüzde oranı çıkıyor. Ama hergün cinsel ilişkiye girenlerde cinsel doyum oranı yüzde 30."            İşte 'o işe' dair hurafeler      Erkek ve kadın aynı anda orgazm olursa seks başarılı olur. (Böyle olması aslında erkeğin erken boşalması anlamına gelir.)   Erkek her an cinsel ilişkiye hazırdır   Cinsel ilişkiyi erkek başlatır. Kontrol erkekte olmalıdır, cinselliği kadın başlatıyorsa bu kadının azgın ve tehlikeli olduğunu gösterir   Erkek birleşme sırasında ereksiyonunu kaybediyorsa bu, partnerini istemediğini, sevmediğini gösterir   Modern bir kadın olmak için orgazm olmak lazım. Bu yaşamın en önemli haklarından biridir.   Modern kadın cinselliği evlilik öncesi yaşamış olandır, cinselliği başlatandır   Modern kadın olabilmek için ilişki sırasında partnere nelerden hoşlanıp, hoşlanmadığı söylenmeli.   Cinsel yakınlaşma bir kez başladığında mutlaka birleşmeyle tamamlanmalıdır   Erkek ereksiyona geçince mutlaka orgazm olmalı ve vajen içine boşalmalıdır.   Seks spontan olmalıdır, bu konuda düşünmek ve konuşmak spontanlığı bozar.   Erkek mutlaka deneyimli olmalıdır   Masturbasyon kötü ve zararlıdır

658 SEKS KASLARINIZI KEŞFEDİN!

659 . SEKS KASLARINIZI KEŞFEDİN!Seks hayatınızı "rutin"likten kurtarmanın yolu fanteziler kadar, seks kaslarınızı keşfetmekten de geçiyor! "Bu kaslar nerede bulunur ve nasıl çalıştırmak gerekir" diye merak ediyorsanız, hemen bu yazıyı okuyun ve alıştırmalara başlayın! Tüm vücudumuzun, erojen noktalarla kaplı olduğunu biliyorsunuz. Ama kaçınız yeni zevk noktaları keşfetmeyi deniyor? Ancak bir süre sonra, her şey gibi seks de rutinliğe kurban ediliyor. Eşler seksten sıkılıyor ve başka arayışlar içine giriyorlar. Sevişmeyi sıkıcı kılan, daima aynı şeyleri yapmak. Oysa hayatınıza renk katacak değişiklikler yapmak o kadar da zor değil. Örneğin her zaman yaptığınız gibi misyoner pozisyonunu değil de, diz üstünde durarak seks yapmayı deneyin. Bu küçücük pozisyon değişikliği bile seks hayatınızı canlandırmaya yetecek. Daha fazla zevk almanın bir başka yolu ise seksi, sınırlı zaman aralarına sıkıştırmak yerine, daha uzun süreçlerde yaşamak. Süreyi uzatmak, sadece o anlık bir zevke değil, aynı zamanda ilişkinin daimi olarak iyi yönde gitmesine yarayacaktır. İşe aşk kaslarınızı keşfetmekle başlayın. İşte seks hayatınızda köklü bir etki ve değişim yaratacak dört kas grubu ve egzersizleri!

660 1. PC Kasları Şekil olarak bir hamağı anımsatan bu kas grubu, belkemiğinden başlayıp pubik bölgeye kadar uzanan, vajinal bölgeyi ve anüsü de kapsayan bir bölgeye dağılmış. Kaslarınız ne kadar güçlü ise, sonuçta alacağınız zevk de o kadar iyi oluyor. Kaslar, orgazm sırasında çalışırlar. Bu nedenle güçlü olmaları, o duyguları da etkiler. Sıkı ve çalışan kaslar, gün geçtikçe daha fazla kas, daha fazla kütle ve o bölgeye daha fazla kan akışı anlamına gelir ve duygu yoğunluğunu artırır. Nasıl Kullanılır? PC kasları, idrar akışını durdurur. Bunun için gerekli olan klasik egzersiz şeklinin uygulanışı oldukça basittir. Sırt üstü uzanın ve dizlerinizi kırın. Yerde, olabildiğince düz bir şekilde olun. Kaslarınızı yavaşça sıkıştırmaya başlayın. Bu idrar akışını durdurmaya benzer. Kaslarınızı yavaşça üç kere sıkın. Daha sonra kendinizi bırakın ve rahatlayın. Bu hareketi alışma evresinden sonra on kez daha deneyin ve günde iki kere uygulayın. PC kaslarınızı gerçekten kullanmak istiyorsanız, bu hareketi otururken, ayaktayken ya da diz üzerindeyken yapabilirsiniz. Bu kaslarınızı, seks sırasında kullanmanız çok fazla işinize yarayacaktır. Zevki iyiden iyiye hissetmeye başladığınızda PC kaslarınızı gevşetirseniz, erkeğin ereksiyon hızını algılamanız daha çabuk olacaktır. Çünkü bu sırada penise daha fazla miktarda kan gidecektir. Erkek ereksiyon halindeyken PC kaslarını sıkıştırarak onun, daha uzun süre ereksiyon halinde kalmasını sağlayabilirsiniz!

661 2. Destek Kasları Rahim kası, şekil olarak eğimlidir2. Destek Kasları Rahim kası, şekil olarak eğimlidir. Rahime destek veren kasları çalıştırırsanız, orgazmdan daha çok zevk alırsınız. Eğer bu kasları kontrol ederseniz, rahim kasının, vajinanın derinliklerine kadar uzanan bir zevk verdirdiğini hissedersiniz. Bu bölge, kadınlar için çok hassas bir bölgedir. Uyarıldığı an, anında orgazm sağlar. Nasıl Kullanılır? Rahim kaslarını kullanmayı bilmek çok önemlidir. Bu kaslardan, bisiklet çevirme pozisyonuna gelip ve yere sıkıca basmak yoluyla destek alınarak faydalanlamalıdır. Bu pozisyon, rahminizin vajina duvarlarının ters yönünde hareket etmesini sağlar. Uzanır bir pozisyona geldiğinizde ise vajinanızdan hava çıktığını hissedebilirsiniz. Eğer birinci denemede hiçbir şey hissetmiyorsanız, o zaman hemen pes etmeyin ve denemeye devam edin. Hissetmeye başladığınız anda ise, kasları kullanmayı öğrendiniz demektir. 3. Diyafram Cinsel ilişki sırasında düzenli nefes alıp vermek çok önemlidir. Eğer nefesinizi uzun süre tutuyorsanız, böyle bir durumda zevk almanız da oldukça güçleşir. Eğer çoğu kez orgazm olma sorunu yaşıyorsanız, büyük bir olasılıkla doğru nefes almayı bilmiyorsunuz. Seks, ağır bir bedensel faaliyettir. Bu nedenle çoğu kişi, daha orgazm olmadan yorulur. Bu yorgunluğun önüne geçmek için doğru nefes alıp vermelisiniz.

662 Nasıl Kullanılır. Diyafram, derin nefes almalarda kullanılırNasıl Kullanılır? Diyafram, derin nefes almalarda kullanılır. Sırt üstü uzanın ve elinizi karnınızın üzerine koyun. Ağzınızdan yavaşça nefes verin, sona doğru nefes vermeyi hızlandırın. Bu işleri yaparken karnınızın üzerindeki elinizin, inip çıktığını hissediyor olmalısınız. Şeklinizi bozmadan yerde uzanırken, iki ya da üç kez derin nefes alıp verin. Hemen ardından birkaç dakika kadar normalde aldığınız gibi soluyun. Sonra tekrar abartılı şekilde soluk alıp verin. Nefesi, ağzınızda iyice hissettikten sonra diyaframınızın iyice çalıştığından emin olun ve nefesinizi dışarı verin. İlk başlarda daha alışmadan önce üç tekrar yapın, ama alıştıktan sonra bu tekrarları 10'a çıkarın. Seks sırasında, orgazma yaklaştığınızı hissettiğinizde diyaframınıza doğru nefes verip, orgazmın tadına varın. Bu soluk alma teknikleri erkekler için de işe yarayabilir, denemekte fayda var. 4. Pelvis Bölge Kasları Pelvis bölge kaslarını çalıştırarak daha iyi pozisyonlara girebilir ve maksimum zevk alabilirsiniz. Mesela dizleriniz kırık durumda, yere bakar bir pozisyondayken, vajinal kanalınız kısalmış olur. Sırt altındaki kaslarınızı kullanarak vajinanızın ön duvarının, partnerinizin penisiyle birleşmesini sağlayabilirsiniz. Böylece meşhur G noktasını bulmuş olursunuz. Nasıl Kullanmalı? Kalçaya yakın kasları çalıştırıp, güçlendirmek için pelvis kaslarınızı kullanın. Sırt üstü dizleriniz bükük pozisyonda iken, bacaklarınızı birbirinden ayrı bir şekilde omuz hizasına getirin. Yavaşça pelvis kısmınızı yukarıya doğru kaldırın. Bu hareketi yavaş ve düzgün bir şekilde 20 kez tekrarlayın. Bu egzersiz sayesinde karın kaslarınız hiç olmadığı kadar güçlenecektir.

663 ZEVKİN ANAHTARI KASLAR

664 ZEVKİN ANAHTARI KASLARBirçoğunuz vücudunun erojen bölgeleri olduğunu bilir ancak bunları keşfetmeye çalışmaz. Ama bilmelisiniz ki bu bölgeleri keşfettikçe cinsel hayatınız monotonluktan kurtulacak ve seksten daha fazla zevk almaya başlayacaksınız. Vücuttaki dört kas grubunu keşvedip bunları geliştirerek seks hayatınızda köklü bir değişim yaratabilirsiniz. Bu kas grupları: PC kasları Bu kaslar belkemiğinden başlayıp pubik bölgeye kadar uzanan vajinal bölgeyi ve anüsü de kapsayan bir bölgeye dağılmıştır. orgazm sırasında çalışan bu kasların güçlü olması alacağınız zevki de doğru orantılı olarak etkiler. PC kaslarını geliştirmek için sırt üstü uzanın ve dizlerinizi kırın. Yerde olabildiğince düz bir şekil alın. Kaslarınızı yavaşça üç kere sıkın, sonra kendinizi bırakın ve rahatlayın. Bu hareketi alışma evresinden sonra on kez daha deneyin ve günde iki kere uygulayın. Bu hareketi ayrıca otururken ya da ayaktayken de yapabilirsiniz. Bu kasları kullanarak seksten daha fazla zevk alabilirsiniz. Erkek ereksiyon halindeyken PC kaslarını sıkıştırarak onun daha uzun süre ereksiyon halinde kalmasını sağlayabilirsiniz. Destek kasları Bunlar rahime destek veren kaslardır. Bu kasları çalıştırarak orgazmdan daha çok zevk alabilirsiniz. Eğer bu kasları kontrol ederseniz rahim kasının vajinanın derinliklerine kadar uzanan bir zevk verdiğini hissedersiniz. Bu kasları bisiklet çevirme pozisyonuna gelip ve yere sıkıca basarak çalıştırabilirsiniz.

665 Bu pozisyon rahminizin vajina duvarlarının ters yönünde hareket etmesini sağlar. Uzanır pozisyonda ise vajinanızdan hava çıktığını hissedebilirsiniz. Eğer birinci denemede hiçbir şey hissetmiyorsanız hemen pes etmeyin, denemeler devam ettikçe hissettiğinizi göreceksiniz. Diyafram Cinsel ilişki sırasında düzenli nefes alıp vermek çok önemlidir. Nefesinizi uzun süre tutuyorsanız zevk almanız güçleşir. Eğer orgazm olma sorunu yaşıyorsanız bu nefes almayı bilmemenizden kaynaklanıyor olabilir. Çoğu kişi orgazm olamadan yorulduğunu hisseder. Bunu önlemek için doğru nefes almayı öğrenmek gerekir.Diyafram nefesi almak ve nefesinizi düzenlemek için sırt üstü uzanarak elinizi karnınızın üzerine koyun. Ağzınızdan yavaşça nefes verin, sonra nefes vermeyi hızlandırın. Bunları yaparken elinizin karnınızın üzerinde iniş çıkışlarını hissediyor olmalısınız. Şeklinizi bozmadan iki üç kere derin nefes alıp verin, hemen ardından birkaç dakika normalde aldığınız gibi soluyun. Sonra tekrar abartılı şekilde soluk alıp verin. Seks sırasında orgazma yaklaştığınızı hissettiğinizde diyaframınıza doğru nefes verip orgazmı daha güçlü yaşayabilirsiniz. Pelvis kasları Bu kasları çalıştırarak zevkin doruklarına çıkabilirsiniz. Mesela dizleriniz kırık durumda yere bakar bir pozisyondayken vajinal kanalınız kısalır. Sırt altındaki kaslarınızı kullanarak vajinanızın ön duvarının partnerinizin penisiyle birleşmesini sağlayabilirsiniz. Pelvis kaslarınızı kalçaya yakın kasları çalıştırıp güçlendirmek için kullanın. Sırt üstü dizleriniz bükük pozisyondayken bacaklanızı birbirinden ayrı bir şekilde omuz hizasına getirin. Yavaşça pelvis kısmınızı yukarı doğrı kaldırın. Bu hareketi yavaş ve düzgün bir şekilde 20 kere tekrarlayın. Bu egzersiz sayesinde karın kaslarınız hiç olmadığı kadar güçlenecektir.

666 ONA SİZİ TATMİN ETMESİNİ ÖĞRETİN

667 ONA SİZİ TATMİN ETMESİNİ ÖĞRETİNKeşke partneriniz sizi her seferinde zevkin doruklarına ulaştarsaydı değil mi? Bu hiç de zor değil, ona yol gösterin yeter! Onunla her seks yaptığınızda orgazm olduğunuzu hayal edin. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Fakat gerçek şu ki bir çoğumuz her zaman orgazma ulaşamıyoruz. Amerikan Cosmopolitan'ının geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği seks araştırmasına göre; araştırmaya katılanlardan sadece yüzde 18'i her zaman orgazm olabildiklerini söylüyorlar. Ancak zevkin doruklarına çıkabilme şansınızı arttırmanın kolay bir yolu var. Tek yapacağınız erkek arkadaşınıza ne yapması gerektiği konusunda yardım etmek. Sizi zevkin doruklarına çıkarmak erkekler için çok büyük bir heyecan kaynağıdır; fakat çoğu, kadınların neye ihtiyaç duyduğundan emin değildirler. Partnerinize nerede, nasıl ve ne zaman size dokunacağını göstererek ve söyleyerek, sizi doruklara çıkaracak ve yüzde 100 tatmin sağlayacak anahtar bilgileri verebilirsiniz.Dersleri şehvetli hale getirmeyi ve egosuna karşı duyarlı olmayı unutmayın. Böylece kendini çömez bir delikanlı gibi hissetmeyecektir. Onu baştan çıkarıcı bir şekilde eğitmek için önerilerimizi izleyin ve daha öncekilere göre daha fazla zevk alın. Onu Eğitme Tavsiyeleri El Becerisini Geliştirin: Elle uyarma, kıvılcımları ateşlemenin harika bir yoludur, tabii erkek arkadaşınız doğru yapabildiği sürece. Bir dahaki sefere birlikte eğlenirken, utangaç bir edayla elini bacaklarınızın arasına yönlendirin ve bunun harika hissettirdiğini fısıldayın. "İçten kelimelerle ödüllendirme çok önemlidir" diyor

668 . "Big Massive Orgasm" (Büyük Orgazm) adlı kitabın yazarlarından Steve Bodansky. Onu harekete geçirmek için her zaman kullanmaya alışkın olduğu eli yerine (Bu elini sonraki daha cambazlık isteyen oyunlarda kullanacak.) diğer elini vajinanızın üst çıkıntısı üzerine yerleştirin. Sonra yalnızca "Buraya dokunman harika" deyin ve avuç içinizi elinin üzerine bastırarak klitorisiniz üzerinde ve onu çevreleyen bölgede yavaş, sürekli daire hareketleri yapın. Sonra onu, başka bir şehvetli istekte bulunmadan önce hareketi birkaç dakika da kendisi yapabilmesi için bırakın. (Bu sırada iniltileriniz onu cesaretlendirecektir.) Tam uyarılmış hissettiğinizde ve daha yoğun bir etkiye hazır olduğunuzda ona klitorisinizi uyarmaya devam etmesini söyleyerek diğer elinin bir ya da iki parmağını yavaşça vajinanızın iç ön duvarına yönlendirin. Eğer onu tatlı bir dille yönlendirirsiniz, sözlerinizi eğitici bir ders şeklinde algılamayacaktır. Tatlı iniltiler ve tutkunuzun ateşlendiği anlarda kalçalarınızın hareketiyle seksi havayı koruyun. "Biriyle birlikte olurken daima ona, dokunduğu yerlerin hoşuma gittiğini söylerim, bu her zaman doğru olmasa da. Sonra kendine güveni tam olarak oluştuğunda dokunmasını istediğim yere ulaşması için 'işte burası' ya da 'biraz daha yukarısı' şeklinde yol gösteririm" diyor 25 yaşındaki Filiz ve ekliyor: "Dokunuşları tam hedefe ulaştığında ise 'Evet, işte bu!' diyerek baskıyı ve hızı azaltmadan devam etmesini sağlarım." Buradaki püf noktası, partnerinizi, sizi inanılmaz hissettirdiğine inandırmaktır. Dilini Kullanmasını Sağlayın: Partneriniz üzerinizde aşağılara doğru inmeye başladığında iniltinin ötesindeki herhangi bir mesajınızı yorumlamasının çok zor olduğu açıktır. Bacaklarınız kulakları için ses geçirmez olacaktır ve istediğiniz son şey de yukarı bakıp "Ne dedin?" diye sormasıdır. O yüzden sizi en iyi şekilde tatmin edebilmesini sağlamanın en iyi yolu vücut dilini kulanmanız olacaktır.

669 Daha fazla ya da daha az basınç isteğinize göre başını yönlendirebilirsiniz. Eğer bu, onun için anlaşılması güç olursa, daha basit bir yolla parmaklarınızı onun ağzıyla vücudunuz arasına koyabilirsiniz. 31 yaşındaki Ceyda bu tekniği uyguladığından bahsediyor: "işaret parmağım ve orta parmağımla bir V şekli oluşturuyorum ve o da içgüdüsel olarak parmaklarım arasındaki bölgeye yoğunlaşıyor. Sonra yine bu şekilde onu tam istediğim yere yönlendiriyorum" diyor. İşte partnerinize ekstradan itibar kazandıracak az bilinen bir bilgi: Klitorisinizin bir yanı, diğerine oranla daha duyarlıdır ve sizi doyuma ulaştırmaya daha yatkındır. Hangi tarafın daha iyi hissettirdiğini keşfetmek için sağ bacağınızı vücudunuzun hizasında uzatırken, sol bacağınızı dizinizden kırık ve dışarıya doğru açı yapacak şekilde tutarak bu küçük ve sizi ürpertmeye programlı noktayı onun için daha ulaşılabilir hale getirin. Sonra bacaklarınızı değiştirin. Hangisinin ateşleyici taraf olduğunu bulduktan sonra ellerinizi partnerinizin başının arkasına koyun ve uygulamasını istediğiniz ritmde kalçalarınızı hareket ettirin. Zevk almaya başlamanız zaman alırsa, boynunun dinlenebilmesi için uzatmış olduğunuz bacağınız üzerine doğru, diğeri kıvrık olarak (Bir omzundan destek alın ki başı sandviç olmasın.) yatın. Böylece en zevkli bölgelerle temasını koruyarak başını bacağınızın üzerinde dinlenebilir. Yavaş Olmayı Öğretin: Erkekler gördükleri şeylerden çok kolay tahrik olduklarından, partneriniz sizi çıplak gördüğü anda işi hemen bitirmek isteyebilir. Bu yüzden sizin tam bir cinsel ilişki moduna girmenizin daha uzun sürebileceğini anlamayabilir. "Bazı zamanlar erkek arkadaşım, ben seksi düşünmüyorken ya da daha ısınmamışken inanılmaz bir istekle hemen ikinci hamleye geçmek istiyor" diyor 23 yaşındaki Derya. "Tek istediğim bacak aramda bir şeyler denemeden önce vücudumun diğer yerleriyle de ilgilenmesi" diye ekliyor. Eğer erkek arkadaşınız kısa bir önsevişmeden sonra ilişkiye balıklama dalıyorsa yapmanız gereken biraz ara vermesini, yavaşlamasını sağlamak.

670 Peki ya bunun basit ama şehvetli yoluPeki ya bunun basit ama şehvetli yolu? Partneriniz sırtüstü yatarken bacaklarınızı açarak üzerine oturun, böylece cinsel organı içerde değil ancak altınızda olacak. Bu pozisyon, siz seksi bir yerde tünemiş otururken, onun cinsel organının kontrolünüz altında köşeye sıkışmış olarak kalmasını sağlayacak ve ikiniz de harika hissedeceksiniz. Bu pozisyonda ona doğru eğilebilir, onu okşayabilirsiniz. O da sizi öpebilmek için harekete geçecektir ya da onu oturur pozisyona gelmesi için teşvik edip, boynunuzu, omuzlarınızı ve göğüslerinizi öpebilmesini sağlayabilirsiniz. Bu sırada klitorisinizi ona yavaşça sürtebilirsiniz. Büyük hamleye hazır olduğunuzda "Seni hissetmek için yanıp tutuşuyorum" gibi bir cümle söyleyebilirsiniz. Birkaç kere bu taktikleri tekrarladıktan sonra ya da çabuk öğreniyorsa bir defadan sonra, tam bir ilişkiden önce önsevişmeye ihtiyaç duyduğunuzu anlayacaktır. Hızlandırılmış Kapsamlı Kurs İkiniz de tam havanızdayken ona nasıl daha ileri gideceğini ve klitorise ya da G noktasına nasıl daha iyi temas edebileceğini, egosunu incitmeden göstermek, sizin doruğa ulaşabilmeniz için çok önemli. "Erkek arkadaşım beni doruğa ulaştıracak yerleri keşfetmek için bir saat uğraşır ancak yine de başaramaz" diye itiraf ediyor 25 yaşındaki bir bayan ve "Nasıl yapması gerektiğini ona söylemek istiyorum, ama onu incitmekten korkuyorum" diyor. Niçin bazı hareketlerin diğerlerinden daha iyi hissettirdiğini açıklamak, sizi tatmin etmek için gereken taktikleri geliştirmesine yardımcı olacaktır. Üstteki kadın rolünü oynarken klitorisinizi onun pelvis bölgesine sizi en çok uyaran şekilde bastırın. Sonra neden bu hareketin işe yaradığını anlatın. Düşündüğünüzün tersine, bunun anatomik bir konferansı andırması gerekmiyor. "Teması hissediyor musun? İşte hoşlandığım tarzda sürtünme bu" gibi bir cümle sizi orgazma götürecek şeyin genital can damarına dokunma olduğu mesajını ona ulaştıracaktır.

671 G noktasına ulaşabilen bir pozisyonda aynı şeyi tekrarlayınG noktasına ulaşabilen bir pozisyonda aynı şeyi tekrarlayın. Hedefi tam onikiden vurduğunda "işte bu! Harika!" diyerek bunu belirtin. G noktasına ulaşan köpek pozisyonu da çok tatmin edicidir. Sizinle ilişkiye arkadan ve aşağıya doğru bir açıyla girerse, cinsel organı vajinanızın G noktasının bulunduğu ön duvarı ile temas edebilecektir. Daha yavaş ya da daha hızlı gidip gelmeler mi istiyosunuz? Ellerinizi kalçanızda tam onun gidip geldiği yerin üstüne koyun. Bu onu yavaşlatacaktır. Eğer onu daha derinlerde hissetmek istiyorsanız kalçanızı ona doğru itebilirsiniz. Zevkinize göre ince ayar yapabilirsiniz. Üzerinizdeki omuzlan yukarı doğru itip "Altında hareket edebildiğim zaman daha iyi hissedebiliyorum" diyebilirsiniz. Vücudunu üzerinizden çektiğinde bu size kalçanızı rahatça hareket ettirebilme ve serbest kalan ellerinizle kendinizi uyarabilme olanağı sağlayacak. Üstü kapalı şekilde, yanlışlarını doğrulara dönüştürme yoluyla neyin işe yaradığını kavrayacak ve bunu bir dahaki sefere uygulayacak. BU KADAR.

672 ZEVKİN DORUKLARINA ÇIKMAK İÇİN, NELERDEN HOŞLANDIĞINI BİLİN!

673 . ZEVKİN DORUKLARINA ÇIKMAK İÇİN, NELERDEN HOŞLANDIĞINI BİLİN!Yatakta birbirinizi memnun etmek için öncelikle karşılıklı olarak nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığınızı bilmeniz gerekir. Çünkü birbirinize hoşlandığınız şekilde davranırsanız tatmin seviyeniz artar ve bu da seks hayatınızı daha keyifli hale getirir. ‘Tatmin seviyesi de ne?’ demeyin, kendi vücudunuzu ve karşınızdakinin vücudunu tanımakla zevk alma dereceniz arasında doğru orantı vardır. Onun vücudunun erojen bölgelerini öğrenip oralara dokunarak onu uyarabilir, ilişki sırasında yapacağınız hareketlerle büyük bir ‘patlama’ sağlayabilirsiniz... Peki bunları konuşmaktan utanıyorsanız ne yapacaksınız? Yazmak, bunun için mükemmel bir çözüm olabilir. Yapacağınız şey çok basit, aşağıdaki listeye bir göz atacaksınız ve bu listede bazı boşlukları dolduracak, ardından hoşlandığınız şeyleri işaretleyeceksiniz. Uzmanlar, bu yöntemin eşlerin karşılıklı tatmini için çok önemli olduğunu söylüyorlar, üstelik çok da eğlenceli. Akşam eve gidince ondan sadece birkaç dakikasını ayırmasını ve aşağıdaki soruları yanıtlamasını isteyin, cinsel hayatınızın güzelleştiğini göreceksiniz.

674 . Boşlukları doldurun Sevgilinizden ya da eşinizden aşağıdaki boşlukları doldurmasını isteyin. Cevapları görünce sizin de çok şaşıracağınıza eminiz Sevgilimi öpmeyi en çok sevdiğim yer ___________. 2- Mod’a girmemi sağlayan müzik ___________. 3- Sevgilim _________ giydiği zaman gözlerimi onun üzerinden alamıyorum. 4- Sevgilimin vücudunun en erotik yeri _________. 5- Delilik gibi görünüyor ama sevgilim ________ yaptığı zaman çıldırıyorum.

675 Acaba nelerden hoşlanıyorAcaba nelerden hoşlanıyor? Aşağıdaki listeden sizi sevişme moduna sokanları işaretleyin. - Sevgilime sarılmak - Sevgilimle dans etmek - Sevgilimle romantik bir akşam geçirmek. - Sevgilimle içinde seks olmayan aktivitelerde bulunmak (birlikte yemek pişirmek, gibi) - Sevgilimin sevişme modunda olduğunu bilmek - Sevgilimin benim vücudumu öpmesi (omuzlarımı, boynumu, midemi vb.) - Sevglimle birlikte yatakta olduğumu hayal etmek - Onu iç çamaşırları içinde görmek - Sevgilime masaj yapmak - Sevgilimin bana masaj yapması - Onu çıplak görmek - Birlikte duş almak - Ona fantezilerimden bahsetmek - Porno dergilere bakmak - Erotik ya da porno film izlemek - Telefonda seks konuşmak - Sevgilimin uyarılmış olduğunu görmek - Onun bedenini karşımda hissetmek - Açık seçik konuşması - Sevgilimi öpmek - Sevgilimin göğüslerine dokunmak - Sevgilimin göğüslerime dokunması - Sevgilimin cinsel organına dokunmak - Sevgilimin cinsel organıma dokunması - Hemen hemen hepsi

676 [email protected] Gördüğünüz gibi bu liste daha uzayabilir.Hayal gücünüzü kullanarak yeni maddeler de ekleyebilirsiniz. Çoğu zaman –özellikle tepkisizse- partnerinizin nelerden hoşlandığını anlamak zordur. Fakat bu listeye bakarak ona nelerin zevk verdiğini tam olarak öğrenebilirsiniz. Bunları bilmek, size yeni ufuklar açar. İşte size bir öneri daha, yukarıda işaretlediklerini küçük kağıtlara yazarak bir kavanoza atın ve ikinizinde uygun olduğu zamanlarda kavanozdan rastgele bir kağıt seçerek, yazan şeyi aynen uygulayın. Bu önerileri izleyerek zevkin doruklarına çıkacağınızdan emin olabilirsiniz.

677 ERKEĞE YOL GÖSTERME

678 ERKEĞE YOL GÖSTERME [email protected]Kadın, erkekten vücudunun hassas bölgelerini keşfetmesini bekliyor. Oysa erkeğin kadının yol göstericiliği olmadan bunu başarması imkansız. Kadınlar çoğunlukla partnerlerine, ilişki öncesinde ve sırasında haz aldıkları dokunuşları ve bölgeleri itiraf etmekten çekinirler. Uyarıldığınız anlarda partnerinize yol gösterici olun ve cinselliği sınırsızca yaşayın. Kadınların pek çoğu partnerine cinsellikle ilgili arzularını ve beklentilerini açıklamaktan kaçınıyor ya da cesaret edemiyor. Ortak beklenti, bu isteklerin erkekler tarafından herhangi biraçıklama yapılmaksızın anlaşılması. Kadın, erkekten vücudunun hassas bölgelerini keşfetmesini bekliyor. Oysa erkeğin kadının yol göstericiliği olmadan bunu başarması imkansız. Bu yanılgı, kadının cinselliği yaşarken ipleri erkeğe bırakma eğilimi ardından hayal kırıklığını da sürüklüyor. Haz duyulan bölgeler her insanda farklıdır ve keşfedilmeye çalışılmadan nereleri olduğu bilinmez. Kadınlar ise genellikle erojen bölgelerinin nereleri olduğunu hissetmekle birlikte, bunu dile getirmekten utanıyorlar. Bu durum beraberlikten alınan hazzı büyük oranlarda azaltıyor. Kadının birlikteliği ile ilgili yorumu "iyi" olmaktan öte gidemiyor. Oysa "mükemmel, olağanüstü" bir ilişki yaşamak her kadının ve erkeğin hakkı. Samimi olun konuşun Pekçok kadın henüz ilişkiyi yaşamadan neler yaşayacağını ve hissedeceğini bildiğini düşünüyor. Halbuki cinsellikten her seferinde farklı zevkler almak mümkünken, çiftlerin kendilerini bu tekdüzeliğe hapsetmeleri uzun vadede birlikteliklerine de zarar veriyor.

679 . Kadının nelerden zevk aldığını partnerine ifade edememesi oldukça sık rastlanılan bir durum. Tercih edilen dokunuşları açıklamak, yol gösterici olmak cinselliğin bambaşka yönlerinin keşfedilmesine ve daha önce tadılmamış zevklerin alınmasını sağlayacaktır. Eğer kadın konuşmaktan utanıyorsa bunu sevişme sırasındaki inleme ve mırıltılarıyla da ifade edebilir. Bunlar oldukça önemli ayrıntılardır. Belli bir noktada yoğunlaşmayı önlemek için partnere kesin açıklamalar yapmak yerine, ilişkinin akışında bu tip açıklamalar yapılması da önemlidir. Seks, herşeyden önce kadınlarda bedensel kontrolü kaybetme, incinme ve bağlılık hislerini doğuruyor. İncinebilme ihtimali, korkular ve endişeler ilişki sırasında da devam ettiğinde, kadın kendini ilişkiye kaptıramıyor ve ilişkiden istediği zevki alamayarak düş kırıklığına uğruyor. Halbuki konuşulabilse, bu korku azalacak kadın kendini daha az kasacaktır. Erkeğin hareketleri değerlendirildiğindeyse, onun arzularını konuşarak ifade etmek yerine okşamayı ve sevmeyi tercih ettiği görülüyor. Vücudunuzun sesini dinleyin Cinsellikten zevk alabilen kadınlar, vücutlarının sesini dinlemeyi öğrenmiş kadınlardır. Ve bütün kadınlarda bunu öğrenebilir. Kadının ihtiyacı olan tek şey ilişki sırasında haz aldığı durumları partnerine ifade etme yetisidir. Erkekler partnerlerinin de en az kendileri kadar ilişkiden zevk almalarını isterler. Bu nedenle kadının isteklerine kulak verecek, rehberliğine uyacak nelerden zevk aldığını yavaş yavaş belleyecek ve zevk vermek için çabalayacaktır. Önemli olan süreklilik gösteren, tek düze ve zevk vermeyen ilişkiye canlılık getirmenin yanı sıra alınabilecek zevki en üst noktalara çıkartabilmekdir.

680 . İlişki sırasında gerçek anlamda doruk noktaya ulaşabilmek için iki vücudun bir olması gerektiği bilinen bir gerçek. Bu da ancak çiftlerin vücutlarını karşılıklı tanımalarıyla veya çiftlerin birbirlerinin vücutlarını tanımalarını sağlayacak küçük oyunlarla olabilir. Bu oyunlarda kadın erkeği yönledirme görevini üstlenmelidir. İlişkide paylaşımların ortak olması, çiftlerin birbirlerinin vücutlarını tanımaları eşleri birbirine yaklaştıracaktır. Kadının istediği yönde keşifler yapmak ve partnerinin hazza ulaştığını görmek erkeğin de hoşuna gidecektir. Bundan böyle dokunuşlarını nerede kullanacağını öğrenecek ve çiftler cinsel tatmini daha sınırsızca yaşayabilme olanağına kavuşacaklardır. ÇIPLAKLIĞI SEVİN Hiçbir kadın sevişme sırasında konuşmaktan ve yön gösterici olmaktan çekinmemeli. Eğer bunu ilişki sırasında söylemekten gerçekten çekiniyorsa, ertesi gün ya da ilişki bittikten sonra konuşmayı denemesinde fayda var. Bu, bir kadının en doğal hakkıdır. Kadının ve erkeğin birbirlerinin vücutlarını daha iyi tanımaları ve vücutlarına alışmaları açısından birlikte çıplak olarak vakit geçirmeleri faydalı olacaktır. Bu birlikte banyo yapmak ya da birbirine sarılarak uyumak şeklinde gerçekleştirilebilir. Eğer ilişkiye başlamadan önce birlikte banyo yapmayı tercih ederseniz, banyo sırasında birbirinize masaj yapmayı ihmal etmeyin. Vücutlarınız birbirine ne kadar yakın olursa onları o kadar tanırsınız. Bu da sağlıklı ve zevkli cinsellik için en önemli ayrıntılardan biridir.

681 TABULARI YIKIN Arzuları, ihtiyaçları, hisleri partnerle konuşmak ülkemizde hala bir tabu. Cinselliğin doğal bir ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Erkekler kadar kadınların da cinsellikten haz almak istemeleri gerekir. Bu da ancak cinsellik üzerine konuşma becerisini kazanmakla olabilir. İlişkinin daha keyifli ve doyurucu olması için belli bir süreyi cinsellik üzerine konuşmaya ayırmak şart. Bu alışkanlık çiftleri ilişki sırasında da rahatlatacaktır. Eğer kadın birden birlikteliğe geçmek istemiyorsa, erkeğin partnerine zaman tanımasında, birlikte banyo yapmayı teklif edip, partnerine masaj uygulamasında fayda var. Eğer sevişmek istemeyen erkekse, kadının partnerini yumuşak dokunuşlarla uyarıp, sevgi göstermesi işe yarayabilir. Cinsellik üzerine konuşmak kadar, hayır demeyi bilmekte önemli bir bilinç. Arzulanmadığı sürece "hayır" demek çiftlerin doğal hakkıdır.

682 CİNSEL BİRLEŞMENİN ZAMANI

683 CİNSEL BİRLEŞMENİN ZAMANIInsanlar cinsel birlesmede bulunmanin zamanini somut, pratik ve siradan gerekçelere göre belirleyebilmektedir. Yeryüzünün hemen her yerinde kadin ve erkekler sevisme zamani olarak genellikle geceyi seçerler. Çünkü ancak gece oldugunda gündelik kaygilardan uzaklasmak mümkün olur. Günün bu saatlerinde kisinin zorunlu olarak yerine getirdigi görevler sona erer, haz alacagi bir baska konuya yönelebilir. Üstelik aile içinde gece, çocuklarin yattiklari, dolayisiyla ortadan çekildikleri bir zamandir. Yalniz bu kuralin disinda kalan bir grup vardir. Bunlar, ögle yemegi saatlerinde eve giden esnaf ya da memur kisilerdir. Bu erkeklerin kendilerine ve eslerine ögle yemegi ile birlikte cinsel doyum için de bir firsat yakaladiklari bilinen bir gerçektir. Fakat böyle bir olanak ancak yemek için bu zamani ayiran kimseler için söz konusudur. Toplumun daha üst katmanlarinda yer alan is adamlari, yöneticiler, ögle yemegi saatlerini de daha çok is iliskilerine ayirmaktadir. Pazar günleri de çalisan insanlar için cinsel birlesmeye ayrilmis bir gündür. Pazar ögleden sonralari dinlenmeye çekilindiginde ya da bu dinlenme gününün sabahinda yataktan geç kalkma sirasinda yapilmis olan çocuklar az degildir. Ortalama Avrupalinin haftada bir, Pazar günleri cinsel birlesmede bulundugu, haftanin baska günlerinde ise gece gibi erken saatlerde yatarak bir sonraki gününe hazirlanmayi seçtigi söylenir. Cinsel birlesmenin sikligi konusunda tarihin çesitli dönemlerinde geçerli olmus kurallarin, yasalarin ve din buyruklarinin yerini günümüzde tüketim toplumuna özgü çalisma yasaminin kurallari almaktadir. Kinsey'in birlikte çalistigi ekibin yürüttükleri arastirmalarda cinsel birlesme sikliginin bireylerin ait olduklari yas grubuyla baglantili oldugu ortaya çikmisti.

684 Yirmi yasinin altinda evlenmis genç kadinlarda haftalik ortalama birlesme sayisi üç iken, otuz yasindakilerde bu, haftada 2.2'ye, kirk yasindakilerde haftada bir buçuga, elli yasindakilerdeyse haftada bire düsüyordu. Altmis yasindakilerin ise yaklasik olarak 12 günde bir cinsel birlesmede bulunduklari belirlenmisti. Bu sayilarin tümü evli kadinlar için geçerli olmakla birlikte erkekler için söz konusu olan sayilar bunlarin hemen ayniydi. Yine Amerika Birlesik Devletleri'nde 1938 tarihinde Terman adinda bir arastirmaci tarafindan yürütülen bir çalismada yirmibes yasinin altinda çiftlerin ayda 7'den fazla cinsel birlesmede bulunduklari, buna karsilik otuzbes ile kirkdört yas arasinda bunun ayda dörde düstügü, ellibesten yukari yastakiler arasinda ise ayda birden biraz fazla oldugu gözlenmisti. Bu konuda yapilan arastirmalarda genellikle Anglo-Sakson ülkelerinde yasayan kadin ve erkeklerin davranislari incelenmistir. Bu yüzden elde edilen sonuçlarin tüm insanlar için geçerli olmayacagi düsünülmelidir. Baska toplumlarda ve yeryüzünün baska bölgelerinde yasayan insanlarin cinsel birlesme sikliginin kayda deger farkliliklar göstermesi dogaldir. Tarihin geçmis dönemlerinde cinsel birlesme sikligi konusunda yasaklama getiren ilk dinsel kisitlamalar arasinda Hindu'larin Manu yasalari gelir. Burada ayin sadece iki haftasinin cinsel zevklere ayrilmasi gerektigi belirtilmektedir. Eski çaglarin yasa yapicilarindan Zerdüst'e göre dokuz günde bir cinsel birlesmede bulunulmaliydi. Ünlü Yunan yasa koyucusu Solon ise ayda üç defaya izin veriyordu. Kuran, bu konuda haftada biri önermekte, Musevilerin Tevrat'i ise kisilerin meslek ve yaslarina göre ayrintili tanimlamalarda bulunmaktaydi. Tevrat, fazla bedensel güç harcamadan çalisan genç erkege günde bir cinsel birlesme hakki tanirken, kendini bilime adamis bir kimsenin bu zevki ancak haftada bir tadabilmesini öngörüyordu. Bu siralamada ortalama isçinin konumu, haftada ikiyle belirlenerek ortalarda yer aliyordu.

685 Yukaridaki saptamalari "Cinselligin Riihbilimi" adli yapitinda alinti olarak veren Havelock Ellis, cinsel birlesme sikliginin içinde yasanan ortamdaki cinsel uyarim miktariyla orantili olacagi tezini ileri sürüyordu. Uyarimlar arttikça, kisilerin cinsel birlesmede bulunma olasiliklari da artacakti. Ellis, yine ayni yapitin bir baska yerinde birlesme sikligiyla ilgili kurallarin bütünüyle erkeklerce yaratilmis kurallar olusuna dikkati çekiyordu. Eger tarih boyunca kadinlar da bu konuda bir söz hakkina sahip olabilselerdi, cinsel birlesme sikligiyla ilgili kurallarin çok daha büyük degiskenlik gösterecegi açikti. Örnek olarak da kocasina, hamile olmadigi zamanlar ayda bir birlesme firsati taniyan kraliçe Zennube'den ve evlilikte günde alti kezin en uygun oldugunu açiklayan bir Aragon kraliçesinden söz ediyordu. Gerçekten de cinsel birlesmenin kadinda, erkekte oldugu gibi büyük yorgunluga yol açmadigi konusundaki pek çok ortak görüsün isiginda, kadinlarin cinsel birlesme açisindan çok farkli yetiler ortaya koyabildikleri düsünülmektedir.

686 İYİ SEKSİN ZAMANI SABAH 08:00

687 İYİ SEKSİN ZAMANI SABAH 08:00.Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor. Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyor. Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını şöyle sıralıyorlar: 07:00: Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hâlâ zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının. 08:00: Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. 10:00: Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur. 11:00: Vücudumuz tam formundadır. 13:00: Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır. 15:00: Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır. 16:00: Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır. 17:00: Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır. 19:00: Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir. 21:00: Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır. 23:00: Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır. 01:00: Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır. 03:00: Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerin sayısı fazlalaşır. 05:00: Hormon salgılaması giderek yükselir, kaybolan enerji geri gelir. Vücut, yeni bir gün için hazırlanır

688 Bunda bir çeliski vardir: parfümlerin çogunda kullanilan en önemli unsurlardan biri misk'dir ve bu madde de bir hayvanin cinsel salgi bezlerinden elde edilmektedir. Insanlardaki dogal cinsel kokulari gidermek amaciyla bir hayvanin cinsel kokularini kullanmak çeliskili bir durumdur. Üstelik, misk kokusu büyük ölçüde insan vücudunun kokusunu andirdigi ve bir çok insana son derece erotik geldigi için, bastaki amacina da ters düsmekte, seksi kamçilayan bir etken olmaktadir. Reklamcilik dünyasi parfümlerin, tras losyonlarinin ve diger tuvalet maddelerinin cinsel yönünü vurgulamaktadir: "X kokusuyla farkedilirsiniz" . Kuskusuz, bazi özel insanlara eslerini, sevgililerini ya da yasanmis güzel bir ani hatirlattiklari için çekici ve hos gelebilir. Ancak bu çekiciligin tam anlamiyla cinsel bir çekicilik oldugunu gösteren bilimsel bir kanit yoktur. Yakin zamanlarin cinsel özgürlesme atmosferi, bu alanda da yeni bir durum ortaya çikarmistir. Temiz ama dogal bir vücut kokusu, parfüm ve losyonlara yeg tutulmaktadir. Yapilan bir çok anket, bir kadinin en önemli cinsel çekim unsurlarindan birinin de dogal bir vücut kokusu oldugunu ortaya koymaktadir. Bu koku, kadin vücudunun bütün bölgelerinden, saçlarindan, derisinden, gögüslerinden, koltuk altlarindan, cinsel organlarindan ve giydigi elbiselerden gelir. Erkeklerin de kendilerine özgü bir dogal parfümleri vardir ama, bu kokuya çogu zaman sigara, çalisma yerinin kokusu, içki eslik ettigi için kadinlarinki kadar belirgin degildir. Yine de, birçok kadin için erkegin derisinden gelen koku, temiz olmak kosuluyla, erkegin dis görünüsünden çok daha siddetli bir costurucudur. Günümüzde, çogunluk, en iyi deodorantin su ve sabun oldugu görüsündedir. Kuskusuz, fazla terleyen insanlarin buna daha çok basvurmalari gerekir. Üstelik, sevismeden bir süre önce yapilan bir banyo kan dolasimini da güçlendirecegi için, cinsel istegi ve performansi yükseltecektir.

689 EGZERSİZ CİNSEL SAĞLIĞI KORUYOR

690 EGZERSİZ CİNSEL SAĞLIĞI KORUYOR..Günlük egzersizin, kalp sağlığını koruduğu gibi cinsel sağlığı da koruduğu belirlendi.      ABD'de yapılan yeni araştırmalar, egzersizin kan basıncını artırdığı ve ereksiyon riski sorununu azalttığını ortaya koydu. Bilim adamları, egzersizin vücudun bütün bölgelerinde kan basıncını artırarak vücuttaki kan dolaşımını normale çevirdiğini, günlük 3 kilometre yürüyüşle, ereksiyon sorununun çözülebileceğini kaydediyor.      Yapılacak yürüyüşün "canlı" olması gerektiğini belirten uzmanlar, sağlık sorunu olan kişilerin, hızlarını doktorun önerilerine göre ayarlamaları gerektiğini vurguluyor.      New England Araştırma Enstitüsü'nde yapılan araştırmalarda, sigara ve alkol kullanımının ereksiyon sorunu üzerinde bir etkisinin bulunmadığı saptandı. Araştırmacılar, sigara ve alkol kullanımını azaltmakla ereksiyon sorununun çözülmediğini belirtiyor.      Bilim adamları, sadece fiziksel aktivitenin seks yaşamında ve ereksiyon sorununda çok önemli rol oynadığını, bunu sosyal yaşam şeklinin de desteklediğini kaydediyor.

691 BEŞ DUYU SINIRSIZ AŞK

692 [email protected] BEŞ DUYU SINIRSIZ AŞKUzmanlar uyardı: İdeal sevişme için görün, dokunun, duyun, tadın ve koklayın      Tat alma:      Tutkulu ve erotik öpüşmeler... Ya da partnerinizin vücudunun tadını alarak kondurduğunuz küçük öpücükler. Bu duygu erkek içinde kadın içinde çok kuvvetli bir zevk duygusu uyandırır.      Koklama:      Partnerinizin kokusunu keşfetmek ve onun kokusunun sizinkiyle karıştığını hissetmek ikinize de farklı zevkler yaşatacaktır.      Öte yandan bunun herkesin hoşuna gitmediğide söylenebilir.      Dokunma:      Elinizle partnerinizin vücudunda gezinirken, okşamayı asla kesmeyin ya da vücudun bir yerinden diğerine geçmeyin. Yüz ve boyun, kalçalara, bacaklara ve ayaklara kadar ulaşabilmek için göğüse ve karına mutlaka uğrayın.      Görme:      Partnerin vücudunu incelemek erotik bir oyundur. Erkeğin en fazla uyarılmasını sağlayan görme duyusudur. Sizi seyretmesine izin verin. Bakmak kadınlarında hoşuna gider, eğer erkek utanmazsa.      Duyma:      Sevişirken birbirinizle konuşmayı deneyin. Duyma özellikle kadınlar için çok erotik olabilir. Tatlı bir ses, kadınları etkilemede herzaman başarılıdır

693 YATAK ODANIZDA DEPREM VAR!

694 YATAK ODANIZDA DEPREM VAR!.Seks yaşamınız iyi gidiyor olabilir. Ancak belki de hâlâ, birkaç küçük ipucu sayesinde daha da mükemmel bir cinsel hayatınız olup olamayacağını merak ediyorsunuz...      Gerçekten de bazen, çok küçük ve basit bir detayı öğrenmeniz sayesinde, eşiniz yada sevgilinizle paylaştığınız o çok özel anlara daha da heyecan getirebilirsiniz. Aşağıda, seks terapistleri tarafından önerilen birbirinden keyifli ipuçlarını bulacaksınız.      Gürültücü olun      Cinsel heyecanınızı sevgilinize açıkça göstermekten çekinmeyin. Hep terbiyeli olmamız öğretildiğinden, kendinizi ifade etmek başlangıçta zor gelebilir. Çığlık atmaktan, gülmekten, onun adını haykırmaktan, kısacası gürültücü ve "edepsiz" olmaktan korkmayın. Utanıyorsanız, partneriniz ve ilişkiniz için iyi bir şey yapmakta olduğunuzu söyleyin kendi kendinize. Çünkü zevk aldığınızı ne kadar belli ederseniz, karşınızdaki erkeği de o kadar mutlu edersiniz. Kendinize koyduğunuz sınırları aştığınız noktada zevkin doruğuna ulaşabileceğinizi unutmayın.      Göz teması şart      Sevişirken gözleri kapatmak neredeyse gelenekseldir. O şekilde daha kolay konsantre olunacağı düşünülür nedense... Ancak gözleriniz açık şevişmek, ilişkinizdeki duygusallığı hissetmenizi sağlayacaktır. Gözleriniz açık bir şekilde öpüşmeye ve önsevişme sırasında birbirinize bakmaya alıştırın kendinizi. Orgazma ulaştığınızda da göz temasını koruyabilmeye başladığınızda, çok daha farklı bir haz aldınızı göreceksiniz.     

695 .  Canım vücudum benim Yatakta maksimum haz alabilmeniz için, top model mükemmelliğinde bir vücuda sahip olmanız gerekmez. Vücudunuzla hâlâ barışmadıysanız, bir an önce bunu yapmalısınız. Her gün beş dakika kadar boy aynasında kendinizi inceleyin ve vücudunuzun sevdiğiniz yönleri üzerinde yoğunlaşın. Eğer bu şekilde doğrudan yüzleşemiyorsanız, hoşunuza giden bir müzik eşliğinde ayna karşısında çıplak dans etmeyi deneyin. Bir süre sonra, sadece size özgü olan vücut şeklinize ısındığınız göreceksiniz. Vücudunuza dair kazandığınız güven ve rahatlık, kendiliğinden seks yaşamınıza yansıyacaktır. İyi bir seks hayatının en büyük düşmanı, beyninizin bir köşesini kemiren ve sizi yatakta katılaştıracak duygulardır.      Pantolon oyunu     En sevdiğiniz jean pantolonunuz üzerinizdeyken sevgilinizi size dokunmaya davet edin. Pantolonun bedeniniz üzerinde yarattığı gerilim ile sevgilinizin dokunuşları birleştiğinde, daha farklı bir haz aldığınızı farkedeceksiniz. Ancak pantolonunuzu çıkarmasına hemen izin vermeyin. Oyunu uzun tuttukça, geriliminiz de yükselecektir.      Seks oyuncakları edinin     Bazen sevişmelere nesneler de dahil edilir; sevişmeyi bir oyun gibi düşünürsek, oyundaki aksesuvarlardır bunlar. İki kişinin hayal gücüne göre kullanılan eşyalar da değişebilir. Yaratacağınız oyuna veya sahneye göre, bazen bir eldiven, bir şapka, gözleri veya elleri bağlamak için bir eşarp olabilir bunlar. Hayal gücünüzü sınırlamayın, tabii iki taraf da oyunun kuralları üzerinde anlaştığı sürece.      Pozisyonlardan pozisyon beğenin     Seksle ilgili başucu kitaplarında binlerce pozisyon verilir. Kişisel tercihler değişir... Ancak istisnasız bütün erkekleri çılgına çevirecek bir pozisyon öneriyoruz. Sizin üstte olduğunuz bir zamanda, sırtınız sevgilinize dönük şekilde oturun. Denge sağlayabilmek için, onun ayaklarına doğru eğilin. Bu pozisyonda karşılaştığı manzara, sevdiğiniz erkeği tahmin ettiğinizden de çok ateşleyecektir.

696 YATAKTA KÖTÜ ANILARA SON!

697 . YATAKTA KÖTÜ ANILARA SON! Herkesin iyi seks tecrübelerinin yanı sıra kötü anıları da var. Bu kötü anları tekrar yaşamamanız için bazı önlemler alabilirsiniz.      Bunları yaşayan ilk ve son kişi siz değilsiniz ama aynı şeyi ilk ve son defa yaşamak istiyorsanız, bi