HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMU

1 HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMUİdris YAVUZYİĞİT Çınarcık...
Author: Derya Bölükbaşı
0 downloads 17 Views

1 HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMUİdris YAVUZYİĞİT Çınarcık Müftüsü Idris Yavuzyigit /idrisyavuzyigit

2 “GÜVEN” Güven; inanmak ve emin olmaktır; endişelerden sıyrılmak ve korkuları bir kenara bırakmaktır. Din-i mübin-i islam’da iman ile güven arasında çok güçlü bir ilişki mevcuttur. İman eden kimse anlamına gelen “mümin”; Güvenilir insan anlamına gelen “emin”; Güven, güvence ve güvenlik anlamına gelen “emniyet”; Can ve mal güvencesi anlamına gelen “eman”; Hıyanetin zıddı olarak kullanılan “emanet” Kavramları, aynı kökten beslenmektedir. Prof. Dr. Mehmet Görmez (Diyanet İşleri Başkanı)

3 “DİNİN GAYESİ” İs­lam âlimleri, dinin gayesini “zarurât-ı hamse” başlığı altında beş temel dokunulmazlık ko­nusu olarak belirlemişlerdir. Irk, dil, din, yaş ya da cinsiyet farkı gözetilmeksizin her insanın eşit biçimde sahip olduğu bu güvenlik hakları, “din, akıl, can, mal ve nesil güvenliği” şeklinde açık­lanır. Din vicdanları imar ettiği için Din emniyeti olmazsa can emniyeti de olmaz, nesil emniyeti de olmaz, mal emniyeti de olmaz, akıl emniyeti de olmaz.

4 “İSLAMIN GAYESİ” Can emniyeti olmazsa yaşam kalmaz,Mal bulunmazsa, insanın geçimi kalmaz, Din olmayınca hayatın mânası olmaz, Akıl muhafaza edilmezse insanın yaşantısında güzellikler gerçekleşmez ve Nesil muhafaza edilmezse, insanlığın devamı sağlanamaz. Demek oluyor ki insanın insan olarak hayat sürmesi, bu beş maksadın gerçekleşmesine bağlıdır.

5 Prof. Dr. Mehmet Görmez (Diyanet İşleri Başkanı)“GÜVEN ZEDELENMESİ” İnsanoğlu hırsına, tamahı­na, kibrine, hükümranlık arzusuna yenilmiş, maddi menfaatleri ve çıkar savaşları için attığı umarsız adımlar yüzünden tabiatın dengesini bozmuş, yeryüzünde fesat ve bozgunculuk için yeni kapılar açmıştır. Denizler, akarsular, toprak ve hava kirlenmiş, bitkiler ve canlılar âlemi zarara uğramış, nesillerin sağlığı ve huzuru göz ardı edilmiştir. Prof. Dr. Mehmet Görmez (Diyanet İşleri Başkanı)

6 “GÜVEN ZEDELENMESİ” Süleyman b. Amr b. el-Ahvas’ın naklettiğine göre, Allah Resulü veda hutbesinde en temel insan haklarından bahsederken şöyle buyurmuştur: ‏"‏ فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ بَيْنَكُمْ حَرَامٌ كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا‏.‏ لِيُبَلِّغِ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ، فَإِنَّ الشَّاهِدَ عَسَى أَنْ يُبَلِّغَ مَنْ هُوَ أَوْعَى لَهُ مِنْهُ ‏"‏‏ “(Ey insanlar!) Bu (Zilhicce) ayınızda, bu (Mekke) şehrinizde bu (arefe) gününüz nasıl saygın ise kanlarınız (canlarınız), mallarınız ve ırzlarınız (şeref ve haysiyetiniz) da aynı şekilde saygındır, dokunulmazdır). (Buhari, İlim, 9)

7 “GÜVEN ZEDELENMESİ” “Mümin olmakgüvenmek ve güvenilmek demektir. Eğer bugün durum böyle değilse bu bizim zafiyetimizdir.”

8 Mümin olduğumuzu iddia ediyorsak güvenmemiz gerekir.”“GÜVEN ZEDELENMESİ” “Mümin güvenilecek adam aramaz, güvenilecek adam olur. Bizler, güvenilecek adam aramak yerine güvenilecek adam olma ızdırabını duymalıyız. Mümin olduğumuzu iddia ediyorsak güvenmemiz gerekir.” (Muhammed Emin YILDIRIM) Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraberdik. Gözünü semaya dikti. Sonra: "Şu anlar, ilmin insanlardan kapıp kaçırıldığı anlardır. Öyle ki, bu hususta insanlar hiçbir şeye muktedir olamazlar!" buyurdular. Ziyad İbnu Lebid el-Ensari araya girip: "Bizler Kur'an'ı okuyup dururken ilim bizlerden nasıl kapıp kaçırılır? Vallahi biz onu hem okuyacağız, hem de çocuklarımıza, kadınlarımıza okutacağız!" dedi. Resulullah (S.A.V.)’de: "Anasız kalasın, ey Ziyad, ben seni Medine fakihlerinden sayıyordum. (Bak) işte Tevrat ve İncil, Yahudilerin ve Nasranilerin elinde, onların ne işine yarıyor (sanki onunla amel mi ediyorlar)?" buyurdu. (Tirmizi, İlm 5)

9 “MÜMİN GÜVENECEK” “Eğer mümin isek Allaha güveneceğiz,Aziz kitabımız Kur’an’a güveneceğiz, Bu aziz kitabı bize ulaştıran Hz. Peygamber’e (sav) güveneceğiz, Hayatlarıyla İslami yaşantının örneğini ortaya koyan sahabe nesline güveneceğiz ve Birbirimize güveneceğiz.” Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraberdik. Gözünü semaya dikti. Sonra: "Şu anlar, ilmin insanlardan kapıp kaçırıldığı anlardır. Öyle ki, bu hususta insanlar hiçbir şeye muktedir olamazlar!" buyurdular. Ziyad İbnu Lebid el-Ensari araya girip: "Bizler Kur'an'ı okuyup dururken ilim bizlerden nasıl kapıp kaçırılır? Vallahi biz onu hem okuyacağız, hem de çocuklarımıza, kadınlarımıza okutacağız!" dedi. Resulullah (S.A.V.)’de: "Anasız kalasın, ey Ziyad, ben seni Medine fakihlerinden sayıyordum. (Bak) işte Tevrat ve İncil, Yahudilerin ve Nasranilerin elinde, onların ne işine yarıyor (sanki onunla amel mi ediyorlar)?" buyurdu. (Tirmizi, İlm 5)

10

11 “Peygamberler ve GÜVEN”Bütün peygamberlerin en önemli özelliklerinden biri “Güvenlik-Güvenilir olmak”tır. Hud, Salih, Lut, Şuayb peygamberlerle ilgili ayetlerden bunu görmekteyiz: اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ ﴿١٢٥﴾ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ ﴿١٢٦﴾ "Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." (Şuara, 26/ , 143, 162, 178)

12 “Peygamberler ve GÜVEN”Hz. Yusuf (a.s.)’ı yanına danışman olarak almak isteyen Kral onunla konuşunca  وَقَالَ الْمَلِكُ ائْتُون۪ي بِه۪ٓ اَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْس۪يۚ فَلَمَّا كَلَّمَهُ قَالَ اِنَّكَ الْيَوْمَ لَدَيْنَا مَك۪ينٌ اَم۪ينٌ ﴿٥٤﴾ “Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin." (Yusuf,12/54).

13 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” قُلْ لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ وَلَٓا اَدْرٰيكُمْ بِه۪ۘ فَقَدْ لَبِثْتُ ف۪يكُمْ عُمُراً مِنْ قَبْلِه۪ۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿١٦﴾ “De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?” (Yûnus, 10/16)

14 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Habeşistan kralı Necâşî’ye son elçiyi tanıtan Cafer b. Ebû Tâlib şöyle demiştir: “Allah içimizden, aramızda kırk yıldır yaşayan ve doğruluğu, dürüstlüğü, asaleti, emanete titizliği ile tanıdığımız bir kimseyi peygamber olarak gönderdi.”

15 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Muhammed’ül Emin ünvanlıyla ma’ruf olmuşturToplumda güven noktasında hakkında hiçbir tereddüt yoktur Mekkeliler kendisine güvendikleri için kervanlarını teslim etmişlerdir Kervanlarını kendisine emanet eden Hz. Hatice kendisine evlenme teklifinde bulunmuştur

16 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Mekkeliler kendisine kıymetli eşyalarını teslim ederlerdi. Hz. Muhammed emanetlere asla ihanet etmez ve sahiplerine sağlam bir şekilde iade ederdi. Medine’ye hicret edeceği gece müşrikler, öldürmek maksadıyla onun evini kuşatmışlardı. Evini terk etmeden önce yanında bulunan emanetleri Hz. Ali’ye teslim etmiş, ertesi gün sahiplerine vermesini istemiştir.  "Ben Medine’ye gidiyorum. Sen bu gece benim yatağımda yat, hırkamı üstüne ört. Müşrikler beni yatıyor sansınlar, onlara bir şey sezdirme. Sabahleyin şu emanetleri sahiplerine ver...« ( İrfan YÜCEL, Peygamberimizin Hayatı, D.İ.B. Yayını, Ankara 1998, s. 91, 92.). Oysaki Mekkeliler evini kuşatmış ve kendisini öldürme planları yapıyorlardı. Onu peygamber olarak kabul etmeyip doğruluğundan, güvenilirliğinden şüphe etmeyenler çoktu. Dostun da, düşmanın da güvendiği, emniyet ettiği, takdir ettiği tek insan; hiç şüphesiz, Resul-i Ekrem (sav) Efendimizdi.

17 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Bir mal dağıtımı sırasında kendisine adil davranmadığını söyleyen kimseye Hz. Peygamber  “Ben gökyüzündekilerin nezdinde emin bir kimseyim. Sabah akşam bana gökyüzünden haber (vahiy) geliyor. Bana güvenmiyor musunuz…” (Müslim, Zekât, 144; Buharî, Meğâzî, 61) buyurarak, emin olduğunu bildirmiştir.

18 “Çevresindeki kişilerin emin olmadığı kişi cennete giremez”“EFENDİMİZ ve GÜVEN” “Kıyamete yakın, insanlar, alışverişlerinde, birbiriyle olan münasebetlerinde emaneti gözetmezler. Güvenilir insan çok azalır. "Falanca yerde güvenilir bir insan varmış" denir. O insanın kalbinde de hardal tanesi kadar iman yoktur.” (Müslim İman ,18)  “Çevresindeki kişilerin emin olmadığı kişi cennete giremez” (Müslim İman ,18) 

19 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Savaşlarda kazanılan ganimetleri dengeli bir şekilde dağıtan Hz. Peygamber, Hayber’de değersiz de olsa bir şey kaçırmış bulunan kişinin cenaze namazını kılmadığı gibi kaçırılan şeyin kıyamette ateş olarak geri döneceğini haber vermiştir. Böylece Müslüman’ın sahip olması gereken en önemli özelliklerinden birisinin güvenilir olmak olduğunu göstermiştir.

20 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Hz. Peygamber’in, Peygamberliğini duyan komşu ülkelerin başkanları, karşılaştıkları her Mekke’liden onun hakkında bilgi alıyorlardı. İşte Bizans İmparatoru Hirakl, ticaret için Şâm’a gelmiş olan Ebû Süfyan’ı kabul ederek ona Peygamberimizle ilgili bazı sorular sormuştu. Bu sorulardan birisi şöyle idi: -"Peygamberlik iddiasında bulunan bu zâtın bundan önce hiç yalan söylediğini duydunuz mu?" Henüz Müslümanlığı kabul etmemiş olan Ebû Süfyan: -"Asla, yalan söylediğini hiç duymadık" diye cevap vermiştir. Heraklius: «İnsanlara yalan söylemeyen Allah’a karşıda yalan söylemez» demiştir. (Buhâri, Bedü’l-Vahy, 1) İbretlik bir kıssa… EBÛ SÜFYAN VE RUM HÜKÜMDARI HERAKLİUS Hz Peygamber hicretin yedinci senesinde çevre ülkelerin hükümdarlarına İslam’a davet mektupları gönderdi. Bu mektuplardan biri de Rum Hükümdarı Heraklius’a Dihye (ra) ile gönderilmişti. Şam’da bulunan Heraklius’a mektup ulaştırıldı. Araştırıp soruşturma kararı veren Heraklius, etrafına, “Peygamber olduğunu söyleyen şu kişinin kavminden buralarda kimse yok mudur?” diye sordu. O sırada ticaret münasebetiyle, Ebu Süfyan, Kureyş’ten bazı adamlarla Şam’da bulunuyordu. Onu arkadaşlarıyla alıp, yine o sırada Şam’da bulunan Kayser’in huzuruna getirdiler. Hükümdar ile Ebu Süfyan arasında sorulu cevaplı şu konuşma geçti: “-Sizin içinizde, onun nesebi nasıldır?” “-İçimizde onun nesebi pek büyüktür!” “-Ecdadı içinde bir melik var mıdır?” “-Hayır!” “-Peygamberlikten evvel, onu hiç yalanla itiham ettiniz mi?” -……….. “-Kendisinin hiç sözünde durmadığı, ahdini bozduğu vaki midir?” “-Hayır, vaki değildir. Ancak biz şimdi onunla çarpışmayı bir müddet için bırakarak sözleşme yapmış bulunuyoruz. Bu müddet içinde ne yapacağını bilmiyoruz. Bu yoldaki ahdini bozmasından korkuyoruz!” “-O, size neler emrediyor?” “-Yalnız bir Allah’a ibadet etmeyi ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamayı emrediyor. Atalarımızın tapmış bulundukları şeylerden de bizi nehyediyor. Namaz kılmayı, doğru olmayı, kimsesiz fakirlere sadaka vermeyi, haram olan şeylerden sakınmayı, ahdinde durmayı, emaneti sahibine vermeyi, akrabalarla ilgilenmeyi ve onları görüp gözetmeyi emrediyor.” Rum Kralı devam etti.. “Ben, peygamberlik davasında bulunmadan evvel onun bir yalan söylemiş olup olmadığını sordum. Sen, ‘Hayır’ dedin. Ben ise, kat’î olarak bilmekteyim ki insanlara karşı yalan söylememiş bir kimse Allah’a karşı da yalan söylemez. “Ben, ‘O zât ahdini bozar mı?’ diye sordum. Sen, ‘Sözünde durmamazlık etmez’ dedin. Peygamberlerin hali budur: Hiçbir zaman verdikleri sözde durmamazlık etmezler. Bütün bu anlattıkların, peygamberlerin vasıflarıdır! Eğer o zât hakkında bu söylediklerinin hepsi doğru ise, şüphesiz, o bir peygamberdir! Zaten ben, bir peygamberin çıkacağını biliyordum; fakat sizin aranızdan çıkacağını tahmin etmezdim!” Hicretin altıncı yılında, Mekke'nin önde gelen müşriklerinden Ebû Süfyân'ın, İslâm'ı tanıtırken öncelikli olarak kullandığı ifadeler de, inanmayanların zihninde dahi iffetin Müslümanlığın temel şartlarından biri olduğunu ortaya koymaktadır. (Buharî, Tefsir, (Al-i İmran) 4, Buharî, Bed’ü’l-vahy, 1; Hadislerle İslam 3. Cilt, Sayfa 232)

21 وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ“EFENDİMİZ ve GÜVEN” وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ "Önce en yakın akrabanı Uyar"( Şuarâ , 26/214.) anlamındaki âyet inince Hz. Peygamber Safâ Tepesine çıkarak: -"Ey Kureyş topluluğu, size şu dağın eteğinde veya şu vadide düşman süvarisi var. Üzerinize baskın yapacak desem, bana inanır mısınız?” Diye sordu. Hepsi bir ağızdan; -"Evet inanırız, çünkü şimdiye kadar senden hiç yalan duymadık, sen yalan söylemezsin..." dediler. O zaman Hz. Peygamber ; -"O halde ben size, önümüzde şiddetli bir azâb günü bulunduğunu, Allah’a inanıp, O’na kulluk etmeyenlerin bu büyük azâba uğrayacaklarını haber veriyorum. Yemin ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık tanrı yoktur. Ben de Allah’ın size ve bütün insanlara gönderdiği Peygamberiyim." ( İrfan YÜCEL, Peygamberimizin Hayatı, D.İ.B. Yayını, Ankara 1998, ., 54.)

22 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Efendimiz 35 yaşlarındadır.Milâdî 605 yılında Kureyşliler, yangın ve sel baskınlarından zarar gördüğü için Kâbe’yi yeniden inşâ etmek istediler. O sırada bir Bizans gemisinin Cidde yakınlarındaki Şu‘aybe limanında karaya oturduğu haberi Mekke’ye ulaştı. Rivâyete göre gemi Habeşistan’daki bir kilise tamirinde kullanılmak üzere mermer, kereste ve demir yüklü olup Bizans İmparatorunun emriyle Mısır’dan gönderilmişti. Velîd b. Mugîre ve arkadaşları Şu‘aybe’ye giderek geminin kerestelerini satın aldıkları gibi gemide bulunan marangoz ve inşaat ustası Bâkûm er-Rûmî’yi de Kâbe’nin tamiri için Mekke’ye davet ettiler. Hz. Peygamber’in de amcası Abbas’la birlikte taş taşıyıp yardımcı olduğu tamir sırasında Kâbe yeniden inşâ edildi, ancak Hacerül esved’in yerine yerleştirilmesi hususunda anlaşmazlık çıktı. Bu şerefli görevi hiçbir kabile başkasına bırakmak istemedi, hatta bu yüzden savaşmayı bile göze alanlar oldu. Nihayet Kureyş’in ileri gelenlerinden Ebû Ümeyye b. Mugîre, “Benî Şeybe kapısından Kâbe’ye ilk giren kimsenin vereceği karara uyulmasını” teklif etti; Kureyşliler bu teklifi benimseyip beklemeye başladılar. Kapıdan Hz. Muhammed (sav)’in girdiği görülünce orada bulunanlar “İşte el-emîn, işte Muhammed geldi!” diyerek memnuniyetlerini ifade ettiler. Hz. Muhammed (sav), bir örtü getirterek Hacerülesved’i onun üzerine koydu, bütün kabile reislerinin iştirakiyle örtüyü kaldırdı, konulacağı hizaya gelince de taşı kendi elleriyle alıp yerine yerleştirdi. Böylece Kureyşliler arasında çıkmak üzere olan bir çatışmanın da önüne geçilmiş oldu.

23 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Abdullah bin Ebi'l-Hamsa, Peygamber (sav) ile olan ticarî bir hatırasını şöyle anlatmaktadır: "Peygamberliğinden önce Resulullah (sav) ile birlikte bir alış verişte bulunmuştuk. Bu alış verişten kendisine biraz vereceğim kalmıştı. Onu, 'Bulunacağın falan zamanda falan yere getireceğim' diye söz vermiştim. Fakat verdiğim bu sözü iki gün unuttum. Üçüncü gün hatırlayıp akşama doğru gittiğim zaman onu yerinde buldum. Bana, 'Delikanlı, sen beni sıkıntıda bıraktın. Ben şuracıkta üç gündür seni bekliyorum' buyurdu."

24 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Ebu Cehil bir defasında:“Ey Muhammed! Biz seni yalanlamıyoruz; çünkü sen bize göre doğru bir kimsesin. Ama biz senin getirdiklerini yalanlıyoruz.” demiş ve bunun üzerine Enam suresinin 33. ayeti nazil olmuştur. قَدْ نَعْلَمُ اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذ۪ي يَقُولُونَ فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ ﴿٣٣﴾ «Onların dediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar fakat bu zalimler bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar..» (En’am 33)

25 “EFENDİMİZ ve GÜVEN” Bedir savaşı olacağı gün müşriklerden Ahnes b. Şerik, Ebu Cehil’e hitaben, “Ya Ebe’l-Hakem, şurada senden ve benden başka kimse yok. Doğru söyle, Muhammed sadık mıdır, yalancı mıdır?” demişti. Ebu Cehil’in cevabı çok açıktır: “Vallahi Muhammed sadıktır, doğrudur. O, hayatında hiç yalan söylememiştir.” Ahnes b. ġureyk yalnız oldukları bir zamanda, Ebu Cehil’e hitaben, “Ya Ebu’l-Hakem, şurada senden ve benden başka kimse yok. Doğru söyle, Muhammed bu peygamberlik davasında sadık mıdır, yalancı mıdır?” diye sordu. Bu soruya Ebu Cehil‟in cevabı çok açıktır: “Vallahi Muhammed sadıktır, doğrudur. O, hayatında hiç yalan söylememiştir.” Ebu Cehil'in bu sözü üzerine o adam: “Sizi, Ona uymaktan alıkoyan şey nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Ebu Cehil, o adama: “Şimdiye kadar biz ve Haşim oğulları şan ve şeref hususunda yarışır ve mal çokluğu ile övülmede de çekişip dururuz. Onlar hacılara yemek yedirdiklerinde, biz de yedirdik. Onlar hacılara su dağıttıklarında, biz de su dağıttık. Onlar Kabe‟nin perdedarlığını üstlendiler, biz de üstlendik. Onlar insanlara bir şeyler verdiler ve iyilik ettiler, biz de verdik ve iyilik ettik. Develer üzerinde, karşılıklı diz çöküp yarış atları gibi yarıştık durduk. Daha sonra onlar bize, “Bizden (kendisine gökten vahiy gelen) bir Peygamber gönderildi” dediler. Biz onlara nereden bir Peygamber getirelim? Allah'a yemin ederim ki, bundan dolayı biz ona asla inanmayız ve tabi olmayız” cevabını verdi.

26 “GÜVEN VEREN PEYGAMBER”Hz. Peygamber, inancı, ibadeti, güzel ahlakı, Çevresindeki insanlarla olan ilişkilerindeki doğruluğu ve dürüstlüğü, Vefakârlığı, cömertliği, azmi ve kararlılığı, Bağışlayıcılığı, cesareti, şefkat ve merhameti, Kadınlara, çocuklara, köle ve cariyelere karşı ince kalpliliği, Fedakârlığı, emaneti ehline vermesi, İtidal üzere yaşayışı, sadeliği, samimiyeti, alçak gönüllülüğü, Edep ve hayâ timsali oluşu, gösteriş ve lükse değer vermemesi, Tefrika ve fitneden uzak durması, birlik ve beraberliği telkin etmesi, İstişareye değer vermesi, Can, mal, ırz ve namus emniyetini sağlaması, Çevresinde bulunan herkese eşit mesafede oluşu, Aile ve çocuklarına kazandırdığı değerlerle örnek oluşu, Hizmet ve külfette en önde, nimette ise en sonda yer alışı ile toplumun güvenini kazanmış ve ‘el-Emîn’ sıfatı ile ashabına en güzel örnek olmuştur. (Hz. Peygamber ve Güven Toplumu, Prof. Dr. Enbiya YILDIRIM, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi)

27 sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe deGÜVENİN ANAHTARI: SELAM لَا تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا أَوَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ "Allah'a yemin ederim ki; sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek iman etmiş olamazsınız. Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey öğreteyim mi? Aranızda selamı yayınız." (Müslim, İman, 81)

28 SENDE BANA GÜVENEBİLİRSİN.“GÜVEN SELAMDIR” ESSELAMÜ ALEYKÜM EY İNSAN! BEN SANA GÜVENİYORUM. SENDE BANA GÜVENEBİLİRSİN. BENDEN SANA ZARAR GELMEZ.

29 elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir.MÜSLÜMAN GÜVENİLEN KİMSEDİR اَلْمسلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُؤْمِنُ مَنْ أمِنَهُ الناسُ عَلَى دِمَائِهِمْ وَأَمْوَالِهِمْ “Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Mü'min de, halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir.” (Tirmizî, İman 12; Nesâî, İman 8)

30 “GÜVENİYORUZ” Trene binince makiniste güveniyoruzOtobüse binince şoföre güveniyoruz Gemiye binince kaptana güveniyoruz Uçağa binince pilota güveniyoruz Ameliyathanede doktora güveniyoruz Berber koltuğunda berbere güveniyoruz Camide imama güveniyoruz Çocukken ebeveynimize güveniyoruz Okulda öğretmenimize güveniyoruz

31 MÜSLÜMAN GÜVENİLEN KİMSEDİR“Kişinin kalbinde iman ve küfür bir arada bulunmaz. Güvenilirlik ve hainlik de bir arada olmaz.”  (İbn Hanbel, II, 349) “Mü’min, insanların kendisine güvendiği kimsedir...”  (İbn Hanbel, III, 54)

32 Anne rahmine düşen çocuk güven duygusuyla tanışır“AİLEDE GÜVEN” Aile, iki kişinin ömür boyu sürecek bir güven üzerine başlanılan Nikah Bağıyla Kurulur. Anne rahmine düşen çocuk güven duygusuyla tanışır

33 AİLE İÇERİSİNDE GÜVEN Kürtraj yapan kadınlar (Sağlık Bakanlığının Temel Sağlık İstatistikleri Modülü'ne göre Türkiye genelinde gerçekleşen kürtaj olarak da adlandırılan rahim tahliyesi sayısının 2010 yılında 57 bin 883, 2011 yılında 69 bin 440, 2012 yılında 78 bin 961, (A.A. 05 Mayıs 2014) Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ nün hesaplamalarına göre, Dünyada meydana gelen gebeliklerin 46 milyonu isteyerek düşükle sonlanmaktadır. Bu da her yıl 68 bin kadının ölümüne ve 5,3 milyon kadının hastalık ve sakatlığına neden olmaktadır (WHO-2007). Türkiye’de ilk kez yapılan araştırma, ülke genelinde toplam 30 bin 891 çocuğun hayatını sokaklarda devam ettirdiğine dikkat çekiyor. Sigara, Hap, Alkol, Esrar, Eroin, Kokain vb. nedenlerle adliyelere sevk edilen çocuk sayısı: Anne babanın sahip çıkmadığı ya da hayatlarını kaybedip akrabaların sahip çıkmadığı Koruma altına alınan, sevgi evleri, çocuk evi, çocuk yuvası, erkek ve kız yetiştirme yurtlarında fiilen kayıtlı kişi var.

34 «VİCDANLARI EĞİTEMEYEN TOPLUMLAR GÜVENDE OLAMAZLAR»Daha çocuk yaşta Annesini katleden çocuklar Babasının emeğini zayi edenler Kardeşinin canına kıyanlar Canlı bomba olup canlar yakanlar Bileziği için komşusunun kolunu kesenler Sevdiğine karşılık bulamayınca ortalığı mezbahaneye dönüştürenler ………… daha nice örnekler… Adana’da annesinin ninnilerle büyüttüğü evladının kendi ailesinden 8 kişiyi öldürmesi. Daha 11’inde olan bir kız çocuğunun kendi öz annesini öldürmesi. Üniversite eğitimi almış bir genç kızın kendi öz annesini öldürmesi.

35 GÜVEN AKIL VE CAN SAĞLIĞIDIRTOPLUMUN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ BUHRANLAR DÜNYANIN YAŞADIĞI SÜREÇLER İNSANLIK TARİHİ BİZE HER ZAMAN GÖSTERİYOR Kİ GÜVEN AKIL VE CAN SAĞLIĞIDIR

36 “AİLEDE GÜVEN” يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخٖيهِ ﴿٣٤﴾ وَاُمِّهٖ وَاَبٖيهِ ﴿٣٥﴾ وَصَاحِبَتِهٖ وَبَنٖيهِ ﴿٣٦﴾ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَاْنٌ يُغْنٖيهِ ﴿٣٧﴾ وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ ﴿٣٨﴾ ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ ﴿٣٩﴾ وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ ﴿٤٠﴾ تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ ﴿٤١﴾ اُولٰئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ ﴿٤٢﴾ “Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır. O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar, Gülerler, sevinirler. O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. Onları bir siyahlık bürür. İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.” (Abese )

37 "Güven Duygusunu Kaybeden Birey Hayattan Zevk Duyamaz"

38 « كَفي بِالمرْءِ إِثْماً أَنْ يُضَيِّعَ مَنْ يقُوتُ »“AİLEDE GÜVEN” « كَفي بِالمرْءِ إِثْماً أَنْ يُضَيِّعَ مَنْ يقُوتُ » “Bakmakla yükümlü olduğu kişileri (sorumluluklarını yerine getirmeyerek) zayi etmesi kişiye günah olarak yeter.” ( Ebu Davud, Zekat 45) Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraberdik. Gözünü semaya dikti. Sonra: "Şu anlar, ilmin insanlardan kapıp kaçırıldığı anlardır. Öyle ki, bu hususta insanlar hiçbir şeye muktedir olamazlar!" buyurdular. Ziyad İbnu Lebid el-Ensari araya girip: "Bizler Kur'an'ı okuyup dururken ilim bizlerden nasıl kapıp kaçırılır? Vallahi biz onu hem okuyacağız, hem de çocuklarımıza, kadınlarımıza okutacağız!" dedi. Resulullah (S.A.V.)’de: "Anasız kalasın, ey Ziyad, ben seni Medine fakihlerinden sayıyordum. (Bak) işte Tevrat ve İncil, Yahudilerin ve Nasranilerin elinde, onların ne işine yarıyor (sanki onunla amel mi ediyorlar)?" buyurdu. (Tirmizi, İlm 5)

39 AİLEMİZDE GÜVENİ TESİS EDELİM TOPLUMSAL GÜVEN BİREYDEN BAŞLAR

40 TOPLUMSAL GÜVEN مِنْ اَجْلِ ذٰلِكَ كَتَبْنَا عَلٰى بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِى الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمٖيعًا وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَا اَحْيَا النَّاسَ جَمٖيعًا وَلَقَدْ جَاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِالبَيِّنَاتِ ثُمَّ اِنَّ كَثٖيرًا مِنْهُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ فِى الْاَرْضِ لَمُسْرِفُونَ “İşte bu yüzdendir ki İsrail Oğullarına şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler.” ( 5/Maide 32 )

41 MÜSLÜMAN GÜVENİLEN KİMSEDİREbu Musa (r.a.) anlatıyor: "(Biz sahâbîler) Allah'ın Resûlü'ne (s.a.v.)sorduk: -Ey Allah'ın Resûlü, en faziletli Müslüman kimdir? Şöyle buyurdu: (En faziletli Müslüman) Müminlerin (ırzları, malları ve canları hususunda) sözleri, (yazıları) ve eylemlerinden zarar görmedikleri (ve de kendisine güven duydukları)kişidir." (Nesâî İman 11, Buhârî İman 5, Müslim İman 66)

42 Müslümanız? ırzı, malı ve kanı haramdır.المُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِم لا يخُونُه ولا يكْذِبُهُ ولا يخْذُلُهُ ، كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حرامٌ عِرْضُهُ ومالُه ودمُهُ التَّقْوَى هَاهُنا “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona ihanet etmez, yalan söylemez ve yardımı terk etmez. Her Müslüman’ın, diğer Müslüman’a ırzı, malı ve kanı haramdır. Takvâ buradadır.”   (Tirmizî, Birr 18)

43 ETRAFIMIZ, DÜNYA NEREDE DURUYORSavaşların an be an yaşandığı, İnsan tüketen hainlerin, canilerin bulunduğu, Daha çok kazanmak için insan avlarının yapıldığı, Daha çok satmak için üretimin hileyle şekillendiği, Daha çok kazanç için GDO’lu maddelerin üretildiği, İnsanların makinelerin esiri olduğu, Tek dokunuşla milyonların katledildiği silahların üretildiği, Zayıfın ezildiği bir dünya…

44 DÜNYADA GÜVEN 20. Yüzyıldaki Etnik ve Kültürel SoykırımlarJozef Stalin (SSCB, ) 13,000,000 mülteci-100 binlerce ölü. Adolf Hitler (Almanya, ) 12,000,000 mülteci kamplarda 2 milyon ölü-kayıp. Hideki Tojo (Japonya, ) 5,000,000 ölü-kayıp. Pol Pot (Kamboçya, ) 1,700,000 ölü. Kim Il Sung (Kuzey Kore, ) 1.600,000 mülteci ve toplama kamplarında ölü-kayıp. Charles DeGaulle (Cezayir, ) 1,000,000 ölü-kayıp. Leonid Brezhnev (Afganistan, ) 900,000 ölü-kayıp. Saddam Hüseyin (Iran ve Kuzey Irak ) 600,000 ölü-kayıp. S. Milosevic (Yugoslavya, ) 180,000 ölü-kayıp. Amerika (Hiroşima-Nagazaki 1944) 135,000 ölü (atom bombası). Vladimir Ilich Lenin (Rusya, ) 30,000 muhalif infaz edildi. Hafız Esad (Suriye ) 25,000 ölü-kayıp. Humeyni (Iran, ) 20,000 ölü-kayıp. Yunanistan (Bati Trakya, ) 400,000 mülteci evlerini terk etti. Bulgaristan ( ) 360,000 mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerin terk etti.

45 “SU ÖNÜNDEKİ SET GİBİDİR. ÇATLAYINCA ÖNÜNDE HİÇ BİRŞEY DURMAZ”GÜVEN “SU ÖNÜNDEKİ SET GİBİDİR. ÇATLAYINCA ÖNÜNDE HİÇ BİRŞEY DURMAZ”

46 KALPLERİ BİRLEŞTİREN ALLAHTIRوَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِى الْاَرْضِ جَمٖيعًا مَا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰـكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْ اِنَّهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ “Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.” (Enfâl suresi 63. ayet)

47 “GÜVENİ YİTİREN İSRAİLOĞULLARI”Allah’a Güven (İsrail oğulları, helva ve bıldırcın etini bırakıp başka şeyler istediler.) Kitaba/Vahye Güven (tahrif ettiler, işine gelmeyenleri çıkarıp yeni eklemelerde bulundular) Peygambere Güven (Hz. Musa’ya, Allah’ı bize göstermedikçe sana inanmayacağız» Müslümanlara Güven Kendine güven İnsan oğlu güven duygusunu zaman zaman yitirmiştir ve bunun örnekleri Kuran-ı Kerimde ifade edilmektedir.

48 “MÜSLÜMANDA GÜVEN KAYBI”Müslüman Toplum önce Allah’a olan Güvenlerini; ardından indirilen Kitaba/Vahye Güvenlerini; sonra Peygambere olan Güvenlerini, Sahabeye olan güvenlerini ve en son insanlara/Müslümanlara olan Güvenlerini kaybettiler.

49 ECDAT YADİGARI TOPRAKLARDA MÜSLÜMANLARIN İÇİNDE BULUNDUĞU KORKUNÇ DURUM

50 “acaba” Cahiliye dediğimiz toplum güvensiz bir toplum örneğiydi.Adaletsizlik kol geziyor, haksızlıklar prim yapıyor, kabilecilik almış başını gidiyor, emniyet yerlerde geziyor… Ya günümüz modern toplumunun hali nasıldır?

51 “GÜVEN SARSILMAMALI” Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?” Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.” Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki; “Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?” Kuş kendini savunur. “Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.” Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. “Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder. Kuş o anda; “Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır. “Neden” diye sorar Hz. Süleyman. Kuş sebebini şöyle açıklar; “Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar… Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın… Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”

52 “GÜVEN SARSILMAMALI” -“Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.” Hz. Ömer gence dönerek der ki: – Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı, neden geldin?” Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan): – “AHDE VEFASIZLIK ETTİ” demeyesiniz diye geldim der. Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibn-i As’a der ki: – “Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun. Nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?” Amr Ibn-i As (Allah (c.c.) kendisinden ebediyyen razı olsun), vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir, – “Bu kadar insanın içerisinden beni seçti. “INSANLIK ÖLDÜ ” dedirtmemek için kabul ettim” der. Sıra gençlere gelir, derler ki : – “Biz bu davadan vazgeçiyoruz.” Bu sözün üzerine Hz Ömer ra. : -“Ne oldu, biraz evvel “babamızın kanı yerde kalmasın” diyordunuz ne oldu da vaz geçiyorsunuz?” der. Gençlerin cevabı da dehşetlidir : -“MERHAMETLİ İNSAN KALMADI” DEMEYESİNİZ DİYE … Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki : -“Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.” Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek : – Söyledikleri doğru mu? diye sorar , Suçlanan genç der ki : – Evet doğru. Bu söz üzerine Hz Ömer; – Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar: Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki : – “Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım. Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor, hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı, atıma bir taş, attı atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret.” Bu söz üzerine Hz Ömer: – “Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin” dedi. Bu sözden sonra delikanlı söz alarak: – “Efendim bir özrüm var” diyerek konuşmaya başlar; “Ben memleketinde zengin bir insanım, babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(c.c.)(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum” der. Hz. Ömer dayanamaz der ki : – “Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?!” Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki: – “Bu zat benim yerime kalır.”… O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken Cennet’le müjdelenen Amr İbn-i As’ dan başkası değildir. Hz.Ömer, Amr’a dönerek, – “Ey Amr, delikanlıyı duydun” der. O yüce sahabi: – “Evet, ben kefilim” der ve genç adam serbest bırakılır. Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine’nin ileri gelenleri Hz. Ömer’e çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr Ibn-i As’a verilecek idam cezası yerine, maktulün diyetini vermeyi teklif ederler; fakat gençler razı olmaz ve “babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz” derler. Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir. Der ki : “Bu kefil babam olsa farketmez cezayı infaz ederim.” Hz Amr Ibn-i As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki : – “Biz de sözümüzün arkasındayız.” Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek der ki: – Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı, neden geldin?” Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan): – “AHDE VEFASIZLIK ETTİ” demeyesiniz diye geldim der. Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibn-i As’a der ki: – “Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun. Nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?” Amr Ibn-i As (Allah (c.c.) kendisinden ebediyyen razı olsun), vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir, – “Bu kadar insanın içerisinden beni seçti. “INSANLIK ÖLDÜ ” dedirtmemek için kabul ettim” der. Sıra gençlere gelir, derler ki : – “Biz bu davadan vazgeçiyoruz.” Bu sözün üzerine Hz Ömer ra. : -“Ne oldu, biraz evvel “babamızın kanı yerde kalmasın” diyordunuz ne oldu da vaz geçiyorsunuz?” der. Gençlerin cevabı da dehşetlidir : -“MERHAMETLİ İNSAN KALMADI” DEMEYESİNİZ DİYE …

53 “GÜVEN SARSILMAMALI” Kur’an, toplumsal düzeni bozan ve kendilerine güven duyulmayan kimselerden de bahseder ve onların durumunu şöyle özetler: وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِۙ قَالُٓوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ ﴿١١﴾ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ ﴿١٢﴾ “Onlara, ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’, denildiği zaman, ‘Biz ancak ıslah edicileriz.’ derler. İyi bilin ki, asıl bozguncular kendileridir, lakin farkında değillerdir.” (Bakara, 2/11-12)

54 “GÜVEN SARSILMAMALI” Güvenilirliği Bozucu Münafıklık, Yalan Söylemek,Sözünde Durmamak, Emanete İhanet etmek, Aldatmak, Fasıklık, Zulüm Yapmak ve Adaletsizlik gibi Davranışlardan uzak durmak zorundayız.

55 “Vietnam Çalışmaları olan ABD’li bir Uzman”Bir bilge kişi köye girdiğinde bakıyor ki bir çocuğun elinde altınlar var. Parıltılı bir taş veya bir cam parçasını eline alıyor bilge ve Çocuğa: «Sen elindekini bana ver bende bunu sana vereyim» diyor. Bilgenin yanındaki kişi bilgeye diyor ki: «Ama bu çocuk daha sonra altının daha kıymetli olduğunu anlayacak ve senin verdiğinin cam parçası olduğunu bilecek» Bilge: «Ben ona ders verdim. Bilgeyim ben» diyor. «Nedir verdiğin ders» diye sorunca adam bilge kişi şu cevabı veriyor: «Ben ona kimseye güvenmemesini öğrettim» der

56 “GÜVENLİ TOPLUMU OLUŞTURMAK BİZİM ELİMİZDE”Bu toplum içinde yaşayan insanlar iyi niyetlidir Ben bu toplumda yaşayan insanlara güvenirim Normal olarak insanlar kötülük yapmayı düşünmezler, aksine elinden iyilik gelirse iyilik yaparlar İzin vermedikçe insanlar birbirlerini çıkarı için kullanmazlar. Yasalarda buna izin vermez. Bu bakımdan içimin rahat etmesi gerekir İnsan, makam ve mevkii ne olursa olsun insandır. Değerlidir

57 “GÜVENSİZ TOPLUMU OLUŞTURMAK BİZİM ELİMİZDE”Bu toplum içinde yaşayan insanlar iyi niyetli değildirler. İnsanlar temelde kin, haset ve fesat dolu varlıklardır. Dikkatli olmak gerekir İnsanlara güvenilmez. İnsanlar doğal olarak güvenilecek varlıklar değildir. Çiğ süt emmişlerdir. Kendini koruman lazım Tanımadığın insanlardan çekineceksin hatta babana bile güvenmeyeceksin. Fırsatını bulursa insanoğlu kötülük yapar. O fırsatı vermemek gerekir Sana selam veriyor ve gülüyorsa bil ki çıkarı vardır. Dikkat et mevkiin makamın kadar konuşursun. Her önüne gelene selam veremezsin

58 BİRBİRİMİZE GÜVENMİYORUZHiç kimseye sırrını verme bir gün aleyhine kullanır Ben bu kurumda kimseye güvenmem diyen amir Aynı asansördekilere selam vermiyoruz Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin Bir yerde göreve başlıyorsunuz size başlıyorlar güvensizliği aşılamaya Birbirimizi hasım görüyoruz Etrafımız tehlike ve tehditler kazanı gibi Güvenliğe harcanan devasa bütçeler

59 «GÜVENLİKLİ BİR DÜNYA YERİNE GÜVENLİ BİR DÜNYA İÇİN ÇALIŞALIM»

60 BİRBİRİMİZİN AYNASIYIZUNUTMAYALIM! AYNI GEMİDEYİZ BİR BİNA GİBİYİZ BİR VÜCUT GİBİYİZ BİRBİRİMİZİN AYNASIYIZ

61 İNSANLIK AYNI GEMİDE YOL ALMAKTADIR.

62 BİRLİKTE YAŞAMAK İÇİN ŞEYTANDAN UZAK DURMALI İNSANYüce Allah, insanoğlunu barışa, selamete, barış yurduna davet ediyor. يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا ادْخُلُوا فِى السِّلْمِ كَافَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌ “Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.” ( )

63 BİNANIN YAPI TAŞLARI GİBİ BİRBİRİNE TUTUNMALIDIR.المُؤمِنُ لِلمؤمنِ كَالبُنْيَان يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضاً “Mü’minin mü’mine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.” (Nesâî, Zekât 66)

64 bir vücuda benzerler. MÜSLÜMANLAR TEK VUCUT OLMALIDIR.Bir vücudun azaları gibi bütünlük arz eden toplumlar, birlikler her zaman dirlik içerisinde olmuşlardır. مَثَلُ المُؤْمِنِينَ في تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعاطُفِهِمْ مَثَلُ الجَسَدِ إذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالحُمَّى. “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” ( Buhârî, Edeb 27)

65 SEN AYNA GİBİ OLMALISIN onda bir rahatsızlık görürseإنَّ أحَدَكُمْ مِرْآةُ أخِيهِ، فإن رَأى بِهِ أذَى فَلْيُمِطْهُ عَنْهُ. “…Her biriniz, kardeşinin aynasıdır, onda bir rahatsızlık görürse bunu ondan izale etsin.” (Müslim, İman 95)

66 BİRLİĞİMİZİ SAĞLAMAK İÇİN İNSANLIĞIN HAYRINI İSTEMELİYİZBirbirimizi uyarmak, eksikliklerimizi tamamlamak, kol kanat germek, birbirimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek ilahi bir emirdir. وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (3/Ali İmran104 )

67 kendisi için arzu edip istediği şeyi,KENDİMİZ İÇİN İSTEDİĞİMİZİ… « لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ » “Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz. (imanın tadına eremez)” (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72)

68 BEN KİMİM? ÖNCE BEN, GÜVEN VERİYOR MUYUM? BANA GÜVENİYORLAR MI?

69 KENDİMİZDEN BAŞLAYALIMBaşkalarına Zararım Dokunmayacak Ülfet Ve Muhabbet Duyulanlardan Olacağım Bana Güvenenlere Kol Kanat Gereceğim İsar Ahlakını Benimseyeceğim Bir Ayna Olacağım Beni Öldürmeye Gelenler Bende Dirilecekler Hoş Görüp Affetmesini Bileceğim Güler Yüzlü, Güzel Sözlü Olacağım

70 hayır yoktur.” KENDİMİZDEN BAŞLAYALIMاَلْمُؤمِنُ مَاْلَفٌ وَلَا خَيْرَ فِيمَنْ لَا يَأْلَفُ وَلَايُأْلَفُ “Mümin cana yakındır. (İnsanlarla) yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.” (İbn Hanbel 2/40)

71 Din emniyeti olmazsa can emniyeti de olmaz, nesil emniyeti de olmaz, mal emniyeti de olmaz, akıl emniyeti de olmaz. GİTTİĞİMİZ YOL/TAKİP ETTİĞİMİZ/ÖRNEK ALDIĞIMIZ KİŞİ GÜVENLİ OLMAYABİLİR

72 “GÜVEN Mİ? GÜVENLİK Mİ”

73 Hepimiz Ahiret Günü kendi çektiğimiz belgesel filmi izleyeceğiz“GÜVEN Mİ? GÜVENLİK Mİ” KEŞKE MOBESE Kameraları veya Radardan korktuğumuz kadar Her an bizi görüp Gözetleyen Rabbimizden Korksaydık UNUTMAYIN Hepimiz Ahiret Günü kendi çektiğimiz belgesel filmi izleyeceğiz

74 “GÜVEN Mİ? GÜVENLİK Mİ” Sınırlara güven­lik duvarları örülmekte;sokaklar, caddeler, işyerleri, alışveriş merkezleri, hava alanları kameralarla gözetlenmektedir. Olağanüstü güvenlik önlemleri alınmasına rağmen, kuşku, korku ve tedirginlik hâli giderilememektedir.

75 Dürüst ve doğru ol/sadakat göster“GÜVEN TOPLUMU İÇİN” Sevgi göster Saygı duy Samimi Ol Selam ver Güven ver Hoş gör/Merhamet et Dürüst ve doğru ol/sadakat göster Ahde Vefa Göster Adil davran

76 Sağ gözümüzün sol gözümüze güvendiği kadar birbirimize güvensek“GÜVENELİM” Sağ gözümüzün sol gözümüze güvendiği kadar birbirimize güvensek

77 YARATAN HATRINA GÜVEN VERELİMHER CANA VE CANLIYA YARATAN HATRINA GÜVEN VERELİM

78 "Toplumun/Bireyin Güvenini Sarsmak Kalp Kırılması gibidir."TAMİRİ ZORDUR

79 HAYAT NE KADAR KARMAŞIK OLURSA OLSUNSONUÇ: YAŞAMAYA DEĞER

80 GÜVEN TOPLUMUNU OLUŞTURACAK SİZSİNİZ SİZ, GÜVEN VERECEKSİNİZ SİZ, GÜVENİLEN ADAM OLACAKSINIZ